Eastern Mediterranean University Open Journal Systems (OJS)
Not a member yet
    216 research outputs found

    Hukuk Mesleklerinde Kadınlar

    No full text
    Kitap, Hacettepe Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi bilim dalında bir doktora tezi olarak hazırlanmış ve 2018 yılında Yetkin Yayınları tarafından basılmıştır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansıması olarak profesyonel mesleklerde kadın temsilindeki eşitsizliğin hukuk mesleklerinde de görüldüğü, hukuk uygulayıcılarının cinsiyeti bakımından temsilde adaletsizliğin olduğu ve bu adaletsiz durumun cinsiyetçi önyargılar temeline dayandığı argümanıyla bu eserde Türkiye’deki hukukçu kadınların hukuk mesleklerindeki temsili analiz edilmiştir.Kitap, Hacettepe Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi bilim dalında bir doktora tezi olarak hazırlanmış ve 2018 yılında Yetkin Yayınları tarafından basılmıştır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansıması olarak profesyonel mesleklerde kadın temsilindeki eşitsizliğin hukuk mesleklerinde de görüldüğü, hukuk uygulayıcılarının cinsiyeti bakımından temsilde adaletsizliğin olduğu ve bu adaletsiz durumun cinsiyetçi önyargılar temeline dayandığı argümanıyla bu eserde Türkiye’deki hukukçu kadınların hukuk mesleklerindeki temsili analiz edilmiştir

    Misplaced Women?

    No full text
    Misplaced Women? is an ongoing interdisciplinary art project (2009-2017) by Tanja Ostojić that has been conceived as both an internet—platform and a real platform organized in public spaces in the cities across the globe to discuss the issues of migration, displacement, security, privacy, and exposure. It is manifested in a series of performances by the author herself, as well as delegated performances, individual or group performances predominantly by women, and performance workshops conducted by Tanja Ostojić herself. Essentially, the performance score might include unpacking, rummaging and detailed searching of the entire content, pockets, purses, wallets, personal suitcases and bags on sites that are relevant to migration, such as airports, train stations, Western Union Money Transfer services, police stations for foreigners who want to obtain residence permits, etc. Participants performing at authentic locations might repeat similar actions that build upon the basic proposal of the Misplaced Women? concept, i.e. they deal with positions andexperiences of people in transit, migration, and exile.Misplaced Women? is an ongoing interdisciplinary art project (2009-2017) by Tanja Ostojić that has been conceived as both an internet—platform and a real platform organized in public spaces in the cities across the globe to discuss the issues of migration, displacement, security, privacy, and exposure. It is manifested in a series of performances by the author herself, as well as delegated performances, individual or group performances predominantly by women, and performance workshops conducted by Tanja Ostojić herself. Essentially, the performance score might include unpacking, rummaging and detailed searching of the entire content, pockets, purses, wallets, personal suitcases and bags on sites that are relevant to migration, such as airports, train stations, Western Union Money Transfer services, police stations for foreigners who want to obtain residence permits, etc. Participants performing at authentic locations might repeat similar actions that build upon the basic proposal of the Misplaced Women? concept, i.e. they deal with positions andexperiences of people in transit, migration, and exile

    Rumeli’de Kadınların Çalışma Hayatındaki Yeri: Klasik Dönemden Modern Döneme

    No full text
    Ottoman women’s positon in social life has been studied much more compared to their position in economic life. However, being able to put forth the changing position of women during the transition from the classical period to the modern period chiefly with the help of comparative history method will be better understood by approaching together with social and economic transitions. The purpose of this study is to explain how the position of the women in Ottoman Rumelia, an important part of Ottoman Empire since her foundation, changed from the classical period to the modern period. Being able to state the changing position of women in Ottoman Rumelia will shed light for a part of Ottoman modernization reverberated in social life. In Rumelia, as throughout the empire territory, women’s positions are dissimilar in rural and urban areas. In the classical period, agriculture and livestock\u27s being prominent added to women’s position. Social life of women living in the countryside was freer and their family position was strong due to their contribution to economic life. In the urban, on the other hand, women\u27s life standards were better and they had more social opportunities. However, the possibility of a woman living in urban to find a job was lower compared to a woman living in the countryside. With the advancements of 19th century, the general position of Rumelian women also changed. Especially, urban women’s economic opportunities increased. Increased factory production in Rumelia, economic developments and male labour force\u27s less contribution to the production due to wars provided women to take an active role in economic life. Women’s social position prospered as they became economically stronger.Osmanlı kadınının sosyal hayat içindeki yeri ekonomik hayattakine kıyasla daha fazla incelenmiştir. Ancak klasik dönemden modern döneme geçişte kadının farklılaşan konumunu özellikle de karşılaştırmalı yöntem aracılığıyla ortaya koyabilmek, sosyal ve ekonomik değişimlerin birlikte düşünülmesi ile daha net anlaşılacaktır. Bu çalışmanın amacı; Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluştan itibaren önemli bir parçası olan Rumeli’de kadınların konumunun klasik dönemden modern döneme nasıl değiştiğini incelemektir. Rumeli’de kadının konumundaki değişimi ortaya koyabilmek; Osmanlı modernleşmesinin sosyal hayata yansımasına Rumeli özelinde ışık tutmuş olacaktır. Rumeli’de de imparatorluğun genelinde olduğu gibi kadının yaşamdaki konumu; kırsal ve kentsel olarak farklılaşmaktadır. Klasik dönemde kırsal yaşamda tarım ve hayvancılığın öne çıkması kadının yerini önemli kılmaktaydı. Kırsal bölgede yaşayan kadının sosyal yaşamı daha özgür ve ekonomik hayata katkısından dolayı da aile içindeki konumu güçlüdür. Kentlerde ise kadınların yaşam standartları daha iyi ve sosyal imkânları fazlaydı. Ancak kentlerde çalışmak zorunda olan bir kadının iş bulma olanağı, kırsalda yaşayan kadına göre daha zordu. 19.yüzyıl gelişmeleri ile birlikte Rumeli kadınının genel konumu da değişti. Özellikle kentli kadınların ekonomik imkânları arttı. Rumeli’de artan fabrika üretimi, ekonomik gelişmeler ve savaşlar nedeniyle erkek işgücünün üretime daha az katkı sağlaması, kadınların ekonomik hayat içinde daha fazla etkin rol almalarını sağladı. Ekonomik olarak güçlenen kadınların sosyal konumu da iyileşti

    İkili Olmayan Cinsel Kimliklerin Çağdaş Sanat Pratiğinde İfadesi

    No full text
    Postfeminist theorists and artists aim at deconstructing the limits of sexual identity produced by the Powers and the cultural norms as an integrity of masculine and feminine. The Works and the performances of contemporary artists make visible the real queer life as well as the investigations of philosophy, psychoanalysis and cultural discussions. They unmask the matters of bodies and show how sexual differences are naturally possible. The actions of these artists aim to surpass the hierarcies that regard them as abnormal politically and call for a new social environment. In this article, the Works of contemporary art and performances have been interpreted in relation to the postfeminist theories, artists talks and texts. In the section of Psychoanalysis, Poststructuralism and Sexual Identities in Contemporary Art, Derrida’s concept of ‘différance’, Freud and Lacan’s sexual identiy research are included, and also the contemporary art has been approached with respect to its contribution to sexual identity difference. In the section of The Signs of Performative Body: Undesired Gender, Lazlo Pearlman’s unexpected body performance, Tai Lin’s painting aiming at establishing emonational connection with the viewers, Taner Ceylan’s painting explaining two souls looking inside and outside and the gay couple Elmgreen and Dragset’s work that depicts gays as ordinary people have been interpreted based on Judith Butler’s performative body theory. In the section of Examples of Contemporary Art on Transformation of The Codes Related the Body, Nina Arsenault’s body transformation from man to woman by several operations, David LaChapelle’s manipulation in which he added a penis to the woman looking like a Venus with photoshop, Marc Quinn’s sculpture of Thomas Beatie who decided to be pregnant after her sex change operation and JEB (Joan Elizabeth Biren)’s photography shows two lesbians investigating each other’s bodies have been discussed in accordance with Foucault’s view which defends ...Postfeminist kuramcılar ve sanatçılar, iktidar ve kültürel normlar tarafından birbirlerini tamamlamaları için üretilen eril ve dişil cinsel kimliklerin sınırlarını yapı söküme uğratmayı amaçlar. Çağdaş sanatçıların çalışmaları ve performansları, felsefi, psikanaliz araştırmaları ve kültürel tartışmaları olduğu kadar queer yaşamın gerçeklerini de görselleştirir. Bedenlerinin maskesini indirir ve cinsel farklılıklarının doğal olarak mümkün olabileceğini gösterir. Bu sanatçıların eylemleri, onları politik olarak anormal kabul eden hiyerarşileri altüst etmek ve yeni bir sosyal ortam çağrısında bulunmaktır. Bu çalışmada yer alan çağdaş sanat çalışmaları ve performanslar, postfeminist teoriler, sanatçı konuşmaları ve metinleriyle ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Psikanaliz, Postyapısalcılık ve Çağdaş Sanatta Cinsel Kimlikler bölümünde, Derrida’nın ‘différance’ kavramına, Freud ve Lacan’ın cinsel kimlik araştırmalarına yer verilmiş, ve aynı zamanda çağdaş sanatın cinsel kimlik ayrımlarına sağlayacağı katkı ele alınmıştır. “Performatif Beden: İçselleştirilemeyen Toplumsal Cinsiyet Göstergeleri” bölümünde, Lazlo Pearlman’ın beklenmedik beden performansı, Tai Lin’in izleyicide duygusal bağ kurmayı amaçlayan resmi, Taner Ceylan’ın aynı anda içe ve dış dünyaya bakan iki ruhu anlatan resmi ve eşcinsel çift olan Elmgreen ve Dragset’in eşcinselleri sıradan insanlar gibi gösteren çalışması Judith Butler’ın performatif beden kuramı referans alınarak yorumlanmıştır. Bedene İlişkin Kodların Dönüştürüldüğü Çağdaş Sanat Örnekleri bölümünde, Nina Arsenault’un bir dizi operasyonla erkeklikten kadınlığa bedensel dönüşümü, David LaChapelle’in Venüs’e benzeyen kadına penis eklediği manipülasyonu, Marc Quinn’in cinsiyet değişikliği operasyonundan sonra hamile olmaya karar veren Thomas Beatie heykeli, Foucault’nun bireyin bedenini dönüştürme hakkı bulunduğuna dair görüşü kapsamında tartışılmıştır. Queer Terimi Odaklı Çağdaş Sanat Çalışmaları bölümünde, Butler ve Marinucci’nin bu terim ile ilgili görüşleri ele alınırken, aynı zamanda Nan Goldin, Del LaGrace Volcano, Sergio Zevallos ve Karolina Bregula’nın çalışmaları yorumlanmıştır. Çalışmaları ve performanslarıyla, Nan Goldin üçüncü bir cinsiyet isterken, Del LaGrace Volcano queer bedeni kendi imkânsızlıkları içinde açıklamaya çalışır, Sergio Zevallos queer bedenlerin ıstıraplarını gösterirken, Karolina Bregula insanların queer bedenlere alışmasını arzulamaktadır

    Kırsal İşlerin Kadınlaşması ve Genç Kadınların Güçlenmesi/ Güçsüzleşmesi: Türkiye Batı Karadeniz Bölgesi Dağ Köyleri Vaka Çalışması

    No full text
    In this paper, we examine the process of feminisation of rural work in a case study of women’s employment at a seafood-processing factory in Western Black Sea Turkey. We explore the significance of women’s nonfarm employment to their household economy and how intra-household relations are affected when women participate in paid work. In order to understand the household characteristics and dynamics in relation to the work status of female household members, mixed methods were used for data collection – semi-structured interviews with 218 women and in-depth interviews with 27 women. The data indicate the significance of women’s paid work to rural household economy and also how the paid work has transformed the father-daughter relationship in particular. Recent rural transformation in the context of neoliberal agricultural policy, agricultural decline, and out-migration increased women’s workload. Today, rural household heavily depends on unmarried daughter’s labour regardless of her work status. Daughter’s participation in paid work however makes her labour visible and considerably undermines the authority of father who had already lost control over son’s labour. Yet we contend that daughter’s labour may be liberated from a traditional form of patriarchy; her participation into labour market results in an integration into not only market economy but also a modern form of patriarchy.Bu çalışmada, Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki kırsal kadının istihdam edildiği deniz ürünü işleme fabrikasında yürütülmüş bir vaka çalışması üzerinden kırsal emeğin kadınlaşması süreci irdelendi. Araştırmada, kadının tarım dışı istihdama katılımının hane ekonomisine katkısı ve bu katkının hane içi ilişkileri nasıl etkilediği sorgulandı. Devingen hane halkı özelliklerinin kadınların çalışmalarıyla nasıl dönüştüğünü anlamak için 218 kırsal kadınla yarı yapılandırılmış ve 27 kadınla derinlemesine mülakatlar gerçekleştirildi. Bulgular, neoliberal tarım politikaları kapsamında yaşanan kırsal dönüşümün tarımı önemsizleştirdiğini, kırdan kente göçü tetiklediğini ve tüm bu yapısal değişimler sonucunda kırsal kadının ev içi ve ev dışı işgücünün arttığını yansıttı. Kadın istihdamının kırsal hane ekonomisine önemli gelir sağlaması ve ücretli emeğin “baba -kız çocuk” ilişkisini dönüştürmesi ise diğer önemli bulgulardı. Araştırma, yoksul kırsal hanelerin genç kız emeğine bağımlı hale geldiğini gösterdi. Ancak, kızların ücretli emek sürecine katılması onların emeklerinin görünürleşmesi ve hanede göreceli olarak erkek çocuk emeği üzerindeki kontrolü kaybeden babanın otoritesinin de zayıflaması anlamına geliyordu. Hatta bu durum ataerkilliğin geleneksel biçimini kaybettiğini; ancak hanedeki genç kızların ucuz işgücüne katılmalarıyla ataerkilliğin yeni bir form aldığını yansıtıyordu

    Kadınların Kariyer Gelişimi İçin Stratejiler: Özel Sektörde Çalışan Kadınlar Üzerine Bir Araştırma

    No full text
    Gender inequality creates career barriers for women to be in senior management positions in corporations such as glass ceiling, glass cliff, glass elevator, glass labyrinth, double bind, and tokenism. For being promoted to senior management positions, women develop strategies that will enable them to overcome these invisible obstacles. The aim of this study is to explain which strategies are more important for women\u27s career development. The study was designed as explanatory method. The data collection technique is questionnaire. The data will be collected through a 15-question scale for three subscales developed by Chen (2005) and adapted by Yogun Ercen (2008) and 3 questions for one subscale added by the authors. 77 female employees in Kars and Erzurum who have been promoted at least once in the private sector (telecommunication) will be reached through convenience sampling. As a result of the research, it emerged from those career development strategies such as education and training, networking, career tracking, mentoring, demonstration higher performance and waiving from personal life only the ‘career tracking’ strategy affected positively and significantly the promotion of women.Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, şirketlerde kadınların üst kademe yönetim pozisyonlarına çıkmasında cam tavan, cam uçurum, cam asansör, cam labirent, çifte açmaz ve göstermecilik gibi kariyer engellerini yaratmaktadır. Kadınların, üst kademe yönetim pozisyonlarına yükselebilmeleri için, bu görünmeyen engelleri aşmalarını sağlayacak stratejiler geliştirdikleri saptanmıştır. Bu araştırmanın amacı, kadınların kariyer gelişimi için hangi stratejilerin (cam tavanı aşma stratejileri) daha önemli olduğunu açıklamaktır. Araştırma neden sonuç ilişkisi (açıklayıcı) şeklinde tasarlanmıştır. Veri toplama tekniği ankettir. Chen (2005) tarafından geliştirilen ve Yoğun-Erçen (2008) tarafından uyarlanan beş boyuta ait 15 soruluk kariyer gelişimi ölçeği ile yazarlar tarafından ilave edilen bir boyuta ait 3 soru yoluyla veriler toplanmıştır. Terfi etme düzeyi ise terfi etme sayısı ile ölçülmüştür. Kolayda örnekleme yoluyla Kars ve Erzurum ilinde özel sektörde (telekomünikasyon) en az bir kez terfi alan 77 kadın çalışana ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda genel ve mesleki eğitim alma, sosyal ilişkiler geliştirme, kariyer programlarına katılma, mentörden yardım alma, yüksek performans sergileme ve kişisel yaşamdan feragat etme şeklindeki kariyer geliştirme stratejilerinden sadece “kariyer programlarına katılma” stratejisinin kadınların terfi etmesini pozitif yönde ve anlamlı olarak etkilediği ortaya çıkmıştır

    Neoliberal Kentleşme Kıskacında Yoksul Kadınlar

    No full text
    Neoliberal ideology and its profit-driven policies have rapidly gained worldwide popularity in urbanization process since 1970s. Especially in the global south, it is argued that slum renewal projects—as an engine of neoliberal capital accumulation—were constructed through gendered discourses which also relied on women’s capacity for the material and social welfare of the family and community. From this point, some feminists warn about the danger of producing neoconservative lifestyle for women via neoliberalism and its liberal gender mainstreaming policies which is called ‘new patriarchal reforms’. Turkish urban areas are no exception of this process. Especially after new regulations for urban transformation and decentralisation in 2000s, the rent-seeking slum renewal projects in the city centers based on women participation for developing informal solidarity and sustainability of the development are co-implemented by TOKI (Housing Development Administration) and the municipalities. Thus, I argue that there is a strong connection between the ‘gender specific characteristics of decentralization’ and the slum renewal projects in which many paradoxes have arised between the policy discourse and the daily life of women within the context of women civil rights. As a matter of fact, daily life experiences of poor women in Ankara-Aktaş district have showed that urbanization process has been shaped by patriarchal assumptions about citizenship, identity and needs which is paradoxically deepening gender inequalities. In this study, the paradoxes between slum renewal policy discourses and transformation of women daily lives which make the process \u27impossible’ are discussed with respect to feminist ethnographic field study implemented in Ankara-Aktaş district (Altındağ) between January 2012-March 2013. Consequently, statements of poor women provide us significant information about paradoxical nature of neoliberal urbanization and the ideal urban structure based on gender equality. Neoliberal ideoloji ve içerdiği kâr odaklı politikalar, 1970’lerden bu yana kentleşme süreçlerini belirlemeye başlamıştır. Bu çerçevede küresel güney olarak kabul edilen ülkelerde neoliberal sermaye birikiminin motoru olarak kent içi yoksul alanlara yönelen dönüşüm projeleri, aile ve topluluk refahı için vazgeçilmez olan kadın kapasitesine odaklanarak toplumsal cinsiyete dayalı bir söylemi temele almaktadır. Bu noktadan hareketle, kimi feministler, neoliberalizm ve temele aldığı ana akım toplumsal cinsiyet politikalarının, kadınlar için ‘yeni ataerkil reformlar’ olarak işleyerek muhafazakâr bir yaşam tarzı üretilebileceğine dikkat çekmektedir. Türkiye kentleri de bu süreçten bağımsız değildir. Özellikle 2000’lerde kentsel dönüşüm ve yerelleşmeyi temele alan yeni yasal düzenlemelerin ortaya çıkmasıyla, kent merkezlerindeki yoksul alanlara yönelen kâr odaklı kentleşme projeleri, TOKİ ve belediyeler işbirliğiyle, sürdürülebilir kalkınma ve informel dayanışmayı sağlamak amacıyla kadın katılımını temele alarak gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, ben ‘yerelleşmenin toplumsal cinsiyete dayalı karakteri’ ile yoksul alanlara yönelen kentsel dönüşüm projeleri arasında güçlü bir bağlantı olduğunu ancak bu bağlantının politik söylem ve kadınların gündelik yaşamı arasında kadınların yurttaşlık hakları açısından birçok çelişkiye neden olduğunu iddia ediyorum. Nitekim Ankara-Aktaş mahallesindeki yoksul kadınların gündelik yaşam deneyimleri de, kentleşme sürecinin söylemle çelişkili bir şekilde yurttaşlık, kimlik ve ihtiyaçlarla ilgili ataerkil varsayımlarla şekillendiğini ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirdiğini göstermektedir. Bu çalışmada, kent içi yoksul alanların dönüşümüne odaklanan politik söylem ile bu süreci ‘imkânsız’ kılan kadınların gündelik yaşamındaki dönüşüm arasındaki çelişkiler, Ocak 2012-Mart 2013 tarihleri arasında Ankara’nın Aktaş mahallesinde (Altındağ) feminist etnografiye dayalı alan araştırması sonuçlarına dayanarak tartışılmaktadır. Sonuç olarak, yoksul kadınların anlatımları, bize, neoliberal kentleşme sürecinin çelişkili doğasına ve toplumsal cinsiyet eşitliğini temele alan bir kent yapısının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler vermektedir.&nbsp

    ‘Tıbbi’ Doğuma Karşı ‘Doğal’ Doğum: Okuyucu Yorumlarında Sezaryen Tartışmaları

    No full text
    Both governments and public health organizations consider the ever-increasing rates of C-section, which is one of the tangible implementations of medicalization of reproductive systems of women, as a serious problem. Turkey has one of the world’s highest cesarean rates and the rapid increase of cesarean delivery has been a basis for justification of law amendment. The limitation of elective C-section, however, has led to controversy. In this paper readers’ comments to news about statements made by government officials that cesarean delivery without medical reason should be limited and discussions about this regulation are analyzed. By examining the readers’ comments, this study aims to reveal how commentators comprehend the medicalization of childbirth, how they signify medical interventions and establish dichotomies between normal and medical, natural and cultural. For this purpose, all comments published in the web site of Hürriyet newspaper, starting from 25 May 2012 to the end of the year, are analyzed.Kadınların üreme süreçlerinin tıbbileştirilmesinin en somut uygulamalarından biri olan sezaryenle doğumun dünyanın önemli bir bölümünde hızla artışı, hem hükümetler hem de kamu sağlığıyla ilgili kurumlar ve örgütlerin gündeminde ciddi bir sorun olarak yer almaktadır. Türkiye’de de sezaryenle doğumun hızlı artışı bu konuda yapılan yasal düzenlemenin meşrulaştırılmasında bir dayanak olmuş, ancak tıbbi zorunluluk halleri dışında sezaryenin sınırlandırılması tartışmalara yol açmıştır. Sezaryen meselesini Türkiye bağlamında problematik hale getiren, ikinci dalga feministler tarafından kadınların bedenlerini denetlemeye yol açan bir uygulama olarak kavramsallaştırılan sezaryenin, yine esas hedefi kadınların bedenlerinin araçsallaştırılması olan bir politik strateji sonucu sınırlandırılmasıdır. Bu çalışmada, 2012 yılının Mayıs ayında sezaryenin sınırlandırılacağına dair yapılan açıklamalar ve ardından yapılan yasal düzenleme etrafında gerçekleşen tartışmalar gazete okuyucu yorum köşeleri temelinde çözümlenmektedir. Konuyla ilgili haberlere yapılan yorumların çözümlenmesiyle, okurların doğumun tıbbileştirilmesini nasıl kavradığı, tıbbi müdahaleyi nasıl anlamlandırdığı, normal-tıbbi, doğal-kültürel dikotomilerini nasıl kurdukları ortaya konmaya çalışılmaktadır. Bu doğrultuda, Hürriyet gazetesinin internet sitesinde 25 Mayıs 2012 tarihinden başlayarak yılsonuna kadar yayımlanan ilgili haberlere okuyucuların yaptıkları yorumlar çözümlenmiştir.&nbsp

    Neoliberal Ahlak ve Yoksulluk Kıskacında Batmanlı Kadınların Mikrokredi Deneyimleri

    No full text
    This study intends to narrate the life conditions of the poor women members of the Turkish Grameen Microfinance Program (TGMP) in Batman along with their experiences with indebtedness and their views on the program. It will also give information on how the women spend the credits they receive with a focus on whether or not the microcredit program of the TGMP enables women to establish small businesses from which they can earn income. The findings of the qualitative research carried out with a small group of women show that we need to question why the microcredit programs are becoming more widespread both in practice and in the development discourse in Turkey as well as all over the globe in the past fifteen years. The expansion of the microfinance sector and the related support that these programs receive from many different states, including Turkey, and international organizations should be regarded as one of the consequences of the fact that today capitalism can only be sustained through financial expansion. The microcredit programs, most of which hold the claim to struggle with poverty, actually fit in very well with the neoliberal governance strategies that embrace the view that states should be rid of most of the responsibilities they used to carry for the welfare of their people. The research that is based on qualitative interviews with women who use microcredit in Batman has given us the opportunity to reflect on how the state has been transforming in the neoliberal era. It has also led us to see what kind of roles and functions are regarded as appropriate for women in this transformation of not only the economy but also the state and its governance strategies. Bu çalışma, Batman’da Türkiye Grameen Mikrofinans Programı’na katılan kadınların kredileri ne amaçla kullandıkları bilgisinin yanı sıra onların program hakkındaki görüşlerini, borçluluk deneyimlerini ve yaşam koşullarını kadınların ağzından aktaracaktır. Küçük bir grup kadınla yapılan niteliksel bir araştırmaya dayanan çalışmanın ortaya çıkardığı bulgular, 2000’li yıllarda dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaşan mikrokredi programlarının gerek söylemsel olarak gerekse de uygulamada neden bu kadar önem kazandığının sorgulanması gerektiğine işaret etmiştir. Mikrokredi programlarının bir parçası olduğu mikrofinans sektörünün büyümesi ve Türkiye’nin de arasında olduğu birçok devlet ve uluslararası kuruluş tarafından bizzat desteklenmesi kapitalizmin bugün ancak finansal genişleme yoluyla varlığını sürdürebiliyor olması ile yakından ilgilidir. Çoğu kere yoksullukla mücadele amacını güttüğünü iddia eden mikrokredi programları ayrıca devletlerin halklarına karşı sahip oldukları birçok yükümlülükten sıyrılmalarını öngören neoliberal yönetim mantığı ile de iyi bir uyum içerisindedir. Batman’da mikrokredi kullanan kadınlarla yapılan görüşmelere dayanan bu araştırma neoliberalizmle birlikte devletin nasıl dönüştüğü üzerine düşünmemize imkân tanımış ve devletin, ekonominin ve yönetim mantığının değiştiği bu dönüşümde kadınlara ne tür rol ve fonksiyonlar biçildiğini daha açık bir şekilde görmemizi sağlamıştır.&nbsp

    Neoliberalizm, Avukatlık Mesleğinin Dönüşümü ve Kadın Avukatlar

    No full text
    The transformation created by the neoliberal policies has also affected the field of law and changed the way the law profession is practiced. By implications, neoliberalism brought in a new type of attorneyship that could meet the expectations and fulfill the requirements of international companies with regard to the novel and complex legal issues. The distinguishing characteristic of these law firms which are established to meet such needs is that these firms employ well educated, multilingual young attorneys in order to address the companies’ diverse set of legal matters. Given the fact that it is tempting to work for these firms with all their career and six-figure income opportunities, it, however creates a new style of attorneyship that has weak ties with the courthouse—also based on specialized attorneys dealing only with certain instances of a given case. The focus of our article will be on the women attorneys who are working in such law firms, and having acquired the qualifications mentioned above. The reflections of the factors—competition, alienation, pecking order—on the lives of women are evaluated within the context of interviews made whether it concerns their lives in or out of the office. In this sense, a vast array of sexist applications starting from the job interview until the dismissal at these law firms are the extensions of the patriarchal structure inherent to the justice system.. Hence, the division of domestic labor and the related experiences of women attorneys with respectable salaries and careers are discussed in the scope of the interviews. Neoliberal politikaların yarattığı dönüşüm hukuk alanına da yansımış ve avukatlık mesleğinin yapılış biçimini değiştirmiştir. Neoliberalizm ile birlikte ortaya çıkan yeni ve karmaşık hukuki sorunların çözümü konusunda uluslararası şirketlerin taleplerine ve beklentilerine cevap verebilecek yeni bir avukatlık yapılanmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu ihtiyaca cevap vermek üzere kurulan büroların ayırt edici özelliği ise şirketlerin farklı alanlardaki hukuki sorunlarına çözüm üretebilmek amacıyla iyi eğitimden geçmiş, birden çok yabancı dile hakim, genç avukatları istihdam etmesidir. Bu bürolarda çalışmak, yüksek maaş ve kariyer imkanları sebebiyle cezbedici olmakla beraber adliyelerle ilişkisi sınırlı, sadece belli alanlarda uzmanlaşmış, dava dosyalarının yalnızca belirli aşamalarıyla ilgilenen yeni bir avukatlık biçiminin doğmasına neden olmaktadır. Çalışmamızın ana eksenini ise ülkemizde faaliyet gösteren bu tür bürolarda çalışan ve yukarıda anılan özellikleri haiz kadın avukatlar oluşturmaktadır. Bahsi geçen büroların çalışma koşullarına içkin olan ve neoliberalizm ile güçlenen rekabet, yabancılaşma, kademelenme gibi unsurların iş yerinde ve iş dışında kadınların yaşamlarına ne şekilde yansıdığı yapılan görüşmeler kapsamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, adalet sisteminin taşıdığı eril yapının devamı olan bu tür bürolarda, kadın avukatların iş görüşmelerinden işten çıkarılmaya dek maruz kaldıkları cinsiyetçi uygulamalara yer verilmiştir. Ücret ve kariyer bakımından iyi bir statüde bulunan kadın avukatların ev içi işbölümünde yaşadıkları deneyimler yapılan görüşmeler çerçevesinde ele alınmıştır.&nbsp

    0

    full texts

    216

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Eastern Mediterranean University Open Journal Systems (OJS)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇