Oku Okut Derneği

Tetkik
Not a member yet
    37 research outputs found

    Hümanist Yahudiliğin Temel İlkeleri

    Get PDF
    Considered one of the Contemporary Jewish denominations by the North American Jewish Federations, Humanist Judaism was founded in the United States in 1963 under the leadership of Rabbi Sherwin Theodore Wine (d. 2007). Sherwin Wine passed through the education of Conservative Judaism in her childhood and Reformist Judaism in her youth. However, towards the end of his youth, there were some breaks in his vision of God. These breaks; The demonstrability of God has been realized as to whether a consistent definition of God can be made. Wine, who has a positivist thought, explained her views on this subject with the concept of ignostism. In Ignostic thinking, which first emerged with Wine, it is prioritized to make a consistent definition in a scientific framework by subjecting the arguments to the method of experimentation and observation in order for an argument to be sound. It is somewhat difficult to make such an examination in the conception of God, since it addresses the metaphysical realm. In this respect, it is unnecessary to talk about God, since, according to Humanist Judaism, a consistent definition of God that satisfies reason and logic cannot be made. “God exists.” or “There is no God.” Humanist Judaism, refraining from using such an expression, only says, "We don't know anything about God." enough to say. The idea of Godless Judaism, which parallels the gnostic thought, forms the basic doctrines of humanist Judaism. As a matter of fact, Humanist Jews think that Judaism is not based on a divine origin. Accordingly, elements such as common Jewish history, culture, consciousness and self are placed at the center of religion rather than religious sensitivities. The ignostic point of view, which manifests itself with the imagination of God in humanist Judaism, has an intense effect in both metaphysical, ontological and practical fields. As a matter of fact, Humanistic Judaism is located on a plane far from the line of Traditional Judaism on issues such as Jewish identity, prophecy, scripture, creation, and death. These views adopted by the sect have been criticized by various Jewish communities, and members of this sect are, atheists, agnostics, etc., has been accused. The study examined the doctrines adopted by Humanist Judaism and the reflections of these doctrines in the metaphysical field. In addition, to explore Humanist Judaism, which has emerged recently, from a closer perspective, after the necessary literature review, structures such as IISHJ, SHJ, HuJews, and Sunday Schools established within the sect, and the studies of these organizations are presented to the reader. The study examines the fundamental doctrines of Humanist Judaism and the thoughts and concepts that lay the groundwork for these doctrines from a closer perspective. * This article is the revised and developed version of the unpublished conference presentation entitled “A Study of Humanistic Judaism”, orally delivered at the 2nd Turkish Symposium of Social Sciences.Kuzey Amerika Yahudi Federasyonları tarafından Çağdaş Yahudi mezheplerinden biri olarak kabul edilen Hümanist Yahudilik, 1963 yılında Rabbi Sherwin Theodore Wine’ın (öl. 2007) öncülüğünde Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulmuştur. Sherwin Wine, çocukluk döneminde Muhafazâkar Yahudiliğin, gençlik döneminde ise Reformist Yahudiliğin tedrisatından geçmiştir. Fakat gençlik döneminin sonlarına doğru sahip olduğu Tanrı tasavvurunda birtakım kırılmalar meydana gelmiştir. Bu kırılmalar; Tanrı’nın ispatlanabilirliği, tutarlı bir Tanrı tanımının yapılıp yapılamayacağı hususunda gerçekleşmiştir. Pozitivist bir düşünceye sahip olan Wine, bu konu ile ilgili görüşlerini ignostisizm kavramı ile açıklamıştır. İlk defa Wine ile ortaya çıkan ignostik düşüncede, bir argümanın sağlam olabilmesi için söz konusu argümanların deney ve gözlem yöntemine tabi tutulup bilimsel çerçevede tutarlı bir tanımının yapılması öncelenir. Metafiziksel alana hitap etmesi sebebiyle Tanrı tasavvurunda böyle bir inceleme yapmak haliyle biraz güçtür. Bu minvalde Hümanist Yahudiliğe göre tutarlı, aklı ve mantığı tatmin eden bir Tanrı tanımı yapılamadığı için Tanrı hakkında konuşmak gereksizdir. “Tanrı vardır.” ya da “Tanrı yoktur.” kabilinde bir ifade kullanmaktan çekinen Hümanist Yahudilik, bu konu hakkında yalnızca “Tanrı ile ilgili bir şey bilmiyoruz.” demekle yetinir. Hümanist Yahudiliğin temel doktrinlerini ignostik düşünce ile paralellik arz eden Tanrısız Yahudilik düşüncesi oluşturur. Nitekim Hümanist Yahudiler, Yahudiliğin ilahi bir kökene dayanmadığını düşünür.  Buna göre dinin merkezine dini hassasiyetlerden ziyade ortak Yahudi tarihi, kültürü, şuuru ve benliği gibi unsurlar yerleştirilir. Hümanist Yahudilikte Tanrı tasavvuru ile kendini gösteren ignostik bakış açısı, gerek metafizik, gerek ontolojik, gerekse pratik alanlarda yoğun bir şekilde etkisini göstermektedir. Nitekim Hümanist Yahudilik, Yahudi kimliği, peygamberlik, kutsal metin, yaratılış ve ölüm gibi konularda Geleneksel Yahudiliğin çizgisinden oldukça uzak bir düzlemde yer almaktadır.  Mezhebin benimsemiş olduğu bu görüşler, çeşitli Yahudi cemaatleri tarafından eleştirilmiş ve bu mezhep mensupları ateist, agnostik vb. ithamlara tabi tutulmuştur. Çalışmada Hümanist Yahudiliğin benimsemiş olduğu doktrinler ve bu doktrinlerin metafiziksel alandaki yansımaları incelenmiştir. Ayrıca yakın bir tarihte ortaya çıkan Hümanist Yahudiliği daha yakın bir perspektiften incelemek adına, gerekli literatür taraması yapıldıktan sonra mezhep bünyesinde kurulan IISHJ, SHJ, HuJews, Pazar Okulları gibi yapılanmalar ve bu yapılanmaların çalışmaları okuyucuya sunulmuştur. Çalışmanın amacı, Hümanist Yahudiliğin temel doktrinlerini, bu doktrinlerin zeminini hazırlayan düşünce ve kavramları daha yakın bir açıdan incelemektir. * Bu makale, 2. Türkiye Sosyal Bilimler Sempozyumu’nda sözlü olarak sunulan ancak tam metni yayımlanmayan “Hümanist Yahudilik Üzerine Bir İnceleme” adlı tebliğin içeriği geliştirilerek ve kısmen değiştirilerek üretilmiş hâlidir

    Tanrı’nın Ön Bilgisi Meselesinde Orta Bilgi Teorisinin Yeri ve İncelenmesi

    Get PDF
    The issue of whether a man is free with God's prior knowledge is an important issue discussed in both philosophy and religious thought. Here, we tried to examine the solution proposal of the middle information theory. Is God's foreknowledge an obstacle to man's freedom of action? Different answers have been given to the question of the relationship between God's foreknowledge and human freedom. However, most of these answers either limit the knowledge of God or impose restrictions on the freedom of man in his actions. In this context, the middle information theory developed by Luis de Molina argued that man could be free in his actions, without causing any deficiency in God's knowledge. In this thought, God offers man different options. Man chooses one of these different options of his own free will. Although there are different reasons for the person to perform this action, the sufficient reason for that action is the person himself. Accordingly, there can be no decrease in the knowledge of God and man’s free actions. The middle knowledge theory is a theory that allows human beings to act freely and also offers God a choice at the point of creating free creatures. The most distinctive feature of the intermediate knowledge theory is that man can be free in his actions without any loss of the knowledge of God. This idea is explained based on the following basic assumptions: The first is God, man's knowing which of the different alternatives to choose, and the other is God's explanation of how he knows counterfactual information. * This article is the revised and developed version of the unpublished conference presentation entitled “The Place and Examination of Middle Knowledge Theory in the Foreknowledge of God”, orally delivered at the 2nd Turkish Symposium of Social Sciences.Tanrı’nın ön bilgiye sahip olmasıyla, insanın özgür olup olmadığı meselesi hem felsefe de hem de dini düşüncede tartışılan önemli bir konudur. Biz burada orta bilgi teorisinin çözüm önerisini ele alıp incelemeye çalıştık. Tanrı’nın önbilgiye sahip olması, insanın davranışlarındaki özgürlüğüne bir engel midir? Tanrı’nın önbilgisi ile insanın özgürlüğü arasında nasıl bir ilişki vardır sorusuna farklı şekillerde cevaplar verilmiştir. Ancak bu cevapların bir çoğu ya Tanrı’nın bilgisinde bir kısıtlamaya gitmiş ya da insanın eylemlerinde özgür davranmasına sınırlandırmalar getirmişlerdir. Bu bağlamda Luis de Molina tarafından geliştirilen orta bilgi teorisi; Tanrı’nın bilgisinde bir eksikliğe mahal vermeksizin insanın eylemlerinde özgür olabileceğini ileri sürmüştür. Bu düşüncede, Tanrı insana farklı seçenekler sunmaktadır. İnsan da bu farklı seçeneklerden birini kendi özgür iradesiyle seçmektedir. Her ne kadar burada insanın bu eylemi gerçekleştirirken farklı nedenler olmuş olsa da o eylemin yeter nedeni insanın bizzat kendisidir. Buna göre Tanrı’nın bilgisinde herhangi bir eksilme olamayacağı gibi insan da eylemlerinde özgür olabilir. Orta bilgi teorisi, insanın özgür eylemlerde bulunmasına imkân sağlayan aynı zamanda da Tanrı’ya özgür mahlûkları yaratma noktasında seçim sunan bir teoridir. Orta bilgi teorisinin en önemli ayırt edici özelliği, Tanrı’nın bilgisinde bir eksilme olmadan, insanın eylemlerinde özgür olabileceği düşüncesidir. Bu düşünce, Tanrı’nın, insanın farklı alternatiflerden hangisini seçeceğini bilmesi ve Tanrı’nın karşı olgusal bilgileri nasıl bildiği, açıklaması üzerine temellendirilmiştir. * Bu çalışma, 2. Türkiye Sosyal Bilimler Sempozyumu’nda sözlü olarak sunulan ancak tam metni yayımlanmayan “Tanrı’nın Ön Bilgisi Meselesinde Orta Bilgi Teorisinin Yeri ve İncelenmesi” adlı tebliğin içeriği geliştirilerek ve kısmen değiştirilerek üretilmiş hâlidir

    Hakemli Dergilere Yönelik SWOT Analizi: Dergilerin Güçlü ve Zayıf Yönlerinin Tespiti

    Get PDF
    Universities are the publishers of most of the peer-reviewed journals in Turkey. Except for a few good practice examples, journals in universities are not published from a single center under the brand name "University Press." Journals are published by sub-units of universities, such as Faculty and Institutes, without considering a standard publication policy and quality system. Although there are Publication Commissions in Universities, these commissions are not active in publishing peer-reviewed journals in a common standard. Legislative arrangements are needed in this regard. When university units decide to publish a peer-reviewed journal, this journal begins its publication life in a short time. In this process, no preliminary preparations are made about academic publishing, and information about the transfer of experience is not obtained from experienced editors and publishers. Since universities do not have expert administrative staff experienced in peer-reviewed journal publishing, these journals generally start publication with weak publishing criteria. For example, the most common mistake is to give the journal a long name that is too weak in terms of branding, which will need to be changed in the future, such as "….University… Faculty Journal". Another problem is that academic staff working in the institutions of these journals prioritize publishing their scientific studies. In addition, Dean or the Director is determined as the editor-in-chief. It is not taken into consideration that this situation may be perceived as a violation of publishing ethics, known as "Unfair Authorship/Editorship." In this process, it is overlooked whether a manager with an administrative duty can be an active editor. Afterward, an editorial team, mainly composed of research assistants, is formed to carry out the publication processes of the journal. Although the names of dozens of people are written on the journal boards, the actual process is carried out by one or more people. These people work very hard with dedication. However, academic publishing is a team effort, and efforts by one or two people will not be enough for the journal to reach the desired goals. For the aforementioned reasons, journals that start publication without serious preliminary preparation are either unable to find articles to publish or are closed after a few issues. Academic journal publishing is more complex than popular journal publishing. There are legal, financial, scholarly, ethical, and technical rules and principles that journals must comply with. Apart from all these, the application and process follow-up to academic databases with a technical aspect are also the responsibility of the same editorial team. The criteria and application processes of each academic database are different. Naturally, following the criteria of dozens of databases and carrying out the application processes cannot be carried out effectively by those who work in the journal for the first time and do not have experience in this field. The acceptance rate of Turkish journals by academic databases is not at the desired level. In the low acceptance rate, the factor that the journals do not sufficiently comply with the criteria of the academic database comes to the fore. All national (TR Index) and international academic databases have various criteria for journal acceptance. As an editor, I have examined the selection criteria of national and international indexes to minimize the difficulties experienced in the application and acceptance processes of the indexes. In addition, I have reviewed the principles of academic publishing of international organizations such as the Committee on Publication Ethics (COPE), Directory of Open Access Journals (DOAJ), Open Access Scholarly Publishers Association (OASPA), and World Association of Medical Editors (WAME). Also, I glanced at the literature on indices and their functioning. As a result, "Peer-Reviewed Journal SWOTs Analysis" was developed to be used to identify the strengths and areas of improvement of academic journals. By applying the Academic Journals SWOTs Analysis, it can be determined that the journals fully comply with the criteria of national and international indexes and which ones have deficiencies. Thanks to the developed system, how to eliminate the shortcoming is also reported to the editors as practical information. The data to be used in the Academic Journal SWOTs Analysis; is collected from the editor-in-chief, the journal website, the ISSN registry, and national-international indexes. The collected data is analyzed, and the answers given by the editor-in-chief are compared with the information obtained from open sources such as the journal website. The results are entered into the SWOTs Analysis System. The dataset of the SWOTs Analysis Questionnaire is comprised of 22 sections and 250 questions. To determine the strengths or weaknesses of the journal, the name of the journal (6 questions) in the first section, the journal history in the second section (5 questions), the ISSN record in the third section (9 questions), the publication period in the fourth section (10 questions), the aim & scope of the journal in the fifth section (10 questions), in the sixth part the language of publication (5 questions), in the seventh part the publisher information (12 questions), in the eighth part the journal website (20 questions), in the ninth part the volume/issue system (6 questions), in the tenth part the editorial structure (13 questions), the editorial board in the eleventh part (9 questions), the peer review process in the twelfth part (24 questions), the research and publication ethics policy in the thirteenth part (27 questions), the copyright and licensing policy in the fourteenth part ( 14 questions), the archive policy in the fifteenth section (5 questions), the price policy in the sixteenth section (8 questions), the article typesetting format in the seventeenth section (33 questions), the publication quality in the eighteenth section and the international interest in the journal (10 questions), index in the nineteenth chapter relations with the authors and data distribution policy (3 questions), the indexing status of the journal in the twentieth section (10 questions), the citations of the editorial team and the authors in the twenty-first section (7 questions), and the visibility and promotion of the journal in the twenty-second section (4 questions) are analysed. Peer-reviewed Journal SWOTs Analysis was applied to the requested peer-reviewed journals by YAZIM DESTEGI experts (www.yazmdestegi.com) in January-October 2022. The analysis results show that the point value indicating the weaknesses of the journals in the questionnaire consisting of 250 questions varies between 48 and 106 points out of 250 points. The 48 weak points are the points equivalent to the open aspects of the journals indexed in SCOPUS and ESCI, which are the least deficient. 106 weakness is the point value of the weaknesses of the journals that are not scanned in the TR Index and other indexes with the highest number of shortcomings. The common weakness is the low citation rate because the publication language is not English in most of the journals. The score for a low citation rate is minus 9 in the SWOTs Analysis. This ratio is not the main reason for the reviewed journals' 48 to 106 points of weakness. Journals receive low scores in the Refereed Journal SWOTs Analysis due to the formal and academic deficiencies they can correct in the short and medium term. At the end of the Academic Journals SWOTs Analysis, the strengths and weaknesses are presented to the journals as a detailed report. Indicating the defects and strengthening them in the report allows the journal boards to take short and medium-term measures. In a process where quality processes gain importance, detecting deficiencies by subjecting the journals to external evaluation by experts will contribute to the quality of the journals in every aspect. If the journals publish in full compliance with the criteria of the TR Index, the total point value of their weaknesses should be between 50 and 60 points out of 250 points. The point value of the weak points in the SWOTs Analysis Reports of the journals selected by the TR Index shows this. The evaluation results showing the journals' weaknesses are below 50 points, indicating that those journals have risen to the level of acceptance from the SCOPUS and ESCI. The aim of editors and publishers is that their journals have no weaknesses, with a total score of 250. However, in academic publishing, the presence of different parties such as publisher-author-editor-referee in the process, the publication language being Turkish, the scientific quality of the article, and the quality of the reviewer reports not always at the same standard mean that journals can always have weaknesses of 0 to 40 points. In this respect, the SWOTs Analysis of journals scanned in AHCI, and SSCI indexes support this result. The important thing here is that the editors and publishers realize the weaknesses of their journals and implement the improvements related to them.Türkiye’de hakemli dergilerin çoğunun yayıncısı, üniversitelerdir. Üniversitelerde dergiler -birkaç güzel uygulama örneği dışında- “Üniversite Yayınları” marka adı altında tek bir merkezden koordine edilmez. Dergiler, üniversitelerin Fakülte ve Enstitü gibi alt birimleri tarafından ortak bir yayın politikası ve kalite sistemi gözetilmeksizin yayımlanır. Her ne kadar Üniversitelerde “Yayın Komisyonları” bulunsa da bu komisyonlar hakemli dergilerin ortak bir standartta yayımı konusunda etkin değildir. Bunda 1984 yılında çıkartılan Üniversiteler Yayın Yönetmeliğinin, basılı ve elektronik yayıncılığın ulaştığı düzey açısından ihtiyaca cevap verememesi etkilidir. Bu yönetmeliğinin üniversite merkezli akademik yayıncılığa dair idari yapı kurulmasına imkân verecek, eser yayımı, basımı, dağıtımı, satışı ile bilimsel yayıncılığa dair akademik ve etik bilimsel yayın standartlarını içerecek şekilde güncellenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Şu an itibari ile üniversite birimleri, dergi yayımlamaya karar verdiklerinde kısa sürede bu dergi yayın hayatına başlamaktadır. “Birime ait bir dergi olsun” düşüncesiyle kurulan dergiler için çoğunlukla bu süreçte akademik yayıncılık konusunda bir ön hazırlıklar yapılmaz ve bu alanda tecrübeli editör veya yayıncılardan tecrübe aktarımına dönük bilgi alınmaz. Üniversitelerde hakemli dergi yayıncılığı konusunda tecrübeli uzman idari personel de bulunmadığı için bu dergiler genellikle akademik yayıncılık kriterleri açısından zayıf olarak yayıma başlarlar. Örneğin dergiye “….Üniversitesi… Fakültesi Dergisi” şeklinde ileride değiştirmeleri gerekecek markalaşma açısından çok zayıf uzun bir ad verilmesi, en sık yapılan hatadır. Bu dergilerin kurumlarında görevli akademik personelin bilimsel çalışmalarını yayımlamayı öncelemeleri, bir başka sorundur. Ayrıca birim yöneticisi Dekan veya Müdür derginin baş editörü olarak belirlenir. Bu durumun, “Haksız Yazarlık/Editörlük” diye bilinen yayın etiği ihlali olarak algılanabileceği dikkate alınmaz. İdari görevi olan bir yöneticinin aktif olarak editörlük yapıp yapamayacağı bu süreçte gözden kaçmış olur. Ardından derginin yayın süreçlerini yürütmesi için çoğunlukla araştırma görevlilerinin görev aldığı editöryal ekip oluşturulur. Dergi kurullarında onlarca kişinin adı yazılı olsa da asıl süreç bir veya birkaç kişi tarafından yürütülür. Bu kişiler çok yoğun şekilde özveri ile çalışırlar. Ancak akademik yayıncılık bir ekip işidir ve bir-iki kişi tarafından çaba gösterilmesi derginin istenilen hedeflere ulaşması için yeterli olmaz. Sözü edilen nedenlerle ciddi bir ön hazırlık yapılmaksızın bir heves ve heyecanla yayına başlayan dergiler ya yayımlayacak makale bulamaz bir duruma düşür veya birkaç sayı sonra kapatılır. Akademik dergi yayıncılığı, popüler dergi yayıncılığına göre oldukça zordur. Dergilerin uymaları gereken hukuki, mali, akademik, etik ve teknik kurallar ve ilkeler bulunmaktadır. Tüm bunların dışında teknik yönü ağır basan indekslere başvuru ve süreç takibi de aktif olarak çalışan bir-iki kişinin sorumluluğundadır. Her indeksin kriterleri ve başvuru süreçleri farklıdır. Onlarca indeksin kriterini takip etmek ve başvuru süreçlerini yürütmek, bu konuda tecrübesi olmayan ilk defa dergide görev alan kişilerce doğal olarak etkin şekilde yürütülememektedir. Zaten editöryal süreç, editörlere yoğun bir iş yükü getirdiğinden dergilerde eksiklikler ortaya çıkmaya başlar ve indekslere başvuru ve süreç takibi de aksar. Türk üniversiteleri tarafından yayımlanan dergilerinin indekslere kabul oranı istenilen seviyede değildir. Kabul oranının düşük olmasında, dergilerin indekslerin kriterlerine yeterince uyamaması faktörü öne çıkmaktadır. Ulusal (TR Dizin) ve uluslararası tüm akademik indekslerin, dergi kabulü için çeşitli kriterleri bulunmaktadır. İndekslere başvuru ve kabul alma süreçlerinde yaşanan zorlukları en aza indirmek amacıyla bir editör olarak tarafımca ulusal ve uluslararası indekslerin kriterleri incelenmiştir. Ayrıca Committee on Publication Ethics (COPE), Directory of Open Access Journals (DOAJ), Open Access Scholarly Publishers Association (OASPA) ve World Association of Medical Editors (WAME) gibi uluslararası kuruluşların akademik yayıncılıkla ilgili ilkeleri de taranmıştır. İndeksler ve işleyişlerine dair alan yazını da incelenmiştir. Elde edilenlere, editörlük sürecinde edinilen tecrübeye dayalı bilgiler de eklenerek akademik dergilerin güçlü ve geliştirilmeye açık yönlerini tespitte kullanılmak üzere Hakemli Dergi SWOT Analizi geliştirilmiştir. Bu SWOT analizi uygulanarak dergilerin ulusal ve uluslararası indekslerin hangi kriterlerine tam olarak uyduğu ve hangilerinde eksikleri bulunduğu tespit edilebilmektedir. Geliştirilen sistem sayesinde gelişmeye açık yönlerin nasıl iyileştirileceği de uygulamaya dönük bilgi olarak editörlere raporlanabilmektedir. Hakemli Dergi SWOT Analizi’nde kullanılacak veri; baş editörden, dergi web sitesinden, ISSN kaydından ve ulusal-uluslararası indekslerden toplanmaktadır. Toplanan veri incelenerek baş editörün verdiği cevaplarla dergi web sitesi gibi açık kaynaklardan alınan bilgiler karşılaştırılmakta ve sonuçlar SWOT Analiz Sistemi’ne girilmektedir. Hakemli Dergi SWOT Analizi Anketi, 22 bölüm ve 250 sorudan oluşmaktadır. Derginin güçlü veya zayıf yönlerin tespiti için ilk bölümde derginin marka adı (6 soru), ikinci bölümde dergi geçmişi (5 soru), üçüncü bölümde ISSN kaydı (9 soru), dördüncü bölümde yayın periyodu (10 soru), beşinci bölümde derginin amaç ve kapsamı (10 soru), altıncı bölümde yayın dili ( 5 soru), yedinci bölümde yayımcı bilgileri (12 soru), sekizinci bölümde dergi web sitesi (20 soru), dokuzuncu bölümde derginin cilt/sayı sistemi (6 soru), onuncu bölümde derginin editöryal yapısı (13 soru),  on birinci bölümde yayın kurulu (9 soru), on ikinci bölümde makale değerlendirme süreci (24 soru), on üçüncü bölümde derginin araştırma ve yayın etiği politikası (27 soru), on dördüncü bölümde derginin telif hakkı ve lisanslama politikası (14 soru), on beşinci bölümde derginin arşiv politikası (5 soru), on altıncı bölümde ücret politikası (8 soru), on yedinci bölümde makale dizgi formatı (33 soru), on sekizinci bölümde yayın kalitesi ve dergiye uluslararası ilgi (10 soru), on dokuzuncu bölümde indekslerle ilişkileri ve veri dağıtım politikası (3 soru), yirminci bölümde derginin indekslenme durumu (10 soru), yirmi birinci bölümde editöryal ekibin ve yazarların atıfları (7 soru), yirmi ikinci bölümde derginin görünürlük ve tanıtımı (4 soru) incelenmektedir. Hakemli Dergi SWOT Analizi, Ocak-Ekim 2022 döneminde talep eden hakemli dergilere YAZIM DESTEĞİ uzmanları (www.yazimdestegi.com) tarafından uygulanmıştır. Analiz sonuçları, 250 sorudan oluşan ankette incelenen dergilerin zayıf yönlerini gösterir puan değerinin, 250 üzerinden 48 ila 106 puan arasında değiştiğini göstermektedir. 48 zayıf yön, en az eksiği olan SCOPUS ve ESCI’de dizinlenen dergilerin geliştirilmeye açık yönlerinin puansal karşılığıdır. 106 zayıf yön ise en fazla eksiği bulunan TR Dizin’de ve diğer indekslerde taranmayan dergilerin zayıf yönlerinin puan değeridir. Dergilerin çoğunda yayın dilinin İngilizce olmamasından kaynaklanan atıf alma oranın düşük olması, ortak zayıf yön olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte atıf alma oranının düşük olmasının puan karşılığı eksi 9’dur. Bu oran, incelenen dergilerin 48 ila 106 puanlık zayıf yönlerinin asıl sebebi değildir. Dergiler, kısa ve orta vadede düzeltebilecekleri şekilsel ve akademik eksiklikler sebebi ile SWOT analizinde düşük puan almaktadır. Hakemli Dergi SWOT Analizi sonunda editörlere, dergilerinin güçlü ve zayıf yönleri ortaya koyan ayrıntılı rapor sunulmaktadır. Raporda zayıf yönlerin ve bunların nasıl güçlendirileceğinin belirtilmesi, editörlere dergilerini güçlendirmek için kısa ve orta vadeli tedbirler alma imkânı sağlamaktadır. Kalite süreçlerinin önem kazandığı bir süreçte, dergilerin uzman kişilerce dış değerlendirmeye tabi tutularak eksikliklerin tespiti, dergilerin her açıdan kalitesine katkı sağlayacaktır.  Ulaşılan sonuçlar dergilerin TR Dizin’in kriterlerine tam olarak uymaları halinde zayıf yönlerinin toplam puan değerinin, SWOT analizi sonucunda 250 üzerinden 50 ila 60 puanda kalması gerektiğini göstermektedir. TR Dizin’den kabul alan dergilerin SWOT analizi raporlarında zayıf yönlerinin puan değeri, bu aralıktadır. Dergilerin zayıf yönlerini gösteren inceleme sonuçlarının 50 puanın altında kalması ise eksikliklerini büyük oranda giderdikleri, SCOPUS ve ESCI indekslerinden kabul alma seviyesine ulaştıklarını göstermektedir.  Editör ve yayıncıların amaçları, dergilerinin 250 tam puan alarak hiç zayıf yönlerinin olmamasıdır. Ancak akademik yayıncılıkta yayımcı-yazar-editör-hakem gibi farklı tarafların süreçte bulunması, yayın dilinin Türkçe olması, makale bilimsel kalitesi ile hakem değerlendirme raporlarının kalitesinin her zaman aynı standartta olmaması, dergilerin 0 ila 40 puanlık zayıf yönlerinin her zaman olabileceği anlamına gelmektedir. Bu açıdan AHCI ve SSCI indekslerinde halihazırda taranan dergilerin SWOT analizleri bu sonucu desteklemektedir. Burada önemli olan editör ve yayıncıların dergilerinin zayıf yönlerini fark ederek bunlarla ilgili iyileştirmeleri hayata geçirmeleridir

    Malezya’da İslami İlimler Alanındaki Akademik Dergilerden Journal Afkar’ın İngilizce ve Arapça Makalelerinin Bibliyografik Taraması

    Get PDF
       Carrying out a qualified literature review enables researchers who conduct studies in a particular branch of science to have a panoramic view of the study area. Literature reviews are important for the successful conclusion of the research adventure as the knowledge of what is written in the field could give clues as to what can be studied. Bibliographies are the most practical way of looking at general studies in the field. Bibliographic efforts virtually map the field of study and assist researchers in their progress. In this study, a general introduction will be made about the Malaysian theology/Islamic studies journals. The assumption of this study is that the topics that will attract the attention of Turkish researchers may have been discussed in these journals and that findings that could serve as a source for new studies have been reached. With this article, it is aimed that a literature review in the field of Islamic studies will also include Malaysian theology journals, and it is hoped that such a study will contribute to the originality of prospective studies. This study aims to provide those who do academic research in the field of Islamic studies with a map of Malaysian studies. It was noticed that there are highly qualified international journals in the field of Islamic studies in Malaysia, which is quite far from our country in terms of geography and culture. The bibliographic data of the English and Arabic articles published by Journal Afkar, which stands out with its prestige among these journals, are listed chronologically with their Turkish translations. Although Journal Afkar is the academic publication of the University of Malaya, it accepts at least one-third of publications in English and Arabic. In the introduction, information about the importance of literature review was provided, and then a brief introduction was made about the academic journals in Malaysia in the field of Islamic studies indexed by ESCI and AHCI. It was observed that there is a remarkable number of comparative studies in English and Arabic articles published in the journal. It was found that Malay researchers have a tendency to bring together the different interpretations of Islamic scholars with different sectarian views on a single subject.Belirli bir bilim dalında incelemelerde bulunan araştırmacıların çalışma alanına panoramik bakabilmeleri en başta sağlam bir literatür taraması ile mümkündür. Alanda neler yazıldığının bilgisi, nelerin yazılabileceğine dair ipuçları vereceği için literatür taramaları araştırma serüveninin başarı ile sonuçlanması açısından önem arz etmektedir. Alana dair kaleme alınmış çalışmaların geneline bakabilmenin en pratik bir yolu bibliyografyalardır. Bibliyografik çabalar, çalışma alanının adeta haritasını çıkarır ve araştırmacının ilerlemesinde yardımcı olur. Bu çalışmada söz konusu Malezya ilahiyat/İslami araştırmalar dergileri hakkında genel bir tanıtım yapılacaktır. Bu dergilerde Türk araştırmacıların ilgisini çekecek konuların ele alınmış olabileceği ve yeni çalışmalara kaynaklık edebilecek bulgulara ulaşılmış olma ihtimali bu çalışmanın varsayımını oluşturmaktadır. Bu makale ile İslami ilimler alanında yapılacak bir literatür taramasının Malezya ilahiyat dergilerini de kapsaması amacı güdülmüş ve böyle bir çalışmanın yeni çalışmaların özgünlüğüne katkısı olabileceği ümit edilmiştir. Çalışmada İslami ilimler alanında akademik düzeyde araştırmalar yapanların önüne Malezya menşeli çalışmaların bir haritası konulmak istenmiştir. Coğrafya ve kültür açısından ülkemizden epey uzak bir konumda olan Malezya’da İslami araştırmalar açısından oldukça nitelikli uluslararası dergiler olduğu fark edilmiş ve bu dergiler içerisinde saygınlığı ile öne çıkan Journal Afkar’ın yayımladığı İngilizce ve Arapça makalelerin künye bilgileri kronolojik olarak Türkçe çevirileri ile birlikte listelenmiştir. Journal Afkar Malaya Üniversitesinin akademik yayın organı olmasına rağmen içinde en az üçte bir oranında İngilizce ve Arapça yayın kabul etmektedir. Girişte literatür taramasının önemine dair bilgiler verilmiş, sonrasında ise Malezya’da İslami ilimler alanında ESCI ve AHCI indeksler tarafından taranan akademik dergiler hakkında kısaca tanıtım yapılmıştır. Dergide yayımlanan İngilizce ve Arapça makalelerde karşılaştırmalı çalışmaların dikkat çekecek bir yoğunlukta olduğu gözlemlenmiştir. Malay araştırmacıların farklı mezhepsel görüşte olan İslam bilginlerinin tek bir konu üzerindeki farklı yorumlarını bir araya getirmek gibi bir eğilime sahip oldukları dikkat çekmiştir

    Türk Dervişi Yunus Emre’nin Şeriat-Hakikat Makamı Namaz, Abdest, Oruç ve Hac Anlayışı

    Get PDF
    Undoubtedly, it is important to examine and study the religious thought system of Yunus Emre, who had significant impacts on the Islamization and Turkification of Anatolia and the spread of the Yesevī school. Hundreds of articles and books have been written about his religious, mystical, moral, social, cultural, political, historical, scientific, and literary personality. However, no study has yet been conducted on the value and degree of sharīʿa forms, such as prayer, ablution, fasting, and pilgrimage, which their inner meanings is neglected, remain at the purely apparent level, and on his understating of the mode of ḥaqīqah, prayers, ablution, fasting, pilgrimage, etc. as far as we have seen in the literature review. Explicit-implicit, sharīʿa-tariqa, and sharīʿa-ḥaqīqah dualism and approaches to the value and position on the way to being a virtuous ideal human being (i.e., the perfect human) have always been among the basic subjects of the sūfī school. This has from time to time been the subject of a conflict between the jurists, professors, and mullahs, who emphasized the formal -explicit - structure of the religion, and the sūfīs, who prioritized its essence, spirit, and moral goals -esoteric-. In this regard, the understandings of Yunus Emre regarding prayers, ablution, fasting, and pilgrimage specific to the sharīʿa and the authority of ḥaqīqah were examined, and answers were sought to the questions about whether the forms -rituals- of sharīʿa authority were taken lightly or not in the present study. The sources of the present study were Yunus Emre’s Risālah al-Nushiyya, which consists of different copies and editions, and his Dīwān, as well as some other studies. In the present study, in which the literature review method was used, it was found that the rituals of the sharīʿa were a means, entrance, and threshold for moving closer and reaching God. Therefore, the real -ideal- prayers, ablution, and fasting were not actually achieved by washing the skin but by always remembering God in the heart, by clearing the heart, and the real pilgrimage was not in the far -wilderness- namely, in Mecca, but would be achieved by looking for God in the heart and oneself.Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesinde ile Yesevî öğretisinin yayılmasında büyük etkileri olan Yunus Emre’nin dini düşünce sisteminin incelenmesi ve araştırılması kuşkusuz büyük önem arz etmektedir. Onun dini, tasavvufi, ahlaki, sosyal, kültürel, siyasi, tarihi, ilmi ve edebi kişiliğiyle ilgili bugüne kadar yüzlerce makale, onlarca kitap kaleme alınmıştır. Ne var ki namaz, abdest, oruç, hac vb. içsel manaları ihmal edilen, salt zahiri düzeyde kalan şekilsel şeriat formlarının değer ve derecesine, hakikat makamı, namaz, abdest, oruç ve hac anlayışına dair şimdiye kadar araştırdığımız kadarıyla, bir çalışma henüz yapılmamıştır. Zahir-batın, şeriat-tarikat ve şeriat-hakikat düalizmi, erdemli ideal insan -insan-ı kâmil- olma yolunda bunların kıymet ve konumuna ilişkin yaklaşımlar, sufi öğretinin temel konuları arasında daima yer almıştır. Hatta dinin biçimsel -zahir- yapısını ön plana çıkaran fakih, müderris ve mollalarla tam tersine onun özünü, ruhunu, ahlaki hedeflerini -batınını- önceleyen sufiler arasında bu durum, zaman zaman bir çatışmanın da konusu olagelmiştir. O bakımdan, bu çalışmada, Yunus Emre’de şeriat ve hakikat makamına özgü namaz, abdest, oruç ve hac anlayışları irdelenmiş; şeriat makamı formlarının hafife alınıp alınmadığı ile yadsınıp yadsınmadığına ilişkin sorulara cevap aranmıştır. Araştırmamıza, Yunus Emre’nin farklı nüsha ve baskılarından oluşan Risâletu’n-Nushiye’si ve Dîvân’ıyla, diğer bazı araştırmalar kaynaklık etmiştir. Literatür taraması yönteminin kullanıldığı bu araştırmada şeriat makamı ritüellerinin Tanrı’ya yakınlaşma, ona vuslatta bir araç, giriş ve eşik mesabesinde olduğu; dolayısıyla, asıl -ideal- namaz, abdest ve orucun ten ile taat, teni yumak ve yıkamakla değil; gönülde Tanrı’yı daima anış naz ve niyazla, gönlü pak etmekle; asıl haccın ise O’nu ırakta -yabanda- yani Mekke’de değil; gönülde ve kendinde aramakla gerçekleşeceği sonucuna varılmıştır

    Bir Yumuşak Güç Unsuru Olarak YTB: Türkiye Mezunu Üst Düzey Bürokratlar

    Get PDF
    The concept of “soft power” is one of the important elements of international relations. This tool has been implemented by many countries in recent years. Türkiye is also among the countries that can effectively use “soft power” tools. One of Türkiye's most important actors in this direction is the Presidency for Turks Abroad and Related Communities (YTB). Türkiye Alumni program is one of the YTB’s successful programs. This study aims to reveal the effect of international students who graduated from Türkiye and occupy critical positions in the bureaucracy in their homeland, on bilateral relations. This study claims that among the top officials of the regions and countries where Türkiye is currently conducting a successful foreign policy, there are graduates of Türkiye who have received undergraduate or graduate education in Türkiye with YTB scholarships. Discourse analysis was used to analyze the data in the study. 13 international students who were assigned to senior positions upon returning to their country after studying in Türkiye between 1964 and 2016 are considered within the scope of the study. With this aim in mind, ten countries and one regional administration, including Bosnia-Herzegovina Federation, Somalia, Kosovo, Libya, Tanzania, Azerbaijan, Albania, Iraqi Kurdish Regional Government (KRG), Bulgaria, Indonesia and Slovakia. In this study, along with the primary sources such as the statements of the people and the data from official newspapers, secondary sources such as scientific studies and periodicals were also used. * This article is the revised and developed version of the unpublished conference presentation entitled “YTB as an Element of Soft Power: Senior Bureaucrats Who Graduated from Türkiye”, orally delivered at the 2nd Turkish Symposium of Social Sciences.“Yumuşak güç” kavramı uluslararası ilişkilerin önemli unsurlarından biridir. Bu araç son yıllarda birçok ülke tarafından uygulanmaktadır. Türkiye de “yumuşak güç” araçlarını etkili biçimde kullanabilen ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye’nin bu doğrultuda en önemli aktörlerinden biri Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’dır (YTB). YTB kamu diplomasisi aracı olarak bu görevini çeşitli projeler vasıtasıyla icra etmektedir. Türkiye Mezunları programı da bu programlardan biridir. Çalışmanın odak noktası YTB tarafından yürütülen Türkiye Mezunları projesidir. Bu çalışma anavatanlarında bürokraside üst düzey görevler icra eden Türkiye mezunu uluslararası öğrencilerin ikili ilişkilerdeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda kendi ülkelerinde bakanlık görevi üstlenen Türkiye mezunları çalışmanın ilgi alanıdır. Diğer yandan araştırmada bazı önemli bürokratlar da ele alınmaktadır. Bu çalışma Türkiye’nin hali hazırda başarılı dış politika yürüttüğü bölge ve ülkelerin üst düzey görevlileri arasında YTB bursları ile Türkiye’de lisans veya lisansüstü eğitim görmüş Türkiye mezunlarının olduğunu iddia etmektedir. Çalışmada söylem analizi bilimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Türkiye’de 1964-2016 yılları arasında eğitim görerek ülkesine döndükten sonra üst düzey göreve atanmış 13 uluslararası öğrenci çalışma kapsamında ele alınmaktadır.  Bu doğrultuda Bosna-Hersek Federasyonu, Somali, Kosova, Libya, Tanzanya, Azerbaycan, Arnavutluk, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Bulgaristan, Endonezya ve Slovakya’yı kapsayan on ülke ve bir bölgesel yönetim incelenmiştir. Söylem analizi yöntemi ile mezunların Türkiye algıları ve Türkiye hakkında kendi ülkelerine döndükten sonraki süreçteki söylemleri analiz edilmektedir. Çalışma kapsamında kişilerin demeçleri, resmi gazete gibi asli kaynaklar ile birlikte, konuya yönelik bilimsel çalışmalar ve süreli yayınlar gibi tali kaynaklar da kullanılmaktadır. * Bu makale, 2. Türkiye Sosyal Bilimler Sempozyumu’nda sözlü olarak sunulan ancak tam metni yayımlanmayan “Bir Yumuşak Güç Unsuru Olarak YTB: Türkiye Mezunu Üst Düzey Bürokratlar” adlı tebliğin içeriği geliştirilerek ve kısmen değiştirilerek üretilmiş hâlidir

    Beş Vakit Namazın Öğretimiyle İlgili Ders İçeriklerinin Değerlendirilmesi

    Get PDF
    oai:ojs.tetkik.okuokut.org:article/5Curricula and textbooks prepared by the Ministry of National Education are among the educational materials most used in educational and training activities in our country. This is because the curricula, in which the purposes, content, processes as well as measurement and evaluation elements of courses are specified, serve as a guide for teachers and other stakeholders. As for textbooks, they reach all students and teachers throughout the country, are widely used in educational processes, and draw limits on the framework in which the content will be transferred to the students. When the curricula and textbooks related to religious education are examined, it is seen that a significant portion of the course content is related to the worship principles of Islam. Prayer assumes a special place among the principles of worship in Islam. There are different types of prayers in Islam. One of them is the five daily prayers. According to Islam, the five daily prayers are one of the obligatory acts of worship for intelligent and adolescent Muslims. Since they are daily worship, it is of great importance for individuals to obtain accurate information about the five daily prayers. Therefore, during the process of religious education, it is essential that qualified education be provided to the students about the wisdom of the five daily prayers, their individual or social benefits, and how to perform them. Among the foremost factors that determine the quality of teaching are those such as the knowledge and skills of teachers responsible for religious education and the interests and potentials of students. However, the materials used in the lessons can also be considered as an important factor affecting the quality of teaching. This research aims to evaluate the content related to the teaching of prayer in the textbooks used in religious teaching. In this context, the content related to the five daily prayers in textbooks was analyzed through document analysis, which is one of the qualitative research methods. As a result of the analysis, suggestions were made about the deficiencies seen in the textbooks. It is thought that this study is important because it is expected to contribute to the updating and development of the contents of the five daily prayers in the textbooks, taking into account the advances in the science of religious education.Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan öğretim programları ve ders kitapları ülkemizde yürütülen eğitim ve öğretim faaliyetlerinde faydalanılan eğitsel materyallerin başında gelmektedir. Çünkü derslerin amaç, içerik, süreç, ölçme ve değerlendirme unsurlarının ortaya konulduğu öğretim programları, öğretmenler ve diğer paydaşlar için kılavuz işlevi görmektedir. Ders kitaplarıysa ülke genelinde tüm öğrenci ve öğretmenlere ulaşmakta, eğitim sürecinde yaygın olarak kullanılmakta, içeriğin öğrencilere hangi çerçevede aktarılacağı hususunda sınır çizmektedir. Din öğretimiyle ilgili öğretim programları ve ders kitapları incelendiğinde ders içeriklerinin önemli bir bölümünün İslâm dininin ibadet esaslarıyla ilgili olduğu görülmektedir. İslâm dininin ibadet esasları içerisinde namazın ayrı bir yeri bulunmaktadır. İslâm dininde farklı namaz türleri bulunmaktadır. Bunlardan biri de beş vakit namazdır. Beş vakit namaz, İslâm dinine göre Müslüman, akıllı ve ergen olan bireylerin yükümlü olduğu farz ibadetlerden biridir. Her gün yapılması gereken bir ibadet olmasından dolayı bireylerin beş vakit namazla ilgili doğru bilgiler edinmeleri dinî hayatları için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle din öğretimi sürecinde beş vakit namazın hikmeti, bireysel ya da toplumsal faydaları ve nasıl kılındığı hususunda öğrencilere nitelikli bir öğretimin yapılması beklenmektedir. Öğretimin niteliğini belirleyen etkenlerin başında din öğretiminden sorumlu öğretmenlerin bilgi ve becerileri, öğrencilerin ilgileri ve potansiyelleri gibi faktörler bulunmaktadır. Ancak derslerde kullanılan materyallerin de öğretimin niteliğini etkileyen önemli bir unsur olduğu söylenebilir. Bu araştırmada din öğretiminde kullanılan materyallerden biri olan ders kitaplarında bulunan namaz öğretimiyle ilgili içeriklerin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizine başvurularak ders kitaplarında bulunan beş vakit namazla ilgili içerikler analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ders kitaplarında görülen eksikliklerle ilgili önerilerde bulunulmuştur. Çalışmanın ders kitaplarında bulunan beş vakit namaz konusundaki içeriklerin din eğitimi biliminde meydana gelen ilerlemeler dikkate alınarak güncellenmesine ve geliştirilmesine katkı sağlayacağı beklendiği için önemli olduğu düşünülmektedir.

    Kemâleddîn İbnü’l-Hümâm’a Göre Peygamberliğin Gerekliliği

    Get PDF
    Humanity’s necessity of prophets and whether it is necessary for Allah to send prophets to people is one of the most emphasized issues in Islamic thought. The debate on the necessity of prophethood includes the issues of whether the individual or society needs revelation and prophets, and if so, in what areas. Are prophets necessary to know Allah? Is it obligatory for Allah to send prophets? Can the reason per se know the religious and moral principles introduced by the prophets? Are the messages brought by the prophets necessary for the knowledge of the good and evil? To what extent are societies that did not receive the invitation from a prophet responsible for doing worship? Such questions are addressed with reference to the necessity of prophethood. In this study, we tried to determine al-Kamāl Ibn al-Humām ‘s (d. 861/1457) views on the necessity of prophethood, based on his work named al-Musāyarah fī al-ʿaqāʿid al-munjiyah fī al-ākhirah. Ibn al-Humam’s views are noteworthy in that he is a jurist and mutakallim who belongs to the Hanafī-Māturīdī school. We examined the subjects that people need prophets, the necessity of God to send prophets, the fact that it is not possible to determine the principles brought by the prophet with pure reason, and that a prophet is essential for knowing the good and evil. Moreover, this study tries to assess the meaning of the answers given by Ibn al-Humām to the question of why prophethood is necessary. In short, by using in-depth perspective, this study tries to reflect Ibn al-Humam’s views on the necessity of prophethood.İnsanlığın peygamberlere olan ihtiyacı ve Allah’ın insanlara peygamber göndermesinin gerekli olup olmaması hususları, İslam düşüncesinde üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Nübüvvetin gerekliliği konusu, birey ya da toplumun vahiy ve peygambere ihtiyaç duyup duymadığı, ihtiyaç duyuyorsa bunun hangi alanlarda olduğu tartışmasını içermektedir. “Allah tasavvuruna ulaşmak için peygamber gerekli midir, Allah’ın insanoğluna peygamber gönderme zorunluluğu var mıdır, Akıl peygamberlerin getirdiği dinî ve ahlâkî ilkelere ulaşabilme potansiyeline sahip midir, İyi ve kötünün bilinmesinde peygamberin bildirimi gerekli midir ve Kendilerine peygamberin daveti ulaşmayan toplumların ibadet sorumlulukları ne düzeydedir?” gibi sorular nübüvvete duyulan ihtiyaç kapsamında ele alınmaktadır. Çalışmamızda, Kemâleddîn İbnü’l-Hümâm’ın (öl. 861/1457) peygamberliğin gerekliliğine dair görüşleri, el-Müsâyere fi’l-ʿaḳāʾidi’l-münciye fi’l-âḫire’ isimli eserinden hareketle tespite çalışıldı. İbnü’l-Hümâm’ın görüşleri Hanefî/Mâtürîdî ekole mensup bir mütekellim olması açısından dikkat çekmektedir. Çalışmamızda insanların peygamberlere ihtiyacı, Allah’ın peygamber göndermesinin gerekli olup olmadığı, salt akıl ile peygamberlerin getirdiği esasların tespitinin mümkün olup olmadığı ve iyilik-kötülüğün bilinmesinde peygamberlerin rolü konuları İbnü’l-Hümâm özelinde incelendi. Ayrıca “Peygamberlik neden gereklidir?” sorusuna İbnü’l-Hümâm’ın verdiği cevapların, günümüz açısından taşıdığı anlam da sorgulandı. Böylece bu çalışmada, İbnü’l-Hümâm’ın peygamberliğin gerekliliği meselesine dair görüşleri, bütüncül bir bakış açısı ile yansıtmaya çalışıldı

    Dinamik Bir İlmî Anlayışın İnşası Açısından Niçin Ebû Hanîfe’den Başlanılmalı?

    Get PDF
    Abū Ḥanīfah (d. 150/767) is one of the foremost founders of the history of Islamic thought. For the reason that he was accepted as the undisputed leader of the tradition of “Ahl al ra’y” which is an umbrella name for rational thought with all different varieties. The roots of this recognition have to be traced back to the era which he lived. That is to say that this period is the era of the tābi'ūn, which the methodologies of Islamic thought began to form. Moreover, Abū Ḥanīfah is the one of the leading scholars of the generation of the tābi'ūn. What gives prominence to him is his target that he wanted to meet. It could be said that this target is an effort to create a systematic discourse in terms of constructing the identity of the Muslim community rather than a cherry-picking approach. With respect to the conditions of that time, this effort is remarkable. For the reason that Muslims, who participated in the history of the world civilization as a new actor and ruled over a huge number of territories where most ancient civilizations flourished, needed to build a coherent worldview in order to make them permanent. Abū Ḥanīfah was aware of this reality and established his viewpoint to meet this need. As a result, his methodology has been paid more attention both for and against throughout centuries. Considering contemporary conditions, his methodology has a distinguishing and eye-opening feature. In this paper, the most prominent points of his systematic discourse and how to be benefit from it today will be evaluated.Ebû Hanîfe (öl. 150/767), Müslüman düşünce tarihinin en önemli bânilerindendir. Çünkü o, tüm renk ve tonlarıyla akılcı düşünce biçiminin şemsiye ismi olan “Ehl-i re’y” geleneğinin tartışmasız reisi olarak kabul görmüştür. Bu kabulün kökenlerini, onun yaşadığı zaman diliminde aramak gerekir. Bu zaman dilimi de Müslüman düşüncenin metodolojilerinin teşekkül etmeye başladığı tâbiîn asrıdır. Kaldı ki Ebû Hanîfe, tâbiîn neslinin önde gelen âlimlerindendir. Onu bu bağlamda ön plana çıkaran husus ise ortaya koyduğu hedeftir. Bu hedefin, parçacı bir yaklaşımdan öte Müslüman toplumun kimliğinin inşası bakımından sistematik bir söylem oluşturma çabası olduğunu söylemek mümkündür. Bu çaba, dönemin şartları açısından gerçekten anlamlıdır. Zira dünya medeniyet tarihine yeni bir aktör olarak katılan ve kadim medeniyetlerin neşvünemâ ettiği devasa bir coğrafyaya hâkim olan Müslümanların, kalıcı olmalarını sağlayacak tutarlı bir dünya görüşü kurma ihtiyacı vardı. Bunun farkında olan ve bakış açısını bu minvalde inşa eden Ebû Hanîfe’nin ilmî kişiliği, yüzyılların geçmesine rağmen lehte ve aleyhte her zaman dikkat çeken ve gündemde olan yapısını korumuştur. Bu itibarla onun bakışı açısı, günümüzün şartları da dikkate alınırsa ufuk açıcı bir mahiyet taşımaktadır. Bu yazıda Ebû Hanîfe’nin ön plana çıkmasına neden olan hususlar irdelenerek onun ortaya koyduğu sistematikten günümüzde nasıl yararlanabileceği noktasında birtakım değerlendirmeler yapılacaktır

    Tetkik: Türk-İslam Kültürü

    Get PDF
    Tetkik (ISSN: 2822-3322) is a peer-reviewed e-journal that started being published in 2022 by the Okut Okut Press. The journal covers articles on the research, examination, documentation, and preservation of Turkish-Islamic culture. The aim of the journal is to contribute to the increase and sharing of knowledge in this field at the national and international level by publishing original research articles and book reviews in Turkish and English on Turkish-Islamic culture. The target audience of the journal is professionals who continue their research in the field of Turkish-Islamic culture, institutions interested in this field, students, and readers.Tetkik (ISSN: 2822-3322), Oku Okut Derneği tarafından Oku Okut Yayınları kapsamında, 2022 yılında yayımlanmaya başlayan hakemli bir e-dergidir. Tetkik dergisi Türk-İslam kültürünün araştırılması, incelenmesi, belgelenmesi ve korunmasıyla  ilgili araştırmaları kapsar. Tetkik dergisinin amacı, Türk-İslam kültürüyle ilgili Türkçe ve İngilizce dillerinde hazırlanmış özgün araştırma makalesi ve kitap incelemesi türlerindeki çalışmaları yayımlayarak ulusal ve uluslararası düzeyde bu alandaki bilginin artmasına ve paylaşımına katkıda bulunmaktır. Tetkik dergisinin hedef kitlesi, Türk-İslam kültürü alanında araştırmalarını sürdüren profesyoneller ile bu alana ilgi duyan kurumlar, öğrenciler ve okurlardır

    37

    full texts

    37

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Tetkik
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇