Ufuk Universitesi Akademik Acikerisim Sistemi
Not a member yet
2287 research outputs found
Sort by
Factors Affecting Green Ready-made Products Purchase Intention: An Integrated Model
Within the framework of an integrated model, the primary objective of this study is to identify how risk, value, quality, trust, and viral communication influence green purchase intentions. In order to achieve this objective, a survey study was carried out in Ankara, and the resulting data were evaluated. As an application area, the ready-made apparel and garment sector is picked. The results indicate that perceived value, quality, and viral communication are effective in increasing consumers' intents to purchase green, ready-made apparel products. On the other hand, it has been determined that perceived risk and trust do not influence consumers' intentions for these products. Moreover, purchasing intentions for green ready-to-made clothing have a positive influence on purchasing behavior
YARDIMCI ÜREME TEKNİKLERİNDE İLERİ BABA YAŞININ PERİNATAL SONUÇLARA ETKİSİ
Amaç: İleri anne yaşının yardımcı üreme tekniklerinin (YÜT) başarı şansını düşürdüğü net bir şekilde ortaya konmuştur. İleri baba yaşının spontan gebeliklerde, olumsuz gebelik sonuçlarıyla ve perinatal sonuçlarla ilişkili olduğuna dair çalışmalar vardır. Ancak ileri paternal yaşın, YÜT sonuçlarına etkisine dair az sayıda çalışma vardır. Bu çalışmada in vitro fertilizasyon (IVF) tedavisi gören hastalarda, ileri paternal yaşın siklus sonuçlarına ve perinatal sonuçlara etkisini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada; Mayıs, 2021-Aralık,2022 yılları arasında Ankara’da özel bir tüp bebek merkezine başvuran IVF tedavisi alan çiftlerden erkek yaşının 45 ve üstü olduğu olguların retrospektif analizi yapılmıştır. Olguların siklus karakteristikleri değerlendirilerek gebelik olan ve olmayan olgular ile, canlı doğum ile sonuçlanan ve düşükle sonuçlanan olgular siklus özellikleri ve sperm parametreleri açısından karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 76 siklustan 47’si(%61.8) embryo transferi (ET) ile sonuçlandı, geriye kalan 29(%38.2) siklusta, transfer yapılamadı. ET yapılan sikluslardan 29’u(%61.7) gebelik ile sonuçlanırken, 18’inde(%38.2) gebelik görülmedi. Gebelik olan 29 siklustan 13’ü düşük (%44.8), 16’sı (%55.2) ise canlı doğum ile sonuçlandı. Gebelik pozitif veya negatif olan sikluslarla, canlı doğum veya düşük ile sonuçlanan sikluslarda yıkama öncesi ve sonrası sperm parametreleri ile siklus sonuçları bakımından gruplar arasında fark gösterilemedi. Düşük oranı spontan gebelik ve YÜT gebeliklerinde görülenin üstünde bulundu. Sonuç: YÜT uygulanan hastalarda ileri baba yaşı artmış düşük oranlarıyla ilişkili olabilir, bu hasta grubunda siklus ve gebelik sonuçlarına etki eden faktörleri araştırırken kapsamlı semen analizleri yapılarak sperm sayısı ve motilitesi dışında YÜT sonuçlarını ve perinatal sonuçları etkileyebilecek ek parametrelerin değerlendirilmesi gereklidir
TASL Practice Guidance on the Clinical Assessment and Management of Patients with Nonalcoholic Fatty Liver Disease
Nonalcoholic fatty liver disease (NAFLD) is a multisystem disease and is significantly associated with obesity, insulin resistance, type 2 diabetes mellitus, metabolic syndrome, and cardiovascular disease. NAFLD has become the most prevalent chronic liver disease in Western countries, and the proportion of NAFLD-related cirrhosis among patients on liver transplantation waiting lists has increased. In light of the accumulated data about NAFLD, and to provide a common approach with multi-disciplines dealing with the subject, it has become necessary to create new guidance for diagnosing and treating NAFLD. This guidance was prepared following an interdisciplinary study under the leadership of the Turkish Association for the Study of the Liver (TASL), Fatty Liver Special Interest Group. This new TASL Guidance is a practical application guide on NAFLD and was prepared to standardize the clinical approach to diagnosing and treating NAFLD patients. This guidance reflects many advances in the field of NAFLD. The proposals in this guidance are meant to aid decision-making in clinical practice. The guidance is primarily intended for gastroenterology, endocrinology, metabolism diseases, cardiology, internal medicine, pediatric specialists, and family medicine specialists
YATIRIMCI DUYARLILIĞININ PAY PİYASASI YATIRIMLARINA ETKİSİ: BORSA İSTANBUL’DAN KANITLAR
Bu çalışmanın amacı, 2007:01-2022:06 dönemi için yatırımcı duyarlılığının pay piyasası yatırımlarına etkisinin araştırılmasıdır. Çalışma, Borsa İstanbul Pay Piyasası’na yatırım yapan yabancı ve yerli yatırımcıların toplam portföy değerlerini kapsamaktadır. Yatırımcı duyarlılığı temsilinde çeşitli ölçütler kullanılmaktadır. Bu temsilcilerden biri olan ankete dayalı ölçütler bu çalışmanın değişkenlerini oluşturmaktadır. Dolayısıyla çalışmanın veri setini “yatırımcıların toplam portföy değerleri”, “Tüketici Güven Endeksi”, “Michigan Tüketici Güven Endeksi”, “Ekonomik Güven endeksi” ve “CBOE Volatilite Endeksi” oluşturmaktadır. Çalışmada Toda Yamamoto (1995) nedensellik testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda ilk olarak, ekonomik güven endeksi ile yatırımcılarının portföy değerleri arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. İkinci olarak, Michigan tüketici güven endeksinden yatırımcıların portföy değerlerine doğru nedensellik ilişkisi olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise yatırımcıların portföy değeri ile tüketici güven endeksi arasında tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu saptanmıştır
Menorajisi Olan Hastalarda Farklı Histopatolojik Tanılarda Levonorgestrel Salan Rahim İçi Aracın Uzun Süreli Terapötik Etkinliği
Menoraji, üreme çağındaki kadınların yaşam kalitesini ciddi oranda etkiler ve genellikle altta yatan bir pelvik patoloji yoktur. Menorajide birçok medikal te- davinin etkinliği kesin değildir ve hasta uyumu zayıf olabilir. Levonorgestrel salgılayan rahim içi araç (LNG-RİA) menoraji tedavisinde cerrahi tedavilere iyi bir al- ternatiftir. Bu çalışmanın amacı menorajisi olan hastalarda farklı histopatolojik tanılarda LNG-RİA’nın uzun süreli terapötik etkinliğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde 2017-2019 arasında menoraji tanısı konmuş ve tedavi amaçlı LNG-RİA uy- gulanmış 135 hastanın verileri retrospektif olarak tarandı. Hastaların LNG-RİA takılmadan önce yapılan endometrial biyopsilerinin histopatolojik tanıları, LNG-RİA öncesi ve sonrası adet düzeni ve hemogram bulguları ile hasta memnuniyet oranları değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 135 hastadan 98’ine (72.5%) LNG-IUD takılmadan önce endometrial biyopsi yapılmıştı, kalan 37 olgu (%27,4) ise myoma uteri (tip 0, 1 ve 2 dışında) ve adenomiyozis gibi farklı tanılara sahipti. Endometriyal hiperplazi tanısı konan hastaların 3 ay sonraki kontrol biyopsilerinde endometrial hiperplazinin gerilediği görüldü. LNG-RİA takıldıktan sonraki 1.yılda hastaların menstrüasyon süresinde istatistiksel açıdan anlamlı azalma (11.32±5.12 vs 4.21±2.34, p:0.027), siklus süresinde istatistiksel açıdan anlamlı artış (21.45±6.13 vs 33.14±5.27, p: 0.041) ve hemoglobin düzeyinde artış izlendi. Histopatolojik tanısı endometrial polip olarak saptanan 19 hastada birinci yılın sonunda polip rekür- rensi görülmedi. Birinci yıl sonunda hastaların memnuniyet oranları yüksekti. Sonuç: Menorajili hastalarda LNG-RİA etkili bir tedavi yöntemidir. Hastalardaki semp- tomatik iyileşmenin yanı sıra, tedavinin tolere edilebilirliği yüksektir ve yüksek memnuniyet oranlarıyla ilişkilidir. Konuyla ilgili daha geniş örneklem büyüklüğüne sahip, uzun dönem hasta takibi yapılan prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır
Evaluation of the functional status of the unaffected hand in hemiplegic patients
Objectives: To evaluate the functional status of the unaffected hand in hemiplegic patients and its relationships with activities of daily living. Methods: This cross-sectional study included 30 right, 30 left hemiplegic patients with ischemic cerebrovascular accident history in last year, and 30 healthy volunteers. All participants were right-hand dominant. Data on age, gender, height, weight, comorbidities, duration of stroke, Brunnstrom recovery stages were recorded. Handgrip strength (with Jamar-type dynamometer), pinch strengths (with pinch-meter), and hand dexterity [with Nine Hole Peg Test (NHPT)] were evaluated in unaffected hand in patient groups and in both hands in control group. Lawton Instrumental Activities of Daily Living Scale (Lawton-IADL) and Functional Independence Measure (FIM) were applied to patient groups. Results: Hand grip and pinch strengths were lower, NHPT duration was longer in right (p=0.004, p=0.03, p<0.001) and left (p=0.03, p=0.02, p=0.002) hemiplegia groups compared to control group. Hand grip and pinch strengths were positively, NHPT duration was negatively correlated with FIM self-care performance (r:0.47 p<0.00, r:0.38 p=0.003, r:-0.40 p=0.002), and Lawton-IADL scores (r:0.48 p<0.001, r:0.42 p=0.001, r:-0.56 p<0.001). Conclusion: Ipsilesional hand, which is considered unaffected, functions are impaired in hemiplegic patients. This functional impairment is associated with greater dependence on activities of daily living
The Effect of Newly Onset Renal Impairment on the Mortality Rates of the Patients Undergoing Endovascular Aortic Repair
Abstract Background: Visceral organ blood circulation is seriously impaired in aortic pathologies especially aortic dissection involving descending thoracic and abdominal aorta. Herein, we aimed to determine the effect of the newly onset renal function impairment on postoperative mortality rates of the patients undergoing EVAR and TEVAR procedures. Methods: Patients who underwent an EVAR / TEVAR procedure in our clinic included in this retrospective study. Patients were divided into two groups according to the presence of renal function impairment. Mortality rates were calculated for the groups. Results: A total of 60 patients who underwent an EVAR/TEVAR procedure between November 2016 and May 2021 included in this study. Group 1 included a number of 48 (80%) patients without postoperative renal dysfunction. Group 2 included a total of 12 (20%) patients with postoperative renal function impairment. The initial analysis of the data revealed significant differences in the age and sex variables of the groups (P=0.038 and P=0.008 respectively). Then propensity score matching was performed to avoid bias in the groups. After propensity score matching Group 1 included 12 (50%) patients without postoperative renal impairment and Group 2 included 12 (50%) patients with postoperative renal dysfunction. There were no significant differences between the groups after propensity matching. Mortality rate was significantly different between the groups which was 1 patient (8.33%) in Group 1 vs 6 (50.00%) patients in Group 2 (P=0.020). Conclusions: Renal functions after EVAR/TEVAR procedures should be carefully monitored because renal impairment is closely related with postoperative mortality. We suggest that more studies with larger patient numbers should be conducted on the relation of renal functions and mortality after regularly performed EVAR/TEVAR procedures
Oyunlaştırma, Tüketici Katılımı, Marka Sadakati ve Uygulama Kullanmaya Devam Etme Niyeti Arasındaki İlişkilerin Belirlenmesi
Oyun kavramı, dijitalleşmenin hızlı gelişimiyle birlikte oyunlaştırma kavramına dönüşmüştür. Birçok alanda kullanımı giderek artan oyunlaştırma, işletmeler açısından tüketicileri ile bağ kurma ve ilişkilerini güçlendirmenin yeni ve çekici bir yoludur. Öte yandan tüketicilerin ilgilerini çeken mobil uygulamalar sayesinde işletmeler, tüketicilerine keyifli bir deneyim sunarak marka sadakati oluşturabilirler. Oyunlaştırma ve mobil uygulamaları birleştirerek tasarlanan oyunlaştırılmış mobil uygulamalar ile müşterilerin markaya olan ilgilerini artırmak, satın alma davranışlarını tekrarlatmak ve onları sürece dâhil ederek uygulamayı kullanmaya devam etmelerini sağlamak amaçlanmaktadır. Buradan hareketle araştırmanın temel amacı, oyunlaştırılmış mobil uygulamalar, tüketici katılımı, marka sadakati ve uygulama kullanmaya devam etme niyeti arasındaki ilişkilerin belirlenmesidir. Bu amaçla Ankara’da yaşayan 18 yaş ve üzeri, kahve zinciri markalı mobil uygulamaları kullanan tüketiciler üzerinde bir anket çalışması yürütülmüştür. Toplanan veriler kullanılarak değişkenler arasındaki ilişkileri gösteren model Smart-PLS programı kullanılarak en küçük kareler yol analizi ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre elemantal tetrad modelinin öngördüğü oyunlaştırılmış mobil uygulamaların tasarımı için kullanılan hikâye, mekanik, teknoloji ve estetik boyutları tüketici katılımını pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca tüketici katılımının marka sadakatini ve kullanmaya devam etme niyetini pozitif etkilediği tespit edilmiştir
Fall-related ocular trauma in patients over 90 years in tertiary ophthalmic center in Germany: 90-TOSG Report 1
PurposeTo investigate the clinical characteristics of fall-related ocular trauma in patients over 90 years of age.MethodsRetrospective, medical record reviews. Patients over the age of 90 years treated in a tertiary center with fall-related ocular trauma were included in the study.ResultsFifty consecutive patients (fifty eyes) were analyzed. The mean age was 93.6 & PLUSMN; 1.8 years and 41 patients (82%) were female. The most common site of the injuries was orbital fracture (18 patients, 36%), accompanied with open globe rupture (OGR) in three patients, and globe contusion in two patients. Seventeen patients (34%) presented with OGR. Ocular trauma score in those patients was category 1 in 10 patients (58.8%) and category 2 in the others. Conjunctival hemorrhage and/or periocular contusion was seen in 14 patients (28%) and globe contusion in six patients (12%). At the presentation, the mean best corrected visual acuity (BCVA) was 2.82 & PLUSMN; 0.24 logMAR in patients with OGR and 1.98 & PLUSMN; 0.81 logMAR in six patients with globe contusion. Three of the patients with OGR had a final vision of 20/200 or better whereas the remaining patients had hand movements or less. The most common risk factors were female gender (82%) and use of antihypertensive drugs (46%).ConclusionPatients with OGR had a poor visual outcome despite the early treatment. It is important to raise public awareness about of the poor prognosis of ocular injuries due to falls in the elderly population in order to establish preventive measures.Projekt DEALOpen Access funding enabled and organized by Projekt DEAL. No Funding was received for this research
GÖÇ ve VATANDAŞLIK İLİŞKİSİNDE ULUS-ÖTESİ BİR FORMÜLASYON OLARAK JUS NEXI ESASI VE İŞLEVSELLİĞİ
Jus sanguinis (kan esası) ve jus soli (toprak esası) vatandaşlığı gerçek ve etkili şekilde yaratmayan, sadece belirli sayıdaki kişiyi kapsayacak esaslardır. Dolayısıyla bu esaslardan biri ile, özellikle varlıklı bir devletin vatandaşlığını yüklenememiş diğer herkes yönünden bir dahil etme ya da hariç bırakma ikilemi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Mevcut vatandaşlık yasaları, otomatik katılım tahsis edilmesi için tek kriter olarak doğum olayına odaklanarak, bu atamanın apolitik bir sınırlama tercihinden başka bir şey olmadığı fikrine katkıda bulunmaktadır. Ne var ki pratikte, doğum yolu ile vatandaşlık yüklemeye dayalı kurallar, topluma kimlerin dahil edilebileceğini sınırlamaktan çok daha fazlasını yapmaktadır. Tıpkı mülkiyet rejimleri gibi, hak sahibi olanlara ayrılmış belirli kaynaklara, faydalara, korumalara, karar verme süreçlerine fırsat yaratan kurumlara erişimi de tanımlamaktadır. Ayelet Shachar, kalıplaştırılmış bir vatandaşlık statüsünün nesiller arası aktarımının, Orta Çağ’daki vatandaşlık-mülkiyet ilişkisi üzerinden düşünsel bir ilgi kurarak, haksızlığını dile getirmiştir. Bu adaletsizliği telafi etmek için Shachar, bir tür küresel doğum hakkı vergisi kurgulamakta; jus sanguinis ve jus soli’den farklı olarak gerçek bir sosyal özdeşleşmenin bağlantısını kurmak adına, gurbetçi vatandaşları hariç? bırakarak, uzun süredir ikamet eden yerleşik yabancıların, aşamalı olarak vatandaşlığa kabul edilmelerini “jus nexi” olarak adlandırdığı yeni bir esas yaratarak açıklamaktadır