2779 research outputs found
Sort by
Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Sosyobilimsel Konular Bağlamında Pedagojik Alan Bilgilerinin İncelenmesi
The purpose of this research is to investigate preservice science teachers’ pedagogical content knowledge within the socio-scientific issues context. Pedagogical content knowledge qualities were investigated on the basis of “students’ understanding of science” and “instructional strategies” components. Holistic multiple case study design of qualitative research approach was adapted in this study. Criteria sampling method of purposeful sampling was used to select study group of the study. Those criteria were preservice teachers’ self-efficacy beliefs toward socio-scientific issues teaching and their grade level. Those were assumed that preservice teachers who have higher self-efficacy beliefs toward socio-scientific issues teaching than preservice teachers who have lower self-efficacy beliefs toward socio-scientific issues teaching and preservice teachers who are in the third grade of university education than preservice teachers who are in the first or second grades of university education have deeper pedagogical content knowledge. Based on these criteria, data were collected from the three preservice science teachers who were in the third grade in the fall semester of 2018-2019 instructional year at the education faculty of theBurdur Mehmet Akif Ersoy University. Qualitative data that were collected by semi-structured interview form were analyzed by descriptive analysis. Results of the analysis indicate that preservice science teachers’ pedagogical content knowledge were not qualified enough in the dimensions of “students’ science understanding” and “instructional strategies”. Based on results of the study, suggestions were shared for science teacher undergraduate program and science teacher educators and for science education researchers who will study in this field in the future.Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının sosyobilimsel konular bağlamında pedagojik alan bilgisi niteliklerini incelemektir. “Öğrencilerin feni anlaması” ve “öğretim stratejileri” bileşenleri temelinde pedagojik alan bilgisi nitelikleri incelenmiştir. Nitel araştırma yaklaşımına göre yürütülen bu çalışmada benimsenen araştırma deseni ise bütüncül çoklu durumdur. Çalışma grubunu belirlemek için amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik öz yeterlilikleri ve öğrenim sınıfları çalışma grubu belirlenirken dikkate alınan ölçütlerdir. Sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik öz yeterlilikleri yüksek olan fen bilgisi öğretmen adaylarının öz yeterlilik inancı daha düşük olan öğretmen adaylarına göre ve üçüncü sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının da birinci ve ikinci sınıftaki fen bilgisi öğretmen adaylarına göre daha derin pedagojik alan bilgisine sahip oldukları varsayılmıştır. Bu ölçütler uyarınca, 2018-2019 öğretim yılı güz döneminde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi fen bilgisi öğretmenliği üçüncü sınıfında öğrenim görmekte olan üç kişiden veriler toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanarak toplanan nitel veriler betimsel analiz ile incelenmiştir. Analiz sonuçları, fen bilgisi öğretmen adaylarının sosyobilimsel konular bağlamında “öğrencilerin feni anlaması” ve “öğretim stratejileri” bileşenlerine göre pedagojik alan bilgisi niteliklerinin yeterli olmadığını göstermektedir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda fen bilgisi öğretmeni yetiştirme programı ve öğretmen eğitimcilerine ve gelecekte bu alanda çalışma yapacak olan fen eğitimi araştırmacılarına önerilerde bulunulmuştur
AGGREGATION AND ANALYSIS OF PERFORMANCE IN TERMS OF TURKEY'S HEALTH INDICATORS
Çok değişkenli analiz tekniklerinden biri olan kümeleme analizinin öncelikli amacı, gruplanmamış verileri benzerliklerine göre gruplandırarak araştırmacıya özet bilgiler sunmaktır. Bu çalışma kapsamında Türkiye’de yer alan 81 il, 22 sağlık değişkeni açısından sınıflandırılmıştır. Türkiye’nin sağlık göstergeleri açısından bölgelere ayrılarak bu bölgelerdeki illerin belirlenmesi ve bu bölgelerin performanslarının değerlendirilmesi çalışmanın temel amacıdır. Bu noktadan hareketle 81 il sağlık yapılarına göre kümelere ayrılmıştır. Ardından bu kümeler Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden biri olan MULTIMOORA yöntemi ile en iyiden en kötüye doğru sıralanmıştır. Bu sayede analiz sonucu elde edilen kümeler bu yöntemle desteklenmiş ve çalışmanın güvenilirliği artmıştır.AbstractThe primary objective of clustering analysis, which is one of the multivariate analysis techniques, is to present the summary information to the researcher by grouping the ungrouped data according to their similarities. In this study, located in 81 provinces of Turkey, 22 are classified in terms of health variables. Turkey's health indicators are divided into regions in terms of determining the province in this region is also the main objective of the study was to evaluate the performance of these regions. From this point of view, 81 provinces are divided into clusters according to health structures. These clusters were then ranked from the best to the worst by the MULTIMOORA method, which is one of the Multi Criteria Decision Making methods. In this way, clusters obtained as a result of analysis are supported by this method and the reliability of the study has increased
ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİ İÇİN ZORBALIĞA YÖNELİK TUTUM ÖLÇEĞİ GELİŞTİRİLMESİ
Bu çalışmanın amaçları,ortaokul öğrencilerinin zorbalığa yönelik tutumlarını ölçebilen kullanılabilirgeçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmek ve öğrencilerin zorbalığayönelik tutumlarının cinsiyet ve yaşa göre ilişkilerini incelemektir.Araştırmanın çalışma grubunun toplam 1064 öğrenciden oluşmaktadır. Yapıgeçerliği kapsamında, Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) uygulanmış ve ölçeğin 12maddelik tek faktörlü yapıya uygun olduğu ve 4.42 özdeğere sahip olduğugörülmektedir. Tek faktörlü yapının açıkladığı varyans oranının ise, %36.85olduğu saptanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulaması sonucunda 12maddelik ölçeğin iyi uyum değerlerine sahip olduğubelirlenmiştir. Ölçüt bağıntılı geçerlik çalışması kapsamında, ŞiddeteYönelik Tutum Ölçeği (ŞYTÖ) ve Reaktif-Proaktif Saldırganlık Ölçeği (PRSÖ)kullanılmıştır. Korelasyon değerleri sırasıyla ŞYTÖ için .35 ve PRSÖ için .38olarak bulunmuştur. ZTÖ’nün iç tutarlılık katsayısı .84 ve iki yarım testgüvenirliği .80’dir. ZTÖ’nün ilk test ve son test puanları arasında pozitifyönde, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Elde edilen busonuçlar ZTÖ’nün güvenilir ve zaman içinde kararlı olabilecek bir ölçme aracıolduğunu göstermektedir. Son olarak da ölçeğin cinsiyete ve yaşa görefarklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiş ve ZTÖ’nün cinsiyet ve yaş değişkeninegöre anlamlı olarak fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.
Türkçe Eğitimi Programında Lisansüstü Öğrenim Gören Öğrencilerin Bilimsel Araştırma Yapmaya Yönelik Kaygı Düzeyleri
Bu araştırmanın amacı, Türkçe Eğitimi alanında lisansüstü öğrenim gören öğrencilerin bilimsel araştırma yapmaya yönelik kaygı düzeylerini saptamak ve bu kaygı düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu çalışma betimsel bir nitelik taşımakta olup karşılaştırmalı ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitimin Kültürel Temelleri Anabilim Dalı Türkçe Eğitimi Modülü’nde lisansüstü öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Veriler, araştırmacılarca oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu”ndan ve Büyüköztürk (1997) tarafından geliştirilen “Araştırma Yapmaya Yönelik Kaygı Ölçeği”nden elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin kaygı düzeylerinin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Cinsiyet değişkeni bağlamında erkek öğrencilerin kadın öğrencilere göre bilimsel araştırma yapma konusunda daha kaygılı oldukları görülmüştür. Öğrencilerin bilimsel araştırma yapmaya yönelik kaygı düzeyleri; yaş, lisansüstü öğrenim düzeyleri, araştırma görevlisi olup olmama, öğrencilerin daha önce bilimsel araştırma yöntemlerine ilişkin herhangi bir ders alıp almama ve bilimsel bir makaleye sahip olma durumlarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir
The Effect of Using 3E, 5E Learning Cycle in General Chemistry Laboratory to Prospective Science Teachers Attitude and Perceptions to the Science, Chemistry and Laboratory
The study aimed to investigate the emerging changes in prospective science teachers" attitudes and perceptions towards science, chemistry and laboratory resulting from the implementation of 3E. 5E learning cycles and traditional instruction in laboratory environment in which learning is achieved by doing and experiencing. The study included 74 first grade prospective science teachers from Ondokuz Mayıs University at the Department of Science Education. In the study, quasi-experimental pre-test post-test research design was used. In the instruction of General Chemistry Laboratory courses, 3E, 5E learning cycles and traditional instruction methods were applied to the first experimental (N= 24), second experimental (N= 20) and control groups (N=30) respectively during 10 weeks. Data were collected using a 25-item Attitude and Perception Test towards Science. Chemistry and Laboratory (APT) developed by Köseoğlu and Tümay (2010). APT was used as pre-test at the beginning of the study and post-test after the study. At the end of the study, no significant difference was observed between inter-group attitude scores of prospective teachers (X2= 0.08; p> .05) and perception scores (X2= 0.072; p> .05). it was concluded that 10-week implementation of 3E and 5E learning cycles may not have influenced prospective science teacher's attitudes and perceptions towards science, chemistry and laboratory and longer duration was needed to exhibit positive attitude
Öğrencilerin Ürettikleri Taslak Metinlerine Yönelik Geri Bildirim Almaya İlişkin Yeğleyişleri
Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin ürettikleri taslak metinlere ilişkin hangi türde, kimden ve metnin hangi düzeyine ilişkin geri bildirim almayı yeğlediklerini belirlemektir. Araştırma Burdur ilinde eğitim almakta olan 399 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin 184’ü ilköğretim, 106’sı ortaöğretim ve 109’u ise yükseköğrenim öğrencisidir. Araştırmada veri toplamak için araştırmacı tarafından bir sormaca geliştirilmiştir. Elde edilen verilere göre ilköğretim ve yükseköğretim öğrencileri metnin tüm düzeylerine göre sık sık, lise öğrencileri ise ara sıra geri bildirim almayı yeğlemektedirler. Yine öğrenciler arkadaşlarından ve öğretmenlerinden sözlü olarak geri bildirim almayı daha çok yeğlemektedirler.Anahtar Sözcükler: Geri bildirim, geri bildirim türleri, taslak meti
Gramsci, Sivil Toplum-Devlet İkiliği ve Kuramsal Kökenler/Gramsci, the State-Civil Society Dichotomy, and Theoretical Antecedents
ÖzetDevlet ve sivil toplum arasındaki dikotomik ilişkiyi ele alan kuramsal sorunsal antik, pre-modern ve modern siyaset felsefesi geleneklerinde bir dizi epistemolojik kopuş ve sürekliliği dışavurur: örneğin, Aristotelesçi koinoniapolitike, doğal hukuk kuramları, klasik ekonomi politik, Hegel’in etik devlet kuramı, Marx’ın eleştirel sınıf kuramı ve Gramsci’nin tarihsel bloka ilişkin üstyapısal analizi. Antik toplumda Aristotelesçi koinonia politike anlayışı, siyasal düzeyin bütün diğer topluluksal varoluş biçimleri üzerindeki belirleyici üstünlüğünü yansıtır. Doğal hukuk kuramları sivil toplum ve devlet arasındaki ayrımı nüve hâlinde formüle ederken, klasik ekonomi politik bu ikiliğin açık bir şekilde anlamlandırılması ve sivil toplumun politik toplum ya da devlet karşısında birincilleştirilmesi bakımından önemli bir aşamayı temsil eder.Hegel, modern toplumda yeni bir sittlichkeit’ın (etik yaşam) oluşturulmasını öngören etik-politik projesi bağlamında, sivil toplum-devlet ikiliğini yeniden ele alarak, devleti sivil tolum karşısında yeniden ayrıcalıklandırır ve belirleyici uğrak konumuna getirir. Hegel’in diyalektiğini tersine çeviren Marx ise, erken dönem çalışmalarından başlayarak, sivil toplumun siyasal devlet karşısında belirleyici olduğunu vurgular. Marx’ın ikiliğin bileşenlerine yönelik sınıfsal yaklaşımını benimseyen Gramsci, sivil toplum ve devleti ekonomik yapı ile üstyapının organik bütünlüğü olarak tanımladığı tarihsel blokun üstyapısına yerleştirir. Sivil toplumu hegemonik üstünlüğün açığa çıktığı bir uğrak olarak analiz ederken,politik toplum ya da devletin yerine getirdiği zorlama ve tahakküm işlevleri üzerinde durur.Bu makale, söz konusu sorunsalın temel özelliklerini araştırarak ortaya çıkarmayı ve anıtsal önemdeki Hapishane Defterleri’nde Gramsci’nin bu ikiliğe yönelik kuramsal tartışmaya yaptığı dikkat çekici katkıyı incelemeyi amaçlamaktadır.AbstractThe theoretical problematic of the dichotomous relationship between civil society and the State outlines a series of epistemological ruptures and continuities among the traditions of ancient, pre-modern, and modern political philosophy: namely, the Aristotelian conception of koinonia politike, the natural law theories, classical political economy, Hegel’s ethical theory of the state, Marx’s critical class theory, and Gramsci’s superstructural analysis of the historic bloc. The Aristotelian koinonia politike reflects the decisive superiorityof the political level over all other forms of societal existence in ancient society.As the natural law theories formulate the distinction between civil society and the state in its embryonic phase, classical political economy represents a significant stage in the development of a clear understanding of the so-called dichotomy while emphasizing the primacy of civil society against the state or political society.Within the framework of his ethical-political project of constructing a new sittlichkeit (ethical life) in modern society, Hegel reformulates the state-civil society dichotomy and privileges the state over civil society, presenting it as the decisive moment. Beginning from his earlier works, Marx reverses the Hegelian dialectic and emphasizes that civil society determines the state.Adopting Marx’s class approach to the so-called dichotomy, Gramsci locates the state and civil society to the superstructure of the historic bloc, which he defines as the organic unity of the base and superstructure. In analysing civil society as the moment of hegemonic supremacy, he examines the coercion and domination functions performed by the state or political society.The present article inquires into the fundamental features of this problematic and examines Gramsci’s noteworthy contribution to the theoretical elaboration of the so-called dichotomy, which he carried out in his monumental Prison Notebooks