2779 research outputs found
Sort by
İlkokul 4. Sınıf Öğrencilerinin Okuma Kaygıları İle Türkçe Dersine Yönelik Tutumları Arasındaki İlişki (Kayseri İli Örneği)
Bu çalışma,ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma kaygılarını, Türkçe dersine yöneliktutumlarını ve okuma kaygıları ile Türkçe dersine yönelik tutumları arasındakiilişkiyi ortaya koymaktadır. Araştırma birden fazla değişken arasındakiilişkinin incelenmesine dayalı olduğu için betimsel modellerden ilişkiseltarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evreni 2017/2018 eğitim öğretim yılıKayseri il merkezinde öğrenim görmekte olan dördüncü sınıf öğrencilerindenoluşmaktadır. Oranlı küme örnekleme yöntemiyle belirlenen örneklemsosyo-ekonomik özelliklerine göre düşük-orta- iyi ve yüksek olmak üzere dörtilkokuldan 556 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmadaveri toplama araçları olarak “Okuma Kaygı Ölçeği” ve “Türkçe Dersi Tutum Ölçeği”kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler aritmetik ortalama, standartsapma, frekans, yüzde ve pearson korelasyon katsayısı teknikleri ile analizedilmiştir.Araştırma da elde edilensonuçlara göre ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma kaygıları ara sıradüzeyinde olduğu, Türkçe dersine yönelik tutumlarında ise kararsız olduklarıtespit edilmiştir. Ayrıca ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma kaygılarıile Türkçe dersine yönelik tutumları arasında negatif yönde orta düzeyde(r=-,415) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan araştırmadan elde edilensonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur
Anlamlı Yaşam Ölçeğinin Geliştirilmesi: Anlamlı Yaşama İlişkin Kısa ve Etkili Bir Ölçme Aracı
Bu çalışmanın amacı Anlamlı Yaşam Ölçeği’ni (AYÖ) geliştirmek, yetişkinlerde geçerlik ve güvenirlik çalışması yürütmektir. Çalışmaya 384 yetişkin katılmıştır. Ölçeğin faktör yapısını incelemek için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonuçları ölçeğin toplam varyansın %46'sını açıklayan tek faktörlük bir yapı sergilediğini göstermiştir. Ölçek maddeleri için faktör yük değerleri .58 ile .82 arasında değişmektedir. Açımlayıcı faktör analizinin ardından altı maddeden oluşan ölçeğe ilişkin modeli test etmek için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları ölçeğe ilişkin ölçme modelinin mükemmel uyum değerleri ürettiğini ortaya koymuştur. Standardize edilmiş faktör yük değerleri .47 ile .80 arasında değişmektedir. Ölçeğin güvenilirlik çalışması için iç tutarlılık ve gizli yapı güvenilirlik değerleri incelenmiştir. Ölçek, her iki çalışma grubunda da güçlü iç tutarlılık değerleri ortaya koymuştur ve ölçeğin güçlü gizli yapı güvenilirliğine de sahip olduğu görülmüştür. Son olarak ölçeğin ölçüt geçerliliği kapsamında yaşam doyumu, olumlu ve olumsuz duygular ile ilişkisine bakılmıştır. Analiz sonuçları anlamlı yaşamanın yaşam doyumu ve olumlu duygular ile pozitif ve güçlü bir ilişkiye sahip olduğunu ve olumsuz duygular ile negatif ve orta düzeyde bir ilişki gösterdiğini ortaya koymuştur. Çalışma sonuçları ilgili alanyazın ışığında tartışılmış, araştırma ve uygulamalar için bazı öneriler sunulmuştur
High School Students’ Metaphors about Geometry
In this study, it is aimed to reveal the high school students’ perceptions about the geometry. For this, 166 high school students were asked to complete the question “Geometry is similar to…, because…” by writing what geometry means for the them and why. As a result of the data analysis, it was found that 49 different valid metaphors were developed by 166 high school students. These metaphors were grouped under 10 categories. In conclusion, it is determined that the majority of the participants have a positive or neutral perception and that about one-quarter of the participants have a negative perceptions about geometry. With the categories including positive or neutral connotations about geometry, the participants emphasized the aspects of geometry being an indicator of intelligence and mind, comprising the terms, figures and operations, being in the nature, having a part-whole relationship and having fun. Lastly, with the categories including negative connotations about geometry, the participants emphasized the aspects of geometry being complex, difficult, boring and unlimited
SPORDA LİDERLİK TİPLERİ, YAKLAŞIMLARI VE FONKSİYONLARI
While the characteristics of a leader are observed in all groups and communities, the observation of the characteristics of the leaders in sport emerges in the expansion. Faced with many difficulties in managing sports teams and organizations, the leader is asked to manage his / her psychological processes by transferring his / her knowledge and skills. It is observed that there is a need for leaders who treat individuals individually, who value and support them. Being a leader who instills a sense of self-confidence and belonging to the group are the essential features of the leaders. The necessity of being a leader differs from the managerial position as taking the initiative, being educator, and transferring his knowledge and skills beyond his duties and powers. In my study, the characteristics, competencies and skills of group leaders were examinedBir liderin özellikleri tüm grup ve topluluklarda gözlemlenirken, sporda lider olan kişilerin özelliklerinin gözlemlenmesi genişlemesine gün yüzüne çıkmaktadır. Spor takımlarının ve organizasyonlarının yönetilmesi noktasında birçok zorlukla karşılaşan liderden, kendi bilgi ve becerilerini aktarırken görevleri dışına çıkarak psikolojik süreçleri de yönetmesi istenmektedir. Bireyleri tek tek ele alan, onlara değer veren ve destek olan liderlere ihtiyacın olduğu gözlemlenmektedir. Gruba özgüven ve aidiyet duygusunu aşılayan bir lider olmak, liderlerin olmazsa olmaz özellikleridir. Lider olmanın gerekliliği yönetici pozisyonundan, görev ve yetkilerinin ötesinde daha ileri bir noktada insiyatif almak, eğitici olmak, bilgi ve becerisini aktarmak olarak ayrılmaktadır. Çalışmamda, sporda istihdam edilen liderlerin özellikleri, yeterlikleri ve grubu yönetme noktasındaki becerileri incelemeye konu olmuştur
Québec’in Baharı: Neoliberalizm, Direniş ve Devlet
Across the globe and throughout different countries, social movements are speaking out against neoliberal regimes. Québec’s Printemps Erable, the largest social protest in Canadian history occupies an important place among these social movements. This article aims to analyze the 2012 Québec Student Strike, which was sparked by the decision of the governing Parti Liberal du Québec to increase tuition fees by 75 per cent over the next five years. The student strike then developed into a social movement against neoliberalism as a whole. In other words, the students’ fight has become one front in a broader struggle for social justice and the reorganization of society. This transformation of the movement, from a student strike to a social movement against neoliberalism, is deeply linked to the repressive attitude of the Charest government towards students and its decision to choose violence over discussion. Bill 78, an emergency law that brought huge restrictions on liberties of expression, association and assembly, signified a major turning point for the Québec student strike. Following on from this, the strike has progressed, expanded its support base and developed into a popular uprising.This study will focus on the underlying reasons for the emergence of the Québec Student Movement and its evolution in relation to the state’s response to it. To this purpose, primarily, it will analyze the neoliberal phase of capitalism by putting emphasis on the increase in student debt and the commodification of education in the neoliberal age. Secondly, it will shed light on the enlargement and empowerment of the police force and the enforcement of emergency laws under the neoliberal Charest government. Here, the repressive attitude of the Charest government of Québec towards the student strike and its effects on the evolution of Printemps Québecois will be studiedDünya genelinde farklı ülkelerde, toplumsal hareketler neoliberal rejimler karşısında giderek seslerini yükseltiyorlar. Kanada tarihinin en geniş toplumsal hareketi olarak nitelendirilen Québec’in Printemps Erable’i, şüphesiz, bu hareketler arasında önemli bir yer işgal ediyor. Bu çalışma, bir öğrenci hareketi olarak başlayan ve liberal Charest hükümetinin öğrenci harçlarına beş yıllık süre içerisinde yüzde 75 zam yapılmasını öngören kararının yol açtığı 2012 yılındaki öğrenci direnişini analiz etmek niyetindedir. Öğrenci hareketi olarak başlayan direniş, bir süre sonra, neoliberalizme karşı bir toplumsal hareket niteliğine bürünmüştür. Hareketin karakterinde yaşanan bu değişim, Charest hükümetinin öğrenciler karşısındaki baskıcı tavrı ve müzakere yerine şiddeti seçmesiyle yakından ilişkilidir. İfade, örgütlenme ve gösteri düzenleme özgürlüklerine büyük kısıtlamalar getiren olağanüstü nitelikteki 78 No’lu Kanun, bu bağlamda, öğrenci hareketi açısından bir dönüm noktasını ifade etmektedir. Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden süreçte hareket gelişmiş, kendisine yönelik desteği arttırmış ve bir toplumsal kalkışmaya dönüşmüştür. Bu bağlamda, çalışma, Québec öğrenci hareketini hazırlayan koşullara ve hareketin kendisine yönelik gelişen devletin reaksiyonu ile nasıl evrildiğine odaklanmak niyetindedir. Bunun için, ilk olarak, kapitalizmin neoliberal evresine odaklanmak suretiyle öğrenci borçlarındaki artış ve eğitimin metalaşması sorunsalları analiz edilecektir. İkinci olarak neoliberal Charest hükümeti tarafından olağanüstü kanunların ve polis gücünün genişletilmesi ve yüceltilmesi meselelerine ışık tutulacaktır. Bu şekilde, Charest hükümetinin öğrenci direnişine yönelik baskıcı davranışı ve bunun Printemps Erable’in gelişimine yönelik etkileri çalışma kapsamında incelenecektir
ORTAOKUL ÖĞRETMENLERİNİN İŞ DOYUMLARININ MESLEKİ TÜKENMİŞLİK DÜZEYLERİNE ETKİSİ
Araştırma; ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin iş doyumlarının, mesleki tükenmişliklerine etkisini incelemek amacı ile gönüllü 162 öğretmenle yapılmıştır. Araştırma; nedensel karşılaştırmalı ve ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Verilerin toplanmasında; Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel ve kanıtlamasal istatiktik tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin en yüksek duygusal tükenme düzeyine; iş doyumuna ilişkin ise en yüksek içsel iş doyum düzeyine sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Kadın öğretmenlerin kişisel başarı boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin erkek öğretmenlerden; 30 yaş ve altındaki öğretmenlerin; duyarsızlaşma boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin, 31-35 yaş ile 36-40 yaş grubundaki öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinden; bekâr öğretmenlerin duyarsızlaşma boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin evli öğretmenlerden; mesleğini istemeyerek seçen öğretmenlerin duygusal tükenme düzeylerinin, mesleğini isteyerek seçen öğretmenlerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan; bulundukları okulun sosyo-ekonomik durumu düşük olan öğretmenlerin dışsal boyuttaki iş doyumu düzeylerinin, bulundukları okulun sosyo-ekonomik durumu orta olan öğretmenlerden; mesleğini istemeyerek seçen öğretmenlerin dışsal doyumlarının genel doyumlarından, genel doyumlarının da içsel doyumlarından anlamlı düzeyde düşük olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin tükenmişlik ve iş doyumu düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu ve en yüksek ilişkinin ise öğretmenlerin duygusal tükenme düzeyleri ile genel doyum düzeyleri arasında olduğu görülmüştür. Duygusal tükenmenin yordayıcılarının içsel ve dışsal doyum olduğu; duyarsızlaşmanın ve kişisel başarının ise tek yordayıcısının içsel doyum olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin tükenmişlerini azaltmak işdoyumlarını artırmak için çeşitli önerilerde bulunulmuştur
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ POLİTİKASI: SORUMLULUK VE İNKÂR İKİLEMİ
The United States (US), as the world’s largesteconomy and the second largest greenhouse gas emitter, is one of the mostsignificant actors of global climate change process. In 2001, President GeorgeW. Bush announced the withdrawal of the US from the Kyoto Protocol which led toa setback in the international mitigation process. On the other hand, PresidentObama who took office in January 2009 has increasingly involved in climatechange adaptation and mitigation activities on both national and internationallevels. The Paris Agreement, signed by 175 states on 2016 Earth Day, representedthe beginning of a new era in international climate negotiations and the USeagerly announced its willingness to lead in the coming years. However, withthe election of Donald J. Trump in November 2016, the role of the US ininternational climate mitigation and adaptation negotiations was shifted oncemore. This study aims to analyze and compare the climate change rhetoric andpolicies of Obama and Trump, discussing their administrations’ respectiveclimate commitments or denial.Amerika Birleşik Devletleri (ABD), dünyanın enbüyük ekonomisi ve ikinci büyük sera gazı emisyonu üreticisi olarak küreseliklim değişikliği ile mücadele konusunda en önemli aktörlerden birisidir.George W. Bush yönetimi 2001’de ABD’nin Kyoto Protokolü’nden çekildiğini açık-lamış,bu nedenle Kyoto Protokolü hedeflenen emisyon indirimini sağlamakta yetersizkalmıştır. Ocak 2009’da göreve gelen Başkan Obama’nın ikinci döneminde iseABD’nin hem federal hem de uluslararası düzeyde iklim değişikliğine uyum veemisyon azaltım faaliyetleri art-mıştır. 2016 Dünya Günü’nde 175 ülkeninimzaladığı Paris Anlaşması sürecinde Obama, iklim değişikliği ile mücadeledesorumluluk almaya ve uluslararası liderlik rolünü üstlenmeye hazır olduklarınıaçıklamıştır. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından, Kasım 2016’daABD’de gerçekleşen başkanlık seçimini kazanan Donald J. Trump, görevebaşladıktan sonra ülkesinin Pa-ris Anlaşması’ndan çekileceğini ilan etmiştir.Böylece bir kez daha, iklim değişikliği ile uluslararası mücadelede ABDsorumluluk ve yükümlülük üstlenmekten kaçınan bir konum benimsemiştir. Buçalışmada iklim değişikliği konusunda özellikle Obama ve Trump’ın söylemleri veizledikleri politikalar incelenerek, sorumluluk üstlenme ya da iklimdeğişikliğini inkâr ikilemi tartışılmıştır
İzlenim Yönetimi Taktikleri ile Yaşam Doyumu Arasındaki İlişki: Tekstil Sektörü Çalışanları Üzerine Bir Araştırma
Bireyler,yaşamları boyunca içinde bulundukları ortam gereği diğer bireylerle etkileşimve iletişim halindedirler. İçinde bulundukları ortamda da diğer bireylereamaçları doğrultusunda belirli izlenim oluşturmak isterler. Bunun için deizlenim yönetimi taktikleri davranışlarına başvururlar. Bireyler izlenimyönetimi taktiklerine başvurarak aslında maddi veya manevi kazanım elde etmekisterler. Bu bağlamda bireyin belirli taktikler kullanarak örgüt ortamlarındaveya sosyal ortamlarda kazandıkları maddi ve manevi kazanımlar yaşamlarıylayakından ilişkilidir. Buamaçla çalışma Denizli’de çeşitli tekstil fabrikalarında 392 mavi yakalıçalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemleriuygulanmıştır. Kolayda örneklem tekniği ile anket uygulanarak elde edilenverilere fark testleri ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, izlenim yönetimitaktikleri alt boyutu olan niteliklerini tanıtarak kendini sevdirmeye çalışmataktiği ile yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişkisi bulunmuştur. Diğertaraftan kendini örnek bir personel gibi göstermeye çalışma, kendi öneminizorla fark ettirmeye çalışma, kendine acındırmaya çalışma taktikleri ile yaşamdoyumu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir