Mehmet Akif Ersoy University

OpenAccess @MAKÜ (Burdur Mehmet Akif Ersoy University)
Not a member yet
    2779 research outputs found

    Kapitalizm ve Annelik

    No full text

    ABD Kamu Personel Rejiminde Esnek İstihdam (At-Will Employment) Eğilimi

    No full text
    Amerika Birleşik Devletlerinde ülke düzeyinde uygulanan, tüm yönetsel düzeylerde geçerli, homojen bir yapılanma olmamakla birlikte, genel olarak kamu personel rejimi Taylorcu bir anlayışla düzenlenmiştir. Taylorcu personel rejimi, iş analizleri ve ayrıntılı görev tanımları üzerine inşa edilmiş sınıflandırma sistemine dayanır. Kamu çalışanlarının özlük hakları ve yürütecekleri görevleri, unvanlarının içinde bulunduğu hizmet sınıfı ve görev tanımları esasında belirlenir. Dolayısıyla sınıflandırma sistemi kamu çalışanının tüm iş yaşamını kuşatır. Sınıflandırma sistemi, özel sektör mantığıyla iş görme anlayışına dayanmakla birlikte işleyiş için zorunlu olan ayrıntılı düzenlemeler sendikalar için pazarlık zemini oluşturmuş ve zamanla sistemi statüter personel rejimine benzetmeye başlamıştır. Sınıflandırma siteminin kamu emek gücünün özel sektör mantığı ile düzenlenmesine engel olarak görülmesi sonucunda bazı eyaletlerde sınıflandırma sisteminden uzaklaşma ve esnek (at-will) istihdam modeline geçme eğilimi öne çıkmıştır. At-will istihdam biçiminde idare ya da personel karşılıklı olarak birbirlerine hiçbir yükümlülük altına girmezler. Kamu kurumu hiçbir gerekçe göstermeksizin her an çalışanının işine son verebilir. Aynı biçimde çalışan da hiçbir mazeret ileri sürmeksizin her zaman iş akdini sonlandırabilir. Çalışanın pozisyonu sınıflandırma sistemi içinde yer almaz. Her çalışan için ayrı performans ölçütleri geliştirilebilir. Önemli olan kamu hizmeti sunumunda “etkili” ve “verimli” olmayı sağlamaktır. Yaygınlaşan yeni eğilimle etkili hizmet sunumu ile kamu çalışanının statüsü arasında bağlantı kurulmaktadır. Bu çalışmada, ABD’nin özellikle güney eyaletlerinin kamu kurumlarında ağırlık kazanmaya başlayan esnek istihdam modeli tartışılmaya ve yeni modelin içeriği analiz edilmeye çalışılacaktır

    İçindekiler

    No full text

    TÜRKİYE’DE VİYOLA ALANINDA YAZILMIŞ LİSANSÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİ

    No full text
    Türkiye’de Viyola alanında yazılmış lisansüstütezlerin incelenmesini amaçlayan bu çalışmada, 1994-2017 yılları arasındatamamlanmış olan 57 lisansüstü tez farklı değişkenler açısından incelenmiştir.Araştırmanın örneklemi, Yükseköğretim Kurulu Tez Dokümantasyon Merkezi’nekayıtlı ve erişimi izinli yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik düzeyindetamamlanmış olan tezlerle sınırlı tutulmuştur. Çalışmada viyola alanındayazılmış olan lisansüstü tezler; türleri, yazıldıkları yıllara göredağılımları, üniversitelere göre dağılımları, konularına göre dağılımları,kullanılan araştırma yöntemlerine göre dağılımları ve veri toplama araçlarıbakımından incelenmiş, sonuçların viyola alanındaki lisansüstü tezlerin birderlemesi olması ve yapılacak olan çalışmalara kaynak oluşturmasıamaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel bir araştırma olup verilerin toplanmasındadoküman analizi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans (f) ve yüzde(%) ‘den yararlanılmış ve sonuçlar ilgili tablo ve şekillerle gösterilmiştir.Araştırma sonucunda viyola alanında yazılmış olan lisansüstü tezlerin büyük birkısmının yüksek lisans tezi olduğu, en çok çalışmanın 2012 senesindetamamlandığı, en çok çalışmanın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeyapıldığı, en çok çalışılan konunun eser çözümleme olduğu, araştırmalardaçoğunlukla sadece nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı ve çalışmalarınveri toplama araçlarının çoğunlukla içerik analizi olduğu sonuçlarınaulaşılmıştır.

    Hak Haberciliğinde Temel Bir Uğrak: Kadın Odaklı Habercilik ve JİNHA Örneği/An Essential Moment in Human Rights Journalism: Women-Based Reporting and JİNHA

    No full text
    In this study, Jin News Agency (JİNHA), the first and unique example of women-based reporting in Turkey, is analyzed with a view to the theoretical background on ‘human rights journalism’ in communication studies. The main goal of this study is to reveal how theoretical contributions of women-based journalism and feminist media studies would and should seem in practice as appearing in the example of JİNHA with its key features. In this sense, the study starts with the relationship between human rights and journalism, the main features of human rights journalism and its applications both in the world and in Turkey. Withn the discussion regarding the relationship between news texts and human rights, it will be argued that news is not a medium which directly transmit the reality as it is, but a medium that constructs the reality with reference to and in the limits of the dominant social discourse patterns. Thus, it will be emphasized that, news in itself ontologically has the potential to violate the human rights. Admitting this aspect of the news, human rights reporting’s emergence as a journalism practice and its key features in constructing news in favor of human rights will be mentioned. Subsequently, the forms of construction of women in the mainstream media will be discussed. In effect, the emergence of women-based journalism and the literature on the field will be summarised together with its appearances in the world. Here, the theoretical contributions and discussions on how dominant gender norms are reproduced by news texts, which function against women and women’s rights, will be mentioned and then, this argument will be broadened through examples of sexist news texts. The attempts of women-based journalism to subvert this sexist language for the good of women will be mentioned afterwards. While examining the features of women-based journalism, the contributions and short-comings of feminist media studies literature to the field will be mentioned, again alongside the women-based journalism attempts in the world. Specifically, it will be argued that, within the feminist media studies in Turkey and in the world, women are handled as a white, middle class gender category free from the determinants such as class and ethnicity and thus feminist media studies has ignored diverse womanhoods in effect. As a counterpart of this stance of feminist media studies in Turkey, the lack of literature on the construction of Kurdish women in the media will be pointed out. With regard to this criticism, it will be suggested that JİNHA’s ethnicity-sensitive journalism practice has an innovative and prolific quality in terms of both women-based reporting and feminist media criticism. Finally, the main principles and the content of the news texts produced by JİNHA as a women-based news agency, and its consistencies and fractures with the produced discourses of mainstream media is read with recourse to discourse analysis. In the conclusion part, an evaluation on the possibility of creating fractures in the existing sexist dialect of mainstream media and establishing an alternative news dialect is evaluated.Bu çalışmada, iletişim alanındaki hak haberciliğine dair kuramsal altyapıdan hareketle, kadın odaklı habercilik bağlamında Türkiye’nin ilk ve tek örneği olan Jin Haber Ajansı (JİNHA) konu edilecektir. Çalışmanın temel amacı, kadın odaklı habercilik ve feminist medya çalışmalarıyla ilgili kuramsal katkıların, pratikteki görünümünün nasıl olduğu ve nasıl olması gerektiğine dair JİNHA örneğinde cisimleşen temel özellikleri açığa çıkarmaktır. Bu bağlamda, çalışmada öncelikle haber ve insan hakları arasındaki bağlantıya, hak haberciliğinin temel özelliklerine, dünyada ve Türkiye’deki hak haberciliği örneklerine yer verilecektir. Haber ve insan hakları arasındaki bağlantıya dair tartışmada, haberin gerçeği olduğu gibi aktaran değil, onu egemen toplumsal söylem kalıpları çerçevesinde yeniden inşa ederek sunan bir araç olduğuna, bu haliyle de ontolojik olarak insan haklarını ihlal etme potansiyeline vurgu yapılacaktır. Tam da haberin bu özelliğinin kabulünden hareketle ortaya çıkan hak haberciliğinin insan hakları lehine iş gören bir gazetecilik pratiği olarak hangi saiklerle işlediğine odaklanılacaktır. Akabinde, anaakım medyada kadınların sunuluş biçimine ve buna karşılık bir hak haberciliği türü olarak ortaya çıkan kadın odaklı habercilik literatürüyle, bu pratiğin dünyadaki örneklerine değinilecektir. Burada egemen toplumsal cinsiyet normlarının haber metinleri aracılığıyla yeniden üretilerek nasıl kadınlar ve kadın hakları aleyhine işlediğine dair çeşitli kuramsal katkı ve tartışmalara değinilecek, örnekler aracılığıyla haberin eril ve cinsiyetçi doğasına ilişkin bir tartışma yürütülecektir. Kadın odaklı haberciliğin, bu eril ve cinsiyetçi haber dilini kadınlar lehine dönüştürme çabasında geldiği noktadan bahsedilecektir. Kadınların yaygın medyadaki sunuluş biçimlerine odaklanan feminist medya çalışmalarının bu alana yaptığı katkılardan ve eksik kaldığı noktalardan da söz edilecek ve kadın odaklı haberciliğin dünyadaki örneklerine yer verilecektir. Özel olarak Türkiye’de ve dünyadaki feminist medya çalışmalarında kadının sınıf ve etnisite gibi belirleyenlerden bağımsız olarak beyaz, orta sınıf bir cinsiyet kategorisi olarak ele alındığı ve dolayısıyla feminist medya çalışmalarında farklı kadınlıkların ihmal edildiği iddia edilecektir. Bu tavrın Türkiye özelindeki karşılığı olarak, Kürt kadınların medyada sunuluş biçimlerine ilişkin literatür eksikliğine dikkat çekilecektir. JİNHA’nın habercilik pratiğinde karşımıza çıkan etnisiteye ilişkin duyarlılığın, hem kadın odaklı habercilik hem de feminist medya eleştirisi açısından yenilikçi ve verimli bir karşılığı olduğu iddia edilecektir.  Nihayet kadın hakları haberciliği yapmayı amaç edinen bir haber ajansı olarak JİNHA’nın temel ilkelerinden bahsedilecek, ürettiği haber metinlerinin içeriği söylemsel bir analize tâbi tutulacaktır. JİNHA’nın haber metinlerindeki kadın söylemiyle anaakım medyanın kadınlar hakkında ürettiği söylemler arasındaki süreklilik ve kopuşlar tespit edilmeye çalışılacaktır. Sonuç bölümünde, kadın odaklı habercilik alanında Türkiye’de bir ilk örnek olarak değerlendirebileceğimiz JİNHA vasıtasıyla, ana akım medyanın cinsiyetçi dilinde çatlaklar yaratabilme, kadın haklarını gözeten, alternatif bir haber dili oluşturabilme imkânı üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. --- In this study, Jin News Agency (JİNHA), the first and unique example of women-based reporting in Turkey, is analyzed with a view to the theoretical background on ‘human rights journalism’ in communication studies. The main goal of this study is to reveal how theoretical contributions of women-based journalism and feminist media studies would and should seem in practice as appearing in the example of JİNHA with its key features. In this sense, the study starts with the relationship between human rights and journalism, the main features of human rights journalism and its applications both in the world and in Turkey. Withn the discussion regarding the relationship between news texts and human rights, it will be argued that news is not a medium which directly transmit the reality as it is, but a medium that constructs the reality with reference to and in the limits of the dominant social discourse patterns. Thus, it will be emphasized that, news in itself ontologically has the potential to violate the human rights. Admitting this aspect of the news, human rights reporting’s emergence as a journalism practice and its key features in constructing news in favor of human rights will be mentioned. Subsequently, the forms of construction of women in the mainstream media will be discussed. In effect, the emergence of women-based journalism and the literature on the field will be summarised together with its appearances in the world. Here, the theoretical contributions and discussions on how dominant gender norms are reproduced by news texts, which function against women and women’s rights, will be mentioned and then, this argument will be broadened through examples of sexist news texts.  The attempts of women-based journalism to subvert this sexist language for the good of women will be mentioned afterwards. While examining the features of women-based journalism, the contributions and short-comings of feminist media studies literature to the field will be mentioned, again alongside the women-based journalism attempts in the world. Specifically, it will be argued that, within the feminist media studies in Turkey and in the world, women are handled as a white, middle class gender category free from the determinants such as class and ethnicity and thus feminist media studies has ignored diverse womanhoods in effect. As a counterpart of this stance of feminist media studies in Turkey, the lack of literature on the construction of Kurdish women in the media will be pointed out. With regard to this criticism, it will be suggested that JİNHA’s ethnicity-sensitive journalism practice has an innovative and prolific quality in terms of both women-based reporting and feminist media criticism. Finally, the main principles and the content of the news texts produced by JİNHA as a women-based news agency, and its consistencies and fractures with the produced discourses of mainstream media is read with recourse to discourse analysis. In the conclusion part, an evaluation on the possibility of creating fractures in the existing sexist dialect of mainstream media and establishing an alternative news dialect is evaluated

    THE EFFECT OF SELF-EFFICACY BELIEFS AND BURNOUT IN PREDICTING TEACHERS’ CHANGE TENDENCIES

    No full text
    Günümüzde bilim ve teknolojideki hızlı değişimlebirlikte öğretmenlerden de öğrenme öğretme süreçlerinde önemli değişimlerbeklenmektedir. Küresel ölçekli bu değişim akımına paralel olarak Türk eğitimsisteminde de önemli değişim girişimlerinin olduğu görülmektedir. Öğretimprogramları 2002 yılında yapılandırmacı anlayış doğrultusunda değiştirilmiştir.Ayrıca FATİH projesiyle birlikte öğretim teknolojilerine odaklanma giderekartmakta öğretmenlerden teknolojiyi öğrenme öğretme süreçleriylebütünleştirmeleri beklenmektedir. Ancak, araştırmalarda sıklıkla öğretmenlerinöğretmen merkezli geleneksel anlayışı sürdürdükleri, teknolojiyi de ya işekoşmadıkları ya da öğretmen merkezli öğretim anlayışını desteklemek amacıylakullandıkları görülmektedir. Bu nedenle öğretmelerin değişim eğilimlerinin vebu eğilimlerini etkileyen değişkenlerin incelenmesi oldukça önemlidir. Buaraştırma öğretmenlerin öz yeterlilik algıları ve tükenmişlik düzeylerinindeğişim eğilimlerini yordama gücü incelenmiştir. Öğretmenlerin değişimeğilimlerinin bütün boyutlarının öğretmen öz yeterliği ve tükenmişliğin kişiselbaşarı boyutu dışındaki bütün boyutları ile anlamlı korelasyona sahip olduklarıgörülmektedir. Bununla birlikte öğretmen öz yeterliliği ve tükenmişliğin altboyutları birlikte ele alındığında değişimde girişimcilik, değişimin yararınainanma, değişime direnç ve statükoyu koruma boyutlarının yordanmasındaistatistiksel olarak anlamlı etkiye sahiptir. Alanyazında tükenmişlik ya da özyeterliğin değişim eğilimleri üzerindeki etkisini ayrı ayrı inceleyen çoksayıda araştırma olmakla birlikte bu iki bağımsız değişkenin birlikte değişimeğilimleri üzerindeki etkisini inceleyen bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bubakımdan araştırmanın alanyazına katkı sunduğu söylenebilir.Today, with the rapid change in science andtechnology, teachers are expected to make significant changes inteaching-learning processes. Parallel to this change movement occurring at theglobal scale, it is seen that there are significant change initiatives in theTurkish education system. The curriculums were renewed in 2002 in line with theconstructivist approach. Moreover, with the FATİH project, the focus on instructionaltechnologies is increasing and teachers are expected to integrate technologywith learning and teaching processes. However, it is often seen in researchthat teachers go on adhering to the traditional teacher-centered approach, donot utilize technology or use it to support the teacher-centered teachingapproach in their classes. Therefore, it is of great importance to investigateteachers’ change tendencies and the variables affecting these tendencies. Inthis study, the extent to which the teacher self-efficacy perception andburnout level predict their change tendencies was explored. It was found thatall the dimensions of teachers’ change tendencies are significantly correlatedwith teacher self-efficacy perception and with all the dimensions; burnout’s alldimensions expect for the personal achievement dimension, of burnout level.When the sub-dimensions of teacher self-efficacy and burnout were consideredtogether, it was found that they have statistically significant effects on theprediction of the change tendency’s sub-dimensions of taking entrepreneurshipin change, believe in the usefulness of change, resistance to change andkeeping the status. Though there are many studies separately investigating theeffects of self-efficacy and burnout on change tendencies, there is no studyinvestigating the combined effect of these two independent variables on changetendencies. Thus, it can be argued that the current study will make somecontributions to the literature

    TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE YERLEŞTİRMELERİNDE KONTENJAN KRİZİ: BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ

    No full text
    Bu çalışmanın amacı kadrosu Bilgisayar veÖğretim Teknolojileri Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim dalı veEğitim Bilimleri Bölümünde bulunan öğretim üyelerinin 2017 ÖSYS sonuçlarısonrasındaki kontenjan durumlarına ilişkinin görüşlerinin belirlenmesidir.Araştırma nitel desende oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubu Ahi EvranÜniversitesi ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakülteleri’nden uygunörnekleme ile seçilmiş 14’ü kadın (%30,4) 32’si erkek (%69,6) öğretim üyesindenoluşmaktadır. Verilerin incelenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda Öğretim üyelerinin Bilgisayar ve Eğitim Teknolojilileri veFen bilgisi eğitimi programlarının kontenjan doluluk oranlarının azalmasınınnedenlerine ilişkin görüşleri incelendiğinde; ilgili alanlardaki istihdamsorunlarını, eğitim fakültelerine getirilen 240.000 başarı sıralaması barajını,yönetim organlarının kontenjanlarla ilgili planlama ve eğitim politikalarındakieksikliklerini, toplumdaki öğretmenlik mesleğine ilişkin bakış açısı vemesleğin koşullarını, ilgili bölümlere öğrenci alımındaki puan türündekideğişikliği, ilgili puan türlerinde öğrencilerin tercih edebileceği programsayısının fazla olmasını, ilgili bölümlerin mezuniyet sonrası için öğrencileringelecek beklentilerini karşılayamadığını ve ilgili bölümlerin doğru tanıtımlarınıngerçekleştirilmediğini vurguladıkları görülmektedi

    TARİHSEL REKLAMLARIN SOSYO-EKONOMİK VE KÜLTÜREL AÇIDAN YANSITTIKLARI: 1938 YILINDA HATAY GAZETESİ’NDE YAYINLANAN REKLAMLARIN İÇERİK ANALİZİ

    No full text
    This study aims to evaluate the features,socio-economic and cultural aspects of the advertisements of Hatay Newspaperwhich was published in 1938, by content analysis. Ad texts were analyzedaccording to the structured and systematized coding scheme. In the researchfindings, simplicity of the advertisements, plain narration, being as anannouncement and direct expression appear as the main features of that period.Information strategy was mostly used as a message strategy. Also, it’s observedthat typography of advertisement is strong and that the print and punctuationmarks are based on artistic and design. In parallel to the saving campaign inTurkey, bank advertisements; in parallel with the literacy campaign,printing-house ads; and in parallel to the clothing revolution, tailor’s workshopsads are seen. Reflections of tendencies such as going to cinema and holidayingare seen in cinema and hotel advertisements. Although Turkish is accepted asthe official language, it can be said that Arabic words are frequently used inthe language and thus, the advertisements reflect the transition period in thelanguage. The original value of the study is examined for the first time thepast advertisement texts of a local newspaper in Hatay and, contributed toTurkey’s advertising history literature.Bu çalışma, 1938 yılında yayınlanan HatayGazetesi reklamlarının özellikleri, sosyo-ekonomik ve kültürel açıdanyansıttıklarının içerik analizi ile değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Reklammetinleri, yapılandırılmış ve sistematize edilmiş kodlama şemasına göre analizedilmiştir. Araştıma bulgularında, reklamların basitliği,düz anlatımı, duyuru niteliğinde olması ve doğrudan anlatım o dönemin temelözellikleri olarak saptanmıştır. Çoğunlukla mesaj stratejisi olarakbilgilendirme stratejisi kullanılmıştır. Tipografinin ise güçlü olduğu ve baskıyazıları ve noktalama işaretlerinin sanatsal ve tasarıma dayalı yapıldığıgözlenmiştir. Tasarruf seferberliğine paralel olarak banka reklamları, okumayazma seferberliğine paralel olarak matbaa reklamları ve kıyafet devrimiparalelinde terzihane reklamları göze çarpmaktadır. Sinemaya gitmek, tatilyapmak gibi eğilimlerin yansımaları sinema ve otel reklamlarında görülmektedir.Türkçe resmi dil olarak kabul edilmekle birlikte dilde halen sıklıkla Arapçakelimelerin kullanıldığı ve dolayısıyla reklamların dildeki geçiş dönemini yansıttığısöylenebilir. Çalışmanın özgündeğeri, ilk kez Hatay’daki yerel bir gazetenin geçmişe ait reklam metinlerininincelenmesi  ve Türkiye reklam tarihiliteratürüne katkı yapmasıdır

    Stephen Herbert Hymer: Küreselleşme ve Çok Uluslu Şirket Kuramı

    No full text
    ÖzetŞirketlerin uluslararasılaşma süreçleri özellikle son yirmi yıldır çeşitli araştırma vetartışmalara konu olmaktadır. Çokuluslu şirket (ÇUŞ) olarak adlandırılan bazı şirketlerin devasaboyutlara ulaşması, onları hem akademik hem de siyasi alanlarda ilgi odağı haline getirmiştir.Bu makalede; çokuluslu şirketlerin uluslararası faaliyetleri hakkındaki başlıca kuramlardanbirisi olan Hymer’in kuramı incelenmiştir. Hymer’in görüşlerinin genel bir tanıtımı, ÇUŞkuramı ve küreselleşmenin politik ekonomisine dair temel savları ele alınmıştır. Buna ek olarakyazarın çalışmalarının özellikle uluslararası işletmecilik ve Marksist yazın açsından katkılarıgeliştirilen kurama yönelik olumsuz eleştirilerle beraber değerlendirilmektedir.Anahtar sözcükler: Uluslararasılaşma, çokuluslu şirket, doğrudan yabancı yatırım,Stephen Hymer. AbstractInternationalization processes of firms have been subject to several studies and debatesespecially over the last twenty years. The growth of the multinational companies (MNC) intovast dimensions; has brought them into focus both in the academic and political fields. Inthis article; Hymer’s theory which is one of the main theories on multinational enterprises’international activities had been analysed. The basic tenets of Hymer’s arguments about MNCtheory and the political economy of globalisation are summarised. Finally an evaluation ofhis contributions to international business and marxist literature together with some opposingcritics is being offered.Keywords: Internationalization, multinational enterprise, foreign direct investment,Stephen Herbert Hymer

    36. sayi iç kapak

    No full text

    0

    full texts

    2,779

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    OpenAccess @MAKÜ (Burdur Mehmet Akif Ersoy University)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇