2779 research outputs found
Sort by
Küresel Kapitalizm Krizden Çıkıyor mu?
ÖzetUluslararası kapitalizmin sistemik krizinin uzun dönemli yeni bir aşamasındayız. Bu krizinen kötü aşaması Eylül 2008’de Lehman Brothers’ın batışıyla başlamıştı. O tarihten sonradünya kapitalizmi yere çakıldı. Bazı ana akım iktisatçılarına göre 2009 İlkbaharından itibarentoparlanma belirtileri ortaya çıkmaya başladı. Ekonomilerin yeşil filizler vermeye başladığınıileri süren bu iktisatçılara karşılık Roubini ve Stiglitz gibi diğer bazı iktisatçılar, krizin sonaermediğini, yeni spekülatif balonların şişirildiğini, uzatılmış bir ekonomik sürünme döneminegirildiğini, çift dipli bir resesyonun görülebileceğini, ya da en iyimser ihtimalle çok yavaş veuzun sürecek bir toparlanmanın söz konusu olabileceğini vurguluyorlar.Krizden sağlıklı bir çıkışın önünde ciddi engeller var. Bunlar, ABD mortgage piyasasındakifinansal kurumanın sürmesi, reel sektörde karlılığın hala çok zayıf olması, kriz sonrasında dahada artan bütçe açıkları ve kamu borç stoku, Çin ekonomisinin sıkıntıları, artan korumacılıkönlemleri ve bunun uluslar arası ticareti daraltması ve tüketici borçlandırılmasının artıkseçenek oluşturmaması.Diğer yandan toparlanma olsun olmasın, tüm dünyada çalışan sınıfların koşulları giderekdaha da kötüleşiyor. Toparlanma iddialarına rağmen işsizlik artarak sürüyor. Ücret kısıntıları,sosyal haklardaki kısıntılar ve sağlık, eğitim harcamalarına ayrılan payların azaltılması, bunakarşılık KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerin artırılması krizin faturasının emekçilere ödettirilmeyedevam edileceğini gösteriyor.Anahtar sözcükler: Finansal kriz, resesyon, toparlanma, yeşil filizler, kar oranları. AbstractA new phase of the long-term systemic crisis of international capitalism is unfolding. Itsworst phase started immediately after Lehman Brothers went bankrupt in September 2008.World capitalism then went into a half a year long tailspin. Since Spring 2009, some mainstreameconomists have been pointing out that the economic ‘green shoots’ sprouting forth, supposedlyannouncing an anticipated recovery. And more and more optimistic predictions of economicrecovery are worldwide. Some other economists, however stress that this is not the end ofthe crisis, although some economic indicators are pointing to the end of the economic slide.All downturns eventually hit a bottom at which the economy stabilises at a new low level, orfrom which a recovery takes off. But this is not a normal recession, and the recovery, whenit comes, will not be a normal recovery. Major economists like Roubini and Stiglitzs warnthat behind the “green shoots” and talk of “economic recovery” is in fact there is a return toa new speculative, and probably short-lived, bubble and we are going into an extended periodof “economic malaise” and a “double-dip recession” or at best an anemic recovery. Socialistspredicts that the world is not facing a routine cyclical recession but a deep structural crisiswhich will probably extend for years.Some underlying factors that seem to be just preventing green shoot recovery from turninginto vigorous new growth are as follows : First, ongoing financial crisis in sub prime mortgagemarket, due to decreasing prices of both residental and commercial estate. As the financialsystem is severely damaged, the credit crunch will not ease quickly. Second, due to weakprofitability, corporates’ interest payments fell short of committments. Third, rising budgetdeficits and government debt ratios threaten financial stability and may cause a new mediumtermcrisis. Fourth, China’s crisis is deepening and threatening a global recovery. Fifth, risingprotectionism among leading capitalist countries may cause trade wars. Finally financingthrough consumer credits is no longer an alternative.Recovery or not, the misery of the working class all over the world is going to deepen.Unemployment is going to continue to grow even in a weak recovery. Job creation, moreover,is years away. Cuts in wages, benefits, pensions and health care and increases in indirect taxeslike VAT and SCT will accelerate, making workers pay for the crisis.Key Words: Financial Crisis, recession, recovery, green shoots, profit rates
Bulanık Kümeleme Analizinde Parametre Seçiminin Etkisi
Clustering is one of themost useful tasks in data mining process for discovering groups and identifyinginteresting distributions and patterns in the underlying data. Cluster analysisseeks to partition given data set into groups based on specified features sothat the data points within a group are more similar to each other than thepoints in different groups. Clustering can be performed in hard or fuzzy mode.One of the important conditions in order to reach accurate results inclustering analysis is to determine the initial parameters. In many studies,researchers do not have prior information about the number of clusters.Clustering algorithms in general need the number of clusters as a prior, whichis mostly hard for domain expert to estimate. In this work, in order toovercome this problem, cluster validity indices in literature were reviewed andthese indices were used in genetic data set. The result was simply analyzed andaccording to the analysis, validity indices do not always discover the optimalnumber of clusters.Kümeleme, grupları keşfetmek ve veri setininaltında yatan ilginç dağılımları ve kalıpları saptamak için veri madenciliğiişleminde en yararlı yöntemlerden biridir. Kümeleme analizi verilen bir verikümesini belirlenmiş özelliklere göre gruplaraparçalama çabasıdır. Böylece bir grup içindeki veri noktaları, farklı gruptakinoktalara göre birbirine daha çok benzerdir. Kümeleme, sert veya bulanık moddagerçekleştirilebilir. Bulanık kümeleme analizinde sağlıklı ve anlamlı sonuçlaraulaşabilmek için önemli durum başlangıç parametrelerin belirlenmesidir. Kümelemeanalizlerinde genel olarak başlangıç küme sayısına ihtiyaç vardır ancak birveri kümesi için uygun küme sayısının önceden tahmin edilmesi alanın uzmanıiçin zor bir işlemdir. Bu çalışmada bu sorunun üstesinden gelebilmek için literatürdekigeçerlilik indeksleri araştırılmış ve genetik veri seti üzerinde uygulanmıştır.Sonuçlar basitçe analiz edilmiş olup bu indekslerin de her zaman en uygun sonuçvermediği görülmüştür
Etnik Gruplar Arası Sorunların Yeniden İfadesine Yönelik Bir Girişim
Küreselleşme süreciyle yüz yüze gelinmesi, neden ve nasıl etnik bilinç ve mücadelelerin kalıcı oldukları sorusunu gündeme getiriyorsa, bu konuda sıklıkla dile getirilen bir başka soru da bunların kökeniyle ilgilidir. Bir süredir söz konusu olduğu üzere etnik gruplar arası çatışmaları ve hatta etnik öz- farkındalığın kalıcılığını, ekonomik etkenlerin bir fonksiyonu olarak yorumlayan epey baskın bir eğilim bulunmaktadır. Marksizm, bu argümana bilimsel bir çerçeve ve sağlamlık kazandırmakta önemli rol oynamıştır. Ancak bu argüman, yalnızca Marksist öncüllerden kaynaklanmamaktadır. Bu etkenlerin, piyasa ideolojisi bağlamında etkili olduğu da aynı ölçüde söylenebilir. Hem Marksist hem de piyasa ideolojileri bağlamında benimsenen bu eğilimin, daha önceki tavır gibi sorunu anlamakta ve bizi kıymetli çözümlere götürecek patikalara işaret etmekte yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Marksist bağlamla ilgili olarak, bu açıklamayı Sovyetler Birliği’nin çöküşüne dayanarak yapmadığımı belirtmeliyim; aksine önermemi, bu Birlik’in ömrü boyunca, hatta en müreffeh dönemleri sırasında durumun nasıl olduğuna bakarak ifade ediyorum. Aslında, devasa ve karşılıklı olarak birbirine bağımlı bir ağ olarak düzenlenmiş Sovyet Cumhuriyetleri arasındaki çok yakın ve sıklıkla dengeli ekonomik ilişkilere rağmen, resmi propagandanın reklamını yaptığı ve sergilediği farklı uluslar arasındaki gerçek “kardeşlik” hiçbir zaman sağlanamadı; Birlik’in çöküşünün ardından kanlı savaşlara yol açan çatışmalar, neredeyse düzenli iniş çıkışlarla, özellikle de (çoğu durumda aslında sözde bilimsel olan) kültürel ve bilimsel tartışmalar dış görüntüsüyle birçok farklı biçimde gün ışığına çıkan gizli eğilimler olarak zaten mevcutt
ASSESSMENT OF THE TEXTS WRITTEN IN CREATING TEXT STEP IN THE COURSE BOOKS FOR BEGINNING READING AND WRITING
Bu çalışmanın amacı, ses temelli cümle yöntemine (STCY) göre hazırlanan okuma-yazma öğreniyorum ders kitaplarında ilkokuma-yazmaya başlama ve ilerleme aşamasının metin oluşturma basamağında yer verilen metinlerin anlam bütünlüğü ve başlığı olan metinlerde ne tür başlıkların olduğu yönünden değerlendirilmesidir. Bu amaçla çalışmada 2005-2006 eğitim-öğretim yılından 2014-2015 eğitim-öğretim yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen dokuz farklı ders kitabına ulaşılmıştır. Çalışmanın verileri, ulaşılan bu eserlerden doküman incelemesi yöntemiyle toplanmıştır. Ulaşılan dokuz ders kitabının ikisi MEB Yayınlarına, yedisi özel yayınevlerine aittir. Ulaşılan eserler A, B, C, D, E, F, G, H ve I şeklinde kodlanmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda, tüm eserlerde yer verilen metinlerin %54’ünde anlam bütünlüğünün olduğu saptanmıştır. Ayrıca metinlerde anlam bütünlüğünün sağlanması bakımından eserler arasında büyük farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Harf gruplarında ilerledikçe anlam bütünlüğü sağlanan metin oranının arttığı ancak bazı eserlerde en son öğrenilen harften sonra dahi anlam bütünlüğü sağlanamayan metin örneklerinin olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular eserlerin hazırlanmasında metin oluşturma basamağında anlam bütünlüğünün sağlanmasına dikkat edilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca incelenen eserlerde metin oluşturma basamağında oluşturulan her beş metnin birinde başlığın olmadığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra başlığı olan metinlerin %30’unun başlığı özel isim şeklinde olduğu saptanmıştır. Başlıkların çoğunun özel isim olması aynı zamanda metnin içeriğini yansıtmadığını göstermektedir. Bu sonuçlara dayanarak; metinlerde anlam bütünlüğünün sağlanmasının yanında metin başlığının da içeriği yansıtmasına dikkat edilmesinin gerektiği söylenebilir.The purpose of thisstudy is to evaluate the texts which have been written in the course books forbeginning reading and writing at the text creation step of Phonics BasedSentence Method in terms of their content integrity and headings. Ninedifferent course books that were delivered to the schools by the Ministry ofEducation since 2005-2006 academic year till 2014-2015 academic year, have beenexamined for this purpose. The data for the study has been acquired by usingdocument review method. Two of these nine course books are of Ministry ofNational Education (NME) Publications and the other seven are privatepublications. The examined books are coded by the letters A, B, C, D, E, F, G,H and I. Based on the examinations made on the books, it has been found that54% of the texts included in the books had content integrity. As progressingthrough the groups of letters, the proportion of the texts having contentintegrity increases. But even after the last letter learned (j), texts nothaving content integrity have been determined in some books. These findingsshow that attention should be paid to ensure content integrity in the textcreation step during preparing the books. Also, it has been determined thatsome of the texts in the examined books have headings and some of them have noheadings, and a number of headings are proper names. As most of the headingsare proper names, it also indicates that they do not reflect the content of thetext. These results reveal that the heading of the text should reflect thecontent as well as providing the content integrity
Okul Psikolojik Danışmanlarının Okulda Saldırganlık ve Şiddete Yönelik Görüşlerinin Değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan psikolojik danışmanların okulda şiddet ve saldırganlık konusundaki görüşlerini değerlendirmektir. Araştırmaya 40 psikolojik danışman katılmıştır. Araştırmaya ait veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Sonuçlar, ilköğretim okullarında çalışan psikolojik danışmanların davranışsal problemleri, ortaöğretim okullarında çalışan psikolojik danışmanların, akademik problemleri, okullarında en önemli problemler olarak algıladıklarını göstermiştir. Psikolojik danışmanların okulda şiddeti önlemek amacıyla en sık olarak sergiledikleri hizmetler sırasıyla, aile eğitimi ve bireysel psikolojik danışmadır. Psikolojik danışmanların % 40’ı kendilerini, okulda şiddet sorununu önlemede mesleki olarak yetersiz algılamakta, % 70’i ise bu konuda hizmet-içi bir eğitime gereksinim duymaktadır. Son olarak, psikolojik danışmanların hizmet içi eğitim çalışmalarından en önemli beklentileri çözüme yönelik, uygulanabilir eğitimlerin verilmesidir
POTLATCH CULTURE AS AN EXAMPLE OF CONSPICUOUS CONSUMPTION AND THEIR REFLECTIONS IN TODAY’S GLOBAL CAPITALIST WORLD
Potlaç kültürü günümüzdeki gösterişçi tüketimin ilk örnekleri sayılabilir. Potlaç kültüründe sosyal statü ve itibar kazanmak için yapılan gösterişçi harcamaların hem maddi hem manevi amaçları bulunmaktadır. Potlaç kültüründe sosyal itibarı kaybetmek ruhu kaybetmek anlamına gelmektedir. Aynı zamanda potlaç kültürünün vermek, karşılıklılık ve yeniden dağıtım gibi unsurlardan oluşmaktadır. Potlaç kültürü bir tür armağan ekonomisi olarak da adlandırılmaktadır. Esas köklerinde Amerikan Kızılderilileri’nin ritüelizminin olduğu potlaç kültüründe sosyal statü ve cömertlik her zaman birbirine özdeş olarak kabul edilmiştir. Modern yaşamda maddi ve manevi olan birbirinden ayrılırken potlaç kültüründe maddi ve manevi olan tek bir bütün halinde bulunmakta ve toplumsal yaşamın tüm alanları çağdaş yaşam açısından irrasyonel denilebilecek bir mantık tarafından belirlenmektedir. Bu çalışmada en ilkel çağlardan günümüzün küresel kapitalist dünyasına gelinen süreçte potlaç kültürünün gösterişçi tüketim anlayışının hangi biçimlere dönüştüğü ve ortaya çıkardığı farklı yansımaları anlatılmaya çalışılmaktadır.Potlatch culture can be regarded as the first examples of present-day conspicuous consumption. In Potlatch culture, conspicuous spending to gain social status and reputation has both material and moral objectives. Losing social reputation in Potlatch culture means losing the spirit. It also consists of elements such as potlatch culture giving, reciprocity and redistribution. Potlatch culture is also called a kind of gift economy. Social status and generosity have always been regarded as identical to one another in a potlatch culture whose root is the Native American ritualism. While the material and the spiritual are separated from each other in the modern life, the material and the spiritual are present in a single whole in the potlatch culture and all areas of social life are determined by an irrational logic that can be called as contemporary life. In this study, in the process from the most primitive ages to the global capitalist world of the present day, it is tried to explain the different forms of potlatch culture and the reflections of the conspicuous consumption