3036 research outputs found
Sort by
p60-katanin: a novel interacting partner for p53
Katanin, one of the best-characterized microtubule (MT) severing proteins, is composed of two subunits: catalytic p60-katanin, and regulatory p80-katanin. p60-katanin triggers MT reorganization by severing them. MT reorganization is essential for both mitotic cells and post-mitotic neurons in numerous vital processes such as intracellular transport, mitosis, cellular differentiation and apoptosis. Due to the deleterious effect of continuous severing for cells, p60-katanin requires a strategic regulation. However, there are only a few known regulators of p60-katanin. p53 functions in similar cellular processes as katanin such as cell cycle, differentiation, and apoptosis depending on its interacting partners. Considering this similarity, in this study we investigated p53 as a potential regulatory candidate of p60-katanin, and examined their interaction. Co-immunoprecipitation analyses revealed that p60-katanin interacts with p53. We were able to locate a potential interaction site for the two proteins by deleting different candidate regions We showed for the first time that p53 and p60-katanin interact. This interaction appears to occur via p53's DNA binding domain and p60-katanin's C-terminal. This study will pave the way for future studies regarding the functional outcomes of this interaction which is vital for understanding the regulation of cellular events such as cell cycle, differentiation, and apoptosis in disease and in health
Zoon politikon (political animal) or voluntary slavery and escape from freedom
Bu makalede, siyaset sosyolojisi ve sosyal psikoloji bağlamında; bireylerin oy verme davranışlarını etkileyen siyasal davranışları, özgürlük algıları, özgürlükten kaçış davranışlarının temelinde yatan itkiler ele alınmaktadır. İnsan beyninin yanılgıları, güç ve otorite karşısındaki davranış biçimleri, sahiplenilmek arzusuna dayanan aidiyet ve onaylanma gereksinimi, otoriteye itaat, efendi-köle ilişkileri, benlik ve bireysel benliğin yok edilmesi ile toplumsal çözeltiye dönüşen insan modeli incelenirken, literatüre yeni kavramsal katkılar da yapılmaktadır
CAD-CAM ile İnovatif Takı Tasarımlarında Alternatif Yöntemler: Polimerik Malzeme ve Lazer Sinterleme
Kuyumculuk sektöründe ilkçağlardan itibaren birçok teknoloji ve teknik
kullanılarak üretim yapılmıştır. Burada esas amaç bir takının üretiminde seri
üretim, hız, estetik, hafif ve pazarlanabilme kriterlerine uygun olmasıdır.
Bununla birlikte geleneksel yöntemlerle elle üretilen takıların yanı sıra
bilgisayar destekli üretim yöntemleriyle farklı malzemelerden tasarımlar
da üretilmektedir. CAD sayesinde çeşitli bilgisayar programlarında
çizilen tasarımlar, CAM yöntemiyle üç boyutlu olarak farklı malzemelerle
üretilebilmektedir. Bu üretim tekniği sayesinde, bilgisayarda çizilen
tasarımlar farklı malzemelerle ürün olarak elde edilebilmektedir. Bu
elde edilen ürünler malzemenin ve üretim tekniğinin cinsine göre
çeşitlilik sağlamaktadır. Uzun yıllardır mücevher sektöründe üç boyutlu
yazıcılarla mum, reçine v.b. malzemelerle ürünler üretilip ardından
döküme gönderilerek üretim yapılmaktaydı. Son yıllarda ise yine üç
boyutlu yazıcılarla gelişen teknoloji sayesinde farklı üretim metotları
geliştirilmiştir. Bu metotlardan bazıları bu çalışmada incelenecektir.
Bunlar, lazerle metal sinterleme, sls teknolojisi ile polimerik malzemeden
(polyamid) üç boyutlu üretim tekniğidir. Farklı malzemelerle yapılan
mücevher, takı ve obje üretimi sayesinde, tasarımlarda özgürce ürün
tasarlamaya imkân sağlanmaktadır. Bu çalışmada; bilgisayar destekli
üretim yöntemlerinden sinterleme, polyamid ve sls ile üretim yapılan
takıların diğer üretim yöntemlerine göre avantajları, dezavantajları
tartışılıp kuyumculuk sektöründe mücevher tasarımına alternatif katkıları
ve yansımaları hakkında bilgiler verilip örnekler sunulacaktır
OTOMATİK DÜŞÜNCELERİN YORDAYICILIĞI: UMUT VE UMUTSUZLUK FARKI
Bu çalışmanın temel amacı, bilişsel terapide tedavi uygulamalarının ana öğelerinden biri olan olumsuz otomatik
düşüncelerin umut değişkeni ve umutsuzluk değişkeni ile ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmaya özel sektör
çalışanlarından kolay örnekleme yöntemiyle seçilen 74’ü kadın 123 erkek olmak üzere toplam 197 katılımcı katılmıştır.
Verilerin incelenmesinde Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen
bulgulara göre olumsuz otomatik düşüncelerin, yaşam projesi ölçeği değişkenlerinden olan ‘pozitif’ umut değişkenini
yordamadığı gözlenlenmiştir. Öte yandan umutsuzluk değişkeni ile güçlü bir ilişkisellik içinde olduğu ve bu değişkeni
yordadığı bulunmuştur. Araştırma bulguları ışığında olumsuz otomatik düşüncelerin psikolojideki pozitif yapılarla
ilişkisellik içerisinde olduğu ancak bu değişkenleri etkilemediği söylenebilir. Gelecekteki çalışmalarda bilişsel terapinin
sadece psikolojideki olumsuz değişkenlerle değil pozitif psikoloji değişkenleri ile test edilmesi önerilebilir
Hiyerarşik Regresyon Modeliyle Duygusal Emek ve Örgütsel Özdeşleşmenin İşten AyrılmaNiyeti Üzerindeki Etkisi
Abstact: Aim: Emotional labor, organizational identification, and intention to quit employees in the
airways of the two main competing business models of the aviation industry, Low Cost Airlines (LCC) and
Full Service Airlines (Full Service Carrier-FSC) were analyzed comparatively.
Method: Socio-demographic information form, organizational identification scale, emotional labor
scale and intention to quit scale were used in the study. In this cross-sectional study, 350 cockpit and cabin
employees participated in the survey and analyzed their data. Confirmatory factor analyzes, validity reliability
analyzes, correlation and regression analyzes were performed for the scales used in the study.
Results: Significant relationships were found between employees' emotional labor, intention to quit
and organizational identification. According to the results of the research, both Full Cost Airline, Low Cost
Airline and Surface Acting (SA) of all employees were positively oriented, Organizational Identification (OI)
variable was negative (β = -. 509; p). <0.05). Surface Acting (SA) and Organizational Identification (OI)
variables were found to be significant (ΔR2)
INDEX OF CURRENCY MARKET TURBULENCE AND ESTIMATION OF LEADING INDICATORS: THE CASE OF TURKEY
A currency crisis is a condition in which the exchange rate significantly depreciates for a short
period of time. Currency crises have significant economic and social consequences. Therefore,
many indices are created to determine the degree of pressure in economies and to forecast the
financial crises. According to the Signal Approach, it is thought that a variable gives a warning
signal that a crisis may occur if a variable goes beyond a certain threshold level. The main
purpose of this study to investigate the validity of the Index of Currency Market Turbulence
developed by Kaminsky and Reinhart for Turkey in the period January 1999- December 2019.
The results show that the Index is working, and the formula is correct. The another aim is to
determine the leading indicators with respect to the Index of Currency Market Turbulence in the
prediction of crises by Vector Auto Regressive (VAR) Model. The leading indicators causing
financial crises, are tried to be determined by using Index of Currency Market Turbulence.
Vector Autoregressive analysis results show that Unemployment Ratio, Exports/Import ratio,
and the Non-Residents’ Equity Portfolio are exogenous, and other variables are not. Granger
Causality test results show that the Unemployment Rate, Net International Reserves, US Dollar
/TRL Currency Buying Rate and the Non- Residents’ Equity Portfolio can be used as leading
indicators. VAR analysis, variance decomposition and Granger Causality test results show that
Unemployment Rate (UR), Net International Reserves (NIR), US Dollar/ TRL Buying Rate
(USD/TRL), the Equity Portfolio of Non-Residents (NREP) can be used as leading indicators
Oh Canıma Değsin! Başkasının Talihsizliğinden Duyulan Keyif : Schadenfreude
Bu çalışmada Tiffany Watt Smith'in, Schadenfreude: Başkasının Talihsizliğinden Duyulan Keyif isimli eseri ele alınmıştır. Sekiz bölümden oluşan kitap, ifşa edilmesi zor ve gizli bir tatmin duygusu yaratan Schadenfreude'yı her yönüyle ele alarak açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır. Çalışmada kitabın içeriği, dili, yapısı ve literatüre katkıları incelenmiştir. Schadenfreude kavramı yerli literatürde henüz daha az çalışılmış olduğundan, ilgili kitabın tanınmasının sosyal bilimlerde çalışan tüm araştırmacılar açısından faydalı olacağı düşünülmektedir
Şikâyet Yönetiminin Tüketici Değer ve Davranışlarına Etkisi : Bankacılık Sektörü Uygulaması
Şikâyet yönetimi; tüketicilerin satın aldıkları ürün ve hizmetlere dair işletmelere ilettikleri memnuniyetsizlikleri ile işletmelerin başa çıkma yöntemidir. Amaçları; tüketicilerin rakiplere gitmesini engellemek, tüketici tatminini sağlamak, imaj yükseltmek, çapraz satışı kolaylaştırmak, pozitif ağızdan ağıza iletişim yaratmaktır. İlave olarak, ürün ve / veya hizmetin problemli yönlerini belirlemek, tüketici ve pazar eğilimlerini ortaya çıkarmak, kaliteyi artırmak, sorunları büyümeden fark etmek gibi diğer amaçları da mevcuttur. Şikâyet yönetimi içinde bir kara kutu olarak nitelendirilebilecek olan tüketicinin değer algısı ve bu değer algısına istinaden tüketicinin ürün / hizmet aldığı işletmesine dair kendi zihnindeki değiştirilmezlik kavramı ve aynı işletmeden tekrar satın alma kararları bulunmaktadır. Tüketicinin bu değer algısı dört alt boyutta incelenmektedir. Bunlar; işlevsel, duygusal, parasal ve sosyal tüketici değerleridir. Araştırma anketi, bankacılık sektöründe, şikâyet yönetimi ve tüketici değeri kavramlarının dış dünyadan farklı olarak etkileştikleri göz önüne alınarak, 752 kişiye uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS ve AMOS programları yardımıyla kodlanmış ve analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, bankacılık sektöründeki başarılı bir şikâyet yönetimi ile; tüketici değerlerinden parasal ve sosyal değer üzerinde bir 30 Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 2020, 3/1: 29-61 Kul, A. ve Akyol, A. etki yaratıldığı, bu etkileşim neticesinde tüketicinin zihninde mevcut hizmet aldığı bankaya dair algılanan değiştirme maliyetinin arttığı ve tüketicide tekrar satın alma niyeti oluştuğu, doğru tüketici değerlerine yatırım yapıldığı takdirde, önemli derecede rekabet avantajı elde edilebileceği ortaya konulmaktadır
Lider-Üye Etkileşiminin İşten Ayrılma Niyetine Etkilerinin Araştırılması
Bu araştırmanın amacı, lider-üye etkileşiminin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaçla, banka çağrı merkezi çalışanlarına anket yoluyla ulaşılarak veri toplanmış ve elde edilen verilere istatistiksel analizler uygulanarak bulgular elde edilmiştir. Literatür incelenmiş ve literatürde yer alan lider-üye etkileşimi ile işten ayrılma niyeti ölçeklerindenyola çıkılarak bir araştırma anketi tasarlanmıştır. Tasarlanan araştırma anketi Türkiye’de görev yapan 634 banka çağrı merkezi çalışanına kolayda örnekleme yöntemi ile uygulanarak araştırma verileri toplanmıştır. Anket yolu ile elde edilen verilere SPSS 25 ve LISREL 8.7 programları yardımıyla, geçerlik ve güvenirlik çalışması, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanarak bulgular elde edilmiştir. Araştırma verileri Türkiye’de görev yapan ve anketi doldurmayı kabul eden 634 banka çağrı merkezi çalışanı ile sınırlıdır. Araştırmanın sonucuna göre, lider-üye etkileşiminin işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı ve olumsuz yönde bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışanların yöneticileri ile etkileşim kalitesi düştükçe işten ayrılma niyeti içine girdikleri tespit edilmiştir. Lider-üye etkileşimini etkileyen önemli faktörlerin, çalışanın algıladığı sadakat, katkı sağlama ve mesleki saygınlık düzeyleri olduğu belirlenmiştir. Bireysel ve örgütsel amaçların gerçekleştirilebilmesi için, yönetici ve çalışanların etkili bir iletişim ve etkileşim içinde olmaları gerektiği anlaşılmaktadır.Bu araştırma ile banka çağrı merkezi çalışanlarının lider-üye etkileşimi ve işten ayrılma niyeti bakımından görüşleri toplanmış ve yöneticilere, insan kaynakları profesyonellerine bilgiler sunulmuştur
7143, 7186 SAYILI YASALAR ve 1948 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARI KAPSAMINDA VARLIK BARIŞINDA SON DURUM
Vergi, toplumun devletten beklentileri karşılığında devletin topluma
yüklemiş olduğu bir yükümlülüktür. Vergi mükellefleri zaman zaman bu
yükümlülüğü yerine getirmedikleri veya getiremeyeceği zor süreçlerle
karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu süreçler devletin vergi tahsilatını da
zorlaştırmaktadır. Sürecin kolay atlatılabilmesi bakımından devlet
mükelleflere çeşitli kolaylıklar tanımaktadır. Bu kolaylıklardan biri de vergi
affı uygulamalarıdır. Vergi afları vergi uyumu ve vergi adaleti bakımından
eleştirilse de gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde
de politik ve ekonomik amaçlarla hükümetlerin sıklıkla başvurduğu bir yoldur.
Devlet bu yolla bir yandan vergi gelirlerini artırmayı diğer yandan da varlık
barışı uygulaması ile yurt içi ve yurt dışında bulunan kayıt dışı bazı varlıkların
milli ekonomiye kazandırılmasını amaçlamaktadır.
Bu çalışmada genel bir kavram olan vergi affı uygulaması içinde yer
alan varlık barışı uygulamaları incelenmiş, yurtiçi ve yurt dışındaki para,
altın, döviz, gayrimenkul ve diğer menkul kıymetlerin milli ekonomiye
kazandırılmasına yönelik 7143 ve 7186 Sayılı Kanunlar kapsamında varlık
barışında gelinen son durum değerlendirilmiştir.
30.12.2019 tarihinde Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1948
Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında Varlık Barışı süresi 30.06.2020
tarihine kadar uzatılmıştı