3036 research outputs found
Sort by
ÇEVREYE DUYARLI VE YEşİL TÜKETİcİ: ÜNİvERSİTE ÖGRENCİLERİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA
Çevre sorunları, günümüzün en önemli sorunlarından biridir ve günümüz tedarik zinciri yönetiminin heraşamasında çevrenin dikkate alınması gerekliliği doğmuştur. Bu gereklilik ile beraber, tedarik zinciri içindeyer alan tüm üyeler yeşil prensibini gerek isteyerek gerekse zorunluluklar ile benimsemeye başlamıştır. Bubağlamda bu çalışmanın amacını üniversite öğrencilerinin demografik özelliklerinin çevreye duyarlı tutum vedavranışları üzerindeki etkilerini incelemek oluşturmaktadır. Bu nedenle, İstanbul'da vakıf üniversitelerindeöğrenim gören 427 öğrenciye anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Toplanan bu veriler SPSS programı ileanaliz edilerek, üniversite öğrencilerinin yeşil satın alma konusunda tutum ve davranışları ile ilgili değişimlertespit edilmiştir
Hisse Senedi Fiyatlarının Açıklanmasında Finansal Oranların Rolü: BIST Sanayi Endeksindeki Firmalar Örneği
Finansal oranlar hem bilim hem de işletmecilik dünyası tarafından işletme dinamiklerinin anlaşılmasında
yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Bu çalışmada, oranlar arasındaki bilgi örtüşmesinden kaynaklı
problemleri engelleyerek ve mümkün olan en az sayıdaki oran ile en fazla bilgiyi içeren modeli belirleyerek,
hisse senedi fiyatları ile hangi oranların ilişkili olduğunun ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışmada
sırasıyla, korelasyon, çoklu-doğrusallık, geriye doğru adımsal eleme yöntemi ve sabit etkiler regresyon
tahmin yöntemi kullanılarak en başarılı model belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre 11 farklı oran ile
fiyatlardaki değişimin %73’ü açıklanabilmektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular, öncelikli olarak
hangi finansal oranlar setine bakılması gerektiği üzerinde fikir vermesi açısından önemlidir
Personel Seçimi Sürecinin AHP Tabanlı MOORA Yöntemi ile Değerlendirilmesi: Liman Saha Operasyon Elemanı Seçimi Üzerine Bir Uygulama
Bütün üretim girdilerini kullanma becerisine sahip olan insan, işletmenin faaliyet gösterdiği sektörde
tutunabilmesi ve devamlılığını sağlayabilmesi için organizasyon ve yönetim faaliyetlerini sırtlanan,
daha da önemlisi işletmeye farkındalık yaratan ve yenilik getiren unsurların başında yer almaktadır.
Günümüzde işletmeler, her geçen gün artan rekabet ortamında çalışan personele yatırımın göz ardı
edilerek fiziksel kaynaklara tek başına yatırım yapmanın fayda sağlamayacağını benimsemiş
bulunmaktadır. Mevcut durum, işletmelerin bünyesindeki insan kaynakları birimine olan farkındalığı
ön plana çıkarmış ve insan kaynaklarının işlevlerinden biri olan personel seçme ve yerleştirme sürecinin
gelişmesine neden olmuştur. Personel seçme ve yerleştirme aşaması, insan kaynağından etkin bir şekilde
yararlanma aşamasının başlangıcıdır. Bu nedenle, küreselleşmenin her geçen gün hız kazandığı ortamda
işletmeler doğru işe uygun ve nitelikli bir eleman seçebilmek ve seçilen bu elemanların işletme
bünyesinde devamlılığını sağlayabilmek için yarış içerisindedir. Bu çalışmada insan kaynakları
yönetiminin önemli işlevlerinden biri olan personel seçimi süreci ele alınmıştır. Uygulama aşamasında
Türkiye’nin en önemli limanlarından biri olan Trabzon Limanı’nda saha operasyon elemanı seçimi
süreci çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP ve MOORA yöntemleri ile değerlendirilmiştir.
Elde edilen bulgular “başvuru sonrası ölçütler (mülakat, sınav sonuçları ve referanslar)”in personel
seçim sürecinde en önemli etken olduğunu göstermektedir
Çocukluk Çağı Travması ile Bozulmuş Yeme Tutumları İlişkisinde Ebeveyne Bağlanmanın Düzenleyici Rolünün İncelenmesi
Amaç: Çocukluk çağı travma ve ebeveyne bağlanma tarzları bozulmuş yeme tutumlarında spesifik olmayan bir risk faktörü olarak kabul
edilmektedir. Bununla birlikte, bozulmuş yeme tutumlarını belirlemede çocukluk çağı ihmal ve istismarı ve ebeveyne bağlanma tarzlarının
etkileşimleri tam olarak anlaşılmamıştır. Bu çalışmada, çocukluk çağı travmaları ve bozulmuş yeme tutumları arasındaki ilişkide ebeveynden
algılanan bağlanma tarzlarının düzenleyici etkisinin araştırıldığı hipotetik bir model test edilmiştir.
Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel araştırmanın verileri üniversite öğrencileri örnekleminde (n=1,100) Çocukluk Çağı Ruhsal Travma ölçeği,
Yeme Tutumu ölçeği ve Ebeveyne Bağlanma ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde korelasyon ve regresyon analizleri
uygulanmıştır.
Bulgular: Analiz sonuçları çocukluk çağı travmasının yeme bozukluğu semptomlarını doğrudan etkilediğini göstermiştir. Ayrıca, yeme
tutumu ile duygusal ihmal, duygusal istismar, fiziksel istismar ve cinsel istismar arasındaki ilişkide anneden algılanan ilgi/kontrol boyutunun
düzenleyici etkisinin olduğu belirlenmiştir.
Sonuç: Klinisyenler, yeme davranışındaki bozulmayı, çocukluk çağı travması ve ebeveyne bağlanma güvensizliği olarak değerlendirebilir.
Bulgular ile bağlantılı olarak bozulmuş yeme tutumlarında, psikoterapide kurulan terapotik ilişki ile kapsamında psikoterapistin ilgi ve kontrol
davranışının travmayı iyileştirici gücü önemli hale gelmektedir
Baltık Kuru Yük Endeksi ve Dow Jones Demir- Çelik Endeksi Arasındaki İlişki
Baltık kuru yük endeksi her gün Londra'daki Baltık Borsası tarafından rapor
edilmektedir. Endeks, hammaddelerin deniz yoluyla taşınmasında verilecek
navlun fiyatları için referans olmaktadır. Baltık kuru yük endeksi, Baltık
Denizi ülkeleriyle veya ham petrol gibi birkaç emtia ile sınırlı değildir. Baltık
kuru yük endeksi kömür, demir cevheri, tahıllar ve daha birçok emtianın 23
farklı rotada taşınması ile ilgili olarak oluşan bir navlun fiyatı endeksidir.
Baltık kuru yük endeksi, dökme yük taşımacılığı talebi gemi kapasitesi
arzından daha büyük olduğunda artacaktır.
Bu çalışmanın amacı; Baltık kuru yük endeksi (BDI) ve Dow Jones DemirÇelik endeksi arasındaki ilişkisinin incelenmesidir. Bu amaçla 04.05.2009 ile
11.08.2019 arasındaki 526 haftalık seriler ile BDI ve Dow Jones demir-çelik
endeksi arasındaki uzun dönem ve nedensellik ilişkisi incelenmiştir. BDI ve
Dow Jones Demir-Çelik endeksi arasındaki uzun dönem ilişkisi Banerjee vd.
(2017) tarafından geliştirilen Fourier ADL eşbütünleşme testi ile
incelenmiştir. Nedenselik analizi olarak ise; nedenselliği dönemlere bölerek
inceleyen ve Balcılar vd. (2010) tarafından geliştirilen Rolling Window
(Kayan Pencereler) yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemde analiz edilen
dönem parçalara bölünür ve her parça için ayrı test istatistiği elde
edilmektedir. Analiz bulguları incelendiğinde Baltık kuru yük endeksi ve
Dow Jones demir– çelik endeksi arasında uzun dönemli bir ilişki tespit
edilmiş olup, bu bulgu bu değişkenlerin uzun dönemde beraber hareket
ettiğini göstermektedir Nedensellik analizi sonuçlarında ise zaman zaman
Baltık Kuru Yük Endeksinden Dow Jones demir- çelik endeksine zaman
zaman Dow Jones Demir- Çelik endeksinden Baltık kuru yük endeksine,
bazen ise hiç nedensellik ilişkisi ortaya çıkmadığı tespit edilmiştir
Bağlanma Stilleri ile Ebeveyn Çatışma Algısının Aleksitimi Üzerindeki Yordayıcı Rolü ve Ebeveyn Aldatmasının Düzenleyici Etkisi
Bu çalışmanın amacı, yetişkin bireylerde, bağlanma stilleri
ve anne-baba çatışması algısının aleksitimi düzeyleri üzerindeki
yordayıcı rolününün ve anne-baba aldatmasının düzenleyici
etkisinin incelenmesidir. Bu araştırmanın örneklemi, 294 kadın,
73 erkek olmak üzere toplam 367 (n=374) yetişkin katılımcıdan
oluşmuştur. Veriler, katılımcılardan online olarak toplanmıştır.
Bu kesitsel araştırmada Çocukların Evlilik Çatışmasını Algılaması Ölçeği-Yetişkin Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ve Toronto Aleksitimi Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel
analizler için SPSS 21 kullanılmıştır. Analiz sonucuna göre erkek katılımcıların Toronto Aleksitimi Ölçeği Duygularını İfade
Etme Zorluğu alt boyutundan aldıkları puanların kadınlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların, partneri
aldatma durumunun aleksitimi düzeyi üzerinde pozitif yordama etkisine sahip olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, katılımcıların kaçınmacı ve kaygılı bağlanma düzeylerinin de aleksitimi düzeyi üzerinde pozitif yordama etkisine sahip olduğu
bulunmuştur. Klinisyenlerin, aleksitimi ve sonuçları hakkında
daha fazla bilgi sahibi olması daha etkili koruyucu ve tedavi
stratejileri sağlayacaktır
Eski Anadolu Türkçesi: (Dil Bilgisi ve Metinler)
Gelişmiş bir dilin tarihi dönemlerinin olması kaçınılmaz bir haldir. Asırlarca güçlü bir nehir misali çağımıza kadar akıp gelen Türkçemizin, Türk Dili tarihçilerinin belirlediği muhtelif devreleri mevcuttur. Tarihi dönemler ortaya konulup isim verilirken mutlak uyulması gereken hususlar dilin yapısı ve coğrafi değerler olmuştur. Yayınladığımız kitabın adı da dilimiz ve coğrafyamız çerçevesi içinde düşünülerek vücut bulmuştur. Türkçenin 13 ile 15. yüzyılları arasında çok çeşitli konularda yazılmış kıymetli eserlerinin varlığından haberdarız. Bu eserlerin konuları dışındaki; imla, ses, yapı ve cümle tiplerinin layıkıyla bilinmesinin dilin dönemi hakkında hüküm vermemize yardımcı olacağı kanaatindeyiz. Anılan mevzular, bölüm başlıkları altında, karakteristik noktaları temel alınarak incelenmiş ve örneklerle güçlendirilmiştir. Dönemin metinlerinden seçilen parçalar kısa tutulmuştur. Metinlerin seçimindeki temel ölçümüz yine dilin gramerine ışık tutacak özelliklerin varlığı esasında olmuştur. Kitaba aldığımız metinlerin okunmasına ilk hamlede yardımcı olmak düşüncesiyle birer sayfa okunmuş halini de verdik. Üniversitelerimizin Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde yer alan Eski Anadolu Türkçesi Grameri ve Eski Anadolu Türkçesi Metinleri isimli derslerde eserin hem rehber olması hem de bilimsel katkı yapması amacıyla yayınlanmıştır
Kanser Hastalarında Ağrı İnançlarının Ağrı Düzeyine Etkisi
Objective: The study was conducted to determine the effect of pain beliefs on pain levels in cancer patients. Methods: This descriptive and correlational study was completed with cancer patients (n=147) that treated in 3 different hospitals on oncology and chemotherapy units. Data were collected using the Socio-demographic Information Form, Visual Analogue Scale and Pain Beliefs Scale. Descriptive data were given as numbers, percentages and averages. Correlation test was used to determine the relationship between the pain level and the Pain Beliefs Scale. Results: The patients’ Pain Beliefs Scale scores of those who adapted to the disease were statistically significantly lower than those who could not (p=.028). Moreover, it was determined that those had stressful lives had statistically significantly higher Pain Belief Scale score that those who had not (p=0.025). It was found that the score that the patients got from the VAS pain intensity scale was 7.41±2.50, and it was high. The total score they got from the Pain Beliefs Scale was 4.23±.37. It was determined that there was a positive correlation between intensity of pain and organic beliefs in the subscale of the pain beliefs scale (r=.179, p˂.05). Conclusions: It was determined that organic pain beliefs of cancer patients have an impact on the level of pain. The pain beliefs of cancer patients were affected by adaptation to the disease and stressful life. Organic pain beliefs of cancer patients have an impact on the level of pain. Considering the relationship between individual’s pain belief and pain level in cancer pain management, planning treatment and nursing care is suggested
Analysis of Semih Kaplanoğlu's Films Named Yusuf Trilogy in the Context of Dream in the Scope of Critical Psychanalysis
Bir bireyin ya da toplumun yaşayış biçimi, nasıl davrandıkları, nelerden hoşlandıkları, ritüelleri, dini ve geleneksel törenleri savaş, doğal afetler, eğitim, hastalık, ölüm karşısında yaşadığı travmalardan kısacası kültürel ve ekonomik anlamda ne kadar ve nasıl etkilendiklerini anlamak için psikanaliz kuramının büyük kurucusu Avusturyalı Sigmund Freud’u anlamak gerekir. Freud hastalarını tedavi ederken, bilgilerinin doğruluğundan kuşku duyduğu zamanlarda düşlerden faydalanarak kanılarının doğruluğunu kanıtlayabilme imkânı bulmuştur. Çalışmada psikanaliz, psikanaliz kavramları, rüya çalışmaları ve psikanalitik eleştiri tanımlarına genişçe yer verilmiştir. Bu makalede Semih Kaplanoğlu’nun üç filmi eleştirel psikanaliz kapsamında, rüya (düş) olgusuyla birlikte psikanaliz ve sinema ilişkisi incelenmiştir. Türk sinemasının yazan-yöneten kategorisine giren ödüllü yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun Yumurta (2007), Süt (2008), Bal (2010) adlı Yusuf Üçlemesi filmleri Yusuf’un orta yaş, gençlik, çocukluk dönemlerinde gördüğü rüyalar ve gündelik hayatı mevcut durumdan geçmişe gidilerek anlatılmaktadır. Yusuf’un orta yaş ve gençlik dönemlerini anlatan Yumurta ve Süt filmlerinde gördüğü anlamsız gibi görünen rüyaların çocukluğunu anlatan Bal filminde açığa çıktığı görülmektedir ve ayrıca Yusuf’un hayatında derin izler bırakan görsellerin, imgelerin olduğu anlaşılmaktadır. Bu filmlerdeki psikanaliz ip uçlarını saklayan mühim sahneler referans alınarak dört kategoriye ayrılarak çözümlenmiştir. Bu birimler; uzak geçmiş, kırılan yumurta, adak, kuyu, yüzleşmeden sonra rahatlama, yılan, amca, nar, dua, süt, kaz ve yayın balığı, telepati, ip, patika, okul, kahvaltı ve rüyaya dalıştır. Popüler kültürle birlikte her şeyin hızlıca tüketildiği şu günlerde Kaplanoğlu, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel aile değerleri, eğitim sistemi, inanç, kültür, iş güvenliği gibi toplumsal sorunlara dikkat çekerek önemli mesajlar vermektedir. Böylece iletişimin ayrılmaz parçalarını oluşturan dilbilim, tarih bilim, siyasal iletişim ve antropolojiden sonra psikoloji biliminin en önemli kuramlarından biri olan sinemada psikanaliz kuramının rüya bağlamında önemine dikkat çekerek Yusuf Üçlemesi filmlerinde etkin bir şekilde kullanıldığı değerlendirilmektedirBal, Freud, Psikanaliz, Rüya, Sinema, Semih Kaplanoğlu, Süt, Yumurt
Discussing Lanthimos’s films based on gender: "The Lobster", "The Killing of a Sacred Deer" and "The Favourite"
Bu çalışmada, Yunan Yeni Dalga Sineması'nın auteur yönetmenlerinden biri olan Yorgos Lanthimos'un The Lobster (2015), The Killing Of A Sacred Deer (2017) ve The Favourite (2018) filmleri feminist film çözümlemesi yöntemiyle, toplumsal cinsiyet bağlamında analiz edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Lanthimos'un İngilizce çektiği filmler oluşturur. Çalışmanın amacı, auteur bir yönetmen olan Lanthimos'un ele alınan üç filmindeki toplumsal cinsiyet yapısını analiz etmektir. İncelenen filmler normatif düzeni eleştirirken toplumsal cinsiyetin performatif yapısını ortaya koymaktadır. Lanthimos, ele alınan üç filmde de aile kavramının kutsallığını ve toplumsal cinsiyet rollerini yapı-söküme uğratarak ters yüz etmiştir ve Butler bağlamında, toplumsal cinsiyetin performatif yapısını ortaya koymuştur. Yönetmen, modern dünya tezahürü üzerinden normatif düzeni eleştirirken, toplumsal cinsiyet açısından performanslara dayalı bir sistem oluşturmaktadır