3036 research outputs found
Sort by
Suriyeli Sığınmacılara Türkçe Öğretiminde Bir Yöntem Önerisi
Ülkelerindeki olumsuz koşullar nedeniyle Türkiye’ye sığınan Suriyeli geçici sığınmacı statüsündeki hedef kitlenin tamamına yakını Arapça bilmektedir. Bu insanların yaş, statü, bilgi ve becerileri bakımından ölçünlü (standart) dersliklerde, seviyelerine göre Türkçe öğretim programlarına tabi tutulmalarının yararlı olacağı düşünülmektedir. Sığınmacıların tamamına yakınının Arapça konuşuyor ve yazabiliyor olmaları dikkate alınarak, yine büyük çoğunluğunun ezbere bildiği var sayılan Kur’an surelerinden Türkçe öğretiminde yararlanmanın öğretim süresini kısaltacağı ve öğrenme becerilerini geliştirerek dil kazanımlarını daha kalıcı hale getireceği değerlendirilmektedir. Bu çalışmada; Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi kapsamında, Suriyeli sığınmacılar ve Arapça bilen öğrencilerin kısa sürede Türkçe öğrenmelerine katkısı olacağı düşünüldüğünden; Müslümanlar arasında çok bilinen namaz sureleri ve bazı dualar ile Kur’an’ın kalbi sayılan “Yasin” suresi Türkçe mealinin orijinal metinlerle birlikte ders içeriği olarak verilmesi önerilmektedir
Tasarım- Uygulama Birlikteliğinin Kurgulanmasında Uyarlanabilirliği Sağlayan Mimari Detay Tasarımına Yönelik Bir Analiz Yöntemi
Bu çalışma, bir yapının mevcut detay tasarımının uyarlanabilirlik seviyesinin tespiti ve gelecekte tasarlanacak yapıların
kalıcı olmayan, uyarlanabilir mimari detay tasarımına sahip olmasını sağlayabilecek bir yöntem geliştirilmesini
amaçlamıştır. Bu yöntem herhangi bir mimari yapının mevcut detay tasarımının uyarlanabilirliğini derecelendirmenin
yanısıra, yeni tasarımlar için de rehber niteliğinde bir yardımcı araca ihtiyaç olduğu düşüncesi ile oluşturulmuştur. Mimari
detayı oluşturan parçaların birbirlerine bağlantı biçimlerindeki anlayış, yapının varlığının her aşamasında onu
değiştirmeye ve dönüştürmeye imkan verecek kontrol mekanizmasının anahtarıdır. Bu anahtar, detayın uyarlanabilirliğine
imkan veren bağlantı biçimlerini şekillendiren ve bir kılavuz niteliğinde olan okunabilirlik, müdahale edilebilirlik ve
basitlik ilkeleridir. Araştırma, bu ilkeler kıstas kabul edilerek ve mimari detayı etkileyen diğer unsurlar ile ilişki kurularak
yapılmıştır. Çalışmada kuram oluşturma yaklaşımından ve nitel araştırma tasarımında etkileşimli yaklaşımdan
yararlanılmıştır. Bu yaklaşımlar gereğince çalışmada analiz yöntemi bir model olarak ortaya konulmuştur. Örneklem
oluşturmada sivil mimarinin el zanaatına dayanan, halk yapım sistemine sahip bir yapı ve çağdaş yapım sistemlerine sahip
bir yapı belirlenmiştir. Böylece yapım sistemleri bakımından sivil ve çağdaş nitelikte olmak üzere iki uç noktada
değerlendirilen karşıt iki yapının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Analiz ile detay tasarımı, yapı sistemleri ve bunları
oluşturan unsurlar arasındaki ilişkiler tanımlanmış ve sayısal olarak karşılaştırılabilen sonuçların elde edilmesi
sağlanmıştır. Detay tasarımı ve yapının uyarlanabilirlik seviyesini ifade eden yapım dönüşüm hızı arasındaki ilişkiye
dönük yeni bir yaklaşım ortaya konulmuştur
Labour market flexibility, distance to frontier and human capital accumulation: Evidence from developing countries
The present paper aims to explore whether policies enhancing labour market flexibility result in convergence to world technology frontier, and provide proper incentives to increase investment in human capital. Because of the interdependent relations among labour market flexibility, distance to world technology frontier and human capital investment, the Panel VAR methodology which account co-evolutionary relations in dynamic system is used. The data for 31 developing economies over the period 2000-2015 is used for the purpose of the study. Impulse response analysis shows that distance to frontier increases with labour market flexibility shock, while human capital investment decreases with labour market flexibility shock. Additionally, labour market flexibility decreases with the distance to frontier variable shock and distance to frontier decreases with the human capital investment shock. Results suggest that rigid labour market policies should be put in place first in developing countries to provide right incentives to invest in schooling, training, firm-specific skills and innovation resulting in convergence to the world technology frontier. © 2020 Inderscience Enterprises Ltd
PROJE PORTFÖY YÖNETİMİ VE TEKNİKLERİ
Proje portföy yönetimi, üstlenilecek bir projenin potansiyel finansal getirilerini analiz amacıyla proje yöneticileri ve proje yönetim organizasyonları tarafından gerçekleştirilen bir süreci ifade eder. Bu anlamda klasik yatırım projesi değerlendirmesinin ötesinde proje portföy, yöneticinin kaynak kısıtlarını, şirketin stratejik yönelimini, projenin olası risklerini de dikkate almak zorundadır. Bu bağlamda Net Bugünkü Değer, Sermaye Tayınlama, Dengeli Puan Cetveli, Ticari Değer Analizi ve Kazanılmış Değer Analizleri teknikleri ile senarize edilmiş örnekler üzerinden çeşitli hesaplamalar yapılmış ve bu yolla sadece ne olduğunun değil aynı zamanda nasıl yapılabileceği üzerinde durulmuştur. Alternatif yatırım projelerinin değerlendirilmesinde özellikle Kazanılmış Değer Analizine kalite boyutunu ekleyerek Çok Boyutlu Finansal Analiz yapmanın önemi vurgulanmıştı
Türkiye’de Faaliyet Gösteren Bireysel Emeklilik Şirketlerinin Performansının Entropi ve COPRAS Yöntemi ile Değerlendirilmesi
Bireysel emeklilik sistemi Türkiye’de gönüllülük esasına dayanan, katılımcıları
uzun vadeli araçlara yönlendirerek yaşlılıktaki gelirlerini garanti altına almayı amaçlayan
ve sosyal güvenlik sisteminin finansal yükünü azaltarak sosyal katılımcıların yaşam
kalitesinin artmasını hedefleyen bir sistemdir. Bu çalışmada 2018 yılı verileri kullanılarak
Türkiye’de faaliyet gösteren 17 bireysel emeklilik şirketinin performansı katılımcı sayısı,
katılımcı fon tutarı, katkı payı tutarı, devlet katkısı fon tutarı ve emeklilik teknik gider
kriterleri ele alınarak Entropi ve COPRAS yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonucunda
katılımcı fon tutarı kriteri en yüksek önem derecesine sahip kriter olarak belirlenmiştir
Duygusal Emek Davranışlarının Tükenmişlik Sendromu ve İşten Ayrılma Niyeti Üzerindeki Etkisi: Hazır Giyim Sektöründe Bir Araştırma
Abstract: Employees in the service sector are expected to make intensive emotional
labor behaviors to ensure customer satisfaction. In this study, the effects of service
sector salespeople’s emotional labor behaviors on burnout syndrome and intention to
quit were investigated. The sample of this study is the salespeople working in street
stores or shopping malls stores in four different districts (Sisli, Bakırkoy, Beylikduzu,
Bayrampasa) of four different ready-made clothing brands in Istanbul. The research
methodology was determined as quantitative research and 296 salespeople
participated in the research. As a result of the research, it was determined that the
surface acting and close behavior dimensions of emotional labor behaviors increased
the burnout syndrome and intention to quit. In addition, the in-depth behavior
dimension was not significantly associated with burnout syndrome and intention to quit
HANDAN BÖRÜTEÇENE’NİN “KENDİME GÖMÜLÜ KALDIM” SERGİSİNİN ANALİZİ
Çağdaş sanat pratikleriyle ilgili çalışmalarda bir eserin; tarihsel/sosyo- kültürel bağlamı, bu bağlamda
etkileşim içinde olduğu öğeler (diğer sanat disiplinleri, kent estetiği, toplumsal olaylar vb.), eserin
sergilenme biçimi ve mekanla fiziksel / kavramsal ilişkisi, izleyiciyle ilişki kurma biçimi, kullanılan
malzeme ve teknik, sanatçının üretim aşamasından sunuma uzanan süreçteki düşünsel yaklaşımı ve
görüşleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekliliği bu makalede Börüteçene’nin eseri ve sergisi
üzerinden ortaya konulmaktadır. Handan Börüteçene, otuz yılı aşan sanat kariyerinde, çağdaş sanatın
gerek Türkiye’de gerek uluslararası sanat ortamında öne çıkan kimliklerinden birisi olmuştur. Sanatı
geçmişle kuvvetli bir bağ kurarak şekillenmiştir. Burada ele alınan “geçmiş” kavramı oldukça geniş
bir ifadedir. Onun sanatında geçmiş, ilk bakışta ülkesinde varolmuş uygarlıklara temellenmektedir.
Ardından sanatçının kendi geçmişi ve yaşamışlıkları ile birleşmektedir. Ortaya çıkan yapıt, insanlık
tarihinin ortak geçmişi ile kesişip net ve evrensel mesajlara ulaşmaktadır. Börüteçene’nin sanatı çoğu
zaman mekânla bir arada gelişen bir görsel dile sahiptir. Mekânla birlikte düşünülen eser, serginin
içeriğine uygun olarak değişen biçim, malzeme ve teknik özelliklerle vücut bulmaktadır. Bu yazının
ana temasını oluşturan Börüteçene’nin, “Kendime Gömülü Kaldım” başlığıyla, 2014 yılında İstanbul
Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleşen sergisi de mekânla tasarlanmıştır. Bu sergi, kendi içinde tarihsel bir
gelişim izlemiştir. İstanbul’da 1999 yılında Akdeniz’in Mor Bin Yılı Sergisi’nde temeli atılan,
2007’de Venedik’teki sergileriyle zenginleşen ve nihayet İstanbul’da sonuçlanan bir geçmişi vardır.
Serginin teması İstanbul’un temsili geçmişidir ve bu geçmiş bir elbise ya da bir tür hayalet olarak
izleyicinin karşısına çıkmaktadır. Elbise, İstanbul’un geçmişiyle bütünleşmekte, onun en eski
geçmişini öne çıkarmakta, daha sonra ait olduğu şehrin 1204 yılını Latinler dönemini aydınlatmakta ve
İstanbul-Venedik ilişkilerine göndermelerde bulunmaktadır. Taşıdığı renk ve biçim özellikleriyle,
düzenlenişi ve sembolik anlatımıyla bu elbise anlamlı bir kurguya sahiptir. Sergiyi gezen izleyici,
kendi belleğinde sanatçının fark ettirmek istediği bu bağları ya da vurguyu fark ederek, üzerinde
düşünerek yapıta dâhil olmakta ve onu yorumlamaktadır
Customer Segmentation Based on Self-Organizing Maps: A Case Study on Airline Passengers
Müşteri segmentasyonu, ortak özelliklere dayanan bir müşteri gruplama
modelidir ve şirketlerin müşteri memnuniyeti ile doğrudan ilişkilidir.
Müşteriyi daha iyi tanıyarak doğru müşteriye doğru yöntemlerle erişim
sağlar. Rekabetçi bir pazardaki değişikliklerle başa çıkmak, havayolu
şirketlerinin müşteri segmentasyonlarını yeniden tanımlamaları gerektiği
anlamına gelir; bu da sosyal demografiden tüm seyahat deneyimini ve
havayollarının her temas noktasında teslim şeklini kapsayan daha karmaşık
bir davranışçı yaklaşıma dönüşür. Bu makalede, bir uçak bileti satış verileri
kullanılarak bir müşteri segmentasyonu gerçekleştirilmiş ve müşteri
sadakati ve müşteri iadesi gibi iki konsepte odaklanmıştır. Benzer satış
eğilimlerine sahip müşteriler kendi kendini düzenleyen haritalar yöntemi
kullanılarak kümelenmiş ve toplam 15 küme elde edilmiştir. Satın alma
eğilimlerinde en yüksek getiri küme 2’de, minimum getiri ise küme 6’da
elde edilmiştir. Sadakat oranı ise %38 olarak hesaplanmış olup, en sadık
müşteri profilinin küme 12’de olduğu görülmüştür
Kriz Yönetim Süreci Değerlendirme Ölçekleri Geliştirilme Çalışması
Amaç – Bu çalışmanın amacı, türü ne olursa olsun, hayatın bir gerçeği olarak sürekli yaşanmakta ve tüm hayatımızı derinden etkilemekte olan krizlerin yönetim sürecini ölçümleyebilecek ölçeklerin geliştirilmesidir. Tüm örgütler, bazen biri bitmeden diğer bir krizin içerisinde kendilerini bulmakta ve iyi yönetilemeyen kriz süreçleri de örgütler açısından yıkıcı olmaktadır. Çalışmamızda krizin hem öncesini hem sürecini hem de kriz sonrasını kapsayacak genişlikte ve kapsamda kriz sürecindeki yönetim faaliyetlerini ölçümleyecek ölçeklerin geliştirilerek, yaşanan krizlerin tüm yönlerinin bilimsel çalışmalarda incelenebilmesine ve bu çalışmalardan elde edilecek sonuçlarla uygulamacılara yardımcı olunması hedeflenmiştir. Yöntem – Araştırma, kolayda örneklem yöntemiyle ulaşılan, İstanbul ili dahilinde faaliyet gösteren şirketlerde yönetici pozisyonunda çalışanlarla yapılmıştır. Anket formlarının ilk bölümünde katılımcıların demografik özelliklerine, ikinci bölümünde ise araştırmacılar tarafından geliştirilen ve kriz öncesi, kriz süreci ve sonrasındaki faaliyetleri ölçmeye yarayan ifadelere yer verilmiştir. Anket formları katılımcılara elektronik ortam da ulaştırılmış ve elde edilen veriler istatistiki paket programı kullanılarak geçerlik, güvenirlik ve keşfedici faktör analizlerine tabi tutulmuş, Cronbach Alfa, açıklanan varyans ve R2 değerleri ile sonuçlar yorumlanmış ve raporlanmıştır. Bu çalışmada elde edilen ölçekler kullanılarak oluşturulan kriz yönetim modeli ayrıca YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) ile de test edilmiş ve modeldeki her bir değişkene ait R2 değerleri rapor edilmiştir.Bulgular – Analizler sonucunda 7 ölçekten oluşan, kriz yönetiminin hem işletme üzerindeki etkilerini hem de uygulamaların ve sonuçlarının oluşturduğu algıyı ölçen, kriz süreci yönetim faaliyetleri ölçekleri ortaya çıkmıştır. Tüm ölçeklerin güvenilirlik değerleri eşik değer olan 0,60’ın üzerinde (Lyberg vd., 1997; Kılıç, 2016) olup en düşük faaliyetler ve tedbirler ölçeğinde (α=0,834), en yüksek de kriz yönetiminin algılanan başarısı ölçeğinde (α=0,963) ölçülmüştür. Açıklanan varyans değerleri ise en düşük çevresel tarama ölçeğinde %71 ve en yüksek de hazırlık ve planlama ölçeğinde %87 olarak ölçülmüştür. R2 değerleri de en düşük finansal tedbirler (0,09) ve en yüksek de yönetimin algılanan başarısı (0,79) olarak tespit edilmiştir. Tartışma – Toplamda elde edilen yedi ölçek ve bu ölçeklerle oluşturulan model dikkate alındığında, kriz zamanlarında en çok uygulanan finansal tedbirlerle tasarruf tedbirlerinin aslında krizin örgüt üzerindeki etkisini daha da kötüleştirdiği, üretim satış ve pazarlama faaliyetlerinin ise krizin kötü etkilerini elemine ettiği görülmektedir. Alınan finansal tedbirler aynı zamanda hem uygulamaların hem de yönetimin algılanan kriz yönetimindeki başarısını olumsuz yönde etkilediği, üretim satış ve pazarlamanın ise pozitif yönde etkilediği görülmektedir. Kriz öncesinde ve anında yapılan hazırlık faaliyetlerinin açıklanma oranı (R2=0,60) dikkate alındığında, çevresel taramanın bu safhaya en çok etkiyen faaliyet olduğu ortaya çıkmaktadır
Kadın Yöneticilerin Sürdürülebilir Kalkınmadaki Rolü: İstanbul’daki Beş Yıldızlı Otel İşletmeleri Örneği
Bu çalışmanın amacı, kadın yöneticilerin sürdürülebilir kalkınmadaki rolünü turizm sektörü
örneği kapsamında ele almaktır. Bu amaç çerçevesinde İstanbul’da beş yıldızlı otel işletmelerinde
çalışan kadın yöneticilerin karşılaştıkları güçlüklere yer verilmektedir. Araştırmada, otel
işletmelerinde çalışan kadın yöneticilerin yaşadıkları sıkıntıları belirlemek için veri toplama nitel
araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmaktadır. Beş yıldızlı 10
otelde yönetici pozisyonunda çalışan 10 kadın yönetici ile yüz yüze görüşme tekniği
gerçekleştirilmiştir. Mülakat soruları 7 adet olup kadın yöneticilerin yaşadıkları sorunlara
değinilmektedir. Yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile toplanan veriler MAXQDA 2018
programı ile analiz edilmiştir. Birleşmiş Milletler UNDP 2030 Sürdürülebilir Kalkınma
Amaçlarında belirtildiği gibi kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması için
bulgularda; iyileştirme yöntemlerine yer verilmektedir ve analiz yapılmaktadır. Kadın ve kız
çocuklarının güçlendirilmesinin, çarpan etkisi yaratma ve ekonomik büyüme ve her alanda
gerçekleştirilen gelişmeyi hızlandırıcı bir rolü bulunmaktadır. UNDP, diğer BM ortakları ve
uluslararası toplumun da desteğiyle, toplumsal cinsiyet eşitliğini çalışmalarının merkezine
almıştır. Özellikle 2000 yılından bu yana yapılan çalışmalar sonunda, 20 yıl öncesine göre çok
daha fazla kız çocuğu eğitim alabilmektedir. Çalışmada hizmet sektörü içerisinde yer alan turizm
işletmelerinde çalışan kadın yöneticilerin üniversitelerin Turizm ve Otel İşletmeciliği ön lisans ve
lisans mezunu olduğu ve çoğunluğunun iş deneyiminin 13-30 yıl arasında olduğu tespit
edilmiştir. Ayrıca iş yaşamlarında karşılaştıkları olumlu veya olumsuz durumların neler olduğu
aktarılmaktadır. Bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınmada kadın yöneticilerin rollerini arttırmak
ve kadın erkek hakları eşitliğini vurgulamak amacıyla yerel yönetimlerin, eğitim kurumlarının
ve medyanın destekleri ile toplumun bilinçlendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır