3036 research outputs found
Sort by
Stratejik çeviklik, iş özerkliği, örgütsel iletişim, örgüt güvenlik iklimi, örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiler ve sağlık sektöründe bir araştırma
Yüksek lisans tezi.Günümüz rekabetçi ortamı, işletmelerde olduğu gibi sağlık kurumlarında da stratejik çeviklik, iş özerkliği, örgütsel iletişim, örgüt güvenlik iklimi, örgütsel bağlılık ve benzeri değişkenleri dikkate almaya zorlamaktadır. Örgütün stratejik çevikliği, yürütmekte olduğu faaliyetleri hızlıca gözden geçirme, değiştirme, ihtiyaca göre yönlendirme fırsatını yaratır. İş görenlerin, takdir hakkını kullanabilmeleri, yaptıkları işe kendilerinden değer katabil-meleri örgüt hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Örgütün içindeki etkili bir iletişim, bireylerin sisteme katılımını sağlarken, mutlu olmalarına da yol açacaktır. Örgüt güvenlik iklimi çalışanların kendisini güvende hissetmesini sağlayacak ve onların kendilerini örgüte bağlı hissetmelerini gerçekleştirecektir. Tez araştırmasında söz edilen bu örgütsel davranış değişkenleri seçilmiş olup sağlık çalışanları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Söz konusu değişkenlerin literatür araştırması yapılmış, kullanılan örgütsel davranış değişkenlerini ölçmek üzere tasarlanan anket, sağlık kurumlarında kolayda örnekleme yoluyla 171 kişiye uygulanmış ve araştırma analizlerine yer verilmiştir. Literatürde sağlık kurumlarında yapılan çalışmalar çok sınırlı olduğundan, günümüzde Örgütsel Bağlılık, Örgütsel İletişim, İş Özerkliği ve Örgüt Güvenlik İklimi değişkenlerinin Stratejik Çevikliğe etkisi araştırılarak literatüre kazandırılmış olup, sağlık sektöründe örgütsel davranış değişkenlerine ait yapılan araştırmaların boşluğu doldurulmaya çalışılmıştır
Statistical evaluation of maximum displacement demands of SDOF systems by code-compatible nonlinear time history analysis
Palancı, Mehmet (Arel Author)By the developments in structural and earthquake engineering, modern seismic codes have begun to recommend nonlinear static and dynamic procedures to approximate the maximum displacement demands which have uttermost importance for seismic assessment of buildings. Dynamic procedure is the most accurate and reliable among them and requires the selection of real/artificial ground motion records compatible to considered elastic design spectra. In this study, maximum displacement demands of SDOF systems with various lateral strength ratios and vibration periods are determined via nonlinear time history analyses using the code-compatible different records sets constructed by real accelerograms. For this purpose, 30 ground motion record sets compatible with elastic design spectra defined for each local soil class in Turkish Earthquake Code are used separately. Evaluations have highlighted that i) variation of maximum displacement demands in the sets are high; ii) Distinct ground motion record sets may result in different displacement demands even though they are compatible with the same design spectra; iii) maximum displacement demands of different ground motion record sets can be simply accepted as random samples of the same population at 95% confidence level. In addition to dynamic analysis results, maximum displacement demands of static procedure are determined for the same target spectra and results of both methods are compared. Comparisons showed that special attention should be made to static procedure estimations for the buildings with long periods on stiff soils. Finally, linear regression models, depending on the fundamental periods for each lateral strength ratio and soil type, are proposed for rapid prediction of displacement demands in reliability based manner
Tıbbi görüntülemenin ulusal – uluslararası karşılaştırmalı yaygınlık analizi
Yüksek lisans tezi.Bu çalışmanın amacı dünyada ve Türkiye'de tıbbi görüntüleme alanındaki gelişmelerin neler olduğunu, hangi süreçlerden geçerek günümüze gelindiğini kıyaslamalı olarak ortaya koymaktır. Tez dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tıbbi görüntülemenin ne olduğu; ikinci bölümde tıbbi görüntüleme alanındaki güncel gelişmeler; üçüncü bölümde tıbbi görüntülemede geleceğe yönelik beklentiler ve son bölümde ise tıbbi görüntüleme alanında ulusal - uluslararası yaygınlık analizi kıyaslamalı olarak incelenmiştir. 1895 yılında röntgenin icadı ile başlayan tıbbi görüntüleme teknikleri tıp alanında tanı ve tedavide önemli gelişmelere yol açmıştır. Çalışma kapsamında dünyada ve Türkiye'deki toplam tıbbi görüntüleme cihaz sayısı ve bu cihazların Türkiye'deki şehirlere göre dağılımı, hastanelere ve branşlara göre tetkik isteme oranları, yıllara göre değişimi, Türkiye'deki insan gücü, toplam sağlık harcamaları, sektör pazar payı, ithalat ve ihracat verileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Türkiye'de tıbbi görüntüleme eğitimi gören öğrencilerinin eğitimleri, sayısal durumları, gelecek planlamaları, kamu ve özel sektörde çalışan teknisyen sayıları da incelenmiştir. Türkiye'de ve dünyada tıbbi görüntüleme için ayrılan maddi kaynak, hem sayısal hem de kategorik olarak incelenmiş veri mukayeseleri yapılmıştır. Türkiye'deki tıbbi görüntüleme cihaz sayısı yıllar içinde önemli bir artış göstermektedir. Cihaz sayısı en fazla Türkiye'nin üç büyük şehrinde bulunmaktadır. En fazla bulunan cihaz ise ultrason(US) cihazıdır. İkinci sırada doppler ultrasonu gelmektedir. En az bulunan cihaz ise Manyetik Rezonans(MR)'dır. MR, Bilgisayarlı Tomografi(BT) ve Mammografi(MG) cihazlarının özel sektörde daha fazla olduğu görülmektedir. US, doppler US ve eko cihazları da en çok Sağlık Bakanlığı'na ait hastanelerde bulunmaktadır. MR cihazı sayısı bakımından incelendiğinde, Japonya ve ABD ilk iki sırayı paylaşmaktadır. Son sırada ise Meksika yer almaktadır. Türkiye ise bu karşılaştırmada, OECD(Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı) ülkelerinin ortalamasının altındadır. OECD ülkelerinin ortalaması 13,9 iken, Türkiye'de bu oran 10,4'tür. BT cihazı en fazla Japonya'da bulunmaktadır. Japonya'yı sırasıyla Avustralya ve ABD takip etmektedir. Son sırada Meksika yer almaktadır. OECD ülkelerinin yataklı tedavi kurumlarında bir milyon kişiye düşen BT cihazı sayısının ortalaması 23,7 iken Türkiye'nin ortalaması 14,1'dir. Türkiye'nin ortalaması OECD üye ülkeleri ortalamasının oldukça altındadır. Türkiye'de MR ve BT işlem sayıları değerlendirildiğinde, AB(Avrupa Birliği) üye ülkeleri içerisinde birinci sırada yer almaktadır. AB ortalamasının sekiz katı işlem sayısı ile bu alanda açık ara lider durumdadır. Ülkelerin gelir düzeyleri arttıkça kişi başına düşen tıbbi cihaz sayılarında da ciddi bir artış görülmektedir. Bunu göre ABD, Japonya, İsviçre, İzlanda, Finlandiya ve Danimarka gibi yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde buna paralel olarak kişi başına düşen tıbbi cihaz sayısının fazla olduğu görülmektedir. Türkiye'nin kişi başı GSYİH(Gayri Safi Yurt İçi Hasıla), bir milyon kişiye düşen MR ve BT cihazı ile doğumda beklenen yaşam süresi değerleri, OECD ortalamasının altındadır. Türkiye tıbbi görüntüleme cihazlarında ithalatçı ülke konumundadır. Bu alandaki en büyük kalem sarf malzemeler olurken, tıbbi görüntüleme cihazları ikinci sırada yer almaktadır. Cihazların çoğu ya da kritik parçaları yurt dışından ithal edilmektedir
The examination of personalized news feed in the context of echo chamber effect, filter bubble and cyberbalcanization concepts
Bu araştırmanın amacı hem kişiselleştirmiş çevrimiçi haber kavramını ve türlerini açıklamak hem de yeni medyanın ayırt edici bu özelliğine yönelik farklı görüşleri literatür taraması ile serimleyerek bütüncül bir bakış açısı sağlamaktır. Bu kapsamda, çalışmada öncelikle kişiselleştirilmiş haber içerikleri sunan algoritmaların temel çalışma mantığı üzerinde durulmuştur. Ardından kişisel haber akışlarının otomatik oluşturulmasına yönelik eleştirel çalışmaların varsayımları yankı odası etkisi, filtre balonu ve siberbalkanizasyon kavramları bağlamında tartışılmıştır. Son olarak, bu araştırmalardaki eleştirileri iddialı bulan deneysel çalışmaların sonuçları sunularak; literatürdeki farklı yaklaşımların karşılaştırılması sağlanmıştır. Çalışmada ayrıca kişiselleştirilmiş haberlerin neden olabileceği sorunlardan korunmak için geliştirilen teknolojik araçlar da açıklanmıştır. Araştırmanın sonunda, gazetecilik etiğinin medya sahiplik yapısı ve içeriğe yönelik kodların yanı sıra kişiselleştirilmiş haber akışı gibi teknolojik süreçlerin şeffaflığını da içerecek şekilde geliştirilmesi gerektiği vurgulanarak; dijital medya okuryazarlığı derslerinin bu konuları da kapsaması önerilmiştir.This research aims to explain the concept and types of personalized online news feeds, as well as to provide a holistic view by presenting various arguments on this distinctive feature of the new media with literature review. In this context, the study firstly focuses on the fundamental working logic of algorithms that primarily provide personalized news content. Subsequently, the assumptions of critical works on the automatic creation of personal news feeds are discussed in the context of echo chamber effect, filter bubble, and cyberbalkanization concepts. Finally, the comparison of different approaches in the literature is provided by presenting the results of empirical studies in which the criticisms are found to be overhyped. The study also describes the technological tools which are developed to solve the problems that may be caused by the personalized news. At the end of the research, it was emphasized that journalistic ethics should be improved to include transparency of technological processes of news personalization as well as media ownership and news content. Media literacy courses have also been proposed to cover these topics
Natural history and conservative management of thoracic disc herniations
Kotil, Kadir (Arel Author)Torakal disk hernilerine yönelik cerrahi uygulamaları nöroşirürji pratiği içerisinde diğer bölgelerin disk hernilerine göre daha az yer tutmaktadır. Asemptomatik seyri veya geniş ve özgün olmayan semptomatolojisi nedeniyle tanısı gözden kaçabilmektedir. Diğer yandan torakal disk hernilerine yönelik ameliyat teknikleri iyi tanımlanmış olsa da cerrahi tedavi gereksinimi oldukça düşüktür. Birçok farmakolojik ajanların etkinliği, fizyoterapi ve cerrahi dışı diğer girişimler ile semptomlar kontrol altına alınabilmekte, hatta koruyucu tedavi uygulanmasa bile doğal seyirleri sırasında şikayetler kendi kendine gerileyebilmektedir. Bu nedenle torakal disk hernilerinin doğal seyrinin iyi bilinmesi gereksiz cerrahi uygulamalarından kaçınılmasını sağlarken, her ne kadar koruyucu tedavi ilk tedavi seçeneği olsa da, progresyon riskini göz önünde bulundurarak cerrahi uygulamanın doğru zamanlanmasında önem arz eder
Comparison of characteristics of judicial child abuse cases directed to hospitals and child abuse cases detected by health care professionals
Cankardaş Nalbantçılar, Sinem (Arel Author)Objective: Cases of unrevealed child abuse and neglect (CAN) further traumatize the child, delay both the initiation of judicial process, and providing the necessary help these children need. In addition to this, without reporting, the legal process can't start and the perpetrator can't be punished. In this study, it was aimed to investigate the cases of CAN recorded in four hospitals within one year, and to compare judicial cases and cases referred from different departments of the hospitals upon suspicion of abuse.Methods: The research was conducted in relevant departments of four hospitals in Izmir, and with cases registered cases under the scope of child abuse. BECAN (Balkan Epidemiological Study on Child Abuse and Neglect) transfer forms were used. Comparisons of Group were made by using independent groups' t-test.Results: A total of 352 cases were contacted, and 55% of them were forensic cases. It has been determined that perpetrators in suspected cases referred by health care professionals were mostly family members and the average age of the abused children were smaller. So 41.3% of males and 24.6% of females suffering from CAN were identified by healthcare professionals. Problems with schooling, alcohol/substance abuse, self-harming behaviors, psychiatric disorders were the most frequently encountered problems in exploited children in this research. Conclusion: The results of this study indicate that child abuse inside the family circle and boys who experienced CAN are remained hidden at a higher rate. It is possible to detect abuse earlier and make interventions by informing parents, schools, social services, police and primary health care workers, about the types of abuse and the symptoms that appear in children who are exposed to them
Observation of h(1)(1380) in the J/psi -> eta ' K(K)over-bar pi decay
Kolcu, Onur BuğraUsing 1.31 x 10(9) J/psi events collected by the BESIII detector at the BEPCII e(+)e(-) collider, we report the first observation of the h(1)(1380) in J/psi -> eta'h(1)(1380) with a significance of more than ten standard deviations. The mass and width of the possible axial-vector strangeonium candidate h(1)(1380) are measured to be M = (1423.2 +/- 2.1 +/- 7.3) MeV/c(2) and Gamma = (90.3 +/- 9.8 +/- 17.5) MeV. The product branching fractions, assuming no interference, are determined to be B(J/psi -> eta'h(1)(1380)) x B(h(1)(1380) -> K*(892)K-+(-)+c.c.) = (1.51 +/- 0.09 +/- 0.21) x 10(-4) in eta'K+K-pi(0) mode and B(J/psi -> eta'h(1)(1380)) x B(h(1)(1380) -> K*(892)(K) over bar +c.c.) =(2.16 +/- 0.12 +/- 0.29) x 10(-4) in eta'(KSK +/-)-K-0 pi(-/+) mode. The first uncertainties are statistical and the second are systematic. Isospin symmetry violation is observed in the decays h(1)(1380) K*(892)K-+(-) + c.c. and h(1)(1380) -> K*(892)(0)(K) over bar (0) + c.c.. Based on the measured h(1)(1380) mass, the mixing angle between the states h(1)(1170) and h(1)(1380) is determined to be (35.9 +/- 2.6)degrees, consistent with theoretical expectations
Search Engines And Their Effects to The Internet Journalism: A Sample of Turkish Internet News Media
İnternet teknolojilerindeki gelişmeler hayatın her alanında yeni fırsatlar ve uygulamalar ortaya çıkarmıştır. Bu durum temel gazetecilik çalışma yapısında da değişiklere neden olurken hem üretici hem tüketici için yeni tür ve davranışları beraberinde getirmiştir. İnternet haberciliğinin gelişim sürecine paralel bir şekilde küresel arama motorlarının internet içerik denetiminde önemli bir yer teşkil etmesi ile haber sitelerinin okur trafiğinin büyük bir kısmını arama motorları oluşturmaya başlamıştır. Bu çalışmada arama motoru optimizasyonu (SEO) ile çevrimiçi habercilik arasındaki ilişki incelenirken internet haberciliğine optimizasyonun olumlu ve olumsuz yönlerini tartışmayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın amacı yeni medyanın ayırt edici özelliklerinden biri olan SEO biçimselliğinin haber üretim sürecinin temel aktörleri olan İnternet medya profesyonellerinin çalışma pratiklerinde ortaya çıkardığı dönüşümü saptamaktır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye’de İnternet medyası çalışanları ile yapılan derinlemesine görüşmelerin analizi ile gazetecilik sektöründe arama motoru optimizasyonu odaklı gazetecilik kullanım alışkanlıklarının ve stratejilerinin neler olduğu ortaya konulmuştur. Araştırmada ayrıca çevrimiçi haber merkezlerinde çalışanlarının bu yeni yazım biçimi ile ortaya çıkan etik sorunları tespit edip etmedikleri ve habere ilişkin yeni sorun alanlarının doğup doğmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma da özellikle internet haber merkezerinde arama motoru opitmizasyonu eğiliminin yayıldığı ve haber yazım biçiminde arama motorlarının önemli bir faktör olduğu tespit edilmiştir.Developments in the internet technologies have created new possibilities and practices in every aspect of life. This has brought about new types and behaviors for both producers and consumers while leading to changes in the structure of basic journalism. Parallel to the development process of Internet journalism, search engines have begun to create the majority of literacy traffic of news sites with global search engines is an important place in internet content control. While the relationship between search engine optimization (SEO) and online journalism is examined in this study, it is aimed to discuss the positive and negative aspects of optimization to internet journalism. The aim of this research is to identify the transformation of SEO format, one of the distinguishing features of the new media, in the working practices of the Internet media professionals who are the mai