Istanbul Arel University

Istanbul Arel University Digital Archive
Not a member yet
    3036 research outputs found

    Migration and alienation: “When and where have I changed?" - an analysis through Turkey-Austrian migration film

    No full text
    #nofulltext# --- Gürkan, Hasan (Arel Author)This study aims to analyse how immigrants become estranged with each other and their own culture together with migration. The sampling of this study consists of film Nachtreise/Night Traveling, 2002 by Kenan Kiliç. This fictional 63 min.-film focuses on a social reality which is named as alienation. This film shows the immigrants’ situation and hopelessness as distinct from the other films (by Umut Dag and Hüseyin Tabak). The film by Kenan Kiliç presents immigrants’ alienation in their post-migration processes and emphasizes the phenomenon of not belonging to their own culture. The film departs from a binary opposition and makes a reference on one hand to people’s alienation and their relations, and consequently to the power, center-periphery relations while referring to social problems such as immigration, moving up into a higher class, financial troubles and unemployment on the other hand. It is clearly from this research that as a result of migration, consumerism, technology and the culture generated by a new society, immigrants become estranged with each other and the society. © 2019, IGI Global

    Case-based surveillance study in judicial districts in Turkey: Child sexual abuse sample from four provinces

    No full text
    Nalbantçılar Cankardaş, Sinem (Arel Author), İnce, Başak (Arel Author)Child sexual abuse is a universal public health problem. Although studies have reported that 11% to 37% of children have been sexually abused in Turkey, no accurate information is available. Thus, this study aims to investigate child sexual abuse cases registered in legal databases in select provinces in Turkey to improve our epidemiological understanding of regionally reported cases. The sample of this study consists of child sexual abuse cases filed with courthouses in four provinces in Turkey under Articles 103 and 104 of the Turkish Criminal Law, between October 2010 and October 2011. Retrospective review of these case files revealed 1,005 cases, 86% female, and 45.7% both sexually abused and exposed to other forms of abuse. Sexual abuse was often accompanied by physical abuse. Regarding the relationship of the perpetrator to the victim, 14.3% of perpetrators were found to be family members. There was also a significant relationship between child's gender and perpetrator's relationship to the victim; boys were abused mostly by strangers (55.7%) and girls by their peers (54.9%)

    Emergence of Stuttering in an Attention Deficit Hyperactivity Disorder Patient Treated with Methylphenidate

    No full text
    Çopur, Mazlum (Arel Author)Çöpür, Mazlum (Arel Author)

    Lars Von Trier'in 'Depresyon Üçlemesi'nin feminist çözümlemesi

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideoloji olan cinsiyetçilik, yüzyıllardır süregelen bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. "Cinsiyet ayırımcılığı, genel anlamda bireylere cinsiyetlerinden dolayı toplumda adaletsiz bir şekilde davranılmasıdır. Bu anlamda cinsiyet ayırımcılığı bireyin insan haklarından tümüyle yararlanmasını engelleyen sosyal açıdan yapılandırılmış cinsiyet rolleri ve normlarına dayalı olarak herhangi bir ayırıma, dışlanma ya da kısıtlamaya maruz kalmasıdır. Cinsiyet ayırımcılığı, kaynaklara ve fırsatlara ulaşmada eşitsizlik, şiddet, temel hizmetlerden yararlanmada yetersizlik, çalışma yaşamı ve siyasette kadının sınırlı olarak yer alması ve kadınlarla erkekler arasındaki kişisel ilişkilerdeki güç dengesizliği hususlarıyla yakından ilişkilidir. Dolayısıyla cinsiyet ayırımcılığı; toplumda kadınların temel hizmetlerden yoksun olması, fırsatlara ve kaynaklara sahip olmada erkeklere oranla eşit olmayan koşullar yaşaması, şiddete uğraması, siyasette ve çalışma yaşamında düşük oranlarda temsil edilmesi biçiminde tanımlanmaktadır. Kadınların günlük yaşam faaliyetlerine tam ve özgür bir şekilde katılma olanağından yoksun olmalarına neden olan cinsiyet ayırımcılığının kapsamına; karar mekanizmalarına katılamama, kamusal olanaklardan yararlanamama, sağlıksız koşullarda yaşama, uygun konut sahibi olamama, çalışma yaşamında engellerle karşılaşma, işyerinde taciz ya da haksızlığa uğrama ile sendikaya üye olamama ve sendikal faaliyetlere katılamama gibi çeşitli konular girmektedir." (TMMOB, Cinsiyet Ayrımcılığı Hakkında https://www.tmmob.org.tr/sayfa/cinsiyet-ayrimciligi-hakkinda) Cinsiyetçilik kavramı kimi zaman bireyler arasında, kimi zaman toplumsal normlarda, kimi zaman ise basında, internet mecralarında, televizyon kanallarında ve sinema sektöründe işlenen konularda görülmektedir. Bu anlamda cinsiyetçilik kavramını işlerken sinema okumaları açısından yardımcı olan kuramsal yaklaşım 'Feminist Kuram'dır. Zaman içinde gelişen 'Feminist Kuram'ın ele aldığı konu ataerkil bir düzende işleyen sinema endüstrisinin ürettiği filmlerdeki kadın rollerine erkek bakış açısıdır. Feminist düşünce yapısı ile ortaya çıkan sinemada feminist eleştiri kavramı, cinsiyetçi kavramlara karşı çıkmaktadır. Psikanalitik çalışmaların önemli etkisi bulunan feminist eleştiri kavramı sinemada kimi zaman sert çizgilerle anlatılan kadın/erkek rollerinin analizi üzerine geliştirilmiştir. Bu konuda en önemli örneklerden biri; kadın/erkek ayrımının en net görüleceği ve kadının açık bir şekilde ötekileştirilen, kadına yönelik cinsiyetçilik kavramının yoğun çizgilerini taşıyan; 1995 yılında kurucularından olduğu Dogma 95 hareketiyle tanınan Danimarkalı Yönetmen Lars Von Trier'in 'Antichrist', 'Melancholia' ve 'Nympomaniac I-II' filmlerinin yer aldığı 'Depresyon Üçlemesi'dir. Cinsiyetçilik kavramından yola çıkarak ilerlenen tezde 'Feminist Film Eleştirisi' Yardımıyla Lars Von Trier'in 'Depresyon Üçlemesi' ele alınmaktadır. 'Lars Von Trier'in Depresyon Üçlemesi'nin Feminist Film Çözümlemesi' başlıklı tezde ilk olarak 'Antichrist (Deccal, 2009)' filmi, sonrasında 'Melancholia (Melankoli, 2011)' filmi ve son olarak 'Nymphomaniac I-II (İtiraf I-II, 2013)' filmleri feminist kuram kavramı üzerinden ele alınmaktadır. Tezdeki asıl amaç Danimarkalı yönetmen Lars Von Trier'in 'Depresyon Üçlemesi'nde kadın olgusunu seyirciye nasıl yansıttığı ve nasıl incelediğidir. Bu bağlamda kadının sinemadaki karakterinin izleyiciye nasıl kötü ve aciz yansıtıldığını göstermek belki de Trier'in asıl amacının toplumsal ikiyüzlülüğü bir şekilde seyircinin yansıtmaya çalışmasını çözümlemektir. Bu anlamda tezde 'Kadın kimdir, ne için vardır, bilgi-ruhsal-cinsel açıdan erkeklerden daha aciz bir varlık mıdır? Yoksa tüm bunlar toplumun aslında ikiyüzlülüğü sebebiyle mi bu şekilde öğretilmiştir?' sorularının yanıtları ele alınırken Lars Von Trier'in sineması feminist metodolojiyle incelenmektedir

    Experimental and Numerical Analyses of A Heat Pump-Driven Chilled Ceiling Systems

    No full text
    #nofulltext# --- Yılmaz, Deniz (Arel Author)Passive cooling covers the natural processes of heat dissipation and heat gain operations and provides a highly efficient, comfortable environment around. As commonly known, when air is heated, it rises, when cooled, it descends. Natural cooling and heating use this physical property of air to provide the best thermal conditions. In this study, an air-to-water heat pump system used for chilled ceiling operations was analyzed numerically and experimentally. Main objective of this study is to obtain COP of the heat pump system. In order to determine the efficiency, test room was established with heat pump-driven passive chilled ceiling panels. The test room was constructed of 120-mm polyurethane panels to minimize heat losses. All the data obtained from the system is recorded on a time period of per-second based during the processes

    Complementary and Alternative Medicine Use among Turkish Cancer Patients and the Influencing Factors

    No full text
    Background: The use of complementary and alternative medicine (CAM) therapies especially among cancer patients was quite frequent because of many reasons. Objective: The study was conducted in order to determine the use of CAM therapies among Turkish cancer patients and also determine the influencing factors. Methodology: This descriptive and cross-sectional study was performed with total 280 patients who received inpatient and outpatient treatment in an oncology clinic of a university hospital. Data were collected by using the Patient Characteristics Form and Complementary and Alternative Medicine Scale. p<0.05 was considered as statistically significant. Results: This study demonstrated that the patients who were women, and receiving outpatient care used energy approaches more often; patients who were single, and had metastatic disease used CAM approaches more often than the others. No significant difference was found between CAM use and education, occupation, performance score, diagnosis, and time of diagnosis. It was determined that 79.3% of the patients did not ask their physician about the use of CAM, and the knowledge about CAM use was taken from the newspaper/ television (36.1%), and friends (36.1%). Most frequent used approaches were nutritional (taking honey, 67.1%), cognitive behavioral (praying always, 41.1%), and biologic (drinking linden tea, 43.6%). The most common reason of CAM use was found as to strengthen the immune system (43.9%). Conclusion: The use of CAM therapies among Turkish cancer patients was quite frequent. Both health professionals and patients should be informed about the proper use of these approaches

    Seasonal Impacts on the Storage Capacity of EV Parking Lots

    No full text
    Electric vehicles (EVs) are the new bilateral assets of evolving smart electricity grids. Depending upon the technical benefits or economic expectations, they can be considered as non-stationary loads or they can serve as distributed storage units. Moreover, their behavior may change more than once a day. Therefore, their integration is both a challenge and an opportunity for smart power systems. From the point of electricity grids, parking lots (PLs) provide an occasion of supporting the grid by aggregating meaningful number of EVs. Car arrival departure pattern dominates the storage capacity of the PL. However, this pattern is sensitive to seasonal effects. The objective of this paper is to investigate this seasonal impacts of the environment on the storage capacity of the PL. Simulations are performed using car arrival/departure data of a representative PL in Istanbul. Time-dependent car park storage capacity of the PL is determined for a weekday for several periods of the year. The results are discussed from the point of distributed-storage availability of the grid

    Sadakat-Merkezli Çeviri Söylemini Lacancı Psikanaliz Çerçevesinde Yeniden Düşünmek

    No full text
    Çevirmenin yorumlayan bir özne olduğu düşüncesi çeviribilimciler tarafından kuramsal düzeydeuzun süredir tartışılmakta olsa da çevirmenin yazarlık hakkı yaygın kabul görmekten hala uzaktır.Çevirmen, anlamın yegâne sahibi olduğu düşünülen yazar karşısında görünmez bir elçi konumundabulunmaktan kurtulamamakta, çevirmenin öznelliği, bu öznelliğin kaçınılmazlığı ve önlenemezliğidüşüncesinin yaygınlaşması, çeviri tartışmalarına damga vuran sadakat kavramı tarafındanengellenmektedir. Bu makale çevirmene yazarlık hakkı tanımayan, özgünü ve özgünün sahibi olarakyazarı yücelten sadakat-merkezli çeviri söylemini Lacan’ın arzu kavramı ile yeniden düşünmeyiamaçlamaktadır. Makalede, yazar/özgün ile çevirmen/çeviri arasında, ilkinin lehine işlemek üzerekurgulanmış olan hiyerarşik ilişkiyi sürdüren, sadakat-merkezli çeviri söyleminin, anlamınsabitlenebilirliği inancı kadar, yazar/özgün ile girilen bir aşk ve arzu ilişkisini, bir tür varoluşsalilişkiyi de yansıttığı ileri sürülmektedir. Söz konusu söylem, özgünü okurken kendiniokuyan/okumayı isteyen, kendini tamamlamayı, eksikliğini gidermeyi arzulayan öznenin aslagiderilemeyecek arzusunun sancısının yansıması olarak görülebilir. Çevirmenden, özgüne sadıkkalmasını bekleyen, aksi takdirde çeviri eylemini ihanet olarak kodlayan söylemin en etkili aracıolarak sadakat kavramının varlığını korumaya devam etmesinin altında bir tür varoluş kaygısınınyattığını öne süren makalede, bir arzu nesnesi olarak özgüne sadakat, kendini tamamlama arzusuiçinde olan okur/eleştirmen-öznenin fantezisi olarak düşünülmektedir

    Divan Şiirinde “Bezm-i Fenâ” Üzerine Bir İnceleme

    No full text
    Estetik ve nazarî esasları İslami kültürün etkisiyle oluşan divan şiiri; XIV. yy itibaren belli bir seviyeye ulaşmış, XV. yy’da kuruluş sürecini tamamlamış ve yüksek bir ifade seviyesine ulaşarak XIX. yy’a kadar devam etmiştir. Divan şiirinin muhteva unsurları olan mazmun, mecaz ve terkipler zaman içerisinde divan edebiyatışairleri tarafından mevcut imkânlar çerçevesinde işlenerek kendine mahsus anlam alanı oluşturmuştur. En güzel olanı en güzel şekilde söyleme amacı güden divan şairi, sınırlı olan mazmunlar içinde realiteden ayrılmayarak yeni benzetmeler, yeni mecaz ve istiareler bulma yoluna gitmiştir. Şair, özellikle tenasüb, leff ü neşr, tezat, mecaz gibi edebî sanatlardan yararlanarak kelimeler arasındaki ilişkiden, çağrışımlardan şairliği nispetinde istifade etmiştir. Şiirde mananın, kendisi üzerine inşa edildiği zemin olması dikkatiyle mazmunların divan şiiri içerindeki seyrinin ortaya çıkarılması, anlam dairesinin tespit edilmesi şiire katkısı bakımında önemlidir. Bu çalışmada öncelikle gerekçeleri belirtilerek mazmun olarak adlandırılan “bezm-i fenâ”nın; mazmun olarak kullanımının tarihi seyri, anlam alanları, anlam-bağlam ilişkisi ve bu ilişkinin hangi kelimelerle sağlandığı üzerinde çeşitli tespitler yapılmıştır. Elde edilen neticeler ile divan şiirinin anlaşılmasına katkı sağlamak amaçlanmıştı

    TÜRK DIŞ POLİTİKASI ANALİZİNDE İNŞA KURAMI VE KÜLTÜR: KERKÜK REFERANDUMU ÖRNEĞİ

    No full text
    Öz: Çalışmanın amacı Türk Dış Politikasında Kerkük Referandumunun inşacılık kuramı ve kültür olgusu üzerinden incelenmesidir. İkinci Dünya Savaşı ile hem siyaset biliminde hem de uluslararası ilişkiler disiplininde önemi anlaşılmaya başlanan kültür, 1990’lı yıllardan itibaren açıklayıcı bir fenomen hâlini almıştır. Kültürün uluslararası siyasetteki önemi fark edilmiş ancak soğuk savaş dönemi boyunca realizm ve liberalizm yaklaşımları uluslararası siyasette baskın kuramsal konumunu sürdürmüştür. Kültür kavramını siyaset bilimi ve uluslararası siyasette merkezî konuma yerleştiren inşacılık (constructivism) kuramının ortaya çıkışı ise 1990’lı yıllara denk gelmektedir. Bu kuramsal arayışta en büyük etken; Aydınlanma ile ortaya çıkan “rasyonalitenin” iç siyasette ve uluslararası ilişkilerde olayları açıklamada yetersiz kalmasıdır. Bu durum, kültürün analiz birimi kabul edilmesi ile inşacılık kuramının uluslararası ilişkiler kuramları arasında yerini almasını sağlamıştır. Çalışma kuramsal ve uygulamalı olarak iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde inşacılık kuramı ekseninde uluslararası ilişkiler ve dış politikada kültür olgusunun merkezî konumuna odaklanılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise bu kuram çerçevesinde kültürün Türk dış politikası davranışı üzerindeki etkisi analiz edilmektedir. Analiz, Nisan 2017-Kasım 2017 tarihleri arasında Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye arasında yaşanan “Kerkük referandumu” tartışması üzerine Türk dış politikası karar vericilerinin ürettikleri söylemler üzerinden gerçekleştirilmektedir

    86

    full texts

    3,036

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Istanbul Arel University Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇