3036 research outputs found
Sort by
Fiziksel Performans Etkisinde Mental Aktivitenin Elektrofizyolojik Bulgularının Değerlendirilmesi
Bu çalışmada, zihinsel işyükü paradigmasının yorgunluk ile ilintisine yönelik elektrofizyolojik ölçüm sonuçları iki farklı grup
üzerinden incelenmiştir. Ayrık grup olarak, sporcular ve sedanterler ele alınmış olup, bu grupların beyin dinlenim durumu
bulguları ile mental performans esnasındaki gerçek zamanlı elektrofizyolojik ölçümleri karşılaştırılmış ve bu bulgulardaki
değişimler incelenmiştir. Mental aritmetik işlem ile zihinsel işyükü yaratılarak, kontrollü bir fiziksel performans öncesinde ve
sonrasında VO2max değeri ve eşzamanlı EEG, PPG, EDA ve EKG ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Farklı gruplara ait dinlenim
durumu mental performansları ve fiziksel aktivite sonrasında oluşan mental işyükü arasındaki kalp atım hızı değişkenliği, oksijen
tüketimi miktarı tartışılmıştır. Bulgularda, zihinsel işyükü süresince ölçümlenen EEG’de alfa frekansında baskılanma ile
elektriksel deri direncinde artış görülmüştür. Ölçümlenen kalp atım hızı verileri parametrik olmayan istatistik test ile incelenmiş
ve 0.15–0.4 Hz arası aralığındaki dinlenim durumu için istatistiksel anlamlı bulgular elde edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak,
zihinsel aritmetik işyükünün kontrollü yorgunluk sağlanmış ölçümlerde, elektriksel beyin aktivitesinde alfa tutulumuna yol açtığı
gözlemlenmiş ve ayrıca alfa değişiminin sporcu grup içinde daha az olduğu saptanmıştır. PPG sinyalleri değerlendirildiğinde,
sporculardaki değişimin daha az olduğu, ayrıca sporcu gönüllülere ait PPG sinyallerindeki değişimin varyasyon sergileyebileceği
gözlemlenmiştir. Raporlanan öncül bulgular doğrultusunda, fiziksel yorgunluk şartlarında incelenen iki grup için, sporcuların
odaklanmalarının daha başarılı olduğu ve zihinsel işyükünden daha az etkilendikleri öngörülebilmektedir
FACE RECOGNITION BY GREY-LEVEL CO-OCCURRENCE MATRICES IN HEXAGONAL DIGITAL IMAGE PROCESSING
Face Recognition has been an attractive field of research fordecades, because face is one of the most useful and deterministicbiometrics. Image processing is called square pixel-based imageprocessing since its existence. However, hexagonal image processing,which is based on the idea of designing and processing pixels ashexagons, has been shown to provide significant benefits in terms of timeand memory savings. Almost all of the face recognition methods proposedand implemented so far are based on square pixel based imageprocessing. Based on the limited number of studies on face recognitionin hexagonal pixel based image processing, a hexagonal image processingbased face recognition method is proposed in this study. The methodproposed in this study is inspired by Grey Level Co-occurrence Matrices(GLCM), which is one of the most fundamental of square pixel based facerecognition methods. The method is named Hex_Direct_GLCM because itis based on the square pixel-based basic GLCM method. Since hardwarebased hexagonal pixel-based image processing is not yet available,hexagonal pixel-based equivalents of square pixel-based digital imagesare artificially created by software. The hexagonal pixel base equivalentsof the steps followed in the GLCM method are performed, and then facerecognition accuracy performance analysis is performed on different datasets. As presented in the simulation results, the Hex_Direct_GLCMmethod provides competitive results with high accuracy in terms of facerecognition as well as the success in saving resources such as time andspace
Üst Düzey Yönetim Görev Unvanlarına Yönelik Üniversite Öğrencilerinin Algılarının Araştırılması
Amaç – İş dünyasındaki Girişimci ve Üst Düzey Yönetici Unvanları sadece toplumun belli bir
kesiminde değil, genelinde yeterince anlaşılabilmiş ve tam anlamıyla kavramsallaştırılmış
değildir. İş dünyasındaki unvanlar ve mezun olduktan sonra bu çalışmanın konusu olan
unvanlarla etkileşimde olacak veya işgal edecek olan üniversite öğrencilerinin, bu unvanları
doğru bir şekilde algılamaları, o unvan sahipleri ile etkin etkileşim içerisinde bulunmalarını
veya unvanların gereklerini yerine getirmelerini de sağlayacaktır. Bu bağlamda çalışma, bu
algıların ortaya konulması amaçlamaktadır.
Yöntem – Bu araştırma, araştırmacıların birlikte geliştirdikleri 32 soruluk ölçekten oluşan anket
formunun, basit iradi örneklem yöntemi ile seçilen 572 üniversite öğrencisinin, sınıflarda
doldurulması ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen birincil veriler, frekans tablosu, tek yönlü
ANOVA, bağımsız örneklem t testi ve korelasyon tabloları vasıtasıyla yorumlanmıştır.
Bulgular – Yapılan çalışma sonucunda, Yönetim Kurulu Başkanı hariç, diğer tüm görev
unvanlarında öğrencilerin algılarının net olmadığını ortaya koymaktadır.
Tartışma – Üniversitelerin, öğrencileri sadece teorik bilgilerle değil, aynı zamanda da mezun
olduklarında ilişki içerisinde bulunacakları veya işgal edecekleri pozisyonların gerekleri,
yetkileri, neler yaptıkları ile ilgili olarak da donatmaları gerekmektedi
Teknoloji Bağımlısı Çocuklarda Obeziteye Neden Olan Risk Faktörleri
Teknolojinin yaygınlaşması ile beraber artık
birçok evin internete ulaşımı sağlanmıştır. Kullanımın
yaygınlaşması beraberinde bağımlılıkları da
getirmiştir. Televizyon bağımlılığı, internet
bağımlılığı, mobil oyun bağımlılığı, sosyal medya
bağımlılığı gibi birçok tanım literatüre girmiş ve
üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Tüm bu bağımlılık
modelleri teknoloji bağımlılığı çatısında
değerlendirilmektedir. Teknoloji bağımlısı çocuklarda
ekran başında geçen sürenin artması, fiziksel
inaktivite, psikososyal sorunlar, uyku bozuklukları,
beslenme düzeninin bozulması, reklama maruz kalma,
sağlıksız besin tüketimlerinde artış gibi birçok
problem gözlenmektedir. Tüm bu sorunların obezite
açısından risk oluşturduğu yapılan birçok çalışma ile
de desteklemektedir. Obezite ile mücadele açısından
fiziksel aktivite artırıcı uygulamaların arttırılması da
önerilmektedir. Genel olarak bakıldığında teknolojinin
doğru kullanımı ve bilgi düzeyinin artmasıyla risklerin
en aza indirilebileceği düşünülmektedir. Bu
çalışmanın amacı teknoloji bağımlısı çocuklarda
oluşan ve obezite açısından risk faktörü olan etmenleri
incelemektir
ANALYSIS OF THE RELATIONSHIP BETWEEN INFLATION AND CENTRAL BANK INTEREST RATES IN TURKEY: FOURIER APPROACH
Within the framework of inflation targeting program officially implemented since 2006, the primary objective of
the Central Bank of Republic of Turkey is to achieve and maintain price stability. As a result of instrumental
independence, the CBRT determines, at its own discretion, the monetary policy it would implement and the policy
instruments it would use in achieving and maintaining price stability. In this context, The CBRT uses a policy mix
including one-week repo rate, the interest rate corridor between O/N borrowing and lending rates as well as
reserve requirements to achieve price stability and to provide financial stability with regard to controlling of
financial risks which have the potential to threat price stability. The aim of this study is to investigate the longterm relationship between the O/N repo rates to approximate central bank interest rates and the consumer price
index to approximate inflation during the period of 2005-2017. Using monthly data, the Fourier Granger Causality
Test is employed to test the relationship between O/N repo rates and CPI. The findings indicate that there is a oneway causality relationship from O/N repo rates to CPI
Sosyal İş Modelleri ve Sosyal Girişimcilik: Boğaziçi Üniversitesi Tüketim Kooperatifi Örneği
Amaç – Sosyal ihtiyaçları karşılayan ve yeni sosyal ilişkiler ve işbirlikleri yaratan yeni fikirler sosyal
inovasyonlardır ve sosyal girişimciler aracılığıyla hayat bulmaktadırlar. Günümüzün sürekli
değişen ve gelişen toplumsal yapısında devletin yeterli olamadığı alanlarda temel insan ihtiyaçlarını
karşılayabilmek için yeni iş modelleri yaratan kuruluşlardan olan Sivil Toplum Kuruluşları da (STK)
bu değişim ve gelişime ayak uydurarak sosyal girişimcilik örnekleri sergilemektedirler. Bu
çalışmada sosyal iş modeli ve sosyal girişimcilik yazınından yararlanarak alternatif bir iş modeli
benimseyen Boğaziçi Üniversitesi Tüketim Kooperatifi (BÜKOOP) incelenmiştir.
Yöntem – Bu çalışmada, gıda alanındaki küçük üreticileri tüketiciler ile aracılar olmaksızın
buluşturan alternatif bir iş modeli biçimlendiren ve farklı örgütlenme biçimleri sergileyen Boğaziçi
Üniversitesi Tüketim Kooperatifi örnek olay yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada ikincil veri
kaynaklarından (BÜKOOP hakkında çıkan haberler, yapılan mülakatlar, yazılan bilimsel makaleler,
BÜKOOP web sitesinde yer alan bilgilerden) yararlanılmıştır.
Bulgular – BÜKOOP’un bu sosyal girişimin nasıl ve ne amaçla başlatıldığı, hayata geçirirken hangi
tür çalışmaların yapıldığı, bu çalışmaların nasıl yapıldığı, girişimin örgüt yapısı ve faaliyetleri
Tracey, Phillips ve Jarvis’in (2011) kurumsal girişimcilerin yeni bir örgüt formu oluşturmaları
sırasında yapmış oldukları çalışmalara odaklanarak geliştirdikleri modelden yararlanılarak ortaya
konmaya çalışılmıştır. Ayrıca Sosyal İş Modeli Kanvas’ından (Kent State University, 2019) ve
Osterwalder ve Pigneur’un (2010) iş modeli kanvasından yararlanarak BÜKOOP sosyal iş modeli
elde edilen veriler çerçevesinde açıklanmaya çalışılmıştır.
Tartışma – Boğaziçi Üniversitesi mensupları tarafından kurulan ve sağlıklı gıdayı uygun fiyatla
aracısız olarak tüketiciye sunmayı amaçlayan ve bu çalışmaları yerine getiren BÜKOOP’un sosyal
girişimci bir yapıda olduğu ifade edilebilir. Sonuç olarak bu çalışmada sosyal girişimcilik yoluyla
yeni bir sosyal iş modelinin oluşturulmasına odaklanılmıştır
R744/R404a Kaskat Soğutma Sistemi Performansının Deneysel İncelenmesi
Soğutma sistemlerinde kullanılan kloro-floro hidrokarbonların çevreye ve ozona zararlı olmalarından dolayı daha çevreci ve doğal soğutucu akışkanların bu bileşiklerle değiştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Doğal soğutucu akışkanlardan CO2 gazı küresel ısınmaya etkisi olmayan ve ozon tabakasına zarar vermeyen önemli alternatiflerden biridir. Ancak kritik nokta civarında veya üzerinde ısı geçişi nedeniyle ortaya çıkan performans katsayısındaki düşüş ve yüksek çalışma basınçları nedeniyle bir takım tasarım gereksinimine ihtiyaç duyulmuştur. Dolayısıyla CO2 soğutucu akışkanı ile çalışan soğutma sistemleri tasarımı, geliştirilmesi ve uygulanması konusunda son yıllarda yapılan araştırmalar gittikçe artmaktır. Bu çalışmada uluslararası standartlara uygun olarak tasarlanmış bir test düzeneği kullanılarak R404a ve CO2 gazlarının kullanıldığı bir kaskat soğutma sisteminin performans testleri gerçekleştirilmiştir. Söz konusu sistemde 7,75 kW soğutma kapasitesine sahip evaporatör kullanılarak test odalarında istenilen standart test şartları sağlanmaya çalışılmıştır. Çeşitli noktalardan yapılan ölçümler kullanılarak sistem COP değeri hesaplanmıştır
13-18 Yaş Grubu Ergenlerdeki Ego Durumları ile Anne Babalarının Bilgi Düzeyleri ve Anne Baba Tutumlarının İlişkisi
Bu çalışmada, 13-18 yaş grubu ergenlerin ego durumlarının, anne babalarının anne babalık bilgi düzeyleri ve
çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumları ile ilişkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bununla beraber bu ilişki durumunu katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey gibi çeşitli demografik değişkenleri bakımından incelemek de amaçlanmıştır. Çalışmasının evrenini, Düzce ili ile Akçakoca, Cumayeri ve Çilimli ilçelerinde bulunan ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören 13-18 yaş grubu ergenler ve bu ergenlerin
aileleri oluşturmaktadır. Örneklem ise 130 anne baba ve 130, 13-18 yaş grubu ergen olmak üzere 260 kişiden
oluşmaktadır. Örnekleme yöntemi kümeleme oransız random örneklemedir ve ilişkisel tarama modelindedir.
Araştırmaya katılan 13-18 yaş grubu 130 ergene kendilerinde algıladıkları özelliklerin işaretlenmesi istenerek,
Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği (EDÖ) uygulanmıştır. Bu kişilerin ebeveynlerinden oluşan 130 kişiye de veri toplama araçları olarak geçerlik ve güvenirliğe sahip olan Anne Babalık
Bilgi Testi (ABBT) ve Aile Hayatı Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI, Parental Attitude Research) uygulanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Demografik Bilgi Formu verilerek doldurulması
sağlanmıştır. Tüm verilerin anlamlılık düzeyi p< 0.05 düzeyinde sınanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında, anne-babaların çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumlarının ve anne babalık bigi düzeylerinin
13-18 yaş grubu ergenlerin kendilerinde algıladıkları ego durumuna göre anlamlı bir farklılaşma göstermediği
bulunmuştur. Anne-babaların, çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumları ve anne babalık bilgi düzeyleri arasında
negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anne babaların çocuk yetiştirmeye ilişkin ana-babalık bilgi düzeylerinin kendi öğrenim durumlarına, çalışıp çalışmadıklarına, sahip oldukları çocuk sayılarına göre anlamlı
farklılık gösterdiği görülmüştür. Ayrıca Anne babalık bilgi düzeyinin, ana babaların PARI puanlarını anlamlı
derecede yordadığı bulunmuştur
Adaletin Kantçı Zemini
Siyaset felsefesinin temel sorunu, bireysel özgürlük ile siyasal otoriteyi bağdaştırmaktır. Adalet kavrayışları
bireysel özgürlük ile siyasal otorite arasındaki ilişkinin nasıl kurulması gerektiğini belirlerler. Özellikle Kantçı
siyaset felsefesinde bireysel özgürlük düşüncesi adaletin temelini veren ilkedir. Ancak, Kantçılar arasında
özgürlüğün siyasal adalet bağlamında nasıl anlaşılması gerektiği konusunda anlaşmazlık vardır. Rainer
Forst’un çalışmaları Kant’ın siyaset felsefesini özgürlüğü ahlaki özerklik temelinde derinlemesine ve bütünsel
olarak yeniden inşa girişimlerinden birini örneklemektedir. Bu makalede ilk olarak Rainer Forst’un siyasal
adalet kavrayışını tanıtıp eleştirel bir şekilde değerlendiriyorum. Sonrasında, Forst’un Kantçı siyasal adalet
yorumuna alternatif olarak, ahlaki özerkliğe dayanmayan, daha kabul edilebilir bir Kantçı siyasal adalet
kavrayışını önererek kısaca tartışıyorum. Kant’ın doğuştan özgürlüğe hakkı olma düşüncesinin siyasal adaletin
temelini veren ilke olduğunu ileri sürüyorum
Kapari Bitkisinden Moleküler Baskılama Yöntemi ile Yüksek Saflıkta Kuersetin Eldesi
Biyoaktif bitki özlerinden biri olan ve yurt dışından ithal edilen kuersetin, elma, çilek, çay, fındık, kapari gibi bitkilerde bulunan flavonoidlerden olup önemli gıda maddelerinden biridir. Kuersetin molekülünün antioksidan, antiinflamatuar ve antikanser gibi farmakolojik aktiviteler gösterdiği bilinmektedir. Antik zamanlardan bu yana kullanılmakta olan kapari bitkisi (Capparis spinosa) ılıman Akdeniz ikliminde yetişir ve ülkemizde geniş bir yayılış gösterir. Kaparinin kuersetin ve türevleri bakımdan zengin olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur. Dolayısıyla, kapari bitkisi yüksek saflıkta kuersetin eldesine imkân tanımakta ve Türkiye?deki kapari üretimi göz önüne alındığında bu potansiyelin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu projenin amacı ilk kez moleküler baskılanmış katı faz ekstraksiyonu (MISPE) ile kapari bitkisinden yüksek saflıkta kuersetin molekülü üretilmesi ve elde edilen hammaddenin ülke içinde kullanılmasını sağlamak, bu şekilde ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmaktır. Çalışma süresince öncelikle kuersetin ile fonksiyonel monomerler arasındaki etkileşim FTIR ve UV/Vis spektrofotometre ile incelenmiştir. Bu çalışmada sentez için en uygun monomerin 4VP ve uygun çözücünün DMSO olduğuna karar verilmiştir. Sentezlenen polimerler ile deney tasarımı çalışması yapılmış, en uygun monomer ve başlatıcı derişimleri sırasıyla % Cm = % 5,0, % Ci =% 3,0 olarak belirlenmiştir. Bu koşularla sentezlenen polimerlerin karaterizasyonları FTIR analizleri ile yapılmıştır. Farklı ekstraksiyon yöntemleri ile kapari bitkisinin ekstraksiyonları gerçekleştirilmiş, en çok kuersetin elde edilen yöntemin asit hidroizi içeren ekstraksiyon yöntemi olduğuna karar verilmiştir. Ekstrelerin içerisindeki kuersetin ve rutin varlığı ITK ve HPLC ile doğrulanmıştır. Çalışma sonucunda kuersetini tanıyan moleküler baskılanmış polimerler üretilmiş ve bu polimerlerin kapari ekstresindeki kuersetini diğer analoglarına oranla daha fazla tuttuğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bu polimerler kapariden kuersetin eldesinde kullanılacaktır