Istanbul Arel University

Istanbul Arel University Digital Archive
Not a member yet
    3036 research outputs found

    ELEKTRONİK DERGİCİLİK BAĞLAMINDA ELEKTRONİK MİZAH DERGİLERİ

    No full text
    Günümüzde internetin kullanım alanının yaygınlaşması, birçok sektörde olduğu gibi yayıncılık sektöründe de radikal dönüşümlere neden olmuştur. Ülkemizde gazete ve dergiler internet üzerinden yayın yaparak okuyucularıyla buluşmaktadır. E-dergicilik, basılı dergiciliğe oranla sahip olduğu avantajlar nedeniyle her geçen gün yayıncılar ve okuyucular tarafından daha çok tercih edilmektedir. Özellikle Y kuşağı olarak adlandırabileceğimiz doğuştan dijitale aşina olan gençler, bilgi ve haber alma, eğlenme, sosyalleşme, yenilikleri ve gündemi takip etme gibi ihtiyaçlarını internet üzerinden ve dijital ortamlardan karşılamaktadırlar. Bu çalışmada ülkemizdeki mizah basını ve önemli mizah dergilerinin tarihsel gelişimi, e-yayıncılık ve e-dergicilik kavramları, e-dergiciliğin basılı dergicilikten ayrılan yönleri, elektronik mizah dergiciliği konularında literatür incelemesi yapılmıştır. Ayrıca çalışmada üniversite öğrencilerinin, basılı dergi ve e-dergi okuma oranlarını belirlemek, okuma sürelerini saptamak, basılı ve e-dergilerde hangi kategorilere ilgi duyduklarını belirlemek ve emizah dergilerinin takip edilme sıklığı ve nedenlerini belirlemek amacıyla bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri, kapalı uçlu ve 5’li Likert tipi sorulardan oluşan bir anket ile elde edilmiştir. Anket formu katılımcılar tarafından 1 Nisan - 30 Haziran 2016 tarihleri arasında cevaplandırılmıştır. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğunun basılı dergilere oranla elektronik dergilere daha fazla ilgi duyduğu, internet yolu ile içeriklere ücretsiz şekilde ulaşmayı tercih ettikleri görülmektedir. Ayrıca öğrenciler, elektronik dergiciliğin gelecekte daha önemli bir konuma geleceği görüşünü desteklemekte fakat basılı dergiciliğin tamamen ortadan kalkacağı konusunda net bir görüş belirtmemektedir

    FELSEFİ DANIŞMANLIĞI “FELSEFİ” YAPAN NEDİR?

    No full text
    Felsefi Danışmanlık, 1981 yılında Almanya’da Gerd Achenbach tarafından başlatıldı. Çok geçmeden de Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere ve Amerika’da eski bir geleneğin yeni versiyonu olan bir felsefe yapma tarzı ve danışmanlık uygulaması olarak benimsendi. Felsefi danışmanlar, böyle bir felsefe yapma tarzının meşruiyetini felsefe tarihindeki benzer uygulamalarla temellendirirler. Onlara göre, Sokrates’ten başlayarak, Platon, Epikurosçuluk ve Stoacılarda bu felsefe tarzının izleri görülür. Felsefi danışmanlar, felsefenin bir danışmanlık uygulaması olabileceğiyle ilgili iddialarını, hayatta karşılaştığımız sıkıntı ve sorunların birçoğunun felsefi olduğu tezine dayandırmakta. Felsefi danışmanlara göre, sorunlarımız hayatın bize sorduğu felsefi sorulardır. Bu soruların cevaplarına da ancak felsefe yaparak ulaşabiliriz. Bir sorunun karşısında takındığımız tavır, verdiğimiz tepki bizim zaman içinde oluşmuş felsefi anlamamızdır. Dolayısıyla, felsefi anlamanın irdelenmesi, su üstüne çıkarılması aynı zamanda sorunların nedenlerine de ulaşmamızı sağlar. Bu bakış açısı, bir yandan da felsefi danışmanlığı alternatif bir danışmanlık türü yapar. O halde, felsefi danışmanlığın, alternatifi olduğu psikolojik danışmanlıktan farkı nedir? Felsefi danışmanlar için bu sorunun cevabı bu yeni danışmanlık türünün “felsefi” olduğudur. Fakat bu da başka bir soruyu sordurur: Felsefi danışmanlığı “felsefi” yapan nedir? Çalışma bu soruya cevap verdiği tezini taşıyor

    SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİCİLERİNİN TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ ALGILARININ BELİRLENMESİ

    No full text
    Sağlık hizmetlerinin kendine has özellikleri (hatanın tolere edilememesi, stoklanamaz olması, hizmetin üretildiği an tüketilmesi gerekliliği, uzmanlaşma seviyesinin yüksek olması, ikamesinin olmaması vb.) göz önüne alındığında girdilerin eksikliği hizmetin aksamasına sebep olmaktadır ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Bu çalışmanın amacı sağlık kurumlarında görev yapan yöneticilerin tedarik zinciri yönetimindeki algılarının belirlenmesidir. Bu çalışmada 112 sağlık yöneticisinden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında anket yöntemi ile demografik veriler elde edilmiş, t-Testi ve Tek Yönlü ANOVA testleri de yapılmıştır. Çalışma sonucunda sağlık yöneticilerinin en çok tedarik zinciri esnekliğini önemsedikleri saptanmıştır. Tedarik zinciri entegrasyonu en düşük ortalama puanı alarak yöneticiler arasında önem sırası en sonda olan konu olarak saptanmıştır

    DIŞ BORÇLARIN ÜLKE CDS PRİMLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN İNCELENMESİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ

    No full text
    Sovereign credit default spreads have been commonly used as an alternative credit risk measurement. Hence, identification of the determinants of sovereign CDS premiums has great importance in the macro-finance literature. Of the macro-economic determinants related to sovereign CDS premiums, foreign debt to GDP is one of the major solvency indicators that is analyzed in most empirical studies investigating the determinants of sovereign credit default spreads since high foreign debt to GDP ratio is generally accepted as an indicator of increasing financial fragility. In recent years, the rising trend in foreign debt to GDP ratio has been attracting attention in Turkey. This study investigates the relationship between foreign debt and sovereign CDS premiums and attempts to test the impact of foreign debt to GDP ratio on sovereign CDS premiums in Turkey for the period between 2000:Q1 and 2018:Q2. In order to examine the relationship, Fourier SHIN Cointegration Test and Fourier Granger Causality Test are employed by using quarterly data related to the variables obtained from the Ministry of Treasury and Finance and Bloomberg. The results show that there is a positive relationship between the variables

    Babacan Liderlik Tarzının Çalışan Görev Performansı ve Duygusal Bağlılık Üzerindeki Etkisi

    No full text
    Amaç – Bu çalışmanın amacı babacan liderlik tarzının çalışanın görev performansı ve duygusal bağlılık üzerindeki etkisinin incelemektir. Yöntem – Araştırmada, olasılığa dayalı olmayan ve herkesi örneğe dahil edilebilme imkanı sağladığı için çok yaygın kullanılan kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemiyle çevrimiçi olarak ulaşılan ve farklı sektörlerde 200 çalışana uygulanan anket formlarının tamamı örnekleme dahil edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS (Statistical Package Program for Social Science) 21.0 programı kullanılmıştır. Çarpıklık (Skewness) katsayısı ölçek puanlarının normallik sınaması için kullanılmıştır. Ölçek puanları normal dağılım gösterdiği için ölçek ve alt boyut puanlarının cinsiyet ve doğum tarihine (kuşak) göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testi; mevcut şirketteki çalışma süresine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki grup arasında olduğunu analiz etmek için LSD post hoc testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki analizi için Pearson korelasyon analizinden; babacan liderlik tarzının çalışan performansı ve duygusal bağlılık üzerindeki etkisini analiz etmek için regresyon analizi kullanılmıştır. Analizlerdeki güven aralığı %95’dir. (p<0,05) Bulgular – Yapılan istatistiksel analizler doğrultusunda; çalışanların babacan liderlik algılarının yükselmesinin çalışanın görev performansını artırdığı ve duygusal bağlılıklarını güçlendirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak duygusal bağlılık düzeyinin X kuşağı çalışanlarda Y kuşağı çalışanlardan daha fazla olduğu ve aynı işyerinde on yıldan daha uzun süre çalışan kişilerin duygusal bağlılık düzeylerinin daha az kıdemi olan çalışanlara göre daha yüksek seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tartışma – Değişen toplum yapısı iş dünyasını ve çalışanların beklentilerini de değiştirmektedir. Dolayısıyla yöneticilerin ve araştırmacıların bu değişimleri dikkate almaları, farklı kuşakların beklentilerini anlayarak doğru motivasyon araçları kullanmaları ve kıdeme bağlı bu duygusal bağlılığın örgüt performansı üzerindeki etkilerini incelemeleri önerilmektedir

    SEVİMLİ KORUYUCU AY SAVAŞÇISI ANİMESİNDE KADIN KAHRAMANLARIN TEMSİLİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

    No full text
    Küreselleşmenin etkisiyle kültürler arası farklar gittikçe azalırken, geleneksel kültürünü korumayı başaran Japonya için kültürel bir iletişim materyali haline gelmiş olan anime, Japon kültürünü dış dünyaya tanıtan önemli bir araç haline gelmiştir. Hedef kitlesi oldukça geniş olan animelerde cinsiyet temsillerinin önemi, anime aracılığıyla henüz bilincini kazanmakta olan genç kuşaklara eril söylem tarafından oluşturulmuş başat kültürün dayatılıyor olmasıdır. Bu çalışmanın amacı manga sanatçısı Naoko Takeuchi’nin Dünya’ya shōjo türünü tanıtan ve büyülü kızlar ekolünün ilk örneklerinden biri olan Sevimli Koruyucu Ay Savaşçısı anime dizisini toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında, betimsel analiz yöntemi ile incelemektir. Buna göre, seride görünürde güçlü kadın kahramanlar yer almasına rağmen onları düştükleri zor durumdan kurtaran bir erkeğin olduğu ve bu durumun hikayenin mitolojik boyutuyla da desteklendiği sonucuna ulaşılmıştır

    New Trends in Central Banking in Turkey; A Study on the Reserve Option Mechanism and the Asymmetric Interest Rate Corridor

    No full text
    After 2008-09 Global Financial Crisis, central banks in many emerging market economies including the Central Bank of the Republic of Turkey adopted unconventional monetary policy tools to ensure financial stability in addition to the price stability. In this study, after giving a brief review of reserve option mechanism and asymmetric interest rate corridor practise, we tried to investigate the impact of the CBRT average funding interest rate, which is a component of assymmetric interest rate corridor, on the banking sector credit volume and foreign exchange rates by using monthly dataset covering the period of 2010:01-2019:02 and by empoloying the Fourier ADF unit root test, FourierSHIN conitegration test and Fourier Granger causality test. These techniques have the great advantage of permitting us to test for unit root, cointegration and causality while allowing for multiple structural breaks in the series. The results supported the cointegration and causality relationship between the CBRT average funding interest rate and banking sector credit volume and foreign exchange rates

    GELİŞEN PİYASALARDA DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMI, EKONOMİK ÖZGÜRLÜK VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ

    No full text
    Ekonomik büyüme bir ekonominin zaman içindeki üretim hacmindeki bir artış olarak tanımlanmaktadır. Ekonomik büyüme her bir kalkınma düzeyinde olan ülke için önemlidir. Yabancı sermaye yatırımları genellikle ikiye ayrılmaktadır: doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve dolaylı yabancı sermaye yatırımları. Gelişmekte olan ülkelere akan doğrudan yabancı sermaye yatırımları ekonomik kalkınmanın, istihdamın ve milli gelirin artmasının ana itici gücü olarak görülmektedir. Küreselleşme ile 1990’lardan itibaren doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında önemli artışlar olmuştur. Literatürde doğrudan yabancı sermaye yatırım (DYSY) girdilerinin getirisinin ev sahibi ülkeye muazzam yararlar öngörmesine rağmen, DYSY – büyüme ilişkisinde çelişkili sonuçlar bulunmaktadır. Bu çalışmada 1995-2016 yılları arasında gelişmekte olan piyasa olarak tanımlanan 12 ülkede doğrudan yabancı sermaye yatırımı, ekonomik özgürlük ve ekonomik büyüme ilişkisinin dinamik panel veri metodu ile analizi amaçlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre DYSY ve ekonomik büyüme arasında ilişki bulunmasına rağmen ekonomik özgürlükler ile bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Ayrıca, yüksek teknolojik ürün ihracatı ve nüfus Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarını etkimektedir. Dışa açıklık, faiz oranları, işsizlik oranı, iç tüketim arasında ilişki bulunamamıştır

    Emergence of tic disorder in a pediatric patient associated with risperidone and aripiprazole treatment

    No full text
    An atypical anti-psychotic drug, risperidone, used in the treatment of schizophrenia, bipolar mania and irritability associated with autism spectrum disorder works primarily by inhibiting serotonergic (5-HT2A) and dopaminergic (D2) systems. 1 Common adverse effects include cerebrovascular events, tardive dyskinesia, neuroleptic malignant syndrome, orthostatic hypotension, cytopenia, Parkinson-like symptoms, motor impairment, seizures, metabolic alterations and hyperprolactinemia

    Object Detection in Shelf Images with YOLO

    No full text
    Object detection in shelf images can solve many problems in retails sales such as monitoring the number of products on the shelves, completing the missing products and matching the planogram continuously. This study aims to detect object in shelf images with deep learning algorithms. Firstly, object detection algorithms and datasets are examined in the literature. Then, experimental study is performed using Coca Cola images obtained from Imagenet and Grocery dataset with YOLO (You Only Look Once) algorithm. Results of the study are discussed from different sides such as number of classes, threshold values and numder of iteration. © 2019 IEEE

    86

    full texts

    3,036

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Istanbul Arel University Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇