Muş Alparslan University Institutional Repository
Not a member yet
6298 research outputs found
Sort by
Muş Ovasında Beyaz Lahana Üreticiliği: Bağlar Köyü Örneği
Bitkisel üretim, insanların temel besin maddesi ihtiyacını karşıladığından dolayı önemini korumaktadır. Son yıllarda tarım alanlarının amacı dışında kullanımının artması ve küresel ölçekte etkili olan pandemi ve bölgesel savaşların gıdaya erişimi zorlaştırması, bitkisel üretimin önemini daha da arttırmıştır. Bu durum elverişli tarım arazilerinin verimli şekilde kullanılması, ekonomik ve katma değeri yüksek olan bitkisel ürünlerin üretilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bitkisel üretim potansiyeli olan Muş ili önemli tarım alanlarına sahiptir. İldeki bu tarım alanlarında farklı bitkisel ürünler yetişmektedir. Bu ürünler arasında özellikle beyaz lahana kalitesi ve verimiyle öne çıkmaktadır. Beyaz lahanadan yapılan Çorti Aşı ve Çorti Turşusu coğrafi işaret almasına rağmen ülke çapında bilinirliliği sınırlı kalmıştır. İlin genelinde bazı ailelerin ev tüketim ihtiyacı için üretilen beyaz lahana özellikle Bağlar Köyü ve çevresinde ticari boyut kazanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’deki önemli tarım alanları arasında yer alan ve bitkisel desen çeşitliliği çok olan Muş Ovası’nda özellikle beyaz lahananın üretiminin yaygınlaştırılması için öneriler sunulmuştur. Beyaz lahanayla özdeşleşen Bağlar köyünde üretimin yoğunlaşması nedeniyle bu köyde yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle bir saha çalışması yapılmıştır. Çalışma alanının lokasyon haritası ArcMap 10.5 programıyla çizilmiş, katılımcıların görüşleri ise MAXQDA paket programıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre beyaz lahana üreticiliğinin Bağlar köyünde yaygın olmasının nedenleri arasında köyün toprak özellikleri, su kaynaklarına erişim kolaylığı, üreticilerin kuşaktan kuşağa bu işi yaparak uzmanlaşmaları, üreticiler arasında küçük ölçekte dayanışma kültürü ve ortak pazar oluşumu sayılabilir
PLATON’S CRITIQUE OF DEMOCRACY IN THE POLITEIA (REPUBLIC): POLITICS AS EPISTEME
Bu çalisma, Platon'un Devlet adli eserindeki demokrasi elestirisini incelemeyi amaçlamaktadir. Bu çalisma üç bölümden olusmaktadir. Bu çalismanin ilk bölümünde Platon’un demokrasi elestirileri incelenecektir. Platon'un demokrasiye yönelik elestirilerini olusturan iki argüman vardir. Insanlarin bencilligi ve niteliksiz yöneticiler, onun iki önemli elestirisi olarak tanitilmaktadir. Ilk argüman, Demokrasinin insanlari bencil olmaya tesvik ettigi ve bencil duygularini güçlendirdigidir. Bu, sosyal baglarin zayiflamasina ve asiri bireyselcilige yol açar. Ikinci argüman, sayisal çogunluk bir demokraside hükümeti belirlediginden, niteliksiz insanlarin devletin basi haline geldigidir. Bu çalismanin ikinci bölümünde, Platon'un demokrasiye yönelik elestirisi, siyaseti episteme olarak anlamasiyla açiklanacaktir. Onun siyaset anlayisi temel olarak kendi felsefi sistemindeki metafizige ve epistemolojisine dayanir. Siyaset felsefesi, metafizik teorisinin temel yönü olan epistemoloji anlayisiyla dogrudan iliskilidir. Siyaset, episteme olarak, siyasetin gerçek bilgisine ve bu alanda uzmanliga sahip olan kisiler anlamina gelir. Platon'a göre, episteme olarak siyaset, diyalektik yoluyla akli dogru sekilde kullanma ve tutkulari disiplin altina alma gibi becerilerden yoksun olan siradan bir vatandasa ait degildir; yalnizca filozoflar bu bilgiye ve onlari digerlerinden ayiran özelliklere sahiptir. Inanç ve bilgi arasindaki ayrim, siyasi olarak hiyerarsik bir yönetim yaratir. Bu çalismanin son bölümünde, Platon'un demokrasiye yönelik elestirileri degerlendirilecektir.This study aims to examine Plato’s critique of democracy in the Republic. This study consists of three parts. First part of this study Plato’s critiques of democracy will be examined. There are two arguments that constitute critiques of Plato on democracy. The selfishness of people and unqualified rulers are introduced as his two important critiques. The first argument is that Democracy encourages people to be selfish and strengthens their selfish feelings. This leads to the weakening of social ties and excessive individualism. The second argument is that since the numerical majority determines the government in a democracy, unqualified people become the head of the state. Second part of this study, Plato’s critique of democracy will be explained by his understanding of politics as episteme. He clarifies his ideas and understanding of politics basically based on his metaphysics and epistemology. His political philosophy is directly related to his understanding of epistemology that is the core aspect of his metaphysical theory. By politics, as episteme, it means that people who have true knowledge of politics and expertise in this field. According to Plato, politics as episteme does not belong to any ordinary citizen who lacks skills including using reason properly through dialectics and disciplining passions only philosophers have this knowledge and features that differentiate them from others. The distinction between belief and knowledge creates politically hierarchical governing. In the last part of this study, Plato’s critiques of democracy will be evaluated
Hybrid Experimental–Machine Learning Study on the Mechanical Behavior of Polymer Composite Structures Fabricated via FDM
This study explores the mechanical behavior of polymer and composite specimens fabricated using fused deposition modeling (FDM), focusing on three material configurations: acrylonitrile butadiene styrene (ABS), carbon fiber-reinforced polyphthalamide (PPA/Cf), and a sandwich-structured composite. A systematic experimental plan was developed using the Box–Behnken design (BBD) to investigate the effects of material type (MT), infill pattern (IP), and printing direction (PD) on tensile and flexural strength. Experimental results showed that the PPA/Cf material with a “Cross” IP printed “Flat” yielded the highest mechanical performance, achieving a tensile strength of 75.8 MPa and a flexural strength of 102.3 MPa. In contrast, the lowest values were observed in ABS parts with a “Grid” pattern and “Upright” orientation, recording 37.8 MPa tensile and 49.5 MPa flexural strength. Analysis of variance (ANOVA) results confirmed that all three factors significantly influenced both outputs (p < 0.001), with MT being the most dominant factor. Machine learning (ML) algorithms, Bayesian linear regression (BLR), and Gaussian process regression (GPR) were employed to predict mechanical performance. GPR achieved the best overall accuracy with R2 = 0.9935 and MAPE = 11.14% for tensile strength and R2 = 0.9925 and MAPE = 12.96% for flexural strength. Comparatively, the traditional BBD yielded slightly lower performance with MAPE = 13.02% and R2 = 0.9895 for tensile strength. Validation tests conducted on three unseen configurations clearly demonstrated the generalization capability of the models. Based on actual vs. predicted values, the GPR yielded the lowest average prediction errors, with MAPE values of 0.54% for tensile and 0.45% for flexural strength. In comparison, BLR achieved 0.79% and 0.60%, while BBD showed significantly higher errors at 1.76% and 1.32%, respectively. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved
Kuveytli Yazar İsmâil Fehd İsmâil’in es-Sebîliyyât Adlı Romanında Rüya-Gerçek İkilemi
Rüyalar insan hayatında önemli yeri olan ve sırrı çözülemeyen gizemli bir olgudur. Rüyaların gizemi pek çok alanda (psikoloji, tasavvuf, edebiyat, din…) ve Freud başta olmak üzere pek çok bilim insanı tarafından araştırılmıştır. Ancak rüyalar çözülemeyen gizemi nedeniyle farklı inanışlarda farklı şekillerde yorumlanmıştır. Rüyaların kötü ruh hali, travmalar, bastırılmış duygular, stres ve depresyon gibi psikolojik sorunların yanı sıra çevresel nedenler sonucunda görüldüğüne dair çok sayıda görüş bulunmaktadır. İnsanoğlu, rüyasında gördüğü olaylardan olumlu-olumsuz düşüncelere ya da rüyaların bir mesaj olabileceği hissine kapılabilir. Bu nedenle rüyaların insan üzerinde önemli bir etkisi olduğunu söylemek mümkündür. Birçok farklı alana konu olan rüya olgusu, edebiyat alanında da önemli bir yer tutmaktadır. Edebiyatta rüyalar, eserleri ve karakterleri yönlendiren bir etkiye sahiptir. Kuveytli yazar İsmâil Fehd İsmâil, es-Sebîliyyât adlı romanında rüya örneğini çokça kullanmıştır. Romanda, rüya-gerçek ikileminde yaşayan yaşlı bir kadının gerçeküstü hayatı anlatılır. 1980 yılında patlak veren İran-Irak savaşında, İran bölgesine yakın olan yerlerde yaşayan halk zorunlu göçe tabi tutulur. Zorunlu göçe maruz kalan yerlerden biri de es-Sebîliyyât köyüdür. Romanın ana kahramanı olan Ümmü Kâsım da köyün yerleşimcilerinden biridir. Ümmü Kâsım, ailesi ile birlikte doğup-büyüdüğü köyünden ayrılarak Necef’e yerleşir. Ancak bu zorunlu göç, yaşlı kadında uyum sorunu, depresyon ve kaygı gibi psikolojik sorunlara yol açar. Göç sonrası, Ümmü Kâsım, yeni çevresine uyum sağlamakta güçlük çeker ve köyüne duyduğu özlemle başa çıkmaya çalışır. Bir süre sonra Ümmü Kâsım’ın vefat eden kocası Bû Kâsım, sürekli rüyasına gelir. Ümmü Kâsım görmüş olduğu bu rüyaları bir mesaj olarak düşünür, yaşadığı sıkıntıların çözümüne bir yol bulmaya çalışır. O, rüyalarını yorumlayarak gördüklerini geçmişten bir mesaj ya da gelecekte geçekleşmesi muhtemel olaylar olarak kabul edip kendince birtakım önlemler alır. Rüyalarıyla hareket etmeye başlar. Yaşlı kadın, rüyalarında sonradan oluşabilecek felaketleri önleyebildiği için görmüş olduğu rüyalarını yorumlamada oldukça başarılı tahminlerde bulunduğu söylenebilir. Rüyalarının kendisine verdiği mesajlar, asla pes etmemesi gerektiğini vurgulaması yönüyle önemlidir. Geçmişine duyduğu özlem de bu kararlı çabasına destek olmaktadır. Romandaki rüya olgusu, yaşlı kadının aidiyet duygusunu ve geleceğe dair umutlarını ortaya koyar. Bu romanda yaşlı kadının yaşadığı içsel ve dışsal dönüşümler ele alınmaktadır. Eserin kurgusu, rüya ile gerçek ikilemi arasında gidip gelen bir anlatımla şekillenir. Yaşlı kadının rüyalarında aldığı mesajlar, onun geçmişe, geleceğe ve aidiyet duygusuna olan bağlılığını simgeler. Bu çalışmanın amacı romanın ana kahramanı Ümmü Kâsım’ın gördüğü rüyalar aracılığıyla rüya-gerçek arasında nasıl bir bağ kurduğunu incelemektir. Bu bağlamda çalışma, sadece Ümmü Kâsım’ın gördüğü rüyalarla sınırlı tutulmuş, diğer kahramanların ruhsal halleri ve gerçeklikle kurduğu ilişkiler incelenmemiştir. Sonuç olarak inceleme sürecinde, rüyaların romandaki işlevinin, bireysel bir bilinç yansımasının ötesine geçerek es-Sebîliyyât köyünün geleceğine yönelik sembolik ve kurgusal ipuçları taşıdığı tespit edilmiştir. Bu yönüyle romanın, rüya ve gerçeklik arasındaki sınırı sorgulayan ve sezgisel bilgiyi merkeze alan sembolik bir yapıya sahip olduğu söylenebilir. Bu çalışmada çağdaş Kuveyt edebiyatının önemli yazarlarından biri olan İsmâil Fehd İsmâil’in es-Sebîliyyât adlı romanında rüya olgusunun romana ve kişilere etkisi üzerinde durulacaktır. Roman bir bütün olarak, metne bağlı inceleme yöntemi ışığında ele alınacak, kitapta yer verilen rüya olgusu irdelenecektir
Gregor Mendel’in Makalesi Neden Unutuldu?
Gregor Mendel, günümüzde oldukça önemli bir bilim dalı haline gelen kalıtım biliminin kurucusu ya da babası olarak bilinir. Mendel’in kalıtım biliminin kurucusu olarak anılması onun 1866 yılında yayınladığı Bitki Melezlemeleri Üzerine Deneyler adlı makalesinden kaynaklanmaktadır. Fakat son derece önemli olan bu makale yayınlandıktan sonra uzunca bir süre dönemin bilim topluluğu tarafından önemsenmemiş, kabul görmemiş ve süreç içerisinde de unutulup gitmiştir. Bitki Melezlemeleri Üzerine Deneyler makalesi ancak 1900 yılında, yani yayınlandıktan 34 yıl sonra, üç bilim insanı tarafından keşfedilmiştir. Makale keşfedildikten sonra beraberinde birçok tartışmayı getirmiş ve yaklaşık 1930 yılı sonrasında bilim toplulukları tarafından kabul görmeye başlamış ve kalıtım bilimindeki hâkim teori haline gelmiştir. Bu çalışma da Mendel’i kalıtım biliminin kurucusu olarak görmemize neden olacak kadar önemli olan Bitki Melezlemeleri Üzerine Deneyler adlı makalesinin yayınladıktan sonra neden uzun bir süre dikkat çekmediğine ve makalenin neden unutulup gittiğine dair mümkün bir yanıt sunacağım
Farz ve Vâcip Ayrımının Fürû-ı Fıkha Yansıması
Hüküm meselesi fıkıh usulü ve fürû-ı fıkıh çalışmalarının temel konularından biridir. Zira fıkıh usulü şer‘î delillerden nasıl hüküm elde edileceğini konu edinirken fürû-ı fıkıh da tespit edilen yöntemlerle hükümlere ulaşmayı ve onları uygulamayı ele almaktadır. Bu nedenle gerek usul eserlerinde gerekse de fürû kitaplarında hüküm meselesi ve hüküm türlerini ifade için kullanılan farz ve vâcip kavramlarının aynı şeyi ifade edip etmediği yani eş anlamlı olup olmadıkları konusu tartışılan bir mesele olmuştur. Mütekellimin usulcüler farz ve vâcip kavramlarının müteradif olduklarını iddia ederken Hanefîler farz ve vâcip terimlerinin farklı manalara geldiğini ileri sürmüşlerdir. Farz ve vâcip kavramlarıyla alakalı usulî görüş ayrılığı nedeniyle gerek usul gerekse de fürû eserlerinde Hanefî ve mütekellimin âlimler arasında birçok fıkhî ihtilaf ortaya çıkmış ve bu da tartışmalara yol açmıştır. Bu nedenle Hanefîlerle mütekellimin âlimler arasındaki farz ve vâcip kavramlarının manalarından kaynaklı görüş ayrılıklarını tespit etmek önem arz etmektedir. Çalışmamızda farz ve vâciple ilgili Hanefî ve mütekellimin âlimlerin görüşleri ele alınıp değerlendirilmeye çalışılacaktır. Sonrasında usulcülerin farz ve vâcip kavramıyla alakalı anlayışlarının fürû-ı fıkha yansıması konu edinilecektir. Mesele analizi için Hanefî ve mütekellimin usulcülerin usul eserlerine ve fürû kitaplarına müracaat edilecektir
Shaping Creativity with SCAMPER: An Analysis of Postgraduate Theses on the SCAMPER Technique in Early Childhood Education in Terms of Different Variables
Bu arastirmanin amaci, Türkiye’ de 2014-2024 yillari arasinda gerçeklestirilen okul öncesi egitimde SCAMPER teknigi konulu lisansüstü tezlerin incelenmesidir. Çalisma konu basligi içerisinde “SCAMPER” ve “OKUL ÖNCESI” geçen Türkiye ‘deki tezlerle sinirlandirilmistir. YÖK Ulusal Tez Merkezi’nde yer alan 8 tez, belirlenen degiskenler dogrultusunda doküman analizi yöntemiyle degerlendirilmistir. Tezler; hazirlandiklari üniversite, enstitü, anabilim dali, yayinlandigi yil, konu alani, yöntemi/modeli ve deseni, örneklem türü, örneklem büyüklügü, veri toplama araçlari, güvenirlik ve geçerlik çalismalari ve veri analiz teknikleri ölçütlerine göre incelenmistir. Ayrica tezlerde SCAMPER teknigiyle birlikte ele alinan diger konular, elde edilen bulgular ve sunulan öneriler analiz edilmistir. Arastirmada veri analizi, içerik analizi yoluyla gerçeklestirilmistir. Elde edilen veriler yüzde ve frekanslara dayali bir sekilde yorumlanmistir. Arastirma sonucuna göre; okul öncesi egitimde SCAMPER teknigi konusunda 8 fakli üniversitede yayin yapildigi görülmüstür. Lisansüstü çalismalar en fazla Egitim Bilimleri Enstitüsü kapsaminda yayinlanmistir. Çalismalarin daha çok Temel Egitim Anabilim Dalinda olusturuldugu belirlenmistir. Tezlerin yaziminda 2023 yilindan itibaren artis oldugu belirlenmistir. Tezlerin tümü nicel yöntemle yazilmistir. Örneklem büyüklügü olarak 1- 50 katilimciyla çalisilmistir. SCAMPER teknigi çalismalarinin çocuklarin çok yönlü gelisim alanlarina olumlu katkilar sundugu; hem bilissel hem de duygusal gelisimi destekledigi sonucuna ulasilmistir.The purpose of this research is to examine postgraduate theses on the SCAMPER technique in preschool education, published in Turkey between 2014 and 2024. The study is limited to theses in Turkey that contain "SCAMPER" and "PRESCHOOL" in their subject titles. Eight theses held by the Council of Higher Education (YÖK) National Thesis Center were evaluated using document analysis based on the identified variables. Theses were examined according to the criteria of university, institute, department, year of publication, subject area, method/model and design, sample type, sample size, data collection tools, reliability and validity studies, and data analysis techniques. Additionally, other topics addressed in the theses along with the SCAMPER technique, the findings obtained, and the recommendations presented were analyzed. Data analysis in the study was conducted through content analysis. The obtained data were interpreted based on percentages and frequencies. The results of the research revealed that eight different universities have published on the SCAMPER technique in preschool education. The majority of postgraduate studies were published within the Institute of Educational Sciences. It was determined that the studies were mostly conducted in the Department of Basic Education. It was determined that there has been an increase in theses since 2023. All theses were written using quantitative methods. Sample sizes ranged from 1 to 50 participants. It was concluded that SCAMPER technique studies positively contribute to children's multifaceted developmental areas and support both cognitive and emotional development
The Effect of Fatigue Levels of Patients Undergoing Hemodialysis on Their Sleep Quality After Dialysis Treatment
AimThis study aimed to investigate the effect of fatigue levels of patients undergoing hemodialysis on their sleep quality after dialysis treatment.Materials and MethodsThis descriptive study was conducted with 100 patients who received treatment in a private dialysis center. The data were collected through face-to-face interviews between March and May 2024 using the Patient Diagnostic Form, Fatigue Severity Scale, and Pittsburgh Sleep Quality Index.FindingsThe FSS and PSQI mean scores of the participants were 5.17 +/- 2.62 and 7.70 +/- 3.57, respectively. 70% of the patients felt tired after dialysis treatment. Results of the study also revealed that the scores of the participants who were female, had a low educational level, were unemployed, had diabetes and hypertension as the primary causes of kidney disease, needed rest after dialysis treatment, could not sleep well at night, had difficulty sleeping at night on the days of dialysis treatment, and felt restless when they woke up in the morning had significantly higher FSS scores. As a result of regression analysis, the model showed that having difficulty sleeping at night on the days of dialysis treatment, reasons that made it difficult to sleep, taking pills to sleep, and feeling rested when waking up in the morning had significant effects.ConclusionThis study revealed that fatigue levels of hemodialysis patients after dialysis treatment affected their sleep quality; sleeping problems were common in dialysis patients, and sleep quality was correlated with fatigue
Brazil Filminin Kafkavari Perspektiften Felsefi Bir Analizi
Terry Gilliam’in Brazil filmi kafkavari durumun yasandigi bir olay örgüsü içinde iktidarin uygulayicisi olan ve bu nedenle de muazzam güce sahip olan bürokrasiye yönelik elestirileri ve bireyin totaliter bürokratik bir düzende nasil kendisine ve topluma yabancilastirildigini konu edinir. Bununla beraber film bahsi geçen düzendeki bu baskici ve keyfi uygulamalara maruz kalan insanin bireyselligin nasil ortadan kaldirildigini da sinematik imkânlar dâhilinde izleyiciye sunar. Filmin ana karakteri Sam’in yasadiklari kafkavari bir dünyada yabancilasan ve insandisilastirilan bir bireyin var olma, otantik kalabilme kaygisinin önemli örneklerinden biri olarak özetlenebilir. Rüyalar kadar toplumsal dayanisma ve ortak kader anlayisi etrafinda bulusabilecek kisilerin mücadelesi de bir umut olarak filmde sunulur. Çalismanin ilk bölümünde kafkavari perspektiften Kafka’da bürokrasi ve yabancilasma sorunu analiz edilecektir. Bu analize geçmeden evvel bürokrasi ve yabancilasma kavramlarinin felsefi ve teorik arka plani bu alanda yazmis önemli düsünürlerin görüslerine basvurularak genel hatlariyla ortaya konacaktir. Ikinci bölümde ise kafkavari perspektiften Brazil filminin analizi yapilacaktir. Sonuç kisminda ise genel bir degerlendirmeye yer verilecektir
The Effect of Cooperative Learning Activities on Pre-service Teachers' Attitudes and Cognitive Perceptions towards Environmental Problems
Purpose: The aim of this study is to examine the effects of different methods of cooperative learning model on pre-service primary school teachers' attitudes towards environmental problems, conceptual knowledge changes and to reveal their cognitive perceptions