Zonguldak Bülent Ecevit University Institutional Repository
Not a member yet
    9495 research outputs found

    Futbolun Endüstrileşmesi Çerçevesinde Türkiye’deki Televizyon Futbolunun Eleştirel Ekonomi Politik Çözümlemesi

    No full text
    Çalışma, dünyada ve Türkiye’de büyük kitleler tarafından ilgiyle izlenilen ve özellikle 1990’lı yıllarla birlikte televizyonlaşan futbol olgusunun eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, futbol endüstrisi ve medya arasındaki ilişkinin ekonomi politik olarak değerlendirilmesi hedeflenirken; Türkiye toplumunun futbol kültürü açısından nasıl şekillendiğinin de irdelenmesine önem verilmiştir. Bu amaç kapsamında, çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği benimsenirken; elde edilen veriler tematik başlıklar altında çözümlenmiştir. Futbol içeriklerinin üretim aşamasında, futbol medyasında görev alan isimlerle ve bu alanda akademik çalışmalar yapan araştırmacılarla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında görüşülen kişiler, futbola ilişkin akademik katkı sağlayan katılımcılar ve futbola ilişkin medya sektöründe uzmanlaşan katılımcılar olarak kategorileştirilmiştir. Belirtilen kategorilerde toplam 12 katılımcıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Öte yandan, gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin beş tematik başlığa ulaşılmıştır. Bu başlıklar; Türkiye’de futbol endüstrisinin gelişimi, Türkiye’de futbol yayıncılığının gelişimi ve futbolun metalaşması, Futbol tartışma programlarında içerik ve söylem, Futbolun yeni hali: Tekno-futbol, Futbolda yeni yayıncılık anlayışına doğru: Dijital futbol yayıncılığı olmuştur. Özetle, futbol yayıncılığının ilk dönemden günümüze metalaşma sürecine dikkat çeken katılımcılar, yayıncılık bağlamında, dijital medya ekonomisinde önemli yer tutan futbol içeriklerinin yeni yayın platformları açısından da irdelenmesini önemli görmüşlerdir.</jats:p

    Türkiye'de Elektrik Tüketimi ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişkinin Bölgesel Analizi

    No full text
    Elektrik tüketimi ülkelerin gelişmişlik düzeyini ölçmede önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Ekonomik büyüme, kentleşme, beşerî sermaye gibi pek çok unsur elektrik tüketimi ile ilişkilidir. Literatürde elektrik tüketimi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki saklama hipotezi, enerji odaklı büyüme hipotezi, geri bildirim hipotezi, tarafsızlık hipotezi ve koruma hipotezi olmak üzere beş farklı hipotez ile açıklanmaktadır. Bu çalışma Türkiye’de bölgesel bazda elektrik tüketimi ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisini test etmektedir. Bu amaçla, 81 il için 2008-2021 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak Juodis, Karavias ve Sarafidis'in (2021) tarafından geliştirilen Granger nedensellik analizi uygulanmaktadır. Bu yöntem hem tek değişkenli hem de çok değişkenli nedensellik analizlerine olanak tanımaktadır. Elde edilen bulgulara göre Türkiye’deki iller için elektrik tüketiminden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi gözlenmektedir. Bu sonuç Türkiye’de enerji odaklı büyüme hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Çalışmanın diğer bulgularına göre nüfus yoğunluğu ile ekonomik büyüme arasında tek yönlü, beşerî sermaye ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu gözlenmektedir.</jats:p

    Improving Battery Lifespan in Autonomous Electric Vehicles: Comparative Analysis and Innovative Approaches

    No full text
    Autonomous electric vehicles use high-performance batteries to power their core systems. However, short battery lifespan remains a significant challenge, affecting the efficiency and sustainability of these vehicles. This article reviews the reasons behind the limited battery lifespan and proposes solutions to mitigate these issues. We will also discuss recent research and innovations aimed at improving battery lifespan. New proposals such as using nanomaterial-based electrolytes, continuous wireless charging, and AI-powered energy management systems will be introduced and explained in detail. The article includes comparative tables, equations, and charts to demonstrate the effectiveness of these solutions.</jats:p

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programındaki Değerler Açısından Türkçe Öğretmenlerinin 5. Sınıflara Önerdiği Çocuk Edebiyatı Kitapları

    No full text
    Bu çalışma, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Türkçe Öğretim Programı’nda yer alan değerlerden hareketle Türkçe öğretmenlerinin 5. Sınıf öğrencileri için önerdiği çocuk edebiyatı eserlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri, Zonguldak’ta görev yapan kırk iki öğretmenden toplanmıştır. Öğretmenlerin en çok önerdiği eserler belirlenmiş ve bu eserlerden üçü detaylı olarak incelenmiştir. Veriler, görüşme formları ve doküman analizi yöntemleriyle elde edilmiştir. Araştırmanın öne çıkan bulgularına göre en çok önerilen eserler arasında Şermin Yaşar’ın "Dedemin Bakkalı", Eleanor Coerr’in "Sadako" ve Andrew Clements’in "Bunun Adı Findel" adlı kitapları yer almaktadır. "Dedemin Bakkalı" eserinde “çalışkanlık” ve “yardımseverlik”, "Bunun Adı Findel"de “dostluk” değeri baskınken "Sadako"da değerlerin eşit şekilde işlendiği görülmüştür ancak bu üç eserde de "özgürlük" ve "vatanseverlik" değerlerine hiç yer verilmemiştir. Ayrıca öğretmenlerin kitap önerilerinde çeşitlilik olduğu ancak TYMM-2024’teki değerlerin tümünü kapsayacak bir öneri listesine gereksinim duyulduğu anlaşılmıştır. Sonuçlar, çocuk edebiyatının değerler eğitiminde etkili bir araç olduğunu ancak seçilen eserlerde değer dağılımının dengesiz olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle değerler eğitimi bağlamında çocuklara yönelik uygun eserlerin seçimi ve rehberlik konusunda öğretim programının iyileştirilmesi önerilmektedir.</jats:p

    “Doğum Eylemi” Dersi Sonrasında İlk ve Acil Yardım Programı Öğrencilerinin Doğuma İlişkin Düşünce ve Algıları: Nitel Bir Çalışma

    No full text
    Amaç: Araştırma; doğum eylemi dersi sonrasında İlk ve Acil Yardım Programı öğrencilerinin doğuma ilişkin düşünce ve algılarının belirlenmesi amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Bu araştırma, tanımlayıcı ve kalitatif türde bir çalışmadır. Çalışma amaçlı örnekleme modeline uygun olarak tasarlanarak doğum dersini almış, çalışmaya katılmaya gönüllü olan, çalışma kriterlerine uygun ve yeterli veri sağlanabilen 20 kız öğrenci ile tamamlandı. Görüşmeler derinlemesine bireysel görüşme yöntemi ile yapıldı, 17 sorudan oluşan demografik bilgilerin yer aldığı anket formu ve yarı yapılandırılmış 9 sorudan oluşan görüşme formu doğrultusunda katılımcılara sorular yönlendirildi ve veriler araştırmacılar tarafından yazılı olarak kayıt altına alındı. Verilerin analizinde içerik analizinden yararlanıldı. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalamasının 20,25 (min 19, max 23) olup, ortalama kardeş sayılarının 2 ( min 0, max 9), ağrıya dayanıklılık oranlarının ort 6, 1 (3-10) arasında değişen düzeyde olduğu, 7’ sinin 1 yılı aşkın süredir ilişkisi olup, 6’ sının doğum olayına daha önce tanık olduğu ve 18’inin (%90) annesinin normal doğum yaptığı görüldü. Gerçekleştirilen derinlemesine bireysel görüşmeler doğrultusunda elde edilen verilerin analizi sonucunda: “Doğuma İlişkin Düşünce ve Algılar” , “Doğuma İlişkin Düşünce ve Algılara Etki Eden Faktörler” olarak iki ana tema ortaya çıktı. Sonuç: Öğrencilerin genel olarak doğum ile ilgili olumlu bir bakış açısına sahip olsalar da korkularının olduğu ve aldıkları doğum dersi sonrasında bu algılarının değiştiği görülmüştür. Öğrencilerin eğitimleri boyunca doğuma ilişkin bilgi ve uygulamalara entegrasyonları yoluyla daha olumlu düşünce ve algı geliştirmeleri ve gelecekte etkin görev alacakları bu süreçlerde profesyonel bir bakım vermeleri sağlanabilir.</jats:p

    Aşçılık Eğitimi Alan Bireylerin Aşırı Yemek Yapma Korkusu (Mageirofobi) Düzeylerinin İncelenmesi

    No full text
    Son yıllarda artan gastronomik ilgi, aşçılık eğitimine olan talebi de beraberinde getirmiştir. Tüketicilerin yeme-içme deneyimlerine verdikleri değer, işletmelerin yüksek standartlarda ürün ve hizmet sunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, iyi bir aşçılık eğitimi almış personel, işletmelerin rekabet gücünü artırarak karlılıklarına doğrudan katkı sağlamaktadır. Ancak aşçılık mesleğini seçen bireylerde mesleğini severek icra etmesine rağmen psikolojik faktörlerden dolayı mesleki performans açısından bazı olumsuzluklar da yaşanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, aşçılık eğitimi alan bireylerde mageirofobi düzeyini belirlemek, ilişkili faktörleri tespit etmek ve çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma aşçılık programında eğitimi alan ve almış 400 bireyle yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, demografik bilgileri, aşırı yemek yapma korkusunu ve kişilik özelliklerini ölçen anket kullanılarak online yöntemle veri toplama süreci yürütülmüştür. Araştırma verileri, SPSS 22.0 istatistik paket programı ile ölçeklerin geçerlik ve güvenirliği, demografik özellikler ve araştırma hipotezleri bu program ile analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerine göre kişilik özellikleri ile aşırı yemek yapma korkuları arasındaki ilişki, farklı demografik gruplar arasındaki aşırı yemek yapma korkusu düzeyleri ve gruplar arasındaki farklılıklar analiz edilmiştir. Yapılan çalışmadan çıkan bulgulara göre aşçılık eğitimi alan bireylerde mageirofobinin yaygın olduğu, özellikle kadınlarda, öğrencilerde ve içe dönük kişilik özelliklerine sahip bireylerde daha yüksek mageirofobi düzeylerinin görüldüğü ortaya çıkmıştır. Mageirofobinin, gıda güvenliği ve hijyen, gastronomik estetik, pişirme sürecinde kontrol kaybı ve tarif takibi korkusu gibi farklı boyutları olduğu ve bu boyutların demografik ve psikolojik faktörlerle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Çalışma, aşçılık eğitimi sürecinde öğrencilerin karşılaşabileceği psikolojik zorluklara dikkat çekmekte ve bu alanda daha fazla araştırma yapılmasının önemini vurgulamaktadır.</jats:p

    The effects of childhood epilepsy training on knowledge and awareness among teachers

    No full text
    Objective: This study was conducted to evaluate the effects of childhood epilepsy training provided by paediatric nurses to teachers in Türkiye. Design: Experimental design. Setting: Three primary schools located in Zonguldak, Türkiye. Methods: The study took place between October 2022 and June 2023. Thirty teachers were allocated to an intervention group and 30 teachers to a control group. An Information Form, the Childhood Epilepsy Knowledge and Epilepsy Awareness Questionnaire for Teachers, and a Childhood Epilepsy Knowledge and Awareness Booklet for Teachers were used to collect data before the training, immediately after the training, and at 1 month after the training to assess retention. Data were analysed using SPSS for Windows. Results: A statistically significant difference was found between the intervention and control group participants’ epilepsy awareness scores for teachers at the first, second and third measurement times ( F = 44.312; p &lt; 0.05). At the second and third measurements in the intervention group, the epilepsy knowledge and awareness scores of participants were higher than the first measurement scores. Conclusion: The childhood epilepsy training provided increased the knowledge and awareness of teachers. Providing teachers with accurate information about epilepsy will likely increase the likelihood that teachers are prepared to ensure that seizures occur without harming the child or causing panic; help reduce the difficulties experienced by children with epilepsy in the classroom; and aid in alleviating the concerns of families with children with epilepsy during their time at school. </jats:sec

    Characterization of phase-changing materials as stabilized thermal energy storage in impregnated biomaterial

    No full text
    In recent years, impregnation of biomaterial (wood veneers) with eutectic phase change materials (PCM) has been investigated to increase the thermal capacity of bio-based materials, which significantly affects the thermal capacity, especially in building applications requiring low heat. In this study, four eutectic phase change materials were prepared using three different fatty acids and impregnated on two wood veneers (oak and ash). The structural characterization of the prepared eutectic mixtures was examined using FT-IR, while the morphological properties of the wood veneers were examined by scanning electron microscopy (SEM). The thermal performance was analyzed via differential scanning calorimetry (DSC) and their thermo-mechanical properties by dynamic mechanical analysis (DMA). Additionally, the thermal conductivity ( k values) was determined. From the results obtained, it was possible to prepare eutectic mixtures with melting temperatures around 30°C with heat capacities up to 225.5 J/g. It was also generally determined that eutectic PCM, prepared from mixtures of lauric acid and palmitic acid, have lower thermal conductivity but show higher storage and loss modulus for the wood coatings leading to a balance between mechanical and thermal properties. </jats:p

    Surfactant Therapy in Late Preterm Infants with Respiratory Distress in Türkiye: An Observational, Prospective, Multicenter Study

    No full text
    Objective: Surfactant therapy (ST) is commonly used in late preterm (LPT) infants with respiratory distress despite a lack of definitive recommendation for these infants. Our aim was to establish a national prospective database to evaluate the use of surfactants in LPT infants. Materials and Methods: A multicenter, prospective observational cohort study was conducted among LPT infants treated with surfactant between January 1, 2022, and December 31, 2022. Twenty neonatologists from 16 neonatal intensive care units (NICUs) participated in the study. Results: During the study period, a total of 3327 LPT infants were admitted to the participating NICUs. Among them, 1866 infants experienced respiratory distress, and 288 received surfactant treatment. In this study, respiratory distress syndrome (RDS) was the most common indication for surfactant administration, affecting 158 infants (54.8%), followed by congenital pneumonia in 79 infants (27.4%) and transient tachypnea of the newborn (TTN) in 32 infants (11.1%). Conclusion: We demonstrated that ST is administered with significant variability among LPT infants experiencing respiratory distress. Additionally, respiratory issues in LPT infants beyond RDS, such as congenital pneumonia and TTN, are also frequently treated with surfactant

    0

    full texts

    9,495

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Zonguldak Bülent Ecevit University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇