Zonguldak Bülent Ecevit University Institutional Repository
Not a member yet
9495 research outputs found
Sort by
Preparation and characterization of Poly(acrylic acid)/carbonized waste rubber composites
This study aimed to prepare and characterize PAA/carbonized waste rubber composites. Composites containing different proportions of PAA, and carbonized waste rubber were prepared (0.5%, 1% and 2% carbonized waste rubber by weight of PAA). Structural characterization of the prepared composites was carried out using FT-IR and XRD techniques. Thermal stability was examined with the TGA/DTG technique. Their morphologies were investigated using SEM. It is evaluated that the thermal stability of PAA is increased by preparing the composites obtained from all the results and the obtained composites can be used in areas where the thermal management of the electronic product is required. </jats:p
Multicentral Retrospective Analysis of Venetoclax-Based Treatments in AML and MDS: A Real-World Study by the Turkish Hematology Network Group
Background and Objectives: Acute myeloid leukemia and myelodysplastic syndrome are both clonal hematologic malignancies that primarily affect older adults. Current treatments for AML/MDS are both limited in number and efficacy. This study aims to evaluate venetoclax-based therapies in AML/MDS, focusing on overall survival and recurrence-free survival rates, and to expand real-world data on its use. Materials and Methods: Clinical and laboratory data on patients with AML/MDS aged 18≥ treated with venetoclax between January 2019 and July 2022 were included. Survival analysis was calculated based on the period from 2019 to December 2023. Results: A total of 161 AML and 40 patients with MDS were included. The median age was 63.53 ± 15.30 years for AML and 70.12 ± 10.21 years for MDS. In both groups, over 55% are male. A total of 77.6% of patients with AML and 75% of patients with MDS received treatment prior to venetoclax. Venetoclax was administered in combination with azacitidine to 84.5% of AML and 67.5% of MDS. The relapse rate in AML is approximately 15%. Overall, the 2-year survival rate is 46% and 18.73 months. The overall CR/CRi rate for patients with AML is 49.1%, while for patients with MDS, it is 50%. The 2-year survival rate for patients with MDS is 52.7%. The 2-year RFS rate was 75.5% for AML and 90.9% for MDS. The relapse rate in AML is approximately 15%. The percentage of adverse events leading to treatment discontinuation among those with grade 3–4 toxicity is low; 26.7% for AML (n = 43) and 15% for MDS (n = 6). Conclusions: Our real-world data demonstrate that venetoclax has the potential to improve overall survival rates when used in combination with HMAs and supports its use in patients with AML/MDS.</jats:p
Eski Türkler Yemek Çubukları Kullanıyor muydu?
MS I. yüzyıldan itibaren Çin’de buğdayın daha çok tüketilmesi, buğdaydan elde edilen erişte, makarna, mantı gibi yiyeceklerin çeşitlenmesi ve bunları kaşıkla yemenin zor olması yemek çubuklarının kullanım alanlarını genişletmiştir. III. yüzyılda değirmen taşının sadece buğday öğütmede kullanılan bir alet olmadığını fark eden Çinliler kanolayı da öğütüp yağını elde etmişlerdir. Kanola yağının elde edilmesiyle yeni bir pişirme yöntemi ortaya çıkmıştır: Kızartma. Yağda kızartılan yiyecekler lokma büyüklüğünde kesildiğinden bunların yemek çubuklarıyla yenmesi daha da kolaylaşmış ve çubuk kullanımı zaman içerisinde gittikçe artış göstermiştir. Bugün Asya’nın her yerinde bulunan yemek çubukları özellikle Uzak Doğu’da önemli kültürel değere sahiptir. Günümüzde Çin’e yakın coğrafyalarda ve Çin sınırları içerisinde yer alan Uygurlar ve Salarlar gibi Türk boylarının da yemek çubukları kullandıkları bilinmektedir. Bu durum, beraberinde “eski Türkler yemek çubukları kullanıyor muydu?” sorusunu sordurmaktadır. Kullanmışlarsa yemek çubuklarını hangi sözcükle ifade etmişlerdir? Bu sözcük Türkçe kökenli midir yoksa alıntı bir sözcük müdür? Yemek çubuklarının herhangi bir kültürel değeri var mıdır? Bu çalışmada bu soruların cevabı aranacaktır.</jats:p
"Özel İsimler Bağlamında Erken Cumhuriyet Dönemi Çevirileri ile Yapay Zekâ Çevirilerinin Karşılaştırılması"
Teknolojik gelişmeler doğrultusunda gelinen son noktada yapay zekâ araçlarının yaşamın her alanında kendine çalışma alanı yaratabildiği, çeviri alanının ise bu gelişmelerden en çok etkilenen alanlardan biri olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu bağlamda insan çevirmen ile makine çevirmen üzerine yapılan çalışmalar alan yazında yerini alırken bir taraftan da teknolojinin sunduğu imkanların çeviribilim alanındaki geçerliliği ve güvenirliği tartışmaların odağını oluşturmaktadır. Bu çalışmada ülkemiz çeviri tarihinde önemli bir yeri olan Tercüme Bürosu çeviri faaliyetlerinde yer alan Erken Cumhuriyet dönemi çevirmenlerinden Sabahattin Eyüpoğlu, Yaşar Nabi Nayır ve Sabri Esat Siyavuşgil çevirileri ile aynı eser ve aynı metinlerin ChatGPT 3.5 ve ChatGPT 4.0 versiyonlarındaki çevirileri karşılaştırılmıştır. Çalışmada kültürel ögeler kategorisinde değerlendirilen özel isim çevirileri kaynak eserlerin içerikleri doğrultusunda kişi isimleri, yer ve ünvan isimleri ile mezhep isimleri üzerine gerçekleşmiştir. Bu isimlerin Türkçe çevirileri Davies’in (2003) kültürel ögeler ve özel isim çevirileri üzerine görüşleri ile Aixela’nın (1996) kültürel ögelerin çevirisi için önerdiği çeviri stratejileri dahilinde incelenmiştir. İnsan ve makine çevirmenler ile iki adet makine çevirisi de kendi içerisinde benzerlik ve farklılıklar ele alınmıştır. Yapılan incelemeler neticesinde insan çevirmenlerin özel isim çevirilerinde ekleme stratejisi dahilinde dipnot kullanımlarıyla erek dil okuyucusunda anlamı destekler nitelikte bir çaba içerisinde bulundukları, yapay zekâ araçlarının ise koruma ve yazımsal uyarlama stratejileri doğrultusunda veriler sunduğu, özellikle ChatGPT 4.0’ın bazı örneklemlerde tarihsel ve kültürel bağlama uygun veriler sunarak insan çevirmen ile benzer kararlar aldığı sonucuna varılmıştır.</jats:p
Enhanced Hysteresis Droop Control for Equivalent Load Sharing in Parallel PWM DC-DC Converters: Optimized Slew Rate by Resonant Filtering
In this study, enhanced hysteresis droop control for equivalent and fast load sharing in parallel PWM DC-DC converters is presented. The basis behind the work encompasses power system stability, reliability, efficiency, reduction of losses and decrease in the operational cost. In this context, phase management, which constitutes the biggest problem, and the resulting factors such as ripple cancellation, thermal stress, transient response behavior and complexity, is aimed to manage with the proposed control scheme. Performance evaluation of the proposed system is based on sensitivity analysis against possible disturbance and noise, and comparative analysis with PI controller against uncertainty and parameter variations using mathematical modeling and simulation techniques. The results show that the proposed controller has improved performance in both noise attenuation and disturbance rejection at typical switching frequencies of DC-DC converters ranging from 100 kHz to a few MHz. Additionally, applying the proposed control technique considering 10% parameter variations led to the largest difference being recorded at 4% while this difference was 18.68% in conventional PI control. According to the findings of the simulation, the proposed control scheme reduces the settling time by a factor of 4.89, whereas it takes s seconds with the PI controller. Furthermore, with the suggested controller, the overshoot—which was 36.09% with the PI controller—is reduced to just 1%
Additional file 2 of COVID-19 vaccination-related headache showed two different clusters in the long-term course: a prospective multicenter follow-up study (COVA-Head Study)
Additional file 2
Ana Dilinde Akademik Dinleme ve Okuma Sorunları: Lisans Öğrencileri Neden Anlamıyor?
Bu araştırmanın amacı, lisans öğrencilerinin ana dilinde akademik dinleme ve okuma sorunlarını belirlemektir. Nitel yaklaşıma göre tasarlanan araştırmada kırk üç öğrenci ve beş akademisyenin görüşleri ile günlük ve gözlemler değerlendirilmiştir. Veriler, içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrenciler, akademisyenlerin slayt okuyarak ders anlatmalarının öğretim tarzlarını sıkıcı hâle getirdiğini vurgulamıştır. Ayrıca slaytlar hazır materyal olarak görüldüğünden öğrenciler sınıfta aktif dinlemeden kopmaktadır. Bunun yanı sıra dağınık ve çok sayıda bilgiyi sınıflandıramama ile not alma becerisinin yetersizliği de akademik dinlemede dikkat çeken bulgular arasındadır. Öğrenciler, akademik okumada akademik metinlere erişememe, metinlerin karmaşık dili ve metinlerde önemli bilgiyi belirleyememe gibi sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu sorunların giderilmesi için akademik dinleme ve okuma becerilerinin geliştirilmesine yönelik destekleyici eğitimlere ihtiyaç duyulmaktadır.</jats:p
Dietary oxyclozanide influences antioxidant enzyme activities and damages DNA in <i>Galleria mellonella</i> (Lepidoptera: Pyralidae)
Abstract Oxyclozanide (OXY) is an anthelmintic widely used in the treatment of flatworm infection and fasciolosis. It also has antiadenovirus, antibiofilm, antifungal, and antibacterial activities. Various chemicals have been suggested as alternative chemicals in insect pest management. Here, the oxidative and genotoxic effects of OXY on 7th instars, pupae and adults of the model organism Galleria mellonella (Linnaeus) (Lepidoptera: Pyralidae) were examined. First-instar larvae were reared on 0.003, 0.03, 0.3, and 1.5 g OXY per 100 g artificial diets. Compared with all tested OXY concentrations and controls without OXY, dietary OXY led to increased antioxidant capacity and genotoxic effects. Concentrations of malondialdehyde, an oxidative stress marker, were significantly increased in adults of larvae reared on OXY-charged diets at 0.3 and 1.5 g/100 g compared to the adult control group. We also recorded a significant increase in the genotoxic test data (Tail length, Tail DNA %, Tail moment) at the same stages and concentrations. We recorded significant increases in glutathione-S-transferase, superoxide dismutase (SOD) and glutathione peroxidase activities in larvae fed high OXY concentrations. SOD and catalase activities were also significantly increased at the concentration of 0.03 g/100 g of OXY in the pupal and adult stages. Cytochrome P450 monooxygenase activity was significantly increased at the highest concentration of OXY in the larval and pupal stages. Also, our regression analysis indicates a correlation between the markers of oxidative stress, antioxidant enzymes and comet parameters. These data indicate that OXY induces oxidative stress and antioxidative enzyme response.</jats:p
Zircon U-Pb geochronology and Sr-Nd-Pb-Hf-O isotope signatures of Middle Eocene high-K plutons from the Eastern Pontides Orogenic Belt, NE Turkey: implications for parental magma sources and magmatic processes
Yenilenmiş Okul Öncesi Eğitim Programının Stufflebeam’in Bağlam, Girdi, Süreç Ve Ürün (CIPP) Modeli İle Değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, yenilenmiş okul öncesi eğitim programının Stufflebeam’in bağlam, girdi, süreç, ürün faktörlerinden oluşan (CIPP) program değerlendirme modeline göre değerlendirmektir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılarak okul öncesi öğretmenlerinin program ile ilgili görüşleri alınmıştır. Araştırma verileri, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Zonguldak ilinde görev yapan 59 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla “kişisel bilgi formu” ile “okul öncesi eğitim programını değerlendirme ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Nedensel karşılaştırma deseni için gruplar arası ortalamaların karşılaştırılmasında iki grup ortalamalarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplar için Mann-Whitney U Testi, ikiden fazla grup ortalamaları karşılaştırılmasında ise Kruskall Wallis Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmen görüşlerinin en fazla ortalamaya sahip olduğu süreç boyutunda “tamamen katılıyorum” düzeyine ulaştığı, girdi ve ürün boyutunda “çoğunlukla katılıyorum” düzeyinde olduğu, en az ortalamaya sahip bağlam boyutunda ise “orta düzeyde katılmıyorum” düzeyinde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda 2024 okul öncesi programı süreç boyutunda oldukça etkili olmasına rağmen, bağlam boyutunda ise programın verimli olmadığı söylenebilir. Programa ilişkin öğretmen görüşlerinin cinsiyete göre ve hizmet süresi değişkenlerine göre analiz sonuçları incelendiğinde; anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmen görüşlerinin görev yaptıkları yerleşim bölgelerine göre analiz sonuçlarına bakıldığında programın bağlam, süreç ve ürün boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmazken, program girdilerine ilişkin il merkezinde çalışan öğretmenlerin ilçe ve köylerde çalışan öğretmenlere göre daha olumlu görüş bildirdikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.</jats:p