Antalya Bilim University Institutional Repository
Not a member yet
    2108 research outputs found

    Investigation of the effect of trapeziometacarpal joint position on stereognosis in children with hemiparetic cerebral palsy

    Get PDF
    This study is aimed to examine the effect of Trapeziometacarpal joint position on stereognosis sense in children with hemiparetic cerebral palsy. Materials and Methods: Twenty-four children with hemiparetic cerebral palsy between the ages of 4-16 with a mean age of 9.67 ± 3.21 years were included in the study. Thumb spasticity of the children was evaluated with the Modified Ashworth Scale, dexterity was evaluated with the Manual Ability Classification, the functionality of the hand was evaluated with the House Hand Functional Classification System, and the senses of stereognosis were evaluated with the Manual Form Perception with the eyes closed. After the evaluation, the Trapeziometacarpal joint was positioned with McKie Thumb Splint, and stereognosis was re-evaluated. Results: There was no significant difference between the sense of stereognosis and total scores after positioning with and without Trapeziometacarpal joint splint (p>0.05). However, after the Traoeziometacarpal joint was positioned with and without a splint, it was observed that there was a significant difference in recognition of toothbrush and comb, among the stereognosis test objects (p <0.05). Conclusion: It was thought that trapeziometacarpal joint positioning may have a positive effect on the sense of stegronosia in children with hemiparetic Cerebral Palsy.Amaç: Bu çalışmanın amacı, hemiparetik Serebral Palsili çocuklarda Trapeziometakarpal eklem pozisyonunun stereognozi duyusu üzerine etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, yaş ortalaması 9.67±3.21 yıl olan 4-16 yaş arasında 24 hemiparetik Serebral Palsili çocuk dahil edildi. Çocukların başparmak spastisitesi Modifiye Ashworth Skalası ile, el becerileri Manuel Ability Classification ile, elin fonksiyonelliği House Hand Functional Classification System ile, stereognozi duyuları, gözleri kapalı iken Manual Form Perception ile değerlendirildi. Değerlendirme sonrası, McKie Thumb Splint ile Trapeziometakarpal eklemi pozisyonlanarak stereognozi duyusu tekrar değerlendirildi. Bulgular: Trapeziometakarpal eklemi splintsiz ve splint ile pozisyonlanma sonrasında stereognozi duyusu, toplam puanları arasında anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Ancak Trapeziometakarpal eklemi splintsiz ve splint ile pozisyonlanması sonrasında stereognozi test objelerinden diş fırçası ve tarak tanımada anlamlı fark olduğu görüldü (p <0,05). Sonuç: Hemiparetik Serebral Palsili çocuklarda Trapeziometakarpal eklem pozisyonlamasının stegronozi duyusu üzerinde olumlu etkisi olabileceği düşünüldü.No sponso

    “Talya Hotel” in Antalya collective memory

    Get PDF
    The tourism history of the tourism city Antalya, and the turning points in it are the subjects that deserve to be investigated detailly. In this context, Antalya's first 5-star hotel, Talya Hotel, which became operational in the 1970s with the initiative of Vehbi Koç, is the subject of this study. The hotel, which was mentioned with many speculative cases during its activity, is closed since 2013. The Talya Hotel and Convention Center was completely destroyed in May 2021. Located in one of the most actively used areas of Antalya at the time of its establishment, on the seafront of Beydağları, one of the most beautiful landscapes of Antalya, this hotel complex was designed that will benefit from the view with the highest efficiency. In this sense, it has taken its place in the architectural history of Antalya. This hotel has great importance for Antalya with its place in the history of tourism, being a hotel with many memories of the local people, and pioneering architectural features. In this study, it is aimed to preserve its place in the collective memory by revealing the last photographs taken before the demolition of this hotel complex, as well as old documents and photographs. spekülatif durum ve davayla anılan otel, 2013’ten beri kapalıdır. Talya Oteli ve Kongre Merkezi, Mayıs 2021 itibariyle tamamen yıkılmış ve yok olmuştur. Kurulduğu dönemde Antalya’nın en yoğunluklu kullanılan bölgelerinden birinde, denize sıfır ve Antalya’nın en güzel manzaralarından biri olan Beydağları’na karşı konumlanmış olan bu otel kompleksi, manzaradan en yüksek verimle yararlanılacak bir mimaride tasarlanmış ve bu anlamda da Antalya’nın mimarlık tarihinde kendine yer etmiştir. Hem turizm tarihindeki yeri, hem Antalya halkının birçok anısının olduğu bir otel olması hem de mimari olarak öncü özellikleriyle bu otel, Antalya için büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada, yıkılarak yok edilmiş bu otel kompleksinin, yıkılmadan önce çekilmiş son fotoğrafları ve ayrıca eski belge ve fotoğraflarını ortaya koyarak kolektif hafızadaki yerini korumayı sağlamak amaçlanmıştır.Günümüzde turizm kenti olarak kendini var eden Antalya’nın turizm tarihi ve bu tarihteki önemli dönüm noktaları, Antalya’nın tarihinde detaylıca araştırılmayı hak eden konuların başında gelmektedir. Bu bağlamda, Vehbi Koç girişimiyle 1970’lerde faaliyete geçen Antalya’nın ilk 5 yıldızlı oteli Talya Oteli bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Faaliyeti süresince birçok spekülatif durum ve davayla anılan otel, 2013’ten beri kapalıdır. Talya Oteli ve Kongre Merkezi, Mayıs 2021 itibariyle tamamen yıkılmış ve yok olmuştur. Kurulduğu dönemde Antalya’nın en yoğunluklu kullanılan bölgelerinden birinde, denize sıfır ve Antalya’nın en güzel manzaralarından biri olan Beydağları’na karşı konumlanmış olan bu otel kompleksi, manzaradan en yüksek verimle yararlanılacak bir mimaride tasarlanmış ve bu anlamda da Antalya’nın mimarlık tarihinde kendine yer etmiştir. Hem turizm tarihindeki yeri, hem Antalya halkının birçok anısının olduğu bir otel olması hem de mimari olarak öncü özellikleriyle bu otel, Antalya için büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada, yıkılarak yok edilmiş bu otel kompleksinin, yıkılmadan önce çekilmiş son fotoğrafları ve ayrıca eski belge ve fotoğraflarını ortaya koyarak kolektif hafızadaki yerini korumayı sağlamak amaçlanmıştır

    On the performance of MIMO-ANM with joint adaptive transmit antenna selection and maximum ratio combination in future 6G networks

    Get PDF
    Multiple Input Multiple Output with Antenna Number Modulation (MIMO-ANM) has recently been introduced to the literature as an effective, competitive, and reliable transmission technology that can make the selection of antennas at the transmitter to be not just data-dependent as is the case with other spatial modulation methods, but also channel-dependent without the need to share any side information between the communicating parties. This key merit results in having much more improved performance in terms of reliability compared to index/spatial modulation-based transmission techniques, thus making it a very strong candidate technique for meeting the super ultra-reliability requirements of future 6G networks. Motivated by the great potential of MIMO-ANM and the need to study it in more depth to realize its suitability for future wireless networks such as 5G+, 6G, WiFi7, and WiFi8, this work aims to deeply investigate and quantify the performance of MIMO-ANM under the joint, simultaneous utilization of both Adaptive Transmit Antenna Selection (AAS) and Maximum Ratio Combination (MRC). The conducted mathematical analysis of the considered system model is verified by extensive numerical simulation results, which have precisely revealed the exact levels of gains in the bit error rate (BER) performance compared to a conventional MIMO-ANM system not adopting AAS with MRC. Such promising results are anticipated to greatly combat fading in wireless channels and improve the overall performance of future MIMO-ANM-based systems.No sponso

    Use of glass in interior architecture

    Get PDF
    No sponso

    Ceza muhakemesi hukuku bağlamında sosyal medyada içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi koruma tedbirleri

    No full text
    Günümüzde sosyal medya en önemli kitle iletişim aracı haline gelmiş, neredeyse herkesin takip ettiği ve düşüncelerini paylaştığı dijital platform olma özelliği kazanmıştır. Aynı zamanda bilgi edinme amacıyla da ilk başvurulan kaynaklardan olan sosyal medya, artık günümüz insanları için hem bireysel hem de toplumsal olarak vazgeçilmez bir araçtır. Sosyal medyanın hayatımızda oynadığı rol ve sağladığı imkânlar olumlu yönleri yanında suiistimalleri de beraberinde getirmekte, bu imkânlar bazı kişilerce kötü amaçlarla kullanılmakta, sosyal medyada işlenen suç her geçen gün artmakta, özel hayatın gizliliği ve kişilik hakları kolaylıkla ihlal edilmektedir. Sosyal medyanın kötüye kullanılması, bu alanın da düzenlenmesi ve denetlenmesi ihtiyacını doğurmuş, bu bağlamda kötü kullanımlara yönelik içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi tedbirleri geliştirilmiştir. Ülkemizde sıklıkla eleştiri konusu olmalarından dolayı, bu tedbirlerin ele alınmasında ve tartışılmasında fayda bulunmaktadır. Zira içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi hallerinde sadece haberleşme hakkının değil, ifade özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün gelişmesinde son derece etkili olan basın özgürlüğünün de etkilendiği kabul edilmektedir. Bildiride öncelikle, bildiri konusu ile doğrudan bağlantılı olan “sosyal medya”, “erişim”, “içeriğin yayından çıkarılması”, “erişimin engellenmesi” ve “koruma tedbiri” kavramları kısaca açıklanacaktır. Sonrasında içeriğin yayından çıkarılması ile erişimin engellenmesinin yasal dayanağını teşkil eden 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hakkında genel bilgi verilecektir. 5651 sayılı Kanun’da, dört farklı maddede içeriğin yayından çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi halleri düzenlemiştir. Bildiride, Kanun’da yer alan düzenlemeler çerçevesinde, hangi durumlarda erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanabileceği, erişimi engelleme yöntemleri ile birlikte açıklanacaktır. Bu noktada içeriğin yayından çıkarılması konusu da değerlendirilecek ve yayından çıkartmanın erişimin engellenmesinden farkı ortaya konacaktır. 5651 sayılı Kanun’da, içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi tedbirlerinin, gerek idari gerekse koruma tedbiri niteliğinde, tamamen iç içe geçmiş halde düzenlendiği görülmektedir. Bu durum, nitelikleri farklı idari ve adli tedbirler arasında karmaşaya yol açmaktadır. Bildiride, hangi engellemelerin Ceza Muhakemesi Hukuku bakımından koruma tedbiri niteliğinde olduğu, hangilerinin ise idari tedbir olarak değerlendirilmesi gerektiği ortaya konacak, erişimin engellenmesi ve içeriği yayından çıkartılması tedbirleri, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü bağlamında değerlendirilecektir. İnternetin hayatımızın her alanını kuşattığı ve yapay zekâ teknolojilerinin sürekli geliştiği bir dönemde, 5651 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemelerin ihtiyacı tam olarak karşıladığı söylenemez. Nitekim bu nedenle, Kanun’da sürekli değişiklikler yapılmaktadır. Bu bağlamda, bildirinin sonuç kısmında mevcut yasal düzenlemelere ilişkin eleştirilerimiz ile önerilerimiz dile getirilecektir.No sponso

    Türk Medeni Kanunu uyarınca üst hakkının sona ermesi ve sonuçları

    No full text
    No sponso

    The contingency of EU citizenship: European identity and support for populist parties

    No full text
    International Conference of Europeanists (28. : 2022 : Lisbon, Portugal)This study explores whether the contingent nature of EU citizenship may explain simultaneous accounts of support for anti-establishment, populist parties and support for the European Union. Though EU citizenship is procedurally well-established, its substantive aspect, which is about citizens’ orientations towards the EU, is uneven across member-states and issue areas. To operationalize this, the analysis differentiates between orientations towards the EU’s internal institutions and orientations towards its foreign-policy. The study utilizes a 2018 Eurobarometer survey, and employs a multi-level regression analysis to the current 27 EU member-states. One key contribution is the identification of the distinct role that the European Union plays as a foreign policy actor in the process of EU (dis)integration. Findings show that a positive EU-image depresses support for populist parties across all member-states, yet support for EU-level foreign policy yields different results among member states. Across EU member-states with longer experience with democracy, preference towards EU foreign policy depress support for populist parties, whereas across EU member-states with shorter experience with democracy this support increases. The assumption of EU citizenship as integrative interacts with the assumption of populism as disintegrative to produce nonlinear paths of EU (dis)integration at multiple levels of the EU.No sponso

    Informalizing asylum in the European Parliament: can political ideologies make a difference?

    No full text
    No sponso

    Poststructuralism and the poststructuralist turn in IR

    No full text
    No sponso

    444

    full texts

    2,108

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Antalya Bilim University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇