Eğitim ve Bilim / Education and Science (E-Journal)
Not a member yet
2474 research outputs found
Sort by
Teaching cell division topic using computational thinking skills and determining its’ impact on creative thinking skills and student perspectives
The aim of this research is to determine the impact of cell division teaching designed with computational thinking applications on the creative thinking skills and opinions of 7th-grade middle school students. The teaching design used in the research was created by taking inspiration from a study that provides application steps in the literature and was revised by the researcher. The research, which examines creative thinking skills in both quantitative and qualitative dimensions, was conducted based on the mixed methods design. The study group of the research consists of 39 students attending the 7th grade in two different classrooms of a state school located in the Kadıköy district of Istanbul province during the fall semester of the 2020-2021 academic year. Since the study was conducted during the pandemic period, it was carried out online. Throughout the implementing period, the teaching design integrated with computational thinking skills was done with the 21 students in the experimental group, while in the control group, consisting of 18 students, lessons were conducted according to the existing constructivist approach. Torrance Creative Thinking Test was used as the data collection tool in the quantitative dimension of the research, and a Creative Thinking Question and Semi-structured Interview were used in the qualitative dimension. The data obtained from the Torrance Creative Thinking Test were analyzed using the SPSS program, and it was determined that the implemented teaching design provided significantly enhanced creative thinking skills. Descriptive analysis was conducted on the data obtained from the creative thinking question in terms of flexibility, fluency, and lateral thinking, and it was observed that there was an improvement in students\u27 creative thinking sub-skills and lateral thinking skills parallel to the quantitative findings. The data obtained from the semi-structured interview were analyzed using the MAXQDA program, and it was concluded that students found the teaching integrated with computational thinking skills more enjoyable and were able to easily integrate these skills into other subjects and daily life.Bu araştırmanın amacı, bilgi işlemsel düşünme becerisi uygulamalarıyla tasarlanan hücre bölünmeleri öğretiminin ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine ve görüşlerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırmada kullanılan ders tasarımı, literatürde uygulama adımları verilmiş bir çalışmadan ilham alınarak ve araştırmacı tarafından revize edilerek oluşturulmuştur. Yaratıcı düşünme becerisinin nicel ve nitel olarak iki boyutta incelendiği araştırma, karma yöntemin çeşitleme desenine dayalı olarak sürdürülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılının güz döneminde İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunun bir devlet okulunun iki farklı sınıfında 7.sınıfa devam eden 39 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma pandemi döneminde yürütüldüğünden online olarak gerçekleştirilmiştir. Eğitim süresi boyunca bilgi işlemsel düşünme becerileriyle bütünleştirilen ders tasarımı deney grubundaki 21 öğrenciyle sürdürülürken kontrol grubundaki 18 öğrenciyle mevcut yapılandırmacı yaklaşıma uygun olarak dersler sürdürülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda veri toplama aracı olarak Torrance Yaratıcı Düşünme Testi, nitel boyutunda ise Yaratıcı Düşünme Sorusu ile Yarı Yapılandırılmış Görüşme kullanılmıştır. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi’nden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir ve yapılan öğretimin yaratıcı düşünme becerisini anlamlı şekilde geliştirdiği belirlenmiştir. Yaratıcı düşünme sorusu ile elde edilen verilerin esneklik, akıcılık ve yanal düşünme bağlamında betimsel analizi yapılmıştır ve nicel bulguya paralel olarak öğrencilerin yaratıcı düşünme alt becerilerinde ve yanal düşünme becerilerinde gelişme olduğu görülmüştür. Yarı yapılandırılmış görüşme ile elde edilen veriler ise MAXQDA programı kullanılarak içerik analizi yapılmıştır ve öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerileri ile bütünleştirilen öğretimi daha eğlenceli bulduğu ve bu becerileri diğer derslere ve günlük hayata rahatça entegre edebildiği sonucu çıkarılmıştır
Farklı tabanlarda basamak değeri üzerine matematik öğretmeni adaylarının somut materyal kullanımının incelenmesi: doğal sayılarda toplama ve çıkarma işlemleri
The aim of this study is to examine how prospective mathematics teachers (PMTs) conceptualize the place value concept in different number bases and how they utilize concrete materials in this process. To achieve this aim, a case study design was utilized. The participants of this study consist of 24 PMTs from a public university in Turkey. The participants of this study were asked to answer activity questions that required them to perform addition and subtraction operations on numbers written in base ten, base six and base three using at least two concrete materials. Participants completed this activity as a group, with four weeks to provide written responses and the freedom to use any type of concrete material. The findings revealed that PMTs employed not only proportional and non-proportional models, as stated in related literature, but also a mixed model approach. The use of the mixed model emerged as an effective strategy, allowing PMTs to leverage the strengths of both proportional and non-proportional models. Another finding indicated that PMTs were limited in generating solutions using a second concrete material. This limitation highlights the difficulties PMTs face in maintaining material diversity when working with different base systems, which in turn affects their ability to construct mathematical meaning.Bu çalışmanın amacı, ortaokul matematik öğretmeni adaylarının (OMÖA) farklı sayı tabanlarında basamak değeri kavramını nasıl anlamlandırdıklarını ve bu süreçte somut materyalleri nasıl kullandıklarını incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcıları, Türkiye’deki bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 24 OMÖA’dan oluşmaktadır. Katılımcılardan, onluk, altılık ve üçlük tabanlarda yazılmış sayılarla toplama ve çıkarma işlemlerini içeren etkinlik sorularını en az iki farklı somut materyal kullanarak yanıtlamaları istenmiştir. Katılımcılar bu etkinliği grup hâlinde tamamlamış, yazılı yanıtlarını dört hafta içinde sunmaları istenmiş ve herhangi bir tür somut materyal kullanma konusunda özgür bırakılmışlardır. Bulgular, OMÖA ‘ların basamak değeri için ilgili literatürde belirtilen orantısal ve orantısal olmayan modellere ek olarak karma model yaklaşımını da benimsediklerini ortaya koymuştur. Karma model kullanımı, öğretmen adaylarının orantısal ve orantısal olmayan modellerin güçlü yönlerinden yararlanmalarını sağlayan etkili bir strateji olarak öne çıkmıştır. Ayrıca, OMÖA’ların ikinci bir somut materyali kullanarak çözüm üretmede sınırlı kaldıkları ortaya çıkmıştır. Bu sınırlılık, OMÖA’ların farklı taban sistemleriyle çalışırken materyal çeşitliliğini sağlama konusunda karşılaştıkları zorlukları vurgulamakta ve bunun matematiksel anlam inşa etme süreçlerini etkilediğini ortaya koymaktadır
Sosyal ağ analizine dayalı öğretim ve araştırma odaklı iş birliğinde bölgesel farklılıklar: Jiangsu eyaletinin A şehri ve B ilçesindeki coğrafya öğretmenlerine dair bir vaka çalışması
The regional differences in education have an impact on educational equity, making them an important issue for investigation. The importance of the regional differences is relatively apparent in extant research on teaching and how it is communicated. This study focuses on the characteristics of research communication among teachers within counties, examining their regional differences. Data on research communication are collected from 71 geography teachers in 9 units in City A and 97 geography teachers in 27 units in County B in the southern and northern regions of Jiangsu Province, China. Social network analysis (SNA) methods are used to compare network density, cohesive subgroups, centrality, and core–periphery structures. This study finds similarities and differences in the characteristics of research communication between the two regions. For example, the density of communication among geography teachers in County B is greater than it is in City A, and the network structure in City A is center–dispersed while in County B it is interwoven. The study also discusses the potential impact of research communication differences on education equity, conducting analysis and providing explanations for the observed differences. Furthermore, the study aims to develop a reference that could be used to eliminate educational inequality caused by regional differences and to prepare for the establishment of SNA standards for regional research communication.Eğitim alanındaki bölgesel farklılıkların eğitim eşitliği üzerinde birtakım etkileri söz konusudur; bu da meseleyi önemli bir araştırma konusu hâline getirmektedir. Bölgesel farklılıkların önemi, öğretime ve öğretilenlerin ne şekilde aktarıldığına dair mevcut araştırmalarda nispeten görülebilmektedir. Bu çalışma, ilçelerdeki öğretmenler arasında yapılan araştırma odaklı bilgi alışverişinin özelliklerine odaklanmakla birlikte bunların arasındaki bölgesel farklılıkları incelemektedir. Araştırma odaklı bilgi alışverişine ilişkin veriler, Çin\u27in Jiangsu Eyaletinin güney ve kuzey bölgelerinde yer alan A Şehrindeki 9 birimde görev yapan 71 ve B İlçesindeki 27 birimde görev yapan 97 coğrafya öğretmeninden elde edilmiştir. Ağ yoğunluğu, birbirine bağlı alt gruplar, merkezîlik ve merkez-çevre yapılarının karşılaştırılması için sosyal ağ analizi (SAA) yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışmada, iki bölge arasındaki araştırma odaklı bilgi alışverişinin özellikleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiştir. Örneğin, B İlçesindeki coğrafya öğretmenleri arasındaki bilgi alışverişinin yoğunluğu A Şehrindekine kıyasla daha yüksektir; öte yandan ağ yapısı A Şehrinde merkezden dağılmış, B İlçesinde ise birbirine bağlı niteliktedir. Bu çalışmada aynı zamanda araştırma odaklı bilgi alışverişindeki farklılıkların eğitim eşitliğine, analiz gerçekleştirmeye ve gözlemlenen farklılıklara dair açıklamaların yapılmasına olan potansiyel etkileri de ele alınmaktadır. Öte yandan bu çalışmada, bölgesel farklılıklardan kaynaklanan eğitim eşitsizliğinin giderilmesinde ve araştırma odaklı bilgi alışverişine dair SAA standartlarının oluşturulmasına yönelik hazırlıklarda kullanılabilecek bir referans geliştirilmesi de amaçlanmıştır
Examining the Performance of Artificial Intelligence in Scoring Students\u27 Handwritten Responses to Open-Ended Items
Öğrenci başarılarının değerlendirilmesinde yüzyıllardır bir ölçme yöntemi olarak kullanılan açık uçlu maddeler, üst düzey becerilerin ölçülmesi, öğrenci hakkında zengin tanısal bilgi sağlaması, şans başarısının olmaması gibi pek çok avantaja sahiptir. Fakat günümüzde açık uçlu maddeler, puanlama işlemine hata karışabilmesi ve emek, zaman ve para açılarından dezavantajlı olması sebebiyle fazla sayıda öğrencinin katıldığı sınavlarda kullanılamamaktadır. Bu noktada Yapay Zekâ (YZ) açık uçlu maddelerin puanlanmasında önemli bir potansiyel içermektedir. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin açık uçlu maddelere el yazısıyla verdiği yanıtların puanlanmasında YZ’nin puanlama performansını incelemektir. Araştırmada bir devlet üniversitesinde Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme dersi kapsamında 3 açık uçlu ve 10 çoktan seçmeli maddeden oluşan bir başarı testi geliştirilmiştir. Açık uçlu maddeler yanıtı yapılandırılmış biçimde (0-1-2) puanlanırken, çoktan seçmeli maddeler doğru-yanlış (0-1) şeklinde puanlanmıştır. 84 katılımcının yer aldığı çalışmada yer alan açık uçlu maddeler uzman grubu ve YZ aracı (ChatGPT-4o) tarafından puanlanmıştır. YZ aracına öğrencilerin el yazıları ile yazdıkları görsel yanıtlar iki farklı senaryoda puanlatılmıştır. Birinci senaryoda YZ’ye herhangi bir puanlama ölçütü verilmeden YZ aracının puanlama yapması istenirken, ikinci senaryoda standart puanlama ölçütlerine göre YZ’den puanlama yapması istenmiştir. Araştırmanın bulguları, YZ ile ölçütsüz puanlar ile uzman puanları arasında düşük uyum ve ilişki katsayıları olduğunu gösterirken, YZ ile standart ölçütle puanlama ve uzman puanlamaları arasında yüksek uyum ve ilişki katsayıları olduğu görülmüştür. Bu bulgulara benzer şekilde, YZ ile ölçütsüz puanlamanın madde ayırt edicilikleri oldukça düşük iken, YZ ile standart ölçütle puanlamanın madde ayırt edicilikleri yüksektir. Araştırmada ayrıca uzman puanları ve YZ ile standart ölçütlü puanları arasındaki uyumsuzlukların nedenleri de araştırılmış ve raporlanmıştır. Sonuçlar, YZ’nin standart puanlama ölçütleriyle el yazısıyla yanıtlanmış açık uçlu maddeleri iyi düzeyde puanlayabildiğini göstermektedir. Gelecekte YZ\u27nin gelişim ve dönüşümüyle birlikte tutarlılık açısından uzman puanlayıcılarla karşılaştırılabilir puanlama doğruluğuna ulaşabileceği düşünülmektedir.Open-ended items, which have been used as a measurement method for centuries in the evaluation of student achievement, have many advantages, such as measuring high-level skills, providing rich diagnostic information about the student, and not having chance success. However, today, open-ended items cannot be used in exams with a large number of students due to the potential for errors in the scoring process and disadvantages in terms of labour, time, and cost. At this point, Artificial Intelligence (AI) has an important potential in scoring open-ended items. The aim of this study is to examine the scoring performance of AI in scoring students\u27 handwritten responses to open-ended items. In the study, an achievement test consisting of 3 open-ended and 10 multiple-choice items was developed within the scope of the Measurement and Assessment in Education course at a state university. Open-ended items were scored in a structured way (0-1-2), while multiple-choice items were scored as true-false (0-1). 84 participants took part in the study, and the open-ended items were scored by the expert group and the AI tool (ChatGPT-4o). The visual responses written by the students in their handwriting were scored by the AI tool in two different scenarios. In the first scenario, the AI tool was asked to score without giving any scoring criteria to the AI, whereas in the second scenario, the AI was asked to score according to the standard scoring criteria. The findings of the study showed that there were low agreement and correlation coefficients between the AI scores without criteria and expert scores, while there were high agreement and correlation coefficients between the AI scores with standard scoring criteria and expert scores. Similar to these findings, while the item discriminations of the AI scoring without criteria were quite low, the item discriminations of the AI scores with standard scoring criteria were high. In the study, the reasons for the discrepancies between expert scores and AI scores with standard criteria were also investigated and reported. The results show that AI can score handwritten open-ended items with standardized scoring criteria at a good level. In the future, with the development and transformation of AI, it is thought that it can reach scoring accuracy comparable to expert raters in terms of consistency
Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklara kişileri tanımlama becerisini kazandırmada eşzamanlı ipucu yöntemiyle yapılan öğretimin etkililiği nedir?
This study aimed to examine the effectiveness of simultaneous prompting teaching method on children with ASD to acquire the skills of describing people, the level of preserving the skills of the participants to describe the people they gained after the implementation ended, and the level of generalization to different people and different environments. In this study, a multiple probe model with probe phase between participants, which is one of the single-subject research models, was used. Four children with ASD, aged 5-10 years, participated in the study. Inter-observer reliability and application reliability data were collected at each stage of the study. Social validity data were collected from the parents and teachers of the four participants who participated in the study to determine their views on the research. While the inter-observer reliability coefficient of the study was calculated as 97.75%, the coefficient of the application reliability data was obtained as 96.65%. The effect size of the study was calculated with the Tau-U method, which is one of the methods based on non-overlapping data. Accordingly, the effect size Tau-U value of the application was calculated as 0.8131 which indicates a medium effect size. At the end of the research, it was seen that the application performed with simultaneous prompting of the participants was effective in developing the skills of children with ASD to describe people and that they were able to generalize these skills to different environments and to different people, and they were able to maintain these skills 7, 14 and 21 days after the implementation ended.Bu çalışma, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklara kişi tanımlama becerisinin kazandırılmasında eşzamanlı ipucu öğretim yönteminin etkililiğini, uygulama sonrasında katılımcıların kazandıkları kişi tanımlama becerilerini koruma düzeylerini ve bu becerileri farklı kişi ve ortamlara genelleme düzeylerini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma modellerinden biri olan katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya yaşları 5 ile 10 arasında değişen dört OSB tanılı çocuk katılmıştır. Araştırmanın her aşamasında gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verileri toplanmıştır. Ayrıca, araştırmaya ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla dört çocuğun ebeveyni ve öğretmeninden, sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Araştırmanın gözlemciler arası güvenirlik katsayısı %97,75 olarak hesaplanırken, uygulama güvenirliği verilerinin katsayısı %96,65 olarak elde edilmiştir. Örtüşmeyen veri yöntemlerden biri olan Tau-U yöntemi ile uygulamanın etki büyüklüğü değeri 0.8131 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonunda, OSB’li çocukların kişi tanımlama becerilerini geliştirmede eşzamanlı ipucu öğretim yöntemiyle gerçekleştirilen uygulamanın etkili olduğu, bu becerileri farklı kişi ve ortamlara genelleyebildikleri ve uygulama sona erdikten sonra 7., 14. ve 21. günlerde bu becerileri koruyabildikleri görülmüştür
D1 ve D2 Türkçe araştırma makalelerinde kendinden söz etme: ortaya çıkış şekilleri, işlevler ve dağılım
It is important to investigate how authors of first language (L1) and second language (L2) shape self-representation in academic texts and to assess the findings from both linguistic and cultural perspectives, thus shedding light on academic writing pedagogy, which has received limited attention. Comparing of L1 and L2 academic texts reveals how authors build their authorial identities, contributes to a better understanding of cross-linguistic academic writing conventions, and provides guidance for pedagogical practices for both native and non-native writers. This study aims to investigate the use of self-mentions in L1 and L2 Turkish research articles (TRAs) through three dimensions of analysis: realizations, rhetorical functions, and the distribution of explicit and implicit authorial references. To this end, a dataset of 26 TRAs was analyzed, comprising 13 written by native Turkish authors (TA) and 13 by non-native authors (NTA) from diverse cultural backgrounds. The corpus was compiled through criterion-based sampling of multi-authored research articles published in the journal Education and Science between 2015 and 2022. A mixed-methods design, combining both qualitative and quantitative approaches, was employed to obtain more comprehensive findings. Firstly, the grammatical forms of implicit and explicit authorial references were analyzed according to Hyland’s (2005) Interpersonal Model of Metadiscourse and a search list compiled by Güçlü (2024) for Turkish self-mentions. Secondly, these references were functionally analyzed and classified based on Hyland’s (2002) framework of discourse functions of self-mentions, as well as a search list developed by Solsun and Akbaş (2022) from previous studies on the rhetorical functions of self-mentions in Turkish. Thirdly, explicit and implicit authorial references detected in the TA and NTA corpora were compared in terms of grammatical forms and rhetorical functions. Both corpus-based and corpus-driven approaches were employed to identify previously unrecognized grammatical forms and rhetorical functions of authorial references. The frequency, usage patterns, and rhetorical functions of explicit and implicit self-mentions were examined through both manual corpus analysis and the corpus analysis tool AntConc 4.2.0 to facilitate data interpretation. In addition, log-likelihood analysis was performed to assess the statistical significance of the distribution patterns between the corpora. The findings indicate that Turkish authors employed self-mentions more frequently than their non-native counterparts, a tendency that may be attributed to the implicit authorial references embedded in their articles. Both corpora predominantly feature implicit authorial references, most notably agentless passives and animate or inanimate determiner phrases (DPs) functioning as agents. On the other hand, the analysis reveals that while first-person plural pronouns are rarely used, first-person plural suffixes serve as the primary means of explicit authorial reference in Turkish academic writing. Moreover, in both corpora, self-mentions perform similar rhetorical functions, such as describing research procedures. Based on these findings, I argue that authors’ visibility choices may be shaped by genre-specific language use, linguistic characteristics, culturally grounded epistemologies, relationships within the academic community, prescriptive educational traditions, and personal preferences. Overall, this study provides insights into how academic authors construct their authorial selves in both L1 and L2 contexts, thereby contributing to the design and development of academic writing pedagogy and materials.Akademik metinlerde birinci dil (D1) ve ikinci dil (D2) yazarlarının kendilerini nasıl temsil ettiklerini incelemek ve elde edilen bulguları dilsel ve kültürel açılardan değerlendirmek, akademik yazma pedagojisine ışık tutmak açısından önemlidir; ancak bu alandaki çalışmalar, şimdiye dek oldukça sınırlı kalmıştır. D1 ve D2 akademik metinlerinin karşılaştırılması, yazarların yazar kimliklerini nasıl kurduklarını ortaya koyarak, diller arası akademik yazma geleneklerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlar ve hem ana dilde hem de ikinci dilde yazan yazarlar için pedagojik uygulamalara rehberlik eder. Bu çalışma, D1 ve D2 Türkçe araştırma makalelerinde (TAM) kendinden söz etme kullanımlarını şu açılardan incelemeyi amaçlamaktadır: açık ile örtük yazar göndermelerinin ortaya çıkış şekilleri, sözbilimsel işlevleri ve dağılımları. Bu doğrultuda, 13’ü ana dili Türkçe olan yazarlar (ADT) ve 13’ü farklı kültürel arka planlara sahip ana dili Türkçe olmayan yazarlar (ADTn) tarafından yazılmış toplam 26 Türkçe araştırma makalesinden oluşan bir veri seti çözümlenmiştir. Bu derlem, 2015-2022 yılları arasında Eğitim ve Bilim dergisinde yayımlanan çok yazarlı araştırma makalelerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle oluşturulmuştur. Daha kapsamlı bulgular elde etmek amacıyla, nitel ve nicel yaklaşımları birleştiren karma yöntem deseni kullanılmıştır. İlk olarak, açık ve örtük yazar göndermeleri, Hyland’ın (2005) Kişilerarası Üstsöylem Modeli ve Güçlü (2024) tarafından Türkçe için oluşturulan kendinden söz etme unsurları arama listesi temelinde biçimsel açıdan incelenmiştir. İkinci aşamada, bu göndermeler, Hyland’ın (2002) kendinden söz etme işlevlerine ilişkin çerçevesi ve Türkçedeki kendinden söz etme sözbilimsel işlevleri üzerine yapılan önceki çalışmalara dayalı olarak Solsun ve Akbaş (2022) tarafından geliştirilen bir arama listesi ışığında işlevsel açıdan çözümlenip sınıflandırılmıştır. Üçüncü aşamada, ADT ve ADTn derlemlerinde tespit edilen açık ve örtük yazar göndermeleri, biçimsel özellikleri ve sözbilimsel işlevleri açısından karşılaştırılmıştır. Daha önce tanımlanmamış yazar göndermelerinin biçimsel ve işlevsel özelliklerini belirlemek amacıyla derlem-temelli ve derlem-çıkışlı yaklaşımlar benimsenmiştir. Açık ve örtük yazar göndermelerinin sıklığı, kullanım örüntüleri ve sözbilimsel işlevleri hem manuel inceleme ile hem de AntConc 4.2.0 yazılımı kullanılarak çözümlenmiştir. Ayrıca, derlemler arasındaki dağılım örüntülerinin istatistiksel anlamlılığını değerlendirmek amacıyla log-olasılık çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Bulgular, anadili Türkçe olan yazarların, anadili Türkçe olmayan yazarlara kıyasla kendinden söz etme ögelerini anlamlı derecede daha sık kullandıklarını ve bu eğilimin, makalelerinde örtük yazar göndermelerinin daha yoğun şekilde yer almasıyla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Her iki derlemde de yazar göndermelerinin çoğunlukla örtük biçimde kullanıldığı görülmektedir. Bu örtük göndermeler özellikle kılıcısız edilgen yapılar ile kılıcı olan canlı veya cansız belirleyici öbekler (BelÖ) biçiminde ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, veri çözümlemesi, birinci çoğul kişi adıllarının nadiren kullanıldığını; buna karşılık birinci çoğul kişi eklerinin Türkçe akademik yazında açık yazar göndermelerinin başlıca biçimi olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Ayrıca, her iki derlemde de kendinden söz etme ifadelerinin benzer sözbilimsel işlevleri yerine getirdiği, özellikle araştırma süreçlerini tanımlamak için kullanıldığı belirlenmiştir. Bu bulgulara dayanarak, yazar görünürlüğüne ilişkin tercihlerin; türe özgü dil kullanımı, dilsel özellikler, kültürel olarak biçimlenmiş bilgi anlayışları (epistemolojiler), akademik topluluk içindeki ilişkiler, kuralcı eğitim gelenekleri ve kişisel tercihler gibi etmenlerin etkileşimiyle şekillenebileceği öne sürülebilir. Genel olarak, bu çalışma, akademik yazarların hem D1 hem de D2 bağlamlarında yazar kimliklerini nasıl inşa ettiklerine ilişkin önemli içgörüler sunmakta; böylece akademik yazma pedagojisi ve öğretim materyallerinin tasarımı ve geliştirilmesine katkı sağlamaktadır
An Artistic Experience at the Science Center: The Artistic Remark of the Scientific Context
Bu çalışmada, öğrencilerin bilim merkezindeki deneyim, duyum, izlenim ve algılarını sanatsal anlatıma dönüştürme yolları araştırmanın odak noktası olmuştur. Araştırmada Kocaeli Bilim Merkezinde sergilenen koleksiyonun bilimsel içeriğinin, Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) görsel sanatlar alanındaki öğrenciler tarafından sanatsal bağlamda nasıl yorumladıkları incelenmektedir. Durum çalışması deseni ile yürütülen çalışmanın örneklemini; 10-14 yaş grubu görsel sanatlar alanında üstün yetenekli olarak tanımlanan 9 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında, araştırmacılar tarafından “Bilim Merkezinde Sanatsal Keşif” isminde bir etkinlik programı oluşturulmuştur. Bu program; “Renk ve Işık”, “Görsel Yanılsamalar”, ve “Geometri ve Sanat” isimlerinde 3 etkinlik içermektedir. Veri toplama sürecinde odak grup görüşmeleri, çalışma yaprakları, öğrencilerin sanatsal çalışmaları ve yansıtıcı günlükler kullanılmıştır. Araştırmada uygulanan etkinliklerin öğrencilere sunduğu öğrenme deneyimleri analiz birimi olarak belirlenmiş ve tümevarımsal bir analiz tercih edilmiştir. Araştırma bulguları, bilim merkezinin imgesel düşünmeye katkı sağlayacak şekilde sanatla ilişkili konuların sebep-sonuç ilişkisini (nedenselliği) anlama ve görsel sanatlar dersinde öğrendiği bilginin farklı bir bağlamını keşfetme konusunda öğrencilere zengin öğrenme yaşantıları sunduğunu göstermiştir.The research focuses on transforming students\u27 experiences, sensations, impressions, and perceptions in the science center into artistic expression. The research aims to examine how the scientific content of the science center exhibition is interpreted by the students of the visual art course of Science and Art Center according to the artistic context. The sample of the study carried out with the case study pattern consists of nine students aged 10-14, who are defined as gifted in the field of visual arts. For this study, an activity program called "Artistic Discovery in the Science Center" was created by the researchers. This program includes three activities named “Color and Light”, “Visual Illusions”, and “Geometry and Art”. Qualitative data sources included focus group interviews, worksheets, students\u27 artistic works, and reflective diaries. Inductive analysis was applied by triangulating findings from multiple data sources. The learning experiences offered by the activities to the students were determined as the unit of analysis. Research findings have shown that science centers offer rich learning experiences to the students in understanding the causality of art-related subjects and exploring a different context of the information learned in the visual arts course, in a way that contributes to imaginative thinking
The Role of Attitude, Self-Efficacy and Metacognitive Strategy Awareness in Writing Skill: Which is More Effective?
Güncel literatürdeki birçok çalışma; yazma sürecini etkileyen faktörler, yazma becerisinin gelişimi, yazma motivasyonu ve etkili yazma yöntemleri de dâhil olmak üzere yazma becerisinin çeşitli yönlerini araştırmaktadır. Bu çalışmada yazma becerisini açıklayan faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Literatür taramasına dayanarak çalışmada araştırılan faktörler; yazma tutumu, yazma öz-yeterliği ve üstbilişsel yazma stratejileri farkındalığıdır. Çalışmada, yazma becerisinde tutum, öz-yeterlik ve üstbilişsel strateji farkındalığının oynadığı rolü belirlemek amacıyla ilişkisel bir yaklaşım benimsenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu; Ankara ili Yenimahalle ilçesinde bulunun Atatürk Ortaokulu, Mehmet Emin Yurdakul Ortaokulu ve Nasreddin Hoca Ortaokullarında 7. sınıfta öğrenim gören 265 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Yazmaya Yönelik Tutum Ölçeği, Yazma Öz-Yeterlikleri Ölçeği, Üstbilişsel Yazma Stratejileri Farkındalık Ölçeği ve öğrencilerin yazdıkları hikâye edici metinler kullanılmıştır. Öğrenci metinleri, Yazma Becerisi Dereceli Puanlama Anahtarı kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde Microsoft Excel ve SPSS 26.0 istatistik programı kullanılmıştır. Çalışma değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı (PPMCC) ile analiz edilmiş, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki yordayıcı etkisini belirlemek için basit doğrusal regresyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışma sonuçları; tutum, öz-yeterlik ve üstbilişsel yazma stratejileri farkındalığı ile öğrencilerin yazma becerisi arasında olumlu bir ilişkinin olduğunu göstermiştir. Ayrıca öz-yeterlik ve tutumun öğrencilerin yazma becerisinin yordayıcıları olduğu; üstbilişsel yazma stratejileri farkındalığının ise anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olmadığı bulunmuştur. Çalışmanın sonuçlarına dayalı olarak araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur.Many studies in the current literature have explored various aspects of writing skill, including factors influencing the writing process, writing skill development, motivation to write, and effective writing methods. This study aims to explore the factors that contribute to writing skill proficiency. Based on the literature review, the factors investigated in this study encompassed writing attitude, writing self-efficacy, and metacognitive awareness of writing strategies. This study adopted a correlational approach to determine the role played by attitude, self-efficacy, and metacognitive strategy awareness in writing skills. The study group of the research comprises 265 7th grade students from Atatürk Secondary School, Mehmet Emin Yurdakul Secondary School, and Nasreddin Hoca Secondary School in the Yenimahalle district of Ankara province. Data collection involved the use of the Attitude Towards Writing Scale, Writing Self-Efficacy Scale, Metacognitive Writing Strategies Awareness Scale, and narrative texts composed by students. Student texts were evaluated using a Writing Skill Rubric. Data analysis was performed using Microsoft Excel, and the statistical software SPSS 26.0. The Pearson Product-Moment Correlation Coefficient (PPMCC) was employed to assess the relationships between study variables, while simple, and multiple linear regression analysis were used to determine the predictive impact of independent variables on the dependent variable. The findings of this study indicate a positive correlation between attitude, self-efficacy, metacognitive writing strategy awareness, and students’ writing skills. Additionally self-efficacy, and attitude were found to be predictors of students’ writing skills, whereas metacognitive writing strategy awareness did not demonstrate a significant predictive effect. Based on the study outcomes, several recommendations have been proposed for researchers
Orman anaokulunda işleyiş: bir durum çalışması
Forest kindergartens are an alternative early childhood education model in which most educational processes occur outdoors. This study examines the practices of forest kindergarten over an academic year in terms of curriculum, educational processes, stakeholder relationships, and assessment dimensions. The research was conducted as an instrumental case study, a qualitative research design, at a forest kindergarten in Hamburg, Germany. Two teachers and six parents participated in the study. Data were collected through interviews, participant observation, documents such as the curriculum used in the forest kindergarten, daily and weekly lesson plans, project outputs, and photographs. The data were analyzed in two stages using the MAXQDA Analytics Pro 2022 software. The study yielded various findings related to the aforementioned dimensions. Firstly, it was found that the curriculum was implemented in forest and open-air settings and included regularly scheduled annual activities. An examination of the educational process revealed that routine activities and projects were emphasized in daily routines and weekly schedules. Secondly, family involvement and collaboration with stakeholders were found to be important components of the forest kindergarten program. Finally, it was concluded that portfolios, annual assessments, and school readiness assessments were used for evaluation in the forest kindergarten.Orman anaokulları, eğitim sürecinin büyük bir bölümünün açık havada gerçekleştirildiği alternatif bir erken çocukluk eğitimi modelidir. Bu araştırmada orman anaokullarında bir eğitim yılındaki işleyişin program, eğitim süreçleri, paydaşların birbirleriyle olan ilişkileri ve değerlendirme boyutları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, bir nitel araştırma deseni olan araçsal durum çalışması olarak Almanya’nın Hamburg eyaletindeki bir orman anaokulunda yürütülmüş ve çalışmaya iki öğretmen ve altı ebeveyn katılmıştır. Veriler görüşme, katılımcı gözlem, orman anaokulunda kullanılan program, günlük planlar, haftalık planlar ve proje çıktıları gibi belgeler ve fotoğraflar yoluyla toplanmış ve elde edilen veriler iki aşamada MAXQDA Analytics Pro 2022 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada bahsedilen boyutlara yönelik çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Öncelikle programın ormanlık ve açık alanda yürütüldüğü ve yıllık düzenli etkinlikler içerdiği belirlenmiştir. Eğitim süreci incelendiğinde günlük ve haftalık eğitim akışına yönelik uygulamalarda rutin etkinliklere ve projelere ağırlık verildiği görülmüştür. Ayrıca aile katılımı ve paydaşlarla işbirliğinin orman anaokulu programının önemli öğeleri olduğu görülmüştür. Son olarak orman anaokulunda değerlendirme için portfolyolar, yıllık değerlendirmeler ve ilkokula hazırbulunuşluk değerlendirmelerinin yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır
Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler ile düşük ve yüksek okuma başarısı gösteren öğrencilerin okuma ve yazma performanslarının incelenmesi
In this study, the reading and writing performance of students with learning disabilities were compared to those of students with low and high reading achievement, and the distribution of achievement levels was examined. The study employed a correlational survey design, one of the quantitative research methods. Participants included 24 third- and fourth-grade students diagnosed with learning disabilities, along with 23 students demonstrating low reading achievement and 24 students demonstrating high reading achievement from the same classrooms as the students with learning disabilities. Measurements were conducted for variables including reading fluency, reading accuracy, reading comprehension, spelling, writing productivity, and content quality. The assessments utilized four tests from the Literacy Assessment Battery (Passage Reading Fluency Test, Passage Comprehension Test, Spelling Test, and Written Expression Test). The analysis revealed significant differences among the groups for all examined variables. Post-hoc test results indicated significant differences among all groups for reading fluency. For other variables, the learning disabilities and low reading achievement groups scored significantly lower than the high reading achievement group. However, no significant differences were found between the learning disabilities and low reading achievement groups. When group differences were analyzed based on z-scores, the gap between the learning disabilities group and the high reading achievement group ranged from 1 to 2 standard deviations across all variables. An analysis of the distribution of achievement levels showed that students in the learning disabilities and low reading achievement groups typically fell within very low and low levels for reading fluency and reading comprehension, while those in the high reading achievement group were mostly at moderate and high levels. For reading accuracy, the learning disabilities and low reading achievement groups were predominantly at the frustration level, whereas the high reading achievement group was at the independent level. Although the distribution patterns for spelling were less distinct than those for reading skills, students in the learning disabilities and low reading achievement groups tended to cluster at low and very low levels for writing productivity and content quality. In contrast, students in the high reading achievement group was predominantly at high levels. The findings were discussed in relation to previous research, and several recommendations were provided for future studies and practice.Bu araştırmada öğrenme güçlüğü olan öğrenciler ile düşük ve yüksek okuma başarısı gösteren öğrencilerin okuma ve yazma performansları karşılaştırılmış ve başarı düzeylerindeki dağılımları incelenmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmaya üçüncü ve dördüncüsü sınıf düzeyindeki öğrenme güçlüğü tanısı olan 24 öğrenci ile bu öğrencilerle aynı sınıfa devam eden 23 düşük okuma başarısı gösteren ve 24 yüksek okuma başarısı gösteren öğrenci dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında okuma hızı, okuma doğruluğu, okuduğunu anlama, dikte, yazılı ifade sözcük üretimi ve yazılı ifade içerik kalitesi değişkenlerine ilişkin ölçümler gerçekleştirilmiştir. Yapılan ölçümlerde Okuma Yazma Değerlendirme Bataryası’nın dört testi (Metin Okuma Testi, Metin Anlama Testi, Dikte Testi ve Metin Yazma Testi) kullanılmıştır. Analizler sonucunda incelenen değişkenlerin tümünde gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Post-Hoc testi sonuçlarına göre, okuma hızı değişkeninde tüm gruplar arasında anlamlı farklılıklar olduğu, diğer değişkenlerde öğrenme güçlüğü ve düşük okuma başarısı gruplarının yüksek okuma başarısı grubundan anlamlı olarak daha düşük puanlar aldıkları, buna karşın öğrenme güçlüğü ve düşük okuma başarısı grupları arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlenmiştir. Gruplar arası farklılıklar z puanlarına göre incelendiğinde ise özellikle öğrenme güçlüğü ile yüksek okuma başarısı grupları arasındaki farkın tüm değişkenlerde 1-2 standart sapma arasında olduğu belirlenmiştir. Başarı düzeylerine göre dağılımlar incelendiğinde okuma hızı ve okuduğunu anlama becerilerinde öğrenme güçlüğü ve düşük okuma başarısı gruplarının genellikle çok düşük ve düşük düzeyde, yüksek okuma başarısı grubunun ise orta ve yüksek düzeyde yer aldığı belirlenmiştir. Okuma doğruluğunda ise öğrenme güçlüğü ve düşük okuma başarısı gruplarının daha çok endişe düzeyinde, yüksek okuma başarısı grubunun ise bağımsız düzeyde olduğu gözlenmiştir. Diktede ise dağılımlar okuma becerilerindeki kadar belirgin olmasa da yazılı ifade sözcük üretimi ve yazılı ifade içerik kalitesinde öğrenme güçlüğü ve düşük okuma başarısı gruplarının düşük ve çok düşük düzeyde, yüksek okuma başarısı grubunun ise yüksek düzeyde yoğunlaştığı görülmüştür. Sonuçlar daha önce yapılan araştırmalar çerçevesinde tartışılmış, ileriki araştırmalara ve uygulamalara yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur