Anadolu University

Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
Not a member yet
    27316 research outputs found

    Pandemi dönemindeki uzaktan eğitim uygulamalarının engelli öğrencilerin akademik başarısına etkisi: Bir vakıf üniversitesi örneği

    Get PDF
    2019 yılının son aylarında ortaya çıkan ve sonrasında COVID-19 olarak isimlendirilen virüs ile başlayan pandemi tüm dünyadaki normal yaşam koşullarını olumsuz etkiledi. Dünya Sağlık Örgütü’nün 11 Mart 2020 tarihi itibariyle yaşanan durumu pandemi ilan etmesiyle yüz yüze eğitim yapan tüm eğitim kurumları uzaktan eğitime geçmek zorunda kaldılar. Türkiye’de bu geçiş dönemi daha sonra Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından Acil Uzaktan Öğretim (AUÖ) olarak tanımlandı. Yükseköğretim kurumlarının çoğunun uzaktan eğitim faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürmek için gerekli hazırlığının olmadığı bir dönemde başlayan pandemi, tüm bu kurumların ivedi bir şekilde uzaktan eğitime uyum sağlamasını gerektirdi. Uzaktan eğitim veren programları olmayan üniversiteler için kısa zamanda aşılması gereken birçok sorun ile karşılaşıldı. Çalışmada öncelikle pandemi döneminde AUÖ kapsamında eğitim veren bir vakıf üniversitesinde, diğer öğrencilere göre süreçten daha olumsuz etkilenme potansiyelleri bulunan engelli öğrencilerin uzaktan eğitim sistemlerine ulaşmada ve kullanmada hangi sorunları yaşadıkları ve bunlara ilgili birimlerce getirilen çözüm önerileri listelenmiştir. Esas amaç doğrultusunda ise engelli öğrencilerin akademik başarılarının AUÖ’den nasıl etkilendiği analiz edilmiştir ve sonuçlar ile öneriler de paylaşılmıştır. Bu analizler için, bir vakıf üniversitesindeki tüm engelli öğrencilerin AUÖ öncesi ve sonrasındaki akademik başarı verileri öğrenci bilgi sisteminden alınarak karşılaştırılmış ve aralarında anlamlı bir fark olup olmadığı değerlendirilmiştir. Çalışma, ilgili vakıf üniversitesinin uzaktan eğitim merkezi müdürlüğü ve engelli birimi çalışanları tarafından gerçekleştirilmiştir

    Y kuşağı üyelerinin siber zorbalık, siber mağduriyet ve farkındalıkları üzerine bir araştırma

    Get PDF
    Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’de bulunan y kuşağı üyesi bireylerin siber zorbalık, siber mağduriyet ve siber zorbalık farkındalığına ilişkin algılarını ortaya koymaktır. Aynı zamanda, farklı demografik faktörlere bağlı olarak bireylerin siber zorbalık ve siber mağduriyet konularındaki farkındalıkları arasındaki farklılaşmayı anlamak hedeflenmektedir. Bu demografik faktörler arasında cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum, günlük internet kullanım süresi, internet kullanımının amacı, sosyal medya alışkanlıkları, aile yapısı ve eğitim düzeyi bulunmaktadır. Araştırmada 244 katılımcıya “Kişisel Bilgi Formu”, “Revize Edilmiş Siber Zorbalık Envanteri”, “Siber Mağduriyet Envanteri” ve “Siber Zorbalığa İlişkin Duyarlılık Ölçeği” anketleri yöneltilmiştir. Araştırma bulguları IBM SPSS Statistics 27 programı kullanılarak incelenmiş ve bulgular yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlar, siber zorbalık farkındalığı ve siber zorbalığa maruz kalma arasında pozitif ve düşük düzeyde bir korelasyon, siber zorbalık yapma ve siber zorbalığa maruz kalma arasında ise pozitif ve orta düzeyde bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Katılımcıların siber zorbalık davranışları, cinsiyet, yaş ve baba eğitim seviyesi faktörlerine bağlı olarak değişkenlik gösterirken sanal zorbalığa maruz kalma durumları ise yaş, anne eğitim seviyesi, baba eğitim seviyesi ve sahip olunan sosyal ağ sayısı gibi faktörlere göre çeşitlilik arz etmektedir. Bunun yanı sıra, sanal zorbalık farkındalığı ise sadece anne eğitim seviyesine bağlı olarak farklılaşmaktadır

    Interior design codes of coffee shops as the third place during the Covid 19 pandemic: Z-generation and distance concept

    Get PDF
    The studies conducted on the changes encountered during the pandemic are frequently concerned with the modification of the residence and the workplace. Although these studies are sufficient to reveal the needs of private areas and workplaces during the pandemic, there are not enough studies on the position of coffee shops as the 3rd place in the pandemic process. third wave coffee shops have the potential to demonstrate technology-driven changes in the utilization of space during the socialization and work experiences of Generation Z in the pandemic process. third wave coffee shops reveal the evolution of the concept of distance and interior design codes during the pandemic process. In this study carrying out a mixed method design, a questionnaire, space syntax method, and semi-structured discussions were used. The purpose of this study is to analyze the evolution of Generation Z’s perception of distance, spatial expectations, and new interior design codes. The key findings indicate that Generation Z users utilize third wave coffee shops primarily for work and socialization and reconsider the concepts of virtual and physical distance with the pandemic. Another promising finding is that Generation Z users point out that third wave coffee shops should change in tandem with how the pandemic has evolved, and they have visions for the necessity. In this way, the study contributes to the design of spaces that meet the expectations of users of Generation Z in light of their evolving perception of distance

    The impact of social media influencers on destination preferences: A cross-generation comparison

    Get PDF
    Social media has gradually transformed into a tool for tourism marketing because of its widespread use and its sales-oriented reflections on purchasing decisions. Hence, almost all tourism businesses and destination management organizations (DMOs) have initiated to attract potential tourists via social media or social media influencers (SMIs). Though more and more publications have emerged to draw attention to the significance of SMI on purchase decisions, the number of research focusing on SMIs effect on destination choice still needs to be furthered. From this point of view, this study aims to evaluate how social media influencers affect travellers’ preference for destinations across generations. The data was gathered from 137 followers who follow social media influencers and are over 18. In the study, percentage, frequency, mean, and standard deviation values were employed in the descriptive data analysis, while correlation analysis was used in the relationship measurement tests, and regression analysis was conducted in the hypothesis tests. As a result, it has been inferred that the perception levels of participants towards social media influencers vary across generations and that social media influencers are an essential determinant for destination preference. It has also been concluded that the effect of social media influencers on destination preference differs in the context of X, Y, and Z generations. Thus, this study makes considerably advances the literature by revealing the importance of generation-based social media marketing and emphasizing how SMIs could impact destination preferences

    Açık ve uzaktan öğrenmede çok aşamalı ölçmenin etkililiğinin incelenmesi : bir simülasyon çalışması

    Get PDF
    Ölçme ve değerlendirmenin özünde bireyin zihninde gizil (örtük) durumda bulunan bilgi birikimini en az hata ile gerçeğe en yakın doğrulukta kestirebilmek yatmaktadır. Geçmişten günümüze bu konu ile ilgili pek çok yöntem uygulanmış olmakla birlikte en yaygın kullanılan ölçme aracı sınavla ölçme ve değerlendirme yöntemidir. Bu sınavların özellikle geniş kitlelere uygulanma biçimi çoktan seçmeli testler şeklindedir. Araştırma kapsamında MST örüntüsü test üretme yönteminin açıköğretim sınavlarına uygulanması durumunda elde edilen olası sonuçların simülatif bir ortamda farklı yöntem ve tekniklerle incelenerek Açık ve Uzaktan Öğrenme (AUÖ) sistemi için optimum algoritmanın keşfedilmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde simülasyona dayalı olarak üretilen verilerin KTK, IRT ve MST (MST-R ve MST-S) yöntemlerinin her biri için ayrı ayrı standart hata değerleri, korelasyon katsayısı, AIC değerleri ve farklı kuramlara göre puan sıralaması farkları bağlamında analizleri gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre KTK verilerle en az uyumlu yöntem olarak tespit edilirken IRT 3PL yöntemi en az standart hata değerine sahip optimum yöntem olarak tespit edilmiştir. MST test sunum yöntemi ise KTK’dan önemli oranlarda uzaklaşırken IRT 3PL yöntemine oldukça yakın sonuçlar vermektedir. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgular, MST yönteminin açık ve uzaktan öğrenme sistemleri dahil olmak üzere geniş kitlelere çoktan seçmeli testler ile sınav uygulayan herhangi bir sistemin ölçüm kesinliğini artırabileceğini göstermektedir

    The role of polysemy in the relationship between mind and language: on what cognitive semantics teaches

    Get PDF
    Doğal dillerde sözlüksel muğlaklığın iki türü bulunmaktadır. Birincisi, farklı anlamların birbirleriyle ilişkili olmadığı eşadlılık durumu, ikincisi ise farklı anlamların ilişkili olduğu çok anlamlılık durumudur. Kelimelerin farklı anlamları arasındaki ilişkiler anlam kavramına nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda belirleyici bir rol oynamaktadır. Doğal dillerdeki çok anlamlılık olgusu biçimsel ve bilişsel anlambilim geleneklerinin arasındaki karşıtlıkta önemli bir rol oynamaktadır. Biçimsel anlambilim, mantık ve bilgisayar biliminin de yardımıyla, anlamı öznel deneyimlerden olabildiğince ayırarak modellerken, bilişsel anlambilim ise dilsel anlamın deneyimlerimizle bir bütün oluşturduğunu iddia etmektedir. Bilişsel anlambilim dilsel ifadeleri anlamlandırma sürecinin arkasındaki mekanizmayı, diğer bir ifadeyle, yaşam formunun dilsel anlama katkısını ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Dilsel anlam, biçimsel bir şekilde, deneyimlerimizden, kavramsal derinliklerimizden, bilişsel süreçlerimizin bütününden bağımsız olarak incelenebilir mi? Bilişsel anlambilimciler bu soruya çok anlamlılık üzerinden cevap vermektedirler: Bilişsel anlambilimcilere göre, çok anlamlılık, deneyimlerimiz ile dilsel anlam arasında bulunan güçlü ilişkilerin bir yansımasıdır. Dolayısıyla, dilsel anlamın insan deneyimlerinden bağımsız incelenemeyeceğini iddia etmektedirler. Bu çalışmada bilişsel anlambilimin iddiaları çok anlamlılık üzerinden ele alınmaktadır.There are two kinds of lexical ambiguity in natural languages. The first one is homonymy, where different meanings are not related to each other. The second one is polysemy, where different meanings are related. The relationships between the different meanings of words play a decisive role in how we should approach the concept of meaning. Polysemy in natural languages has an important place in the controversy between cognitive and formal traditions. Formal semantics, with the help of logic and computer science, tries to model meaning by isolating it from subjective human experiences. Cognitive semantics, on the other hand, claims that human experience plays a crucial role in linguistic meaning. Cognitive semantics aims to reveal the mechanism behind the way we understand linguistic expressions. Can linguistic meaning be studied formally, independent of our experiences, conceptual depths, and cognitive processes as a whole? Cognitive semantics, answer this question in terms of polysemy. According to cognitive semantics, polysemy reflects the strong relationship between our experiences and linguistic meaning. Therefore, they argue that linguistic meaning cannot be studied in isolation. In this study, cognitive semantics’ criticism of formal semantics is discussed through polysemy

    E-ticaret yönetiminde kullanılan dağıtım araçlarının bütünleşik CRİTİC ve EDAS yöntemi ile seçilmesi

    Get PDF
    E-ticaret hacmi son yıllarda ciddi artış göstermiştir. Müşterilerin e-ticaret platformları üzerinden aldığı ürünlerin ulaştırılması işletmeler için kritik süreçlerden biridir. Bu sürecin önemli bileşenlerinden biri de kent içi dağıtımda kullanılan araçlardır. Çalışmanın amacı, çok kriterli karar verme yöntemleri ile işletmeler için kent içi dağıtım aracı seçiminin analiz edilmesidir. Bu bağlamda kent içi dağıtımda yaygın olarak kullanılan dokuz scooter model çalışmaya dahil edilmiştir. Alternatif modellerin değerlendirilmesinde sekiz objektif kriter kullanılmıştır. Kullanılan kriterlere ait ağırlıklar CRITIC yöntemi ile belirlenmiştir. Alternatifler arasında sıralama ise EDAS yöntemi ile yapılmıştır. Analizler sonucu en yüksek öneme sahip kriterin servis ücreti olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya dokuz model katılmış ve alternatifler arasında A4 modeli ilk sırayı almıştır

    Türkiye'de medya popülizmi : Birgün ve Yeni Akit Gazeteleri üzerine söylem tarihsel çözümleme

    Get PDF
    Bu çalışmada, medya popülizmi kavramı üzerinden popülizmin haber söyleminde nasıl üretildiğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmada, medya popülizmi; medya kaynaklı popülizm ve medya aracılı popülizm olmak üzere iki boyutlu bir yaklaşım ile açıklanmıştır. Bu çerçevede öncelikle Türkiye'de medya popülizmi olgusundan söz edilip edilemeyeceği üzerinde durulmuştur. Araştırma için 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri sürecinde yayımlanan 31 gazeteden veri toplanmıştır. Toplanan veriler Jager ve Walgrave (2007)'in "dar popülizm" yaklaşımından yararlanılarak incelenmiştir. Medya popülizminin iki boyutlu yaklaşımı ile yapılan incelemede, Türkiye'de ulusal gazetelerin seçim sürecinde medya popülizminin her iki boyutu üzerinden de haber üretimi yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Haber söyleminde popülizmin nasıl üretildiğini ortaya koymak için karşıt görüşleri yansıtacakları, sağ ve sol popülizm açısından örnek oluşturabilecekleri ön kabulü ile Birgün ve Yeni Akit'te yayımlanan haberler ve köşe yazıları seçilmiştir. İki gazeteden elde edilen veriler Eleştirel Söylem Çözümlemesinin bir türü olan Söylem Tarihsel Yaklaşım çerçevesinde çözümlenmiştir. Çözümleme sonucunda her iki gazetede de ikili karşıtlıklara dayanan kutuplaşmış temsiller saptanmıştır. "Biz ve onlar" kutuplaşma şeması üzerinden olumlu özellik yükleme, olumsuz özellik yükleme, yüceltme, dışlama, vurgulama, gizleme, meşrulaştırma gibi stratejilerle "gerçek halk" ve diğerlerinin inşa edildiği belirlenmiştir. Her iki gazetenin de iç ve dış grupların söylemsel inşasında adlandırma, yüklemleme, argümanlaştırma, perspektif kazandırma ve pekiştirme/yumuşatma stratejilerinden faydalandıkları görülmüştür. Her iki gazetenin de haber söyleminde popülizmin ayrıştırıcı unsurlarını kullandıkları saptanmıştır

    Implementation of flipped model in EFL reading classrooms

    Get PDF
    Among many technology-enhanced teaching strategies, flipped classroom is one that gained popularity in recent years. This approach supports a more student-centered and communicative learning environment in English as a Foreign Language (EFL) classrooms. Although this approach is getting popular in the field, little research has examined the incorporation of flipped classroom approach in EFL classrooms. To address this gap, this study presented some tools to provide teachers an idea of how to flip a language classroom and make the learning process more active and communicative. Also, flipped classroom was examined through the eyes of EFL students. The data were collected through a learning experience questionnaire, focus group interviews and teacher observations. Descriptive statistics was used to demonstrate the mean scores of the questionnaire items. Content analysis was utilized for the interview data. The results revealed that EFL students had positive attitudes towards flipped classroom. Additionally, online assignments and discussion tasks were found to be useful for the implementation of flipped classroom in EFL reading classroom courses

    Joseph Beuys’un çalışmalarında kendilik pratikleri ve özneleşme süreci

    Get PDF
    1960’lı yıllarda avangart hareket olarak ortaya çıkan, Fluxus’un içinde yer almış Alman asıllı Joseph Beuys’un, sanat yaşantısı birçok açıdan değerlendirilmiştir. Çalışmalarında dilsel arketipleri ve okültizmi kullanan sanatçıyı, mitleştirip mesih konumuna getirenler kadar; piyasaya angaje olduğunu düşünüp eleştirenler de olmuştur. Bu makalede Beuys’un çalışmaları, kendisinin üretmiş olduğu Genişletilmiş Sanat ve Sosyal Heykel kavramlarının yanında Michel Foucault’ un aynı dönemlerde özne ve iktidar ilişkisini etik üzerinden ele aldığı “kendilik pratikleri” kavramı ile ilişkilendirilmektedir. İnsanın kendi içinde eylemle birlikte dönüşmesini amaçlayan bu kavramlar, kendisine, başkalarına ve dünyaya karşı yeni bir tutum oluşturmayı; etik bir alan açmayı hedeflemektedir. Çalışmada hayatını ve bedenini sanatının hem öznesi hem de nesnesi haline getiren sanatçının performanslarına odaklanılarak eylemin temelinde yer alan özne konusu tartışılmıştır. Beuys’un şaman ritüellerinden siyasete kadar uzanan sanat pratiklerinde kullandığı sembollerin ve dışavurumcu tavırla özneleşme sürecinin çağdaş sanattaki etkisine değinilmiştir. Bu durumun günümüz sanatında ortaya konan politik eylemlerin toplumsal muhalefet bağlamında nasıl bir direnç oluşturduğunun anlaşılması hedeflenmektedir

    14,147

    full texts

    27,316

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇