Anadolu University

Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
Not a member yet
    27316 research outputs found

    The determination of the sense of community levels of university students in online distance education environments in terms of different variables

    Get PDF
    Online education has been implemented in Turkiye as well as in many countries of the world in recent years and is becoming more widespread day by day. Being able to take place anytime and anywhere, eliminating the limitations of time and space, and providing lifelong learning can be described as the most basic factors in the spread of online education. In addition, due to the rapid increase in the number of learners who have to take online education due to the Covid-19 global epidemic, which has affected the whole world recently, it has become an important issue for learners to acquire knowledge and skills in online distance learning environments. Also, it is necessary to determine the level of developing a sense of community in order to ensure the learners' self-expression in the relevant environments, their active participation and the continuity of the learning action. In this study, it was aimed to determine the level of sense of community of learners studying at Turkish-German University in the 2021-2022 academic year in online distance education environments in terms of different variables like gender, level of education, and their ability to use computer programs and applications.The research was carried out in the cross-sectional scanning model. The obtained data are analyzed with the help of SPSS package program. The findings are evaluated at the 95% confidence interval and at the 5% significance level. Sub-factor averages, factor correlations are examined and diagnostic statistics related to the study group are included. In addition, t-test is used for variables with two sublevels and one-way Anova is used for variables with more than two sublevels. If there is a difference in the Anova test, Post-Hoc tests are used to determine the pairwise differences. As a result, in order to make education more efficient in online learning environments, it is concluded that in order to strengthen the sense of community, learners can be given tasks that they can discuss and negotiate, learners can be made to work in groups in related environments, etc. In adddition, considering the stress, anxiety and uncertainty that learners and educators face with the global epidemic, it is thought that social presence should take priority for learning to take place. It is recommended that the study be developed by applying it to larger regions and samples

    Sanal deneyimsel pazarlamanın marka sadakati ve tekrar satın alma niyeti ile ilişkisi

    Get PDF
    İşletmelerin sadece ürün ve hizmetlerle farklılık yaratarak rekabet avantajı elde etmesi ve müşterilerin satın alma kararlarını etkilemesi eskisi kadar kolay değildir. Bu nedenle işletmeler, tüketicilere yaratıcı ve özgün deneyimler yaşatarak kendilerini rakiplerinden farklılaştırmaya çalışmaktadırlar. Bireylerin sanal ortamlarda daha fazla zaman geçirmeye başlaması ve satın alma işlemlerinin bu mecralardan gerçekleşmesi, sanal deneyimlerin hayatımıza girmesine neden olmuştur. Tüketicilerin yaşadığı sanal deneyimler hem markalara karşı olan tutumlarına hem de satın alma kararlarına etki edebilmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı sanal deneyimsel pazarlama boyutları, marka sadakati ve tüketicilerin tekrar satın alma niyetleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Son bir yıl içerisinde Trendyol’dan alışveriş yapmış tüketiciler araştırma kapsamına dahil edilmiş ve anket yöntemiyle toplanan veriler yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda duyusal, duygusal, davranışsal, düşünsel ve ilişkisel deneyim boyutları ile marka sadakati arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişkiler olduğu belirlenmiştir. İlişkisel deneyim boyutu hariç diğer dört deneyim boyutu ile tüketicilerin tekrar satın alma niyetleri arasında da anlamlı ve pozitif ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    Serbest ticaretin erdemi: Barış

    Get PDF
    Manchester Okulu siyasal ve toplumsal yönden ilerleme hedefinde, bireylerin maddi beklentilerini iyileştirebilecek ekonomik görüşler geliştirirken, uluslararası ticaretin barışa olan katkılarına odaklanmıştır. Ticaret ve ekonomi büyüdükçe insanlar birbirine bağlanacak, siyasal yöntemler ve diplomasi gelişecektir. Siyasi çözümlerin gelişmesini engelleyen milletlerin kendini yüceltmesi, şovenizm ve milliyetçilik duyguları daha ılımlı bir tutuma dönüşebilecektir. Makalenin amacı, devletlerin siyasal ve ekonomik ulusal güç elde edebilmek ve kendi ulusal/iç politikalarındaki sorunları gizleyebilmek adına uluslararası politikaya nasıl yön verdiklerini ele alan Manchester Okulu ve Richard Cobden’in dünya barışının gerçekleştirilebilirliğine yönelik görüşleri ve çözüm önerilerini değerlendirmektir. Manchester Okulu kendi iç politikalarının dayandığı temeller olan merkantilizmin, korumacılığın ve aristokrat sınıfın gücünün savaşlarla pekiştirildiğini iddia eder. Çözüm önerileri serbest ticaretin geliştirilmesi, milletler arası iş birliğinin geliştirilmesi, korumacılığın kaldırılması, tahkimdir

    Sayıştay yargılama usul hukuku

    Get PDF
    Bütçe Hakkının kabul edilmesi ile beraber parlamentolar, vergilerin toplanması ve harcanması konusunda söz sahibi olmuşlardır. Bu süreçleri yönetmek teknik bir mesele olduğu için, parlamentoların adına bu hakkın nasıl kullanıldığını denetlemek için Sayıştaylar kurulmuştur. Türk Sayıştay’ının kuruluşu resmi olarak 1862 yılı olarak kabul edilse de kökleri çok daha eskiye dayanmaktadır. Sayıştay’ın denetçileri tarafından yapılan denetim sonucunda, kamu zararına ilişkin hususlarda yargılamaya esas rapor düzenlenerek Sayıştay daireleri ve Temyiz Kurulu tarafından bu raporlar esas alınarak yargılama yapılmaktadır. Her ne kadar Sayıştay köklü bir kurum olsa da, yargılama sürecinde 6085 sayılı Sayıştay Kanununun yargılama usulü açısından yetersiz kalması ve hüküm bulunmayan bazı hallerde uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ihtiyaca cevap verememesi dolayısıyla Sayıştay’ın yargılama usulüne ilişkin müstakil bir kanun çıkarılması ihtiyacı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın ilk bölümde Sayıştay’ın tarihsel gelişimi ele alınmış, ikinci bölümde Sayıştay’ın yargılama işlevi, yargı ve karar organları ile sorumluluk ve sorumluluk halleri konuları değerlendirilmiş, üçüncü bölümde usul hukuku ve usul hukukuna egemen olan temel ilkeler farklı usul hukuku dalları açısından değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ayrıca Sayıştay Kanunu usul hukuku açısından değerlendirilmiş, Sayıştay yargılama usul hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu açısından ele alınmış ve yaşanan ve yaşanması muhtemel problemler ortaya konularak bunlara çözüm bulunmaya çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise Sayıştay yargılamasını daha etkin bir şekle getirmek için yapılacak değişikliklerin neler olduğu ortaya konulmuştur

    Adil toplumda şans -birey seçimlerinin sosyolojisi ve eşitlikçi sosyal politikalar için bir temellendirme

    Get PDF
    To what extent can individuals be kept responsible for the disadvantages they experience? This is undoubtedly one of the most fundamental questions that have led to a historical cleavage between egalitarian perspectives that underline roles of structural inequalities leading to disadvantages and anti-egalitarian/libertarian perspectives that tend to keep individuals themselves responsible for their own living conditions. Taking a mediating position between these perspectives, a relatively new normative framework, viz. luck egalitarianism, has recently provided an analytical answer to this question. Building upon an authentic conceptual framework in which two distinct forms of luck are defined, it claims that individuals cannot be kept responsible for their disadvantaged conditions so long as these conditions have appeared as consequences of factors that are beyond their own control, such as luck, which inescapably brings forth a normative idea that individuals should take responsibility of disadvantages that are consequences of their own choices/decisions. This paper discusses that evaluative aspects of individuals’ choices/decisions within the given configuration of luck egalitarianism’s analytical framework are excessively ambiguous, which can easily lead it to turn into a perspective morally justifying quite a number of disadvantages. Drawing on various hypothetical cases and empirical findings, it suggests that luck egalitarianism should recognize sociological formation of individuals’ choices/decisions in modern stratified societies to overcome such jeopardy. Following this, it addresses two positive implications of such recognition as (1) saving luck egalitarianism from being a means of right-wing exclusionary political positions and (2) opening up a space to incorporate egalitarian social policies.Dezavantajlı bireyler deneyimledikleri dezavantajlardan ne derece sorumlu tutulabilir? Kuşkusuz bu soru, yapısal eşitsizliklerin dezavantajın oluşumunda oynadığı rollere vurgu yapan eşitlikçi bakış açıları ile bireyleri kendi yaşam koşullarından sorumlu tutan eşitlikçi olmayan/liberteryen bakış açıları arasındaki tarihsel kırılmaya yol açan en temel sorulardan biridir. Bu iki bakış açısı arasında uzlaştırıcı bir pozisyon olarak görece yeni ortaya çıkmış olan şans eşitlikçiliği yaklaşımı ise bu soruya analitik bir cevap sunmaktadır. İki farklı şans tanımının yer aldığı özgün bir kavramsalçerçeve üzerine kurulu olan şans eşitlikçiliği, bireylerin kendi kontrolleri dışında gelişen şans gibi etmenlerin sonucunda ortaya çıkan dezavantajlardan sorumlu tutulamayacağını belirtmektedir. Bu bakış açısı, kaçınılmaz olarak, bireylerin kendi seçimlerinin/kararlarının sonucu olarak ortaya çıkan dezavantajların sorumluluğunu üstlenmeleri gerektiği yönündeki normatif fikri de beraberinde getirmektedir. Bu çalışma, şans eşitlikçiliği yaklaşımının analitik çerçevesinin verili yapısı içinde, birey seçimlerine/kararlarına ilişkin değerlendirme unsurlarının oldukça muğlak olduğunu ve bunun da şans eşitlikçiliğinin birçok dezavantajı meşrulaştıran bir bakış açısına dönüşmesine sebep olabileceğini tartışmaktadır. Çeşitli hipotetik örnekler ve kimi görgül verilere dayanarak, şans eşitlikçiliğinin söz konusu riski, katmanlaşmış çağdaş toplumlarda birey seçimlerinin/kararlarının sosyolojik olarak kurulduğunu kabul ederek aşabileceğini işaret etmektedir. Bunu takiben, böylesi bir kabulün şans eşitlikçiliğinin (1) dışlayıcı sağ siyasal pozisyonlarca araçsallaştırılmasına engel olmak ve (2) eşitlikçi sosyal politikalarla işbirliği kurmasına olanak sağlayan bir alan açması gibi iki olumlu sonucu beraberinde getireceği ifade edilmektedir

    İlkokul öğrencileriyle hikâye kitabı hazırlamanın hikâye edici metin yazma becerisine etkisi

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı; ilkokul öğrencilerinin hikâye kitabı hazırlamasının hikâye edici metin yazma becerisinin gelişimine etkisini araştırmaktır. Çalışma, deneysel modellerden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak tasarlanmış ve çalışmanın bağımsız değişkeni hikâye kitabı hazırlamak, bağımlı değişkeni ise hikâye edici metin yazma becerisi olarak belirlenmiştir. Çalışmanın katılımcıları 33’ü deney grubu 33’ü kontrol grubu olmak üzere toplam 66 ilkokul 3. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Uygulama sürecinde deney grubuna 6 haftalık süre içinde her hafta bir hikâye kitabı olmak üzere toplam 6 adet hikâye kitabı hazırlama çalışması yapılmıştır. Öğrenciler, kendi belirledikleri bir konuda birer hikâye yazmış, daha sonra hikâyelerini uygun görsellerle destekleyerek kendi tasarladıkları hikâye kitaplarını oluşturmuştur. Kontrol grubunda ise bu süreçte her hafta birer hikâye edici metin yazdırılmıştır. Ön test-son test verilerinin toplanması amacıyla deney ve kontrol grubundaki öğrencilere uygulamanın başında ve sonunda hikâye haritası yöntemiyle birer hikâye edici metin yazdırılmıştır. Ön test ve son test puanları Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi için t-testi kullanılmıştır. 6 haftalık uygulamanın sonunda ulaşılan bulgulara göre deney grubu öğrencilerinin hikâye edici metin yazma puanları ile kontrol grubu öğrencilerinin hikâye edici metin yazma puanları arasında son testte deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre ilkokul öğrencilerinin hikâye kitabı hazırlamasının hikâye edici metin yazma becerisi üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    Özel yetenekli öğrencilerin hesaplamalı düşünme beceri düzeyi algıları ile yaratıcılık düzeyi algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Get PDF
    Dünya genelinde birçok girişim platformuna ve eğitimciye göre yaratıcılık ve hesaplamalı düşünme geleceğin insan gücü ve günümüzün öğrencileri için oldukça önemli beceriler arasında yer almaktadır. Bu iki önemli beceri günümüzde öğretim programlarına da dâhil edilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada özel yetenekli öğrencilerin yaratıcılık ve hesaplamalı düşünme beceri düzeyi algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve yaratıcılık düzeyi algısının hesaplamalı düşünme beceri algısını yordama düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda ilişkisel tarama modeli araştırma modeli olarak belirlenmiştir. Örneklemin seçilmesinde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden biri olan uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bilim ve Sanat Merkezine (BİLSEM) devam eden ortaokul düzeyinde 92 özel yetenekli öğrenci örneklemi oluşturmuştur. Özel yetenekli öğrencilerin hesaplamalı düşünme beceri düzeyi algısının belirlenmesi amacıyla “Bilgisayarca Düşünme Beceri Düzeyleri Ölçeği” ve kendilerine yönelik yaratıcılık algılarını belirlemek amacıyla “Ne Kadar Yaratıcısınız? Ölçeği” kullanılmıştır. Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi verilerin analizinde kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre yaratıcılık ve hesaplamalı düşünme algısı arasında pozitif, düşük düzeyde ve anlamlı ilişki belirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer bulgusu ise özel yetenekli öğrencilerin yaratıcılık düzeyi algısı, hesaplamalı düşünme düzeyi algısının anlamlı bir yordayıcısı olduğudur. Araştırma bulguları alan yazındaki yaratıcılık ve hesaplamalı düşünme arasındaki ilişkiyi destekler niteliktedir. Sonuç olarak özel yetenekli öğrencilerin yaratıcılık eğitimlerinin desteklenmesinin hesaplamalı düşünme becerilerinin gelişimine katkı sunacağı önerilebilir. Konuya ilişkin ileride gerçekleştirilecek farklı araştırmalar ile gerçekleştirilen çalışmanın sonuçları karşılaştırmalı olarak değerlendirilebilir

    Covid-19 pandemisinin eğitim mekânı kullanımına etkileri: KTÜ Mimarlık Fakültesi binası örneği

    Get PDF
    Covid-19 salgını her şeyi etkilediği gibi insanın mekânla olan ilişkisini de etkilemiştir. Yeni normalde kalabalık mekân kullanımlarını azaltmak amacıyla bazı geçici önlemler alınmıştır. Ancak bu salgının etkileri ve yeni salgınlarla yaşama ihtimalinin korkusu uzun yıllar devam edecektir. Bu noktada, atölye ve grup çalışmaları nedeniyle yakın temas halinde olmayı gerektiren bölümlerde öğrencilerin eğitim aldıkları mekânlar için kapsamlı ve kalıcı çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; tasarım ağırlıklı bölümlerde pandemi öncesi süreci de göz önünde bulundurarak pandemiye bağlı değişen mekânsal ihtiyaçları ortaya koymaktır. Bu süreçte öğrencilerin en sık kullandığı atölye ve geçiş mekânlarının kullanıcı deneyimine bağlı olarak mekân kullanımı açısından değerlendirilmesi ve eğitime yardımcı mekânların pandemi sürecindeki işlevsel değişiminin tespiti çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Nitel araştırma deseninde tasarlanan çalışmada odak grup görüşmesi ile elde edilen veriler betimsel yolla analiz edilmiştir. Görüşmeler KTÜ Mimarlık ve İç Mimarlık Bölümü öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda pandemiye bağlı olarak mekân kullanım sürelerinin azaldığı, mekân kullanım amaçlarının değiştiği, akran öğrenmesinin bu süreçten olumsuz etkilendiği ve pandemi öncesi süreçte var olan fiziksel problemlerin pandemi sonrasında daha da görünürlük kazandığı tespit edilmiştir

    Öğrenme analitiği sürecine yönelik modellere genel bir bakış: Kavramsal bir çerçeve önerisi

    Get PDF
    Günümüz teknolojileriyle birlikte öğrencilerin öğrenme süreçlerine ilişkin çok yönlü ve detaylı dijital verilerin toplanması olanaklı hale gelmiştir. Her ne kadar bu verilerin büyük çoğunluğunu çevrimiçi öğrenme ortamlarından elde edilen log veriler oluştursa da görüntü, ses veya sensör verileri gibi çok çeşitli veriler de bu bağlamda toplanmaktadır. Bu tür verilerin toplanmasının, saklanmasının ve analiz edilmesinin kolaylaşması ile birlikte eğitim araştırmalarında cevap aranan araştırma sorularında, kullanılan veri kaynaklarında, analiz yöntemlerinde bir paradigma değişimi yaşandığı gözlenmektedir. Bu değişimle birlikte veri kaynağı olarak büyük oranda öğrencilerin öz bildirimine dayalı olan çalışmalar yerini farklı kaynaklardan toplanan dijital verilerin kullanıldığı çalışmalara bırakmaktadır. Veri analizi noktasında da veri madenciliği, yapay zekâ, doğal dil işleme gibi farklı disiplinlerden yöntemler işe koşulmaktadır. Bu tür çalışmalar alanyazında öğrenme analitiği çatı kavramı altında toplanmaktadır. Öğrenme analitiği alanındaki çalışmalar için yol gösterici olacak birçok referans ve süreç modeli alanyazında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, alanyazında kabul gören farklı modelleri incelemek ve bu modellerde yer alan bileşenler doğrultusunda araştırmacıların kullanımına yönelik kavramsal bir çerçeve önerisinde bulunmaktır

    Assessment of synchronous online architecture education from students’ perspective

    Get PDF
    This research aims to identify and investigate different dimensions and underlying factors influencing the successful implementation of e-Learning, from participants’ viewpoint, i.e. architecture students. To examine the constituents of an effective e-Learning experience in education, evaluation themes were formulated as overall substitutability level, cognitive performance, social interaction and engagement, student comprehension and comfort, personal preference, and learners’ satisfaction. Through literature survey and review of mostly referred factors affecting e-Learning efficiency, four dimensions were designated for further elaboration in this study: (i) course characteristics, (ii) participant characteristics, (iii) e-Learning environment, and (iv) prior acquaintance, with each category including several sub-measures. Survey method was employed and a questionnaire was administered to 122 architecture students at both undergraduate and graduate levels to investigate participant perspectives in reference to particular synchronous lectures delivered online. Out of ten potential influencing factors hypothesized, seven were verified to be critical determinants of e-Learning effectiveness in architectural education

    14,147

    full texts

    27,316

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇