27316 research outputs found
Sort by
Med-Arb yönteminin getirdiği olumsuzluklar ve gizlilik sorununa yönelik bazı Med-Arb modelleri
Küreselleşmenin gelişimiyle artan ilişkiler neticesinde ortaya farklı uyuşmazlıklar çıkar. Bu uyuşmazlıkların çözümü için de farklı uyuşmazlık çözüm yöntemleri geliştirilir. Bu amaçla geliştirilmiş bir yöntem de Med-Arb yöntemidir. Bu yöntemde arabuluculuk ve tahkim usûlleri karma hâle getirilerek her iki yöntemin de iyi yanları kullanılmak istenir. Med-Arb yönteminde uyuşmazlığın çözümü için öncelikle bir arabuluculuk süreci geçirilir. Uyuşmazlığın çözülememesi durumunda bir tahkim yargılaması gündeme gelir. Sürecin hızlı ve ekonomik olması açısından Med-Arb yönteminde ağırlıklı olarak arabulucu ve hakem aynı kişi olarak seçilir. Ancak bu durumda arabuluculuk aşamasında ortaya çıkartılan ancak tahkim yargılamasında kullanılması istenmeyen bilgiler bakımından bir gizlilik sorunu ortaya çıkar. Nitekim hakemin bilgisi dahilinde olan hususları dikkate almadan karar verebilmesi zordur. Med-Arb yöntemindeki bu gizlilik sorununun çözülebilmesi için doktrinde farklı usûller önerilmektedir. Bu usûller farklı Med-Arb modelleri olarak ele alınır. Çünkü bu farklı modellerde de esas olarak uyuşmazlığın çözümü için önce arabuluculuğa, sürecin olumsuz sonuçlanması durumunda tahkim yargılamasına başvurulur. Bu çalışmada Med-Arb yöntemi kısaca tanıtılacak, akabinde bahsedilen gizlilik sorunu ve çözüm önerileri üzerinde durulacaktır
Aleksandr Skryabin piyano sonatlarının biçim ve armoni açısından evrim süreci
Bu çalışma, 20. yüzyılın önde gelen Rus bestecilerinden Aleksandr Skryabin’in piyano sonatlarının, çeşitlilik gösteren form yapısını ve armonik dilini incelemeyi amaçlamaktadır. Skryabin’in kendi müzikal dilini bulmasını üç farklı döneme bölerek incelemenin daha yerinde olacağı düşünülmüş, böylelikle, kısa yaşamına sığdırdığı birçok eserin yanı sıra, 4, 5 ve 6 numaralı piyano sonatlarına ağırlık verilmiş, sonucunda, müziğinin, romantik köklerinden modernizmin sınırına nasıl evrildiğine biraz daha ışık tutmak hedeflenmiştir
Disiplin hukuku açısından “yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler”
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun (DMK) 125’inci maddesinde devlet memurlarının yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerinin memuriyetten çıkarma cezasını gerektirdiği düzenlenmiş olmasına rağmen yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin neler olduğu mezkûr Kanun kapsamında belirtilmemiştir. “Yüz kızartıcı suç” kavramına DMK dışındaki kanunlarda ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 76’ncı maddesinde tanımı yapılmaksızın bazı suçların tek tek sayılması suretiyle yer verilmiştir. Bu şekilde sayılarak belirtilen suçların toplumun ahlak değerlerini etkileyen suç tiplerinden olduğu açık olmakla birlikte aynı özellikte olduğu düşünülen “nüfuz ticareti”, “görevi kötüye kullanma” ya da toplumun vicdanına ve ahlakına daha çok tesir eden “çocuğun cinsel istismarı” gibi suçlarla ilgili kanun maddelerinde ve Anayasa’da yüz kızartıcı suç olarak açıkça yer verilmediği görülmektedir. Doktrinde ve yargı kararlarında ise yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin neler olduğuna ilişkin farklı yaklaşımlar bulunmaktadır.
Bu çalışmada DMK’ya göre kişinin memuriyetten çıkarılmasını gerektiren “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler” ile ilgili olarak özel kanunlarda yapılan düzenlemelere ve doktrindeki görüşlere değinilecek olup bu kapsamda yargının da konuya yaklaşımı ele alınacaktır
Satınalma yönetiminde işletme tedarikçi ilişkilerinin tekrar satın almadaki rolü: imalat sanayiinde nitel bir çalışma
Günümüzün rekabetçi piyasalarında işletmeler varlıklarını sürdürmek, verimli, etkin ve düşük maliyetlerle üretim gerçekleştirmek, üretimde sürdürülebilirliği devam ettirmek ve finansal performanslarını artırmak amacıyla çalışmaktadır. Bu süreçte, işletmelerin tedarikçileriyle olan ilişkilerinin önemi artmakta, nihai ürün üretimi için satın alınan mal ve hizmetlerin mevcut veya yeni tedarikçilerle gerçekleştirilmesi noktasında birçok önemli boyut etkin rol oynamaktadır. Satın alma işlemlerinde işletmenin tedarikçilerle ve tedarikçi işletmelerdeki personelle olan ilişkilerin tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkisi olabileceği anlaşılmaktadır.
Araştırmanın amacı, işletme tedarikçi arasındaki işlemlerin ve ilişkilerin tekrar satın alma davranışı üzerindeki rolünün büyük işletmelerde anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığını tespit edebilmektir. Araştırmanın verileri, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren büyük işletme statüsündeki imalat işletmelerinin satın alma departmanı yöneticileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek toplanmıştır. Elde edilen veriler NVivo yazılımında içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulguları işletmelerin tedarikçileri tercih etmelerine neden olan birçok faktörün olduğu ve işletmelerin tedarikçi tercihinde bazı ortak faktörlerden etkilendiği anlaşılmıştır. İşletmelerin çalıştığı tedarikçi sayılarının fazlalığına göre tedarikçilere yönelmesinin arttığı ve tedarik edilen ürünlerin önem derecesinin ise aynı tedarikçiden tekrar satın alma niyetinin devam ettirilmesinde etkisinin olduğu saptanmıştır
Radikalizm ve yoksunluk ilişkisi: Boko Haram örneği
Dünyanın önemli petrol ihracatçılarından ve Afrika’nın sayılı ekonomilerinden olan Nijerya, etnik ve dinî açıdan son derece kozmopolit bir yapıya sahiptir. 11. yüzyılda İslam’ın yayılmaya başladığı ülkede nüfusun %50’sini Müslümanlar, %40’ını Hristiyanlar, %10’unu ise diğer yerel inançtan insanlar oluşturmaktadır. Etnik ve dinî anlamda var olan çeşitliliğin yanında ekonomik anlamda eşitsizliği ile dikkat çekmektedir. Söz konusu bu eşitsizliğe bağlı olarak ortaya çıkan sosyoekonomik problemler, zaman zaman iç çatışma ve isyanlara neden olmaktadır. Bu iç çatışma ve terör olaylarına verilecek örneklerden birisi de mevcut Nijerya yönetimini devirip onun yerine şeriata dayalı bir devlet kurmayı hedefleyen Boko Haram’dır. Boko Haram, kendi anlayışını yaymak ve halkı kendi ideolojisi etrafında toplamak için ülkenin yaşadığı sosyoekonomik problemleri gündeme getirmiştir. Başka bir deyişle ülkedeki yoksunluğu gündeme getirerek mevcut durumdan hoşnut olmayan insanların öfkelerini kendi amaçları doğrultusunda kullanmayı hedeflemiştir. Bu çalışma radikalizm ve yoksunluk arasındaki ilişkiyi Boko Haram örgütü üzerinden irdelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Boko Haram ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra ülkede yaşanan yoksunlukların hangi alanda yaşandığını ve bunların örgütün taraftar bulmasındaki etkisi irdelenmiştir. Çalışma, radikal grupların taraftar bulmasında halkın yaşadığı yoksunluğun önemli bir faktör olduğunu, yoksunluğun radikalleşmeyi kolaylaştırdığını iddia etmektedir. Bunun yanı sıra yoksunluk radikalleşme arasında bir kısır döngü olduğunu, yoksunluk radikalleşmeyi kolaylaştırırken radikalleşmenin de mevcut yoksunlukları daha da derinleştirdiğini iddia etmektedir
Sakarya Meydan Muharebesi'nin askeri stratejisi
Sakarya Meydan Muharebesi, uygulanan askerî strateji bakımından istisnai özellikler gösteren bir harekâttır. Bu muharebe sırasında verilen “Hattın değil sathın savunulması” emri bu konuda en çok örnek gösterilen ve üzerinde durulan husus olmuştur. Bu emir ve onunla beraber uygulanan strateji zaman zaman, o tarihe kadar görülmemiş “Hareketli” ve “Derinlikte” savunmaya örnek bir uygulama olarak anılmıştır. Hatta bu stratejinin modern savunma konseptlerini de etkilediği belirtilerek günümüzde yaygın olarak bilinen “oynak” veya “aktif” savunmanın bir öncüsü olduğu şekilde tespitlere de rastlanılmaktadır. Sakarya Meydan Muharebesi’nin dikkati çeken bir diğer önemli yönü de Yunan ordusu geri bölge derinliğinde icra edilen harekât bakımında gösterdiği zenginliktir. Bu uygulamalar İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda batılı askeri doktrinde “Derin Harekât” olarak da nitelendirilmektedir. Böylece bu muharebenin özgün niteliğinin kuşku götürmez bir gerçeklik olduğu anlaşılmaktadır. Burada akla gelen ilk soru, “Bu istisnai uygulamaların hayata geçirilmesindeki temel etken veya etkenlerin neler olabileceği?” sorusu olmuştur. Bu etkenlerin, gerek Birinci Dünya Savaşı’ndan elde edilen tecrübeler, gerek gelişmeye ve öğrenmeye açık son derece uyumlu bir komuta kademesinin mevcudiyeti ve gerekse, başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere, komuta kademesindeki komutanların üstün askeri niteliklerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yunanların o dönem içinde bulundukları siyasi ve askeri çıkmazlar ile özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasındaki dönemde orduda yapılan doktrin geliştirme çalışmaları da zafere katkı sağlayan faktörler olmakla beraber, asıl etkilerin dış nedenlerden değil, daha çok iç nedenlerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır
Ortaöğretim öğrencilerinin COVID-19 pandemi dönemindeki uzaktan eğitim faaliyetlerine ilişkin algı düzeyleri
Bu araştırma, Eskişehir ilinin Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı liselerde öğrenim gören ve COVID-19 pandemi döneminde uzaktan eğitim ile ders işlemiş olan öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik algı düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, nicel araştırma yönteminin kesitsel tarama modeliyle yürütülen araştırmaya toplam 526 ortaöğretim öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın verileri Doğrukök, Kurnaz, Barışık ve Kaynar (2021) tarafından geliştirilen “Lise Öğrencileri Uzaktan Eğitim Algıları Ölçeği” kullanılarak çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulardan bazıları şu şekildedir: (1) Öğrencilerin uzaktan eğitim algıları cinsiyet, gelir durumu, sınıf düzeyleri ve örgün öğretim sırasında okulu sevme durumlarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. (2) Devlet liselerine sınavsız şekilde giren öğrencilerin uzaktan eğitime ilişkin algı düzeylerinin devlet liselerine sınav puanı ile giren öğrencilere göre daha yüksek bir seviyede olduğu görülmüştür. (3) Hazırlık sınıfı, onuncu sınıf ve on ikinci sınıf öğrencilerinin uzaktan eğitim döneminde verilen ödevlere yönelik algıları ile uzaktan eğitime ilişkin tutumları dokuzuncu ve on birinci sınıf öğrencilerine göre daha yüksek bir seviyededir. (4) EBA sistemine girişte hiçbir sorun yaşamayan öğrencilerin, ara sıra veya her zaman sorun yaşayan öğrencilere göre hem uzaktan eğitim algıları bakımından hem de uzaktan eğitimde kendilerine, öğretim uygulamalarına ve ödevlere ilişkin algı düzeyleri bakımından daha yüksek puanlara sahip oldukları tespit edilmiştir
İlkokul 4. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde gezi kitapları kullanımına yönelik öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4.sınıf Sosyal Bilgiler dersinde gezi kitaplarının kullanımına yönelik öğrenci görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, 2022-2023 öğretim yılı bahar döneminde Eskişehir ili Tepebaşı ilçesinin bir devlet ilkokulunda yürütülmüştür. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde durum çalışması modelinin kullanıldığı araştırma kapsamında, Gülten Dayıoğlu’nun gezi kitapları kullanılarak etkinlikler hazırlanmış ve uygulanmıştır. Gezi kitaplarıyla yapılan öğretim uygulaması dört hafta sürmüştür. Kolay ulaşılabilir örneklem yoluyla katılımcılar belirlenmiştir. Araştırmaya 22 öğrenci katılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış, içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin yarısından fazlasının daha önce gezi kitabı okumadığı, üçte bire yakın kısmının gezi kitaplarıyla ders işleneceğini duyduğunda heyecanlandığı, üçte birinden fazlasının gezi kitapları sayesinde ülkelerle ilgili bilgisinin arttığı, yarısından fazlasının gezi kitaplarında ilginç bilgilerle karşılaştığı, yarısından fazlasının ülkelerin yaşamının hoşuna gittiği, üçte bire yakın kısmının ülkelerin simgelerinden etkilendiği, yarısından fazlasının gezi kitaplarının kullanımında sorun yaşamadığı ve büyük çoğunluğunun daha sonraki yaşamında gezi kitabı okumayı düşündüğü görülmektedir
Firma performans analizinde makine öğrenmesi : düzenlileştirici regresyon yöntemleri
Bu çalışmada, düzenlileştirici regresyon yöntemlerinden ridge, lasso ve elastic-net yöntemleri ile en küçük kareler tahmincisini kullanan sıradan değişken seçim yöntemlerinin gerçek bir işletme problemindeki değişken seçim performansları ile bu yöntemlerce tahmin edilen doğrusal regresyon modellerinin tahmin başarılarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi, yöntemlerin güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Karşılaştırmalı analiz için finansal oranların firma performansı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Böylece likidite, borçluluk ve faaliyet oranlarından hangilerinin firma performansını etkiledikleri ve bu finansal oranlar ile firma performansı arasındaki ilişkinin yapısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2012-2019 yılları arasında Borsa İstanbul’da işlem gören imalat firmaları dahil edilmiş ve firma performansının ölçütü olarak kârlılık oranlarından aktif getiri oranı (ROA) ve öz kaynak getiri oranı (ROE) belirlenmiştir. Analizlerden elde edilen bulgulara göre lasso ve elastic-net yönteminin değişken seçimi konusunda daha kararlı davrandıkları ve en iyi tahmin başarısına sahip modelin lasso regresyon yönteminin belirlediği değişken kümesinin en küçük kareler yöntemi ile tekrar uyumlandırılması ile elde edilen model olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bulgulara göre aktif kârlılığı etkileyen en önemli oranlar aktif devir hızı ve kaldıraç oranı iken; öz kaynak kârlılığı üzerinde en çok etkisi olan oranlar duran varlıklar/öz kaynaklar ile banka kredileri/toplam varlıklar oranlarıdır. Sonuçlara göre imalat firmaları performanslarını artırmak için borca olan bağımlılıklarını azaltmalı, stok miktarları ile duran varlıklarını minimum seviyede tutmalıdırlar
Development of learning models in web programming courses with computer-based learning tutorials
Web programming courses are practical courses that can only run with the help of computer devices. The content or learning content in web programming courses is in program code directly created with a computer. The models developed include conceptual models, procedural models, and physical models. The research method used is Research and Development (R&D) using the Dick & Carey instructional system design model combined with the Hannafin & Peck model. The learning model was tested for feasibility and effectiveness before being implemented. The learning model developed has four components: syntax, reaction principle, social system, and support system. The feasibility of the model is seen from the percentage of the results of the one-to-one evaluation, which is 91.47%, the small group evaluation is 94.88% and the field trial evaluation is 92%. The effectiveness test results can be seen from the increase in the post-test score with the pre-test reaching 68.7% and the percentage of the success rate of student studies who have carried out learning with the tutorial learning model reaching 83%. The result of this research is a web programming learning model computer-based learning tutorial that is effective for improving student learning outcomes in web programming courses