Anadolu University

Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
Not a member yet
    27316 research outputs found

    Çalışma ortamında algılanan destek ölçeği: uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Full text link
    Bu araştırmada, farklı ölçeklerin Türkçeye uyarlanarak bir araya getirilmesiyle çalışma ortamında algılanan destek alt boyutlarını kapsayan ‘Çalışma Ortamında Algılanan Destek’ ölçeği geliştirilmiştir. Bu ölçek, beyaz yakalı çalışanların iş ortamında algıladıkları destek seviyelerini ölçmek üzere tasarlanmıştır. Ölçeklerin geçerliliğini ve güvenirliğini ölçmek için üç yerel yönetimde çalışan toplam 338 beyaz yakalı personelden veri toplanmıştır. “İlgisizlik”, “ilgi ve önemsenme”, “algılanan yönetici desteği” ve “algılanan çalışma arkadaşı desteği” olmak üzere dört faktörlü ve 26 maddeden oluşan likert tipi ölçeğin son formu oluşturulmuştur. Dört faktörlü ölçek yapısının Cronbach Alpha katsayıları ise alt boyutlar bazında 0,88 ile 0,97 arasında değiştiği ve faktörlerin toplam varyansın %75,3’ünü açıkladığı görülmektedir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısının 0,95 olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgulardan yola çıkılarak, algılanan destek ölçeğinin test edildiği örneklem bağlamında geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    Güncel yargıtay kararları ışığında önleme araması neticesinde elde edilen delillerin hukuka uygunluğu üzerine bir değerlendirme

    Full text link
    Çağdaş ceza muhakemesi sistemleri, insan haklarına uygun yöntemlerle maddi gerçeğe ulaşmayı amaçlar. Bu nedenle kişilere isnat edilen fiillerin her şekilde sübuta erdirilmesi düşünülemez. Ceza muhakemesindeki klasik delil elde etme yöntemlerinden biri olan (adli) arama, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 116 ve devamında düzenlenmiştir. Bu tedbire şüpheli/sanığın yakalanması amacıyla başvurulabileceği gibi delil elde etme amacıyla da başvurulabilir. Ancak dikkat edilmelidir ki, arama yalnızca CMK’da düzenlenmiş değildir. Uygulamada sıkça başvurulan bir diğer arama türü “önleme aramasıdır”. Önleme araması, başta 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu (PVSK) olmak üzere birçok özel kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Özünde birbirinden farklı nitelikteki bu iki arama işlemi, özerk bir adli kolluk birimi bulunmaması nedeniyle ülkemizde aynı birimlerce ifa edilmektedir. Aynı birimler tarafından ifa edilmesi, bu iki arama türü arasındaki önemli farklılıkların gözden kaçırılmasına zemin hazırlamaktadır. Ancak koruma tedbiri niteliğindeki adli arama ile özünde idari tedbir olan önleme araması; şartları, niteliği ve amaçları bakımından birbirinden tamamen farklıdır. Bu sebeple her iki arama türünün birbiri yerine ikame edilmesi hukuken mümkün değildir. Buna karşılık uygulamada iki arama türü arasındaki farklılıklar görmezden gelinmekte, çoğu olayda önleme araması adli aramaya eş değer kabul edilmektedir. Ne teorik ne de pozitif hukuki temeli bulunan bu durum, esasında fiili kolluk uygulamasından kaynaklanmaktadır. Bu fiili durumun bizatihi kendisinden daha tehlikelisi ise hukuka aykırı bu uygulamanın yargı organları tarafından kanıksanmış olmasıdır. Bu çalışmamızda, uyuşturucu suçlarına ilişkin bir olay üzerinden “önleme araması neticesinde elde edilen delillerin hukuka uygunluğunu” tartışacağız. Bu hukuki problemi, güncel Yargıtay kararları üzerinden açıklayacak; konuya ilişkin tespit, görüş ve önerilerimizi teorik gerekçeleriyle ortaya koymaya çalışacağız

    Comparaison des systèmes de formation des enseignants en sciences aux pays-bas, en Nouvelle-Zélande et en Turquie

    Full text link
    La formation des enseignants en sciences joue un rôle important dans l'amélioration de la culture scientifique, la formation d’individus capables d’innovation et le développement économique. Dans ce contexte, l'analyse des systèmes de formation des enseignants de sciences de pays aux structures socio-économiques et culturelles différentes, tels que les Pays-Bas, la Nouvelle-Zélande et la Turquie, offre d'importantes possibilités de comprendre les raisons des écarts de réussite au niveau international et d'en tirer des conclusions sur les politiques éducatives. Les trois pays suivent des modèles distincts dans la formation de leurs enseignants. Alors que les Pays-Bas adoptent un modèle de formation des enseignants axé sur la technologie et l'innovation, la Nouvelle-Zélande donne la priorité à l'inclusion culturelle. La Turquie applique un système de sélection centralisé pour le recrutement des enseignants. Cette étude entend contribuer au développement de stratégies internationales pour la formation des enseignants de sciences en Turquie en analysant les similitudes et les différences entre les modèles éducatifs de ces pays. Cette étude est une recherche comparative sur l'éducation. La méthode d'analyse des documents, l'une des méthodes de recherche qualitative, a été utilisée pour collecter les données de recherche. Sur la base des résultats obtenus, des recommandations ont été formulées à l'intention des praticiens et des recherches futures dans des domaines tels que l'alphabétisation, les pratiques de stage et les admissions dans les établissements de formation des enseignants.Cette étude met en lumière des pratiques spécifiques applicables pour améliorer la formation des enseignants en Turquie, en s'inspirant des modèles étrangers

    Altıncı sınıf öğrencilerinin bilişsel çatışma temelli etkinlikler aracılığı ile kesirlerde kavram değişiminin izlenmesi

    Full text link
    Bu araştırma ile altıncı sınıf öğrencilerinin bilişsel çatışma temelli etkinlikler aracılığıyla kesirlerde kavram değişimini izlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcı grubunu 14 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikle öğrencilerin kesirlerin büyüklüklerini karşılaştırmaya yönelik kavram yanılgıları tespit edilmiştir. Daha sonra öğrencilere yanılgılarına yönelik bilişsel çatışma senaryoları uygulanmıştır. Son olarak kavramı verimli kullanıp kullanamadıklarını ölçmek amacıyla öğrencilere günlük yaşam bağlamlı problem sunulmuştur. Veriler içerik analizi ve betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda bilişsel çatışma temelli etkinliklerin kesirlerle ilgili kavram değişimi oluşturmada olumlu etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Matematik dersi akademik başarı düzeyi arttıkça kavram değişimi sürecinde daha üst seviyelere çıkılabildiği belirlenmiştir. Öğrencilerin en çok somut materyal aracılığı ile bilişsel çatışma yaşadığı görülmüştür. Kavramla ilgili ön bilginin bilişsel çatışma yaşamak için gerekli olduğu tespit edilmiştir. Ek olarak bilişsel çatışmanın kavram değişimi için etkili bir başlangıç olabileceği fakat yeterli olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar ışığında matematik derslerinde kesirlerde kavram değişimi oluşturmak için bilişsel çatışma temelli etkinliklere yer verilebileceği ve farklı matematik dersi konularında bilişsel çatışma stratejileri aracılığı ile kavram değişimi oluşturma üzerine çalışmalar yapılabileceği önerilmiştir

    Reklam ve çocuk: uluslararası hukuk ile Türk hukukunda çocuklara yönelik reklam düzenlemelerine ilişkin değerlendirmeler

    Full text link
    Reklam; bir ürünü, hizmeti veya etkinliği tanıtan kamuya açık bir ortamda yapılan duyuru veya bildiridir. Ticaretin gelişmesiyle birlikte ürün çeşitliliğinin artmış olması reklamın önemini de arttırmıştır. Zira üreticiler kendi ürün, hizmet veya etkinliğinin diğerlerinden daha fazla satın alınmasını isterler. Bu yüzden reklam yoluyla tüketicileri etkilemeye çalışırlar. Hem bugünün hem de geleceğin tüketicileri olan çocuklar ise çoğunlukla hedef kitle olarak seçilir. Çocukların, yetişkinlere oranla daha kolay etki altına alınabilmeleri reklamverenlerin onları hedef kitle olarak seçmeleri açısından önem taşımaktadır. Hayatın her alanında reklama maruz kalan çocuklar bazen reklamlardan olumsuz etkilenebilmektedir. Çocukları reklamın olumsuz etkilerinden korumak için çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler hem uluslararası hukukta hem de Türk hukukunda yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında önce reklam kavramı ve reklamın unsurları ele alınarak reklam ve çocuk ilişkisi incelenecektir. Bunun akabinde uluslararası hukuk ve Türk Hukukunda çocuklara yönelik reklam düzenlemeleri hakkında bilgi verilerek Türkiye’deki uygulamadan örneklerle bunlar değerlendirilecektir

    Teaching self-regulated learning strategies on EFL students in MOOCS: a case study in Vietnam

    Full text link
    Self-regulated learning (SRL) has been extensively explored in psychological research, particularly for its influential role in online education systems. Despite its importance, little is understood about how SRLfocused training impacts students’ academic experiences. This study seeks to address this gap by examining SRL interventions within Massive Open Online Courses (MOOCs). Using a quasi-experimental design, the research involves both control and experimental groups. SRL strategy questionnaires and learner selfevaluations for speaking skills were administered before and after the training. Learning diaries were used to analyze students’ application of SRL strategies in the MOOC environment, and pre- and post-tests measured the intervention’s impact on speaking proficiency. Additionally, descriptive statistical analysis was conducted on the questionnaire results, complemented by thematic analysis of students’ reflective journals. The findings revealed a strong positive correlation between EFL students’ SRL strategy usage and their speaking course outcomes. Reflective journal analysis indicated that students tailored SRL strategies to their learning processes within MOOC contexts. The study provides practical insights for incorporating SRL training into MOOC-based learning and offers a theoretical foundation for promoting SRL across diverse educational systems

    Okul müdürlerinin öğretim ve teknoloji liderliği davranışları arasındaki ilişkinin kanonik korelasyon analiziyle incelenmesi

    Full text link
    Araştırmanın amacı, okul müdürlerinin öğretim liderliği ve teknoloji liderliği davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu ilişkiyi yordayan liderlik davranışlarının kanonik korelasyon analizi aracılığıyla belirlenmesidir. Araştırmanın hedef evrenini 2021- 2022 eğitim öğretim yılında İstanbul ilindeki özel okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Hedef evrende görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 290 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması için “Öğretim Liderliği Davranışları Ölçeği” ve “Bilişim Liderliği Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, varyans ve kanonik korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre lisansüstü eğitimini tamamlamış olan öğretmenler, lisans mezunu öğretmenlere göre okul müdürlerinin “bilgi toplama” teknoloji liderliği davranışlarını daha az sergilediğini düşünmektedir. Öğretmenlerin kıdemi ve yaşı ile okul müdürlerinin algılanan öğretim liderliği davranışları arasında negatif yönlü zayıf ilişki tespit edilmiştir. Araştırma bulguları okul müdürlerinin öğretim ve teknoloji liderliği davranışları arasında pozitif yönde kuvvetli bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Teknoloji liderliğinin “yönlendirme-liderlik” ile “iletişim kurma” davranışlarını daha fazla sergileyen okul müdürlerinin öğretim liderliğinin “okul amaçlarını belirleme ve paylaşma” ve “öğretmen destekleme ve geliştirilme” davranışlarını da daha fazla sergileyerek bu ilişkinin kuvvetlenmesine en fazla katkıyı sağladığı belirlenmiştir. Okul müdürlerinin algılanan teknoloji liderliği seviyeleri “okul amaçlarını belirleme ve paylaşma” ve “öğretmen destekleme ve geliştirilme” öğretim liderliği davranışlarını sergiledikleri ölçüde artmaktadır. Okul müdürlerinin algılanan öğretim liderliği seviyeleri teknoloji liderliği alanında sergiledikleri “yönetim-liderlik” ve “iletişim kurma” davranışları ölçüsünde artmaktadır. Ancak okul müdürlerinin veriye dayalı karar almak için teknoloji aracılığıyla “bilgi toplama” teknoloji liderliği davranışını en az düzeyde sergiledikleri ve bu yetersizlikleri nedeniyle öğretim ile teknoloji liderliği arasındaki ilişkiye görece en düşük katkı sağladığı görülmüştür. Elde edilen bulgular eğitimde teknoloji entegrasyonu politikaları ve okulun kültürel dönüşüm ihtiyacı temelinde değerlendirilerek tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir

    The intention of generation Z to use mobile learning: the role of self-efficacy and enjoyment

    Full text link
    The Technology Acceptance Model (TAM) is a concise and efficient predictive model used to explain the acceptance of m-learning technology. However, several studies have shown that TAM cannot fully explain the acceptance of m-learning among Generation Z. This study aims to formulate TAM as a model of m-learning acceptance for Generation Z. TAM developed based on self-efficacy and enjoyment is expected to explain the behavior of Generation Z in accepting m-learning. This study uses a survey approach, utilizing PLS-SEM as an analysis tool and primary data collected through questionnaires. Participants in this study were 563 students who used m-learning (on class application) at the Muhammadiyah University of Purwokerto, Indonesia. The results contribute to the formulation of a successful m-learning implementation model for Generation Z. These results provide empirical support indicating that selfefficacy and perceived enjoyment cause them to use m-learning now and in the future. Generation Z, who grew up in the digital era, has a high level of proficiency in using technology. Self-efficacy increases user optimism. They are confident in their ability to complete tasks and solve problems when using m-learning. Enjoyment can increase the belief that m-learning is user-friendly and useful. The results of this study support the theory of self-efficacy which states that user beliefs serve as the best predictors of their behavior in using technology in mobile learning

    Foreign language teaching and teacher training policies from the Ottoman period to the present

    Full text link
    This study focuses on foreign language teaching and foreign language teacher education in Türkiye since the mid-19th century, when the renewal movements in the Ottoman Empire began. It examines foreign teaching and foreign language teacher training policies and practices, starting from the Tanzimat when the westernization studies of the Ottoman Empire began to the present. The study aims to contribute to the field of Foreign Language Teaching Education by examining the periods of foreign language teaching and teacher training policies and practices in foreign language teaching and foreign language teacher training. In terms of the objectives of the study, as one of the qualitative research methods, the document analysis method was chosen, and documents published by the Council of Higher Education (YÖK), the Ministry of National Education (MONE), the Board of National Education and the Board of Education, Official Gazettes, National Education Councils and Development Plans of Türkiye were studied in detail. Sections related to foreign language teaching and foreign language teacher training policies in these resources are included in the study chronologically. In the National Education Councils examined, decisions were made to solve the teacher shortage rather than teacher education

    Impact of e-learning on engineering education during the COVID-19 pandemic: a study in the northeastern region of India

    Full text link
    The COVID-19 pandemic has put the entire world in a very challenging situation, and similar to other sectors, education has also been severely affected. The teaching-learning process during that period was carried out only online. As none of the stakeholders expected such an unprecedented situation, all the institutions had to switch to an online mode with almost zero preparation, abruptly putting the entire process in a very challenging position. This survey article aims to assess the impact of e-learning on engineering education during the pandemic in the Northeastern region of India. A carefully designed questionnaire divided into six major groups was circulated among the learners. The study addresses several research questions, including the improvement of IT skills among students, the e-learning exposure level before the pandemic, and the comparison between e-learning and face-to-face learning in terms of knowledge improvement, technical skills, and social competency. Additionally, the interest level of students in attending theoretical and lab classes in online and offline modes, students’ assessment of the merits and challenges of e-learning, major obstacles faced during online learning, the overall experience of learners with e-learning during the pandemic, and students’ excitement to return to college for physical learning after COVID-19 are examined. The findings highlight the need to address technological challenges, enhance online instructional design, and consider individual preferences and needs in shaping the future of engineering education. Unreliable internet connectivity and the higher cost of internet data are identified as the two major bottlenecks of e-learning in the specified region. Proper teacher training, time-efficient schedules for online classes, and selection of the most relevant e-content are some of the most important issues to be addressed for enhancing the effectiveness of e-learning

    14,147

    full texts

    27,316

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇