27316 research outputs found
Sort by
Hisse senedi ağırlıklı yatırım fonları performans ölçümünde Omega rasyosu
Modern portföy teorisinin amacı getiriyi maksimize etmek veya riski minimize etmektir. Sistematik, sistematik olmayan ve artık riski değerlendirme yöntemleri Sharpe, Treynor ve Jensen tarafından geliştirilmiştir. Bu makalenin amacı, finansal varlıkların performans hesaplanmasında yatırımcı tercihlerini de dikkate alan Omega Rasyosu'nu literatürde sıklıkla kullanılan Sharpe ve Bilgi Rasyosu ile kıyaslayarak etkinliğinin araştırılmasıdır. Çalışmada Türkiye'deki hisse senedi yoğun yatırım fonlarının 2018 – 2022 dönemi performansı 3 rasyo ile analiz edilmektedir. Bu çalışma Omega rasyosunun hisse senedi portföylerinin riske göre performans ölçümü için Sharpe ve Bilgi Rasyosundan daha anlamlı bir araç olduğunu göstermektedir. Ayrıca yatırım fonlarının performansını ölçmek için Omega rasyosunun kullanımının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Omega Rasyosu yatırımcıların daha doğru ve güvenilir bir performans ölçümü yapması ve daha iyi yatırım kararları almalarına yardımcı olacaktır
Art in partnership with human and artificial intelligence: creativity and algorithm
Art has been the most creative form of humans’ self-expression since time immemorial and
has taken many different forms over the years. Furthermore, digitalization in all aspects of
life has foreshadowed radical changes in art in accordance with the opportunities provided
by technology. In this study, the possibility of transferring all the characteristics of an artist
defining his art to artificial intelligence (AI) has been discussed, and whether the re-evaluation
of art production with the developments in AI and the artist’s being alive for the
continuity of his art are essential or not has been examined. With the distinguished group
study carried out in this scope, it has been aimed to explore beyond traditional approaches,
putting people at the centre of the creative process, and has greatly benefited from the expertise
of three contemporary artists working at the meeting point of art and AI in Istanbul,
Turkey. In this context, the in-depth interview method as a qualitative research method
has been conducted in the study, the opinions of the interviewed artists on the topic have
been evaluated, and the related questions of the arguments have been analysed. All things
considered, two conclusions have been drawn: an artist’s work or a particular section of an
art movement might be reproduced using possibilities created by digital art, and given the
current opportunities and conditions of this age, AI systems are unlikely to replace artists
and generate art instead of them
Kurgusal mekânlarda renk ve duygu ilişkisinin renk şemaları üzerinden irdelenmesi: Beetlejuice filmi
Dünya renkler aracılığıyla algılanır. Renk olgusu yaşamın ayrılmaz bir parçasını oluşturur.
Tasarım ve sinemada renk çeşitli amaçla kullanılan bir öğedir. Bu kullanımlardan
biri de duygulanım oluşturmaktır. Bu kapsamda yapılan araştırmada Auteur yönetmen
Tim Burton filmi Beetlejuice (1988) aracılığıyla renk şemaları-duygu ilişkisi araştırılmıştır.
“Sinemanın kurgusal mekânlarında hikâye örgüsü kapsamında ortaya konan renk-duygu
bağıntısı renk şemaları ile ilişkilendirilebilir” hipotezi sorgulanmıştır. Çalışmada nitel araştırma
yöntemlerinden içerik analizi ve gözlem yaklaşımlarından faydalanılmıştır. Sahne
duyguları Plutchik’in duygu çemberindeki temel duygularla sınırlandırılmış, sahnelerde bu
duygular aranmıştır. Ana karakter duyguları psikoevrimsel duygu teorisi, anlatı içeriği ve
karakterin mimikleri kapsamında tespit edilerek sekanslardaki baskın renkler renk şemaları
üzerinden sorgulanmıştır. Sahne duygusu ve renk şemaları arasındaki olası örüntüler
araştırılmıştır. Sonuç olarak renk şemaları ve duygu verileri arasında bazı ortaklıklar bulgulanmasına
karşın anlamlı bir örüntü tespit edilememiştir. Gelecekteki araştırmacılara
farklı örneklem ve renk tespit araçlarıyla duygunun renk şemalarına genellenebilme olasılığını
sınamaları önerilmektedir. Çalışmanın mekânda yaratılmak istenen duygulanım
hususunda veri sağlayacağı ve tasarımcıların renk kullanım kararlarına farklı bir bakış
açısı sunacağı düşünülmektedir
Die förderung der rezeptiven kompetenz durch reziprokes lesen im daf-unterricht: Zur stellung des kooperativen lernens im hinblick auf die verbesserung des leseverstehens
Die Fähigkeit zur Rezeption von Texten im DaF-Unterricht ist eine zentrale Schlüsselkompetenz, die sich auch auf andere sprachliche Kompetenzen auswirkt. Der Faktor »Kooperatives Lernen« scheint ebenfalls eine große Rolle bei der Entwicklung dieser Kompetenz zu spielen. Er beeinflusst sowohl die Lernaktivierung als auch die Lehrmethode für den DaF-Unterricht. Reziprokes Lesen ist eine kooperative Methode zur Texterschließung der Studenten/-innen, bei der sie auf vier Gruppen verteilt werden, vier unterschiedliche Aufgaben bearbeiten und das Lernen gemeinsam verwirklichen. Allerdings nimmt die Leseförderung durch diese neue Methode gegenüber klassischen Methoden aus unterschiedlichen Gründen einen geringeren Stellenwert im DaF-Unterricht ein. Das Ziel der Studie ist es, zu untersuchen, wie und inwieweit die kooperative Methode „Reziprokes Lesen“ die derzeit verfügbare Lesekompetenz der Studierenden fördern kann. In Übereinstimmung mit dem Ziel der Studie wurde versucht, die Antworten auf die folgenden Fragen zu suchen: Wie kann die Methode »Reziprokes Lesen« im Kontext des DaF-Unterrichts die Leseverstehenskompetenz der Studenten/-innen fördern und Lesestrategieanwendung erweitern?, Welche Beiträge bieten die Methode »Reziprokes Lesen« hinsichtlich des Kooperativen Lernens den Studenten/-innen?, Ist die Methode »Reziprokes Lesen« am Erschließungsprozess des Textes im DaF-Unterricht gewinnbringend?, Auf welche persönlichen Erfahrungen greifen die Studenten/-innen während des Prozesses des Reziproken Lesens und nach der Anwendung der Methode? Zwecks der Umsetzung der theoretischen Grundlagen dieser Methode wurde im ersten Studienjahr 2022-2023 eine praxisorientierte Anwendung mit 35 Studenten/-innen (Niveau B1, Deutschlehrerausbildung) im DaF-Unterricht an der Universität Trakya durchgeführt. Anschließend wurden eine Umfrage bezüglich der Ansichten der Studenten/-innen über Reziprokes Lesen und ein Mini-Test zum bearbeiteten Text eingesetzt, die beide für den Vergleich der traditionellen mit der kooperativen Methode des Leseverstehens relevant sind. Weiterhin wurde erörtert, über welche Vor- und Nachteile das Reziproke Lesen im Vergleich zu traditionellen Lesemethoden im DaF-Unterricht verfügt. Nach einem Forschungsüberblick wurden die Einsatzmöglichkeiten dieser kooperativen Methode im DaF-Unterricht vorgestellt
Fen bilgisi öğretmen adaylarının fen okuryazarlık algısı ölçeği uyarlama çalışması
Bu araştırmada Suwono, Maulidia, Saefi, Kusairi ve Yuenyong (2022) tarafından geliştirilen fen bilgisi öğretmen adaylarının fen okuryazarlık algısı ölçeğinin (FOAÖ) Türkçeye adaptasyonu, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Bu ölçme aracı yapısında sekiz alt boyut içermektedir. Bunlar; Üstbiliş, Bilimin Doğası ve İşlevi, İnsan Uğraşı Olarak Bilim, Zihnin Alışkanlıkları, Bilime İlgi, Bilimsel Okuryazarlık Öğretimi, Ahlaki ve Sosyal Sorumluluk Duygusu ve Bilimde Etiktir. Ölçek, dilsel eşdeğerlik çalışmasının ardından, geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılması amacıyla Türkiye’deki yedi coğrafik bölgede bulunan 16 Üniversitenin Fen bilgisi öğretmenliği programında öğrenim gören toplam 610 üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği doğrulayıcı faktör analizi (DFA) tekniği kullanılarak incelenmiştir. DFA sonucunda [χ2 (751, n=602) =1586.640, p=0.00; RMSEA=.043, GFI=.96, AGFI=.95, CFI=.94, NFI=.90, NNFI=.94] özgün ölçekteki sekiz faktörlü yapının doğrulandığı görülmüştür. Ölçekte yer alan maddelerin faktör yük değerleri .31 ile .95 arasında değişmektedir. Ölçeğin tamamına ait Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı ise .90 olarak bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ölçeğin üçüncü ve dördüncü sınıf fen bilgisi öğretmen adaylarının fen okuryazarlık algılarını belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır
Bist teknoloji endeksinde Covid-19 döneminde oluşan spekülatif balonların belirlenmesi: GSADF yaklaşımı
2019 yılının son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde görülen ilk vakaların ardından hızla tüm dünyaya yayılan Covid-19, 2020 yılının ilk çeyreğinde pandemi ilan edilmesi ile bütün dünyayı hem sağlık hem de ekonomik anlamda derinden etkilemiştir. Uluslararası ticarette kısıtlamalar, seyahat yasakları ve üretime ara verilmesi gibi tedbirler dünya ticaretinin durma noktasına gelmesine ve piyasalarda büyük belirsizliğe neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul’da işlem gören teknoloji şirketlerinin pay fiyatlarından oluşan BIST Teknoloji (XUTEK) endeksinde Covid-19 pandemi döneminde fiyat balonlarının oluşup oluşmadığı araştırmaktır. Bu bağlamda Türkiye’de ilk pozitif vakanın rapor edildiği 11.03.2020 tarihinden 31.05.2022 tarihine kadar olan dönemi kapsayan XUTEK endeksinin günlük değerlerinden oluşan seriye Genelleştirilmiş Eküs Arttırılmış Dickey-Fuller (Generalized Supremum Augmented Dickey-Fuller, GSADF) testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda BIST Teknoloji endeksinde 23.07.2020-29.07.2020 ve 19.11.2021-15.12.2021 tarihleri arasında fiyat balonlarının oluşumu tespit edilmiştir
Entropi tabanlı CoCoSo yöntemi İle Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinin lojistik performanslarının değerlendirmesi
Dünya Bankası, uluslararası ticareti teşvik etmek ve rekabet gücünü artırmak amacıyla Lojistik Performans Endeksi (LPI)’ni oluşturarak önemli bir adım atmıştır. LPI sıralamaları, ülkelerin lojistik performanslarını karşılaştırmak ve çözüm önerileri geliştirmek adına önemli bir kaynaktır. Bu çalışma, Entropi tabanlı CoCoSo yöntemi ile Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinin lojistik performanslarının değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, ilk olarak Dünya Bankası’nın belirlemiş olduğu kriterlerin ağırlıkları Entropi yöntemi ile belirlenmiştir ve en önemli kriter altyapı olmuştur. Daha sonra Türkiye ve AB ülkelerinin lojistik performans sıralamaları CoCoSo yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. İlk sırada Finlandiya yer alırken, Macaristan son sırada yer almaktadır. Çalışmada elde edilen sıralamalar, Dünya Bankası 2023 LPI sıralamaları ile karşılaştırıldığında Finlandiya ve Almanya’nın sıralamasında değişiklik gözlenmemişken diğer ülkelerin sıralamasında çok küçük değişiklikler görülmüştür. Bu durum, çalışmada kullanılan entegre yöntemin ülkelerin lojistik performanslarını değerlendirmede güvenilir bir araç olduğunu göstermiştir
Tekstil ve moda tasarımı öğrencilerinin staj uygulamasına ilişkin tutumlarının incelenmesi: Eskişehir örneği
Staj sürecinin öğrenme deneyimlerine yansımalarına ilişkin çalışmalarda stajın amacına hizmet etme derecesi bağlamındaki aksaklıklara da vurgu yapılmaktadır. Eğitim, turizm ve sağlık alanlarında staj süreçlerinin yoğun biçimde irdelendiği örneklere rastlanmakla birlikte tekstil ve moda tasarımı alanı özelindeki değerlendirmeler oldukça sınırlıdır. Bu bağlamda bu araştırmada Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü öğrencilerinin zorunlu yaz stajlarına ilişkin görüşlerinin geçerli ve güvenilir biçimde irdelenmesi, söz konusu görüşlerin alanyazında vurgulanan bağımsız değişkenler bağlamında nasıl bir değişim sergilediğinin ortaya konması hedeflenmiştir. Bir devlet üniversitesinde zorunlu yaz stajını gerçekleştirmiş olan ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinin büyük bir bölümüne ulaşılarak toplam 201 katılımcıdan veri toplanmış, staja ilişkin görüşleri açıklayabilecek potansiyel değişkenler uygun parametrik testler ile irdelenmiştir. Genel olarak olumlu tutumlar gözlemlenirken bu tutumların cinsiyete, sınıfa, staj gerçekleştirilen kurumdan ücret ya da yemek hizmeti almaya göre değişmediği; öte yandan lisans programında alınan eğitimlere ilişkin yeterlik algısının staja ilişkin olumlu tutumları anlamlı derecede açıklayabildiği gözlemlenmiştir
Uçuruma bakmak: Çağdaş sanatta mizanabim uygulamaları
Fransızca bir terim olan ve adını arma bilimi olan Heraldik’ten alan mizanabim (mise en
abyme) tam olarak ‘uçuruma yerleştirmek’ anlamına gelir. İlk olarak André Gide’in Günlük
adlı eserinde kavramsallaştırdığı mizanabim terimi görsel metaforlardan yararlanarak
başta edebiyat olmak üzere çeşitli sanat dallarında uygulanan biçimsel bir yöntemdir. Modern
ve modern öncesi dönemde görüntülerin iç içe yerleştirilmesine dayalı bir uygulama
biçimi olarak bilinen yöntemin örnekleri modernite sonrası çağdaş sanat uygulamalarında
da görülmeye başlanmıştır. Bu çalışma, hakkında fazla bilgi olmayan ve çok tanınmayan
mizanabim yönteminin çağdaş sanat uygulamalarından seçilen örnekler üzerinden irdelenmesini
ve analizini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili olarak literatür
tarama yoluyla elde edilen veriler doğrultusunda bazı sanat eserleri tespit edilmiştir.
Tespit edilen eserler doküman analizi yöntemi ile incelenmiş ve konu ile ilgili bilgiler ise
bazı sanatçılarla görüşme sonucu elde edilmiştir. Eser örnekleri incelenirken Dällenbach’ın
mizanabim tipolojisinden yararlanılarak eserler analiz edilmiştir. Yapılan analiz ve değerlendirme
sonucunda mizanabimin çağdaş sanat uygulamaları içerisinde kullanılan bir
yöntem olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır
Mathematics homework view from the perspective of primary school students' parents
This research was carried carried to reveal the opinions of the parents of primary school students about mathematics homework. The research was designed with the case study model, which is one of the qualitative research methods. The study group of the research consists of 26 parents whose children are studying in a primary school in the central of Konya, Provincial Directorate of National Education in the 2022-2023 academic year. Care was taken in the selection of an equal number of participants from each grade level. The parents were selected using criterion sampling, one of the purposive sampling methods. The research data were collected with a semi-structured interview form and the interviews were recorded on a voice recorder. The semi-structured interview form prepared by the researcher consists of five questions aiming to reveal the views of the parents of primary school students on mathematics homework. Content analysis method was used in the analysis of the data. Parents participating in the research define mathematics homework as reinforcement and repetition. Parents are involved in mathematics homework as control or direct support. Although students usually allocate half an hour for their math homework, this time is less in the 1st and 2nd grades, and more in the 3rd and 4th grades. According to the parents, teachers check the homework constantly and in detail. It has been concluded that the students love to do short-term homework using technological tools, made with concrete materials, and they do not like to do long-term homework that requires writing