27316 research outputs found
Sort by
An investigation of the intercultural sensitivity levels of summer work and travel programme students
A variety of programmes and schemes make travel more affordable and attractive for young people. They provide opportunities to experience intercultural communication first-hand to those who could not have imagined without being involved in such institutionalized schemes. One such programme is Work & Travel which is offered in the USA. Young people who gain hands-on experience in the USA can potentially gain intercultural skills. A few studies have focused on to what extent this experience could live up to the expectations (1 reference). There is a lack of research on the impact of Summer Work and Travel (SWT) participants and the factors affecting their levels of intercultural sensitivity, especially in the Turkish context. Therefore, the current study aims to measure the intercultural sensitivity (IS) of the SWT participants from Türkiye and the factors which impact their level of IS. The sequential mixed method was used, and the quantitative data was first gathered via a five-point Likert scale with 129 participants. Semi-structured interviews with ten volunteering participants followed the quantitative data collection phase. It was concluded from the data analysis that the participants in the SWT experience had a high level of IS. While some participants had less confidence due to their insufficient language proficiency, they reported that they became more confident as they improved their language skills and adapted to the intercultural environment. The researchers also concluded that the high IS might have resulted from the participants’ high level of daily interaction with people from different cultures and at the social events they attended
Yolculuğun başlamasına veya devamına engel olan sebepler yüzünden navlun sözleşmesinin feshi
Sözleşme nazariyesi ve tatbikatında, bir sözleşmenin ifa ile sona ermesi ve tasfiyesi beklenir. Bununla birlikte bazı hâllerde, tarafların sözleşme ile bağlı kalmaları mümkün olmaz veya kendilerinden beklenemez. Haklı sebepler olarak tavsif edilen bu hâller, bittabî navlun sözleşmeleri bakımından da cârîdir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1218 ilâ 1227’nci maddelerinde, navlun sözleşmesinin feshine sebep olabilecek haklı sebepler düzenlenmiştir. Bu sebeplerin başında bir kamu tasarrufuna bağlı olarak gemiye el konulması ve ticaretin yasaklanması gelir; bundan başka savaş hâline bağlı olarak geminin zapt ve müsadere edilmesi de Kanun’da zikredilmiştir. Hakeza tabiî bir olay veya umulmayan hâllerden kaynaklanan gecikmelerin ise, sözleşmenin belli amacının kaybolmasına sebep olması hâlinde bir fesih sebebi sayılacağı ifade edilmiştir. Bu makale, iş bu haklı sebepler ve yine aynı bapta fesih sebebi olmayacağı öngörülmüş hâller ile bu baptaki hükümlerin tatbikine dair usul, esas ve neticelerin incelenmesine hasredilmiştir. Mamafih inceleme konusu olan bu baptaki hükümlerin, TTK m. 1243 ilâ 1245 hükümleri kapsamında emredici mahiyette olmadığı dikkate alındığında, tatbikatta kahir ekseriyette standart sözleşmelerin kullanıldığı görülmektedir. Hâkezâ bu standart sözleşmelere, haklı sebeplere dair standart klozlar da dercedilerek bunların hukukî neticeleri kararlaştırılabilmektedir. Bu makalede de yeri geldiğince, bu klozlardan da örnekler verilerek sözleşme serbestîsine dikkat çekilmiştir
Avrupa Birliği-Rusya ilişkileri ve Karadeniz Jeopolitiği
Rusya’nın, her ne kadar Asya kıtasında çoğunlukla toprakları var olsa bile, Rusya, neticede siyasi, ekonomik ve tarihiyle Kıta Avrupa’sına ait olan bir ülke olduğu gerçeğini değiştirmez. Avrupa siyasi tarihine geçmişten günümüze bir perspektiften bakıldığında Rusya, Avrupalı devletler içerisindedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın bütünleşme gerekliliğiyle yola çıkan birkaç devletin, Avrupa Birliği’ne (AB) giden ve döşenen taşların neticesinde birlik olduğudur. Nihayetinde İkinci Dünya Savaşıyla oluşan çift kutuplu dünya siyasetinde, AB’nin ‘batı’ bloğu, Rusya’nın ise ‘doğu’ bloğu içerisinde yer aldığıdır. Soğuk Savaş Dönemi boyunca AB’nin Rusya ile bazen inişli-çıkışlı, bazen de krizleri tırmandıran ilişkileri olmuştur. Nihayetinde 21’inci yüzyılda AB-Rusya ilişkilerinin ivme kazandığını ve bunun daha fazla ekonomik anlamda ilerlediğidir. Ne var ki, Rusya’nın 2014 yılında Kırım işgali ve Ukrayna’da yaşanan siyasi gelişmeler, var olan AB-Rusya ilişkilerinin Atlantik tarafından müdahaleleriyle farklı bir girizgâha girdiğidir. Hakeza, Rusya-Ukrayna savaşı ABD’nin de istediği şekilde ilerlemektedir, bu da AB’nin Rusya ile olan tüm ekonomik ilişkilerini etkiledi. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz Jeopolitiğinde birçok veçheleriyle AB’nin üyeleri olan Romanya ve Bulgaristan içinde önem arz ettiğidir. Bundan dolayıdır ki, Karadeniz Jeopolitiğinin AB-Rusya ilişkilerinde stratejik öneme haiz olduğudur
Social integration of refugees in Türkiye: a field of collaboration between Turkish Red Crescent and the EU
Türkiye has been hosting approximately 6 million migrants, according to the World Migration Report published by the International Organization for Migration in 2022. To manage the migration flows, the EU has provided financial assistance to Turkish civil society organizations working on the integration of migrants. One of those organizations has been the Turkish Red Crescent. The migration literature criticizes the externalization approach of the EU and the instrumentalization approach of Türkiye in the 2000s. However, this paper focuses on the good practices of those actors and argues that the EU-Turkish Red Crescent collaboration has directly served the social integration of refugees. The migration-related programs and activities of the Turkish Red Crescent allow the religious and cultural similarities between the societies to contribute positively to the integration. It is concluded in the paper that collaborative actions among the regional actors, state, and civil society to overcome problems between refugees and the host community and contribute to producing a peaceful environment for social integration
Açık ve uzaktan öğrenmede etkileşim üzerine bir bibliyometrik analiz çalışması
Açık ve uzaktan öğrenmenin hızla yaygınlaşması, etkileşim türlerinin ve bunların öğrenme çıktıları üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasını gerektirmiştir. Bu çalışma Scopus veri tabanında 1988-2024 yılları arasında açık ve uzaktan öğrenmede etkileşim üzerine gerçekleştirilen makalelerin bibliyometrik analizini yapmayı hedeflemektedir. Araştırmanın amacını yerine getirebilmek için 1988-2024 yılları arasında yayınlanmış 602 makaleye ulaşılmıştır. Scopus veri tabanında bulunan 602 bilimsel makalenin bibliyometrik verileri VOSviewer 1.6.20 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen veriler Scopus, VOSviewer ve Microsoft Office Excel programları aracılığıyla görselleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, 602 çalışma 75 farklı ülkeden araştırmacılar tarafından gerçekleştirilmiştir. Açık ve uzaktan öğrenmede etkileşim çalışmalarında öncü kurum Malezya Teknoloji Üniversitesi’dir. Computers and Education Dergisi 22 yayın ve 1453 atıfla ilk sırada yer almaktadır. Araştırmalarda yer alan anahtar sözcükler incelendiğinde covid-19, işbirlikli öğrenme, sosyal bulunurluk, memnuniyet, öğrenme toplulukları, öğrenme analitikleri ve öz-denetimli öğrenme kavramları ön plana çıkmaktadır
The prevalence of helminth eggs in raw vegetables from street markets in Eskişehir, Türkiye
This research was performed on a total of 120 vegetables, with 12 samples taken from each available Eskişehir district markets. In this study, we aimed to determine the presence of contamination from helminth eggs in 10 types of vegetables: carrot, lettuce, parsley, arugula, cress, fresh onion, mint, cucumber, dill, and purslane. 200 g of material from each collected sample was prepared for the helminthological examination. The prepared samples were examined for helminth eggs with a light microscope that could be identified at 40x magnification. The data were analyzed using SPSS 16 software. Helminth eggs were detected in 20 (16.6%) vegetable samples. According to the research, the highest rate of helminth eggs was observed in spring onion (66.6%), while the lowest rate was found in mint (16.6%) and purslane (16.6%). Ascaris lumbricoides eggs were found in 11 (9.1%) of the samples, and strongyle type eggs in 9 (7.5%). In this study, we observed that infectious forms of parasites can contaminate many foods and potentially infect people after consumption if these foods are not washed well. The aim of this study was to assess the presence of helminth eggs in raw vegetables, which are commonly consumed produce sold in street markets in Eskişehir, Türkiye
Integrating AI-based speech recognition technology to enhance reading assessments within Morocco’s Tarl Program
This study examined the integration of artificial intelligence-powered speech recognition technology within early reading assessments in Morocco’s Teaching at the Right Level (TaRL) program. The purpose was to evaluate the effectiveness of an automated speech recognition tool compared to traditional paper- based assessments in improving reading skills among 100 Moroccan first to third-graders. The mixed- method approach combined pre-post standardized reading tests with qualitative feedback. Results showed students receiving the AI-enabled speech recognition assessments demonstrated significant gains in reading achievement compared to peers assessed via traditional methods. Qualitative findings revealed benefits of instant feedback and enhanced engagement provided by the speech recognition tool. This study contributes timely empirical evidence on adopting learning technologies, specifically AI-driven automated speech assessment instruments, to enhance foundational literacy development within under-resourced education systems implementing student-centered pedagogical techniques like TaRL. It provides valuable insights and guidance for integrating innovative speech analysis tools within localized teaching and learning frameworks to strengthen early reading instruction and monitoring
The effect of conflict management strategies on job satisfaction: a study in the accounting sector
The aim of this study is to examine the effect of conflict management on job satisfaction for the accounting sectorand to examine the effect between the conflict management strategies used by employees and their job satisfaction. Also, demographic characteristics are to contribute to the related literature by examining the effect of job satisfaction, conflict management, and conflict management strategies. In this study, survey research method and relational screening model were used. Then, e-survey was applied to 451 accounting professionals through convenience sampling among approximately 200.000 accounting sector employees operating in Turkey and 403 questionnaires were analysed. The factor loadings of the scales were examined, followed by reliability and normal distribution analyses of the relevant scales and then parametric tests were performed. Pearson correlation analysis and regression analysis were performed to examine the relationship between constructive, adaptive, coercive, avoidant and compromising subscales of job satisfaction scale and conflict management strategy scale. According to the results, conflict management has a positive effect on job satisfaction. Also, constructive, accommodative, compromise, avoidant and coercive conflict management strategies were also found to have a positive effect on job satisfaction. When demographic characteristics were analysed, it was found that there was no significant difference between gender, marital status, age, education level variables and job satisfaction, conflict management, adaptive, constructive, coercive, avoidant and accommodative conflict management strategies. It was observed that there was a significant difference between the professional experience variable and compatible conflict management strategy, also between the occupation variable and coercive conflict management strategy
Çağdaş müzikal film örneklerinden the Greatest Showman’nin gösterge bilimsel analizi
Son yıllarda artış gösterse de sinema tarihinde önemli bir yere sahip olan müzikal film türüne ilişkin yerli literatürdeki araştırmaların sayıca az oluşu dikkat çekicidir. Bu doğrultuda çalışma kapsamında müzikal film türünün çağdaş örneklerinden olan The Greatest Showman filminin göstergebilimsel analizi yapılmıştır. Göstergebilimsel analiz de ise Charles Sanders Peirce’in göstergeden, nesneden ve yorumlayıcıdan oluşan üçlü gösterge modeli üzerinden film incelenmiştir. Araştırmanın temel sorusu The Greatest Showman’nin tematik mesajlarını iletmek ve izleyicisinde yankı uyandırmak için barındırdığı göstergelerin içine kodlanmış anlamların neler olduğunu açığa çıkarmak üzerine kurulmuştur. The Greatest Showman’nin hem türün son dönemdeki temsilcilerinden birisi olması hem de
kültür endüstrisi tarihinin önemli figürlerinden olan Phineas Taylor Barnum’un hayatından kesitlere yer vermesi nedeniyle biyografi özelliğine sahip olması, inceleme için filmin başlıca tercih edilme nedenleridir. Göstergebilimsel olarak sirk çadırı, karakterlerin gerçek benliklerini kucaklamak için toplumsal normları aşan bir alan olarak gösterilmiştir. Kostümler bireyselliğin ve dönüşümün göstergesi olarak işlev kazanırken müzik ve şarkı sözleri karakterlerin arzularını, çatışmalarını ve ilerleyişlerini açığa çıkarmaktadır. The Greatest Showman’nin hırs, birlik ve kendini ifade etme üzerine etkileyici bir hikâye yaratmak için görsel ve müzikal unsurları başarılı şekilde bir araya getiren son dönem çağdaş müzikal türündeki filmlerden birisi olduğu sonucuna varılmıştır
Öğretmen adaylarının müzelerde eğitim uygulamalarına yönelik görüşleri
Araştırmada, lisans programlarının farklı bölümlerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının müzelerde eğitim uygulamalarına dair görüşlerinin farklı değişkenler açısından tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, bir devlet üniversitesinin farklı öğretmenlik programlarının 3 ve 4. sınıflarında öğrenim gören toplam 806 (3.sınıf= 371; 4.sınıf= 435) öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen adaylarının müzelerde eğitim uygulamalarına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla “Müzelerde Eğitim Uygulamalarının Değerlendirilmesi Ölçeği” araştırmacılar tarafından geliştirilerek uygulanmıştır. İkili değişkenlerin karşılaştırılması amacıyla yapılan veri analizinde verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle t testi kullanılmıştır. İkiden fazla değişkenler için grup varyans homojenliği incelenmiştir. Öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri programlara göre grup varyanslarının homojenliği Levene testi ile belirlenmiştir. Araştırma kapsamında, öğretmen adaylarının müzelerde eğitim uygulamalarını, müzelerin önemi ve müzelerde yapılacak öğrenme-öğretme süreci etkinlikleri açısından önemli buldukları ancak 4. sınıf öğretmen adaylarının 3. sınıf öğretmen adaylarına göre müzeleri bu süreçler açısından daha olumlu değerlendirdikleri tespit edilmiştir. Araştırmada müze ile ilgili bir ders alan adayların; müze ile ilgili ders almayan adaylara göre müzeleri daha önemli buldukları, müzelerde yapılacak eğitim uygulamaları aracılığıyla öğrenme-öğretme sürecinin daha etkili hale geleceğini ve müzelerde eğitim uygulamalarına yönelik öğretmenlerin daha etkin bir şekilde rol alması gerektiğini düşündükleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Müzelerde yaptırılabilecek eğitim uygulamalarına yönelik olarak dersin planlanması, uygulama boyutuna yönelik etkinliklerin tasarlanması ve MEB öğretim müfredatlarında tüm disiplin alanlar için belirlenen kazanımların müze eğitimi ile nasıl ilişkilendirilebileceği noktasında sadece öğretmen adayları değil, öğretmenlerin de bilgilendirilerek bu konuda gerekli hizmet içi eğitimlerin yapılması önerilmektedir