27316 research outputs found
Sort by
Kutsal Roma İmparatorluğu (kitap incelemesi)
Berlin İhtisas Araştırmaları Enstitüsü Rektörlüğünü yapmakta olan Barbara Stollberg-Rılınger’ın kısa sürede beş baskı yapan 2001 yılında yayımladığı “Kutsal Roma İmparatorluğu” adlı eser Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından Mete Tunçay çevirisiyle 2020’de Türkiye’de yayımlandı. Kutsal Roma İmparatorluğu, söz konusu İmparatorluğun tarihsel olarak ne olduğunu, nasıl anlaşılması gerektiğini anakronizme düşmeden, geçmişi yargılama peşinde olmadan kısaca ve temel hatlarıyla ele alan bir çalışmadır. Bu kitap değerlendirme çalışmasında; yazarın kitabı nasıl ele aldığı, nasıl dönemlere ayırdığı, tarih yazımı veçhesiyle nelere dikkat ettiği ele alınmaktadır. Tartışma ve Sonuç kısmında bu kitap vesilesiyle Osmanlı Tarihi bağlamında bir değerlendirmede bulunulmaktadır
Investigation of early childhood and primary school education teacher candidates' attitudes to gender roles in terms of gender, grade, mother’s and father’s education levels
Gender inequality indeed persists as a pervasive issue worldwide, infiltrating numerous facets of society and impeding progress toward a more equitable and just world. Schools play a crucial role as essential institutions where children embark on their initial journey into social life, contributing to the formation of values, norms, and social relationships. During these early years, children observe, imitate, and internalize the words, behaviors, and attitudes of teachers, shaping their understanding of the world around them. Therefore, children's perceptions of gender and attitudes toward gender can be significantly influenced by the attitudes and behaviors of their teachers. This research aims to examine whether there are differences in the gender-role attitudes among pre-service early childhood and primary school teachers based on gender, grade level, mother's and father's education level. The study was designed as a cross-sectional survey model, and data were collected from 1st and 4th-grade students enrolled in Early Childhood and Primary School Education Programs at a university in Turkey. The data were collected using a Personal Information Form and the Gender Role Attitude Scale (GRAS). The data were analyzed using Kruskal-Wallis and Mann-Whitney U tests in SPSS 22.0, and effect sizes were calculated. Analysis indicated that there were statistically significant differences in gender role attitudes between genders, grade level, and mother’s education level. However, there was no statistically significant difference in the scores based on the father's education level. Female teacher candidates were found to have more egalitarian gender role attitudes compared to male teacher candidates, and 4th-grade students exhibited more egalitarian attitudes than 1st-grade students. Additionally, it was observed that teacher candidates whose mothers were illiterate tended to have more traditional gender role attitudes compared to those whose mothers had primary school, middle school, high school, or college degrees
Müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özelliklerinin çalgı öz yeterlik durumlarını yordaması
Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özelliklerinin çalgı öz yeterlik durumlarını yordama durumunu incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; Türkiye’nin Ege Bölgesinde bulunan müzik eğitimi anabilim dallarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, Ege Bölgesinde yer alan Muğla, Denizli, Aydın, İzmir illerindeki müzik eğitimi anabilim dallarında öğrenim gören 378 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda, müzik öğretmeni adaylarının çalgı öz yeterlik durumları 10 puan üzerinden 5.54 olarak tespit edilmiş ve çalgı öz yeterlik ölçeği ile çalgı solo performans ve çalgı genel not ortalaması değişkeni arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Diğer taraftan dışa dönüklük, öz disiplin ve açıklık kişilik özelliği ile solo performans arasında p<,05 düzeyinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken, açıklık kişilik özelliği ile not ortalaması arasında da p<,05 düzeyinde pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özellikleri ile çalgı öz yeterlik durumları arasında birçok anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özellikleri ve çalgı öz yeterlik durumları arasında anlamlı ilişkiler olsa da, beş büyük kişilik özelliklerinin müzik öğretmeni adaylarının çalgı öz yeterlik durumlarını yeterince önemli olmayan düşük bir düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır
Finlandiya’da kamu diplomasisi: propagandadan ulus markalaşmasına
Uluslararası ilişkilerde “küçük ülke” olarak sınıflandırılan Finlandiya, eğitim, yönetişim, cinsiyet eşitliği ve yaşam kalitesi konularındaki başarılarıyla uluslararası politikada iyi bir itibara sahiptir. Bu olumlu uluslararası imaj, Finlandiya hükümetlerinin 1945 sonrası dönemde yürüttüğü aktif ve bilinçli uluslararası iletişim politikalarının bir ürünüdür. Bu makale, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki dönemde Finlandiya’nın kamu diplomasisi uygulamalarını incelemektedir. Makale, kamu diplomasisi ve ulus markalaşması faaliyetleriyle ilgili Finlandiya’daki politika yapım süreçlerini tarihsel ve politik bağlam içinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu hedef doğrultusunda, Finlandiya’nın kamu diplomasisi etkinliklerini değerlendirmek için “bilgi temelli kamu diplomasisi” ve “ilişkisel kamu diplomasisi” sınıflandırmasına başvurmaktadır. Uluslararası siyasi ortamın Finlandiya’nın uluslararası iletişim yönetimi üzerindeki etkisini vurgulayan makale, Soğuk Savaş döneminde Finlandiya’nın kamu diplomasisi faaliyetlerinin, tek yönlü mesaj iletimine vurgu yapılması nedeniyle bilgi temelli kamu diplomasisi perspektifini yansıttığını savunmaktadır. Makale ayrıca 2000’li yıllardaki girişimlerde, ilişkisel kamu diplomasisinin etkisinin sınırlı kaldığı ve kamu diplomasisinin ulus markalaşmasına indirgenmesi nedeniyle bilgi temelli yaklaşımın etkisinin güçlü şekilde devam ettiği sonucuna varmıştır
Kefilin asıl borçluya rücuu
Teminat sözleşmelerinden kefalet sözleşmesi, kişinin başkasının borcuna şahsi teminat verdiği sözleşmedir. Kefilin kendisi, başkasının borcu için yükümlülük altına girmektedir. Sözleşme ilişkisinin başında umulan, asıl borçlunun borcunu ödemesi ve kefaletin yalnızca verilmiş bir güvence olarak kalmasıdır. Ancak çoğu zaman kefil kendisine ait olmayan asıl borçlunun borcunu ödemek durumunda kalmaktadır. Kefilin asıl borçluya rücuu, kefilin alacaklıyı tatmin etmesinden doğan ekonomik yükün asıl borçludan talep edilmesidir. Kanun koyucu, kefili asıl borçlu ile olan ilişkisinde korumak istemiş ve TBK m. 596 hükmü ile halefiyete dayanan rücu hakkını öngörmüştür. Bu hüküm öngörülmeseydi yalnızca tarafların iç ilişkisine dayanan rücu hakkı söz konusu olacak ve bu durum ispat zorlukları ile kefilin rücu hakkını elde etmesini zorlaştıracaktı. Çalışmamızda, kefilin asıl borçluya rücuu, iç ilişkiye dayanan rücu hakkı ve halefiyete dayanan rücu hakkı olmak üzere iki hak olarak kaynakları, kapsamı ve sona ermesi yönünden ele alınmıştır
The impact of artificial intelligence on design: the example of Dall-E
Applications of artificial intelligence, initially utilized during the Digital Revolution and
continuously developing with advancing technology, are starting to appear more frequently
in the field of design. Today, we encounter artificial intelligence in a wide range of fields,
and, wittingly or unwittingly, one can benefit from it. The study is concerned primarily
with the uses of artificial intelligence in graphic design, which is a visual art form communicating
ideas and demanding creativity, and the potential future outcomes of machine
learning-based design. In this context, the artificial network developed by OpenAI called
Dall-E, which converts texts in written language into images, was examined as an example.
The qualitative research method was used in the study. Printed publications and visuals
related to artificial intelligence, technology, and design were scanned, and data collected by
observation and document scanning was compiled. Samples were produced using artificial
intelligence applications, after which they were interpreted and analyzed using descriptive
analysis method. In conclusion, we consider that machine learning programs cannot go
beyond the data they process and that they cannot have human emotions, intelligence, and
creativity even if they can generate infinite variations by being ‘inspired’ by a work of art.
By this assumption, in terms of discussing the effects of artificial intelligence on the field of
design, it is significant to understand that, while the value of what is produced by artificial
intelligence will decrease, the value of the original work will continue to increase in that the
original will always be more valuable
Göç, kentleşme ve ekonomik büyümenin suç üzerindeki etkisi: Seçilmiş OECD üyesi ülkeler üzerine bir uygulama
Ülkelerin karşı karşıya kaldığı en önemli sosyo-ekonomik sorunlardan biri suç olgusudur. Bu nedenle suça neden olan ve suç oranını etkileyen faktörlerin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada suç üzerinde etkili olduğu düşünülen göç, kentleşme ve ekonomik büyüme faktörlerinin suç üzerindeki etkilerinin ekonometrik olarak araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla çalışmada öncelikle literatür taraması yapılmış, ardından seçilmiş 11 OECD üyesi ülkenin 1990-2021 verilerinden yararlanılarak yatay kesit bağımlılığı ve homojenite testleri uygulanmıştır. Daha sonra CIPS birim kök testi, Westerlund eşbütünleşme testi, Dumitrescu-Hurlin panel ve ülkeye özgü nedensellik testleri, en küçük kareler yöntemi ve robust en küçük kareler yöntemi uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre kentleşme suça neden olurken suç da göçe neden olmaktadır. Ayrıca Almanya ve Japonya’da göçün suçun nedeni olduğu, Kosta Rika, Almanya, Hollanda ve İsveç’te suçun göçün nedeni olduğu; Meksika, Avustralya, Almanya ve İspanya’da kentleşmenin suçun nedeni olduğu, Japonya ve İspanya’da suçun kentleşmenin nedeni olduğu; Kolombiya’da ekonomik büyümenin suçun nedeni olduğu, suçun ise hiçbir ülkede ekonomik büyümenin nedeni olmadığı tespit edilmiştir. En küçük kareler yöntemi ve robust en küçük kareler yöntemi sonuçlarına göre, göç değişkeninin suç oranlarını azalttığı, kentleşme ve ekonomik büyüme değişkenlerinin ise suç oranlarını artırdığı görülmüştür
Türkiye’de reel döviz kuru ile ekonomik büyüme ilişkisi
Bu araştırmada Türkiye’de reel döviz kuru ile ekonomik büyüme ilişkisi, 2006Q1- 2023Q2 dönemi için üç aylık verilerle araştırılmıştır. Araştırmada reel döviz kurunu temsilen Reel Efektif Döviz Kuru Endeksleri ve büyümeyi temsilen 1998 sabit fiyatlı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla değerleri kullanılmıştır. Araştırmada uzun dönemli ilişkiler Gecikmesi Dağıtılmış Oto Regressif eşbütünleşme yöntemiyle ve kısa dönemli ilişkiler Hata Düzeltme yöntemiyle belirlenmiştir. Eşbütünleşme analizine göre değişkenler eşbütünleşik belirlenmiş ancak, uzun dönem katsayıları istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur. Hata düzeltme modeli bulgularına göre tüm değişkenlerden büyümeye doğru nedensellik belirlenmiş ancak kısa dönem katsayıları işaret olarak değişkenlik göstermiştir. Reel efektif döviz kuru endeksleri ile ekonomik büyüme uzun dönemde eşbütünleşik ancak, uzun dönem katsayısı istatistiki olarak anlamsız çıkmıştır. Kısa dönem ilişkisinde reel efektif döviz kuru endeksleri ile büyüme arasında negatif yani ters yönlü bir nedensellik ilişkisi belirlenmiştir. Özel olarak ifade etmek gerekirse, reel efektif döviz kuru endeksleri yükseldiğinde yani Türk Lirası değer kazandığında ekonomik büyüme olumsuz etkilenmekte, buna karşılık reel efektif döviz kuru endeksleri düştüğünde yani Türk Lirası değer kaybettiğinde ekonomik büyüme olumlu etkilenmektedir. İstatistiki olarak uzun dönemde yüzde beş anlamlılık düzeyinde reel döviz kuru büyümenin doğrudan belirleyicisi değildir. Kısa dönemde ise büyüme ile reel efektif döviz kuru endeksleri arasında yüzde on anlamlılık düzeyinde endeks değerlerinden büyümeye doğru tek yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Buna göre kısa dönemde reel döviz kuru büyümeyi etkilemesi zayıf derecede olmaktadır. Bu sonuçlara göre reel döviz kurunun büyümeye olumlu katkısının olabilmesi için dış ticarette ihracatı artıran, ithalatı azaltan ve doğrudan yabancı sermaye girişlerini teşvik eden rekabetçi bir kur politikası izlenmelidir
Büyük istifa dalgası ve Türk işgücü piyasaları: yapısal perspektiften bir analiz
Pandemi döneminin işgücü piyasalarında yarattığı en ilgi çekici sonuçlardan birisi, kapanma döneminin ardından gönüllü istifa oranlarının çarpıcı biçimde artışıdır. Akademik araştırmaların büyük bir kısmı, büyük istifa olgusuyla 21. Yüzyılın çalışma karşıtı kültürü arasında bağlar kuran işgücü arz açıkları perspektifine sahiptir. Ancak bu yaklaşım, olgunun boyutlarını anlama ve işgücü piyasalarındaki farklılaşmaları kavrama konusunda yapısal perspektif tarafından yetersiz bulunmuştur. Yapısal perspektifteki çalışmaların ampirik sonuçları, büyük istifanın ücretli çalışmadan çıkma olarak tanımlanmasını desteklemez. Hareketliliklerin tabakalı işgücü piyasalarının mantığına uygun olarak birincil işgücü piyasalarında dijital beceri sahiplerinin fırsat alanlarının genişlemesine; ikincil işgücü piyasalarında ise çalışanların düzenli işlere geçişi şeklinde iki temel biçime sahip olduğunu iddia eder. Bu çalışma yapısal perspektifin varsayımlarının Türk işgücü piyasaları için test edilmesine odaklanmaktadır. Yapılan betimsel analizde, Türkiye’de pandemi döneminde işten işe geçişlerin özellikle ikincil işgücü piyasalarında arttığını ve bunun düzenli işlere geçişlere uygun bir niteliğe sahip olduğunu göstermiştir. Buna karşın birincil piyasalarda benzer bir hareketliliğe dair bulgular ile karşılaşılmamıştır
Bogota turizm kümesinin uluslararası rekabet gücünün elmas modeli ile analizi
Bu araştırmanın amacı, Kolombiya’nın başkenti Bogota’da bulunan turizm kümesinin rekabet gücünü etkileyen faktörleri incelemektir. Araştırmada öncelikle Bogota’da turizm sektörünün küme oluşturabilecek yoğunluğa sahip olup olmadığı istihdam yoğunlaşma faktöründen yararlanılarak ve turizm sektöründeki işletmelerin Bogota’daki yoğunluğu incelenerek analiz edilmiştir. Ardından Bogota turizm kümesinin rekabet gücünü etkileyen faktörler M. Porter’ın Elmas Modeli (1990) ile analiz edilmiştir. Yılda ortalama 11 milyon turist çeken kentte, gastronomi ve iş turizmi kümelerinin varlığı turizm kümesine faaliyet zenginliği sağlamaktadır. Sektörde kayıt dışılığın yüksek olması, ülkede girişimcilik seviyesinin düşük olması, yüksek yolsuzluk algısı ve yüksek vergi yükü daha rekabetçi bir turizm sektörünün oluşmasının önündeki engellerdir. Dünya çapında turizm talebindeki artış ve Kolombiya’da çatışmalara son veren barış sürecinin başlaması sektörün sahip olduğu fırsatlar olarak değerlendirilebilir