27316 research outputs found
Sort by
Osmanlı eğitiminin İstanbul basınına zaman içindeki yansımaları (1918-1919)
Osmanlı Devleti’nde basın tarihi oldukça zengin ve renkli bir geçmişe sahiptir. Bu süreçte pek çok farklı gazete, dergi ve diğer yayın organları ortaya çıkmıştır. İlk Osmanlı resmi gazetesi, 1831 yılında Takvîm-i Vekāyi’ adıyla yayımlanmaya başlamıştır. Gazetede ilk olarak sadece padişahın emirleri ve devlet işlerine dair duyurular yayımlanmaktayken sonraları ulusal ve uluslararası olaylara dair haberler ve makaleler de yayımlanmaya başlanmıştır. Takvîm-i Vekāyi’’nin yayımlanmasından sonra Osmanlı basını hızla gelişme göstermiştir. Nitekim 19. yüzyılın sonlarına doğru, İstanbul ve diğer şehirlerde pek çok gazete ve dergi yayımlanmaya başlamıştır ki bunlar arasında Servet-i Fünûn, Şehbal, Tercümân-ı Hakîkat ve Sabah gibi ünlü gazeteler de bulunmaktadır. Bunun yanı sıra edebiyat ve sanat ağırlıklı Mecmûa-i Fünûn ve eğitim konularını içeren Maarif-i Umumiye Nezareti Mecmuası gibi edebiyat ve ilim dergileri de yayımlanmıştır. Bu süreli yayınlar, özellikle devletin önemli siyasi ve sosyal değişimler geçirdiği geç Osmanlı döneminde, kamuoyunun şekillenmesinde ve yeni fikirlerin yayılmasında oldukça önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışmanın amacı, II. Meşrutiyet Dönemi’nde yayın hayatına dâhil olan Zaman gazetesinde yer alan sultânî, dârülmuallimîn, dârülmuallimât ve dârülfünûn gibi kurumlar başta olmak üzere Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren eğitim kurumlarına, bu kurumların gelişimi için uygulanan politikalara, eğitim yönetimine ve bu minvaldeki eğitime yönelik haberleri incelemektir. Çalışmada doküman analizi ile elde edilen veriler nitel araştırma türlerinden içerik analizi yöntemi ile incelenmiş ve analiz edilmiştir. Yayın hayatı boyunca 480 nüshası yayımlanan Zaman gazetesinde eğitimle ilgili toplam 332 habere yer verildiği tespit edilmiştir. Bu haberlerin %36,75’inin Eğitim Reformları ve Politikaları, %23,80’inin Eğitim Yönetimi, %21,39’unun Eğitimin Sosyal ve Kültürel Etkileri, %13,25’inin Eğitim Kurumlarının Gelişimi, %4,82’sinin ise Eğitim Süreci ve Değerlendirme ile ilgili olduğu sonucuna ulaşılmıştır
Türk borçlar kanunu m. 51 ve 52’de hükme bağlanan tazminattan indirim sebepleri ve uygulanması
Tazminat hukukunda kural, sorumlu kişinin tazminatın tamamından sorumlu tutulması olmakla birlikte, tazminattan indirim sebeplerinin varlığı halinde tazminattan indirim yapılabilir. Türk Borçlar Kanunu m. 51’de hükme bağlanan indirim sebeplerini, zarar verenin kusurunun hafifliği ve durumun gereğinden doğan indirim sebepleri; TBK m. 52’de hükme bağlanan indirim sebeplerini ise zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması, zarar görenin müterafik kusuru, tazminat yükümlüsünün tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olması şeklinde sıralamak mümkündür.
Hakimin TBK m. 51/I gereğince hafif kusur nedeniyle tazminattan indirim yapmış olması, TBK m. 52/II gereğince tazminattan indirim yapmasına engel değildir. Tazminat miktarı hesaplanırken tazminat sorumluları tarafından yapılan ödemeler düşüldükten sonra, tazminattan indirim sebepleri uygulanmalıdır. Tazminattan indirim oranına ilişkin Yargıtayın yerleşik içtihatlarının aksine hakim indirim oranını somut uyuşmazlığa göre belirlemelidir. Birden çok indirim sebebinin varlığı halinde tazminat hesabı indirimlerin ayrı ayrı uygulanması suretiyle yapılmalıdır
Avrupa ombudsmanlarının incinebilir gruplara yaklaşımları
İncinebilir grupların haklarına dair özel koruma birimlerinin oluşturulabileceği Paris Prensiplerinde düzenlenmiştir. Bu itibarla Avrupa’da bulunan ombudsman kurumlarında incinebilir grupların haklarının korunmasına dair özel çalışma birimleri ihdas edilmiştir. İlk olarak özel birimlerden en yaygını olan çocuk hakları birimlerine değinmek gerekir. İkinci olarak, ombudsman kurumlarının teşkilatı içerisinde bulunan ulusal önleme mekanizmaları incinebilir grupların haklarına dair şikâyetleri incelemekte, raporlama faaliyeti yürütmektedir. Bunlarla birlikte ülkelerin sorunlarına göre özel birimlerin ihdas edildiği de görülmektedir. Hollanda’da ülke güvenliği ve barış gücü misyonunda görev alan askerlerden yaralananların şikâyetlerini incelemek için gazi ombudsmanlığı özel birimi kurulmuştur. Avusturya’da ise çocukluklarında kamu kurumları bünyesinde barınan kişilerin şiddet ve istismara uğramaları sebebiyle oluşan mağduriyetin telafi edilmesinde Avusturya Ombudsmanına görev verilmiştir. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi için toplumdaki incinebilir grupların hak ihlallerine dair bağımsız insan hakları kurumlarında özel birim ihdası, kurumun işlerliği ve hakların korunup geliştirilmesinde fayda sağlamaktadır
ARCS modelinin açık ve uzaktan öğrenme tasarımına entegrasyonu: sistematik alanyazın taraması
Bu araştırmada, ARCS Motivasyon modelinin açık ve uzaktan öğrenme tasarımına entegrasyonunda güncel eğilimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, PRISMA modeline dayalı bir sistematik alanyazın taraması olarak desenlenmiştir. Sistematik alanyazın taraması kapsamında, 2019-2023 yılları arasında yayımlanan toplam 50 çalışma incelenmiştir. Kaynak tarama içi Web of Science, IEEE Xplore, Scopus ve Dergipark veri tabanlarından yararlanılmıştır. İncelenen çalışmaların yayın yılı, amacı, araştırma modeli, örneklem büyüklüğü, değişkenleri, veri toplama araçları, veri analiz yöntemleri, bulguları ve önerileri değerlendirilmiştir. Ulaşılan bulgular, ARCS Motivasyon modelinin açık ve uzaktan öğrenme ortamları ile entegrasyonu ile ilgili en fazla 2022 ve 2023 yıllarında çalışma yapıldığını göstermiştir. Çalışmalarda daha çok nicel araştırma yöntemlerinden yararlanıldığı belirlenmiştir. Ayrıca, çalışmaların ortak amacının, öğrenme motivasyonunu artırmak ve öğrenme tasarımı üzerindeki etkilerini değerlendirmek olduğu, bulgularında ise genel olarak motivasyon açısından olumlu sonuçlara varıldığı görülmektedir. Bu araştırma sonuçlarına dayanarak, ARCS Motivasyon modelinin açık ve uzaktan öğrenmede kullanımına ilişkin bilimsel araştırmalarda, değişkenin doğası gereği nitel araştırma yöntemlerinden daha fazla yararlanılması ve Türkçe yayınlara öncelik verilmesi önerilmektedir
Anadolu okul öncesi matematik (ANOMAT) beceri ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışması
Erken yıllarda çocukların nitelikli matematiksel yaşantılarla buluşturulması ileriki yıllarda akademik başarılarını destekleyecek güçlü bir zemin oluşturulmasında son derece önemlidir. Üçer yıllık dönemler halinde değerlendirmesi yapılan PISA sonuçlarına göre Türkiye, değerlendirmeye katılan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü [Organisation of Economic Cooperation and Development] (OECD) ülkeleri arasında matematik okuryazarlığı alanında arka sıralarda yer almaya devam etmektedir. Ölçme ve değerlendirme çalışmaları, her eğitim kademesinde olduğu gibi erken çocukluk dönemi matematik eğitiminin etkililiği belirlemek, süreçteki öğrenci gelişimini izlemek, program/müfredat başarısını değerlendirmek, eksiklikleri tespit etmek ve öğretim yöntem-tekniklerin değerlendirilmesi için gereklidir. Çünkü elde edilen veriler çocukların matematiksel gelişimi hakkında önemli bilgiler sağlar ve öğretimsel karar vermede eğitimcilere rehberlik eder. Bu sonuçlar ülkemizde erken yıllarda çocukların matematik okuryazarlığına ilişkin ölçme araçlarına olan ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle araştırmanın amacı, 36-85 aylık çocukların matematik becerilerini ölçmek için geliştirilen ANOMAT Beceri Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmaktır. Bu kapsamda, Eskişehir ilinde alt, orta ve üst sosyo-ekonomik yapıya sahip ailelerden tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen toplam 471 çocuk araştırmaya katılmıştır. Doğrulayıcı faktör analiziyle ANOMAT Beceri Ölçeği'nin yapı geçerliliği test edilmiş, faktörlerin McDonald’s Omega ve Cronbach Alfa (Alpha ordinal) güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, ANOMAT Beceri Ölçeği'nin genel bir matematik becerisi puanı verebilen hem de dört bağımsız faktörlü ve 28 bağımsız alt faktörlü olarak uygulanabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar, sayılar, işlem, ölçme ve geometri alt boyutlarında toplam 156 maddeden oluşan ANOMAT Beceri Ölçeği'nin 36-85 aylık çocukların erken matematik becerilerinin ölçümünde geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermiştir
Examination of the ethical positions of philosophy group teachers and their perception of metaphors related to the concept of ethics
The Ethical Concept has been a topic that has not lost its relevance throughout history. That is why it is an indispensable subject of research. The teachers of the philosophy group have a conceptual substructure regarding the concept of ethics. This substructure forms the ideology and perceptions of the philosophical group of teachers regarding the concept of ethics. Many studies have been conducted on ethics, including those of teachers, directors, and students. In literature, however, there is no study of a philosophical group to ensure that the concept of ethics is the subject of teaching. Based on the reasons stated, this study aims to examine the metaphorical perceptions of ethical status levels and the concept of ethics by the teachers of the philosophy group. The study was carried out using the parallel method of synchronization, with 107 philosophical group teachers working in the central districts of Adana, Çukurova, Sarıçam, Seyhan and Yüreğir in the educational year 2020-2021. Sample selection based on maximum diversity was made to determine participants. The study used the personal information form as a tool for data collection, the Ethics Position Questionnaire developed by Forsyth (1980), and the metaphor for the ethical concept developed by researchers. Quantitative data were analyzed using the SPSS 22 program. Qualitative data is dealt with together with metaphors and reasoning by means of content analysis. In the subsequent process, the qualitative and quantitative data sources were analyzed first separately and then jointly, and the analysis found that the demographic structure had no impact on ethical position levels, and that the sub-dimension of idealism was high on the ethical state levels of the participants compared to the relativistic sub-dimension. Participants produced a total of 68 different metaphors. The most widely used metaphor by the teachers of the philosophy group has been identified as the concept of "human". In addition, they consider the concept of ethics to be the most guiding and vital element
Individual and family related determinants of NEET probability: an empirical study for Türkiye
This study investigates the determinants of NEET status among Turkish youth aged 15–29, focusing on individual and family-related factors using 2010–2023 HLFS data. Employing a probit model, the analysis identifies significant influences of parental education, employment, and household income on NEET probability. A nuanced relationship emerges, with medium levels of parental education reducing NEET risk. Maternal education, particularly at the tertiary level, exerts a more pronounced influence compared to paternal education, underscoring the role of maternal engagement. Gender disparities are evident, with females disproportionately represented in the NEET category, largely due to caregiving responsibilities and societal norms. Family economic stability, measured through "decent work" status of parents, reduces NEET risk, while income displays a U-shaped relationship with NEET probability. The COVID-19 pandemic significantly increased NEET rates across all categories, disproportionately affecting females and low-educated youth. While post-pandemic recovery has been observed, gender and educational disparities persist
Vergi hukukunda tahakkuk kavramı, benzer kavramlardan farkı ve hukuki niteliği
Vergi borcunun tahakkuku, vergilendirme sürecinde yer alan ve Türk vergi hukukuna özgü olduğu kabul edilen bir safhadır. Tarh ve tebliğ edilen verginin ödenmesi gereken aşamaya gelmesine karşılık gelen tahakkuk aynı zamanda vergi borcunun vadesinin belirlenmesi, gecikme faizinin hesaplanması ve ziyaa uğratılan verginin tespiti hususları bakımından önem taşımaktadır. Çalışmamızda tahakkuk öncelikle sözlük anlamlarıyla ele alınmış, tahakkukun farklı disiplinlerdeki karşılıklarına yer verilmiştir. Tahakkukun gerçekleşme anı ve vergilendirme sürecindeki rolü, benzer kavramlarla kıyaslanması suretiyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Öğretide sıklıkla tahakkukla bağdaştırılan kavramlar olan kesinleşme ve muacceliyet ile tahakkuk arasındaki farklar ortaya koyulmuştur. Tahakkuk aşaması ile bir güvence önlemi olarak ihtiyati tahakkuk muamelesi bir arada ele alınmıştır. Son olarak, idari işlem teorisi bağlamında tahakkukun bir idari işlem niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır
Roma hukukunda stipulatio (sözlü sözleşme)
Roma borçlar hukuku kapsamında incelenen sözleşmeler (contractus), tarafların irade beyanlarının uyuşması (consensus) ve genellikle o zaman için hukuk düzenince aranan şekli şartların yerine getirilmesi şartıyla borç ilişkisini kuran hukuki işlemlerdi. Sözleşme özgürlüğüne yer vermeyen Roma hukukunda, yalnızca belli sözleşme tiplerine yer verilmiş, sınırlı sayıdaki sözleşmelere dava (actio) olanağı tanınmıştı. Roma borçlar hukukunun sözleşmeler sistemi; sözlü sözleşmeler (verbis contrahitur), rızaî sözleşmeler (consensu contrahitur), ayni sözleşmeler (re contrahitur) ve yazılı sözleşmelerden (litteris contrahitur’den) oluşmaktaydı. Rızaî sözleşmeler ile ayni sözleşmeler için şekil şartı aranmazken, sözlü sözleşmeler ve yazılı sözleşmeler için şekil şartı aranırdı. Roma’da Klasik Dönem’de en önemli şeklî sözleşme, sözlü olarak soru ve cevap şeklinde yapılan stipulatio idi. Günümüz hukukunun temelini teşkil eden Roma hukukundan bugüne, hukuki işlemlerdeki şekil konusu önem taşımaktadır. Şekil, kişilerin iradelerini beyan ederken başvurdukları söz ya da yazılı işaret gibi dış kalıplardır. Roma hukukçuları şeklin, “en eski norm” olduğunu düşünmekteydi. Roma’da Ius Civile şekil kurallarına sıkı sıkıya bağlı düzenlemeler içerirdi. Ius Gentium ise esnek kurallardan oluşuyordu. Hukuki işlemler, bugün uygulanmayan bir takım törenlerle ya da sözlü şekillerle meydana getiriliyordu. Sözlü şekil, Roma’nın aksine günümüzde istisnai olarak hukuki işlemlerde geçerlilik şartıdır. “Roma Hukukunda Stipulatio” başlıklı bu çalışmamızda, Roma borçlar hukukunda sözleşmeler sisteminin temel taşı niteliğindeki, günümüz hukukundaki yazılı sözleşmelerin kullanım alanına sahip olan stipulatio’nun yeri, önemi, yapılış yöntemi, uygulama alanı, türleri incelenmiştir
10. sınıf öğrencilerinin örnek ayrıntılama becerisinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Örnekler; öğrenme, öğretim ve düşünme süreçlerinde öğrencilerin soyut düşünceleri somutlaştırabilmesini ve anlamlandırabilmesini sağlayan temel bir içerik ögesidir. Kavramların öğretiminde sıklıkla öğrencilerin anlam oluşturmasını desteklemek için örnekler kullanılmaktadır. Bu araştırmanın amacı, 10. sınıf öğrencilerinin eşeyli ve eşeysiz üreme kavramları ile ilgili örnek ayrıntılama becerilerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu çalışma betimsel tarama modeli kullanılarak tasarlanmıştır. Katılımcı öğrencilerin türdeş kavramlara örnek vermelerini ve verdikleri örnekler ile ilgili açıklamalarını incelemek amacıyla büyük bir gruptan bilgi elde etmek için tarama modeli tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemi, basit seçkisiz küme örnekleme ile belirlenmiştir. Örneklemi, 2019-2020 eğitim öğretim yılı Adana ili merkez ilçelerinde bulunan devlete bağlı 5 Anadolu Lisesinde 10. sınıfa devam eden 362 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, Örnek Ayrıntılama Testi (ÖAT) ve Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği B formu (ÜBFÖ-B) kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz, Kruskal Wallis H testi ve Mann Whitney U testi ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada ÖAT’den elde edilen bulgular doğrultusunda katılımcı öğrencilerin çoğunun örnek verme ve örnek-terim ilişkisi kurmada ortalamanın üstünde puan aldığı buna karşılık örnek-özellik ilişkisini açıklamada ortalamanın altında puan aldığı tespit edilmiştir. Buna göre, öğrencilerin çoğunluğunun türdeş kavramlara verdikleri örneklerin gerekçelerini açıklamakta zorlandıkları belirtilebilir. Dersi çok sevdiğini ve derste zorlanmadığını belirten öğrencilerin ÖAT puanlarının diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Okul dışında özel bir kurum ya da öğretmenden destek eğitim almanın ise öğrencilerin ÖAT puan ortalamalarında anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Üst bilişsel farkındalığı yüksek ve düşük olarak belirlenen öğrencilerin ÖAT puan oratlamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Kavram öğretiminde öğrencilerden örnek vermesini isterken örnek-özellik ilişkisini kurmayı sağlayan ayrıntılayıcı sorulara ve açıklamalara yer verilebilir