27316 research outputs found
Sort by
Avrupa birliği ülkeleri sağlık sistemlerinde hastane performansının değerlendirilmesi ve Türkiye karşılaştırması
Bu araştırmanın amacı 2019-2022 yıllarında Avrupa Birliği ülkelerinin ve Türkiye’nin hastane performanslarına göre konumlarını ve sıralamalarını belirlemektir. Hastane performans göstergelerine göre 24 AB ülkesi ve Türkiye’nin konumlarının belirlenmesinde çok boyutlu ölçekleme analizi, MOORA yöntemi ise hastane performans skorlarına göre ülkelerin sıralamasında kullanılmıştır. Sağlık hizmeti performansını değerlendirmek için yapı boyutunda hastane yatak sayısı , hastanede kişi başına düşen hekim sayısı, MR cihaz sayısı, süreç boyutunda hastanelerde kişi başı hekime müracaat oranı, MR tetkik sayısı, sonuç boyutunda yatak doluluk oranı değişkenleri seçilmiştir. Türkiye, 2020-2022 yıllarında görece olarak düşük hastane performans düzeyine sahip ülkelerden biridir. 2019 yılında ise Türkiye MOORA skoruna göre 10.sırada yer almıştır. Hastane performansı MOORA skor sıralamalarına göre ilk sıralarda yer alan ülkeler Slovenya ve Fransa’dır. 2019-2022 yılları çok boyutlu ölçekleme analizine göre 1.boyutta en az benzeyen ülkeler İspanya ve Bulgaristan’dır. 2019 yılı MOORA skor sıralamasına göre İspanya 2.sırada, Bulgaristan ise son sırada yer almıştır. 2022 yılı MOORA skor sıralamasına göre Bulgaristan 9.sırada, İspanya ise son sırada yer almıştır
Investigation of pre-service physics teachers’ transfer of knowledge of the first and second laws of thermodynamics to daily life
This study investigated how pre-service physics teachers transfer their knowledge of the first and second laws of thermodynamics to daily life. A case study, which is a qualitative research method, was utilised. The study participants consisted of 63 pre-service teachers studying in the Department of Physics Education. Criterion sampling, one of the purposeful sampling methods, was used in selecting participants. The data were collected through an ‘opinion form’ with seven open-ended questions. The data were analyzed within the framework of deductive content analysis. As a result of the research, it was determined that pre-service physics teachers had problems transferring their knowledge of the first and second laws of thermodynamics to daily life. It is thought that the source of this problem is the inability of pre-service teachers to understand basic concepts such as work, heat, enthalpy and entropy, and therefore, the failure of pre-service teachers to transfer their knowledge to daily life in a scientifically correct way due to the deficiencies in their prior knowledge. Because it is known that at the point where scientific knowledge is transferred to daily life, it is necessary to make sense of the knowledge first; to overcome this problem identified in the research, it can be suggested to create a learning environment enriched with various teaching methods, techniques and strategies. This way, pre-service teachers' knowledge can be structured, and transferring it to daily life can be supported
Çevrimiçi öğrenme toplulukları üzerine yapılan araştırma eğilimlerinin görselleştirilmesi
Çevrimiçi öğrenme topluluklarının geleneksel öğretim yöntemlerini dönüştürmek, öğrenen deneyimlerini geliştirmek ve etkileşimli öğrenme ortamlarını teşvik etmek suretiyle eğitim ortamlarında devrim yarattığı görülmektedir. Bu araştırmada çevrimiçi öğrenme toplulukları ile ilgili Scopus veri tabanında bulunan çalışmaların bibliyometrik analiz yapılarak görselleştirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için Scopus veri tabanından ulaşılan, 1998-2023 yılları arasında yayımlanmış toplam 646 adet makale, konferans bildirisi ve derleme çalışmalarının bibliyometrik verileri, VOSviewer kullanılarak analiz edilmiş ve görselleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre çalışmalar, 66 farklı ülkeden 1702 araştırmacı tarafından üretilmiştir. En fazla yayın yapan ülkenin ABD, en çok araştırma yapılan yılların 2021 ile 2023, alanyazına en çok katkıda bulunan kurumun Merkez Çin Üniversitesi, en fazla makale yayınlanan derginin International Journal of Web Based Communities ve en fazla bildirinin yayınlandığı konferansın ise Lecture Notes in Computer Science olduğu görülmüştür. Çalışmalarda kullanılan anahtar kelimeler incelendiğinde; çevrimiçi öğrenme toplulukları, öğrenme toplulukları, sosyal bulunurluk, çevrimiçi öğrenme, uygulama toplulukları ve işbirlikçi öğrenme kavramlarının ön plana çıktığı görülmüştür. Araştırmada bibliyometrik teknikler kullanılarak, çevrimiçi öğrenme toplulukları alanının mevcut durumu hakkında değerli bilgiler sağlanması, alanın entelektüel yapısının haritalandırılması ve gelecekteki araştırmalara rehberlik edebilecek boşlukların belirlenmesi amaçlamaktadır. Bu analizin bulguları; çevrimiçi öğrenme topluluklarının gelişim dinamiklerinin daha iyi anlaşılması, aynı zamanda eğitimciler, araştırmacılar ve politika yapıcıların karar verme süreçlerinin daha bilinçli hale getirilmesi açısından yol gösterici nitelik taşımaktadır
Anayasa mahkemesine bireysel başvuru harcının hak arama hürriyeti bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmada, bireysel başvuru yolunun şekli şartlarından biri olan bireysel başvuru harcı, hak arama hürriyeti bağlamında incelenmiş ve bireysel başvuru yolunun harca tabi kılınmasının hak arama hürriyetine ihlal teşkil edip etmeyeceği hususu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bireysel başvuru yolunun 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin 2. fıkrası ile başvuru harcına tabi kılınması, Anayasa Mahkemesinin dayanaksız veya kötü niyetli başvurular ile meşgul edilmemesi, yoğun iş yükünün Anayasa Mahkemesinin etkinliğini zedelememesi ve gerçekten hakkı ihlal edilen bireylerin hukuki süreçlerinin zamanında ve nitelikli kararlarla sonuçlanmasına araç olacağından bahisle gerekli görülmektedir. Diğer yandan ise bireysel başvuru harcı, bireysel başvuru yolunun temel hak ve özgürlükleri koruma amacıyla çelişme ve hak arama hürriyetini sınırlama yönleriyle eleştirilmektedir.
Bireysel başvuru yolunun ve Türk hukukunda düzenlenen yargı harçlarının anlam ve kapsamına yönelik kısa bir inceleme sonrasında ele alınan hak arama hürriyeti ve bireysel başvuru harcı ilişkisi değerlendirmesi; bu ilişkinin hassas bir dengeye muhtaç olması tespitini beraberinde getirmektedir. Bu dengenin tesisinde devletin bir kamu geliri olarak bireysel başvuru harcını elde etmedeki menfaatine karşılık, bireyin temel hak ve özgürlüğüne ulaşmadaki menfaati dikkate alınmalıdır. Çalışmada, Anayasa’nın benimsediği sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri gereği bireyin temel hak ve özgürlüğüne ulaşmadaki menfaatinin öncelenmesi ya da temel hak ve özgürlüğüne ulaşmadaki menfaat için kamu geliri alınmasının geciktirilmesi önerilmektedir. Bu çözümün mümkün olmaması halinde ise etkisi kuvvetlendirilmiş adli yardım kurumu ile her iki tarafın menfaatleri arasında denge kurulmalıdır
Das problem mit dem eigentum in der Türkischen republik nordzypern im gange zur kommission für unbewegliches eigentum
Eines der wichtigen Unterthemen des Zypernproblems ist die Eigentumsfrage. Dieses Problem steht im Zusammenhang mit der Rückgabe der hinterlassenen Besitztümer von Flüchtlingen, die nach 1974 im Rahmen der Bundesgebietsbestimmung von Norden nach Süden bzw. von Süden nach Norden zugewandert sind. Ziel der Problemlösung ist es, die Ansprüche derjenigen, die ihr Eigentum verloren haben, im Einklang mit dem Völkerrecht und dem Dualitätsprinzip umfassend zu klären und dabei auch die Persönlichkeitsrechte der derzeitigen Nutzer zu berücksichtigen. Allerdings ist die Eigentumsfrage in der Zypern-Frage ein komplexes Problem.
In diesem Artikel wird das Problem der Rückgabe des Eigentums von Menschen untersucht, die nach 1974 von Norden nach Süden auf die Insel Zypern gezogen sind. Zu diesem Problem werden beim Europäischen Gerichtshof für Menschenrechte eingereichte Fälle und Entscheidungen vorgestellt. Darüber hinaus wird die Struktur der auf der türkischen Seite der Insel eingerichteten Kommission für unbewegliches Eigentum, die eines der wichtigsten Elemente des Problems darstellt, ein weiteres wichtiges Element des Artikels darstellen. Die Hauptfrage der Forschung ist, inwieweit die Arbeitsweise dieser Kommission zur Lösung des Problems beitragen kann. Die Hauptmethode der Forschung ist die Untersuchung früherer Fälle zu diesem Thema
Online classroom-based reading assessment: comprehension and practice development
In this paper, we investigated the impact of an online classroom-based reading assessment on implementing practices in reading instruction among 30 EFL learners in an intermediate reading course at a public university in East Java, Indonesia. Our study aimed to develop an online classroom-based reading assessment and evaluate its efficacy in measuring students’ reading skills. The online classroom-based assessment, characterized as systematic, comprehensive, instructional, diagnostic, and adaptive, yielded positive outcomes, as evidenced by specific trends in the qualitative analysis. While limitations were considered, the study’s findings showcase the practical implications of incorporating online classroom-based assessment in monitoring student performance and evaluating teaching quality. The results emphasize the importance of online classroom-based reading assessment as a robust evaluation tool for aligning learning goals and needs. Overall, our study contributes valuable insights into the benefits of online classroom-based reading assessments and their potential to enhance traditional assessment methods in English as a Foreign Language (EFL) settings in this technologically advanced era
Farklı özel gereksinim türleri hakkında bilgi sağlayan internet sitelerinin kalite ve karakteristik özelliklerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Türkçe olarak geliştirilmiş 10 farklı özel gereksinim türüyle ilgili bilgi sağlayan internet sitelerinin kalite ve karakteristik özelliklerinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma; (a) 10 farklı özel gereksinim türü ile ilgili bilgi sunan 100’er adet internet sitesinin iki farklı arama motoru kullanılarak belirlenmesi ve (b) belirlenen internet sitelerinin kalite ve karakteristik özelliklerinin değerlendirilmesi aşamalarından oluşmaktadır. Bulgular, otizm spektrum bozukluğu, dil ve konuşma bozuklukları, Down sendromu ve öğrenme güçlüğü ile ilgili bilgi sunan internet sitelerinin kalitelerinin diğer özel gereksinim türleri hakkında bilgi sunan internet sitelerine kıyasla daha iyi olduğunu, ancak tüm özel gereksinim türleri hakkında bilgi sunan internet sitelerinde hatalı, yanlış ya da eksik bilgilerin olduğunu ortaya koymuştur. Birçok internet sitesinde, özel gereksinimi olan bireylerle kullanılabilecek müdahale yöntemlerinin etkililiği hakkında kullanıcıyı yanlış yönlendirecek bilgiler bulunmaktadır. İnternet sitelerinin büyük çoğunluğunda sunulan bilginin kaynağının belirtilmediği, büyük çoğunluğunun reklam içerdiği ve ürün/hizmet tanıtma ya da pazarlamaya odaklandığı görülmektedir. Üniversiteler ve devlet kurum ve kuruluşları tarafından geliştirilen internet sitelerinde sunulan bilgilerin ticari amaç için ya da bireysel olarak geliştirilmiş internet sitelerine göre daha doğru ve güncel bilgiler sundukları belirlenmiştir. Bulgular mevcut alanyazın bağlamında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur
Kant düşüncesinde hukuk, devlet ve insan haklarının felsefi temelleri
Aydınlanma Çağı’nın en öne çıkan niteliği, insanın rasyonel doğasına duyulan sonsuz güven ve ortaya çıkan pozitif bilimler ışığında doğan ilerleme düşüncesidir. Immanuel Kant, yaşadığı Aydınlanma Çağı’nın bir düşünürü olarak felsefenin çok farklı alanlarında derinlikli eserler vererek hem kendi dönemini hem de kendisinden sonraki dönemleri son derece etkilemiştir. Kant’ın eleştirel felsefesi, insanı diğer varlıklardan ayırt etmeye yönelik ortaya koyduğu irade özgürlüğü ve aklın otonomisi kavramlarını temel almaktadır. Kant, özgür iradeye sahip olduğu düşünülen insanın hangi durum ve koşullarda gerçekten özgür olduğunu belirlemiştir. Salt insanın aklı ile felsefi olarak temellendirdiği ahlaki normatif yapıyı özgürlük, sosyal sözleşme, hak, adalet, barış, insan onuru gibi kavramlarla ilişkilendirerek hukuka ve devlete doğru genişleten Kant, böylelikle epey kapsamlı bir siyaset felsefesi geliştirmiştir. Neticede Kant’ın siyaset felsefesi kapsamında ortaya koyduğu fikirler, günümüzde özellikle insan haklarının kurumsallaşması ve felsefi temellendirilmesinde etkili olacak evrensel bir hukuki-siyasi düşünce sistematiği yaratmıştır. Günümüzde insan haklarını felsefi bir temele oturtmak için Kant, insan onuru kavramı yoluyla bizlere evrensel geçerliliği olan ve kendi içerisinde tutarlı bütünlük arz eden felsefi bir temel sunmaktadır
Development of steam-based e-modules on human circulatory topics containing critical reasoning and independent characters
This research aims to develop a STEAM-based e-module containing critical and independent reasoning characters. The method used in this study is Research and Development (R&D). The validation of e-modules is assessed based on three aspects, including aspects of content, construction, and language. The experts who validated each aspect consisted of four experts: three lecturers and one fifth-grade teacher. The practicality test was carried out at Supriyadi Elementary School Semarang Indonesia on 15 students and five teachers. The results of Prisma e-module validation based on content aspects were declared “valid” with a V Aiken value of 0.9615, it is declared “valid” with a value of V Aiken 0.9469 in constructed aspect, and the language aspect is declared “valid” with a value of V Aiken 0.9219. Overall, aspects of Prisma’s e-module were declared “valid” with an Aiken V value of 0.942. Prisma’s e-module received a practicality test score of 86% from students and 96% from educators. It can be concluded that Prisma’s e-module is declared “feasible” and “practical” for use in the learning process. Further research can develop e-modules that can be accessed not only in the Android program but also accessible in the iOS program
The relationships between the global supply chain and the stock markets of developed and emerging countries: sectoral view
The study aims to determine the long-run relationships between the increases in the global supply chain pressure index (GSCPI) and the decreases in different sector indices of developed and emerging markets. For this purpose, the relationships between GSCPI and 8 different sectors of 18 developed and emerging markets were first analyzed by Bayer & Hanck (2013) Combined Cointegration Test and then by Özer et al. (2024) Implicit Asymmetric Combined Cointegration Test. The results of the study indicated long-run relationships between the increases in GSCPI and the decreases in different sector indices of many countries. The most important finding of the study is that the decreases in the sector indices of emerging countries are more related with the increases in GSCPI in the long run compared to developed countries. Another important finding of the study is that the decreases in the communication, industry and technology sector indices are related with the increases in global supply chain pressure in the long run, then the other sector indices. The study provides investors important information about the differentiated relationships between global supply chain pressure and the stock indices at both country and sectoral basis, that they can use in portfolio management decisions