27316 research outputs found
Sort by
Kriz dönemlerinde Türkiye’de enerji sektörü ile gayrisafi yurtiçi hasıla arasındaki yayılma etkisinin analizi
Bu çalışmanın amacı, kriz dönemlerinde enerji sektörü ile gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) arasındaki yayılma etkisini belirlemektir. Türkiye’nin 1998Q1-2022Q4 dönemine ait verilere, Diebold ve Yılmaz (2012) yayılma etkisi analizi uygulanmıştır. Bu çerçevede; çalışmanın yapıldığı dönemde gerçekleşen, 2008 küresel ekonomik krizi (ekonomik kriz), Rusya’nın Kırım’ı ilhakı (siyasi kriz) ve Covid-19 pandemisi (sağlık krizi), öncesi ve sonrası dönemdeki etkileri için ayrı ayrı sonuçlar sunulmuştur. Yayılma etkisi analizinden elde edilen bulgulara göre; ekonomik kriz öncesi dönemde yaklaşık %1,56, ekonomik kriz sonrası ve siyasi kriz öncesi dönemde yaklaşık %16,49, 2014 siyasi kriz sonrası ve sağlık krizi öncesi dönemde yaklaşık %14,92, sağlık krizi sonrası dönemde ise yaklaşık %0,12 düzeyinde, GSYH’den enerji sektörüne yayılım olduğu belirlenmiştir. Sonuçta, enerji sektörünün, Türkiye’nin ekonomik büyümesini tetiklemediği aksine sürekli ekonomik büyümeyi takip ettiği belirlenmiştir
Temel eğitimden ortaöğretime matematik öğretiminde öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgisi algılarının incelenmesi
Bu araştırma temel eğitimden ortaöğretime kadar olan süreçte matematik dersi yürüten öğretmenlerin Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) algılarını bütüncül bir yaklaşımla incelemek amacıyla yapılmıştır. Öğretmenlerin TPAB’leri cinsiyet, fakülte türü, alan, mesleki deneyim süreleri ve öğrenim düzeyine göre incelenmiştir. Araştırmada “Öğretmen Bilgi Formu ve TPAB Ölçeği” olmak üzere iki tane veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 343 öğretmenden oluşmaktadır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Welch testleri kullanılmıştır. Öğretmenlerin TPAB algıları cinsiyet ve mezun olunan fakülte türüne göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaşmazken, öğretmenlerin öğrenim düzeyi, mesleki deneyim süresi ve alanlarına göre anlamlı bir biçimde farklılık göstermiştir. Ortaokul ve lise matematik öğretmenlerinin TPAB algılarının birbirine yakın olduğu, lise matematik öğretmenlerinin TPAB algıları en yüksek iken sınıf öğretmenlerinin ise en düşük olduğu tespit edilmiştir
VİX endeksinden finansal yatırım araçlarına doğru getiri ve volatilite yayılımı: COVID-19 öncesine ve sonrasına yönelik karşılaştırmalı bir analiz
Uluslararası piyasa koşullarının daha iyi anlaşılabilmesi ve uygun risk yönetimi stratejilerinin uygulanabilmesi açısından beklenen piyasa volatilitesinin finansal varlıklar üzerindeki etkisinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada, ABD pay piyasasının 30 günlük beklenen volatilitesini ölçen VIX endeksinden altın, petrol, Dolar kuru, faiz oranı ve S&P 500 endeksine doğru getiri ve volatilite yayılımları, Covid-19 öncesi ve sonrası dönemler için çok değişkenli VAR-EGARCH yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Analizler sonucunda, Covid-19 öncesinde, VIX endeksinden petrole ve faiz oranına doğru getiri yayılımları elde edilmesine rağmen Covid-19 sonrasında, bu aktarım mekanizmalarının zayıfladığı görülmüştür. ABD Dolar endeksinde ise, bunun tam tersi bulunmuştur. Ayrıca, Covid-19 sonrasında, VIX endeksinden ABD Dolar endeksine doğru volatilite yayılımları saptanmıştır. VIX endeksinden S&P 500 endeksine doğru getiri ve volatilite yayılımlarının ise, her iki dönem için de mevcut olduğu gözlemlenmiştir
Borçlunun maaş ve ücret alacağı dışındaki üçüncü kişilerde bulunan alacaklarının haczi ile alacaklının İcra ve İflâs Kanunu’nun 89’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasına dayalı cezalandırma ve tazminat talebi
Alacağına kavuşmak isteyen alacaklı icra dairesine başvurarak hukuki haklarını kullanabilir. Alacaklının haciz talebinde bulunmasının amacı, borçlunun mallarının cebri icra yoluyla satılarak elde edilen hasılattan kendi alacağına kavuşmasıdır. Borçlunun malvarlığı değerlerinden birisi de borçlunun üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacaklarıdır. Alacaklının talebi üzerine icra dairesi takip borçlusuna ait üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacakların haczi için üçüncü kişiye bildirimde bulunmaktadır. Kendisinde borçlunun alacağı tespit edilen üçüncü kişinin yapılan bildirimlere rağmen gerçeğe aykırı ve haksız itirazı söz konusu ise alacaklının talebi doğrultusunda cezalandırılması ve aleyhine tazminata hükmedilmesi mümkün kılınmıştır. Borçlunun üçüncü kişilerde bulunan maaş ve ücret alacağının haczi ve işlemin sonuçları için ayrı bir hüküm ihdas edildiğinden bu çalışma, haciz talebinde bulunan alacaklının maaş ve ücret alacakları dışında kalan alacaklarının haczi ile İcra ve İflâs Kanunu’nun 89’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasına dayanılarak borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağının tespiti hâlinde alacaklının üçüncü kişiye karşı hukuki taleplerini ve bu taleplerin şartlarını değerlendirmek amacıyla ele alınmıştır
Hakkı Kâmil Beşe’nin hikâyelerinde Anadoluculuk akımının yansımaları
Bu çalışmada 1071 Malazgirt Savaşı ile Anadolu’ya gelen ve bin yılda coğrafî ve tarihî unsurları, gelenek ve görenekleriyle bütünleşmiş Anadolu insanını temel alan Anadoluculuk Hareketi ile ilgili kısa bir giriş yapılarak edebiyat üzerindeki etkisi üzerinde özellikle de Hakkı Kâmil Beşe’nin hikâyelerinde bu düşüncenin nasıl ele alındığı üzerinde durulacaktır. Çalışmanın asıl amacı bu hareketin edebî eserlerde nasıl ele alındığını Beşe’nin hikâyeleri örneğinde ortaya koymaktır. Hakkı Kâmil Beşe’nin iki hikâye kitabı bulunmaktadır. Birinci kitabı tek bir hikâyeden oluşan on bölümlük bir kitaptır. İkinci kitabında ise yirmi iki hikâyesi vardır. Çalışmada Hakkı Kâmil Beşe’nin yayımladığı hikâyeler, “coğrafya, devlet anlayışı, Anadolu insanın özellikleri, kadın, kahramanlık, gelenek ve görenekler, tasavvuf ehli ve halk müziği, at, ahlakî değerler ve inanç sistemi, tedavi, aydın ve köylü” başlıkları altında incelenmiştir. Anadolu’yu vatan haline dönüştüren Müslüman Türkmenler ve yerli halkın kaynaşarak yeni devletin kurulması ile birlikte Anadolu’nun imarı, gelenek ve göreneklerin devam ettirilmesi, Anadolu’ya has ahlakî inançlar ve değerler ele alınmıştır. Hakkı Kâmil Beşe, Anadoluculuk anlayışını hikâyelerinde bütün yönleri ile ele alarak bir düşünce sisteminin hikâye yolu ile geniş halk kitlelerine ulaşmasını sağlamıştır. Bu çalışmanın daha sonra yapılacak başka çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir
Ergenler için çok boyutlu psikolojik esneklik envanteri kısa formu (çbpee-kf): Türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu araştırmada, Rolffs, Rogge ve Wilson (2016) tarafından geliştirilen Çok Boyutlu Psikolojik Esneklik Envanteri Kısa Formu’nun (ÇBPEE-KF) Türkçeye uyarlanarak ergen örnekleminde geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 430’u kız 565’i erkek olmak üzere toplam 995 gönüllü lise öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin yaşları 14-18 arasında değişmekte olup yaş ortalamaları 15.32’dir. Geçerlik analizi kapsamında AFA, DFA ve ölçüt geçerliği analizi gerçekleştirilmiştir. AFA sonucunda toplam varyansın %68’03’ünü açıklayan 24 maddelik iki faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Envanterde yer alan maddelerin faktör yüklerinin .68 ile .91 arasında bir değer aldığı görülmüştür. DFA sonuçları, uyum iyiliği indekslerinin (χ2/Sd=2.197; CFI=.97; NFI=.92; IFI=.96; TLI=.95; RMSEA=.072; SRMR=.032) kabul edilebilir düzeyde olduğunu göstermiştir. Ölçüt geçerliğine ilişkin yapılan korelasyon analizleri beklendiği yönde anlamlı bulunmuştur. Envanterin güvenirliğini belirlemek için Cronbach Alpha ve test-tekrar test güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. ÇBPEE-KF’nin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı psikolojik esneklik alt boyutu için .97 ve psikolojik katılık için ise .96; test-tekrar test güvenirliği psikolojik esneklik alt boyutu için .85 ve psikolojik katılık için ise .83 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, ÇBPEE-KF’nin ergenlerin psikolojik esneklik düzeylerini belirlemede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu söylenilebilir
Siber mekânda duygu deneyimleri bağlamında meditasyon uygulamaları
İşsizlik, yoğun iş saatleri, iş stresi, ekonomik problemler ve toplumsal travmalar gibi etkenler bireyin duygusal durumunu etkilemektedir. Bu bağlamda, duygular ve duyguların düzenlenme biçimleri sosyal bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak, yüz yüze terapiler, meditasyonlar veya psikoterapiler gibi duygu düzenlemesi yöntemleri, sosyo-ekonomik nedenlerle sınırlı bir erişime sahip olabilmektedir. Bu ihtiyacı karşılamak isteyen bireyler hızla büyüyen “mutluluk endüstrisine” yönelmektedir. Bu endüstri, bireylere nasıl hissetmeleri gerektiği konusunda öğütler veren terapi söylemlerini içeren bir kültür ve piyasa oluşturmaktadır. Son zamanlarda, akıllı telefon uygulamaları aracılığıyla siber mekânda yaygınlaşan bu terapi kültürü ve piyasası, bireye her an her yerde “mutlu olma”, “stresten uzaklaşma”, “rahatlama” gibi vaatler sunmaktadır. Bu çalışmada, kişisel gelişim ve farkındalık uygulamalarından örnek olarak, kadınlara yönelik popüler bir uygulama olan “Goddess” ve stres azaltma amacıyla ortaya çıkan “Meditopia” incelenmiştir. Fenomenolojik bir yaklaşımla gerçekleştirilen çalışmada, bu uygulamaları kullanan bireylerin deneyimleri, Google Play uygulama mağazasındaki yorumlar kullanılarak MAXQDA 2018 programı ile kodlanmış ve incelenmiştir. Bu uygulamaları kullanan bireyler, duygularını yönetmek için kendi farkındalıklarını kullanmaları gerektiğini vurgulayan bu uygulamalar aracılığıyla anksiyete ve stresle başa çıkma, sosyal destek bulma ve sakinlik elde etme çabası içindedir. Bu çalışma, bu uygulamaların yararlılık ölçütünü değerlendirmemekle birlikte, kullanıcı yorumları üzerinden bireylerin deneyimlerini anlamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda, kullanıcılar bu uygulamaları rahat uyuma, rahatlama, stresten uzaklaşma ve anlayışlı biriyle konuşma gibi şekillerde değerlendirmektedir. Ancak, siber mekânda duyguların düzenlenme biçimleri üzerine sosyolojik araştırmaların sınırlı olduğu ve daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir. Bu makale, sosyal araştırmalara dayalı olarak, bireylerin duygusal deneyimlerini anlamak için siber mekânda kullanılan uygulamaların etkisini daha fazla incelemeyi önermektedir
Bibliometric analysis of social media studies within educational research
The digital transformation in higher education can be observed in numerous ways and practices. Recently, post-pandemic digitalization played a significant role in the increase of the educational use of digital technologies such as artificial intelligence, virtual reality, augmented reality, extended reality, and social media. Among these, social media has dominated daily life long before the rest of the technologies. Hence, examining the current situation of social media studies within educational research aids in envisioning the future vision. This study aims to outline the trends in the use of social media platforms by analyzing them within educational research published between 2017-2023. For this purpose, 473 articles in the Web of Science database were examined regarding the dimensions of publication year, country of publication, author, keyword, article type, the method used, sampling, data collection tools and analysis methods, and social media use. The findings of this study are believed to guide practitioners and researchers in their practice and consideration of social media within educational environments
Richard Serra ve “mekâna-özgü” heykelin kökeni
Bu çalışmanın amacı 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren heykel sanatının belirleyici
unsurlarından biri haline gelen ve Richard Serra’nın heykelleri bağlamında temel bir mesele
olarak düşünülen mekâna-özgülük kavramının kökenini araştırmaktır. Araştırmada,
Picasso’nun Gitar heykelinin açtığı yoldan ilerleyen bazı konstrüktivist heykeller ile mekâna-
özgü sanatın tarihsel gelişimi arasında bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Bu bağlamda,
sanat tarihi ve eleştirisinde yaygın olarak mekâna-özgü sanatın minimalizm akımı
ile başladığı görüşünden farklı olarak Gitar heykeli ile sıklıkla ilişkilendirilen Konstrüktivist
heykelin, özellikle de Vladimir Tatlin’in Köşe Karşı-Rölyefleri’nin mekâna özgü sanatın
ortaya çıkışında önemli bir rol oynadığı ifade edilmeye çalışılmıştır. Konstrüktivizmin etkisini
açıkça gözlemlediğimiz Richard Serra’nın sanatında ağırlık kazanan mekâna-özgülük
meselesi ise Jacques Derrida’nın dekonstruksiyon kavramlarından olan ergon ve parergon
bağlamında ele alınmıştır. Genel olarak bu çalışma, mekâna-özgü sanatın tarihsel gelişimine
ve bu gelişimin Serra’nın heykellerindeki önemine ışık tutmaktadır. Bunu başarmak için
heykel sanatında mekâna-özgülük kavramının kökenini köşe uzamı çerçevesinde temellendirerek
mekâna özgü heykele yeni bir bakış açısı sunulmuştur
Emotional labor in school administration: Opinions and experiences of Turkish school administrators
This paper seeks to examine the views and experiences of school administrators about the emotional labor that they exhibit in the school environment. The study group consists of a total of 30 school administrators. The qualitative method was used and a basic qualitative research design was adopted. The data were gathered through a semi-structured interview form and analyzed through content analysis. The results showed that there were feeling rules in school administration, and the emotions of school administrators are shaped mainly by informal rules such as personal characteristics and professional ethics rather than formal rules. It was determined that school administrators do not reflect their negative feelings, such as anger, sadness, and fear in the school environment and act to display the appropriate emotion (surface acting). In addition, it was understood that as a requirement of being an administrator, they force themselves to feel certain emotions to treat everyone equally and create a positive school climate (deep acting). School administrators indicated that the effort to manage their emotions in their relations with people in the school environment caused negative results such as burnout, weariness, unhappiness, stress, tension, nervousness, headache, regret, insomnia, tension, and restlessness. On the other hand, school administrators expressed that exhibiting emotional labor also had positive results. These include positive communication and school climate, happiness, psychological relaxation, getting to know people better, success, gaining people's trust, being more cautious and foresighted, being accepted, mature and the feeling of being a good person. Regarding the results, the concept of emotional labor and related skills can be integrated to the pre-service and in-service training of school administrators. Also some recommendations are made for the process of the school administrator selection process