Anadolu University

Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
Not a member yet
    27316 research outputs found

    Türkiye’nin kentleşme sürecinde (1923-2023) toplumsal mekânsal örgütlenme ve kentsel kolektif bellek

    Get PDF
    Türkiye Cumhuriyeti’nin modern ulus-devlet olarak kuruluş sürecinde toplumsal ve mekânsal örgütlenme politikaları, kentleşme ve sanayileşme hedeflerini ortaya koymaktadır. Ulusal bağımsız ekonominin oluşturulması ve bölgeler arası eşitsizliklerin giderilmesine yönelik Anadolu’daki kamu yatırımları, hem tarım ve sanayi üretiminin hem de kentlerin gelişmesini sağlamıştır. Başkent Ankara, modern kent planlaması ve mimarisiyle kentleşme sürecinin öncüsü olmuş, kentsel mekân ile toplumsal yaşam arasında kurulan istikrarlı ilişki/etkileşim, modern kent kimliği ve kültürünü oluşturmuştur. Bu bağlamda Cumhuriyet’in tarihsel, toplumsal ve mekânsal birikim ve deneyimi, güçlü bir kentsel ve kolektif bellek yaratmıştır. Günümüzde, neoliberal şehircilik uygulamaları ve muhafazakârlaşma politikalarıyla kentler yeniden yapılandırılırken, geçmiş dönemlerin kentsel mekânları özellikle Cumhuriyet’in kuruluş dönemi mirası ve Ankara’nın yapılı çevresi, dönüşüm geçirmekte ve tahrip edilmektedir. Bu çalışma, Türkiye’nin kentleşme sürecini (1923-2023), tarihsel dönemlerde kentsel mekânla toplumsal yaşamın ilişkisi bağlamında ele almakta ve kentsel yapılı çevredeki değişim ve dönüşümlerin, kentsel kolektif hafızanın sürekliliğini nasıl etkilediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın yöntemi, bütünleştirici literatür taramasına dayanmaktadır. Kentlerin yeniden yapılandırılma sürecinde kentsel dönüşüm, soylulaştırma, sanayisizleştirme gibi uygulamalar, toplumsal ve mekânsal eşitsizlik ve ayrışmaya, kentsel dokunun parçalanmasına, kentlerin kimliksizleşmesine yol açmakta ve kentsel kolektif belleğin tarihsel sürekliliğini kaybetmesine neden olmaktadır

    A bibliometric analysis of studies on social media marketing and tourism published in Web of Science Database

    Get PDF
    With the widespread use of social media, the application areas of social media marketing are expanding. Tourism is one of these areas. Especially the fact that consumers include tourist activities in their social media posts has made the necessity of social media marketing inevitable for tourist businesses. This situation enables word-of-mouth marketing, one of the main objectives of marketing, to be realized in the digital dimension. This relationship between social media marketing and tourism has led academics to conduct studies in the related field. This study aims to reveal the importance of studies published on social media marketing and tourism and take a snapshot of the development of studies on this subject. In this context, 234 academic publications on social media marketing and tourism were accessed from the Web of Science (WoS) database covering the period between 2009 and 2024. The publications obtained from WoS were analyzed in terms of number of publications, number of citations, countries of publication, study type, citation topics, WoS index, Web of Science categories, and most chosen keywords, and bibliometric analysis of these publications was performed with VOSviewer software. According to the study findings, there has been a steady increase in the number of publications every year. In addition, the most preferred type of publication is the article. The country with the most publications is the USA, followed by China. Looking at the WoS index, it is seen that most studies are published in the Social Sciences Citation Index (SSCI). When the most used keywords are analyzed, the keyword social media marketing is followed by social media. The study results are expected to be instructive for both businesses and academics

    Kadın yaşam doyumu: erdemli davranışların katkısı

    Get PDF
    Yaşam doyumunda cinsiyetler arasında farklılıklar olmakla birlikte, çalışma, dünya nüfusunun ve ülkelerin neredeyse yarısını oluşturan kadınların genel yaşam doyumlarına odaklanmaktadır. Ortalama yaşam doyumu yüksek bir topluma sahip olmak için, kadınların da genel yaşam memnuniyetine odaklanarak, yüksek yaşam doyumuna götüren anlamlı yolları bulmaya ihtiyaç vardır. Çalışmanın ana katkısı, kadınlar arasındaki genel yaşam memnuniyetine umut vaat eden bir arabulucu olarak gördüğümüz, gönüllülük ve hayırseverlik davranışlarının olumlu etkilerini incelenmektir. Sosyal dengenin sağlanmasına uzanan kadın eli, toplumsal bağların güçlenmesine aracılık edeceği gibi, ülkesi ve insani değerler için bir şeyler yapmanın verdiği haz ile genel yaşam doyumunu da olumlu yönde etkileyeceğini, bu çalışmada öngörülmektedir. En küçük sosyal ağ olan aile kurumunda kadının, toplum yanlısı erdemli bir aktör olma gayreti, tüm ailede gönüllülük potansiyelini ortaya çıkartacağı düşünülmektedir. Prososyal davranış ve yaşam doyumu arasında pozitif bir ilişki olup olmadığının araştırıldığı çalışmanın bulguları göstermektedir ki, gönüllü kadınların gelirleri, yaşam doyumlarını etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak gönüllü kadınların gelirlerinin, gönüllü motivasyonları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmektedir. Toplum yanlısı erdemli davranışların kadınlarca başlatılması ve sürdürülmesini anlamaya, sürdürülebilir gönüllülüğün arkasındaki motivasyonel güçleri ortaya çıkarmaya ihtiyaç vardır

    İlkokul öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik görüşleri

    Get PDF
    Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik görüşlerini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yönteminden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim- öğretim yılında Siirt ilinde Millî Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı devlet okullarında ve özel ilkokullarda görev yapan ilkokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Öğretmenlere ulaşmak için basit seçkisiz örneklem kullanılmış ve 447 öğretmene ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen “Öğretmen Uzaktan Eğitim Uygulamaları Değerlendirme Ölçeği (ÖUEUDÖ)” kullanılmıştır. Veriler bilgisayar yardımıyla istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Elde edilen verilerin analizi için öncelikle normallik testi yapılmış ve verilerin normal bir dağılım sergilediği görülmüştür. Bu bağlamda verilerin analizinde parametrik testlerden Bağımsız Gruplar t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin uzaktan eğitim uygulamalarına ilişkin görüşlerinde eğitim durumu, mesleki deneyim, sınıf mevcudu, teknoloji kullanma düzeyi algısı ve uzaktan eğitim uygulamalarını kullanma konusunda kendilerini yeterli hissetme durumu değişkenlerinde anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve mezun olunan bölüm değişkenlerinde anlamlı farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Bulgulardan hareketle özellikle teknoloji kullanma konusunda kendini yeterli hissetmeyen öğretmenlere yönelik eğitim teknolojileri konusunda güncel bilgiler ve pratik beceriler kazandıran eğitimler verilebilir

    The effect of using whatsapp bot on English vocabulary learning

    Get PDF
    This study tried to design a WhatsApp bot to be implemented in English language vocabulary learning context in Oman. 150 Omani English as a Foreign Language (EFL) students from three different proficiency levels were selected based on random sampling. To measure the effectiveness of the treatment, pretests, posttests, and delayed posttests were conducted, respectively. The TAM 2 extended questionnaire was also used to understand learners' perceptions regarding the use of the WhatsApp bot in the learning process. The results of the study revealed that the WhatsApp bot, on all three levels, works nicely and practically. Although experimental groups, who used WhatsApp bot, at elementary and intermediate levels showed significant differences from the traditional face-to-face classes, pre-intermediate students showed no significant difference between the two mentioned terms. It was also understood that chatbots could be the best supplementary materials assisting teaching in delivering materials

    Müzik ile ibadet ilişkisi: Missa örneği

    Get PDF
    Betimsel bir yaklaşımla, nitel bir çalışma olarak tasarlanmış olan bu araştırmada “Hristiyan geleneği içinde koro müziği türlerinden biri olan missanın ibadet ile ilişkisi ve yapısı nasıldır?” sorusuna yanıt aranmıştır. Kilisede ibadet incelenirken Katolik ayin kitabı kullanılmış ve olasılığa dayalı olmayan örneklem yöntemlerinden olan tipik durum örneklem yöntemi ile 7 missa belirlenmiş ve incelenmiştir. Veriler toplanırken literatür taraması yapılmıştır. Veriler analiz edilirken betimleme, açıklama ve ilişkilendirme gibi tekniklerden faydalanarak doküman analizi yapılmıştır. Missanın yapısını daha iyi anlayabilmek için seçilmiş olan ses kayıtları kullanılarak bölümlerin süreleri belirlenmiş, hesaplanmış ve yorumlanmıştır. Yorumlama yapılırken Kutsal Ayin ve missaların bölümleri birbiriyle ilişkilendirilmiş ve açıklanmıştır. Bulgular ışığında başlıca şu sonuçlara ulaşılmıştır: Kutsal Ayindeki Kýrie, Glória, Credo, Sanctus-Benedíctus ve Agnus Dei bölümleri missanın bölümlerini oluşturmaktadır. Missanın, Kutsal Ayinin müzikli yapılan kısımlarının büyük bir kısmından oluştuğu görülmüştür. Orta Çağ ve Rönesansta sadece koro ile seslendirilen missaya Barok Dönem ile birlikte orkestra ve solistler de dahil edilmiştir. Kullanılan metnin %27,72’si Glória, %53,80’i Credo bölümüne ayrılmıştır. Yapılan hesaplamada altın oran; 7 eserin 5’inde Credo’ya, 2 tanesinde Glória’ya denk gelmektedir. Bu bölümler zamansal ağırlığı en fazla olan bölümlerdir. Bunun sebebi; bu bölümlerdeki sözcüklerin diğer bölümlere göre daha fazla olmasından bağımsız olarak metnin inanç ve övgü temalarını içeriyor olmasıyla ilgili olabilir

    Nakit döngüsü teorisi kapsamında nakit döngüsü ve likidite oranları ile kârlılık arasındaki ilişkinin incelenmesi: Borsa İstanbul üzerinde bir uygulama

    Get PDF
    Finansal bilgi kullanıcılarının bilgi ihtiyacının her zaman artması mali tablo analiz tekniklerinin önemini gün geçtikçe artırmıştır. Finansal bilgi, amacına göre çeşitli mali analiz tekniklerinin uygulanmasını gerektirmektedir. Şirketlerin likidite yapılarının analizi ise bu gerekliliklerden biri olmaktadır. Şirketlerin likidite yapılarını etkileyen birçok faktör olmakla birlikte bu yapıyı incelemek üzere likidite oranları kullanılmaktadır. Ayrıca likidite yapılarının analizinde kullanılan bir diğer yöntem nakit döngüsü olup bu döngü 1980 yılların başında bir teori olarak geliştirilmiştir. Çalışmanın amacı, nakit döngüsü teorisi kapsamında şirket kârlılığı üzerinde nakit döngüsünün etkili olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu amaçla Borsa İstanbul ana metal sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin 2009 ile 2023 yılları arasındaki verileri hem şirket bazlı hem de sektörel olarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre araştırma kapsamındaki şirketlerin tümünde eşbütünleşme ilişkisinin olmadığı ama çoğunluğunda eşbütünleşme ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Eşbütünleşik şirketlerde nakit döngüsünün şirket kârlılığı üzerinde etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca sektörel olarak veriler incelendiğinde nakit döngüsü ve likidite oranları ile şirket kârlılığı arasında ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    Sağlık sektörü faktör yoğunluk katsayılarının hesaplaması: Türkiye için bir analiz (2000-2014)

    Get PDF
    Sağlık sektörü, fiyatlandırılabilmesi mümkün olan ayrıca zaruriyet içeren bazı durumlarda kişilerin yaşadıkları yerlerden daha farklı yerlerde tedavi almasını gerekli kılan faaliyetleri içerdiği için ulusal ve uluslararası ekonomi açısından iktisadi ve toplumsal tarafı olan çok yönlü ve önemli bir sektördür. Bu çalışmada, sağlık sektörü için 2000-2014 dönemine ait sağlık sektörünün faktör yoğunluk katsayıları girdi-çıktı analizi kullanılarak bulunan toplam ara girdi, toplam arz verileri ile 2016 yılına ait World Input-Output Database (WIOD) Socia Economic Accounts; Sosyo Ekonomik Hesaplar tablosunda yer alan çalışanlara yapılan ödemeler verileri kullanılarak hesaplanmıştır. Sağlık sektörü hizmetler sektöründen ayrıştırılarak ayrı bir sektör şeklinde sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma için Tüm Ekonomik Faaliyetlerin Uluslararası Standart Endüstriyel Sınıflandırması; Internatıonal Standard Industrıal Classification of All Economic Activities; (ISIC) revizyon (REV.) 4’e göre hazırlanan 2016 yılına ait (WIOD) tablosunda Q nace kodu ile sınıflandırılan “insan sağlığı ve sosyal hizmetler faaliyetleri” verileri kullanılmıştır. Türkiye için sağlık sektöründe elde edilen analiz bulgularına göre, 2014 yılı için sermaye yoğunluk katsayısı 0,4747…. bulunurken; emek yoğunluk katsayısı 0,2602…. bulunmuştur. 2000-2014 dönemi için sağlık sektörü sermaye yoğunluk katsayısı ile emek yoğunluk katsayısı karşılaştırıldığında 2000 yılından 2014 yılına ulaşana kadar geçen zaman içerisinde sağlık sektörü sermaye yoğun bir sektör olarak bulunmuştur

    Teknoloji kabulünün, kişisel ve sosyal faktörlerin dijital müzik platformlarını satın alma niyetine etkisi

    Get PDF
    Dijital müzik platformları günümüzde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır ve tüketicileri bu platformları kullanmaya yönelten birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerin en kritik olanlarından biri, ürünün dijital olmasından kaynaklı olarak “teknoloji kabulü”; ikincisi, kullanıcıların bireysel özelliklerini ele alan “kişisel faktörler”; sonuncusu ise kullanıcıların bir insan olarak aynı zamanda sosyal canlılar olmasından kaynaklı olarak, “sosyal faktörler”dir. Bu çalışma, dijital müzik platformlarının satın alınmasında rol oynayan bu faktörler için regresyon analizi yapılarak, kullanıcıların müzik endüstrisine dair gelecekteki yönelimlerini ve kullanıcı deneyimlerini anlamayı amaçlamaktadır. Araştırma için kurulan model ışığında, anket yöntemiyle kullanıcılardan toplanan veriler analiz edilmiştir. Teknoloji kabulünün ve sosyal faktörlerin, kullanıcıların satın alma niyetini olumlu etkilediği görülürken, kişisel faktörlerin ise kapsamı dahilindeki unsurlara göre değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir

    Sosyal Bilgiler ders kitaplarında toplumsal cinsiyetin temsili: İstanbul Sözleşmesi öncesi ve sonrası

    Get PDF
    Bu araştırmada İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girmeden önce ve sonra Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulunun onayı ile okullarda kullanılan Sosyal Bilgiler ders kitaplarının görsel ve metinlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği yönüyle incelenmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2011-2013 yılları ile 2016-2020 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulunun onayı ile ortaokullarda kullanılan her bir sınıf düzeyine (5., 6. ve 7.sınıf) ait Sosyal Bilgiler ders kitapları kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmış olup ders kitapları, başka bir yazar tarafından hazırlanmış olan kategoriler çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma sonucu, İstanbul Sözleşmesi sonrası kullanılan ders kitaplarında sözleşmenin ilgili alana dair amacına yönelik verimli ve kapsamlı düzenlemelerin yapılmadığını ortaya çıkarmıştır. Ders kitaplarının incelemesinde kullanılan kategorilerin bazılarında İstanbul Sözleşmesi sonrası olumlu gelişmelerin olduğu görülse de kategorilerin geneli için erkeklerin kadınlardan oransal olarak çok daha fazla temsil edildikleri, görünürlüklerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Dahası İstanbul Sözleşmesi sonrası kullanılan ders kitaplarında toplumsal cinsiyet eşitliğine dair olumsuz örnek gösteriminin ve cinsiyetçi ifade kullanımının devam ettiği de belirlenmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde ders kitabı inceleme ölçütlerine ve öğretim programı hazırlama çalışmalarına ilişkin önerilerde bulunulmuştur

    14,147

    full texts

    27,316

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇