27316 research outputs found
Sort by
Investigating the role of firm life cycle on financial distress: evidence from Borsa İstanbul
This paper aims to examine whether acting non-compatible with life cycle has impact on firm’s financial distress. Considering every life stage requires unique priorities, firms should consider their life phases when determining their strategical decisions. We handle the causes of financial distress from a broad and strategical perspective on corporate finance ground. In this regard, we seek the relationships of investment, finance, and dividend policies with financial distress, considering firm life cycles. We applied panel data analysis examining 154 Borsa Istanbul (BIST) firms in manufacturing sector using their last seven-year data. We find that the ratio of investment to equity is positively correlated with financial distress for growth and decline firms at different levels. Additionally, we find that leverage increases financial vulnerability in all life cycles, however, the impact of leverage is larger for growth firms and decline firms. These findings are significant to navigate managers in the right direction
Türkiye’de illerarası rekabetçiliğin mekansal yapısı
Bu çalışmada, Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) tarafından hazırlanan İllerarası Rekabetçilik Endeksi’ne ait veriler kullanılarak Türkiye’nin illerine yönelik mekansal yapının ortaya çıkarılması amacıyla kartil haritaları, Moran’s I istatistiği ve LISA haritalarından yararlanılmıştır. Beşerî sermaye, üretim ve ticaret, yaşanabilirlik ve yenilikçilik olmak üzere 4 temel başlık üzerinden 85 gösterge ile hesaplanan bu endeks ile 81 ilin rekabetçilik seviyeleri kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Çalışmada, keşfedici mekansal veri analiz yöntemi kullanılarak bölgesel rekabet gücünün ve bileşenlerinin komşu bölgelerden etkilenip etkilenmediği belirlenmekte, bir diğer deyişle komşuluğun ve gruplararası etkileşimin değeri vurgulanmaktadır. Mekansal otokorelasyonu ölçmede kullanılan Moran’s I istatistiği ve yerel mekansal ilişkiyi gösteren LISA haritası ile coğrafi olarak birbirine yakın konumda yer alan illere ait gözlemlerin uzak olanlara göre benzer değerler sergileme eğiliminde olduğu ve bu illerin mekansal kümelenme meydana getirdiği gözlenmektedir. Ampirik bulgular sonucunda pozitif mekansal etkileşim gözlenmiş, komşuluğun illerarası rekabetçilik değerini artırdığı sonucuna ulaşılmıştır
İnsansız hava aracı (İHA) üretiminin program değerlendirme ve gözden geçirme tekniği (PERT) ve hedef programlama ile planlanması
Bu araştırmada son zamanlarda ülkemizde ve dünyada askeri ve sivil alanda kullanımı ve önemi hızla artan İnsansız Hava Araçları (İHA) uygulama alanı olarak seçilmiştir. Bu yönüyle bugüne kadar yapılmış olan çalışmalardan ayrılmaktadır. Araştırmada şebeke analizi tekniklerinden olan Program Değerlendirme ve Gözden Geçirme Tekniği (PERT-Program Evaluation and Review Technique) ile Hedef Programlama (HP) tekniği uygulanmaya çalışılmıştır. İlk olarak 22 faaliyetten oluşan bir mini insansız hava aracı (İHA) yapım süreci PERT tekniği ile planlanarak zaman ve maliyet analizi yapılmış, sonrasında problem hedef programlama tekniği ile yeniden çözülerek her iki teknikle bulunan sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Araştırmada PERT analizi ve hedef programlama çözümleri için WINQSB programı kullanılmıştır. WINQSB programı ile normal faaliyet süreleri kullanılarak yapılan analiz sonucunda projenin tamamlanma süresi 137,67(hızlandırılma ile 120.67) gün, standart sapması ise 5,59 gün olarak hesaplanmış ve kritik yol A-L-M-N-O-P-Q-R-S-T-V faaliyetleri olarak belirlenmiştir. Projenin normal maliyeti ise 20.320
(
h
ı
z
l
a
n
d
ı
r
m
a
i
l
e
22.280
) olarak hesaplanmıştır. Hedef programlama ile bulunan sonuçlar da PERT ile bulunan sonuçlarla aynıdır
Deniz yoluyla taşımalarda yük sigortalarına uygulanacak hukuk ve sigorta sözleşmesinde yer alan hukuk seçiminin sigortalı açısından bağlayıcılığı sorunu
İrade serbestisinin bir görünümü olan hukuk seçimi, “sözleşmenin nispiliği” ilkesine dayanmaktadır. Tarafların karşılıklı irade beyanları temelindeki geçerli bir hukuk seçimi yalnızca sözleşmenin taraflarını bağlamaktadır. Bununla birlikte, hukuk seçimi içeren bir sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunan üçüncü kişilerin durumu somut olayın şartlarına göre tartışma yaratabilmektedir. Bu özel durumlardan bir tanesi, deniz yoluyla taşımalarda yük sigortalarından doğan taleplere ilişkindir.
Ülkeler arası mal satımında, malın deniz yoluyla taşınması ve bu taşıma sırasında yükün/malın sigortalanması ticari hayatın işleyişi çerçevesinde kaçınılmazdır. Malın yüklendiği yer ile boşaltılacağı yerin farklı ülkelerde bulunması nedeniyle kanunlar ihtilafı alanına giren bu tür sigorta sözleşmelerinde sigorta ettiren ile sigortacı arasında kararlaştırılan hukuk seçiminin, anılan sözleşmeye dayalı olarak sigortacıdan talepte bulunan malın sahibi sigortalıyı bağlayıp bağlamayacağı ya da hangi şartlarla bağlayabileceği, yabancılık unsurlu bu tür sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda önemli bir soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk hukukunda “tam üçüncü kişi yararına sözleşme” olarak nitelendirilen bu sigorta ilişkilerinde üçüncü kişinin hukuk seçimi ile bağlı olması borçlar hukuku ile kanunlar ihtilafı hukuku bağlamında farklı yaklaşımlar doğurabilecek niteliktedir.
Diğer taraftan, sigorta sözleşmelerinin bir “yığın sözleşmesi” olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bir tarafın, diğer tarafça hazırlanan standart sözleşmeye “katılması” veya genel işlem şartlarında olduğu gibi ilgili şartları sözleşmenin karşı tarafı ile müzakere etmeksizin kabul etmesi ve hukuk seçiminin de bu şartlar içinde yer alması durumunda, hukuk seçiminin geçerliliği bakımından bazı sorunlar ile karşılaşılabilmektedir. Bu çalışmada, deniz yoluyla taşımalarda yük sigorta sözleşmelerinde yer alan hukuk seçiminin sigorta sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunan sigortalı bakımından ifade ettiği anlam ve bu seçimin bağlayıcı olup olmadığı sorusunun cevabı aranacaktır
Sağlığın ticari belirleyicilerinden biri olarak tütün endüstrisi ve Türkiye’de tütün vergilerinin tütün tüketimine etkileri
Sağlığa zararlı ürünleri üreten ve bu ürünlerin kullanımını teşvik ederek halk sağlığına zarar veren faaliyetler gerçekleştiren şirketlerin izledikleri yönetsel yaklaşımlar sağlığın ticari belirleyicisi olarak ifade edilmektedir. Tütün endüstrisi de halk sağlığı için risk taşıyan ürünlerin üretildiği bir sektör olup tütün ve tütünden elde edilen mamuller hastalık yükünün artmasına, yaşam yılı kayıplarına, sağlık harcamalarının artmasına ve artan üretim kayıplarıyla birlikte ulusal ve küresel hasılanın azalmasına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de tütün endüstrisinin halk sağlığı ve ekonomi açısından neden olduğu kayıpları Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi kapsamında uygulanan MPOWER politika paketine ilişkin göstergelerden biri olan tütün ürünlerinin vergilendirilmesinin talepte neden olduğu etkiler açısından değerlendirmektir. Türkiye’de tütün ürünleri için uygulanan vergiler ve bu vergilerin talebe olan etkileri, sigaranın satın alınabilirliği yani en çok satılan markanın 100 paket (2.000) sigarasını satın almak için gereken Kişi Başına Düşen GSYİH yüzdesi ve asgari ücret ile olan ilişkisi gibi göstergeler açısından analiz edilecektir
Automated writing evaluation system for feedback in the digital world: an online learning opportunity for English as a foreign language students
It is imperative to use new technologies in a supportive manner to meet the learners’ and teachers’ demanding needs as educational environments change in the digital age. The continuous expansion of online learning and distance education opportunities responds to the demands of learners and teachers while pioneering the use of technology in education. One advancement in English language teaching and learning in online environments, which assists teachers in reducing their workload and providing students with instant digital feedback, is the automated writing evaluation (AWE) tools. To gain a deeper understanding of the potential and limitations of these digital tools, this study aims to investigate the effectiveness of AWE feedback in error reduction in writing in English and the explore views of students regarding the utility of AWE tools. For this purpose, a total of 38 students at a university in Turkiye participated in the study, and three of their essays were evaluated. Within a concurrent triangulation mixed-method design, the changes in errors of the experimental group (n=18) receiving AWE feedback, and the control group (n=20) receiving teacher feedback were analyzed quantitatively, and the written reflection reports and semi-structured interviews conducted with the students were analyzed qualitatively. The results indicated that teacher feedback and AWE feedback were both effective in reducing errors in 11 categories. AWE feedback appeared to minimize errors in mechanics and usage more efficiently and teacher feedback was required more in content and organization issues. As a result, AWE was found as a complementary and effective tool supporting the improvement of target language writing skills saving time and energy for teachers. Furthermore, students expressed positive views regarding the use of AWE despite minor limitations. The findings of this study in general sheds light on using online digital tools of ubiquitous nature such as AWE to assist language improvement outside the class
Yargı kararları bağlamında sermaye şirketlerinde kanuni temsilcilerin VUK ve VATUHK kapsamındaki sorumlulukları
Türkiye'de anonim ve limited şirketlerin vergi borçlarının ödenememesi durumunda, kanuni temsilcilerin sorumluluğu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun'un (VUK) mükerrer 35. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu tez çalışması, kanuni temsilcilerin vergisel sorumluluğunu, bu iki düzenlemenin farklılıkları çerçevesinde ayrıntılı olarak incelemektedir. Ayrıca, 5766 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ve eklemeler değerlendirilmiştir. Vergi Usul Kanunu'nda (VUK) kusura dayalı, 6183 sayılı Kanun'da ise kusursuz sorumluluk esası benimsenmiştir. Danıştay kararları ışığında kanuni temsilcilerin sorumluluğunun hukuki sınırları ve uygulamada karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır. Çalışma, kanuni temsilcilerin vergisel sorumluluğunu teorik ve pratik açıdan değerlendirerek, uygulamadaki sorunlara yönelik çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, şirketlerin vergi borçlarıyla ilgili sorumluluklarının kapsamı ve bu borçların tahsilindeki hukuki süreçler analiz edilmiştir
Üniversite öğrencilerinin ortoreksiya tutumunun uyku kaliteleri ile ilişkisi
Bu çalışma 18-30 yaş arası 60’ı kadın (%50) 60’ı erkek (%50) 120 üniversite öğrencisinin Ortoreksiya nevroza (ON)’ya eğilimleri ve uyku kalitelerinin arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Katılımcılara ORTO-11, Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKÖ) ve 24 Saatlik Besin Tüketim Kaydı formu uygulanmıştır. ORTO-11 ölçeği sonucuna göre 51 katılımcının (%42.5) ON’ye eğilimli olduğu gözlemlenmiştir. PUKÖ doğrultusunda 69 kişinin uyku kalitelisinin yüksek olduğu (%57.5) saptanmıştır. ORTO-11 ölçeği puanları ve PUKÖ puanlarının arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Katılımcıların ON’ye eğilimleri ile vücut ağırlığı arasında negatif (r =- 0.10, p<0.05); K vitamini (t= 2.83), B5 vitamini (t= 2.16), B6 vitamini (t= 2.68) ve Mg (t= 2.04) arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Katılımcıların ORTO-11 puanları ile K vitamini alımları arasında negatif (r =- 0.24), kafein alımlarının pozitif (0.19) korelasyon saptanmıştır. Katılımcıların uyku kaliteleri ile çoklu doymamış yağ asitleri (t= -4.97), Omega-3 yağ asidi (t= -3.66), Omega-6 yağ asidi (t= -4.86), E vitamini (t= -3.22) ve şeker (t= -2.21) alımları arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Bu konuda daha geniş yaş grupları ve farklı beslenme modellerini benimseyen bireyler üzerinde çalışmalar yapılması gerekmektedir
Çağdaş seramik pratiklerinde toplumsal cinsiyet ve cinsiyet temsili
Birçok toplumun genel geçer erkek egemen, cinsiyetçi ve ayrımcı tavrının sanat tarihinin
farklı evrelerinde baskın bir güç olarak yer edindiği görülmektedir. Günümüzde ise bu
perspektifin feminist hareket sayesinde bir nebze olsun değişmiş olduğu, sanat tarihi ve
sanat üretimi alanlarında yeni ve eleştirel bir okumanın getirildiği görülmektedir. Seramik
malzeme her ne kadar Geç Paleolitik dönemden beri insan hayatının bir parçası olsa da
modernizmle birlikte, tarihsel ifade biçimlerinden sıyrılıp estetik-fonksiyon odaklı bağlamlarını
aşarak özellikle 1960’lardan sonra sanatçının bireysel deneyimleri ve içinde yaşadığı
toplumsal dinamikleri irdeleyen ve daha çok düşünsel-kavramsal temellere dayanan bir
yönelim göstermiştir. ABD’de Funk Art hareketi içerisinde üretimlerini seramik malzeme
ile gerçekleştiren sanatçılar, gelenek-güncel çatışması, tüketim toplumu, gündelik hayat,
cinsellik-kimlik gibi politik ve sosyolojik olguların üzerine giderek yeni sorgulamalar yaratmışlardır.
Bu makale cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsiyet eşitliği kavramlarını sosyolojik
boyutlarıyla ele alırken seramiğin hem malzeme olarak hem de üretim biçimi açısından
eril ve dişil karşıtlığını tartışmaktadır. Araştırmada modern sonrasından günümüze kadar
toplumsal yapılanmanın ve toplumsal cinsiyet kavramının çağdaş seramik pratikleri
üzerinden nasıl bir öz ve biçimle hayat bulduğu farklı cinsiyet, coğrafya ve sosyo-kültürel
yapıdan gelen sanatçıların örnek yapıtları üzerinden betimleyici araştırma yöntemiyle irdelenmiştir
Baba konulu rap şarkılarının içerik analizi yöntemi ile incelenmesi
Bu araştırmada baba konulu rap şarkılarında yer alan baba profillerinin ortaya çıkarılması ve rap alt kültüründeki baba imgesinin anlaşılması amaçlanmıştır. Araştırmanın amacına bağlı olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Rap şarkı sözleri nitel araştırma analizlerinden olan içerik analizi ile incelenmiştir. Analiz işlemi sırasında Maxqda Nitel Veri Analiz Programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda şarkılarda “çocukluk dönemiyle ilgili ifadeler, temsil edilen baba profilleri, babaların oğullarına yönelik tutumlarına dair ifadeler, babalara karşı hissedilen duygular, bağımlılık yapıcı madde kullanımına dair ifadeler, psikolojik durumlara ilişkin ifadeler, şarkıların yazılma nedenlerine” yönelik temalara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda şarkılarda babasızlık öyküsünün yoğun olarak işlendiği, baba ile sağlıksız ilişkilerin ifade edildiği, bağımlılık yapıcı maddelerden bahsedildiği, baba figürünün olumsuz tutum ve davranışlarla temsil edildiği, şarkıların babalara yazılan mektup niteliği taşıdığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak incelenen şarkılar doğrultusunda rap alt kültüründe baba imgesinin olumsuz örüntülere sahip olduğunu belirtmek mümkündür