27316 research outputs found
Sort by
Vsevolod Meyerhold tiyatrosunda temel prensipler
Bu makalede ünlü Rus tiyatro yönetmeni Vsevolod Meyerhold’un çalışmalarında, özellikle oyunculuk sanatına yaklaşımında etkili ve önemli olan prensipler temel kaynaklardan derlenerek bir araya getirilmiştir. Bu derlemenin amacı tiyatro alanında çalışanlara ve tiyatro öğrencilerine Vsevolod Meyerhold’un çalışmalarının temel prensipleri konusunda genel bilgi sunmaktır. Tiyatro sanatının performatif sürece evrilmesi ile sahnelemelerin maddeselliği önem kazanmış, bu doğrultuda bedensellik inceleme konusu edilmiştir. Bedensellik vurgusuyla vücuda getirme kavramı tarihsel olarak değişime uğramış ve oyuncunun sahne mevcudiyeti önem kazanmıştır. Oyuncuyu psikolojik yaklaşımdan ve sahnede göstergesel bir nesne konumuna indirgeyen görüşten kurtarmayı hedefleyen Vsevolod Meyerhold, oyuncunun sahne mevcudiyetini geliştirecek çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalarının sonucunda, Meyerhold biyomekanik olarak adlandırılacak oyunculuk yöntemini geliştirmiştir. Makalede öncelikle onun natüralizm karşıtlığı ele alınmıştır. Sonra sırasıyla stilizasyon, maske ve grotesk alt başlıları ile Commedia dell’Arte üzerine görüşleri, eğitim anlayışı ve sonuçta biyomekanik oyunculuk yöntemine doğru adım adım gelişen çalışmaları ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise Vsevolod Meyerhold’un tiyatro çalışmalarında bulguladıklarının günümüz tiyatrosunda etkisini sürdürdüğü görüşü ile çalışma tamamlanmıştır
Hayvanların sanat nesnesi olarak kullanımı: ‘hazır canlı’nın sanat olma olasılığı
Modernden günümüze hazır nesneden her türlü performatif sanata, fiziki olarak algılanamayacak imgelere, canlı hayvan sergilerine kadar çok çeşitli sanat örnekleri deneyimlenmektedir. Bu araştırma, sanatçıların diğer canlılarla olan iş birliğinden doğan eserleri irdelerken, özellikle hayvan örneklerinden referansla sanatta canlı manipülasyonu ve canlı hayvan temsiliyetinin ahlaki, siyasi ve sanatla kurulabilecek bağlantılarından yola çıkmaktadır. İnsanın kendi dışındaki canlılar üzerindeki manipülasyonu, üretim ve tüketimdeki dengesizlik, insan ve doğa arasındaki derinleşen uyumsuzluk, sanata da eleştirel veya manipülasyon boyutlarıyla yansımaktadır. Canlıların sürekli birbirleriyle etkileşimde olduğu düşünülürse, sanatçının diğer canlılar dünyasından seçtikleri üzerinden yaptıkları ‘manipülasyon’, özellikle çağdaş sanatın tartışma konuları arasındadır. Araştırma kapsamında, birbirinden farklı bağlamlarla ortaya konulmuş canlı hayvanların dahil olduğu sanat eserleri ele alınmıştır. Konuşamayan bir türle iş birlikli sanatın olasılıkları, ‘eşitlik ilkesi’, hak odaklı ve ekoeleştirel bir bakışla incelenmiştir. Konu, insan dışındaki canlılara karşı ‘insan merkezci’ manipüle edilmiş dört örnek üzerinden tartışılmıştır. Öte yandan ekosistem tartışmaları kapsamında her canlıya faydacı ‘eşitlik ilkesi’ çerçevesinde yaklaşıldığı düşünülen bir örnek de konunun ikilemine katkı sunması amacıyla dahil edilmiştir
Sürükleyici sanatta somaestetik yaklaşımlar; (Un)Balance XR deneyimi örneği
Bu araştırma, sürükleyici sanatta (immersive art) somaestetik yaklaşımın önemini ortaya
çıkarmayı amaçlamaktadır. Bir başka ifade ile sürükleyici sanat olayları gerçekleşirken,
gerçeklik algılarının, bedenle bir bütün olarak dönüşüp değiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Somaestetik, bedenin bir algı merkezi olarak önem taşıdığı bir felsefedir. Beden
anlamına gelen soma, geleneksel olarak zihin ve beden olarak ayırt edilen (ve bölünen)
şeyleri içerir. Yani soma, beden ve zihin birlikteliğini içerir. Zihin terimi ayrı bir tözden
ziyade bedenin önemli bir fiil veya işlevi olarak kavrandığında soma kavramını anlamak
mümkündür. Somaestetik felsefeye göre gerçeği anlamak beden ve duyusal algı yoluyla gerçekleşir.
Algıların değişkenliğinde de beden deneyimi önemlidir. Bedenin bütünselliğinin
deneyimlenebildiği en üst mertebe sanattır. Sürükleyici sanatta beden, sanal çevreyi insan
duyularını taklit edebilen çeşitli teknolojik cihazlarla algılayabilmekte ve sanatsal deneyimi
kişi ancak bedeni ile sağlayabilmektedir. Beden, sürükleyici teknoloji donanımları ile
bazı sürükleyici sanat olaylarında sanal bedenlere de dönüşebilmektedir. Bu çalışmada, Elyne
Legarnisson’un XR (genişletilmiş gerçeklik) deneyimi (Un)Balance, örnek olay seçilmiş
ve bu durumun analizi yapılmıştır. 20. yüzyıl başlarından itibaren sanatta beden, özne ve
nesne olarak öne çıkmıştır. Bununla birlikte bedensel algılar değiştikçe farklı deneyimlerin
yaşandığı, neticesinde farklı gerçekliklerin ortaya çıktığı bir dönem olarak 21. yüzyıl ve
sürükleyici sanat karşımızda durmaktadır
Akıllı saat teknolojisine yönelik tüketici algıları: memnuniyet ve tekrar satın alma niyeti üzerine bir araştırma
Giyilebilir akıllı cihazlardan biri olan akıllı saatler, dokunmatik ekran, sensörler ve kablosuz bağlantı gibi fonksiyonlara sahiptirler. Akıllı saatler, sağlık hizmetlerinde ve spor alanında sıklıkla kullanılmakta ve kalp atış hızı, uyku düzeni, fiziksel aktivite izleme gibi işlevlere sahiptirler. Akıllı saatler, sosyal hayatta moda ve güvenlik amaçlı kullanılabilmektedirler. Bu araştırmada son yıllarda popüler hale gelen akıllı saat teknolojisinin tüketiciler üzerindeki etkileri incelenmiş ve özellikle memnuniyetin tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkisi vurgulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre araştırmanın boyutlarından olan algılanan zevkin, memnuniyet üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı değildir. Algılanan kullanım kolaylığının ve algılanan kullanışlılığının memnuniyet üzerindeki etkisi ise istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bulunmuştur. Kullanıcıların, ürünün kullanım kolaylığı ve kullanışlılığına dair algıları, memnuniyet düzeyini belirleyici bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Son olarak, memnuniyetin satın alma niyeti üzerindeki etkisi güçlü, istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bulunmuştur
Learning life skills through multicultural exchange: an examination of prospective english language teachers’ experiences
The student exchange programs are venues for learning opportunities by offering multicultural contexts. This study reports on the experiences of ten prospective English language teachers in a virtual student exchange program to investigate likely skill development in a multicultural and open and distance learning setting. This descriptive study used the qualitative method. The textual data were elicited through eighty reflective essays written by the participants. Virtual classroom observations and WhatsApp chat data ensured data triangulation. The results revealed the themes as developed learning and life skills and enhanced internal gains. It was found that internal outcomes, such as self-confidence, empathy, and self-reliance, were enhanced rather than external gains. One of the limitations of this study was the brevity of the exchange program, which lasted only eight days. Additionally, the current study is a small-scale study, which limits the generalizability of the results. Last but not least, only two participants placed in the researcher’s class were observed. The study poses a few implications for education policymakers, curriculum developers, and teachers. In light of the results, it is posed that adding a multicultural aspect to the teacher training curriculum is imperative for teacher empowerment. Though the literature on student exchange reports findings on the gains and challenges, there is a scarcity of studies delving into what skills students develop and how with vivid examples. In this respect, this study adds to the relevant literature
Sous vide tekniğinde kullanılan pişirme poşetlerinden gıdalara plastik geçişinin tespit edilmesi
Plastik ürünlerin gerek insan sağlığı gerek ekosisteme verdiği zararların gün yüzüne çıkmasıyla birlikte, poşette pişirme tekniğinin ne kadar sağlıklı olabileceği bu araştırmanın temel sorusunu oluşturmaktadır. Gıdada olası plastik madde miktarının da gerekli analiz yöntemleriyle belirlenip sektöre gerekli uyarıların yapılması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel konusu, sous vide ile gıda hazırlamada kullanılan poşetlerden gıdaya geçisi araştırmaktır. Deneyler için kullanılan poşetler sous vide makinası kullanan otellerin mutfaklarından alınmıştır. Migrasyon analizleri TS1186 “Gıdalarla Temas Eden Madde ve Mamuller Plastikler, Gıdalara Geçen Maddelerin Tayini İçin Şartlar ve Deney Metotlarının Seçimi”ne göre yapılmıştır. Toplam migrasyon analizi sonuçları TGK 2019/ 44 no’lu tebliğ dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucu elde edilen bilgilere göre sous vide vakum poşetinde tüm sonuçlar 60 mg/kg altında ve limitlere uygun çıkarken, streç filmde izooktanda 11,5 mg/dm2 ve %95’lik etik alkolde 25,7 mg/dm2 tespit edilerek 10 mg/dm2 ‘den fazla bulunmuştur. Bu çalışma sonucunda sous vide vakum poşetinde geçisin limitler içinde olduğu fakat streç film kullanıldığında izooktanda ve etil alkolde yüksek plastik geçişinin olduğu görülmüştür. Buna göre bu ekipman kullanılırken muhakkak bu iş için üretilmiş kendi orijinal vakum poşetinin kullanılması gerekmektedir. Poşetler bittiğinde veya maliyeti göz önüne alınarak streç film kullanılmamalıdır
Okul öncesi dönemde baba kişiliği, babalık rolü algısı ve sosyal davranışlar: baba katılımının aracı rolü
Bu çalışmanın amacı okul öncesi dönemde baba kişiliği, babalık rolü algısı ve çocukların sosyal davranışları arasındaki ilişkinin ve bu ilişkide baba katılımının aracı rolünün incelenmesidir. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Babalık Rolü Algı Ölçeği, Baba Katılım Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Çalışma kapsamında toplanan veriler 2021-2022 yılının güz döneminde Google forms üzerinden çevrimiçi ölçekler vasıtasıyla elde edilmiştir. Betimsel araştırmaların türlerinden olan tarama modelinin seçildiği bu çalışmada ilişkisel desen ve tarama deseni tercih edilmiştir. Çalışmada ulaşılan veriler AMOS 23 ve SPSS 26 programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye’de yaşayan 3-6 yaş aralığında çocuğu olan 504 baba oluşturmaktadır. Araştırma elde edilen sonuçlara göre baba katılımı babanın kişilik özelliklerinden deneyime açıklık ve dışadönüklük yalnızca çocuğun kaygı-geri çekilme için anlamlı bir aracılık rolü göstermektedir. Babanın kişilik özelliklerinden nörotizm için ise baba katılımımın çocuğun öfke-agresyon, kaygı-geri çekilme ve sosyal yetkinlik düzeylerinin üçü için de anlamlı bir aracı olduğu görülmüştür. Babanın kişilik özellikleri, modern babalık rolü algısı, çocuğun sosyal davranışları ve baba katılımı arasındaki doğrudan ilişkiler bulgular bölümünde ayrıntılı olarak sunulmuştur. Araştırma da ulaşılan bir diğer sonuçta baba katılımının modern babalık rolü algısı ile çocuğun öfke-agresyon, kaygı-geri çekilme ve sosyal yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkide anlamlı bir aracılık rolü olduğudur. Modern babalık rolü algısı baba katılımını pozitif bir biçimde yordamaktadır. Ayrıca modern babalık rolü algısı çocuğun öfke-agresyon ve kaygı-geri çekilme düzeylerini negatif bir biçimde yordarken, sosyal yetkinlik düzeyini ise pozitif bir biçimde yordamaktadır
Politika transferi çerçevesinde Tanzimat Dönemi mülki idare sistemi literatürü üzerine bir değerlendirme
Osmanlı Devleti 19. yüzyılda, mülki idare sisteminde yapı ve işleyiş anlamında belirgin bir değişime sahne olmuştur. Ancak ilgili literatürde, yaşanan değişimin neden ve nasıl gerçekleştiği konusunda bir uzlaşı söz konusu değildir. Süreci Osmanlı’nın iç dinamikleri ve devlet içi faktörler üzerinden okuyarak, değişimin gönüllülük esasıyla gerçekleştirildiğini savunan çalışmalar olduğu kadar; Avrupalı devletlerin baskılarına vurgu yaparak değişimin zorunluluktan kaynaklandığını ve Tanzimat sonrası oluşan sistemde Fransa’nın model ülke olduğunu savunan çalışmalar da bulunmaktadır. Bu çalışma; ilgili dönemi değerlendiren temel eserlerden yola çıkarak, teorideki durumun politika transferi bakış açısıyla ifade ettiği anlamı ortaya koyma noktasında literatüre mütevazi bir katkı sağlamayı amaçlamıştır. Bu amaçla çalışmaya dahil edilen eserler ışığında; ilgili yazında, Tanzimat Dönemi’nde mülki idareye yönelik kamu otoritelerini politika transferine iten nedenlerin ne olduğu ve buna bağlı olarak transferin türünün nasıl değerlendirilebileceği, neyin transfer edildiği ve transferin derecesinin ne olduğu sorularına net bir cevap bulmanın güçlüğü ortaya konmuştur. Buna karşılık, ilgili dönemde politika transferinin var olup olmadığı ve aktörlerinin kimler olduğu sorularına ise daha tutarlı bir cevap verilebileceği sonucuna ulaşılmıştır
Sosyal medya ve yabancılaşma hallerine Eric Pickersgill ve Martin Parr fotoğraflarıyla bakmak
İnsanların gündelik hayatındaki hâkimiyetini her geçen gün daha da artıran akıllı cihazlar,
sosyal medya platformlarının da çoğalmasıyla birlikte yaşamın bir parçası haline gelmektedir.
Toplu taşıma araçlarında, duraklarda ve akraba ziyaretleri gibi ortamlarda, içinde bulunduğu
zamandan ve mekândan soyutlanarak sadece önündeki ekrana odaklanan insan
görüntülerinin sıradanlaşması bu durumu özetlemektedir. Eric Pickersgill, Removed adlı
fotoğraf projesinde bu halleri çarpıcı biçimde yansıtmaktadır. Pickersgill’in akıllı cihazları
kadrajından silikleştirerek ürettiği görüntüler, akıllı cihazlar icat edilmeden önce benzer
hallerin yaşanıp yaşanmadığına dair bir merak uyandırmaktadır. Çalışmanın temel hedefi,
sosyal medya çağında sıklıkla karşılaşılan soyutlanmışlık hallerini Eric Pickersgill’in
fotoğrafları aracılığıyla yabancılaşma bağlamında ele almak ve bu projeyi Martin Parr’ın
Bored Couples adlı fotoğraf projesiyle karşılaştırarak yabancılaşma hallerinin akıllı cihazların
icadından önce de yaşanıp yaşanmadığını sorgulamaktır. Amaçlı örneklemle seçilen
fotoğraf projeleri doküman analizi yöntemiyle incelenmiş ve Marx’ın yabancılaşmayı ele
aldığı toplumsal yaklaşımı bağlamında karşılaştırılmıştır. Fotoğraflar arasında göze çarpan
bazı önemli benzerlikler sonucunda, sosyal medya çağı öncesi ve süresince ortaya çıkan
soyutlanma hallerinin, bireyin kendisine ve çevresine yabancılaşmasıyla ilişkilendirilebileceğine
dair önemli ipuçlarına ulaşılmıştır
Çevre sorunlarına bir çözüm: borç-doğa takası
2000'li yılların başında yaşanan mali krizler, düşük ve orta gelirli ülkelerin dış borç yükümlülüklerine ilişkin yaklaşımlarının evrimleşmesine neden olmuştur. Bu nedenle, dış finansmanın sadece ekonomik faydalarına odaklanmanın sürdürülebilirlik açısından yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Geliştirilecek yeni dış finansman yaklaşımları ile çevresel ve toplumsal meselelere ilişkin özgün perspektiflerin sisteme entegre edilmesi beklenmektedir. Bu bağlamda gündeme gelen Borç-Doğa Takası mekanizması ekonomik büyüme ile sürdürülebilir kalkınmayı bir araya getirmeyi amaçlayan bir yaklaşım olması nedeniyle dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın ana amacı Borç-Doğa Takası mekanizmasının işleyişini derinlemesine irdelemektir. İlgili kapsamda mekanizmanın avantaj ve sınırlılıkları tartışılacak; ek olarak vadettiği çevresel katkının ölçeği değerlendirilecektir