27316 research outputs found
Sort by
Feedback on feedback: an exploratory case study of online facilitators’ perceptions regarding their feedback practices in higher education
Feedback is one of the most powerful tools for teaching and learning. Providing meaningful feedback to students is of particular importance in an online context as it is a direct way for the facilitator to engage with their students and to provide them with individual, tailored support. This study sought to explore the perceptions of online facilitators (OFs) regarding meaningful feedback in a Higher Education (HE) online learning environment. Using a qualitative exploratory case study design, 45 OFs affiliated to a South African based private higher education institution (PHEI) were approached particpate in this study to share their understanding of what they believed constitutes meaningful feedback. Data were collected through focus groups and analyzed using content analysis. It was found that whilst each of the OFs who participated in this study sincerely believed their feedback to be meaningful there were aspects of their practice that did not align with what the literature suggests about the nature of meaningful feedback. Their understanding of meaningful feedback is feedback that emphasizes students’ processes and strategies rather than personal attributes. They perceive meaningful feedback as detailed, specific, and focused on task requirements and strategies, ensuring that students understand their successes and areas for improvement. Implementation of feedforward practices, despite an understanding of its importance, and the use of different methods and platforms to provide feedback were found to be areas for development. It could be concluded that the way in which the participants viewed the quality of the feedback that they provided to their students was not always in keeping with the benchmark criteria as set out in the research. In response to these findings the researchers have made suggestions that future research and professional development initiatives should focus on addressing these barriers and finding practical ways to provide accessible feedback to students more meaningfully and efficiently
Asgari ücret zamlarına yönelik sosyal medya tepkilerinin veri madenciliği yöntemiyle incelenmesi
Ücret politikalarındaki en önemli sosyal politika araçlarından biri olan asgari ücret mekanizması, çalışanların temel insani ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayacak ücreti ifade eder. Türkiye’de asgari ücret çoğu ülkenin aksine genel ücret hâline gelmiştir. Bu çalışmada ise yaygın ücret niteliği olan ve bu nedenle daha fazla anlam kazanan asgari ücret uygulaması mercek altına alınmıştır. Çalışmanın temel araştırma konusu ise toplumun asgari ücret zamlarına yönelik memnuniyet düzeyidir. 2023 yılının ikinci yarısı ve 2024 yılının tamamı için belirlenmiş asgari ücret zamları ile ilgili Youtube haberlerine gelen yorumlar çalışmada incelenmiştir. Söz konusu yorumlar veri madenciliği yöntemi ile analiz edilmiş ve bu analiz kapsamında hesaplamalı sosyal bilimler yaklaşımı araştırmada tercih edilmiştir. Araştırmada; çalışanların en alt düzeyde insani ihtiyaçlarını karşılamaya yetmesi gereken asgari ücret tutarının, bu işlevini yerine getirip getiremediği sorusuna yanıt aranmıştır
Türk-Fransız hukukunda yağma suçu ve istatistik bilgilerle suçun sosyoekonomik yönü
Yağma suçu, hırsızlık suçunun cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesiyle oluşan birden fazla suçu bünyesinde barındıran bileşik bir suçtur. Bileşik bir suç olan yağma suçunun cezalandırılması ile birden fazla hukuki yarar korunmaktadır. Yağma suçunun cezalandırılması ile başta mülkiyet hukuku olmak üzere, kişi özgürlüğü, vücut ve cinsel dokunulmazlık korunmaktadır.
Yapılan bu çalışmada, hem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş hem de Fransız Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş yağma suçu iki ülke hukuk sisteminde mukayese edilmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde genel olarak yağma suçu ve kanun koyucu tarafından korunan hukuki yarar ele alınmış, ikinci bölümde yağma suçunun unsurlarına, suçun özel görünüş biçimlerine, suçun nitelikli hallerine yer verilmiş, üçüncü bölümde suçun soruşturma ve kovuşturma yöntemlerine değinilmiştir. Her bölümün sonunda Fransız hukuk sistemindeki duruma da değinilerek Türk hukuk sistemi ile mukayese gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca, dördüncü bölümde 2 ayrı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2021 yılında yağma suçu iddiası ile gelmiş ve karara bağlanmış 100 dosya üzerinden, sanıkların yaşı, sosyoekonomik durumları, sanık ya da mağdurlar tarafından yargılama sırasındaki beyanlarına göre sanıkların bağımlılık durumları ve suçun kime karşı işlendiği bilgileri ile ilk derece mahkemesince verilen kararlar da açıklayıcı istatistik yöntemi kullanılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır
Değer temelli performans ölçüm yöntemlerinin banka değeri üzerındeki etkisi: BIST 50 endeksinde bir araştırma
Bu çalışmada değer odaklı performans ölçüm sistemlerinin banka değeri üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Ekonomik katma değer (EKD), iç performans ve değeri gösterirken, piyasa değeri (PD) ve Piyasa Katma Değer (PKD), dış performans ve değeri göstermektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye’deki halka açık bankaların EKD ve PKD’sinin bankaların PD’si üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalışma 2010Q1-2023Q4 dönemini ve Borsa İstanbul’a (BIST) kote olmuş BIST 50 Endeksinde yer alan bankaları kapsamaktadır. Yöntem olarak panel veri analizinin kullanıldığı çalışmada ortaya çıkan bulgulara göre; PKD ile PD arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki ortaya çıkarken, EKD ile PD arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anlamlı bulunmayan EKD’nin PD üzerinde etkisi negatif yönlü iken, anlamlı bulunan PKD’nin PD üzerindeki etkisi ise pozitif yönlüdür. Bu noktada bankaların PKD yarattığı sürece değerini arttıracağı PKD’nin PD’yi olumlu yönde etkilediğini gösteren bu çalışma ile kanıtlanmıştır
Okul yöneticilerinin iletişim sürecinde yaptıkları hatalar: hataların nedenleri ve etkileri
Okul yöneticiliği çok boyutlu ve kompleks bir yapıya sahip bir görev olarak nitelendirilebilir. Okul yöneticileri bu görevlerini yerine getirirken okul içi ve okul dışı paydaşlarla iletişim ve etkileşim halinde olmak durumundadır. Dolayısıyla okul yöneticilerinin iletişim becerileri yöneticilik sürecinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Ancak okul yöneticileri paydaşlarla gerçekleşen iletişim süreçlerinde farkında olarak veya olmayarak çeşitli hatalar yapabilmektedir. Okul yöneticilerinin bu hatalarının ve bu hataların nedenlerinin farkında olmaları okuldaki yönetim süreçlerinin etkililiği açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmada, okul yöneticilerinin iletişim sürecinde yaptıkları hatalara ve bu hataların nedenlerine ve etkilerine ilişkin öğretmen görüşlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen 18 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla açık uçlu sorulardan ve demografik özelliklerden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda okul yöneticilerinin tek yönlü iletişim kurma, emir cümleleri kullanma, empati kuramama, hoşgörülü olmama, öfke kontrolünü sağlayamama ve muhataplarını dinlememe gibi hatalar yaptıkları belirlenmiştir. Okul yöneticilerinin iletişim sürecindeki hataları en çok bencillik duygusuna sahip olma ve liyakatsizlik nedenlerine bağlanmıştır. Bu hatalar öğretmenlerin motivasyonunun düşmesine, okula bağlılığının azalmasına, olumsuz okul iklimi oluşmasına, velilerle iletişimin kopmasına ve öğrenci başarısının azalmasına yol açmaktadır. Hataların azaltılması için okul yöneticilerine etkili iletişim konusunda eğitimler verilmesi, liyakate dayalı yönetici atamasının yapılması ve yöneticilerin ilişkilerinde adil ve şeffaf olmaları önerilmiştir. Aynı zamanda uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik farklı öneriler de sunulmuştur
Türkiye’nin Türk devletleri teşkilatına üyeliği ekonomik büyümesine etki eder mi?
2009 yılında Türkiye’nin de kurucu üye olduğu Türk Devletleri Teşkilatı ülkelerinin aralarında yaptıkları dış ticaretin Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkı sağlayıp sağlamadığını araştırmak temel amaçtır. Teşkilata üye ülkelerin aralarında yaptığı ticareti temsil eden dış ticaret yoğunluk endeksi ile Türkiye ekonomisine ait büyüme oranı arasındaki ilişkinin araştırılmasında Granger ve Toda-Yamamato nedensellik testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgular, Azerbaycan ve Özbekistan dış ticaret yoğunluk endekslerinden Türkiye’nin ekonomik büyüme oranına doğru bir ilişki olduğu, Kazakistan ve Kırgızistan dış ticaret yoğunluk endeksleri ile Türkiye’nin ekonomik büyüme oranı arasında bir ilişkinin olmadığını göstermektedir. Bu sonuç, Türkiye’nin Azerbaycan ve Özbekistan ile dış ticaretinin ekonomik büyümesini etkilediği, Kazakistan ve Kırgızistan ile yaptığı ticaretin ekonomik büyümesine etki etmediği yönündedir. Türkiye ile teşkilat ülkeleri arasındaki ticaretin karşılıklı olarak yoğunlaşmasının, Türkiye ekonomisi üzerine olumlu etki yaptığı söylenebilir
İsviçre, Alman ve İngiliz hukuku ile karşılaştırmalı Türk kooperatifler hukukunda denetim sistemine ilişkin bir değerlendirme
Anonim şirketlerin denetimine ilişkin mülga 6762 sayılı TTK m. 347 ve devamında şirketin zorunlu bir organı olarak denetçiler düzenlenmişti. 6102 sayılı TTK ile iç denetim sisteminden vazgeçilerek, bağımsız denetim esası kabul edildi. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda ise kooperatiflerde denetçi/denetçiler anonim şirketlerden farklı olarak şirketin zorunlu bir organı olmaya devam etmektedir. Kooperatiflerde denetim sistemi 7339 sayılı Kanun ile önemli şekilde değiştirilmiş olup bazı ölçütlere göre belirlenen bir kısım kooperatiflerin iç denetimin yanı sıra dış denetime tabi olmaları gerekliliği düzenlenmiştir. Geniş anlamda dış denetim şirketin dışarıdan denetlenmesi anlamına gelmekte, şirketin zorunlu organı niteliğinde olmayan, şirketle organik bağı bulunmayan kişi ve kuruluşlar eli ile yapılan denetimi ifade etmektedir. Ancak Kooperatifler Kanunu’nun 69. maddesinde dış denetim, yalnızca hükümde şartları belirtilen denetimle sınırlı tutulmuştur. Çalışmada Kooperatifler Kanunu’nun denetime ilişkin düzenlemeleri, Kooperatif ve Üst Kuruluşlarının Denetlenmesine Dair Yönetmelik hükümleri ile seçilmiş hukuklardaki denetim sistemleri dikkate alınarak incelenmiştir
Ölçme ve değerlendirmede yenilikçi yaklaşımlar: Blokzincir ve MST örneği
Yeni teknolojiler hayatın akışı içerisinde çoğu alanda olduğu gibi eğitim bilimleri alanında da değişim ve dönüşüme sebep olmaktadır. Bu durum alanda gerek teoride gerekse uygulamada bir takım yenilikçi yaklaşımların ortaya çıkışını gündeme getirmektedir. Eğitim bilimleri alanındaki bu yenilikçi adımların ölçme ve değerlendirme boyutuna yansımaları ise araştırma kapsamında “Blokzincir” ve “Multistage Testing (MST)” sınırlılıklarında ele alınmıştır. Blokzincir teknolojileri ile dünya her ne kadar 2000’li yılların başlangıcı gibi yakın bir geçmişte tanışmış olsa da hızlı bir biçimde teknoloji dilinin önemli bir bileşeni konumuna gelmiş olduğu görülmektedir. Bu durum eğitim bilimleri açısından değerlendirildiğinde; Open University, EDUCAUSE ve Avrupa Birliği Komisyonu raporlarında blokzincir teknolojilerinin ele alınmış olması söz konusu teknolojinin günümüz ve yakın gelecekte kullanımının hızla yaygınlaştığının en belirgin göstergesidir. Diğer taraftan da alanda sıklıkla uygulanan çevrimiçi sınavlarda yaşanan güvenlik problemleri ise bu sınavlarda kullanılabilecek yeni yöntem arayışlarına yol açmaktadır. Bu kapsamda da MST test sunum yönteminin ETS, GRE, PIRLS, TIMMS ve PISA gibi önemli sınavlarda uygulanmasının getirdiği popülerlik ve sağladığı güven ile araştırmacı, sınav uygulayıcı ve karar alıcılar tarafından alternatif yöntem olarak değerlendirilmektedir. Bu temelden yola çıkarak araştırmada, blokzincir teknolojileri ile MST yöntemin ölçme ve değerlendirmede kullanımının alana katkısının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Sonuç olarak MST kişiye özel yüksek güvenlikli hassas ölçüme olanak sağlarken Blokzincir yapısı ise sınav öncesi ve sonrasındaki tüm verileri güvenli biçimde depolayabilme olanağı sunmaktadır
Sürdürülebilir liderlik ve yeşil yönetim üzerine yapılmış lisansüstü tezlere yönelik nitel bir araştırma
Bu araştırma, 2003-2024 yılları arasında Türkiye’de gerçekleştirilen sürdürülebilir liderlik ve yeşil yönetim konulu lisansüstü tezlerin içeriklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada Türkiye Yüksek Öğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi'nde (YÖK-TEZ) yer alan ve belirtilen yıllar arasında yapılan çalışmalar incelenmiştir. Araştırma kapsamında, yeşil yönetim ile ilgili 16 lisansüstü tez çalışmasına, sürdürülebilir liderlik ile ilgili ise 9 lisansüstü tez çalışması olmak üzere toplam 25 lisansüstü teze ulaşılmıştır. Bu tezlerin 18'i yüksek lisans tezi iken, 7'si doktora tezidir. Araştırma çalışmasının evreni ve örneklemi, tezlerin tür ve sayıları, yayınlandığı yıllar, hangi alanlarda yürütüldüğü, danışman unvanları, hedef, boyut ve yöntemleri açısından ele alınarak sistematik derleme yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma bulgularında, tezlerin çoğunluğunun 2022-2024 yıllarına ait olduğunu ve en fazla Prof. Dr. unvanlı akademisyenlerin danışmanlık yaptığını göstermektedir. Tezlerden 24 tanesi Türkçe’dir ve eğitim, işletme alanlarında yoğunlaşmaktadır
Mahkeme dışı boşanmanın Türk hukukunda uygulanması imkanının değerlendirilmesi
Boşanma kurumu hem kişiler hem de kamu hukuku açısından önemli bir kurum olup son yıllarda yaşanan gelişme ve tartışmaların odağında, yeni yaklaşımlar ve yöntemlerle hukuk düzeni içinde şekillenmeye devam etmektedir. Bu kurum, farklı ulusal hukuk sistemlerinde farklı zamanlarda farklı biçimlerde ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Boşanmanın yasaklandığı zamandan, anlaşmalı boşanma aşamasına gelen işbu süreç, bazı ülkelerde şimdi de mahkeme kararı olmadan boşanma gibi kolaylıklar içeren yeni bir düzene kavuşmuştur.
Bu düzenin amaçladığı sonuç; evlilik birliği içinde hayatlarını sürdürmek isteyen bireylerin evlenmek ve aile kurmak özgürlüklerinin yanında, sürdüremeyecekleri evlilikleri sonlandırmaları bakımından özgür olarak hareket edebilmeleri olarak düşünülebilir. Kişilerin yaşam biçimi ve tercihleri değişebilmektedir. Bu bakımdan boşanma kurumunun da bireylerin bu yaşam biçimlerini kolaylaştırması ve zaten sorunlu hale gelmiş hayatlarını daha da zorlaştırmaması gerekmektedir.
Boşanma sürecinde; mahkeme süreçlerinin uzun sürmesi, yargı masraflarının ve avukatlık ücretlerinin yüksek olması bireylere ek külfetler yüklerken, boşanma konusunda tamamen anlaşmış eşlerin mahkemeye başvurmaları, mahkemelerin zaten yoğun olan iş yüklerini daha arttırmaktadır.
Pek çok Avrupa ülkesinde kişiler, mahkemeye gitmeksizin evliliklerini idari makamlar nezdinde sonlandırabilmekte ve hayatlarına daha sorunsuz devam edebilmektedir. Türk hukukunda mahkeme dışı boşanma kabul görmemekle birlikte son zamanlarda anlaşmalı/tek celsede boşanmaya ilişkin kararlarının arttığı görülmektedir. Diğer yandan arabuluculuk gibi alternatif çözüm yollarının son dönemde ülkemizde kullanılmasının yaygınlaşması, boşanma kurumu açısından yargı yoluna başvurmadan, mahkeme dışı boşanma yollarının oluşturulması hususunda ilerleyen zamanlarda düzenleme yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu sebeplerle çalışmamızda da mahkeme dışı boşanmanın Türk hukukunda uygulanması imkânı değerlendirilmiştir