27316 research outputs found
Sort by
Türkiye’de çevre vergilerinin Yargıtay ve Danıştay kararları çerçevesinde değerlendirilmesi
Çevre, küresel kamusal mal olarak kabul edilmektedir. Çevrede oluşacak kirliliğin ve zararın giderilmesi için ortaya atılan etkili politikalardan biri vergi politikasıdır. Bu politika içerisinde yer alan araçlardan biri de çevre vergileridir. Bu çalışma çevre vergilerinin genel bilgisi, kuramsal çerçevesi, uygulaması ve hukuki önemini içeren bir çalışmadır. Bu çalışmada çevresel vergilerin mahkeme kararları eşliğinde incelenip analiz edilmesi ve yaşanan uyuşmazlıkların tespit edilip bu uyuşmazlıkların çözülmesi için öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Çalışmada nitel yöntem araştırma metodolojisi ve doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda Danıştay ve Yargıtay’a ait çevre vergileri ile ilgili 30 adet dava incelenmiştir. Bu davalarda mükerrer vergileme, sebepsiz zenginleşme, vergi miktarında hata, vergileme ilkelerine aykırı olma konularında uyuşmazlıklar yaşandığı tespit edilmiştir
Avrupa Birliği’nin kamu diplomasisi odaklı iletişim stratejisi: ‘Europe Direct’ ve ‘Europe House’ üzerine bir inceleme
Küreselleşme ve bunun sonucunda oluşan uluslararasılaşma artık tüm alanları etkisi altına almış, özellikle siyasi boyutta bir çığır açmıştır. Geleneksel yöntemlerle yürütülen siyasi anlayış değişmiş, artık modern hatta postmodern yapıya geçilmiştir. Ülkeler arası yürütülen ilişkilerde kullanılan diplomasi de boyut atlayarak kamu diplomasiye evrilmiştir. Öyle ki ülkeler kamu diplomasisi faaliyetlerini dijitalleşme ile birlikte dijital ortamlarda yürütmeye ve böylece ‘erişilebilirlik’ kavramını somutlaştırmaya başlamıştır. Bugün özellikle aday ülkelere çeşitli fonlar sağlayarak ilişkilerini güçlendirmeye çalışan Avrupa Birliği’nin kamu diplomasisi alanında oldukça önemli olduğunu söylemek mümkün. Bu amaçla çalışmada Avrupa Komisyonu’nun hem üye ülke hem de aday ülke kamuoyuna yönelik yürüttüğü iletişim stratejisi kapsamlı şekilde incelenmiş, amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen AB üye ülkelerde bulunan Doğrudan Avrupa (Europe Direct) Merkezleri ile aday ülkelerde bulunan AB Bilgi Merkezleri yeni adıyla Avrupa Evi (Europe House) doküman analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. AB’ye üye ülkelerde toplam 424 Europe Direct Merkezi’nin ve aday ülkelerde ise AB Bilgi Merkezi, Avrupa Dokümantasyon Merkezi ve AB Köşesi olmak üzere toplam 94 merkezin bulunduğu fakat AB Bilgi Merkezleri’nin zaman içerisinde özellikle Batı Balkanlar’da Europe House’lara evrildiği bulgulanmıştır Avrupa Evi’ne evrildiği bulgulanmıştır. Bununla birlikte dijital dünyaya geçişle birlikte AB Dokümantasyon Merkezleri’nin kapandığı görülmüştür. Bu bağlamda AB’nin hem üye hem de aday ülkelerdeki kamu diplomasisi politikasında bu Merkezlerin oldukça önemli bir yere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır
Güçlendirme yaklaşımı perspektifiyle yakınını kaybeden bireylerin yas deneyimleri ve sosyal hizmetin yas danışmanlığı görevi
Bu çalışma, yakınını kaybeden bireylerin yas deneyimlerini güçlendirme yaklaşımı temelinde analiz etmeyi ve yas tutan bireylerin yas desteği/danışmanlığı gereksinimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca sosyal çalışmacıların yas vakalarıyla karşılaşma/çalışma durumlarına ve yas danışmanlığının gerekliliği konusundaki görüşlerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Nitel yöntemin kullanıldığı bu araştırmada belirlenen hedeflere ulaşmak için yakınını kaybeden 20 kişi (9 erkek, 11 kadın) ve farklı alanlarda görev yapan 9 sosyal çalışmacıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Maxqda 20 paket programıyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Analiz sonucunda yas tutan bireyleri güçlendirici faktörler, güçsüzleştirici faktörler ve yas desteği alma durumu ve yas danışmanlığı düşüncesi temaları ortaya çıkmıştır. Sosyal çalışmacılarla yapılan görüşmeler neticesinde ise yakınını kaybeden bireylerin yas danışmanlığı gereksinimlerine ilişkin veriler elde edilmiş ve bu veriler bütünsel olarak değerlendirilerek sosyal hizmetin yas danışmanlığı görevine vurgu yapılmıştır. İnsanı odağına alan bir meslek olarak sosyal hizmet bireyi güçlendirerek yasıyla uzlaşmasını ve sağlıklı bir şekilde yasını tutmasını kolaylaştırabilir. Mesleğin yas konusunda böyle bir misyona sahip olması için ölenin olmadığı yeni yaşama uyum sağlamada yas tutan bireyi güçlendirme ve bu süreçte ona rehberlik/danışmanlık yapma görevini yerine getirmesi gerekmektedir
Üsküdar’da sirkat suçu ve müeyyideleri
Hırsızlık suçunun geçmişi için kesin bir tarih olmamakla birlikte -tıpkı diğer suçlar gibi- insanın varoluşuna kadar götürülebilecek bir eylemdir denilebilir. Hırsızlık suçu öncelikle kişiler bazında, toplumsallaşma sürecinde ise toplum nezdinde işlenen suçlar kapsamına genişlemiştir. Ferdi boyutta değerlendirildiğinde fiillerin işlenmesi için, eylemi gerçekleştirecek davalı ve davacı olma noktasında en az iki kişiye ihtiyaç vardır. Bu aşamada suçun boyutu ve maddi anlamda daha kısıtlı bir alan kaplarken, toplumsallaşma sürecinde toplumda işlenen suçların etki alanlarının ve cezalarının daha geniş kapsamlı olacağı düşünülebilir. Klasik dönem Osmanlı Üsküdar’ında hırsızlığın toplumda bir iş haline mi getirildiği, bireysel olarak mı yapıldığı veya profesyonel ekipler ile mi yapıldığı tespit edilmeye çalışılacaktır. İlaveten çalışmada hırsızlık suçu işleyenler için şer’i hukuk kurallarının yaptırımlarının neler olduğu, cezaların uygulanıp uygulanmadığı, uygulandığı zaman hangi durumlarda uygulandığı gibi daha pek çok sorunsal Üsküdar mahkemelerine yansıyan davalar ve neticeleri araştırılarak cevaplanmaya çalışılacaktır
Nonlinear learning path: a systematic review
Students benefit from a nonlinear learning path, also known as a nonsequential learning path, because it allows them to control the pace and sequence of their learning. However, the dynamics of a nonlinear learning path, particularly within an open learning environment like MOOCs, remain underexplored. The current study aims to map out various nonlinear learning paths and explore the potential for personalisation within these environments. Guided by the PRISMA 2020 Statement, we conducted a comprehensive review of 3,418 articles from three databases, focusing on 30 that were relevant to nonlinear learning paths in open learning environments. We discovered that a nonlinear learning path in MOOCs involves path selection, cyclical paths, or skipped paths, all influenced by the design of the MOOC learning materials. In classrooms utilizing an open learning environment, a nonlinear learning path is facilitated by activities such as face-to- face or online discussions, self-study materials, student-created content, project mentoring or coaching, peer feedback, and co-learning activities. Additionally, personalisation, tailored by educators or technology, is key to preventing students from becoming disoriented within these open learning environments. Our findings highlight the importance of promoting nonlinear learning paths in both classrooms and MOOCs, developing learning path recommender systems, and creating supportive MOOC learning materials. Future research should explore students’ perceptions of nonlinear learning paths within an open learning environment, particularly focusing on the integration and impact of MOOC learning materials
Food styling and food photography with generative AI
The objective of this study is to evaluate the aesthetic suitability of generative AI food images and to examine the potential role of AI in food styling and photography, including its strengths, weaknesses, opportunities, and threats. In this research, eight dishes from Turkish cuisine, Imambayıldı and Zeytinyağlı enginar (artichoke with extra virgin olive oil) for the olive oil theme, Adana kebab and Hünkâr beğendi for the main course theme, fırında sütlaç (baked rice pudding) and pumpkin dessert for the dessert theme, çay (Turkish tea) and Turkish coffee for the beverage theme, were produced separately using Adobe Firefly 3 and DALL-E 3 Artificial Intelligence (AI) applications. Real food photographs were also included for comparison. Thirty-one professional food stylists and photographers volunteered and participated in the study. Consequently, a total of 24 food images were created and evaluated by professionals according to six aesthetic criteria: lighting, color, composition, presentation, appropriateness of the props and background, and the creation of a mouth-watering sensation. The findings reveal no significant difference between the food photographs produced using the AI 1 application and real food photographs. Half of the images created by the AI 2 application also showed no significant differences compared to real images. However, significant differences were observed in five images between the two AI applications. Participants highlighted low costs, fast production, and flexibility as strengths of AI applications in food styling and photography. Conversely, weaknesses included the production of surreal images and aesthetic concerns. Opportunities were identified in fostering innovation, creativity, and new perspectives, while potential threats involved ethical and copyright concerns, overdependence on AI tools, and potential job displacement
Esnek çalışma biçiminin endüstriyel tasarımcının yaratıcılığı üzerine etkisini belirlemeye yönelik bir çalışma
Sanayi Devrimi sonrasında ev, atölye gibi özgür iş alanlarına fabrikaların dâhil olması,
çalışma saatlerinin daha fazla üretim odağında belirlenmesi ve katı yönetim tarzında
çalışanın yönetilmesi esnekliğin olmadığı emek olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışan bireyin
makineye dönüştüğü bu dönemde yaratıcılık göz ardı edilerek seri ve ucuz üretim
öne çıkmaktadır. 20. yüzyıl sonlarına gelindiğinde, küreselleşme ve tüketici tercihlerindeki
çeşitlilik sonrasında yaşanan sosyal ve ekonomik değişikliklerle rekabetin yörüngesi değişmiştir.
Bu dönemin rekabet koşularına karşılık eğitimli, değişime uyumlu, nitelikli, yaratıcı
iş gücü değer kazanarak esneklik kavramı çalışma biçiminde öne çıkmaktadır. Ayrıca yenilik
ve özgünlüğü kapsayan yaratıcılık kavramı ekonomi için uluslararası rekabet üstünlüğü
sağlamada döneminin önemli strateji unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Sınırlayıcı
mekân, zaman ve yönetim tarzını değiştiren esnek çalışma biçiminin, yaratıcılık üzerindeki
etkileri tartışma konusudur. Bu sebeple, ekonomik büyümede ve piyasa taleplerini
karşılamada değerli emek olan yaratıcı endüstriler esnek çalışma koşullarına yönlenmektedir.
Bu çalışma, ekonomik kalkınmada önemli role sahip yaratıcı endüstriler arasında yer
alan endüstriyel tasarım mesleğinin yaratıcılıklarının esnek çalışma koşullarındaki etkisini
araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, esnek çalışma şartlarının Türkiye’deki
endüstriyel tasarımcıların yaratıcılıkları üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir
anket uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen verilerin analizi ile çalışma mekânı,
saati ve yönetim tarzı açısından sağlanan esnek tutumların endüstriyel tasarımcının
yaratıcılığı üzerindeki yansımaları belirlenmiştir
Batı etkisinde Osmanlı saray mobilyasının biçimsel özellikleri, renk ve dokusu hakkında bir araştırma
Bu çalışmada gerek ithal edilerek gerekse yurt içinden satın alınarak Osmanlı saraylarında kullanılmaya başlanan mobilyaların biçim, renk ve doku özelliklerinin neler olduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Ankara ve İstanbul’daki ilgili akademisyenlerin, öğretmenlerin ve sektör çalışanların görüşlerini belirlemek hedeflenmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile yürütülen çalışmaya her şehirden 15’er kişi, her meslekten 10’ar kişi olmak üzere toplam 30 kişi katılmış, elde edilen sonuçlar içerik analizi ile çözümlenmiştir. Katılımcıların görüşlerine göre; Osmanlı’da mobilyanın Saraydan başlanarak halka yayıldığı, genel olarak mobilya kültürünün Batıdan geldiği belirlenmiştir. Osmanlı Saray mobilyalarında en fazla Fransız Barok, Ampir ve Rokokonun etkisi olduğu, bazı işlemelerde ve süslemelerde kendi kültürümüzün etkilerinin görüldüğü, en fazla kırmızı ve yeşil renkler olmakla birlikte altın yaldız, canlı renkler, turkuaz, mavi, turuncu, mor, sarı ve bordo renklerinin kullanıldığı, mobilyalarda kullanılan kumaş tarzlarında ise en fazla kadife, ipek, parlak simli kumaşlar ve saten kumaşların kullanıldığı belirlenmiştir. Bu tür çalışmaların Osmanlı Saray mobilyasının özelliklerinin ortaya çıkarılmasına katkısı olacağı düşünülmektedir
Eğitim programı teorisine yeniden bakış: Taba'nın eğitim programları ve öğretim alanına katkıları
Eğitim programı bağlamında paradigma, teori ve model arasındaki ilişkileri sağlam bir zemine oturtarak eğitim programı teorilerini anlamlandırmak önemlidir ancak alan yazınımızda eğitim programı teorilerine ilişkin yeterli düzeyde kaynak yer almamakta ve teoriler bu bağlamda tartışılmamaktadır. Aksine eğitim programı alanının gelişimine önemli katkı sunan teorisyenlerin eğitim programı teorileri modele indirgenmekte ve bu modellerin dayandığı temellere yani teorilere değinilmemektedir. Bu çalışma da bu ihtiyaçtan yola çıkarak eğitim programı alanı için önemli bir teorisyen olan Hilda Taba’nın eğitim programı teorisini incelemeyi amaçlamıştır. Bu kapsamda çalışmada önce paradigma, teori ve model ilişkisi açıklanmış, ardından eğitim programı teorilerinin sınıflamalarına yer verilmiştir. Taba’nın biyografisi ve eğitim programı teorisi ile devam edilip yine Taba’nın eğitime ve eğitim programına bakış açısı, program geliştirme süreci ve modeli ve Taba’nın eğitim programı teorisinin günümüze yansımalarına değinilmiştir. Son olarak ulusal alan yazının eğitim programı teorisine daha çok eğilmesi gerektiği, bunun için de öncelikli olarak alanın temel kuramlarının uygulayıcılar ve araştırmacılar tarafından incelenmesinin önemli olduğu ve uluslararası düzeyde güncel eğitim programı teorileştirme alan yazınına katkı sunulması için gerekli olduğu vurgulanmış, özellikle Taba’nın kendi zamanında vurgulamış olduğu etken öğretmen rolünün de günümüzde eğitim programları açısından yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir
Exploring genre awareness: L2 learners’ voices in tertiary-level writing contexts
This study explored tertiary-level L2 learners’ familiarization with genre-specific conventions in English writing skills. Employing a qualitative research paradigm, data were gathered via semi-structured interviews with 26 L2 learners. An inductive content analysis was conducted to elicit recurring codes and themes. The learners expressed strengths encompassing the recognition of genre-specific features, awareness of linguistic and organizational conventions in genre writing, and formality level. They highlighted the challenges in their orientation to genre identification, text organization, and genre-specific language choices. The learners established connections between these challenges and limited prior writing experience in L1 and L2 and their subsequent reliance on L2 formal knowledge. Further sources of challenges were linked to affective factors, language proficiency, genre convention mastery, and topic familiarity. They reported feeling anxious due to unfamiliarity with genre features, lack of interest in a given topic, inadequate pre-writing, and planning stage, the demanding nature of the process-genre writing instruction, and instructors’ expectations. They proposed suggestions regarding the mastery of lexical and grammatical knowledge, the provision of effective feedback from instructors to improve textual organization, and genre-specific language conventions. Accordingly, instructional implications for the cultivation of genre knowledge and awareness of tertiary-level writing skills are presented