Anadolu University

Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
Not a member yet
    27316 research outputs found

    A structural equation model of writing anxiety, writing motivation and academic motivation of students

    Get PDF
    Writing anxiety causes various problems in the writing process, makes it difficult for the person to produce text and can prevent the act of writing. Writing motivation supports writing skills by affecting the writing process positively. The purpose of this research is to determine relationships between students' writing anxiety, writing motivation and academic motivation. The research was carried out with the correlational desing in the quantitative method. The population of this research consist of secondary school students and the sample consist of 1037 secondary school students, 577 of whom are females (55.64%) and 460 of them are males (44.36%) in Elazig province centre in 2020-2021 academic year. As a result of the correlation test, hierarchical regression analysis, it was determined that students' writing anxiety meaningful was predicted the writing motivation (r=-.65/strong) and academic motivations (r=-.37/medium) by 53%. Structural equation model fit was verified. While writing process, avoidance and writing pleasure latent variables explain 11% of consubstantiated extrinsic motivation, this rate increased to 45% when writing motivation was added to the equality. Although writing process, avoidance and writing pleasure variables explained 39% of the unmotivation and 32% of the extrinsic motivation reflected internal, it was observed that the regression coefficient for the two equations increased to 70% with the addition of writing motivation as the predictive variable

    Türk devletler teşkilatı bünyesinde yürütülen Türk dünyasının entegrasyon sürecinin Ernest b. Haas’ın spill-over yaklaşımı bağlamında değerlendirilmesi

    Get PDF
    Sovyetler Birliğinin yıkılmasının ardından Orta Asya’da yaşayan Türk halkları bağımsız devletler kurarak kendilerine yeni bir rota çizme imkânı elde etmişlerdir. Bölgedeki halklarla güçlü tarihi ve kültürel bağlara sahip olan Türkiye, bağımsızlığını henüz kazanan bu devletlerle yeni işbirliği imkânları oluşturmaya dönük teşebbüslere girişmiştir. Bununla beraber Türk dünyasındaki iş birliği faaliyetleri uzun süre büyük ölçüde ortak kültürel ve tarihi değerler çerçevesinde yürütülen etkinliklerle sınırlı kalmıştır. 2009 yılında Nahcivan Anlaşmasıyla Türkçe Konuşan Devletler Teşkilatı ya da diğer adıyla Türk Konseyi kurulmuş ve iş birliğinin boyutları genişletilmiştir. 2020’li yıllara doğru gelindiğinde Türk Konseyi düzenli olarak gerçekleştirdiği Zirveler sayesinde etkinliğini pekiştirmiş ve yeni üyeler kazanarak güç kazanmıştır. 2021 yılındaki 8. Zirve ile Türk Devlet Teşkilatı (TDT) adını alarak kurumsal kimliğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Ayrıca bu Zirve’de Türk Dünyası 2040 Vizyonu belgesini kabul ederek iş birliği faaliyetlerini oldukça ileri bir boyuta taşımıştır. Bu belge ile TDT, Türk Dünyasını entegrasyon sürecine doğru götürecek büyük bir sorumluluğun altına girmiştir. Böylece şimdiye değin yürütülen iş birliği faaliyetlerinden farklı bir entegrasyon politikasının takip edilmesi gerekli hale gelmiştir. Bu çalışma ile söz konusu entegrasyon çabasının yönü spill-over kavramı çerçevesinde ele alınmıştır

    Ev yapımı otobiyografi: Hatırladığım Kadarıyla dijital sanat uygulaması

    No full text
    Hatırladığım Kadarıyla, birbirinden bağımsız iki bölümden oluşan dijital bellek uygulamasıdır. Uygulamanın ilk kısmı olan albüm, aile fotoğrafları üzerine foto-pentür tekniğiyle yapılmış dijital illüstrasyonları; ikinci kısmı olan vitrin ise, çeşitli nesnelerin üç boyutlu siluetlerini ve sulu boyayla yapılmış dijital versiyonlarını içermektedir. Çalışmada, fotoğraf ve illüstrasyon ile yapılan ‘görüntü temelli araştırma’ ve enformel sohbet ile yapılan ‘nitel araştırma’ yöntemleri kullanılmıştır. Çıktılarının Unity’de birleştirildiği uygulama, görsellerin yanı sıra, fotoğrafların çevrilmesi ve dolap/çekmece kapaklarının açılmasına izin veren ‘etkileşimi’; ebeveynlerin ve televizyonun sesiyle beraber devreye giren ‘işitsel unsurları’ da barındırır. Bu haliyle ev ve merkezindeki eşyaların sahip olduğu maddi kültür hali bir seçki içinde toplanmış, evin ‘mini müze’ çağrışımı somutlanmıştır. Böylece sadece konuşulduğu ve bakıldığı için yeniden üretilebilen edimsel anılar, alternatif bir bilme ve hatırlama yolu ile sürekli deneyimlemeye açık bir alanda kurulmuştur. Bu kapsamda iki katmanlı uygulama projesi olan Hatırladığım Kadarıyla çalışması, fotoğraflardan/vitrin içi nesnelerden aileye, aileden etnik, sınıfsal, cinsiyet, dinsel kimliklere ve genişleyen tüm aidiyet gruplarına kadar, sesli/sessiz unsurlarla inşa edilen bireysel anlatıyı, yine aynı kolektif belleği beslemek üzere dönüştüren bir dijital otobiyografi denemesinden ibarettir

    Baudrillard’ın “simülasyon hipergerçekçiliği” üzerinden, hakikat sonrası çağda dijital sanatı anlamaya çalışmak: Beeple örneği

    Get PDF
    Jean Baudrillard’ın simülasyon hipergerçekliği, modern toplumun gerçeklik algısını ve artan simülasyonun etkilerini inceleyerek, yaşadığımız çağın ruhunu öngerebilmiş olması açısından önemli bir kuramdır. Bu kurama göre, yeni medya, iletişim ve teknoloji araçları yoluyla oluşturulan simülasyonlar, insanların gerçekliği algılama şeklini değiştirir. Gerçekliğin yerini gösterge ve işaretlerin aldığı bu algı biçiminde, gerçeklik ve simülasyon arasındaki ilişki muğlaklaşır ve simülasyon bir süre sonra gerçeğin yerini alır. Bu bağlamda, simülasyon hipergerçekliği, gerçeklik ile temsil arasındaki karmaşık ilişkiye vurgu yaparak, günümüz toplumsal yapısını ve buna bağlı olarak değişen sanat yapıtı algısını özetler niteliktedir. Beeple adıyla tanınan Mike Winkelmann’ın NFT formatındaki işleri, bu bağlamda çağın ruhunu yansıtması açısından, Baudrillard’ın simülasyon hipergerçekliği kuramıyla paralellikler taşır. Araştırma bu paralellik üzerinden Beeple’ın dijital işlerinden bazılarını anlamaya ve açıklamaya odaklanır. Politik, ironik, kışkırtıcı ve eleştirel içeriklerdeki bu işler, 21. yüzyılın simülatif gerçeklik algısı üzerine dikkat çekici çıkarımlar içermesi açısından önemli görülmüştür. Açıklayıcı nitelikteki araştırmada literatür taramasından sonra nitel araştırma tekniklerinden faydalanılmış ve amaçsal örneklem olarak, benzeşik örnekleme, tipik durum örnekleme yöntemlerinin yanı sıra görsel içerik analizi yöntemine de başvurulmuştur. Bu bağlamda araştırmada, sözel ve görsel disiplinler bağlamında alana katkı sağlayacak özgün bir metin oluşturmak amaçlanmıştır

    A review of the visual communication designs of Doodles created by Google for Türkiye

    Get PDF
    Google Doodles, which are brief, playful, and spontaneous alterations to the Google logo, have emerged as a globally recognized visual communication phenomenon. These Doodles are incorporated into the Google logo and serve as visual communication elements designed to infuse the search engine’s users with a sense of joy and celebration on special days, events, and other noteworthy occasions. From a visual communication design perspective, Google Doodles aim to convey a unique and meaningful message to their users. Although they are commonly referred to as Google Doodles, these designs, which are primarily illustrations, adhere to the tenets of visual communication design. A review of the literature reveals that no study has been conducted on Google Doodle designs in terms of visual communication design. This article is a unique contribution to the field, as it addresses a gap in the literature by conducting a study on visual communication design. The primary objective of this study is to evaluate the doodle examples designed by Google for Türkiye in terms of their visual communication design performance. A descriptive analysis of the Google Doodles created for Türkiye was conducted through a document analysis method. The findings indicated that the doodles were successful in terms of visual communication design, but there were significant deficiencies in reflecting the characteristic features of the people depicted in the doodles

    Engelli kardeşinin gölgesinde yaşamak: ebeveynlerin gözünden deneyimsel oyun terapisi sürecinin değerlendirilmesi

    No full text
    Bu araştırmada, engelli kardeşi olan 4-10 yaş arası çocuklarla gerçekleştirilen deneyimsel oyun terapisinin çocukların değişim ve gelişim sürecine yansımalarının ebeveynlerin algısına dayalı ortaya konulmasını amaçlamıştır. Ebeveynlerin görüşlerini derinlemesine incelemeye yönelik olarak fenomenolojik desenin kullanıldığı araştırma kapsamında, Down Sendromu, Otizim Spektrum Bozukluğu ve/veya Gelişimsel Geriliği bulunan engelli kardeşe sahip 6 çocukla, 8 ile 24 oturum arasında değişen deneyimsel oyun terapi süreci gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri oyun terapisi sürecinin sonunda her bir çocuğun ebeveyni ile yapılan bireysel görüşmelere dayalıdır. Verilerin analizinde tümevarım analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çocuğun oyun terapisine getirilme gerekçesi, çocuğun yaşadığı değişim ve gelişim, oyun terapi sürecini kolaylaştıran durumlar, oyun terapi sürecini zorlaştıran durumlar olmak üzere dört ana temaya ve bu temalara bağlı 15 alt temaya ulaşılmıştır. Sonuçlar çocuğun oyun terapisine getirilme gerekçesi kapsamında ebeveynlerin çocuğun engelli kardeşiyle ilişkilerini düzenleme, davranış problemlerinin üstesinden gelme, akran ilişkilerini düzenleme, duygusal rahatlamayı destekleme ve çocuk için bir meşguliyet oluşturma beklentilerinde olduğunu göstermiştir. Bulgular çocuğun yaşadığı değişim ve gelişim bağlamında aile içi ilişkiler ile akran ilişkilerinin güçlendiğini ve oyun terapi sürecinin çocuğun davranış problemlerinin üstesinden gelmesini desteklediğini ortaya koymuştur. Son olarak araştırma bulguları aile içinde yeterli sosyal desteğin, oyun terapisi sürecinin sistematikliğinin ve birtakım bağlamsal faktörlerin oyun terapi sürecini kolaylaştırdığını ortaya koyarken, yetersiz sosyal desteğin, aile içi bazı faktörlerin, oyun terapi sürecinin yetersiz yapılandırılmasının ve bazı bağlamsal faktörlerin ise oyun terapi sürecini zorlaştırdığı göstermiştir. Araştırma sonuçları deneyimsel oyun terapisinin engelli kardeşi olan çocukların değişimini ve gelişimini desteklediğini, bu olumlu etkinin engelli kardeşle, diğer aile üyeleriyle ve sosyal çevreyle ilişkilere yansımalarının olduğunu göstermiştir

    Fiziksel etkileşim için kurgulanan basılı çoklu sayfaların tasarımı

    Get PDF
    Grafik tasarımın başlı başına etkileşimli bir alandır. Görsel elemanların tasarlanarak ve organize edilerek düzenlenmesiyle, iletilen mesaj ile okuyucusunu bilgilendirir ve harekete geçirir. Okuyucunun sadece bilgiyi alma eyleminin ötesine geçerek tasarımcı tarafından kurgulanan oyunun içine dahil edilmesi ile katılımcıya dönüşmesi teması bu makalenin ana fikrini oluşturmaktadır. Çalışmada, okuma–anlama–harekete geçme düzeyinde izleyicisi / okuyucusu ile fiziksel etkileşim üzerine kurgulanmış ve basılmış, çoklu sayfa tasarımlarından bazıları incelenmiş ve bu başlık altında derlenmiştir. Okuyucunun etkileşimiyle, biçimsel ve anlamsal değişimlere olanak tanıyan, yeni iletişim kanalları oluşturan eserlere yer verilmiştir. Kitap ve dergi gibi kâğıt üzerine basılmış ve seri üretilmiş çoklu sayfalar, tasarımcısının yaratıcı fikri sayesinde sadece okunmak için değil, “deneyimlenmek” için de tasarlanabilmektedir. Tasarımcı, dijital ortamların dışında, okuyucusuna yaşatmak istediği deneyimi basılı çoklu sayfalarda sunabilmektedir. Etkileşim, basılı sayfaların tasarımını görsel ya da anlamsal olarak yönlendirdiği, değiştirdiği kadar basılı sayfaların tasarımı da etkileşimi yönlendirmekte, kimi zaman bireyin hareketinin rotasını belirleyebilmektedir. Etkileşimin ve grafik tasarımın iç içe geçtiği bu sahada, içerik farklı bir düzende takip edilebilmekte ve yorumlanabilmektedir. Bu makalede ele alınan örnekler, okuma ve izleme pratiğine yönelik fiziksel deneyimlerin potansiyellerini öne çıkarmaktadır

    20. yüzyılın görsel estetiğinin 21. yüzyıl grafiklerine uyarlanması üzerine bir inceleme

    Get PDF
    21. yüzyılda görsel tasarımların yayımlanma mecralarında çeşitlilik görülmektedir. Dijital görseller sadece basılı alanda değil, aynı zamanda multimedyanın çeşitli alanlarında kullanılmaktadır. Bu bağlamda multimedya alanındaki paylaşılan, izlenen ve yüklenen her görüntü günümüz insanının görsel hafızasını güçlendirmektedir. Karşılaşılan görüntü çeşitlilikleri arasında geçmişe ait görüntüler de bulunmaktadır. Geçmişe ait bilgi ve görsel materyallerin tasarımcı ve izleyici nezdinde tekrar keşfedilmesi geçmişin imgelerini popüler hale getirmektedir. Geçmişin imgeleri, güncel görsel tasarımların üretiminde alternatif bir çıkış noktası olabilmektedir. Çağdaş izleyici toplumunun geçmişe ait özlemi tasarımcıların eskiye ait tasarım detaylarının tekrar kullanmasını gündeme getirmektedir. Geçmişin çeşitli video ve grafiklerinin tekrar izlenmesi ve beğenilmesi güncel tasarım eğilimlerinin başka bir yöne doğru şekillenmesini (geçmişe öykünmesini) ortaya çıkarmaktadır. Adeta günümüzün görsel tasarım anlayışı; renkte, tipografide, tasarım ilke ve öğelerinde yeni bir dil oluşturmayı bir kenara bırakmış adeta yeni bir imaj üretmeden geçmişin görsel dilini idealize ederek sunmaktadır. Bu sorun görsel tasarımın önünde ne tür bir gelecek sunmaktadır? Sorusunu akıllara getirmektedir. Dolayısıyla makalede 20. yüzyıla ait tasarım imgelerinin 21. yüzyıl görsel tasarımlarında kullanılmasına yönelik eğilimin düşsel, sosyal, kültür endüstrisi boyutu üzerinde düşünülüp incelemeler yapılmıştır. 20. yüzyılın özlemli dönemlerinin neden 21. yüzyılda kullanıldığı bazı grafik tasarım örnekleri incelenerek bilimsel kaynaklar eşliğinde açıklanmaya çalışılmıştır

    Ermeni Sorununun Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri

    Get PDF
    Bu makalede Ermeni Sorununun, Türkiye ve AB ilişkilerini ne şekilde etkilediği anlatılmaktadır. Ermenilerin 1800-1915 yılları arasında İngiltere ve Rusya’nın kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti’ne isyan ettikleri ve sivil katliamları yaptıkları bilinmektedir. Osmanlı Devleti de kendi halkının can güvenliğini sağlamak için bu 1915 yılında Tehcir Kanununu çıkarmış ve güvenli olarak bu halkı Suriye’ye göndermektedir. 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşmasıyla birlikte, Ermenilere de azınlık statüsünde diğer ülkelerde yaşayan Türklerle eşit olacak şekilde siyasi, ekonomik ve kültürel haklar tanınmaktadır. Ermeniler 1965 yılından başlayarak Avrupa ülkelerinde, Türkiye aleyhinde faaliyetlerde bulunarak, 1973-1994 yılları arasında terör örgütü ASALA (Ermeni Davasını Savunma Komitesi)’yı kurarak Türk diplomatik misyonlarına yönelik terör saldırıları düzenlemektedirler. 21 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan Ermenistan’ın devlet başkanlarının yaptıkları açıklamalarda 1915 Ermeni Tehcirinin “sözde Ermeni soykırımı” olarak tanınmasını, Türkiye’den toprak alınmasını ve Türkiye’nin Ermenistan yüksek miktarda tazminat ödemesini istemektedirler. Bu iddiaların, bilimsel bir temelinin olmadığı ve taraflı olduğu anlaşılmaktadır. AB üyesi olan ülkeler, sözde Ermeni Soykırımını tanımaktadır. Türkiye, bu sözde soykırımın tanınması konusunda Avrupa Birliğini sert bir dille eleştirmektedir

    Kapsayıcı müze ve dijital destekli kapsayıcı pratikler

    Get PDF
    Çağdaş müzeler sanatın ve kültürel paylaşımın mekânsal deneyimle iç içe geçtiği, çok katmanlı etkileşim alanları olarak işlev görmekte ve toplumun her kesimini bu etkileşime dahil etmeyi amaçlamaktadır. Dijitalleşme hayatın neredeyse her alanını etkilediği gibi müzecilik pratiklerini de dönüştürmektedir. Bu çalışmada ‘yeni dijital teknolojik temsil biçimleri müzelerde kapsayıcılık pratiklerinin geliştirilmesine yönelik olanaklar sunar’ hipotezinden hareketle, kapsayıcı müzelerin hangi kriterlerle şekillendiği ve bu kriterlerin sağlanmasında dijital teknolojilerin rolünün tespiti amaçlanmaktadır. Araştırma iki aşamalı olarak kurgulanmıştır. İlk aşamada kapsamlı bir literatür taraması ile dijitalleşme, kapsayıcılık, kapsayıcı tasarım, sosyal dışlanma kavramları ve müzecilikte dijitalleşme ve kapsayıcılık ilişkisi derinlemesine araştırılmış, müzelerde sosyal kapsayıcılığın sağlanması için yapılması gerekenler, kapsayıcılık süreci ve tipolojileri üzerinden belirlenmiştir. İkinci aşamada ise müzelerde kapsayıcılık süreci kriterleri doğrultusunda, dijital uygulamalarla desteklenen çağdaş müzecilik pratikleri nitel araştırma yöntemlerinden saha taraması ve literatür araştırması ile tespit edilerek irdelenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, müzelerde kapsayıcılığın bir süreç olduğu ve üç aşamalı kapsayıcı müzecilik sürecinin her aşamasında çeşitli dijital teknolojik uygulamalar kullanılarak müzecilik faaliyetlerine toplumsal katılımının desteklendiği görülmüştür

    14,147

    full texts

    27,316

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇