27316 research outputs found
Sort by
Avrupa Birliği’nde diplomasinin bilim ve teknoloji tabanlı dönüşümü: bilim diplomasisi ve dijital diplomasi
Kamu diplomasisi, devletlerin uluslararası ilişkilerde kamuoyu görüşlerine etki etmek, farklı devletlerin çıkar grupları ile etkileşime geçmek ve bilgi ile fikirlerin uluslararası alanda akışını sağlamak için yürüttüğü çalışmaları kapsayan bir kavramdır. Kamu diplomasisi, kültür, iletişim ve bilgi akışı gibi konuları ele alırken güç kavramı açısından yapılan değerlendirmelerde uluslararası aktörlerin sahip olduğu yumuşak güç unsularından biri olarak da değerlendirilmektedir. Günümüzde kamu diplomasisi, bilim ve teknolojinin getirdiği yeni alanlarda çeşitlenmiştir. Çevre diplomasisi, spor diplomasisi, moda diplomasisi gibi çeşitli türleri barındıracak şekilde genişlemiştir. Bilim diplomasisi ve dijital diplomasi de bu çeşitlilik içinde yer alır. Bilim diplomasisi, uluslararası iş birliğini geliştirmeyi ve devletler arası ilişkileri olumlu yönde kuvvetlendirmeyi amaçlar. Dijital diplomasi ise interneti, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak yeni bir kamu diplomasisi olacak şekilde ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Avrupa Birliği’nin (AB) kamu diplomasisinde birer araç olarak bilim diplomasisi ve dijital diplomasiyi ne amaçla, nasıl ve hangi araçlarla kullandığı konusu ele alınmış ve ikincil veri analizi araştırma yöntemi kullanılarak incelenmiştir. AB, kamu diplomasisi ve özellikle bilim diplomasisi ve dijital diplomasi konularında aktif bir rol üstlenmektedir. AB, bilim diplomasisini araştırma ve inovasyon alanında uluslararası iş birliğini teşvik etmek ve devletler arasındaki ilişkileri güçlendirmek için bir araç olarak kullanmaktadır. Dijital diplomasiyi ise AB'nin dış politika itibarını arttırmak için bir araç olarak görmektedir. Bu çerçevede, AB'nin bilim diplomasisi ve dijital diplomasi alanındaki politikaları ve çalışmaları giderek önem kazanmaktadır
İfşa ve ihbar hakkı
İş hukuku bakımından ifşa ve ihbar hakkı, bir işletme veya işyerinde çalışan işçinin çalıştığı kurumun dahil olduğu veya kurum içinde gerçekleşen hukuka veya ahlaka aykırı davranışlara ilişkin gizli bilgileri ifşa etmesidir. Bir kişinin söz ve eylemlerinin ifşa ve ihbar hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için ifşa edenin ifşa edilen kurumun faaliyetlerini kontrol etme yetkisine sahip olmayan bir kişi (işçi) olması, ifşa edilen konunun kurum içerisinde gerçekleştirilen hukuka, etik değerlere veya ahlaka aykırı fiil ve işlemler olması ve ifşa edenin kurallara aykırılığı önleyebilecek ve/veya yaptırım uygulayabilecek pozisyonda bir kişi veya kuruma başvurması gerekmektedir. İfşa ve ihbar hakkı dahili veya harici bir şekilde, kamuya açık veya zımni ya da aktif veya pasif olarak kullanılabilir.
Çalışmamız kapsamında ifşa ve ihbar hakkına ilişkin genel bir çerçeve çizildikten sonra ifşa ve ihbar hakkının sadakat borcu ile olan ilişkisi ele alınarak uluslararası hukukta ve Türk hukuku kapsamında ifşa ve ihbar hakkının kullanılması bakımından bir değerlendirme yapılması amaçlanmaktadır
A field research on the neet population living in Balıkesir province
It is expressed that in recent years, on a global scale, the weight of sectors with high technology and knowledge content in economic activities has increased, the need for manpower has decreased due to this increase, and the employment capacity creation potential of new business areas has decreased. This situation negatively affects the labor force participation of individuals, especially young people, both in developed countries and in Turkey. At this point, the rate of the young population not taking part in education, employment or training (Not in Education, Employment or Training – NEET) stands out as an alternative indicator of the distribution and development performances of economies. While the increase in the NEET rate is essentially an economic problem, it is also a phenomenon that needs to be examined in detail in terms of its social effects. The concept of NEET is an issue that should be emphasized socially, as it refers to young people who do not or cannot participate in the workforce, whose education processes have been interrupted, and who find themselves useless and worthless. In this study, a survey scale was determined to determine the young NEET people living in Balıkesir province, empirical questions appropriate to the determined scale, demographic questions that would shed light on the detection of the problem related to the subject, and a face-to-face survey were applied within the determined sample frame. It is thought that the findings obtained in this way will contribute to clearly presenting the concept and obtaining generally valid inferences
Synthesis of new 1,3,4-thiadiazole derivatives, investigation of their AChE effects
Alzheimer’s disease (AD) is the most common cause of dementia and one of the most prevalent neurodegenerative diseases. It begins with mild cognitive impairment and progressively affects all aspects of the patient’s life functions. Alzheimer’s disease is more commonly seen in the elderly and has a progressive incidence. With the global increase in the elderly population, Alzheimer’s disease poses a significant threat. Additionally, current medications do not prevent AD, highlighting the need for new drug molecules to be used in AD treatment. Although 1,3,4-thiadiazoles have many biological activities such as anticancer and antiviral, their activities on acetylcholinesterase (AChE) are also being investigated. For this purpose, three new 1,3,4-thiadiazole compounds were synthesized in this study. The structure determinations of these compounds were carried out using 1H-NMR and HRMS spectrophotometric methods. Activity studies were conducted in vitro using the modified Ellman method. As a result of the activity tests, compound 3b showed the closest effect to donepezil with an IC50= 0.096±0.004 µM
Ham petrol fiyatları ve gıda dış ticaretinin reel döviz kuru üzerindeki etkileri: Türkiye örneği
Bu makalenin amacı, petrol fiyatları, gıda dış ticareti ve döviz kurları arasındaki ilişkiyi otoregresif dağıtılmış gecikme modeliyle (ARDL) incelemektir. Çalışmada 1960-2021 dönemi için Türkiye ekonomisinde döviz kuru, petrol fiyatları, satın alma gücü paritesi ve gıda ticaretine ilişkin yıllık veriler kullanılmıştır. Tahmin sonuçlarına göre, petrol fiyatları ve gıda dış ticareti ile döviz kurları arasında eşbütünleşme ilişkisi söz konusudur. Uzun dönemde petrol fiyatlarının yükselmesi ve gıda ithalatının artması, ulusal paranın değer kaybetmesine neden olmaktadır
Domestic original sin of sovereign debt in Türkiye
The study analyzes the original sin of sovereign debt in Türkiye with a focus on domestic original sin. Eichengreen and Hausmann (1999) define original sin as the inability of a country to borrow in its own currency in the international market, while the issuance of foreign currency debt in the domestic market is defined as domestic original sin (Eichengreen, Hausmann, and Panizza, 2003). In this context, the structure of the debt portfolio was evaluated based on the indicators developed by Eichengreen, et al. (2003) and its simplified version widely used in the literature. Based on the analysis of the sovereign debt portfolio, it has been concluded that although the debt stock to GDP ratio is relatively low in Türkiye, the domestic original sin has reached historically high levels and currency mismatch is significant
Bringing new customs to an old village: rhetorical legitimation strategies in a peripheral country
Actors' efforts against surrounding institutional pressures to pursue legitimacy are critical. Although scholars have mainly focused on the importance of gaining legitimacy, little is known about the context-specific rhetorical strategies of the actors to legitimate the business model in a peripheral country. In this article, based on extensive material, efforts behind the legitimation of a new airline business model in a peripheral country were explored. This study employed a qualitative research method. The data set consisting of multiple secondary data was analyzed based on the content analysis. Drawing on new institutional theory, this study contributes to previous studies on legitimation and business models by showing actors’ arguments content and providing a more nuanced understanding of how actors work on legitimation and how they use context-specific explanations during this legitimation process
Üniversite öğrencilerinin pandemi dönemi uzaktan eğitim uygulamaları hakkındaki görüşleri (Atatürk Üniversitesi örnekleminde)
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla geliştirildiği günümüzde, birçok sektörün bundan etkilendiği gibi eğitim de bu gelişmelerden etkilenmiştir. Web tabanlı öğretim, bilgisayar destekli öğretim, teknoloji tabanlı öğretim, e-öğrenme gibi isimlerle de ifade edilen uzaktan eğitim uygulamalarıyla birlikte eğitim sistemi, gün geçtikçe artan eğitim taleplerini karşılayabilecek bir güce kavuşmuştur. Bu çalışmanın amacı; sürekli güçlenerek ve kendini yenileyerek daha fazla bireyin eğitiminin, daha az maliyetle yapılabildiği uzaktan eğitim uygulamalarının eğitimdeki yerini, avantaj ve dezavantajlarını yükseköğrenim öğrencilerinin görüşleriyle ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmada, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubunu Erzurum Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören 40 ön lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi aracılığıyla tema ve alt temalar oluşturularak analiz edilmiştir. Yapılan görüşmeler ışığında; öğrencilerin uzaktan eğitimin avantajlı ve dezavantajlı yönlerine ilişkin tespitleri ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlara bakılarak üniversitelerde yapılan uzaktan eğitim uygulamalarının kullanımının yaygınlığının arttığı oranda cazibesinin de artırılması gerektiği önerilebilir
Makro sosyal çalışmanın dayanağı olarak sosyal adalet arayışının manevi temelleri
Maneviyat insanın varoluşsal sorularının yanıtları ve nasıl bir yaşam sürmek istediğine ilişkin değerler inşa etmek için başvurduğu en belirleyici anlam kaynaklarından biridir. Bu kaynaklar Tanrı’yla, dinle ya da tamamen seküler bağlamlarla oluşturulabileceği gibi kişinin kendisiyle ve diğerleriyle(toplumla) ilişkisiyle de oluşturulabilir. Maneviyat bireylerin kendi yaşamları; topluluk/toplumların sosyal adalete yönelik inanç ve eylemleri için bambaşka güç, anlam ve işlevlere tekabül edebilir. Buna karşın sosyal çalışma alanında topluluklarla çalışırken maneviyatın sosyal adalet anlayışını güçlendirme potansiyeline yeterince değinilmemektedir. Bu çalışmada makro düzeyde sosyal çalışma müdahalelerinde, maneviyatın; müracaatçılara bütüncül yaklaşabilmek, onları güçlendirebilmek ve uygulayıcıların sosyal adalete yönelik inançlarının sürdürülebilmesi için nasıl katkı sağlayabileceği ele alınmakta; sosyal adalet değerinin manevi temelleri örgütlerde sosyal çalışma yönetimi, ekolojik sosyal çalışma, sosyal çalışma eğitimi ve dezavantajlı topluluklarla çalışma olmak üzere dört başlıkta tartışılmaktadır
Emzirmek ve soybağı ilişkisi üzerine bir değerlendirme
Soybağı konusu yüzyıllardır önemini koruyan sosyo-politik bir olgudur. İslamiyet'e göre, kadın ve çocuğu arasında doğum ve emzirme yoluyla kurulabilir. Bu çalışmada doğurma edimi dışında, emzirme yoluyla kurulacak bir nesep ilişkisinin üremeye yardımcı teknolojiler (ÜYTE) ve taşıyıcı anneler/yumurta-kurul sperm donasyonu açısından da olanaklılığını tartışmak hedeflenmiştir. Çalışmada ikincil verilerden yararlanılmış; doğum ve emzirmeye farklı açılardan yaklaşımlar incelenmiştir. Bu yaklaşımlar üzerinden ÜYTE üzerinden çocuk sahibi olan ebeveynlerin çocukları ile soybağı ilişkisi kurmasının olanaklılığı araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Türk Medeni Hukuku’nda doğuran kadın anne olarak kabul edilmektedir; bu ilkeden hareketle taşıyıcı annelerin doğurdukları çocukla olan mahremiyet ilişkisi bulunmaktadır. Bu ilişkinin yanı sıra taşıyıcı anne yoluyla çocuk sahibi olan kadının çocukla kuracağı ilişkinin meşruiyeti de hukuki ve dini açılardan sorun teşkil etmektedir. Oysa, emzirmek, farklı bir soybağının kurulmasına vesile olacağı için, bu edimin ÜYTE yoluyla çocuk sahibi olan ve meşruiyet sorunu yaşayan ebeveynlere bir alternatif olarak sunulabileceği sonucuna varılmıştır. İslami çevreler süt anneliği ve taşıyıcı anneliği her ne kadar farklı yerlere koymakta iseler de emzirmenin toplumda gerekli meşruiyeti sağlayabileceği düşünülmektedir