27316 research outputs found
Sort by
Yiyecek-içecek işlemelerinde personel seçim sürecinde SWARA yönteminin kullanılması: Çorum ili örneği
Bu çalışmada yiyecek-içecek işletmelerinin servis ve barista personeli seçerken dikkate aldıkları kriterlerin önceliklendirmesi amaçlanmıştır. Çalışmada değerlendirmeye alınan kriterler, literatür taraması, uzman görüşü ve işletme yöneticilerinin görüşleri kapsamında belirlenmiştir. Kriterler belirlendikten sonra SWARA anket formu oluşturularak Çorum ilinde faaliyet gösteren 15 yiyecek-içecek işletme yöneticisine uygulanmıştır. Elde edilen verilere SWARA yöntemi uygulanarak servis ve barista personeli için kriterlerin öncelikleri belirlenmiştir. Daha sonra yöneticiler açısından her bir kriter için bulunan değerlerin aritmetik ortalaması alınarak kriterlerin sıralaması yapılmıştır. Servis ve barista personeli için en önemli kriterin “takım çalışmasına uygunluk” olduğu tespit edilmiştir
Ortaokul öğrencilerine yönelik bilimsel tutum ölçeği’nin geliştirilmesi
Günümüzde bireylerin günlük yaşamlarında karşılaştıkları olay ve durumlara ilişkin üst düzey düşünme becerilerini kullanarak karar vermeleri yaşamın gerekliliği haline gelmiştir. Bilimsel tutum üst düzey düşünme becerilerini içerdiği için bireylerin karar verme sürecinde önemli bir yere sahiptir. Bilimsel tutuma sahip bireyler karar verme sürecinde karşılaştıkları olay ve durumları yorumlayarak daha etkili karar verebilirler. Bu çalışma ortaokul öğrencilerinin bilimsel tutumlarını ölçmek için güvenilir ve geçerli bir ölçek geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla ilgili literatür ve daha önce geliştirilmiş ölçekler incelenerek bir madde havuzu oluşturulmuştur. Oluşturulan madde havuzu ölçeğin kapsam geçerliğini değerlendirmek üzere alan uzmanlarının, öğretmen adaylarının, öğretmenlerin ve ortaokul öğrencilerinin görüşüne sunulmuştur. Bu görüşler doğrultusunda ölçek maddelerinde düzeltmeler yapılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliğini test etmek için yapılan açımlayıcı faktör analizinin (AFA) ardından 22 maddelik, altı boyutlu bir yapı ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu yapı Doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile doğrulanmıştır. Ayrıca ölçeğin güvenilirliği için Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplanmış ve alt ve üst %27'lik grupların madde toplam puanları arasındaki fark incelenmiştir. Böylece beşli likert tipinde altı boyut ve 22 maddeden oluşan geçerli ve güvenilir Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Bilimsel Tutum Ölçeği geliştirilmiştir. Bu ölçek ortaokul öğrencilerinin bilimsel tutum düzeylerini belirlemek ve farklı değişkenlerle olan ilişkisini incelemek üzere kullanılabilir
Deciding the provisional measures regarding the suspension of criminal procedure by International Centre for Settlement of Investment disputes (ICSID)
The Convention on the Settlement of Investment Disputes Between States and Nationals of Other States (hereafter referred to as the Convention), as well as the International Centre for Settlement of Investment Disputes (ICSID) was established within the framework of the Convention, aims to resolve disputes encountered in international investments in a prompt and facilitated manner under an independent credible judicial mechanism. ICSID tribunals can order provisional measures in a dispute presented before them to protect the parties’ mutual rights as mentioned in Article 47 of the Convention. The raison d’être for these measures is to ensure the integrity of the proceedings and exclusivity of the ICSID arbitration by preserving the status quo and preventing aggravation of the dispute. However, no explicit statement occurs in the Convention which suggests that the possibility of rendering a decision regarding provisional measures against a national criminal proceeding. Criminal proceedings are perhaps the most indisputable component of state sovereignty. Hence, the tribunals acknowledge a high threshold shall be required to justify an intervention in national criminal proceedings. Therefore, any intervention related to criminal proceedings that conflict with the sovereignty of a state authority should be evaluated case by case and kept at a minimum.
In this context, the current paper will address the provisional measures that are orderable by ICSID tribunals, the impact these measures have on pending criminal proceedings in domestic law. ICSID’s authority to impose sanctions on state parties if they do not comply with the measures in relation to the criminal proceedings. In addition, the article will evaluate requests for provisional measures to comprehend whether or not they intervene in the sovereign authority of a state party. We should also point out that, arbitration is a multidisciplinary subject, it has connections with International law, Constitution and other legal disciplines. However, the issue will only be handled within the scope of ICSID and criminal procedure
Covid-19 salgınının katılım bankacılığı sektörüne etkisi: MEREC temelli CRADIS uygulaması
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki katılım bankalarının Covid-19 salgını öncesi ve Covid-19 salgını sonrası dönemdeki finansal açıdan performansının çok kriterli karar verme yöntemleri aracılığıyla incelenmesidir. Bu doğrultuda 5 katılım bankasının 2018-2022 dönemine ait finansal performansı MEREC temelli CRADIS yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma kapsamında ilk olarak katılım bankalarına ait finansal oranlar MEREC yöntemi ile ağırlıklandırılarak finansal oranların performans üzerindeki etki güçleri tespit edilmiştir. Daha sonra söz konusu bankaların finansal performans sıralaması CRADIS yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Covid-19 salgını öncesi dönemde Ziraat Katılım bankasının, Covid-19 salgını döneminde Kuveyt Türk ile Albaraka Türk Katılım bankalarının ve Covid-19 salgını sonrası dönemde ise Kuveyt Türk Katılım bankasının finansal açıdan en iyi performansa sahip olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları; Kamusal sermayeli Ziraat Katılım bankasının 2018-2019 döneminde, Özel sermayeli Kuveyt Türk Katılım bankasının 2020 ve 2022 yıllarında ve Albaraka Türk Katılım bankasının ise 2021 yılında en iyi finansal performansa sahip olduğunu göstermektedir
Paylı mülkiyetten doğan veya paylı malı ilgilendiren gider ve yükümlülüklerden paydaşların dış ve iç ilişkideki sorumluluğu
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 688. maddesinde birden çok kimsenin maddi olarak bölünmemiş bir şeyin tamamına belirli paylarla malik olması şeklinde açıklanan paylı mülkiyet ile uygulamada karşılaşılan sorunlar arasında paylı mal ile nesnel bağlantı içinde bulunan giderlerden ve yükümlülüklerden paydaşların hem alacaklılara karşı hem de birbirlerine karşı sorumlulukları esaslı önemi haizdir. Bu öneme binaen kanun koyucu TMK m. 694’ü sevk etmiştir. Bu çalışmanın kaleme alınması ile bu düzenlenmenin detaylı bir şekilde incelenmesi hedeflenmiştir. Anılan kanun hükmünün sadece iç ilişkiye dair olması, çalışmanın gayesinin gerçekleşebilmesi için paylı mal ile nesnel bağlantı içinde bulunan giderlerden ve yükümlülüklerden paydaşların üçüncü kişilere karşı (dış) sorumluluğunun da detaylı bir biçimde ele alınmasını gerektirmektedir. Özellikle bölünebilir edimi konu edinen borçlardan birden fazla kişinin sorumlu olması durumunda alacaklıyla ilişkilerde kural olarak kısmi borçluluğun kabul edilmesi, TMK m. 694’ün paydaşların dış ilişkideki sorumluluğu bağlamında incelenmesini gerekli kılmaktadır. Paylı mülkiyetten doğan ve paylı malı ilgilendiren gider ve yükümlülüklerden paydaşların birbirlerine karşı sorumluluğunun belirlenmesinde ise TMK m. 694’ün öneminin anlaşılabilmesi için sebepsiz zenginleşme ve vekaletsiz iş görmeye dayalı talep haklarına dayalı rücu ile de karşılaştırmalara ihtiyaç vardır
Otonom silah sistemlerinin ve doğabilecek sorumluluk meselesinin uluslararası insancıl hukuk bağlamında değerlendirilmesi
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın olarak kullanımına bağlı olarak her geçen gün teknolojik alt yapılarını daha fazla geliştiren devletlerin söz konusu teknoloji bağımlılığı, aynı zamanda kendileri açısından ayrı bir risk alanını da beraberinde getirmektedir. Teknolojiden her alanda yararlanıldığı gibi devletlerin kendilerine en fazla katkıyı savunma ve güvenlik alanlarında elde edebilmeleri, birinci derecede önem arz etmektedir. Zira gerek sıcak çatışmalarda gerekse caydırıcılık gücü bağlamında, her devlet kendi askeri alt yapısını sürekli yenileme ihtiyacı içindedir. Teknoloji ve bilimin gelişimi sürecinde ortaya çıkan en önemli sonuç ise insan varlığının ve katkısının giderek azalmaya başlamış olmasıdır. Savaş ve/veya silahlı çatışmalar alanında insan faktörünün giderek yerini teknolojiye bırakmaktadır. Teknolojik gelişmeler sürecinde devletlerin bahsi geçen alanlarda otonom silah sistemleri kullanımı, her geçen gün artmaktadır. Lakin otonom silahların kullanımı ile ilgili çoğu uluslararası örgüt ve devlet nezdinde uluslararası düzenleme boşlukları doğduğu düşünüldüğü gibi bu boşlukların ne şekilde doldurulacağı da açık değildir. Bu çalışmada, belirtilen hukuki boşlukların doldurulup doldurulamayacağı, hangi tür uluslararası insancıl hukuk kurallarının uygulanacağı ve bu çerçevede ortaya çıkabilecek sorumluluk sorunu ele alınmaktadır
Yapay sinir ağları ve derin öğrenme modeli kullanılarak USD/TRY döviz kurunun tahmin edilmesi
Döviz kuru; hammadde, enerji, teknolojik ürünler gibi girdilerin maliyetlerini etkilemesi, dış borçların çevrilebilirliği, kurdaki oynaklıkların ekonomi üzerinde yaratacağı riskler gibi birçok nedenle en önemli ekonomik göstergelerden biridir. Çalışmada yapay sinir ağları ve derin öğrenme metoduyla USD/TRY döviz kurunun ay sonu değerlerinin, mevcut ay içerisinde veri açıklama takvimi doğrultusunda yayınlanan makroekonomik veriler üzerinden tahmin edilmesi amaçlanmıştır. 05:2006 – 08:2022 dönemini kapsayan aylık formatta hazırlanmış verilerin kullanıldığı çalışmanın ilk aşamasında veriler eğitim, doğrulama ve test setleri olarak ayrıştırılarak farklı katman ve nöron sayıları ile farklı derin öğrenme mimarileri denenmiş ve en uygun model tespit edilmiştir. İkinci aşamada Çapraz Doğrulama Yöntemi kullanılarak tespit edilen modelin tutarlılığı incelenmiş ve elde edilen bulgular sonucunda modelin tutarlılığına yönelik olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Son aşamada Eylül 2022 ve Ekim 2022 ay sonu USD/TRY döviz kurları, oluşturulan derin öğrenme modeli ile tahmin edilmiştir. Derin öğrenme modelinin belli hata sınırları içerisinde gerçek değerlere oldukça yakın tahmin değerleri üretebildiği, ayrıca kullanılan bağımsız değişkenlerin USD/TRY döviz kurunun ay sonu seviyesini tahmin etme gücüne sahip olduğu görülmüştür
How could it be better? seeking solutions to the precarization in the tourism workforce
In the tourism industry, businesses have introduced part-time, temporary, and seasonal work arrangements to increase their short-term profits and save on human resources, which are the most significant cost factor. This has led to the formation of a precarious working class in tourism. The question of how to struggle with this emerging problem of precariousness remains unanswered. Strategies to fight against precarious work have become a central focus for academics working in labor and employment and labor organizations. This study aims to reveal the problem of precariousness in the tourism industry and its consequences and offer suggestions. Although there are many studies on the issue of precariousness, there is a noticeable lack of studies focusing on solving these problems in the tourism field. This study addresses this gap by presenting proposed solutions. In the study, a narrative literature review was conducted and a Google Scholar database was used. The concepts of “precarious work”, “precarious employment”, “precarious life”, “precarization”, and “precariousness” were searched and then the concepts of “tourism”, “hospitality”, and “service” were searched together. The study has two main results: (1) The forms of precarious work in the tourism industry and the consequences it creates, and (2) solution proposals to eliminate precarious and adverse working conditions. In this respect, the study aims to contribute to the literature and protect tourism workers' rights
Tüketici-fenomen benlik imajı uyumunun satın alma niyetine etkisi: para-sosyal etkileşim ve güvenilirliğin sıralı aracılık rolü
Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin gerçek benlik ve ideal benlikleri ile sosyal medya fenomenlerinin (SMF) imajı arasındaki uyumun satın alma niyetleri üzerindeki etkisini para-sosyal etkileşim ve güvenilirliğin sıralı aracılık etkisi vasıtasıyla incelemektir. Araştırma, nicel araştırma tekniği kullanılarak kolayda örnekleme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 18 yaş ve üzeri olan 172 sosyal medya kullanıcısı oluşturmaktadır. Araştırma modeli kısmi en küçük kareler yapısal eşitlik modeli (PLS-SEM) ile analiz edilmiştir. Bulgular, para-sosyal etkileşimin ve güvenilirliğin benlik uyumu türlerinin satın alma niyeti üzerindeki etkisine sıralı aracılık ettiğini göstermiştir. Bununla birlikte, para-sosyal etkileşim ve güvenilirlik hem ideal benlik uyumu hem de gerçek benlik uyumu ile satın alma niyeti arasındaki ilişkiye sırasıyla aracılık etmektedir. Benlik uyumunun para-sosyal etkileşim üzerindeki etkisini araştıran çalışmalar bulunsa da bu etkinin altında yatan mekanizmayı araştıran ilk çalışmadır
Matrah aşındırma ve Kâr Kaydırma Projesi’nde gelinen aşama ve kazanımlar
2013 yılında G20 ve OECD tarafından geliştirilen Matrah Aşındırma ve Kâr Kaydırma [BEPS] Projesi geçen zaman içinde uluslararası vergilendirme rejimine vergiden kaçınmayı ve vergi kaçırmayı önlemede çok önemli yenilikler kazandırmıştır. Kârın elde edildiği ve değerin üretildiği yerde ya da bir şekilde bir yerde vergilendirilmesi gereği gelinen aşamada iyice belirgin hale gelmiştir. BEPS Projesi kapsamında geliştirilen asgari standartlar, en iyi uygulamalar, ortak yaklaşımlar ve tavsiyeler ülke vergi sistemlerinin birbirine daha fazla yakınlaşmasını sağlamıştır. Bu çalışmada, BEPS Projesi’ne ilişkin yapılan çalışmaların önemi, güncel durumu ve kazanımları ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı, proje eylemleri kapsamında ortaya çıkan yeni kuralların temel esaslarının ve uygulama gerekçelerinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktır. Çalışmanın diğer bir katkısı, uluslararası vergi sisteminin BEPS sonrası dönemde nasıl şekilleneceğine yönelik okuyucuya güçlü ve somut değerlendirmelerde bulunma olanağı sunmasıdır. Bu çalışma, konuyla ilgili yeni vergilendirme kurallarına dair bilgi ve değerlendirmeleri içeren OECD rapor ve çalışmaları ile alanında kıymetli birçok akademik çalışmadan yararlanılarak oluşturulmuş betimsel bir araştırmadır