Anadolu University

Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
Not a member yet
    27316 research outputs found

    Fen bilimleri öğretmenlerinin elektriğin iletimi ünitesinin öğretiminde kullanılabilecek bağlam bilgisi önerilerinin belirlenmesi

    Full text link
    Araştırma, elektriğin iletimi ünitesinde fen bilimleri öğretmenlerinin bağlam önerilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Tarama çalışması olarak yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde görev yapan 178 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 6.sınıf fen bilimleri dersi öğretim programındaki ilgili üniteye ait her bir kazanım için hazırlanan açık uçlu sorular ile toplanmıştır. Veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgulara göre öğretmenler 6.sınıf elektrik konusunda en çok “iletken ve yalıtkan maddeler, elektriğin taşınmasında iletkenlerin kullanımı, değişken direnç, benzeşim (analoji), enerji dönüşümü” içeriklerini bağlam olarak önermektedir. Bunun yanı sıra fen bilimleri öğretmenlerinin öğretim programına uygun olmayan (kazanımla ilişkisiz) bağlam önerdikleri ve kazanımları bağlamlaştırmada zorlandıkları tespit edilmiştir. Elektriğin iletimi ünitesi için ülke geneline yönelik öğretim materyali tasarlayacak ilgili paydaşların, bulgulardan hareketle, fen bilimleri öğretmenleri tarafından sunulan bağlam örneklerini dikkate almaları önerilmektedir

    Öğrencilerin gözünden sosyalleşme alanları: Aidiyet hissi ve psikolojik iyi oluşun anahtarı

    Full text link
    Bu araştırmanın amacı, üniversitelerdeki sosyalleşme alanlarından duyulan memnuniyetin, öğrencilerin kendi birimlerine (fakültelerine) olan aidiyet hissi ve psikolojik iyi oluşları ile ilişkilerini araştırmaktır. Öğrencilerin, birimlerindeki sosyalleşme alanlarından yüksek düzeyde memnuniyet duymalarının daha yüksek düzeyde aidiyet hissiyle ilişkili olması ve böylece daha yüksek psikolojik iyi oluş skorları raporlaması beklenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, 549 üniversite öğrencisi (Ortyaş = 21.20, SSyaş = 3.32) çevrimiçi bir ölçek çalışmasına katılmıştır. Katılımcılar, kendi birimlerindeki sosyalleşme alanlarından duydukları memnuniyeti değerlendirmiş ve ayrıca aidiyet hissi ve psikolojik iyi oluşlarını ölçen ölçekleri doldurmuştur. Sosyalleşme alanlarından duyulan memnuniyet ile psikolojik iyi oluş arasında doğrudan bir ilişki gözlenmemiştir. Ancak öğrencilerin sosyalleşme alanlarından duydukları memnuniyet, kendi birimlerine olan aidiyet hissini artırma yoluyla dolaylı olarak daha yüksek psikolojik iyi oluş düzeylerini yordamıştır. Bu sonuçlar öğrencilerin yaşları, cinsiyetleri, sınıf düzeyleri kontrol edildikten sonra da anlamlılığını korumuştur. Bu çalışma, tek bir büyük üniversite örneğine dayanmasına rağmen, bulguların hem akademisyenler hem de uygulamacılar için önemli tartışma konuları sunabileceğini vurgulamaktadır

    Görünüşte mirasçılık: ölüme bağlı tasarrufta es geçilen saklı paylı muhtemel mirasçının mirasçılığı

    Full text link
    Mirasbırakanın, ölüme bağlı tasarrufunda tüm mirasını başka yasal ya da atanmış mirasçılara bıraktığı, yasal mirasçılarından birine veya birkaçına ise hiç pay ayırmadığı ihtimalde, kendisine pay ayrılmayan kişi ya da kişiler es geçilen mirasçı olarak nitelendirilir. Saklı paylı muhtemel mirasçının ölüme bağlı tasarrufta bu şekilde es geçilmesi örtülü bir mirasçılıktan çıkarma olarak yorumlanmalıdır. Tasarrufta çıkarma sebebi belirtilmemiş olacağından es geçilen, bu tasarrufa karşı TMK m. 512/III uyarınca tenkis davası açabilir. Es geçilen ayrıca, TMK m. 557’de öngörülen genel iptal sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde iptal davası açma yoluna gidebilir. Es geçilen, örtülü çıkarma tasarrufuna karşı bu davaları açma hakkını haiz bulunduğu sürece “görünüşte mirasçı” olarak nitelendirilir. Görünüşte mirasçı, mirasçı sıfatını haiz değildir. Bu doğrultuda o, terekedeki mallar üzerinde hak iddia edemez ve tereke borçlarından da sorumlu olmaz. Tenkis ya da iptal davası açması ve bu davaların olumlu sonuçlanması hâlinde görünüşte mirasçı, mirasbırakanın ölümü anına etkili olarak mirasçı sıfatını kazanır. Aksi hâlde ise o, hak düşürücü sürelerin geçmesiyle ya da başka bir sebeple tenkis veya iptal davası açma hakkını yitirdiği anda mirasçı sıfatını kesin olarak elde edememiş olur. Mirasçı sıfatının bulunmaması, görünüşte mirasçıyı tereke içeriğine ve mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalara ilişkin bilgi edinme hususunda dezavantajlı bir konumda bırakır. Bu dezavantajın bertaraf edilebilmesi için TMK m. 619 vd. düzenlemelerinin kıyasen uygulanmasıyla görünüşte mirasçıya resmî defter tutulmasını talep hakkı tanınması kanaatimizce isabetli olur

    Kamu diplomasisinde kolektif hafızanın rolü: Avrupa hafızası, Avrupa kimliği ve Avrupa Birliği

    Full text link
    Dış politika stratejilerinde bir yumuşak güç kaynağı olarak kamu diplomasisinin önemi giderek artmaktadır. Kamu diplomasisi alanındaki çalışmaların genellikle ulus-devletlere odaklı olduğu görülmektedir. Avrupa Birliği (AB) gibi ulus üstü yapıların kamu diplomasisi uygulamaları hakkındaki çalışmalar ise henüz oldukça kısıtlıdır. Halbuki AB içindeki farklı uluslar arasında sosyal uyumun geliştirilmesi ve ortak bir kimliğin inşasında kamu diplomasisinin önemi büyüktür. Ulus ötesi bir Avrupa kimliğinin teşvik edilmesi ve sürdürülmesinde öne çıkan önemli kaynaklardan biri, ülkelerin ortak geçmişi ve kolektif hafızasıdır. Bu derleme çalışması, AB’nin oluşum ve genişleme sürecinde kolektif hafızaya dayalı kamu diplomasisi uygulamalarına odaklanmaktadır. Çalışmanın bulguları, kolektif hafızaya dayalı kamu diplomasisinin (a) farklı ulusları ortak bir Avrupa kimliği çatısı altında bir araya getirme girişimlerine; (b) AB’nin küresel düzeydeki etkileşimlerine önemli katkılar sunduğuna işaret etmektedir. Öte yandan, geçmiş hakkındaki çatışan anlatıların kolektif hafızayı birleştirici bir unsur olmaktan ziyade bir tartışma nesnesi haline getirdiği durumlar da gözlemlenmektedir. Buna rağmen, çok taraflılık, uzlaşma ve iş birliğini vurgulayan kamu diplomasisi uygulamaları sayesinde Avrupa ülkelerinin farklı anlatıları içinde barındıran ulus ötesi ortak bir geçmiş ve kimlik etrafında buluşması mümkün görünmektedir. Derlemede işaret edilen noktaların kolektif hafızaya dayalı kamu diplomasisinin ulus ötesi birliklerin oluşum ve gelişim süreçlerindeki rolüne ilişkin yeni araştırma sorularına yön vermesi, farklı disiplinlerin bakış açılarını harmanlayarak bu alanda disiplinler arası bir yaklaşımı teşvik etmesi beklenmektedir

    Uluslararası ilişkiler karmaşasında koridorlar savaşı

    Full text link
    Geçmişten günümüze sürdürülebilir büyüme ve kalkınma devletler için hayati öneme sahiptir. Büyüme ve kalkınmanın devamlılığı için de ithalat ve ihracat döğüsünün; güvenli kaynaklardan, güvenli koridorlardan/güzergâhlardan ve makul fiyata gerçekleştirilebiliyor olması gerekir. Bu sebeple ticaret koridorlarının güvenliği, hangi ülkelere sınırdaş olduğu, malların daha makul fiyata ve daha hızlı ulaştırılabilmesi için mesafenin yakınlığı çok önemlidir. 21. Yüzyılın ilk çeyreğini yaşadığımız bu günlerde, dünya çok büyük değişim, dönüşüm ve buhranlı günlerden geçmektedir. Diğer bir ifadeyle dünya büyük bir doğumun arifesinde olup, adeta sancılar çekmektedir. ABD’nin eski gücünde olmaması, Çin’in yükselişi, orta ölçekli birçok güç merkezinin ortaya çıkışı başta olmak üzere; enerji, göç, gıda su, iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi problemler sarmalı, dünyanın sancılarını daha da arttırmaktadır. Günümüzde devletler birbirlerine karşı üstünlük sağlayabilmek ve birbirleri üzerinde hâkimiyet kurabilmek için ticaret güzergâhlarının kontrolünü ele geçirmeye çalışmaktadırlar. Sebebi ise büyüme ve kalkınmanın can damarı olan ithalat ve ihracat dünküsünü baltalamaktır. Diğer bir ifadeyle bir devlet, rakip/hasım olarak gördüğü diğer bir devleti ekonomik olarak çökertebilmek için o devletin can damarı olan ithalat-ihracat döngüsünün gerçekleştiği, güzergâhlar üzerinde hâkimiyetini arttırmaya çalışmaktadır. Bu araştırmanın temel konusu; Kuşak Yol Projesi, Kalkınma Yolu Projesi, Zengezur Koridoru, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Koridoru ve Arktik denizi gibi uluslararası ticaret güzergâhlarının, uluslararası ilişkiler karmaşasında ne tür gerginliklere sebebiyet verdiği ve ne tür savaşlara yol açabileceğine ilişkindir

    Türkiye’deki çalgı yapımcılığının mekân, üretim, eğitim-öğretim ve hammadde kullanımlarına yönelik akademik ve alaylı yaklaşım farklılıklarının incelenmesi

    No full text
    Müzikle tamamen iç içe olan çalgı yapım mesleği, usta-çırak ilişkisi ile öğrenilerek geliştirilmiş, enstrümanların genişleyip günümüze ulaşmasında önemli rol oynamıştır. Günümüzde çalgıların üretimini bakım ve onarımını yapan kişilere lutiye denilmektedir. Türkiye’del utiyelik mesleğinin gelişim sürecinin kökenleri Osmanlı devleti dönemine dayansa da, kayıtlı gelişmeler bu mesleğin Cumhuriyet sonrası dönemde alaylı ve akademik lutiyelik çalışmalarıyla devam ettiğini göstermektedir. Çalgı yapım eğitimi ve bilimsel olarak yapılan çalışmalar ağırlıklı olarak konservatuvarların bünyesinde kurulan bölümler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bir taraftan çıraklık-ustalık dönemi ile çekirdekten yetiştirilerek bu işin erbabı olarak alaylı lutiyelere serbest meslek edindirilmiş, diğer yandan bu alanın lisans düzeyinde örgün eğitime dahil edilerek kurumsallaşması ile belirli düzeyde programlar ortaya konulmuştur. Bu programlar usta-çırak ilişkisinden farklı olarak, bilimsel perspektifte gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda Türkiye’de alaylılık ve akademik lutiyelik pratikleri farklı dinamiklerde kimi zaman yolları ayrılarak, kimi zamansa yolları kesişmek suretiyle birbirlerine koşut olarak ilerlemektedir. Nitel araştırma yöntemleri kullanılarak hazırlanan bu makalede Türkiye’deki alaylılık ve akademik lutiyelik pratikleri; mekân, çevre, üretim yöntemleri, eğitim-öğretim ve hammadde kullanımlarına yönelik farklılıkları kişisel görüşme yoluyla tespit edilmiş ve incelenmiştir. Edinilen bulgular ve yorumlar çalgı yapımcılığında; bireysel deneyim ve algıların, farklı disiplin anlayışı ile gelişen yaklaşımların, mevcut koşulların, hız ve teknolojinin getirdiği yeniliklerin önemini ortaya koymuştur

    Savaşın görünen yüzü olarak askeri kamuflajın sanatta değişen anlamı

    Full text link
    Bu çalışmada, askeri kamuflajın savaş meydanlarında oluşturduğu göz aldatmacasının ötesinde, bir sanat formuna nasıl dönüştüğü ve savaş sonrası dönemde sanat pratiklerinde nasıl kavramsal bir ifade biçimi haline geldiği incelenmiştir. Askeri kamuflaj, başlangıçta askeri personeli ve ekipmanı korumak için görsel bir taktik olarak geliştirilmiştir. Sanatçılar, dünya savaşları sırasında, nesnelerin çevre ile uyum sağlayarak yanılsama oluşturabilmesi için renk ve desen bilgilerini kullanmış ve gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Kamuflajın modern sanat akımları ile olan etkileşimi de militarizm ve kültürel dinamikler arasındaki ilişkisini pekiştirmiştir. 1960’lardan itibaren sanatta gizleme, yanılsama ve illüzyon etkilerinden yararlanılan bir ifade biçimine dönüşmüştür. Çalışmada, askeri kamuflaj kullanılarak üretilen güncel sanat eserleri araştırılmıştır. Bu kapsamda, askeri kamuflajın ilişkilendirildiği kavramlar sorgulanmış, eserlerin bağlamı ve içerdiği mesajlar betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmeye çalışılmıştır. Ele alınan eserlerde, savaşın görünen yüzü olarak bilinen askeri kamuflajın savaşın görünmeyen yüzüne ait acıyı, güç ve şiddet unsurlarını, travma ve kayıpları yansıtan sembolik bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır

    Görüntüleme biçimi olarak anamorfik gerçeklik ve karma gerçeklik analojisi

    Full text link
    Anamorfik Gerçeklik ve Karma Gerçeklik, çeşitli teknikler ve araçlar kullanarak gerçek dünyayı değiştirmenin farklı yollarını sunan sanat ve teknoloji dallarıdır. Bunlar ilk bakışta doğrudan bağlantılı görünmeseler de bireye yaşattıkları deneyimler üzerinden belirli şekillerde ilişkilendirilebilir veya birleştirilebilirler. Anamorfik gerçeklik, perspektif ve optik yanılsama tekniklerini kullanarak gerçek dünyayı değiştirir. Karma gerçeklik ise bunu, bilgisayar teknolojisini de devreye sokarak ve gerçek dünya ile dijital dünya nesnelerini bir araya getirerek gerçekleştirir. Böylece her ikisi de gerçek dünyayı farklı şekillerde göstermeyi amaçlar. Bu çalışmanın amacı, anamorfik sistemlerle kurgulanan gerçeklik ile karma gerçeklik arasında bir analoji kurup güncel örnekler üzerinden tartışmaktır. Bu bağlamda, görsel gösterim ortamında sanal ve gerçeklik alanlarının sınırları irdelenmiştir. Literatür taraması yöntemiyle elde edilen veriler doğrultusunda, araştırmacılar tarafından ortaya atılan görüşlere yer verilerek anamorfik gerçeklik ile karma gerçeklik teknolojilerinin aynı çalıştığını gösteren güncel örnekler ve karşılaştırmalı analizler sunulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, izleyiciye anamorfik görselin sunduğu simülasyon ile sürükleyici teknolojilerle oluşturulan sanal daldırmanın benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmuştur

    2018 Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Lisans Programı’ndaki alan eğitimi seçmeli derslerinin üniversitelerde açılma durumlarına göre incelenmesi

    Full text link
    Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de sosyal bilgiler öğretmenliği lisans programlarında açılan alan eğitimi seçmeli derslerini; açılma sıklıkları, açılma şekilleri, gösterdiği çeşitlilik, üniversitelerin yaşı ve akademik kadrosuna bağlı değişiklikler açısından incelemektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizine göre tasarlanmıştır. Bu kapsamda öncelikle Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’nun 2018 yılında yayınladığı Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Lisans Programına, Yükseköğretim Program Atlası’ndan (YÖK Atlas) sosyal bilgiler öğretmenliği bulunan programlara ve öğrenci sayılarına, Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi’nden ise öğretim elemanı sayılarına ulaşılmıştır. Ayrıca YÖK’ün web sitesinden üniversitelerin kuruluş yıllarına, üniversitelerin web sitelerinden ise ders ve sınav programlarına ulaşılmış ve bu dokümanlar temel veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre 2018 Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Lisans Programı’nda yer alan, 13 alan eğitimi seçmeli dersi içerisinde en sık açılan dersin “Günümüz Dünya Sorunları” en az açılan dersin ise “Türk Hukuk Sistemi” olduğu belirlenmiştir. Üniversitelerin programda belirtilen 13 alan eğitimi seçmeli dersi dışında 8 farklı ders açtıkları tespit edilmiştir. Programların % 65’inin alan eğitimi seçmeli derslerini bir sınıf düzeyi ile eşleştirdikleri, % 43’ünün bahar ve güz dönemlerinde toplam 6 ders açarak zorunlu seçmeli kategorisini devam ettirdikleri, YÖK’ün her dönem en az altı seçmeli ders açılması gerektiği yönündeki ifadelerini yalnızca 5 üniversitenin dikkate aldığı belirlenmiştir. Köklü üniversitelerin en fazla çeşitlilikte ders açtığı, orta yaşlı üniversitelerin en az çeşitlilikte ders açtığı, genç üniversitelerin ise en fazla zorunlu seçmeli ders açtığı görülmüştür. Bu sonuçlardan yola çıkarak zorunlu seçmeli ders uygulamasının önüne geçebilmek adına programlarda açılan seçmeli ders çeşitliliğinin artırılması ve sınıf düzeyi ile ders eşleştirme uygulamasının sonlandırılması önerilmektedir

    Çevrimiçi iş birlikli öğrenme ortamına ilişkin lisansüstü öğrencilerin algıları

    Full text link
    Bu çalışmada, lisansüstü eğitim alan öğrencilerin çevrimiçi iş birlikli öğrenmeye ilişkin deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğrencilerin öz ve akran değerlendirmeleri arasındaki uyum ve çevrimiçi iş birlikli öğrenmeye yönelik algıları incelenmiştir. Nitel bir yaklaşım olan durum çalışması deseni kullanılan bu çalışma, “Öğretimde Planlama ve Değerlendirme” dersine kayıtlı 14 doktora öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, öğrencilerin iş birlikli öğrenmeye katılımını ve katkısını değerlendirmek amacıyla dereceli puanlama anahtarı (rubrik) ve çevrimiçi iş birlikli öğrenmeye yönelik görüşlerinin alınması amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Öz ve akran değerlendirmeleri arasındaki farkları değerlendirmek için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Görüşme verileri ise nitel veri analizi yaklaşımlarından biri olan içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin öz ve akran değerlendirmeleri arasında anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymuştur. İçerik analizi sonucunda, öğrencilerin “iş birlikli öğrenmeye katılım”, “iletişim ve koordinasyon”, “öğrenmeye katkı”, “duyuşsal faktörler”, “çevrimiçi öğrenme ortamı” ve “öz ve akran değerlendirmesi” olmak üzere toplam altı ana tema etrafında deneyimlerini ifade ettikleri belirlenmiştir

    14,147

    full texts

    27,316

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇