5794 research outputs found
Sort by
Evaluation of Some Letters Received From Seydi Beşir Prison Camp to Hilal-İ Ahmer
I. Dünya Savaşı ve esir kampları hakkında bir çok çalışma yapılmıştır. Fakat Hilal-i Ahmer Seydi Beşir Üsera kampına ait esir mektupları ilk kez bu çalışmada ele alınmıştır. Çalışma I. Dünya savaşının genel durumu ve Osmanlı Devletinin konumu ile esirlerle ilgili gerek ulusal gerekse uluslar arası yapılan hukuki düzenlemeler hakkında bilgi verilmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında esir edilen kişilerin hak ve hürriyetleri, bu kişilere yapılan muamelelerin neler olduğu sorularına cevap verilmeye çalışılmış ve esir konusu üzerinden Türk Kızılay’ın arşiv belgeleri incelenmiş ve diğer yayınlar ışığında bazı değerlendirmeler yapılmıştır.
Esir mektupları konusu incelenirken Türk esirlerin savaş sırasında var olan koşullar arasında yaşadıkları maddi sıkıntılar, özel hayatları hakkında bilgiler sağlık koşulları hakkında karanlıkta olan bölümler esir mektupları aydınlığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.Many studies have been conducted on World War I and prisoner camps. However, the prisoner letters from the Hilal-i Ahmer Seydi Beşir Üsera camp are addressed for the first time in this work. The study provides information about the general situation of World War I, the position of the Ottoman Empire, and both national and international legal regulations regarding prisoners. Efforts have been made to answer questions about the rights and freedoms of individuals captured during World War I and the treatment they received. Turkish Red Crescent's archive documents related to prisoners have been examined, and some evaluations have been made in light of other publications.
While examining the subject of prisoner letters, the financial difficulties and private lives of Turkish prisoners amid the existing conditions during the war have been explored. Efforts have been made to shed light on obscure sections regarding health conditions in the prisoner letters
Investigation of the Cartoon Called Alpman in the Context of Cultural Elements in Teaching Turkish to Foreigners
Kültür; bir milletin yaşayış, düşünce, inanç, gelenek-görenek, yiyecek, kıyafet, deyim, atasözü gibi unsurlardan oluşmaktadır. Bunlardan bazıları diğer kültürlerle benzer ya da aynı olabileceği gibi farklı da olabilir. Benzer ya da aynı olduğu vakit yabancı dil öğreniminde hedef dile olan ön yargıyı ortadan kaldırmaktadır. Bu sebeple kültür aktarımının dil öğrenimine faydası olacağı aşikârdır. Çünkü bir yabancı dil hedef dilin kültürü çevresinde öğrenilmektedir. Kültür aktarımının nasıl yapılacağı önemli hususlardan biridir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde çok sayıda materyal bulunmaktadır. Bunlardan biri de görsel-işitsel araçlardır. Görsel-işitsel araçların hem kalıcılığı hem hızlı öğrenmeyi sağlaması hem de kalıcı olan bilgilerin geç unutulması bakımından önemli olduğu bilinmektedir. Görsel-işitsel araçlardan olan çizgi filmleri büyük küçük fark etmeksizin her yaştan insan izlemektedir. Özellikle küçük yaşlarda izlenildiğinde çocuklar çizgi filmdeki karakterleri rol model olarak almaktadır. Bu durumda da öğrencinin çizgi filmde öğrendiği bilgileri gerçek yaşamda uygularken kültür aktarımı aracılığıyla dil öğrenimi gerçekleşmektedir. Ana dil olarak Türkçe öğrenimiyle ilgili çok sayıda çizgi film bulunmaktadır. Ancak yabancı dil olarak Türkçe öğretimi konusundaki çizgi filmlerin sayısı sınırlıdır. Bu durumdan hareketle “Alpman” çizgi filmi hem kültür aktarımı hem de yabancı dil öğretimi bakımından incelenmeye uygun bulunmuştur.
Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. MinikaGO kanalında yayımlanan “Alpman” adlı çizgi filmin 39 bölümü kültürel ögeler bakımından değerlendirilerek içerik analizi yapılmıştır. Türk kültüründe bulunan deyimler, atasözleri, oyunlar, yiyecekler, eşyalar ve mecazlı anlatımların bulunduğu ilk 16 bölüm TOGÜ TÖMER B2 seviyesindeki öğrencilere izletilmiştir. Çizgi filmin kültür aktarımı ve yabancı dil olarak Türkçe öğreniminde uygulanabilirliğini ölçmek adına öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır.
Araştırmada 120 deyim, 5 atasözü, 9 oyun, 16 isim, 6 yiyecek, 10 jest ve mimik, 16 kıyafet, 12 eşya, 11 mecazlı anlatım tespit edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu sonucuna göre “Alpman” çizgi filminin yabancı dil olarak Tükçe öğretiminde hem kültür aktarımı hem dil öğrenimi bakımından faydalı olacağı kanaatine varılmıştır.Culture; It consists of elements such as a nation's lifestyle, thought, belief, traditions-customs, food, clothing, idioms and proverbs. Some of these may be similar or the same as other cultures, or they may be different. When it is similar or the same, it eliminates the prejudice against the target language in foreign language learning. For this reason, it is obvious that cultural transfer will benefit language learning. Because a foreign language is learned around the culture of the target language. How to transfer culture is one of the important issues. There are many materials in teaching Turkish as a foreign language. One of these is audiovisual tools. It is known that audiovisual tools are important in terms of ensuring permanence and rapid learning, as well as ensuring that permanent information is not forgotten late. People of all ages, regardless of age, watch cartoons, which are audiovisual tools. Especially when watched at a young age, children take the characters in cartoons as role models. In this case, language learning takes place through cultural transfer while the student applies the information he learned in the cartoon to real life. There are many cartoons about learning Turkish as a mother tongue. However, the number of cartoons on teaching Turkish as a foreign language is limited. Based on this situation, the "Alpman" cartoon was found suitable for examination in terms of both cultural transfer and foreign language teaching.
In the research, content analysis and semi-structured interview form, which are qualitative research methods, were applied. 39 episodes of the cartoon "Alpman" broadcast on the MinikaGO channel were evaluated in terms of cultural elements and content analysis was carried out. The first 16 episodes, which include idioms, proverbs, games, foods, objects and figurative expressions in Turkish culture, were shown to TOGÜ TÖMER B2 level students. A semi-structured interview form was applied to the students in order to measure the applicability of cartoons in cultural transfer and learning Turkish as a foreign language.
In the research, 120 idioms, 5 proverbs, 9 games, 16 names, 6 foods, 10 gestures and facial expressions, 16 clothes, 12 items, 11 metaphorical expressions were identified. According to the results of the semi-structured interview form, it was concluded that the "Alpman" cartoon would be useful in teaching Turkish as a foreign language in terms of both cultural transfer and language learning
Radar Placement Optimization Based on Adaptive Multi-Objective Meta-Heuristics
Airspace surveillance is a significant issue for many countries to control and manage their airspace. The
number of radars used and their coverage rate are the main issues to consider in this case. Therefore, this
paper addresses the problem of finding the best radar locations to obtain the highest coverage rate with
the least possible number of radars in a certain region. The radar placement problem is considered as a
multi-objective optimization problem with two objectives: the number of radars and the coverage rate. To
perfectly solve this optimization problem, a set of multi-objective meta-heuristic approaches based on simulated
annealing, memory-based steady-state genetic algorithm, a decomposition-based multi-objective algorithm with
differential evolution, and non-dominated sorting genetic algorithm (NSGA-II) are utilized. Algorithms are
tested on a dataset created using DTED-1 map elevation data for two different selected regions. Based on
the results, the NSGA-II algorithm achieves the best results and the highest coverage ratios among the tested
algorithms. Two improved versions of the NSGA-II algorithm are also proposed to enhance its performance and
make it more suitable for solving this optimization problem. The experimental results show that a coverage
rate of 98% could be achieved with a small number of radars, and by increasing the number of radars, it
exceeds 99%
The Political and Ethical Value of the Polis as a Condition of Politics
Bu çalışmanın amacı, modern politik düşünceye yönelik eleştirilerden biri olan klasiğe
dönüş hareketinde sıklıkla başvurulan Aristoteles’in etik ve politika düşüncesine dair bir
izlek sunmaktır. Çalışmada, Aristoteles düşüncesinin modern politikaya sunabileceği
tahayyüllerin politik bir hamleye bürünmesi durumunda doğurabileceği tehlikelere dikkat
çekilecek, bunun için de politika ve politika biliminin ana referanslarından birine dönüşen
Aristoteles düşüncesini politik felsefe zeminine çekmenin gerekliliğine işaret edilecektir.
Bu amaçla öncelikle Aristoteles’in polis, politea ve politika kavramları arasındaki ilgi
belirginleştirilecek ve politik okumalarda dışarıda bırakılıp etik bahsine dahil edilen
dostluk, erdem, iyi kavramları ile ilişkilendirilecektir. Bu okumanın bir örneği olarak Leo
Strauss’un Aristoteles yorumunun etrafında dolaşarak hem Strauss okumasına hem de
günümüzde de devam eden klasiğe ve şehre dönüş hareketlerine sınır çekme gerekliliğine
işaret edilecek.The aim of this study is to explore traces of Aristotle’s ethical and political thought,
frequently referenced in the ‘Return to Classics’ movement, which serves as a critique
of modern political thought. The study will highlight potential dangers Aristotle’s ideas
might pose to modern politics if the imaginaries offered by his thought were to take
on a political dimension. To this end, it will be argued that Aristotle’s ideas—having
become a primary reference in political science—should be grounded within the realm of
political philosophy. First, the relationship between Aristotle’s concepts of polis, politea,
and politics will be clarified and connected with the concepts of friendship, virtue, and
the good, which are often excluded from political interpretations but included in ethical
readings. As an example of this perspective, Leo Strauss’s interpretation of Aristotle will
be analyzed, emphasizing the need to delineate boundaries both to Strauss’s reading and
to contemporary movements advocating a return to classical interpretations of the city
Efficiency‑Sustainability Models to Assess Blockchain Adoption Strategies with Uncertainty in the Oil and Gas Sector
The Oil and Gas (O&G) supply chain, vital for energy delivery, faces challenges such as
excessive paperwork, limited transparency, and sustainability issues due to conventional
governance methods. This study develops a decision support framework for evaluating
blockchain deployment strategies in the sector, focusing on cost, profit, and income. The
framework evaluates blockchain strategies under both deterministic and non-deterministic
conditions using Data Envelopment Analysis (DEA) models to assess cost-efficiency,
profit-efficiency, and income-efficiency. The analysis provides a comprehensive view of the
evaluation landscape, aimed at enhancing supply chain managers’ decision-making. Application
of the framework to the Norwegian O&G industry revealed notable differences in
outcomes between cost-efficiency and profit-efficiency models. The cost-efficiency model
favored a single-use strategy, while the profit-efficiency model preferred a substitution
strategy. Additionally, the study found that strategies’ effectiveness varied under deterministic
versus uncertain conditions, with a single-use strategy being more effective in
deterministic conditions and a localization strategy in mixed conditions. Statistical analysis
indicated significant variance between the cost and profit approaches, highlighting that
the developed framework offers a more nuanced perspective for supply chain managers to
make informed decisions. To the best of our knowledge, this research is the first attempt to
simultaneously consider blockchain adoption strategies under profit, cost, income, uncertainty,
and optimization models
Examination of Relationship Between Teachers’ Psychological Capital and Autonomy Levels
Araştırmanın amacı öğretmen algılarına göre öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile özerklik düzeyleri arasındaki ilişkinin ne seviyede olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde İstanbul Çekmeköy ilçesinde bulunan 77 resmi anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 425 öğretmen oluşturmaktadır. Katılımcılar olasılıksız yöntem türlerinden biri olan kolayda örnekleme ile seçilmiştir. Veri toplamada katılımcılara ait Bilgi Formu, Töstan ve Özgan (2014) tarafından geliştirilen “Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği” ve Çolak ve Altınkurt (2017) tarafından oluşturulmuş “Öğretmen Özerklik Ölçeği” kullanılmıştır. Toplanan veriler için SPSS 29.0 paket programı kullanılarak normallik testi yapılmıştır. Normallik varsayımının sağlaması üzerine regresyon testi, pearson korelasyon testi, anova testi ve t testi ile veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni öğretmen özerkliği ve bağımsız değişkeni öğretmen özerkliğine ilişkin veriler analiz edilirken, hem iki değişken arasındaki anlamlı farklılık hem de katılımcıların demografik (cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem, mezun olunan okul türü, eğitim durumu, mezun olunan fakülte türü ve özel sektör deneyimi) özelliklerine göre anlamlı farklılıklar irdelenmiştir. Bağımsız değişken olan psikolojik sermaye ile herhangi bir demografik özellik arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ancak psikolojik sermayenin alt boyutlarından olan güvenin cinsiyete göre, öz yeterliğin ve dışadönüklüğün görev yapılan okul türüne göre, psikolojik dayanıklılığın ve dışadönüklüğün eğitim durumuna göre anlamlı olarak farklılık gösterdiği saptanmıştır. Demografik özelliklerden olan görev yapılan okul türünün öğretmen özerkliği üzerinde etkisi olduğu bulunmuştur. Öğretmen özerliğinin alt boyutlarından olan mesleki iletişim ile öğretmenlerin mesleki kıdemleri arasında, öğretme süreci ve öğretim programı ile görev yaptıkları okul türü arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır. Psikolojik sermaye ve öğretmen özerkliği arasında ise pozitif yönde yüksek bir ilişkinin varlığı saptanmıştır. Öğretmen özerkliği üzerinde öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin yüksek düzeyde etkisi olduğu tespit edilmiştir.The purpose of the study is to examine the level of the relationship between teachers' psychological capital and autonomy levels according to teachers' perceptions. In this research, correlational survey model, one of the quantitative research methods, was used. The sample of the study consists of 425 teachers working in 77 official kindergartens, primary schools, secondary schools and high schools in Istanbul Çekmeköy district in the 2023-2024 academic year. Participants were selected by convenience sampling, one of the non-probability method types. Information Form, "Positive Psychological Capital Scale" developed by Töstan and Özgan (2014) and "Teacher Autonomy Scale" developed by Çolak and Altınkurt (2017) were used to collect the data. The collected data were analyzed with regression test, Pearson correlation test, ANOVA test and t test under the assumption of normality using the SPSS 29.0 package program. While analyzing the data related to teacher autonomy, which is the dependent variable of the study, and teacher autonomy, which is the independent variable, both the significant differences between the two variables and the significant differences according to the demographic characteristics of the participants (gender, educational status, professional seniority, type of school graduated from, educational status, type of faculty graduated from, and private sector experience) were examined. Significant difference was not found between the independent variable psychological capital and any demographic characteristics. However, it was found that confidence, which is one of the sub-dimensions of psychological capital, differed significantly according to gender, self-efficacy and extraversion differed significantly according to the type of school, psychological resilience and extraversion differed significantly according to educational status. It was found that the type of school where the teacher was employed, which was one of the demographic characteristics, had an effect on teacher autonomy. A significant difference was found between professional communication, which is one of the sub-dimensions of teacher autonomy, and professional seniority of teachers, and between teaching process and curriculum and the type of school they work in. There was a high positive relationship between psychological capital and teacher autonomy. It was found that teachers' psychological capital had a high level effect on teacher autonomy
'Azîzü't-Tefâsir' tefsirine göre Yûsuf kıssasındaki eğitim ve nefis terbiyesinin boyutları
Bu çalışmamızda son devir İslam âlimlerinden Afganistanlı Şeyh Sultan Azîz'in (1936-2013) Peştuca yazdığı "Azîzü't-Tefâsir" adlı eserden Hz. Yûsuf (a.s.) kıssası özelinde, eğitim ve nefis terbiyesi konuları ele alınacaktır. Bu vesileyle, Şeyh Sultan Aziz'in İslam dininin ilim ve fen, eğitim-öğretim alanlarındaki mirasın canlandırılmasına yaptığı katkılar tanıtılacaktır. Çalışmamızda bugün Afganistan'ın resmî dili olan Peştuca kaleme alınan en önemli tefsirlerden biri olan "Azîzü't-Tefâsir", Yûsuf kıssası özelinde tanıtılacaktır. Bu esnada müellifin metodu belirlenmeye çalışılacaktır. Aynı zamanda müellifin, eğitim-öğretim ve nefis terbiyesi bağlamında pek çok konuyu içine alan Yûsuf kıssasını tefsir ederken, bunların genel olarak Afgan toplumuna yansıması ve etkilerine dair yapmış olduğu değerlendirmelere işaret edilecektir. Araştırma, şu soruları cevaplamayı amaçlamaktadır: 1. "Azîzü't-Tefâsir", eğitim-öğretim yönüyle incelendiğinde öne çıkan konular nelerdir? 2. Şeyh Sultan Azîz'in tefsirini, benzerlerinden farklı kılan yönler nelerdir? 3. Yûsuf suresinde ele alınan konuların, nefis terbiyesi bağlamında önemi nedir? Bu çalışmamızın, eğitim alanında özellikle de nefis terbiyesi metodunu kullanarak İslam'a davet çalışmaları yapanlara yeni ufuklar açacağını ümit etmekteyiz. Tefsirin İslam coğrafyasının geniş bir alanında konuşulan Peştuca yazılmış olması araştırmacılara ve akademisyenlere, bu bölgede gerçekleştirilen ilmî faaliyetlerin boyutları hakkında fikir de verecektir. Diğer taraftan bu mütevazı araştırmamızın eğitim-öğretim ve nefis terbiyesi alanlarında çalışma yapacaklara Kur'ânî bir bakış açısı kazandıracağını ümit etmekteyiz. Tezde çeşitli önerilerde de bulunulmuştur: 1. Peygamber kıssalarını incelemek, Kur'ân ayetlerini toplayıp bunları özel bilimsel araştırmalara ayırarak doktrinsel, ahlaki ve psikolojik boyutlarını ve eğitim uygulamalarının kapsamını açıklamaya önem vermek gerekir. 2. İmanın sağlam bir şekilde yerleşmesi için Yûsuf aleyhisselam'ın kıssasını, onun niteliklerini ve kazanımlarını eğitim müfredatında sunmak. 3. Afganistan'da ve İslam toplumunda öğretmenleri seçerken çağdaş Müslüman öğretmen için gerekli olan bir dizi inanç, ahlaki, sosyal ve psikolojik niteliklere odaklanmak.The study, titled "The Story of Prophet Yusuf (peace be upon him) and its educational and psychological dimensions- a study in the interpretation of Aziz Al-Tafasir to explores the educational efforts through his study in the Interpretation of 'Sheikh Sultan Aziz'" (may god have mercy on him). His study is a contribution to reviving scientific and educational heritage. The study focuses on the educational and psychological intricacies contained in Aziz al-Tafasir. The study highlights various methods and techniques in Surah Yusuf. It also addresses important questions, including the key educational and psychological guidelines and benefits derived from Aziz al-Tafasir. Additionally, the study aims to elucidate the educational behaviors in Surah Yusuf and their impact on individuals and society as a whole. It's impact on the Pashto-speaking community is immeasurable, especially in the county of Afganistan, where Pashto is the national language. His study strives to demonstrate many principles and values found in Surah Yusuf, which are much needed today in all walks of our society. Striving to build a conscious educational approach that suits contemporary necessities. His study focuses on covering the educational and psychological dimensions of Aziz al-Tafasir and explains the educational approach of Sheikh Sultan Aziz, which sets his interpretation apart from others. The research centers on answering three key questions, including: What are the main educational and psychological guidelines and benefits derived from Aziz al-Tafasir? What educational approach distinguishes Sheikh Sultan Aziz's interpretation from other interpretations? What educational and psychological dimensions are embodied in Surah Yusuf? This new aspect the study brings to the community and the topic at hand open new horizons for sincere preachers and scholars, helping them understand how to use its educational methods and find guidance, especially since this book is in the Pashto language and the people are in great need of understanding these topics to further enrich the communities. This study serves as an encouragement for scientific centers in society, particularly in Pashto-speaking areas, to pay more attention to the educational aspect of their activities. In his research, we studied the interpretation of Aziz al-Tafasir and its educational and psychological dimensions in Surah Yusuf, highlighting Sheikh Sultan Aziz's method of interpretation, his effort in understanding the Quranic texts, and deriving educational and moral insights. His interpretation is characterized by his ascetic life, filled with exhortations and purification of the souls, thus imparting a spiritual essence to his interpretation and leaving a moral project and a guiding light for future generations to address any moral and ethical decline. The research consists of an introduction and three main chapters: The first chapter provides an introduction to the study Aziz al-Tafasir, its author, and his contributions to Islamic sciences and literature. The second chapter discusses his method of interpretation, focusing on his reliance on transmitted interpretation, considering the linguistic implications of words, and his efforts in preaching and reform. The third chapter studies the story of Yusuf (peace be upon him) and its educational and psychological dimensions, according to Aziz al-Tafasir
Ruh Sağlığı Çevirmenliği Alanında Kapasite Geliştirme Girişimi Olarak Kılavuz Çalışması: Uluslararası Kriterler Doğrultusunda Bir Değerlendirme
This article seeks to assess the adherence of a guideline produced for mental health interpreting to international standards, exemplified by the Interpreting Guideline in Community-Based Health and Psychosocial Support Services developed in Türkiye. The essential function of translators in addressing language and cultural barriers in mental health and psychosocial support services is highlighted. The deficiencies in interpreters' access to professional standards are addressed. There is a growing need for interpretation, primarily attributed to forced migrations. It requires the formulation of guidelines that offer extensive direction for interpreters and specialists collaborating with interpreters in these services. The article analyses the field guidelines developed by the Turkish Red Crescent and assesses their adherence to internationally accepted capacity-building protocols and guideline formulation standards. It involves a review of the literature concerning guideline development and evaluation studies within the mental health field. The literature review identifies international standards, notably AGREE II (Appraisal of Guidelines for Research & Evaluation) and AGREE-HS, as significant. This analysis examines the capacity-building initiatives of the Turkish Red Crescent, focusing on the structure, content, and scope of the guidelines developed within this framework in relation to established standards. The evaluation results indicate that the Turkish Red Crescent Guideline largely adheres to fundamental ethical and scientific standards in the interpretation of psychosocial support. It is concluded that the guideline requires enhancements in its applicability, update plans, and overall comprehensiveness. The study emphasises the significance of adhering to guidelines established at the national level in alignment with international standards. The objective is to enhance the institutionalisation and professionalisation of capacity-building studies within this field. Developing guidelines that adhere to international criteria while considering local conditions is a crucial step in enhancing the quality of translation and interpreting services.Bu makale, Türkiye’de hazırlanan Toplum Temelli Sağlık ve Psikososyal Destek Hizmetlerinde Çevirmenlik Kılavuzu örneği üzerinden, ruh sağlığı alanında çevirmenlik için geliştirilen bir kılavuzun uluslararası standartlara uygunluğunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çıkış noktası olarak, ruh sağlığı ve psikososyal destek hizmetlerinde dilsel ve kültürel bariyerlerin aşılmasında çevirmenlerin kritik rolü vurgulanmış, bu bağlamda çevirmenlerin profesyonel standartlara erişimindeki eksiklikler ele alınmıştır. Özellikle zorunlu göçler sonucunda artan çeviri ihtiyacının, bu hizmetlerde görev alan çevirmenler ve çevirmenlerle çalışan uzmanlar için kapsamlı rehberlik sunan kılavuzların hazırlanmasını gerekli kıldığı belirtilmiştir. Makale, Türk Kızılay tarafından hazırlanan saha kılavuzunu inceleyerek, uluslararası alanda yaygın kabul gören kapasite geliştirme adımları ve kılavuz hazırlama kriterlerine uygunluğunu değerlendirmektedir. Bu kapsamda, öncelikle ruh sağlığı alanında yapılan kılavuz geliştirme ve değerlendirme çalışmalarına yönelik literatür taranmıştır. Literatür incelemesinde, AGREE II (Appraisal of Guidelines for Research & Evaluation) ve AGREE-HS gibi uluslararası standartların öne çıktığı tespit edilmiştir. Daha sonra, Türk Kızılay’ın kapasite geliştirme çabaları ve bu çerçevede hazırlanan kılavuzun yapısı, içeriği ve kapsamı söz konusu standartlara göre analiz edilmiştir. Değerlendirme sonuçları, Türk Kızılay Kılavuzu’nun psikososyal destek çevirmenliği bağlamında temel etik ve bilimsel standartlara büyük ölçüde uyum sağladığını ortaya koymuştur. Ancak, kılavuzun uygulanabilirlik, güncelleme planları ve kapsamlılık gibi alanlarda iyileştirme gereksinimlerinin bulunduğu saptanmıştır. Çalışma, ulusal düzeyde hazırlanan kılavuzların uluslararası standartlarla uyumluluğunun kritik önemine dikkat çekmekte ve bu alandaki kapasite geliştirme çalışmalarının kurumsallaşma ve profesyonelleşme sürecine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, bu tür kılavuzların uluslararası kriterlere ve yerel koşullara uygun olarak geliştirilmesi, çeviri hizmetlerinin kalitesini artırmak için önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir
Fatih: Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Bülteni, 31
Üniversitemizde yaşanan gelişmelerin yer aldığı Fatih Bülten’in
31. sayıya ulaştığını siz değerli okuyucularla paylaşmanın gururunu
yaşıyoruz.
Görevimizdeki birinci yılı geride bırakırken, Fatih Sultan Mehmet
Vakıf Üniversitesi olarak hep birlikte büyük gayret ve özveriyle
çalıştık. 2024 yılı Üniversitemiz için akademik ve idari anlamda
önemli kazanımların elde edildiği bir yıl oldu. Araştırmalarımız,
akademisyenlerimizin üstün çabalarını yansıttı. Ulusal ve
uluslararası nitelikte düzenlenen etkinliklerimiz katlanarak artarken
Üniversitemizin bilim dünyasına sunacağı yenilikler devam
etmektedir. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi markasını
daha da ileriye taşımak adına büyük bir azim ve kararlılıkla
çalışmayı sürdürüyoruz.
2024’ü uğurladığımız bu günlerde peş peşe önemli kuruluşlar;
geleceğimizi dönüştürüp şekillendirirken göz ardı etmemizin
mümkün olmadığı, toplumların düşüncelerine ne zaman sızdığı
bilinmeyen ‘kavramları’ kamuoyuna açıkladı. Bu kavram, Türk
Dil Kurumu için ‘kalabalık yalnızlık’, Merriam-Webster için
‘kutuplaşma’, Oxford Sözlüğü’ne göre ise ‘beyin çürümesi’ olarak
karşılık buldu. Son derece kritik öneme sahip olan bu kavramlar,
ne yazık ki toplumsal bağların ve sosyal yapının hızla zayıflamaya
başladığına işaret ediyor. Her gün 328,77 milyon terabayt verinin
üretildiği modern dijital dünyada ‘mutlu’ olunmadığı da ortaya
çıkıyor. Dijital dünyada ‘anlık’ zirvede kalınıyor, sonrasında ışık
hızıyla unutuluyor, hatta hiç görünmemiş olunuyor. Seçilen bu
kelimeler, yankılanan kendi sesimizin bile hızla kaybolduğu bir ağ
sistemi üzerinden toplumun inşa edilemeyeceğini de kanıtlıyor.
Dünden Önce
Ekonomik, sosyolojik, psikolojik, iletişimsel yönlerden ele alınıp
incelenebilecek bu kavramlar; vakıf kuran ve vakıf kültürünü
yaşatmaya çalışanlar kadim atalarımızın ne kadar haklı olduğunu
bir kez daha gösteriyor. Yüzlerce yıl öncesinden miras bırakılan
vakıfların hedefleri; insanlığın refahını, dünya barışını ve huzurunu
tesis edecek; soykırımları, savaşları, salgınları bertaraf edecek
bilinç ve sorumluluk sahibi nesillerin yetişmesine öncülük etmekti.
Vakıfların temelinde yer alan bu yüce duygular sayesinde insanlar,
maddi ve manevi her anlamda karşılıklı yardımlaşmış, paylaşmış,
böylelikle bireysel ve toplumsal huzur sağlanmıştır. Eğitim ile bu
öğretiler nesilden nesle aktarılabilmiştir.
Vakıf ruhuyla toplumlarda oluşturulan birliktelik hissi, yardımlaşma
ve dayanışma ilkelerine dayanan derin bir anlayışa sahiptir. Vakıf kuran kişi feragati ve başkalarına yardımcı olmanın mutluluğunu,
vakıftan yararlanan kişi de ihtiyacının karşılanmış olmasının hazzını
yaşamıştır. İşte nesiller boyunca vakıflar, insanlığın ihtiyaç duyduğu
bütün konuları böyle ele alıp, işlemiş ve problemleri çözen
müesseseler olarak günümüze ulaşmışlardır.
Bu vesile ile vakfettikleri miraslarıyla, Üniversitemize hayat veren
kurucu vakıflarımızı, Nurbanu Valide Sultan’ı, Hatice Turhan
Sultan’ı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa’yı, Sinan Ağa bin
Abdurrahman’ı, bilinen adıyla Mimar Sinan’ı ve Üniversitemize
adını veren İstanbul’un Fatihi Sultan II. Mehmed Han’ı vefa,
rahmet ve minnetle anıyorum. Ayrıca geçmişte ve günümüzde
bu topraklara hizmet etmiş vakıf kuranları ve vakıf ruhunu taşıyan
medeniyetimizin yüce gönüllülerini hayırla yâd ediyorum.
Vakıf Kültürünün Temeli...
Artık çağımızda bilgiyi üretenlerin de tüketenlerin de berrak
zihne ihtiyacı var. Aslında maneviyata ihtiyacı var. Üniversite
olarak öğrencilerimize sadece akademik bilgiyle donatmıyor aynı
zamanda yaşam boyu kendilerine rehberlik edecek etik değerler,
insan sevgisi ve topluma hizmet bilinciyle yetiştirmeye gayret
gösteriyoruz. Günümüzde karşılaşılan sorunlara çözüm bulmanın
ilk adımının vakıf kültürünün temelinde yatan ‘anlayış’ olduğunu
düşünüyoruz. Tüm çalışmalarımızda bu inançla hareket ediyor,
ağır sorumluluğumuzun bilinciyle daha hassas, daha dikkatli, daha
azimli ve kararlı bir şekilde ilerliyoruz.
İşte bu sayımızda bizi ifade eden vakıf ruhunun kapılarını bir kez
daha aralayan yazılarla karşınıza çıkıyoruz.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi olarak güncel ve toplumsal
meselelere gösterdiğimiz hassasiyet yanında temel misyonumuz
olan eğitim-öğretim faaliyetleri konusunda da son derece özenli,
azimli ve başarı odaklıyız. 2025 yılında da hep birlikte keşfedip
üretmeye ve bilimle yükselmeye devam edeceğiz.
Üniversitemizi ve değerlerimizi daha yakından tanımanız için
bültenimizin sayfalarını açmaya sizleri davet ediyor, gelecek
sayı ve etkinliklerde buluşmak üzere siz değerli okurlarımıza
saygılarımızı sunuyorum
Effect of Dialectical Behavioral Therapy on Quality of Life, Stress and Related Psychological Variables in Women with Hashimoto’s Disease: Randomized Controlled Trial
Araştırmalara göre, Haşimoto hastalığının tedavisinde tıbbi tedavilerin kısıtlı kalabildiği unsurlar bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Diyalektik Davranışçı Terapi Beceri Eğitimi (DDT-BE), Grup Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve bekleme listesi grubunun Haşimoto hastalığı olan kadınlardaki yaşam kalitesi, depresyon, anksiyete, stres, çok boyutlu psikolojik iyi oluş, duygu düzenleme güçlüğü, duygusal tepkisellik ve sıkıntıya dayanma üzerine etkisini incelemek olmuştur. Randomize kontrollü çalışmada, deneysel işlemler eş zamanlı deney, kontrol ve bekleme listesi olmak üzere yaş, yaşam kalitesi, hastalık süresi, ekonomik durum, eğitim düzeyi, medeni durum, çalışma durumu ve çocukluk çağı travmaları açısından eşleştirilmiş üç gruba uygulanmıştır. Deney grubuna 14-haftalık DDT-BE ve kontrol grubuna 14-haftalık Grup BDT uygulanmıştır. Bekleme listesi grubuna ise herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Çalışmaya Haşimoto hastalığı olan ve tıbbi tedavileri stabil 62 kadın (x̄=35.85±6.37 yaş) katılmıştır. Tüm katılımcılar gruplara rastgele atanmış, veriler ölçekler aracılığıyla öntest, sontest ve iki ay izlemde toplanmıştır. Bulgulara göre, Grup BDT ve bekleme listesi gruplarının bağımlı değişkenler üzerinde istatistiksel olarak anlamlı seviyede herhangi bir etkisi olmamış, sadece DDT-BE gruplarındaki kadınların yaşam kalitesinin genel sağlık alt boyutunda, çok boyutlu psikolojik iyi oluşun çevresel hâkimiyet alt boyutunda, duygusal tepkiselliğin dayanıklılık alt boyutunda ve sıkıntıya dayanmanın tolerans alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı seviyede artış, depresyon, anksiyete, stres ve duygu düzenleme güçlüğü düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı seviyede azalma olmuştur. Anksiyete ve streste ekonomik durum, genel sağlıkta ise vücut kitle indeksi ortak değişken (covariate) olarak saptanmıştır. Ortak değişkenlerin etkisi dikkate alındığında, stres puanlarındaki azalmayı ekonomik durum %7.4 açıklarken, DDT-BE ek %2.7’lik bir oranla, %10.1 açıklamıştır (p<.05). Haşimoto hastalığı olan kadınların, özellikle yaşam kalitesi ve stres açısından, Grup BDT ve bekleme listesi gruplarına kıyasla, DDT-BE’nden faydalandıkları görülmektedir. Mevcut çalışmanın önerileri kapsamında gerçekleştirilecek ileriki araştırmalar, Haşimoto hastalığı tedavi yönergelerinin geliştirilmesine daha fazla katkı sağlayabilir.Literature shows that there are aspects of Hashimoto’s disease (HD) where medical treatment can be limited. The aim of the present study, was to investigate the effect of Dialectical Behavioral Therapy Skills Training (DBT-ST), Group Cognitive Behavioral Therapy (CBT) and a waitlist group on quality of life (QOL), depression, anxiety, stress, psychological well-being, difficulties in emotion regulation, emotional reactivity, and distress tolerance among women diagnosed with HD. The study was conducted via randomized controlled experimental design, with interventions being applied simultaneously to an experimental, control and waitlist group, which were matched for age, QOL, disease duration, economic status, level of education, marital status, working status, and childhood trauma. The experimental group received a 14-week DBT-ST intervention, the control group received a 14-week Group CBT intervention, while the waitlist group received no intervention. Participants included 62 women (x̄=35.85±6.37 years) diagnosed with HD and whose medical treatment was stable. All were randomly assigned to the groups. Outcome variables were evaluated via scales, with data being collected pre-intervention, post-intervention and at two months follow-up. Results demonstrated that while Group CBT and the waitlist group had no statistically significant benefits on the outcome variables, DBT-ST increased the general health dimension of QOL, the environmental mastery subscale of psychological well-being, the persistence subscale of emotional reactivity and the tolerance subscale of distress tolerance, and decreased depression, anxiety, stress and difficulties in emotion regulation at statistically significant levels. Economic status was identified as a covariate for anxiety and stress, and body mass index for general health. With the effect of covariates considered, DBT-ST explained the decrease in stress by 10.1%, an additional 2.7% compared to economic status which explained it by 7.4% (p<.05). Findings demonstrate that DBT-ST, rather than Group CBT and the waitlist group, had beneficial effects on women with HD, specifically in terms of QOL and stress. Future research conducted in lieu with the recommendations of the present study, could further contribute to the development of HD treatment guidelines