5794 research outputs found
Sort by
Design and Fabrication of Prosthetic Limb by Using Pla and Carbon Coating and Using 3d Printing Technology for Enhancing Functionality and Comfort
Bu çalışmada, takviye için ilave karbon katmanıyla birlikte PLA (Polilaktik Asit) kullanan, uygun maliyetli, hafif bir protez uzvun geliştirilmesini araştırıyor. Proje, PLA'nın 3D basılabilirliği ve biyouyumluluğundan yararlanarak ve karbon kaplamayla dayanıklılığını artırarak gücü, ağırlığı ve kullanıcı konforunu optimize eden bir protez uzuv tasarlamayı amaçlıyor. Metodoloji, SolidWork, 3D baskı PLA bileşenlerini kullanarak ayrıntılı bir tasarım oluşturmayı ve protez uzvun yüzeyine bir karbon katmanı uygulamayı içerir. Uzvun performansını, konforunu ve işlevselliğini değerlendirmek için kapsamlı mekanik testler ve kullanıcı denemeleri gerçekleştirilecek. Beklenen sonuçlar arasında hem dayanıklı hem de hafif olan, geleneksel protez malzemelerine uygun maliyetli bir alternatif sunan ve gelişmiş konfor ve işlevsellik için kullanıcı odaklı tasarım sağlayan bir protez uzuv yer alıyor. Bu araştırma, uygun fiyatlı ve sağlam protez çözümleri oluşturmak için PLA'yı karbon kaplamayla birleştirmenin potansiyelini göstererek protez alanına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.This project explores the development of a cost-effective, lightweight prosthetic limb using PLA (Polylactic Acid) with an added carbon layer for reinforcement. The project aims to design a prosthetic limb that optimizes strength, weight, and user comfort by leveraging the 3D printability and biocompatibility of PLA and enhancing its durability with a carbon coating. The methodology involves Create a detailed design using SolidWork, 3D printing PLA components, and applying a carbon layer to the surface of the prosthetic limb. Comprehensive mechanical tests and user trials will be conducted to evaluate the limb's performance, comfort, and functionality. The expected outcomes include a prosthetic limb that is both durable and lightweight, providing a cost-effective alternative to traditional prosthetic materials while ensuring user-centric design for improved comfort and functionality. This research aims to contribute to the field of prosthetics by demonstrating the potential of combining PLA with a carbon coating to create affordable and robust prosthetic solutions
Nawawi's work named al-Azkar
Dua ve zikir konusunu ve bu konudaki hadis rivayetlerini inceleyen eserler geçmişten günümüze kadar farklı şekil ve isimlerle muhaddisler tarafından telif edilmişlerdir. Bu eserler hadis edebiyatında önemli bir konumda bulunmaktadır. İmam Nevevî'nin el-Ezkâr isimli eseri de bu literatürde yerini almış ve İslam dünyasında dua ve zikir konularında başvurulan en önemli kaynaklardan biri olarak kabul edilmiştir. Nevevî'nin güvenilir bir kaynak olması gayretiyle ele almış olduğu bu eser, hadis ilmi sahasında yaygın bir otoriteye sahiptir. El-Ezkâr, müminlerin günlük ibadet hayatına rehberlik edecek şekilde düzenlenmiş hadis rivayetlerini içerisinde bulunduran kapsamlı bir dua ve zikir kitabıdır. Yalnızca rivayetlerden oluşmayan bu eser Nevevî'nin değerlendirmelerini, dilbilimsel ifadelerini ve fıkhî yaklaşımlarını da ihtiva etmektedir. Bu çalışma, dua ve zikir kavramları ışığında bu literatüre genel bir bakış ile, bu kavramların İslam dünyasındaki ve hadis literatüründeki yerini, dua ve zikir rivayetlerindeki sıhhat kriterlerini gözlemlemektedir. Nevevî'nin hayatı, şahsiyeti ve eserlerini inceleme, dua ve zikir literatürü çerçevesinde bu literatürün bir parçası olan Nevevî'nin meşhur eseri el-Ezkâr'ı ve eserin tanıtımını ele almayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, eserin bazı nüsha ve baskıları, yapısı, içeriği, eserin tasnifinde yararlanılan kaynaklar ve Nevevî'nin eserdeki yöntemi incelenmiştir.Works examining the subject of prayer and dhikr and hadith narrations on this subject it has been written down by hadith scholars in different forms and names from past to present have been made. These works have an important position in hadith literature. Nawawi's work named al-Azkar also took its place in this literature and became a source of prayer in the Islamic world. It has been accepted as one of the most important sources on the subjects of prayer and dhikr. This work, which was handled by Nawawi with the effort of being a reliable source, is a study on the science of hadith. He has widespread authority in his field. Al-Azkar, for the daily prayer life of believers a comprehensive book containing hadith narrations arranged to provide guidance. It is a book of prayer and dhikr. This work, which does not consist only of narrations, is Nawawî's it also includes evaluations, linguistic expressions and jurisprudence approaches. This study, with an overview of this literature in the light of the concepts of prayer and dhikr, observes the place of these concepts in the Islamic world and hadith literature, and the authenticity criteria in prayer and dhikr narrations. It aims to examine Nawawi's life, personality and works, and to discuss Nawawi's famous work al-Azkar, which is a part of this literature, with in the framework of prayer and dhikr literature, and the presentation of the work. For this purpose, some copies and editions of the work, it is structure, content, sources used in the classification of the work and Nawawi's method in the work were examined
Prediction of University Students’ Dating Anxiety Levels by Childhood Abuse Experiences
Flört kaygısı; temelde karşı cinsten kaçınma, uzun vadeli ilişki yaşayabilecek bir partner bulmada zorluk olarak tanımlanmaktadır. Çocukluk dönemi örselenme yaşantıları gelecekte flört ilişkilerini etkileyip flört kaygısı olarak adlandırılan problemin görülmesine neden olabilmektedir. Üniversite öğrencilerinin flört kaygısı düzeylerinin çocukluk dönemi örselenme yaşantıları tarafından yordanmasını incelemek ruhsal sağlığın korunması, yaşantıların düzenlenmesi, erken müdahale açısından önem arz etmektedir. Literatürde daha çok ergen olarak kabul edilen gruplar için flört kaygısı araştırılmış ve bu gruba yönelik ölçekler kullanılmış, bu gruplar için çocukluk dönemindeki örselenme yaşantılarının yordanması çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmanın amacını üniversite öğrencilerinin flört kaygısı düzeylerinin çocukluk dönemi örselenme yaşantıları tarafından yordanması oluşturmaktadır. Bu araştırma Doğu Anadolu’daki bir ilde var olan devlet üniversitesinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören 369 üniversite öğrencisi üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma nicel yöntem kullanılarak tarama deseniyle yapılmıştır. Araştırma grubu basit rastgele örnekleme yöntemiyle oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak Flört Kaygısı Ölçeği ve Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Araştırmada flört kaygısının cinsiyet, flört durumu, anne babanın birliktelik durumu açısından farklılaşıp farklılaşmadığını Bağımsız Örneklemler İçin t Testi ile analiz edilmiştir. Flört kaygısının yaş, sınıf düzeyi, algılanan sosyoekonomik düzey, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, kardeş sayısı açısından farklılaşıp farklılaşmadığı Tek Yönlü ANOVA ile incelenmiştir. “Üniversite Öğrencilerinin Flört Kaygısı Düzeylerinin Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Tarafından Yordanması”nı belirlemek için Çoklu Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulgulara göre cinsiyet, flörtün olup olmaması, algılanan sosyoekonomik düzey, çocukluk dönemi örselenme yaşantıları değişkenleri birlikte flört kaygısı düzeyleri ile yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki vermektedir.Dating anxiety is basically defined as avoidance of the opposite sex and difficulty in finding a partner who can have a long-term relationship. Childhood abuse experiences may affect dating relationships in the future and cause the problem called dating anxiety. Examining the prediction of dating anxiety levels of university students by childhood abuse experiences is important in terms of protecting mental health, organizing experiences, and early intervention. In the literature, dating anxiety has been investigated for groups considered as adolescents and scales for this group have been used, and the prediction of childhood abuse experiences for these groups has been examined in terms of various variables. The aim of this study is to predict the dating anxiety levels of university students by childhood abuse experiences. This study was conducted on 369 university students studying in various departments at a state university in a province in Eastern Anatolia. This research was conducted with a survey design using quantitative method. The research group was formed by simple random sampling method. The Dating Anxiety Scale and Childhood Abuse Experiences Scale Short Form were used as data collection tools. In the study, whether dating anxiety differed in terms of gender, dating status, and parents' relationship status was analyzed with Independent Samples t Test. Whether dating anxiety differs in terms of age, grade level, perceived socioeconomic level, mother's education level, father's education level, and number of siblings was analyzed by One-Way ANOVA. Multiple Regression Analysis was conducted to determine the "Prediction of University Students' Dating Anxiety Levels by Childhood Abuse Experiences". According to the findings of the study, gender, whether there is dating or not, perceived socioeconomic level, and childhood abuse experiences variables together show a high and significant relationship with dating anxiety levels
The use of Islamic calligraphy in architecture of modern mosque in Turkey
Cami mimarîsi Asr-ı Saâdatten günümüze uzanan köklü bir birikime sahiptir. Osmanlı klasik devrine kadar gelişimini sürdüren cami mimarîsi, Bazilikal planlı, pâyeli camilerden, bölünmemiş mekân idealine kavuşmak için arayışlarını sürdürerek, Mimar Sinan elinde ifade gücünün zirvesini yakalamıştır. Cami mimarîsiyle bütünleşen hat sanatı, dinî mimarînin vazgeçilmez unsurlarından biri olarak günümüze kadar camilerdeki yerini almıştır. Öyle ki yazının gelişim seyrini adetâ camiler üzerinden okumak mümkündür. Hem camilerin mimarî ve hem de bu mekânlarda hattın istihdâmında geleneğin köklü birikiminden istifade etmemek bizi telafisi kolay olmayan hatalara düşürebilir; daha da kötüsü, gelecek nesillerin zihin kodlarını tahrif ederek gelecekte benliğinden uzak bir kuşak yetişmesine neden olmaktır. Bu itibarla yeni bir mimarî dili kurabilmenin yolu, mimarîye ve mimarîde hattın kullanımına ilişkin temel ilkelerin sağlıklı bir zeminde anlaşılarak hayata geçirilmesiyle mümkün olabilir. Bu konu kritik önem arz etmektedir.Mosque architecture has a deep-rooted experience dating back to the Age of Saad. Mosque architecture, which continued its development until the Ottoman classical period, reached the peak of its expressive power in the hands of Mimar Sinan by continuing its search to achieve the ideal of undivided space in basilica-planned, pillared mosques. Calligraphy, integrated with mosque architecture, has taken its place in mosques until today as one of the indispensable elements of mosque architecture. So much so that it is possible to read the development of writing through mosques. Failure to benefit from the deep-rooted knowledge of tradition in both mosque architecture and the use of calligraphy in mosques may lead us to make mistakes that are not easy to compensate for, or worse, may cause a generation to grow up in the future that is far from its own self by distorting the mental codes of future generations. In this respect, it is of critical importance to understand and implement the basic principles regarding architecture and the use of Islamic Calligraphy in architecture in order to establish a new architectural language
Kadioğlu’s Epic Poem of Abâ Muslim (Language-Analysis-Text)
Abbasi hareketinde önemli bir katkısı olan Ebû Müslim Horasânî, kişiliği ve
mücadelesi ile pek çok millet tarafından benimsenmiş bir şahsiyettir. Yaşadığı
dönemde de adından sıkça bahsettiren bu savaşçı, ölümünden sonra da pek çok
kültürün hafızasında yer edinmeyi başarmıştır. Türk, Arap, İran gibi pek çok toplum
tarafından sahiplenilmiş olan bu savaşçı, Türk kültür ve edebiyatında da önemli bir yer
kazanmıştır. Emevilerle vermiş olduğu mücadele, halk nezdinde destanlaşarak
nesilden nesile ulaşmıştır. Gerek yüksek zümrede gerekse halk kıraathanelerinde
okunup dinlenen bu destan, zamanla edebiyatta müstakil bir tür olarak Müslimnâme,
Ebû Müslim destanı ve Ebû Müslim cenknâmesi olarak anılmaya başlanmıştır.
Çalışmada Ebû Müslim destanlarından biri olan Kadıoğlu’nun kaleme aldığı ve
Ankara Millet Kütüphanesi Yazma Eserler Bölümü nr. A.4674’te kayıtlı “Dâstân-ı
Ebâ Müslim” adlı manzume incelenmiştir. 17. yüzyıla ait olduğu düşünülen bu eser,
transkripsiyonlu metin kurularak dil, edebiyat, içerik açısından ele alınmış ve metinde
geçen kelimeler dizin sözlüğünde verilmiştir.Abu Muslim Khorasani, who made a significant contribution to the Abbasid
movement, is a figure widely embraced by many nations for his personality and
struggle. This warrior, frequently mentioned during his lifetime, managed to leave a
lasting impression in the memory of various cultures even after his death. Embraced
by societies such as the Turks, Arabs, and Iranians, this warrior also holds a significant
place in Turkish culture and literature. The struggle against the Umayyads waged by
Abu Muslim Khorasani has become an epic narrative passed down from generation to
generation among the people. This epic, recited and listened to in both elite circles and
public coffeehouses, eventually evolved into a distinct literary genre known as
“muslimname,” the epic of Abu Muslim, and the war chronicle of Abu Muslim. In our
study, we examined the poem titled “Dâstân-ı Ebâ Müslim,” one of the Abu Muslim
epics written by Kadıoğlu and registered in Ankara National Library Manuscripts
Section with the number A.4674. Believed to date back to the 17th century, this work
was analyzed in terms of language, literature, and content through the establishment
of a transcribed text
Design And Development of a Device for Monitoring the Hand Movements of Parkinson's Patients and Reducing Vibration When Using Hand Tools
Parkinson hastalığı, titreme ve kas sertliği gibi motor zorluklara neden olur ve bu durumlar günlük aktiviteleri, özellikle yemek yeme gibi görevleri derinden etkiler.Hedefimiz bu zorluklara karşı hastalara yardımcı olacak bir akıllı kaşığın tasarlanmasına odaklanan özel bir çözüm sunmaktadır. Temel motivasyon, gelişmiş sensör teknolojisiyle uyarlanabilir bir kaşık geliştirmektir. Tasarlanan cihaz, Parkinson hastalarının yemek sırasındaki el hareketlerini izleyerek istemsiz titremelerin kaşığa yansımasını azaltarak yardımcı olur.
Bu tez, yemek zamanı aktiviteleri sırasında motor becerileri bozulmuş bireyler için bir mikrodenetleyici etrafında bir kontrol sistemi tasarımına odaklanmaktadır. Temel inovasyon, MPU6050 jiroskop ve ivmeölçer sensörünü cihaza sorunsuz bir şekilde entegre etme yeteneğinde yatar. Bu sayede, kaşık sapının hareketinin eğimini ve hızını doğru bir şekilde algılayabilir. Ayrıca, iki adet MG90S servomotor, kepçenin sürekli olarak düz bir konumda kalmasını sağlamak için dik açılarda stratejik bir şekilde yerleştirilmiştir. Böylece eldeki titreşimler algılandıktan sonra kaşık kepçesini kontrol eden motorlar ters yönde hareket ettirilerek kepçedeki yemeğin dökülmesi önlenmektedir.
Sistem ayrıca, titremeleri izleyerek bu verileri mobil bir uygulamaya aktarır. Bu, hastalara yardımcısız yemek yeme kolaylığı sağlarken, doktorların da hastanın durumunu ve hastalığın ilerlemesini izlemelerine olanak tanır. Bu cihaz, Parkinson hastalarının yemek yeme alışkanlıklarını değiştirerek onlara yeni bir bağımsızlık ve kendine güven kazandırma potansiyeline sahiptir.Parkinson's disease causes motor difficulties such as tremors and muscle stiffness, which profoundly affect daily activities, particularly tasks like eating. We aim to offer a specialized solution focused on designing a smart spoon to assist patients with these challenges. The primary motivation is to develop an adaptive spoon using advanced sensor technology. The designed device monitors the hand movements of Parkinson's patients during meals, reducing the impact of involuntary tremors on the spoon.
This thesis focuses on the design of a control system around a microcontroller for individuals with impaired motor skills during mealtime activities. The key innovation lies in seamlessly integrating the MPU6050 gyroscope and accelerometer sensor into the device. This allows for accurate detection of the angle and speed of the spoon handle's movement. Additionally, two MG90S servomotors are strategically placed at right angles to ensure that the scoop remains in a stable position. When vibrations are detected in the hand, the motors controlling the spoon's scoop move in the opposite direction, preventing the food from spilling.
The system also tracks tremors and transmits this data to a mobile application. This allows patients to eat without assistance and allows doctors to monitor the patient's condition and disease progression. This device has the potential to transform the eating habits of Parkinson's patients, granting them newfound independence and confidence
Parody, Pastiche, Satire, and Irony Reflectıons in Second New Poetry
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı içinde önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen İkinci Yeni şiiri, 1950’li yılların ortalarına doğru belirmeye/şekillenmeye başlamış ve etkisi günümüze kadar devam etmiştir. İlk kez Muzaffer İlhan Erdost’un neşrettiği bir yazısında ismiyle karşılaştığımız bu şiir hareketi, edebiyat araştırmacıları tarafından modernist bir çizgide değerlendirilmiştir. Şiirlerinde kendilerine özgü bir dil ve imge dünyası kuran İkinci Yeniciler, ele aldıkları konuları farklı tekniklerin yardımıyla anlam ve anlatım olanakları bakımından zenginleştirmiş ve birçok yönden çağdaş Türk şiirinde derin izler bırakmışlardır. Bu çalışmada, İkinci Yeni şiirinde parodi, pastiş, satir ve ironi gibi tür ve tekniklerin hangi amaçlar ve işlevlerde kullanıldığı, eserlerden örneklerle incelenmiştir.The Second New poetry, which is considered a milestone in Turkish literature of the Republican period, began in the mid-1950s and its influence continued until today. This poetry movement, which we encountered for the first time in an article published by Muzaffer İlhan Erdost, was evaluated such as a modernist movement by literary researchers. The poets of the Second New movement have created a distinctive language and image in their poems. They have enriched the meaning and expression possibilities with different techniques in the topics and left a significant impact on modern Turkish poetry. This study has been investigated the purposes and functions of genres and techniques such as parody, pastiche, satire, and irony in the Second New poetry, with examples from the works
Depression anger rebellion in Rasim Özdenören novels and stories
Bu çalışma Rasim Özdenören'in roman ve hikayelerindeki "buhran, öfke ve isyan"ın karakterler üzerine nasıl sirayet ettiği ele alınmıştır. Çalışmanın amacı Rasim Özdenören'in bu kavramları karakterlere nasıl ördüğünü ve yazarın hangi bakış açısıyla ele aldığı incelenmiştir. Bu kavramlar çalışılırken psikoloji kitaplarından yararlanılmıştır. Bu kavramların karakterlerin psikolojilerini nasıl şekillendirdiği ve yaşamlarına nasıl etki ettiği roman ve hikayelerinde gösterilmiştir. Rasim Özdenören buhrana düşen, öfkeye kapılan, isyan eden insanı anlatırken karakterlere bir çıkış yolu gösterir. Hayatın içinde var olan insanı bu meziyetleriyle de var eder. Bu bağlamda insanı bütün yönleriyle eserlerinde ele alır. Rasim Özdenören'in kavramlara İslam'ın penceresinden bakıp Müslüman bir bakış açısıyla buhran, öfke ve isyan kavramları üzerinden ürettiği dikkatler karakterler üzerinden tespit edilmiştir.This study examines how "depression, anger and rebellion" affect the characters in Rasim Özdenören novels and stories. The aim of the study is to see how Rasim Özdenören weaves these concepts into the characters and from what perspective the author considers them. Psychology books were used while studying these concepts. How these concepts shape the psychology of the characters and how they affect their lives is revealed in his novels and stories. Rasim Özdenören shows the characters a way out while telling about people who fall into depression, get angry and rebel. The person who exists in his life also exists with these virtues. It takes all parts of the natural human being together. Looking at Rasim Özdenören concepts from the pen of Islam, they were determined from a Muslim perspective through the characters of the attention coming from the concepts of crisis, anger and rebellion
Examination of The Suicide on The Axis of Early Maladaptive Schemas and Interpersonal Theory of Suicide
Erken dönem uyum bozucu şemalar, karşılanmamış erken dönem ihtiyaçlar ile yetişkinlikteki sorunlu davranış örüntüleri arasındaki ilişkinin altında yatan mekanizma olarak kabul edilmektedir. İntihar olgusunda da hem eylemsel hem de düşünsel açıdan erken dönem uyum bozucu şemaların etkisinin olduğu açıktır. İntihar olgusunu tanımlamaya, sınıflandırmaya ve anlamaya yönelik olarak geliştirilen çok sayıda kuram ve yaklaşım olduğu görülmektedir. Öte yandan, intihar olgusu ve erken dönem uyum bozucu şemaların kapsamlı bir intihar modeli içinde test edilmediği bilinmektedir. Bu çalışmanın öncelikli amacı, güncel intihar kuramlarından biri olan kişilerarası intihar kuramı bileşenlerinden kişilerarası ihtiyaçların aracılık ettiği bir modelde, erken dönem uyum bozucu şemaların intihar düşüncesi ve intihar olasılığına etkisini incelemektir. Ayrıca çalışmada çeşitli risk faktörleri ve koruyucu faktörlerin de belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak İntihar Olasılığı Ölçeği, Young Şema Ölçeği, Kişilerarası İhtiyaçlar Anketi, Edinilmiş İntihar Yeterliliği-Ölüm Korkusuzluğu Ölçeği ve DSM-5 Birinci Düzey Kesitsel Belirti Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya 807 kişi katılmıştır. Araştırmanın hipotezleri, gruplararası karşılaştırma testleri ve çoklu dolaylı etki modeli kullanılarak sınanmıştır. Elde edilen bulgular, erkek cinsiyet, bekar olma ve kendine zarar verme davranışında bulunmanın intihar olasılığı için risk faktörü; çocuk sahibi olma ve dini inanç sahibi olmanın ise intihar olasılığına karşı koruyucu faktör olabileceğini göstermiştir. Daha önce intihar girişiminde bulunmuş kişilerin zedelenmiş otonomi, kopukluk ve yüksek standartlar şema alanları, engellenmiş aidiyet ve algılanan yük olma, edinilmiş intihar yeterliliği ve ölüm korkusuzluğu puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Kurulan modeller, erken dönem uyum bozucu şema alanlarının intihar olasılığında yordayıcı olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular şema kuramı ve kişilerarası intihar kuramı çerçevesinde tartışılmıştır.Early maladaptive schemas are accepted as the mechanism underlying the relationship between unmet early childhood needs and problematic behavior patterns in adulthood. Early maladaptive schemas have an impact on the suicide, both attempt and ideation. There are many theories and approaches developed to define, classify and understand the suicide. On the other hand, suicide and early maladaptive schemas have not been tested within a comprehensive model. The primary aim of this study is to examine the effect of early maladaptive schemas on suicidal ideation and suicide probability in a model mediated by interpersonal needs, one of the components of interpersonal theory of suicide. It is also aimed to determine various risk factors and protective factors. Suicide Probability Scale, Young Schema Questionnarie, Interpersonal Needs Questionnaire, Acquired Capability for Suicide-Fearlessness About Death Scale and DSM-5 Level 1 Cross-Cutting Symptom Scale were used and the sample consisted of 807 participants. Hypotheses were tested using inter-group comparison tests and multiple mediation model. The findings indicate that male gender, being single, and engaging in self-harming behavior are risk factors for the suicide probability; having children and having religious beliefs may be protective factors against the possibility of suicide. Impaired autonomy, disconnection and unrelenting standards schema domains, thwarted belongingness and perceived burdensomeness, acquired capability for suicide and fearlessness about death scores of participants who have previously attempted suicide were higher. Models have shown that early maladaptive schema domains are predictive of the suicide probability. The findings were discussed within the framework of schema theory and interpersonal theory of suicide
The Role of Colonel Selahattin Adil Bey in the Defense of Antep During the Period of National Struggle
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri her bakımdan incelendiği vakit
birçok gelişmenin yaşandığı ve belki de imparatorluğun kaderinin son on yıl
içerisinde gerçekleşen siyasi ve askeri gelişmeler ile büyük ölçüde şekillendiğini
söylemek mümkündür. İşte Trablusgarp Savaşı ile başlayan bu süreç, Millî
Mücadelenin askeri safhasının sona erdiği 1922 yılına değin devam etmiştir. Hiç
şüphesiz bu 10 yıllık dönem son dönem Türk subaylarının her anlamda tecrübeler
edinerek Millî Mücadeleye hazır olmalarını ve Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliği
altında birleşerek önce askeri sonra da siyasi süreç ile birlikte Cumhuriyet’in ilanında
önemli bir etkide bulunduğu ifade etmemiz gerekir. İşte o subaylardan birisi olan ve
adını çok sıklıkla duymasak da yaptıkları ile hem 1.Dünya Savaşı öncesi ve savaş
döneminde, hem de Millî Mücadele de kritik görevlerde bulunmuş olan Selahattin
Adil Bey’in 1920 yılında Miralay yani Albay rütbesinde bizzat Genelkurmay
başkanlığı tarafından görevlendirilen 2.Kolordu Komutanlığı bünyesinde Güney
Cephesinde görevlendirilme süreci bulunmaktadır. Çalışmada Selahattin Adil Bey’in
hayatı ve askerlik süreçleri, Antep’in işgal süreçleri ile sonrasında Selahattin Adil
Bey’in Antep Savunmasında görevlendirilmesi ile Antep savunmasının başladığı
tarihten Fransızlar ile anlaşma sürecine kadar Selahattin Adil Bey’in faaliyetleri ve
rolüne bakılmıştır. Savunma sırasında kendisine şehir müdafileri tarafından
yöneltilen ağır ithamların doğru olmadığını ve elindeki imkanlarla bir mücadele
vererek kendisi hakkındaki eleştirilerin doğru olmadığını ifade etmeye çalıştık.When the final periods of the Ottoman Empire are examined in every respect,
it is possible to say that many developments took place and perhaps the fate of the
empire was largely shaped by the political and military developments that occurred
in the last decade. This process, which began with the Italo-Turkish War, continued
until 1922 when the military phase of the National Struggle ended. Undoubtedly, this
10-year period allowed the last period Turkish officers to gain experiences in every
sense, preparing them for the National Struggle and, under the leadership of Mustafa
Kemal Atatürk, to unite and have a significant impact on the declaration of the
Republic, first through the military and then through the political process. One of
these officers, although not frequently mentioned by name, played critical roles both
before and during World War I, as well as in the National Struggle. Selahattin Adil
Bey, who was assigned to the Southern Front in 1920 as a Colonel by the General
Staff within the 2nd Corps Command, is one such officer. This study examines the
life and military career of Selahattin Adil Bey, his assignment during the occupation
processes of Antep, his role and activities from the beginning of the Antep Defense
to the negotiation process with the French. We have tried to convey that the heavy
accusations directed at him by the city's defenders during the defense were
unfounded and that he struggled with the means at his disposal, showing that the
criticisms about him were not true