Fatih Sultan Mehmet Waqf University

DSpace@FSM Vakif University
Not a member yet
    5794 research outputs found

    Post-Bereavement Growth: An Examination in The Context of Grief Process, Coping Styles and Cognitive Distortions

    No full text
    Bu çalışmada yakın kaybı, çok yönlü bir bakış açısıyla incelenmesi ve kayıp sonrası büyüme olgusuna odaklanılması hedeflenmiştir. İki aşamalı yürütülen çalışmanın ilk aşamasında, Kayıp Sonrası Büyüme Ölçeği geliştirilmiştir. İkinci aşamada ise kayıp sonrası büyüme; yas süreci, başa çıkma ve bilişsel çarpıtmalar bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasındaki örneklem grubu; yakın kaybı yaşayan, kaybının üzerinden en az 3 ay ve en fazla 2 yıl geçmiş olan, 18-65 yaş arası 335 yetişkinden oluşmaktadır. İkinci aşamadaki örneklem grubunda ise aynı kriterlere göre çalışmaya dahil edilen 182 kişi yer almıştır. Kayıp Sonrası Büyüme Ölçeği’nin Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları sonucunda 26 maddelik 5 faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Ölçeğin alt boyutları şu başlıklarda belirlenmiştir: İşlevsellik, Kişisel Kaynaklar, İlişkisel Başa Çıkma, Yaşamı Anlamlandırma ve Uyum Sağlama. Çalışmanın ikinci aşamasında, analiz sonuçlarına göre hem yas belirtilerinin hem de kayıp sonrası büyümenin; cinsiyet, yaş ve kayba bağlı psikolojik sorunlar yaşama açısından farklılaştığı bulunmuştur. Bunun yanı sıra, yas belirtilerinin ayrıca medeni durum, kayba bağlı fiziksel sorunlar ve kaybın niteliği açısından da farklılaştığı tespit edilmiştir. Yordayıcı güç analizlerinde, kayıp sonrası büyüme üzerinde başa çıkmanın pozitif, bilişsel çarpıtmaların ise negatif yordayıcı etkisi olduğu görülmüştür. Yas süreci açısından ise katılımcıların travmatik deneyim puanları kontrol edildiğinde, kayıp sonrası büyümenin alt boyutlarından işlevselliğin ve uyum sağlamanın yas belirtilerini negatif yordadığı, yaşamı anlamlandırmanın ise yas belirtilerini pozitif yönde yordadığı tespit edilmiştir. Ulaşılan sonuçlar ilgili alan yazın bulguları ışığında tartışılmış ve kayıp sonrası büyümenin teşvik edilebilmesi için önerilerde bulunulmuştur.The aim of the present study was to explore bereavement from a multidimensional perspective and to focus on the phenomenon of post-bereavement growth. At the first stage of this two-staged study, the Post-Bereavement Growth Scale was developed. At the second stage, the post-bereavement growth was examined within the context of grief process, coping and cognitive distortions. Sample group of the first stage consisted of 335 adults between the ages of 18-65 who have experienced bereavement, at least 3 months and at most 2 years ago. At the second stage, the sample group consisted of 182 people who were included in the study following the same criteria. Exploratory and Confirmatory Factor Analysis, validity and reliability studies of the Post-Bereavement Growth Scale demonstrated a 5-factor structure with 26 items. The sub-dimensions of the scale were determined as: Functioning, Personal Resources, Relational Coping, Making Sense of Life and Adjustment. At the second stage of the present study, results revealed that both the symptoms of grief and post-bereavement growth differed in terms of gender, age and psychological problems related to the loss. Moreover, it was found out that symptoms of grief also differed in terms of marital status, characteristics of the loss and the physical problems suffered with respect to the loss as well. The predictive power analyses yielded coping had a positive predictive effect on post-bereavement growth whereas cognitive distortions had a negative predictive effect. Regarding the grief process, controlling for the traumatic experience scores of the participants, functioning and adjustment, the sub-dimensions of post-bereavement growth, negatively predicted grief symptoms, whereas making sense of life was found out to be a positive predictor of the grief symptoms. The results were discussed in the light of the relevant literature findings and suggestions were made in order to foster post-bereavement growth

    Semih İrteş with his Naqqash identity (1970-2023)

    No full text
    Tezhîb ve kalem işi konusunda, klasik sanatlarımızda Sema Nakışhânesi tarzı ile pek çok eser vermiş kendi alanında pek çok önemli projeye imza atmış, 2015 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı "Yaşayan insan hazineleri" ödülüne layık görülen Semih İrteş, klasik sanatlarımızda çok önemli isimlerden biridir. Halen yaşamakta olan ve pek çok talebe yetiştiren sanatçımız hakkında yeterli araştırma bulunmamaktadır. Gerek hayatını gerekse sanatını konu alan bu biyografi çalışması, Müzehhib ve kalemkâr olarak onun sanat hayatımızdaki yerini ve önemini göstermeyi hedeflemektedir. Bu çalışma Semih İrteş'in tezhîb ve kalem işi sanatlarında nakkâş olarak deneyimlerini, bakış açısını, eserlerini, meşklerini, eskizlerini ve projelerini bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında, Semih İrteş'in hayatı, eğitimi, sanat yaşamının aşamaları, babası Sabri İrteş ile başlayan ve sonrasında Ord. Prof. Süheyl Ünver, Âzâde Akar, Câhide Keskiner ile devam eden sanat eğitimi, kendisine sorulan sorular üzerinden detaylıca incelenmiştir. Kendisinin yaşayan birinci kaynak olması hasebi ile hayatı, sanatı ve eserlerine dâir bilgiler ve pek çok belge bu araştırmada bir araya getirilmiştir.Semih İrteş, who has produced many works in the Sema Nakışhanesi style in our classical arts in the field of illumination and wall illumination, has undertaken many important projects in his field, and was deemed worthy of the "Living Human Treasures" award of the Ministry of Culture and Tourism of the Republic of Turkey in 2015, is one of the most important names in our classical arts. There is not enough research about our artist who is still alive and has trained many students. This biography study, which covers both his life and his art, aims to show his place and importance in our artistic life as a Muzehhib and Kalemkâr. This study aims to bring together Semih İrteş's experiences, perspective, works, practices, sketches and projects as a naqqash in the arts of illumination and wall illumination. In the first stage of the research, Semih İrteş's life, education, stages of his artistic life, starting with his father Sabri İrteş and later Ord. Prof. The art education that continued with Süheyl Ünver, Âzâde Akar, Câhide Keskiner was examined in detail through the questions asked to him. Since he is the first living source, information about his life, art and works and many documents were brought together in this research

    Comparative Analysis of Shear Walls Without and with Openings Behavior in Reinforced Concrete Structural Systems Under Seismic Effects

    No full text
    Depreme dayanıklı bina tasarımında kat adedi arttıkça, düşey yükler ve deprem etkisindeki taşıyıcı sistemin gerekli yatay yük kapasitesini sağlamak ve yatay ötelemeleri sınırlamak için çerçeveli taşıyıcı sistemlerle beraber betonarme perde elemanların kullanımı zorunlu hale gelmektedir. Perdeler çerçevelerle beraber veya birbirine bağ kirişleriyle birleşen gruplar halinde bulunarak deprem etkilerini karşılarlar. Perdelerin birbirinden ayrık bulunması durumunda davranışları tek bir konsol perdenin davranışına benzer şekilde ortaya çıkar. Perdelerin birbirine yakın olması ve bunların kirişlerle birbirine bağlı olması durumunda konsol davranışına ek olarak çerçeve davranışı ortaya çıkar. Bu iki davranışın ortaya çıkmasında perdelerin rijitlikleri ile bağ kirişlerinin rijitlikleri etkili olur ve kirişlerin perdelere olan bağ derecesi olarak tarif edilir. Bunun yansıması olarak perdelerde deprem etkilerinde çekme ve basınç normal kuvvetleri meydana gelir. Bu durumda perdelerdeki eğilme momenti daha dengeli biçimde meydana gelir. Bu perdeler boşluksuz ve boşluklu perdeler olarak adlandırılmış olup davranışları farklı olduğu için sınırları Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018’de tanımlanmıştır. Bu çalışmada farklı kat adetlerine sahip olan binaların perdeli taşıyıcı sistemlerde deprem etkisi altındaki davranış farklılıkları irdelenmiştir. Perdeler birbirleri ile etkileşecek şekilde bulunan ve bağ kirişleri ile bağlı durumları için ilgili parametrelerinin çerçeve ve konsol davranışına olan etkileri incelenmiştir. TBDY 2018’de bağ derecesi tarif edilmiştir. Buna göre perdelerde karşılıklı etkili olduğu durumlar boşluklu perdeler ve konsol etkisinin belirgin olduğu durumlar boşluksuz perde olarak kabul edilmiştir. Bu ayırım yönetmelikte bağ derecesi katsayısına bağlı olarak kesin biçimde ayrılmıştır. Bu davranışın kesin bir katsayıya bağlı olarak ayrılmasının perde ve kirişlerin diğer parametrelerine olan bağlılığı farklı kat adetlerine sahip binalarda doğrusal ve doğrusal olmayan hesap yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Yönetmelikte verilen sınırlara göre perdelerin rijitlikleri, geometrisi, ara mesafesi ve perdeleri birleştiren bağ kirişlerinin yükseklik, rijitlik ve dayanımları yanında kesme kuvveti ve eğilme momentinin perde yüksekliği boyunca değişimi esas alınarak bağ derecesi katsayısındaki etkileri karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir.In the design of earthquake-resistant buildings, as the number of floors increases, the use of reinforced concrete shear wall elements along with framed structural systems becomes necessary to ensure the required horizontal load capacity and limit lateral displacements under vertical loads and earthquake effects. These walls, which work together with frames or in groups connected by coupling beams, resist earthquake forces. If the walls are separated, their behavior resembles that of a single cantilever wall. When the walls are close together and connected by beams, both cantilever and frame behaviors emerge. The stiffness of the walls and the coupling beams affect this interaction, defined as the degree of coupling. As a result, tensile and compressive normal forces occur in the walls under seismic effects, leading to a more balanced bending moment distribution in the walls. These walls are classified as solid or perforated, with their behaviors defined differently in the TBDY 2018. This study examines the behavioral differences of buildings with various floor numbers under seismic effects using shear wall systems. The impact of relevant parameters on the frame and cantilever behavior of walls interacting with each other and connected by coupling beams is analyzed. TBDY 2018 describes the degree of coupling. According to this, walls with significant interaction are considered perforated, while those with prominent cantilever action are considered solid. This distinction is clearly defined by a coupling coefficient in the code. The dependency of this behavior on other parameters of walls and beams is examined using linear and nonlinear analysis methods for buildings with different floor numbers. The study compares the effects on the coupling coefficient considering the stiffness, geometry, and spacing of walls, the height, stiffness, and strength of coupling beams, along with the variation of shear force and bending moment along the wall height, based on the limits specified in the code

    The Effect of School Principals’' Instructional Leadership Behaviors on Teachers' Occupational Commitment

    No full text
    Bu araştırmanın amacı devlet okullarında çalışan okul müdürlerinin öğretim liderlik davranışlarının öğretmenlerin mesleki bağlılıklarına olan etkisini incelemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı itibarıyla İstanbul'un Arnavutköy ilçesindeki kamuya ait anaokulu, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kurumlarında görev yapmakta olan ve basit tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen 431 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Şişman (2004) tarafından geliştirilen “Öğretim Liderliği Davranışları Ölçeği” ve Blau (1985) tarafından geliştirilen daha sonra Utkan ve Kırdök (2018) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Dört Boyutlu Mesleki Bağlılık Ölçeği” uygulanarak elde edilmiştir. Toplanan veriler, SPSS 23 paket programı kullanılarak normallik testi yapılmıştır. Verilerin analiz sürecinde t- test, Tek Faktörlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre öğretim liderliği öğretmenlerin cinsiyetlerine eğitim düzeylerine, yaşlarına, kıdemlerine, okul kademesine ve çalışma süresine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırma sonuçları, öğretmenlerin mesleki bağlılıklarının cinsiyet, eğitim seviyesi, yaş, kıdem ve okul kademesi gibi değişkenlere göre farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Cinsiyet temelli olarak, erkek öğretmenlerin genel mesleki bağlılıklarının kadın öğretmenlere kıyasla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Eğitim düzeyi açısından lisansüstü mezunlarının alternatiflerin sınırlılığı alt boyutunda daha yüksek mesleki bağlılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaş değişkeninde ise 41 yaş ve üstü öğretmenlerin normatif bağlılık ve alternatiflerin sınırlılığı alt boyutlarında daha yüksek bağlılık algıladığı görülmüştür. Mesleki kıdem açısından ise 41 yıl ve üstü kıdeme sahip öğretmenlerin genel mesleki bağlılıklarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Okul kademesi bakımından ise anaokulu ve ilkokul öğretmenlerinin duygusal bağlılık ve alternatiflerin sınırlılığı alt boyutlarında daha yüksek bağlılık gösterdiği bulunmuştur. Çalışma süresi değişkeninde ise anlamlı bir farklılık belirlenmemiş olup, normatif bağlılık alt boyutunda 6-15 yıl arası çalışan öğretmenlerin daha fazla bağlılık gösterdiği görülmüştür. Yine bulgulara göre okul müdürlerinin öğretim liderliği ile öğretmenlerin mesleki bağlılıkları arasında orta düzeyde pozitif ilişki olduğu ortaya çıkmış en yüksek korelasyon ise duygusal mesleki bağlılık alt boyutunda belirlenmiştir. Son olarak araştırmanın bulguları okul müdürlerinin öğretim liderliği davranışları, öğretmenlerin mesleki bağlılıklarını pozitif ve olumlu yönde yordadığını göstermiştir.The purpose of this study is to examine the effect of instructional leadership behaviors of school principals working in public schools on teachers' occupational commitment. The research was conducted according to the relational survey model, one of the quantitative research methods. The sample of the study consists of 431 teachers working in public kindergarten, primary school, secondary school and secondary education institutions in Arnavutköy district of Istanbul as of the 2023-2024 academic year and selected by simple random sampling method. The data of the study were obtained by applying Personal Information Form, "Instructional Leadership Behavior Scale" developed by Şişman (2004) and "Four Dimensional Occupational Commitment Scale" developed by Blau (1985) and later adapted into Turkish by Utkan and Kırdök (2018). The collected data were tested for normality using the SPSS 23 package program. In the data analysis process, t-test, Single Factor Analysis of Variance (ANOVA), Pearson Correlation Analysis, Simple Linear Regression analysis were performed. According to the findings of the study, no significant difference was found in instructional leadership according to teachers' gender, educational level, age, seniority, school level and working time. The results of the study revealed that teachers' occupational commitment differs according to variables such as gender, education level, age, seniority and school level. On the basis of gender, male teachers were found to have higher general occupational commitment than female teachers. In terms of education level, it was found that postgraduate graduates showed higher occupational commitment in the sub-dimension of limitation of alternatives. In the age variable, it was observed that teachers aged 41 years and above perceived higher commitment in normative commitment and limitation of alternatives sub-dimensions. In terms of professional seniority, it was determined that teachers with a seniority of 41 years and above had higher general occupational commitment. In terms of school level, it was found that kindergarten and primary school teachers showed higher levels of commitment in affective commitment and limitation of alternatives sub-dimensions. There was no significant difference in the variable of length of service; however, it was observed that teachers working between 6-15 years showed more commitment in the normative commitment sub-dimension. According to the findings, there was a moderate positive correlation between principals' instructional leadership and teachers' occupational commitment, and the highest correlation was found in the emotional occupational commitment sub-dimension. Finally, the findings of the study showed that principals' instructional leadership behaviors positively and positively predicted teachers' occupational commitment

    The chapter on the science of kiyafeth in Hocazade Muhammed Rasim Hikmet's Hab-name (review-textdictionary-index)

    No full text
    Çalışmamızın konusu; on dokuzuncu yüzyılda yaşamış, döneminde kadılık ve hakimlik yapmış; şair, müellif ve müstensih kimliğiyle ön plana çıkmış Hoca-zâde Muhammed Rasim Hikmet'in "Hab-nâme" adlı eseridir. Dinî-tasavvufî nitelikli bir çalışma olan Hocazâde Muhammed Râsim Hikmet'in Hab-nâme adlı eserinde birden çok türe yer verilmiştir. Yapılan literatür taramalarında "Hab-nâme"ler ile birçok çalışmanın mevcudiyeti görülmüştür. Üzerinde inceleme yapacağımız bu çalışmada ise tezin içeriğini oluşturan Kıyafet-nâme, Firaset-nâme, Tasavvufi kavramlar, anlatılan kıssa ve nasihatlar bağlamında eserin siyasetname türleri içerisindeki önemi ve değeri tespit edilecektir. Mezkur bölümde eser; din, tarih ve edebiyat başlıkları altında disiplinler arası yöntemle tetkik edilecektir. Bu çalışma ile birlikte eserdeki ilm-i kıyafet ve ilm-i firaset konularını tanıtma, aynı türde yapılan çalışmalarla ortak yönlerini ve farklılıklarını ortaya koyma ve metnin Latin harflerine aktarılması vasıtasıyla daha çok okuyucuya ulaşmayı sağlama hedeflenmektedir. Yapılan ön çalışmada tek nüshası İstanbul Üniversitesi Nâdir Eserler Kütüphanesi'nde Türkçe Yazmalar Bölümü T6739 numarayla kayıtlı bulunan Hab-nâme-yi Râsim, adlı eserin katalog taraması yapılıp, metnin ilgili kısımlarının görüntüsü elde edilmiştir. Ayrıca Hocazâde Muhammed Râsim'in çalışmamıza konu olacak olan eseri dışındaki çalışmalar ve bu eserler üzerine yapılmış olan lisansüstü tezler tespit edilmiştir. Bunun yanında Klasik Türk Edebiyatı'nda "Kıyafet-nâme, Firaset-nâme, Nasihatnâme ve Siyasetnâme " ile ilgili yapılmış olan çalışmalar da toplanmıştır. Konu ile ilgili planlanan çalışma yöntemi şu şekildedir: İlk olarak Klasik Türk Edebiyatında "Kıyafet-nâme" ile ilgili yapılmış olan çalışmalar, Hocazâde Muhammed Râsim ve eserleri ile ilgili edinilen metinler incelenecektir. Bu incelemelerden elde edilen verilerin tezin giriş kısmında sunulması planlanmaktadır. Ardından tezin esas merkezi olan "Habnâme-yi Râsim Hikmet" İnceleme- Metin- Sözlük-Dizin olarak ele alınacak ve metin Latin harflerine çeviri yazı ile aktarılacaktır. Metin çeviri yazıya aktarılırken başta "iktibaslar" olmak üzere metnin muhtevasında bulunan Arapça ve Farsça kelimeler de aktarılacak, bu sözcükler ile ilgili bilgiler dipnotlarda verilecek ve yine bu sözcükler dipnotlarda Türkçe'ye aktarılacaktır. Sonuç bölümünde eserin isminden ziyade, tezimizin kapsamı içeriğinde bahsedilen konu ve türlerle ile ilgili genel tespitler ifade edilecek ve bu eserin diğer kıyafet-nâmeler içindeki yeri ve önemi hakkında bilgi verilecektir.SUMMARY The subject of our study; lived in the nineteenth century, worked as a judge and judge in his time; "Hab-name" is the work of Hoca-zâde Muhammed Rasim Hikmet, who came to the forefront with his poet, author and copyist identity. More than one genre is included in Hocazâde Muhammed Râsim Hikmet's Hab-nâme, which is a religious-mystical work. In the literature review, it has been seen that there are many studies with "Hab-names". In this study, on which we will examine, the importance and value of the work in the types of politics will be determined in the context of Giyim-name, Firaset-name, Sufi concepts, the stories and advices that constitute the content of the thesis. The work in the aforementioned section; will be examined with an interdisciplinary method under the titles of religion, history and literature. With this study, it is aimed to introduce the subjects of ilm-i dress and ilm-i firaset in the work, to reveal the common aspects and differences with studies of the same type, and to reach more readers by transferring the text to Latin letters. In the preliminary study, the catalog of the work Hab-nâme-yi Râsim, whose only copy is registered with the Turkish Manuscripts Department in the Istanbul University Rare Works Library with the number T6739, was scanned and the image of the relevant parts of the text was obtained. In addition, studies other than Hocazâde Muhammed Râsim's work, which will be the subject of our study, and graduate theses on these works have been identified. In addition, studies on "Kıyafet-nâme, Firaset-name, Advice and Siyahname" in Classical Turkish Literature were also collected. The planned study method on the subject is as follows: First of all, the studies on "Kıyafet-nâme" in Classical Turkish Literature and the texts about Hocazâde Muhammed Râsim and his works will be examined. It is planned to present the data obtained from these examinations in the introduction part of the thesis. Then, "Habnâme-yi Râsim Hikmet", which is the main center of the thesis, will be handled as Analysis-Text-Dictionary-Index and the text will be translated into Latin letters. While translating the text into translation, Arabic and Persian words in the content of the text, especially "quotes", will also be quoted, information about these words will be given in footnotes and these words will be transferred to Turkish in footnotes. In the conclusion part, rather than the name of the work, general determinations about the subject and genres mentioned in the scope of our thesis will be expressed and information will be given about the place and importance of this work in other clothing-names

    Celî Divânî Hattının Tarihsel Gelişimi ve Kullanım Alanları

    No full text
    Hat sanatının çeşitleri arasında bulunan Celî Divânî, aklâm-ı sitte ‘den sonra çıkmış ve Divân-ı Hümâyun’da gelişme göstermiş bir yazıdır. Celî Divânî ilk başlarda sadece padişah divânında yazılmış resmî yazışmalar için kullanılmıştır. Başlarda sarayın dışında çok fazla yazılmayan Celî Divânî yazının sanat yazısı olarak sayılması çeşitli levhalarda kullanılmaya başlanmasından sonra olmuştur. Padişah buyruklarının yazıldığı bu yazının harflerinin kıvrımlı oluşu ve tezyîni niteliklere sahip süslemelerin harfler arasına yerleştirilmesiyle zamanla sanat için önemli gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Fermanlarda, beratlarda kullanılan bu yazı zamanla levhalarda, kağıt paralarda kullanılmaya başlanmıştır. Celî Divânî, daha önceden birkaç genel araştırma ile bazı harflerin belli özellikleri ile ele alınarak incelenmesi dışında detaylı olarak ele alınmamıştır. Bu tezde Celî Divânî’nin menşei, hat sanatı açısından mahiyeti ve hattatlarının ortaya koymuş oldukları gelişimleri anlatılarak yazının tanıtılması amaçlanmıştır.Diwani Jelli, which is among the varieties of calligraphy, is a writing that emerged after aklâm-ı sitte and developed in Dîwanı Hümayun. Diwani Jelli was initially used only for official correspondence written in the sultan's divan. Diwani Jelli script, which was not written outside the palace at first, was considered as an art script after it started to be used on various plates. This script, in which the sultan's orders were written, brought important developments for art in time with its curved letters and the placement of ornaments with ornamental qualities between the letters. This script, which was used in edicts and certificates, started to be used on plates and coins in time. Diwani Jelli has not been dealt with in detail before, except for a few general researches and examinations of some letters with certain features. In this thesis, it is aimed to introduce the writing by explaining the origin of Diwani Jelli, its nature in terms of calligraphy and the developments of calligraphers

    The effect of Acaibü'l- Mahlûkât genre on 16th and 17th century Ottoman geographical works

    No full text
    Osmanlı coğrafya çalışmaları başlangıçta Arap ve Fars eserleri etkisi altında kalarak XV. yüzyılını geçirmiştir. Arapça ve Farsça eserleri tanımaya çalışan Osmanlı müellifleri XVI. yüzyılda tercüme faaliyetleri ile ilgilenmiştir. Bu yüzyılda tercüme faaliyetleri dışında seyahatname, monografi ve risâle türünde eserler kaleme alınmıştır. XVI. ve XVII. yüzyıllarda Osmanlı coğrafyacıları eserlerini kaleme alırken kaynak olarak pek çok eser kullanmışlardır. Acâibü'l-mahlûkât türü eserler de bu kaynaklar arasında önemli bir yer edinmiştir. Osmanlı müellifleri bu türde yazılan eserleri ortak ya da müstakil şekilde kullanmışlardır. XVI. ve XVII. yüzyıllarda acâibü'l-mahlûkât türünü kaynak olarak kullanan Osmanlı müellifleri Mustafa b. Ali El-Muvakkit, Sipâhîzâde Mehmed, Mehmed Suûdi Efendi, Âşık Mehmed, Gelibolulu Mustafa Âli ve Kâtib Çelebi'dir. Acâibü'l mahlûkât türüne dair eserleri en yoğun kullanan ise Tuhfetü'z-zamân'ın müellifi Mustafa b. Ali ile Menâzırü'l-Avâlim'in müellifi Âşık Mehmed'dir. Osmanlı coğrafya eserlerinde su kaynakları, dağlar, yeryüzü, hayvanlar, şehirler, hikayeler ve daha farklı konulara yer verilmiştir. Bu sebeple oldukça geniş bir coğrafî bilgi aktarımı yapılmıştır.Geography studies in the Ottoman Empire started under the influence of the East. In the 15th century, Ottoman authors who tried to get acquainted with Arabic and Persian works started translation activities in the 16th century. In addition to translation activities, monographs and treatises were written in this century. In the 16th and 17th centuries, Ottoman geographers used many works as sources while writing their works. Works of the genre of acâibü'l-mahlûkât written in Eastern sources were also included. Ottoman authors used the works written in this genre either jointly or independently. In the 16th and 17th centuries, the Ottoman authors who used the genre of Acâibü'l-Mahlûkât as a source were Mustafa b. Ali el-Muvakkit, Sipâhîzâde Mehmed, Mehmed Suûdi Efendi, Âşık Mehmed, Gelibolulu Mustafa Âli and Kâtib Çelebi. Mustafa b. Ali, the author of Tuhfetü'z-Zamânand Âşık Mehmed, the author of Menâzırü'l-Avâlim, were the most intensive users of works in the genre of Acâibü'l-Mahlûkât. Ottoman geographical works include water sources, mountains, land, animals, cities, stories and other subjects. For this reason, a wide range of geographical information was conveyed

    İsmail Lütfi Çakan's life, works and contributions to hadith teaching

    No full text
    Cumhuriyet döneminden itibaren Türkiye'deki hadis çalışmaları her geçen yıl artarak devam etmiştir. İlahiyat fakültelerinin kurulması ve buralarda hadis anabilim dallarının teşekkülü, çok sayıda akademisyenin yetişmesine vesile olmuş ve on binlerle ifade edilecek tez, makale ve kitap çalışmalarını meydana getirmiştir. Yetiştirdiği talebeleri ve yazdığı eserleri ile hadis sahasına katkısı olan akademisyenlerden biri de İsmail Lütfi Çakan'dır. Bu çalışma, Çakan'ın hayatını, akademik kariyerini, eserlerini ve hadis öğretimindeki metot ve sistemini inceleyerek, onun Türkiye'deki hadis öğretimine katkılarını ve ortaya koyduğu akademik mirası değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Üç bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde, İsmail Lütfi Çakan'ın hayatı, eğitimi ve akademik kariyeri hakkında bilgi verilmektedir. Bu bölümde özellikle Çakan'ın çeşitli görev ve akademik çalışmaları üzerinde durulmuş ve bunlardan hareketle ilmi kişiliği ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Çakan'ın yazdığı eserler detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Eserlerinin hadis ilmine katkıları, içerik ve yöntem açısından değerlendirilmiş, eserleri üzerinden fikir dünyası, bireye ve topluma bakışı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise İsmail Lütfi Çakan'ın hadis öğretimine olan katkıları ele alınmıştır. Bu kapsamda, Çakan'ın hadis usulüne yönelik çalışmaları, akademik faaliyetleri, öğretim yöntemleri, tercüme ve yorum faaliyetleri incelenmiş ve hadis yorumculuğu tahlil edilmiştir. Hadis okutma faaliyetleri, eğitim metodu, yenilikçi yöntemleri ile güncel içtimai hadis yorumculuğu değerlendirilmiştir.Throughout the Republican period, the study of hadiths in Turkey has experienced a consistent and incremental expansion. The establishment of theology faculties and the formation of hadith departments in Turkey has led to a significant increase in the production of academic research, with tens of thousands of theses, articles, and books being produced by trained scholars. İsmail Lütfi Çakan is a notable academician who has made significant contributions to the field of hadith through his written works and the training of students, leaving a lasting impact on the study of hadith in Turkey. This study seeks to assess the academic impact and legacy of İsmail Lütfi Çakan by analyzing his life, academic career, written works, and pedagogical methods and systems in hadith education, providing a comprehensive evaluation of his contributions to hadith teaching in Turkey. This study is divided into three parts, which provide a comprehensive overview of İsmail Lütfi Çakan's life, academic career, and scholarly contributions. The first part explores his life, education, and duties, revealing his scholarly personality. The second part delves into the content and methodology of his written works, evaluating their impact on the science of hadith and examining his worldview and perspectives on individuals and society. The third part focuses on Çakan's contributions to hadith teaching in Turkey, highlighting his pedagogical methods and systems. This comprehensive examination of İsmail Lütfi Çakan's academic endeavors encompasses a thorough analysis of his research on hadith methodology, academic activities, teaching methods, translation, and interpretation endeavors, as well as an in-depth evaluation of his hadith interpretations within the context of his studies, all while scrutinizing his approaches, innovative methods, and contemporary social hadith interpretations

    Palmiye yaprak saplarının inşaat malzemesi olarak kullanımı

    No full text
    Antik çağda, uluslar kendi eşsiz medeniyetlerini yaratmak için kaynaklarını kullandılar. Gerçek bir varoluşu korumak için kültürel kökenlerimizle yeniden bir bağ kurmamız ve doğal kaynakları kullanmak için modern yaşamımızda erişilebilir olan çeşitli yaklaşımlardan yararlanmamız çok gereklidir. Bu araştırma, bu amaca ulaşmak amacıyla deneysel bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma ile amaç, palmiye yaprak saplarının çağdaş mimaride nasıl etkili bir şekilde kullanılabileceğini araştırmaktır. Palmiye yaprak saplarının sürdürülebilir bir malzeme olarak çağdaş mimaride verimli bir şekilde kullanılabileceğini göstermek amacıyla literatür taraması, laboratuvar deneyleri, vaka çalışması ve maliyet analizi yapılmıştır. Araştırma şu ana soruyu ele alıyor: "Palmiye yaprak sapları modern mimaride nasıl verimli bir şekilde kullanılabilir?" fiziksel, kimyasal ve mekanik özelliklerinin yanı sıra inşaattaki pratik uygulamalarının kapsamlı bir analizi yoluyla. Çalışma, palmiye yaprak saplarının alternatif olarak tanıtılması için bağlam sağlayan Orta Doğu ve Afrika'daki geleneksel yapı malzemelerinin incelenmesiyle başlıyor. Palmiye ağaçlarının anatomisine ve bu türlerin küresel dağılımına ilişkin ayrıntılı bir araştırma, palmiye yaprak saplarının özelliklerinin ve inşaattaki mevcut kullanımlarının derinlemesine analizine zemin hazırlayarak bunu takip eder. Palmiye yaprak saplarının sağlamlığını ve dayanıklılığını değerlendirmek için laboratuvar testleri yapıldı ve sonuçlar çeşitli mimari uygulamalar için umut verici potansiyeli gösterdi. Araştırma, çimento harcı, iskele ve tek katlı kemerli binalara dahil edilmeleri de dahil olmak üzere modern inşaatta palmiye yaprak saplarının yenilikçi kullanımlarını araştırıyor. Vaka çalışmaları, palmiye yaprak saplarının cephelerde, çatı kaplamalarında, döşemelerde ve duvarlarda pratik uygulamasını göstermektedir. Bir maliyet-fayda analizi, palmiye yaprak saplarını geleneksel yapı malzemeleriyle karşılaştırarak potansiyel ekonomik avantajları vurgular. Tez ayrıca sürdürülebilir mimaride palmiye yaprak saplarını kullanmak için teknik zorlukları ve gelecekteki yönleri ele almaktadır. Mimari, dini, çevresel ve ekonomik yönleri inceleyerek, bu araştırma palmiye yaprak saplarının modern inşaat uygulamaları üzerindeki potansiyel etkisine bütünsel bir bakış açısı sunmaktadır. Bu çalışmanın bulguları, sürdürülebilir yapı malzemeleri konusunda artan bilgi birikimine katkıda bulunmakta ve çevre dostu inşaat alternatifleriyle ilgilenen mimarlar, mühendisler ve politika yapıcılar için değerli bilgiler sunmaktadır. Bu araştırma, palmiye yaprak saplarının modern mimaride daha fazla araştırılmasının ve uygulanmasının önünü açarak, palmiye ağaçlarının bol olduğu bölgelerde sürdürülebilir bina uygulamalarında potansiyel olarak devrim yaratıyor.During the ancient era, nations made use of their resources in order to create their own unique civilizations. In order to preserve a genuine existence, it is very necessary for us to reestablish a connection with our cultural origins and make use of the various approaches that are accessible in our modern life to utilizing natural resources. This research was carried out as an experimental endeavor with the purpose of achieving this objective. Through this research, the goal is to investigate how palm petioles might be utilized in contemporary architecture in an effective manner. For the purpose of demonstrating that palm petioles may be exploited efficiently in contemporary architecture as a sustainable material, a literature review, laboratory experiments, case study and cost analysis were carried out. The research addresses the main question: "How can palm petioles be used in modern architecture efficiently?" through a comprehensive analysis of their physical, chemical, and mechanical properties, as well as their practical applications in construction. The study begins with an examination of traditional building materials in the Middle East and Africa, providing context for the introduction of palm petioles as an alternative. A detailed investigation into the anatomy of palm trees and the global distribution of these species follows, setting the stage for an in-depth analysis of palm petioles' properties and their current uses in construction. Laboratory tests were conducted to assess the strength and durability of palm petioles, with results indicating promising potential for various architectural applications. The research explores innovative uses of palm petioles in modern construction, including their incorporation in cement mortar, scaffolding, and one-floor arch buildings. Case studies demonstrate the practical implementation of palm petioles in facades, roofing, flooring, and walling. A cost-benefit analysis compares palm petioles to traditional building materials, highlighting potential economic advantages. The thesis also addresses technical challenges and future directions for utilizing palm petioles in sustainable architecture. By examining architectural, religious, environmental, and economic aspects, this research provides a holistic view of the potential impact of palm petioles on modern construction practices. The findings of this study contribute to the growing body of knowledge on sustainable building materials and offer valuable insights for architects, engineers, and policymakers interested in eco-friendly construction alternatives. This research paves the way for further exploration and implementation of palm petioles in modern architecture, potentially revolutionizing sustainable building practices in regions where palm trees are abundant

    An Examination of Preschool Children's Perspectives on the Concepts of War and Peace

    No full text
    Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının savaş ve barış kavramına bakış açılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında eğitime devam eden, 64- 78 aylık yüksek sosyo-ekonomik düzeyden 30 öğrenci (16 erkek, 14 kız) ve düşük sosyo-ekonomik düzey grubunda 30 çocuk (14 erkek, 16 kız) yer almıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim deseni kullanılmıştır. Veri toplama araçları ise Çocuk Demografik Formu, Çocuk Görüşme Soruları, Resimli Hikâye Kitapları ile savaş ve barış kavramlarına ilişkin çizilen resimlerden oluşmaktadır. Araştırma süreci, hikâye kitaplarının okunması, savaş ve barış kavramları ile ilgili görüşme yapılması ve çocuklara resim çizdirilmesi ile tamamlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, savaş kavramına ilişkin alt temalar; şiddet, savaş araç-gereçleri, ölüm, olumsuz duygular, savaş terminolojisi, savunmak, kötülük ve olumsuz olaylar; barış kavramına ilişkin alt temalar ise kardeşlik, iyi oluş, iyilik, sosyal iletişim, nezaket davranışları, içsel barış, gök cisimleri, okul, oyun, doğa sevgisi, müzik, mutluluk, uzlaşmak ve erdemli olmak olarak belirlenmiştir. Ayrıca çocuklar, savaş kavramını savaşmak, kavga etmek, kötü hissetmek ve ölüm; barış kavramını ise iyi olmak, birlikte olmak ve barışmak olarak belirtmişlerdir. Okul öncesi dönem çocukları, savaş ve barış kavramına bakış açılarını çizdikleri resimler yoluyla ifade etmişlerdir. Barış resimlerinin, savaş resimlerine göre düşüncelerini daha iyi aktardıkları belirlenmiştir. Savaş kavramı ile ilgili sorularda çocuklar, savaşın nedenlerini açıklayarak savaşın olmamasını mutlu bir yer olarak ifade etmişlerdir. Ayrıca barış kavramı ile ilgili sorularda ise barışın olması için neler yapılması gerektiğini ve barış olmasaydı dünyanın kötü bir yer olacağını belirtmişlerdir.This study aims to examine the perspectives of preschool children on the concepts of war and peace. The study group consists of 30 students (16 boys, 14 girls) from a high socioeconomic level and 30 students (14 boys, 16 girls) from a low socioeconomic level, all aged between 64-78 months, attending school in the Küçükçekmece district of Istanbul during the 2023-2024 academic year. In the research, the phenomenology design, one of the qualitative research methods, was used. The data collection tools included the Child Demographic Form, Child Interview Questions, Picture Storybooks, and drawings related to the concepts of war and peace. The research process was completed by reading storybooks, conducting interviews about the concepts of war and peace, and having the children draw pictures. As a result of the study, the sub-themes related to the concept of war were identified as violence, war tools, death, negative emotions, war terminology, defense, evil, and negative events; while the sub-themes related to the concept of peace were identified as brotherhood, well-being, kindness, social communication, acts of kindness, inner peace, celestial bodies, school, play, love of nature, music, happiness, reconciliation, and virtue. Additionally, the children defined the concept of war as fighting, quarreling, feeling bad, and death; and the concept of peace as being good, being together, and making peace. Preschool children expressed their perspectives on the concepts of war and peace through the drawings they created. It was determined that the children conveyed their thoughts more effectively in their peace-themed drawings compared to their war-themed drawings. In response to questions about the concept of war, the children explained the reasons for war and described a place without war as a happy place. Furthermore, in response to questions about the concept of peace, the children mentioned what should be done to ensure peace and noted that the world would be a worse place without peace

    3,224

    full texts

    5,794

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace@FSM Vakif University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇