5173 research outputs found
Sort by
The relationship between CMV reactivation, anti-cytokine treatment and mortality in critical COVID-19 patients
Objective: To examine the use of anti-cytokine treatment in critical COVID-19 patients and their association with the frequency of CMV cases, viral load level, and mortality in these patients. Methods: This is a retrospective study. A total of 170 critical and/or intensive care patients with COVID-19 admitted to Hisar Hospital Intercontinental from March 15, 2020, to December 31, 2021 were divided into the use of anti-cytokine treatment group and the no anti-cytokine treatment group. Furthermore, the relationship between CMV reactivation, mortality and anti-cytokine treatment in patients was also examined. Results: A total of 170 critical COVID-19 patients were included in the study, three of them were excluded. One hundred sixty seven were included in the study of which 38 (22.7%) were found to be CMV DNA positive. As an anti-cytokine treatment, it was observed that tocilizumab was used in 53 patients, anakinra was used in 27 patients, and no anti-cytokine treatment was used in 77 patients. CMV positivity in patients treated with anti-cytokines (31.11%) was found to be significantly higher than in patients who were not treated with it (16.88%) (p:0.033). Furthermore, it was determined that anti-cytokine treatment significantly decreased mortality (p: 0.003) and that there was no significant relationship between CMV reactivation and mortality (p: 0.399). Conclusion: Even though CMV reactivation was high in critical COVID-19 patients who received anti-cytokine treatment, decrease in mortality were observed with early diagnosis and effective treatment. Therefore, CMV infection should be considered in patients receiving immunosuppressive treatment
COVİD-19 PANDEMİ KRİZİNİN TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNE SEKTÖREL ETKİLERİ: BIST SEKTÖR ENDEKSLERİ ÖRNEĞİ
İlk olarak Aralık 2019’da Çin’de ortaya çıkan Covid-19 salgını kısa bir süre içinde dünyanın genelini etki altına almıştır. Bu salgın ortaya çıktığı ülkelerde sadece insan sağlığına değil, aynı zamanda küresel ekonomiye de zarar vermeye başlamıştır. Dolayısıyla, dünya ülkelerinin ekonomilerinde ciddi anlamda arz ve talep yönlü daralmalara yol açmıştır. Doğal olarak, sektörler de bu durumdan kendi karakteristik özellikleri ölçüsünde farklı bir şekilde etkilenmişlerdir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Covid-19 pandemi krizinin Borsa İstanbul (BİST) endeksindeki Gıda, Hizmet, Teknoloji, Toptan Satışlar-Perakende Ticaret, Elektrik ve Ulaştırma sektörleri üzerindeki etkisini zaman serisi analizi ile incelemektir. Bu doğrultuda, analizde etki değişkeni 17.03.2020–31.05.2022 dönemine ait günlük aktif vaka sayıları, tepki değişkenleri ise BİST sektör endekslerinden oluşmaktadır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin analizinde ADF ve Zivot-Andrews birim kök testleri uygulanarak değişkenlerin düzeyde durağan olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini belirlemek amacıyla Vektör Otoregresif (VAR) modeline dayalı Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Çalışma bulguları, Covid-19 pandemisinden Gıda, Hizmet, Teknoloji, Toptan Satış-Perakende Ticaret, Elektrik ve Ulaştırma sektörlerine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğunu ve aynı zamanda bu sektörlerin aktif vaka sayısındaki değişime farklı tepkiler verdiğini ortaya koymaktadır
An antenna array utilizing slotted conductive slab: inspired by metasurface and defected ground plane techniques for flexible electronics and sensors operating in the millimeter-wave and terahertz spectrum
This paper describes an innovative design of an antenna array that is metamaterial inspired using sub-wavelength slots and defected ground structure (DGS) for operation over millimeter-wave and terahertz (THz) spectrum. The proposed antenna array consists of a 2 x 4 array of conductive boxes on which are implemented rectangular slots. The presence of dielectric slots introduces resonant modes within the structure. These resonant modes result in enhancing the electromagnetic fields within the slots, which radiate energy into free space. The resonant frequencies and radiation patterns depend on the specific geometry of the slots and the dielectric properties. The antenna array is excited through a single microstrip line. The radiating elements in the array are interconnected to each other with a microstrip line. Unwanted mutual coupling between the radiating elements can degrade the performance of the antenna. This was mitigated by defecting the ground plane with rectangular slots. It is shown that this technique can enhance the array's reflection coefficient over a wider bandwidth. The array was constructed on polyimide substrate having dielectric constant of 3.5 and thickness of 20 mu m. The design was modelled, and its performance verified using an industry standard electromagnetic package by CST Studio Suite. The proposed array antenna has dimensions of 20 x 10 mm2 and operates between 80 and 200 GHz for radiation gain better than 4 dBi and efficiency above 55%. The peak radiation gain and efficiency are 7.5 dBi and 75% at 91 GHz, respectively. The operational frequency range of the array corresponds to a fractional bandwidth of 85.71%.CONEX-Plus programme - Universidad Carlos III de Madrid; European Union's Horizon 2020 research and innovation programme under the Marie Sklodowska-Curie grant [801538]; Ministerio de Ciencia, Innovacion y Universidades, Gobierno de Espana (Agencia Estatal de Investigacion, Fondo Europeo de Desarrollo Regional -FEDER-, European Union) [PID2021-127409OB-C31 CONDOR]Dr. Mohammad Alibakhshikenari acknowledges support from the CONEX-Plus programme funded by Universidad Carlos III de Madrid and the European Union's Horizon 2020 research and innovation programme under the Marie Sklodowska-Curie grant agreement No. 801538. Besides above, this work was supported by Ministerio de Ciencia, Innovacion y Universidades, Gobierno de Espana (Agencia Estatal de Investigacion, Fondo Europeo de Desarrollo Regional -FEDER-, European Union) under the research grant PID2021-127409OB-C31 CONDOR
Kargasabunu’nda Sözlü Kültürden Alınan İlhamın “Ekofolklor”a Dönüşümü
19. yüzyılda halk bilimi disiplininin doğuşunu hazırlayan ilk çalışmalar kırsalda yapıldığı için folklorun araştırma sahası olarak köyler ve kasabalara odaklanılması gerektiğini varsayan bir yaklaşım, hem dünyada hem de Türkiye’de halk bilimi disiplininde yürütülen çalışmalarda uzun müddet hâkim bakış açısı olarak benimsenmiştir. Zaman içinde kentlerin hızlı bir biçimde büyümesi ve küreselleşmenin büyük kentlerde etkisini göstermesinden ötürü yerel kültürlerin yaşamasına karşı tehdit oluşturduğunun düşünülmesi sebebiyle önceden yayılma ve yaşama alanı “kırsal”la sınırlandırılan folklorun kentlerde kaybolduğu, kırsalda da unutulmaya başladığı algısı doğmuştur. Hâlbuki modern yazarların eserlerinde folklor unsurlarının onların kurgu dünyasını zenginleştirerek metinlere farklı bir derinlik kazandırdığı görülmekte, böylece hem folklorun hem de sözlü anlatı geleneğinin çeşitli tekniklerinin modern edebiyatın eserleri aracılığıyla gelecek nesillere aktarıldığı/hatırlatıldığı gözlemlenmektedir. Bilindiği üzere, modern Türk edebiyatında da hikâyelerinde ve/veya romanlarında eserlerini Türk folklorundan ilham aldığı unsurlarla besleyen başarılı yazarlar bulunmaktadır. Bu bildiride 1990 sonrası Türk öykücülüğünün öne çıkan yazarlarından Faruk Duman’ın 2023’te yayımlanan Kargasabunu kitabındaki hikâyelerde yazarın okurlarına tanıttığı/hatırlattığı halk bilimi unsurları tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, Duman’ın söz konusu kitaptaki hikâyeleri anlatı teknikleri açısından değerlendirilerek yazarın üslubunun bu hikâyelerde modern hikâyeden uzaklaşarak masal ve halk hikâyesi türlerine yaklaştığı, ancak üslubu sözlü edebiyat geleneğine yaklaşırken yazarın doğanın tahrip edilmesi gibi güncel meselelere dikkat çektiği, böylece aslında küresel bir sorunu yerel folklor unsurlarından ve sözlü kültürümüzden faydalanarak tartıştığı gösterilmiştir. Kargasabunu’nun modern insanın sözlü edebiyat geleneğine halen ihtiyaç duyduğunu gösteren bir öykü kitabı olduğuna dikkat çekilerek Duman’ın bu hikâyeler aracılığıyla okura hangi mesajları vermeye çalışmış olabileceği tartışılmıştır. Hikâyeler ekoeleştiri ve uygulamalı halk bilimi kuramlarından destek alınarak incelenmiştir. Çalışmanın sonunda Kargasabunu’nun güncel çevre sorunlarını Türk folklorunun ve sözlü edebiyatın çeşitli unsurları ve araçlarından destek alarak işlemesi sebebiyle ekofolklorik bakışı yansıtan bir eser olduğu anlaşılmıştır
Occupational safety and health in gender focus: An assessment of working women in Turkey
Work life is an area where unequal practices are experienced in many dimensions. The most well-known application of inequality emerges in the gender dimension. It is known that women are exposed to discrimination due to their gender in the work life and have to struggle with inequality. Undoubtedly, the reflections of this disadvantaged situation associated with gender in the work related to occupational safety and health are too important to be ignored. When the literature is examined, it is seen that studies conducted to evaluate the place of women in occupational safety and health are limited. From this point of view, although the situation of women participating in the work life in Turkey does not reveal a positive picture in terms of quantity, the issue of what the situation is in terms of occupational safety and health in such a market has been decisive in the implementation of this study. The aim of the study, which deals with the issue in the focus of gender; is to determine the status of women working within the occupational safety and health discipline. In this context, the study is a compilation, and the subject will be evaluated with secondary data and a comprehensive review of the literature. In the study, suggestions will be presented in order to take gender-sensitive steps in the field of occupational health and safety. © 2023 Nova Science Publishers, Inc. All rights reserved
Talaşlı İmalatta Kullanılan Kombine Delik İşleme Takımlarının Tasarımı ve Örnek Bir Uygulama
Talaşlı imalatta üretim verimliliğini arttırmak için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bunlardan biri seri imalat parçalarının işlenmesinde tercih edilen kombine delik işleme takımlarının kullanımıdır. Bu tür takımlar kademeli deliklerin oluşturulmasında önemli bir zaman tasarrufu sağlamaktadır. Ancak kombine delik işleme takımlarının tasarımı uzmanlık gerektiren bir konudur. Bu nedenle sistematik bir yaklaşımın kullanımı tasarım sürecini önemli ölçüde kolaylaştıracaktır. Kademeli delikler için kombine takım tasarımı sistematik bir yaklaşım için oldukça elverişlidir. Çünkü kombine kesici takım tasarımında kullanılan kesici uçlar için oluşturulmuş standartlar mevcuttur. Standartlara uygun olan kesici uçların büyük bir kısmı hazır olarak bulunmaktadır. Bu nedenle tasarımda yapılması gereken şey bu kesici uçların kademeli deliğin uygun kısımlarını işleyecek şekilde takım gövdesine yerleştirilmesidir. Çalışmanın ilk kısmında kesici uçların nasıl seçilmesi ve takım gövdesine nasıl yerleştirilmeleriyle ilgili olarak tasarım ayrıntıları verilmiştir. Sonraki kısımda ise belirtilen tasarım prensiplerine bağlı kalarak örnek kademeli delik için kombine delik işleme takım tasarımı gerçekleştirilmiştir. Çalışmada sadece standart kesici uçlar kullanıldığından önerilen yaklaşım ile kademeli deliğe sahip olan parçaların çoğu için kombine delik işleme takım tasarımı gerçekleştirilebilmektedir. Ancak standart kesici uçlar ile elde edilemeyen, kademeler arasında çok az mesafe bulunan ve fazla detay içeren durumlar çalışmanın dışında tutulmuştur. Çünkü bu tür durumlarda tatmin edici bir çözüm daima bulunmayabilmektedir
The usefulness of hemogram parameters in the differential diagnosis of patients with abdominal pain who are being treated for acute appendicitis
Acute appendicitis (AA) is among the most common immediate surgical operations in children for all age groups. To determine whether complete blood count (CBC) criteria may be used to help physicians differentiate between AA and other causes of abdominal pain in patients who visit the emergency room. The data of 116 patients with abdominal pain who were brought into the emergency room and hospitalized between January 20 and December 21 were analyzed retrospectively. The CBC parameters of 53 patients diagnosed with AA (Group 1) and 63 patients who received non-AA medical treatment (Group 2) were compared. In addition, receiver operating characteristic (ROC) curve analyses were performed to determine the sensitivity and specificity of these parameters at the optimum cutoff values. The M/F ratio of the patients was 36/17 in Group 1 and 40/23 in Group 2. White blood cell (WBC), neutrophil and neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR) values were noticeably higher in AA patients than in patients receiving medical treatment (p<001). According to the 9.84 cutoff value of WBC, the sensitivity value was 84.1%, and the specificity was 73.6, for neutrophils, the sensitivity was 87.3% and the specificity was 62.3% (4.81 cutoffs), while 2.19 NLR showed a sensitivity of 74.6% and specificity of 56.6%, with a cutoff value of 2.19.We believe that the values of CBC parameters such as WBC, neutrophil and NLR should still be considered when treating various patient groups and making a differential diagnosis
Türkiye'de Faaliyet Gösteren Hayat/Emeklilik Sigorta Sektörünün Finansal Performans Analizi: 2010-2021 Dönemi için Ampirik bir Uygulama
Sigortacılık sektörü, ülke ekonomilerine gerek makro açıdan gerekse de mikro açıdan birçok fayda sağlamaktadır. Dolayısıyla, bu çalışmada 2010-2021 dönemini için Türk Sigortacılık Sektöründe faaliyet gösteren Hayat/ Emeklilik branşının yıllara ilişkin finansal performansının SV, SAW ve ARAS bütünleşik modeline dayalı olarak analiz ederek değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışmada ilk olarak SV yaklaşımına dayalı olarak değerlendirme kriterlerine ait objektif ağırlıklar tespit edilmiş olup, bu ağırlıklar sonraki aşamada SAW ve ARAS yaklaşımları kapsamına alınarak söz konusu sektörün yıllara ilişkin finansal performans sıralamaları belirlenmiştir. SV yaklaşımı kapsamında hesaplanan ağırlık değerleri göz önünde bulundurulduğunda, 2010-2021 zaman periyodu için Hayat/Emeklilik Sigorta Sektörü’nün finansal performansı üzerinde etkisi en fazla olan iki kriter tespit edilmiştir. Bu kriterler ise özsermaye kârlılığı ve aktif kârlılığıdır. Buna karşın aynı dönemde söz konusu sektörün finansal performansı üzerinde etkisi en az olan kriter ise özsermaye/teknik karşılıklar olarak tespit edilmiştir. Uygulamanın ikinci bölümünde ise sektörün finansal performans başarı sıralaması, ilk bölümde tespit edilmiş olan ağırlık değerlerinin önce SAW yaklaşımına ardından da ARAS yaklaşımına dahil edilmesiyle elde edilmiştir. Önerilen modelin uygulanması sonucunda elde edilen bulgular, hem SAW yaklaşımına göre hem de ARAS yaklaşımına göre 2019 yılında sektörün finansal açısından en iyi performansı ortaya koyduğunu, 2011 yılında ise sektörün finansal açıdan en kötü performansı ortaya koyduğunu göstermektedir
Investigation of the strange pentaquark candidate P?s ? (4338)0 recently observed by LHCb
The recently observed strange pentaquark candidate, P?s?(4338)0, is investigated to provide information about its nature and substructure. To this end, its mass and width through the decay channels P?s?(4338)0?J/?? and P?s?(4338)0??c? are calculated by applying two- and three-point QCD sum rules, respectively. The state is considered as a ?cD¯ meson-baryon molecular structure with spin-parity quantum numbers JP=12-. The obtained mass, mP?s?(4338)0=4338±130 MeV, and width, ?P?s?(4338)0=10.40±1.93 MeV, are consistent with the experimental data within the presented uncertainties. This allows us to assign a ?cD¯ molecular structure of JP=12- for the P?s?(4338)0 state. © 2023 authors. Published by the American Physical Society. Published by the American Physical Society under the terms of the "https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/"Creative Commons Attribution 4.0 International license. Further distribution of this work must maintain attribution to the author(s) and the published article's title, journal citation, and DOI. Funded by SCOAP3Iran's National Elites Foundation, INEF: ISEF/M/401385K.?A. is thankful to Iran Science Elites Federation (Saramadan) for the partial financial support provided under Grant No. ISEF/M/401385
MERKEZ BANKASI DİJİTAL PARASI VE PARA POLİTİKASININ ETKİNLİĞİ
Son yıllarda merkez bankalarının finansal ve reel krizlerin çözümünde büyük rol oynaması nedeniyle merkez bankalarına yönelik beklentiler aşırı derecede artmıştır. Ancak, para politikasının da sınırları vardır. Özellikle 2008 Küresel Krizi ve Covid-19 sürecinde etkin alt sınır sorunu nedeniyle ortaya çıkan manevra alanı kaybı, para politikası uygulamalarının etkinliğini kısıtlamıştır. Bunun yanı sıra finansın küreselleşmesi ve finansal yenilikler para politikasını sınırlayan etkenler arasındadır. Bu çalışmada yakın geçmişte hızlanan finans alanında dijitalleşme ile birlikte merkez bankalarının yeni düzene uyumu çerçevesinde çıkarmaya hazırlandıkları merkez bankası dijital para birimi (CBDC), para politikalarının etkinliği açısından analiz edilecektir. CBDC ihracının ekonomide çok kapsamlı etkiler yaratacağı açıktır. CBDC’nin kullanımıyla para politikasının mevcut duruma göre daha etkin sonuçlar vereceği yönünde literatürde bir fikir birliği söz konusudur. Özellikle CBDC’nin kullanımı ile etkin alt sınır sorununun aşılması, niceliksel gevşemenin yarattığı olumsuzlukların giderilmesi ve faiz geçişkenliğinin güçlenmesi yoluyla para politikasının etkinliğinin artması beklenmektedir. Gelişmiş ülkeler için CBDC kullanımı gelişmiş ülkelere göre para politikasının etkinliğine daha fazla katkı sağlayabilir. Gelişmekte olan ülkeler için CBDC’nin kullanımı ile para ikamesinin (dolarizasyon) artması ve sermaye hareketlerinin yaratacağı etkilerin kontrolünün zayıflaması olasıdır. Bu durum gelişmekte olan ülkeler için para politikası uygulamalarında egemenlik kaybı anlamına gelecektir