İlköğretim Online (İOO - E-Journal)
Not a member yet
1585 research outputs found
Sort by
İlkokul Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Okumaya Yönelik Tutumları (Bartın Örneklemi)
Bu araştırmanın amacı dördüncü sınıf öğrencilerinin okumaya yönelik tutumlarını incelemektir. Araştırma tarama yöntemiyle yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Bartın il merkezinde bulunan 47 resmî ilkokulun dördüncü sınıflarında öğrenim gören 1405 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi tesadüfi örneklemeyle belirlenmiştir. Örneklemde üç ilkokul yer almıştır. Bu okullarda dördüncü sınıfta okuyan 415 öğrenciye ölçek uygulanmış, 385 geçerli veri elde edilmiştir. Analizler sonucunda öğrencilerin güçlü bir okuma tutumuna sahip olduğu, kız öğrencilerin okuma tutumunun erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu, ebeveyn okuma kültürünün çocukların okuma tutumunda anlamlı farklar yarattığı görülmüştür. Okul öncesi dönemde eve gazete, dergi, okuma yazma materyalleri almanın, çocuklara sesli hikâye okumanın, çocuklarla birlikte kitabevi, kitap fuarı ve kütüphanelere gitmenin çocukların okuma tutumunda anlamlı farklar yarattığı belirlenmiştir. Bundan başka dördüncü sınıf öğrencilerinin okumaya yönelik tutumları ile bir yılda ders kitabı dışında okudukları kitap sayısı arasında orta düzeyde ve pozitif yönde ilişki görülmüştür
Üstün Yetenekli Ortaokul Öğrencilerinin Fen Bilimlerini Öğrenmede Zihinsel Risk Alma Davranışları Açısından Akranlarıyla Karşılaştırılması
ÖZ: Bu çalışmanın amacı üstün yetenekli olarak tanılanan ortaokul öğrencilerinin herhangi bir tanılamaya girmemiş akranlarıyla fen bilimlerini öğrenmede zihinsel risk alma davranışları açısından karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya katılan üstün yetenekli öğrenciler WISC-R testinden 130 ve üzeri alan öğrencilerden oluşmaktadır. Çalışma 248’i herhangi bir tanılama sürecine girmemiş, 102’si ise üstün yetenekli olarak tanılanmış öğrencilerden oluşmak üzere toplam 350 öğrenciyle yürütülmüştür. Öğrenciler altıncı, yedinci ve sekizinci sınıfta öğrenim gören kişileri içermektedir. Araştırmada veri toplama araçları olarak zihinsel risk alma ölçeği ve bireysel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın verilerini analiz etmek için karşılaştırma istatistiği (bağımsız gruplar t-testi) kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları karşılaştırılan gruplar arasında zihinsel risk alma davranışı yönünden anlamlı bir farkın olmadığını göstermiştir
Üstün yetenekli öğrencilerin bilimsel yaratıcılık düzeyleri, cinsiyet ve bilimsel tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Fen bilimlerindeki başarılı çalışmalar bilişsel ve duyuşsal süreçlerin birlikte işe koşulmasını içermektedir. Bu sebeple bilimsel yaratıcılık ve tutumlar arasındaki ilişkiler önemlidir. Araştırmada üstün yetenekli öğrencilerin bilimsel yaratıcılık düzeyleri, cinsiyet ve bilimsel tutumları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma betimsel araştırma yöntemine göre kurgulanmış ve çalışma grubuna 56 üstün yetenekli 8. sınıf öğrencisi dahil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak, Yaratıcı Bilimsel Çağrışımlar Testi (Y-BÇT) (Kanlı, 2014b) ve Bilimsel Tutum Ölçeği (Moore & Foy, 1997) kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre üstün yetenekli öğrencilerin bilimsel yaratıcılık ve bilimsel tutum düzeyleri arasında cinsiyete göre bir fark bulunmamıştır. Bilimsel yaratıcılık ve bilimsel tutumun ise anlamlı ve olumlu bir ilişkiye sahip olduğu ve bilimsel tutumun, bilimsel yaratıcılığı yordadığı sonucuna erişilmiştir. Erişilen sonuçların alanyazına katkıda bulunması beklenmektedir.Anahtar Kelimeler: Bilimsel Yaratıcılık, Cinsiyet Farkları, Bilimsel Tutum, Y-BÇ
Sürdürülebilir Gelişme odaklı Eğitim: Kuramsal Çerçeve, Tarihsel Gelişim ve Uygulamaya Dönük Öneriler
21. yüzyıl hedefleriyle birlikte ‘Nasıl bir dünya istiyoruz?’ sorusundan yola çıkarak, mevcut kuşağın ve gelecek kuşakların refahını garanti edebilecek sürdürülebilir gelişme gösteren toplumlar oluşturulması için küresel bir yol haritası belirlenmiştir. Bu hedeflere dair bilinç ve kararlılığın ancak eğitim yoluyla kazandırılabileceği düşünülerek, 2005–2014 yılları arasındaki dönem, Birleşmiş Milletler tarafından Sürdürebilir Gelişme odaklı Eğitim Dönemi olarak ilan edilmiştir. Sürdürebilir Gelişme odaklı Eğitim (SGE) yaklaşımı, öncelikle sürdürülebilir bir yaşam biçiminin nasıl etkin kılınabileceği konusunda bireylerin hassasiyet kazanmasını ve bilgi sahibi olmasını, bu yolla da uzun vadede toplumsal dönüşümlerin gerçekleşmesini hedeflemektedir. Konuya ilişkin bir derleme makalesi olan bu çalışmanın ilk kısmında, sürdürülebilir gelişme kavramının küresel bağlamdaki tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi sunulmuş ve SGE girişiminin kavramsal çerçevesi ortaya konmuştur. Çalışmanın ikinci kısmında ise, yaklaşımın Türkiye’deki yansımalarının ne yönde olduğunu saptamak amacıyla, yürütülen eğitim programları ve uygulamalara ilişkin kaynaklar, akademik dergilerde yayınlanmış bilimsel çalışmalar ve lisansüstü programlarda yürütülmüş tezler taranarak konunun yerel resmi çizilmiş ve son olarak temel eğitime ve öğretmen eğitimine yönelik uygulama önerileri sunulmuştur
Farklı Bakış Açılarına Göre Sosyal Bilgiler Dersinde Değerler Eğitimi
Araştırma, Sosyal Bilgiler dersinde değerler eğitimi üzerine Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin, öğretmen adaylarının, Sosyal Bilgiler dersi gören ortaokul öğrencilerinin ve velilerinin, karşılaştırmalı olarak, görüşlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu araştırmada, genel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan açık uçlu soru formlarıyla elde edilmiş ve tümdengelim yoluyla analiz edilmişlerdir. Öğretmen, öğrenci ve velilere göre, aileden kazanıldığı düşünülen başlıca değerler, saygı, sevgi, dürüstlük, yardımseverlik ve hoşgörü değerleridir. Katılımcıların tümüne göre, okulda kazanıldığı düşünülen değerler, sorumluluk ve duyarlılık değerleridir. Veliler, genellikle, okuldan akademik başarıyı destekleyecek değerler (düzenli ve planlı olma, iş birliğine açık olma gibi) kazandırılmasını beklemektedirler. Değer edinme yöntemi olarak bütün katılımcıların öğretmenin rol-model olması, yaşantısıyla ve davranışıyla örnek olması gerektiği vurguladığı görülmektedir. Öğretmenler doğrudan aktarımı kullanmadıklarını belirtseler bile, öğretmen adaylarının gözlemlerine göre öğretmenler en çok telkin etme yaklaşımını kullanmaktadırlar. Bununla birlikte öğrencilerin ve velilerinde bekledikleri yöntemler arasında da telkin etme yaklaşımı yer almaktadır. Sonuç olarak, değerler eğitiminde aile katılımı ve öğrencinin aktifliği önemlidir. Katılımcı sayısının genişletilmesi ve katılımcı kitlenin zenginleştirilmesi önerilmektedir
Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Mesleği ve Alan Seçiminde Etkili Olan Motivasyonel Etkenler
Araştırma, öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğini ve öğrenim gördükleri alanı tercih etmelerinde etkili olan içsel ve dışsal motivasyonel etkenlerin etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu betimsel çalışmanın örneklemini Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi 449 birinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Mayr (1998) tarafından geliştirilen ve Atav ve Altınoğlu (2013) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Meslek ve Alan Seçiminde Motivasyon Ölçeği’nin örnekleme 2015-2016 Güz yarılında uygulanması ile elde edilmiştir. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey HSD kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları öğretmen adaylarının meslek ve alan seçiminde içsel motivasyon etkenlerinin yüksek düzeyde etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öğretmen adaylarının meslek ve alan seçiminde dışsal motivasyon etkenlerinin orta düzeyde etkili olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar öğretmen eğitiminde içsel ve dış motivasyon etkenlerinin birlikte dikkate alınması gerektiğini işaret etmektedir.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Motivasyon etkenleri, öğretmenlik meslek seçimi, öğretmenlik alan seçimi, aday öğretmen
Kâğıt Katlama Yöntemi İle Matematik Öğretimi
Bu çalışmanın amacı, matematik eğitiminde “kâğıt katlama yöntemi” yardımıyla matematik kazanımlarına ulaşılmasına alternatif bir yöntem sunmak, öğretmen adaylarına alan eğitimi derslerinde, öğretmenlere de sınıf içi uygulamalarda kullanabilecekleri modelleri tanıtmaktır. Bu bağlamda kâğıt katlama yöntemi ile programdaki pek çok kazanımın öğretimine örnek oluşturacak matematik modelleri sunulmuştur. Böylelikle mevcut ve geleceğin matematik öğretmenleri, sınıflarında kullanabilecekleri matematik modellerinden faydalanabileceklerdir. Bir başka deyişle matematik öğretmede; öğretmen adaylarına hizmet öncesinde, öğretmenlere de hizmet içinde bu yöntemden faydalanılmasına ilişkin farkındalık kazandırılmak istenmiştir. Bununla birlikte, kâğıt katlama yöntemi ile yapılan etkinliklerin matematik kazanımlarını ortaya çıkarmasına dolayısıyla ilk amacın matematik öğretmeye yönelik olmasına dikkat edilmelidir. Aksi halde kâğıt katlama yöntemi ile yapılan etkinlikler sadece eğlenceli vakit geçirmekle sınırlı kalabilir. Ayrıca, bazı eğitim fakültelerinde seçmeli bir ders olarak yürütülen bu dersin daha dikkat çekici hale getirilmesinde de etkili olacağı düşünülmektedir. Özetle; matematik derslerinde kazanımların ve matematiksel kavramların öğretiminde ya da öğrenilen kavramların kalıcılığını sağlamada kâğıt katlama yönteminin kullanımının uygun olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Kâğıt katlama yöntemi ile matematik öğretimi, ortaokul matematik dersi öğretim programı, matematik eğitim
Öğrenme ve Öğretme Süreci Değişkenleri ile PISA 2012 Matematik Okuryazarlığı Arasındaki İlişkiler
Bu çalışmanın amacı öğrenme ve öğretme süreci değişkenleri ile matematik okuryazarlığı arasındaki ilişkileri araştırmaktır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın örneklemini 4848 kişi oluşturmaktadır. Bu çalışamada, matematik öğrenmeye okul dışında ayrılan zaman, matematik öğrenmeye ayrılan zaman araştırmanın öğrenmeyle ilgili değişkenlerini oluşturmaktadır. Öğretmenin öğrenci ile iletişimi, bilişsel etkinleştirme stratejilerini kullanımı ve sınıftaki disiplin ortamı araştırmanın öğretme süreci ile ilgili değişkenleridir. Yapısal eşitlik modellemesi analizinden elde edilen sonuçlara göre öğrenmeye okul dışında ayrılan zaman ile matematik okuryazarlığı arasında negatif ilişki bulunurken öğretmenin bilişsel etkinleştirme stratejileri kullanması ile matematik okuryazarlığı arasında pozitif ilişki bulunmuştur. Ek olarak, matematik okuryazarlığı öğrenci-öğretmen ilişkisi ile negatif yönde ilişki gösterirken disiplin ortamı ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Öğenci-öğretmen ilişkisi pozitif bir disiplin ortamı ile desteklendiğinde bu değişkenler arasındaki ilişki gelişmektedir. Bu yüzden, derslerin içeriği öğretmenlerin sınıf yönetimini geliştirecek yönde iyileştirilmelidir
Psikolojik Güçlendirme, Liderlik Uyumu ve Öğretmen Performansı İlişkisinde Örgütsel Bağlılığın Aracı Rolü
Bu araştırmada okullarda liderlik ekibi uyumu ve psikolojik güçlendirme ile öğretmen performansı arasındaki ilişkide, örgütsel bağlılığın aracı rolü sorgulanmıştır. Bu amaçla Ankara ilinde bulunan okullarda görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 407 öğretmenin görüşüne başvurulmuştur. Katılımcılara ‘Liderlik Ekibi Uyumu’, ‘Psikolojik Güçlendirme’, ‘Örgütsel Bağlılık’ ve ‘İşgören Performansı’ ölçekleri uygulanmıştır. Araştırmada toplanan veriler betimsel istatistiklerin yanı sıra yol analizi ile analiz edilmiştir. Bulgular, okullarda liderlik ekibi arasındaki uyumun orta düzeyde olduğunu ortaya çıkartmıştır. Ayrıca katılımcıların psikolojik güçlendirme, örgütsel bağlılık ve performans puanları da orta düzeydedir. Araştırma değişkenleri arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Analizler liderlik ekibi uyumunun örgütsel bağlılığın anlamlı bir yordayıcısı olmadığını ortaya çıkartmıştır. Dolayısıyla liderlik ekibi uyumu ile performans arasında örgütsel bağlılığın aracı bir rolü yoktur. Son olarak örgütsel bağlılığın, psikolojik güçlendirme ile performans ilişkisinde ‘tam aracılık’ etkisine sahip olduğu saptanmıştır.
İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin İş Yaşam Kalitesi Algısının İşle Bütünleşmeleri Üzerindeki Etkisi
Bu araştırmanın amacı ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin iş yaşam kalitesi ve işle bütünleşme algı düzeylerinin ve değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Altındağ ilçesinde görev yapmakta olan 262 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri “İş Yaşam Kalitesi” ve “İşle Bütünleşme Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin iş yaşam kalitesi algısı görece orta düzeyde ve işle bütünleşme algıları da görece yüksek düzeyde olarak saptanmıştır. Değişkenlerin boyutları arasında ise çoğunlukla düşük ve orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Ayrıca iş ortamında stres yaşamama, iş arkadaşlarıyla ilişkiler ve iş doyumu ve teşvik etme boyutları dinçlik, adanmışlık ve içinde olma boyutlarının anlamlı yordayıcıları olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak iş ortamında sosyal desteği geliştirici faaliyetlerin uygulanması ve öğretmen ücretlerinin iyileştirilmesinin iş yaşam kalitesini ve işle bütünleşmeyi artıracağı düşünülmektedir