İlköğretim Online (İOO - E-Journal)
Not a member yet
1585 research outputs found
Sort by
Contexts used for real life connections in mathematics textbook for 6th graders
The aim of this study is to examine the real life connections in the mathematics textbook for 6th graders and to identify how the contexts used in these connections are handled depending on learning areas. Document analysis of qualitative research methods was used in the study. The results of the study revealed that almost half of the activities (46.6%) in the textbook was connected with real life. The contexts used in these real life connections were analyzed by categorizing them under two different context types: weak and rich context. It can be concluded from the results of this research that the weak contexts were mostly utilized (68.4 %) in real life connections. When these contexts were analyzed on the basis of the learning area itself, it was revealed that weak contexts are frequently employed in the learning area of algebra, while rich contexts are most commonly used in the learning area of data processing
Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Gelişim ve Öğrenmelerinin Desteklenmesinde Pedagojik Dokümantasyonun Katkısının Öğretmen Görüşlerine Göre İncelenmesi
Bu çalışmada bir öğrenme, öğretme ve değerlendirme aracı olan pedagojik dokümantasyonun erken çocukluk programlarında çocukların öğrenmesini anlama, destekleme ve geliştirmeyi ne derecede desteklediği öğretmen bakış açısından incelenmiştir. Olgubilim deseninde gerçekleştirilen geniş ölçekli bir araştırmanın parçası olan bu çalışmada öğretmenlerden bireysel görüşmeler yoluyla elde edilen veriler kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme tekniği kullanılan bu araştırmanın örneklemini, metropol bir şehirdeki dokuz okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan 22 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmanın bulguları bireysel, kişiler arası ve öğrenme süreçleriyle ilgili katkılar olmak üzere üç tema altında toplanmıştır. Bu temalar altında kendini değerli hissetme, sorumluluk alma, kendini ifade etme, dinleme, etkileşim, öğrenme sürecinde aktif katılım, öğrenmeye karşı ilgi ve motivasyon, öz-değerlendirme ve öğrenme farkındalığı kategorileri yer almaktadır. Sonuçlar ışığında pedagojik dokümantasyonun çocuklar açısından katkıları göz önüne alınarak sınıflarda uygulanmasının etkin olarak yapılabilmesi için öğrenme ortamlarının fiziksel ve sosyal olarak düzenlenmesi, sınıf-içi ve dışı etkileşimlerin desteklenmesi, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerle öğretmenlerin bu sürece yönelik pedagojik bilgi ve beceriler kazanmalarının sağlanması önerilmektedir
Reviewing the Implementation of Life Sciences Curriculum in Turkey Using Elicitation Techniques
The aims of this qualitative case study were (1) to investigate the general characteristics of the Life Sciences Curriculum (LSC); (2) to examine how the LSC is implemented in a public primary school from the perspectives of teachers, students and administrators; and (3) to identify whether implementation of the curriculum was in line with the principles of constructivist pedagogy. The study participants consisted of the school administrator, 2 co-administrators, 4 classroom teachers and 87 students from second- and third-grade classrooms chosen from a primary school in one of the districts of Ankara, Turkey. Data was collected through document analysis, classroom observations, semi-structured interviews with administrators, stimulated-recall interviews with teachers, and creative drama activities with students. Findings indicated that LSC was prepared consistent with constructivist pedagogy. Explicitly, multiple intelligences theory and contemporary teaching-learning approaches were kept in view in the design of the LSC, and the curriculum composed of thematic units that focuses on developing skills like critical thinking, creative thinking and problem-solving.Keywords: Curriculum Evaluation, Life Sciences Curriculum, Constructivist Pedagogy, Implementation Evaluation, Elicitation Techniques
Küreselleşme Sürecinde Eğitim Alanında Atılan Adımlar: Türkiye ve Eğitimde Başarılı Ülke Örnekleri
Bu çalışmanın amacı küreselleşme bağlamında Türkiye’de ve eğitim alanında başarıyı yakalamış örnek ülkelerde atılan adımların karşılaştırılması; bu kapsamda ülkemizdeki gelişme ve düzenlemelere ışık tutulması ve gerekli başarıyı yakalamak adına eksikliklerin saptanarak bu alanda atılması gerekli adımlara yönelik öneriler sunulmasıdır. Çalışmanın örnekleminin belirlenmesinde Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (Program for International Student Assessment, PISA), Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (Trends in International Mathematics and Science Study, TIMSS) ve OECD Daha İyi Yaşam İndeksi (OECD Better Life Index) sonuçları dikkate alınarak Singapur, Çin, Güney Kore, Japonya, Kanada, İngiltere ve Danimarka ülkelerinin eğitim sistemleri küreselleşme bağlamında incelenmiştir. Araştırmada Bereday tarafından geliştirilen analitik karşılaştırmalı eğitim araştırma yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın bulguları Türkiye’nin küreselleşme sürecinde eğitimini geliştirmek ve iyileştirmek için önemli adımlar attığını ortaya koymuştur. Ancak yapılan düzenlemelerin daha kalıcı ve etkili olabilmesi için hangi eğitim basamağında olursa olsun ilgili konu alanı uzmanlarının görüşleri alınarak, değişikliklerin tüm eğitim basamaklarıyla koordinasyon içinde yapılması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca küreselleşme sürecinde her ülkenin kendi öz değerlerini ve özelliklerini göz önünde tutarak ve küresel gereklilikleri de dikkate alarak ilerlemesinin gerektiği vurgulanmıştır
Okul Öncesi Eğitimde Sistemi Genişletmek: Aile-Ebeveyn “Bağlılığı, İşbirliği, Katılımı ve Eğitimi”.
Eğitimde aile katılımı ile ilişkilendirilebilecek kuramlar, aileyi toplumdan ayrı düşünmemek gerektiğini belirtmektedir. Aile katılımı üzerine yapılan araştırmalar ise; aileyi ortaklık, katılım ya da eğitim etkinliklerine davet etmeden önce ailenin toplumun nasıl bir yansıması olduğunu değerlendirmenin önemli olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla aile katılımı kavramı, sürekli değişim içinde olan sosyal yaşantının bir yansıması olarak toplum, okul ve aile ihtiyaçları doğrultusunda gelişmekte ve daha kapsayıcı hale gelmektedir. Bu bağlamda uluslararası alan yazında eğitimde aile katılımı kavramını kapsayan, eğitimde aile “bağlılığı” kavramını; eğitimde aile ortaklığı, katılımı ve eğitimi çerçevesinde; konuya dair güncel bilimsel araştırmalar ışığında değerlendirmenin önemi oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim uluslararası alan yazında son yıllarda üzerinde durulan bir kavram olan aile bağlılığı ve ulusal-uluslararası alan yazında yer almakta olan aile katılımı, ortaklığı ve eğitimi kavramlarına odaklanarak alan yazın ile desteklenmiş “okul öncesi eğitimde aile bağlılığı” kavramı için bilimsel altyapı sunmaktır
Ebeveyn Okul İklimi Ölçeğinin Psikometrik Özelliklerinin İncelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Ebeveyn Okul İklimi Ölçeğinin (Parent School Climate Survey) Formunun Türkçe’ye kazandırılması ve ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yapılmasıdır. Anket okuldaki genel uyumu ve okulda öğrenci ve yetişkinler arasındaki ilişkinin kalitesini ölçmek amacıyla Yale Çocuk Çalışmaları Merkezinden Haynes, Emmons ve Comer (1994) tarafından geliştirilmiştir. Ölçeğin, akademik odak, başarı motivasyonu, okul müdürü ilgi ve hassasiyeti, işbirlikçi karar verme, ebeveyn katılımı, okul binası, okul-toplum ilişkisi ve öğrenci-öğretmen ilişkisi olmak üzere sekiz alt boyutu bulunmaktadır. Ölçek likert tipi ölçektir. Araştırmada, çocuğu farklı kademelerde ( İlkokul: 134, Ortaokul: 116, Lise: 21) eğitim gören 276 (194K, 82E) ebeveynden veri toplanmıştır. Katılımcılara Ebeveyn Okul İklimi Ölçeği ve Kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Analizlerde ölçeğin faktör yapısını test etmek için doğrulayıcı faktör analizi, iç tutarlılık güvenirliği için Cronbach Alfa kullanılmıştır. Yapılan Doğrulayıcı Faktör Analizi ölçeğin 41 maddesi için sekiz faktörlü olarak tanımlanan modele ait uygunluk istatistiklerinin uyum indekslerine göre kabul edilebilir aralıkta olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğin tamamı için Cronbach Alpha katsayısı .91 olarak hesaplanmıştır. Bulgular ölçeğin Türkçe formunun sekiz faktörlü bir yapıya sahip olduğunu, yeterli düzeyde iç tutarlığa sahip olduğunu göstermiştir. Ebeveyn Okul İklimi Ölçeği puanlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Tek Yönlü Çoklu Varyans Analizi (MANOVA) uygulanmıştır. MANOVA testi sonucunda, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Erkek ebeveynlerin Ebeveyn Okul İklimi Ölçeği ortalama puanı kadın ebeveynlerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak bu bulgular, Ebeveyn Okul İklimi Ölçeğinin Türkçe formunun sekiz faktörlü bir yapıya sahip, geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğunu destekler nitelikte bulunmuştur.
Okul Yöneticilerinin Görüşleri Temelinde İlkokuma Yazma Eğitiminin Değerlendirilmesi: Kıbrıs Örneği
Araştırmanın amacı, ilkokuma yazma öğretimini okul yöneticilerinin görüşleri temelinde değerlendirmektir. Nitel araştırmaya uygun olarak durum çalışması modelinin temel alındığı bu araştırma, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, amaçlı ve maksimum çeşitlilik örneklemeye uygun olarak belirlenen Kuzey Kıbrıs’ta Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığına bağlı ilköğretim okullarında görev yapan 30 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafından geliştirilen ve 4 açık uçlu sorudan oluşan yazılı görüş formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları değerlendirildiğinde, Kuzey Kıbrıs’taki Eğitim Bakanlığının ilkokuma yazma eğitimindeki sorunları çözmesine yönelik “ilkokullara yönelik rehberlik biriminin kurulması” önerisi sunulmuştur. Okul yönetimlerinin ilkokuma yazma eğitimindeki sorunları çözmesine yönelik “sınıf mevcutlarını düzenlemesi” (az okullara öğrenci kaydırarak ve sınıf sayısını artırarak) biçiminde bir görüş ortaya konmuştur. Öğretmenlerin ilkokuma yazma eğitimindeki sorunları çözmesine yönelik “hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi ve öğretmenlerin kendilerini geliştirmek için bu kurslara katılmaları” gibi bir öneride bulunulmuştur. Son olarak velilere yönelik ise, ilkokuma yazma eğitimindeki sorunların çözümü bağlamında “veli eğitimlerine katılımın sağlanması” ve “veli-okul işbirliğinin desteklenmesi” gibi öneriler sunulmuştur
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Medyanın Çocukların Beslenme Alışkanlıkları ve Bozuklukları Üzerindeki Etkisine Yönelik Bakış Açıları
Son yıllarda medyanın bireyin yaşantısındaki yansımaları göz önüne alındığında zararlı beslenme alışkanlıkları ve bozuklukları bunlardan sadece birkaçıdır. Medyanın çocukların beslenme alışkanlıkları ve bozuklukları üzerindeki etkisini okul öncesi öğretmenlerinin gözüyle değerlendirmek amacıyla yapılan bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Ankara ilinde görev yapan 12 okul öncesi öğretmeni ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. İçerik analizi tekniği ile analiz edilen verilere göre çalışmada 7 adet tema bulunmaktadır. Yapılan analiz sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin, ailenin yeme konusundaki tutumunun ve medyanın çocuklardaki beslenme alışkanlıkları ve bozuklukları üzerinde etkili olduğunu düşündükleri bulunmuştur. Elde edilen veriler ışığında, çocuklarda sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oluşması için sağlıklı beslenme üzerine farkındalık sağlamayı amaçlayan projeler planlanması, ailelere medya okuryazarlık eğitimleri ve aile katılımını sağlayacak eğitimlerin düzenlenmesi gibi öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: medya, çocuklar, beslenme alışkanlıkları, beslenme bozuklukları, okul öncesi öğretmenler
Sınıf Öğretmeni Adaylarının Demokrasi Algısı: Polonya-Türkiye Karşılaştırması
“Karşılaştırmalı eğitim çalışması” niteliği taşıyan bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının demokrasi kavramına ilişkin algılarını tespit etmektir. Araştırma, 2013-2014 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Kazimierz Wielki Üniversitesi’nde öğrenim gören 36 sınıf öğretmeni adayı üzerinde yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemlerinden “olgubilim” deseninin tercih edildiği araştırmada veriler, zihin haritaları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye ve Polonya’daki sınıf öğretmeni adaylarının demokrasi kavramı ilkelerine ilişkin görüşlerindeki en temel benzerliğin “özgürlük” kavramında olduğu; öğretmen adaylarının haritaları incelendiğinde her iki grubun da demokrasi unsurlarına ilişkin “vatandaş/insanlar” kavramını ön plana çıkardıkları görülmektedir. Türkiye’deki öğretmen adaylarının demokrasi ilkelerinden “Eşitlik” ilkesini ön plana çıkarırken; Polonya’daki öğretmen adaylarının “Anayasa/Kurallar” ilkesini ön plana çıkardığı görülmüştür.
Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Eğitim Gördüğü Okullarda Öğretmenlerin Karşılaştığı Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Sınır komşumuz olan Suriye’de patlak veren iç savaş, sivilleri can güvenliğini sağlamak adına göç etmeye mecbur bırakmıştır. 2011 yılında Türkiye’ye giriş yapmaya başlayan sivillerin sayısı 2017 yılı itibarıyla 3 milyona ulaşmıştır (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği [UNCHR], 2017). Suriyelilerin yanı sıra benzer sebeplerle göç eden Iraklılar da Türkiye topraklarında misafir edilmektedir. Bir kısmı kamplarda barındırılan bu insanların çoğunluğu Türkiye’nin dört bir yanına yerleşmiş durumdadır. Yaşanan bu göç dalgası ülke çapında çeşitli sorunlara yol açmış olup; en önemli sorunlardan biri de çocukların eğitim sorunudur. Bu çocukların, eğitim sorunlarının çözümü için devlet ve sivil toplum kuruluşları harekete geçmiş ve çeşitli çözüm önerileri ortaya koymuştur. Bu kapsamda devlet tarafından çeşitli politikalar uygulanmakta, Suriyeli öğrencilere geçici eğitim merkezlerinde ve Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı okullarda eğitim imkânları sunulmaktadır. Fakat MEB’e bağlı okullarda çalışan öğretmenler çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Bu araştırmanın amacı MEB’e bağlı ilkokul ve ortaokullarda eğitim veren öğretmenlerin karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemi ile yürütülen araştırmada farklı branşlarda eğitim veren 17 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme sorularına verilen yanıtlar transkript edilmiş ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre ortaya çıkan temalar; akademik problemler, dil ve iletişim problemleri, sosyal problemler ve önerilerdir