Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi / Journal of Early Childhood Studies
Not a member yet
213 research outputs found
Sort by
Eğitimcilerin Montessori yaklaşımına ilişkin yeterliklerinde Montessori eğitimci eğitim programının etkisinin incelenmesi
The research was conducted with 56 educators (28 experimental and 28 control group) in order to evaluate the effect of the Montessori Educator Training Program (METP) on the competencies of the Montessori approach. The research was carried out in experimental design. In experimental process, the METP was applied to the experimental group. Findings revealed that there was no significant difference between the pretests of groups; but also a significant difference between the posttests. And it’s also showed that there is a significant difference; however, there was no significant difference between the pretest and posttests of control group. These findings showed that Program is effective on the thoughts, feelings and behaviors related to Montessori philosophy. Findings, it can be suggested that the trainings should be disseminated and that the trainings should be given by people who have knowledge of Montessori philosophy and practice and who have received training from international organizations.Montessori Eğitimci Eğitim Programının, eğitimcilerin Montessori yaklaşımına ilişkin yeterliklerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılan araştırma 56 (28 deney ve 28 kontrol) eğitimci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, ön test son test kontrol gruplu 2x2 faktöriyel desende yürütülmüş, veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen Genel Bilgi Formu ve Montessori Eğitimine İlişkin Eğitimci Değerlendirme Anketi ile toplanmıştır. Deneysel süreçte deney grubundaki eğitimcilere 160 saatlik Montessori Eğitimci Eğitimi Programı uygulanmıştır. Araştırma bulguları, deney ve kontrol grubunun ön test puanları arasında anlamlı bir fark olmadığını; bunun yanında son test puanları arasında anlamlı bir fark olduğunu göstermiştir. Deney grubunun ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında anlamlı bir fark olduğu; buna karşın kontrol grubunda ön ve son test puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Bulgular Montessori Eğitimci Eğitiminin Montessori felsefine ilişkin düşünce, duygu ve davranışlar üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Bulgular ışığında eğitimlerin yaygınlaştırılması, eğitimlerin Montessori felsefesi ve uygulamasına hakim, uluslararası kuruluşlardan eğitim almış kişiler tarafından verilmesi önerilebilir.
Türkiye’de okul öncesi eğitim ve kanıt temelli sınıf yönetimi stratejileri
Classroom management (CM) referring to the set of activities planned and implemented by teachers in order to create and maintain a successful learning environment for all students, is one of the leading factors affecting the success of students in their academic and social lives. Since the 1990s, when the concept of evidence-based practices entered the field of education and became widespread, CM studies have started to focus more on the importance of CM strategies and their effcicacy in the academic and behavioral development of children has become apperent in experimental studies. In the present study, CM studies in pre-school education in Turkey, published between 2005 and 2020 were reviewed to determine the CM strategies used by preschool teachers, and the strategies are based on the evidence-based classroom management (EBCM). Although not directly countable among the evidence-based strategies, two further subjects, inclusion and parent involvement, which are considered to be related to CM are also discussed. In conclusion, this study emphasized the importance of EBCM strategies in preschool classrooms and suggested that EBCM strategies should be included in pre-service and in-service teacher training programs.
Tüm öğrenciler için başarılı bir öğrenme çevresinin oluşturulması ve sürdürülmesi amacıyla öğretmenler tarafından planlanan ve uygulanan etkinlikler bütünü olan sınıf yönetimi (SY) her öğrencinin akademik ve sosyal yaşamdaki başarısına etki eden faktörlerin başında gelmektedir. 1990’lı yıllardan sonra kanıt temelli uygulamalar kavramının eğitim alanına girmesi ve hızla yaygınlaşması sonucunda SY konusundaki çalışmalarda gittikçe daha fazla ölçüde çocukların akademik becerileri ve davranışları üzerinde etkili olduğu deneysel araştırmalarla kanıtlanmış SY stratejilerinin önemi vurgulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, okul öncesi (OÖ) öğretmenlerinin hangi SY stratejilerini kullandıklarının belirlenmesi amacıyla, 2005-2020 yılları arasında ülkemizde yayınlanan SY çalışmaları taranmış; kullanılan stratejiler kanıt temelli sınıf yönetimi (KTSY) çerçevesinde gözden geçirilmiştir. Ayrıca doğrudan kanıt temelli stratejiler arasında yer almayan fakat SY ile ilişkili olduğu kabul edilen bütünleştirme ve aile katılımı konuları da çalışma kapsamında ele alınmıştır. Çalışma sonunda, KTSY stratejilerinin OÖ eğitimde kullanılmasının önemi vurgulanarak, OÖ öğretmenleri için geliştirilen hizmet öncesi ve hizmet içi programlarda KTSY stratejilerine yer verilmesi önerilmiştir
Pedagogical aspects of family functioning
Various changes in the conditions of social functioning also affect family functioning. Respecting the personality and autonomy of the individual, the connection between the quality of family functioning and educational outcomes of children cannot be neglected. The pedagogical influence of the family on the individual is recognizable by the adopted value orientations and social norms, models of behaviour, learning strategies, ways of distributing power and taking responsibility; communication and ways of solving problem situations, as well as flexibility and expressiveness. Understanding family functions (economic, socio-emotional, religious, reproductive”¦) and their simultaneous impact on children, it is unjustified to interpret children's educational outcomes based on separate aspects of family functioning. Relevant research indicates that a number of latent and intervening variables are associated with children's educational outcomes, and therefore the family is accepted as a nonlinear dynamic system, so changes and children's outcomes are certain, but not easily predictable.Social functioning consequently affects the functioning of the family. Respecting the personality and autonomy of the individual, the connection between the quality of family functioning and educational outcomes of children cannot be neglected. The pedagogical influence of the family on the individual is recognisable by the adopted value orientations and social norms; models of behaviour; learning strategies; ways of distributing power and taking responsibility; by communication and ways of solving problem situations, as well as flexibility and expressiveness. Understanding family functions (economic, socio-emotional, religious, reproductive etc.) and their simultaneous impact on children, it is unjustified to interpret their educational outcomes based on separated aspects of family functioning. The purpose of this paper was to gather relevant researches which indicate that a number of latent and intervening variables are associated with children's educational outcomes, making the family a nonlinear dynamic system. Changes and children's outcomes are certain, but not easily predictable
Okul öncesi bilim eğitimine özgü pedagojik alan bilgisi: Öğretmenlerin mesleki gelişimi için bir model önerisi
The aim of this study is to create a hybrid model for pedagogical content knowledge specific to preschool science education, based on pedagogical content knowledge models in the literature and factors affecting early childhood science education. In this respect, a holistic model was presented by examining the literature on the nature of preschool science education and the historical development of pedagogical content knowledge structure. This model defines the pedagogical knowledge fields that preschool teachers are expected to have for a qualified science education and their professional competencies in these fields. Defining a structure for pedagogical content knowledge in preschool science education provides a framework that will support the process of targeting the points that can empower teachers and producing content for this. The model can be used in the processes of determining teacher competencies in science education, developing a measurement tool in this field, and organizing teacher education contentBu çalışmanın amacı, alanyazında yer alan pedagojik alan bilgisi modelleri ve erken çocukluk bilim eğitimini etkileyen faktörlerden yola çıkarak okul öncesi bilim eğitimine özgü pedagojik alan bilgisi için hibrit bir model oluşturulmasıdır. Bu doğrultuda, okul öncesi bilim eğitiminin doğası ve pedagojik alan bilgisi yapısının tarihsel gelişimine ilişkin alanyazın incelenerek bütünsel bir model önerisi sunulmuştur. Ortaya konulan bu model, nitelikli bir bilim eğitimi için okul öncesi öğretmenlerinin sahip olması beklenen pedagojik bilgi alanlarını ve bu alanlara yönelik mesleki yeterliklerini tanımlamaktadır. Okul öncesi bilim eğitiminde pedagojik alan bilgisine yönelik bir yapının tanımlanması, öğretmenleri yetkinleştirebilecek noktaların hedeflenmesi ve buna yönelik içerik üretilmesi sürecini destekleyecek bir çerçeve sunmaktadır. Model, bilim eğitiminde öğretmen yeterliklerinin belirlenmesi, bu alanda ölçme aracı geliştirilmesi ve öğretmen eğitimi içeriklerinin düzenlenmesi süreçlerinde kullanılabilir
Ebeveynlerin çocukları için Montessori yöntemi uygulayan anaokulu seçme nedenleri
Montessori yöntem ve uygulamaları, çocukları Montessori okuluna devam eden ebeveynler için anlaması bazen zor ve karmaşık gelebilir. Ayrıca ebeveynlerin neden çocuklarını Montessori yöntemi uygulayan okullara gönderdikleri konusu halen belirsizdir. Bu nedenle bu araştırma ile ebeveynlerin Montessori okulunu tercih etme sebeplerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Konya ilinde Montessori yöntemi uygulayan bir okula kayıtlı olan 4-6 yaş çocukların ebeveynleri ile yürütülen bu çalışmada 30 ebeveyn ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile görüşülmüştür. Araştırma sonuçları ebeveynlerin çocuğa özgür bir ortam sağlanması, birebir eğitim verilmesi, materyal çeşitliliği, çocuğa özgüven ve sorumluluk kazandırması yönünden Montessori okulunu tercih ettiklerini göstermektedir. Ayrıca çocuklara kendine güvenen birey, özgür ruhlu, mutlu ve kendi kararlarını verebilen bireyler olmasını teşvik ettiklerini düşünmektedirler. Ebeveynlerin Montessori eğitim felsefesinin bireysel eğitim, özgür ortam, materyal ve sınıf ortamı gibi belirli özelliklerini daha çok önemsedikleri görülmüştür
Erken Çocuklukta STEM Eğitimi
Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik disiplinlerinin entegrasyonuna dayanan (Science, Technology, Engeenering, Mathematics - STEM) STEM eğitimi, son zamanlarda erken çocukluk araştırmacıları ve eğitimcilerinin ilgisini çekmektedir. Bu ilginin nedenleri arasında, STEM eğitimi ile ilgili çalışmaların çocukların bilimsel süreç, okula hazır oluş, iletişim, problem çözme ve yaratıcılık gibi becerilerini desteklediği yönündeki bulguları düşünülebilir. STEM eğitiminin sunduğu bakış açısı erken çocukluk eğitimini çeşitli şekillerde etkilemiştir. Erken çocukluk eğitiminin temel özelliği olan öğrenme merkezlerinin yanında STEM öğrenme merkezleri oluşturulmaya ve resimli çocuk kitapları STEM ile ilişkilendirilerek kullanılmaya başlamıştır. STEM eğitiminin amacına ulaşabilmesi için etkili bir şekilde planlanması ve uygulanması gerekmektedir. Çocukların gelişim seviyelerine uygun deneyimleri içermesi ve STEM’i oluşturan disiplinlerin yetişkinlerde olduğu gibi değil çocukların gelişim seviyelerine uygun bir şekilde ele alınması önem taşımaktadır. Ancak, özellikle erken çocukluk döneminde STEM eğitimi konusunda yeterli Türkçe kaynağın olmaması ve STEM uygulamalarının çocuk merkezlilikten uzak olması STEM eğitiminin etkili bir şekilde uygulamasını engelleyebilmektedir. Bu çalışmada, eğitimcilere ve araştırmacılara erken çocukluk döneminde STEM eğitimine yönelik kavramsal bir çerçeve ve etkili uygulamalar geliştirmelerine rehberlik edebilecek öneriler sunulması amaçlanmıştır
Okul öncesi eğitim programı ile bütünleştirilmiş aile destek eğitim rehberliğinin (OBADER) annelerin çocuklarına karşı tutumlarına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Okul Öncesi Eğitim Programı ile Bütünleştirilmiş Aile Destek Eğitim Rehberinin (OBADER), annelerin çocuklarına karşı tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmış olup, deney grubunda 11 anne, kontrol grubunda 11 anne yer almıştır. Verilerin toplanmasında Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılmıştır. Deney grubuna 6 haftalık eğitim programı uygulanmış olup, kontrol grubuna herhangi bir eğitim uygulanmamıştır. Annelerin ön test son test puan farklarının anlamlılığı Mann-Whitney U-Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, eğitim programı sonunda annelerin demokratik tutumlarının anlamlı düzeyde arttığı, otoriter, izin verici ve koruyucu tutumlarının anlamlı düzeyde azaldığını göstermektedir. Araştırma bulgularına dayalı olarak, yorumlarda bulunulup, uygulamaya ve araştırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir
Okul öncesi rehberlik hizmetlerinin değerlendirilmesi
Preschool education is an important educational level in the development of the child. The main purpose of preschool guidance services is to contributeto the overall development of the child. The guidance services mentioned in the current preschool education program emphasizes the importance of the guidance services in this age range. In this study, it is aimed to evaluate the preschool guidance services according to the opinions of the stakeholders. Participants consist of three groups of counselors, preschool teachers, and parents. The data collection and analysis process of the research is structured according to the qualitative research design steps.According to the findings, it was understood that guidance services are important in pre-school education, various problems are encountered and it should be expanded. In line with the results of the research, various suggestions were presented regarding both field practices and researches to be conducted.Okul öncesi eğitim, çocuğun gelişiminde oldukça önemli bir eğitim basamağıdır. Bu dönemde verilecek rehberlik hizmetlerinin temel amacı çocuğun bütünsel gelişimine katkı sağlamaktır. Güncel okul öncesi eğitim programında rehberlik hizmetlerinden bahsedilmiş olması bu yaş aralığındaki rehberlik hizmetlerinin önemini vurgulamaktadır. Bu araştırmada, okul öncesi dönem rehberlik hizmetlerinin paydaş görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Katılımcılar rehber öğretmenler, okul öncesi öğretmenleri ve ebeveynlerin yer aldığı üç gruptan oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama ve analiz süreci nitel araştırma deseni basamaklarına göre yapılandırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, rehberlik hizmetlerinin okul öncesi eğitimde önemli olduğu, çeşitli problemlerle karşılaşıldığı ve daha da yaygınlaştırılması gerektiği anlaşılmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda hem alan uygulamalarına hem de yapılacak araştırmalarla ilgili çeşitli öneriler sunulmuştur
Okul öncesi öğretmenlerinin kariyer uyumlulukları ve çocuklar için kullandıkları mutluluk artırıcı stratejiler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bireyin akademik yaşamında ilk karşılaştığı formal eğitim kurumları okul öncesi eğitim kurumları ve hayatına giren ilk öğretmenler okul öncesi öğretmenleridir. Okul öncesi Öğretmenlerinin Kariyer Uyumlulukları ve Çocuklar İçin Kullandıkları Mutluluk Artırıcı Stratejiler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılan araştırmada, nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli tercih edilmiştir. Örneklemin belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmanın örneklemini farklı okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 229 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırma verilerinin normal dağılımı incelenmiş ve analiz sonucunda parametrik olmayan analiz yöntemlerinin kullanılmasına karar verilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin kariyer uyumluluklarının ve çocuklar için kullandıkları mutluluk artırıcı stratejilerin mesleğini sevme ve mesleğini seçme durumlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, kariyer uyumlulukları ve çocuklar için kullandıkları mutluluk artırıcı stratejiler arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu ve kariyer uyumluluğu yüksek öğretmenlerin mutluluk artırıcı strateji kullanım düzeylerinin de yüksek olduğu görülmüştür
Erken çocukluk eğitimi öğretmen ve yöneticilerinin Covid-19 pandemi deneyimleri: Yorumlayıcı fenomenolojik analiz
This study aimed to examine the distance education experiences of early childhood education teachers and administrators during the COVID-19 pandemic period. The participants of the study consisted of 32 preschool teachers and eight school principals. A qualitative phenomenological design was used as a research method and the data was collected through online interview forms and semi-structured phone interviews. Interpretative phenomenological analysis was used to analyze interview data. According to the findings, the participants experienced the pandemic in the form of contrasting emotions replaced by "relaxation-excessive anxiety". The research results showed that some of the participants put forward three different visions in the context of the sustainability of distance education: using it as support for formal education, enriching distance education platforms in terms of access and content, improving teachers' technology and distance education competencies.Bu araştırmanın amacı erken çocukluk eğitimi öğretmenlerinin ve yöneticilerinin COVID-19 pandemi dönemindeki uzaktan eğitim deneyimlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın katılımcıları 32 okulöncesi öğretmeni ve sekiz yöneticiden oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış çevrim içi görüşme formu ve telefon görüşmesi ile elde edilmiş ve yorumlayıcı fenomenolojik analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular pandemi algısı, bu süreçte öğretmen ve yönetici olmak ve uzaktan eğitim vizyonu adlı temalar çerçevesinde sunulmuştur. Bu çalışmadan elde edilen bulgulara göre, katılımcılar pandemiyi “rahatlama-aşırı kaygı” şeklinde birbiriyle yer değiştiren zıt duygular şeklinde deneyimlemişlerdir. Katılımcı öğretmenlerin pandemi sürecinde uzaktan eğitimi çoğunlukla hazır planlar kullanarak yürüttükleri anlaşılmaktadır. Araştırma sonuçları bazı katılımcıların uzaktan eğitimin sürdürülebilirliği bağlamında örgün eğitime destek olarak kullanılması, uzaktan eğitim platformlarının erişim ve içerik açısından zenginleştirilmesi, öğretmenlerin teknoloji becerilerinin geliştirilmesi ve uzaktan eğitim yeterlikleri şeklinde üç farklı vizyon ortaya koyduklarını göstermektedir