Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi / Journal of Early Childhood Studies
Not a member yet
213 research outputs found
Sort by
48-72 Aylık çocuklar için Okul Öncesi İşitsel İşlemleme Testi (İŞTE)’nin geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu çalışma okul öncesi dönem çocukların işitsel işlemleme becerilerini değerlendirmek üzere geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amacıyla tasarlanmıştır. 48-72 aylık çocuklar için geliştirilen Okul Öncesi İşitsel İşlemleme Testi (İŞTE) listeleri, alan yazın taraması yapılarak hazırlanmıştır. Alan uzmanlarından alınan görüşler doğrultusunda test düzenlenmiş ve ardından Lawshe analizi uygulanarak yüzey ve kapsam geçerliliği sağlanmıştır (KGO=0.99, p<0.05). Test, araştırmacı tarafında 48-72 aylık 502 çocuğa uygulanmış, yapı geçerliliğinin sınanması için faktör analizi işlemleri öncesinde örneklem büyüklüğünün uygunluğunu belirleyebilmek amacıyla Kaiser-Meyer-Olkin Testi yapılmıştır (KMO=0.88; x2 (231) =6905.36; p<0.01). Açımlayıcı faktör analizi sonucunda İŞTE’nin öz değeri 1 ve 1 den fazla olan 4 faktörlü bir yapıdan oluştuğu görülmüştür. Alt testler iç tutarlılık katsayıları Ses Bilgisel Farkındalık: Aynı Sesle Başlayanlar (α=0.84), Ses Bilgisel Farkındalık: Aynı Sesle Bitenler(α=0.86), Kısa Süreli İşitsel bellek(α=0.94), İşitsel Ayırt Etme (α=0.78) ve İŞTE toplamı (α=0.88) olarak hesaplanmıştır
Okula hazır bulunuşluk ve yürütücü işlev performansları arasındaki ilişki
Bu çalışmada, 5-6 yaş çocuklarının okula hazır bulunuşluk düzeyleri ile yürütücü işlev görevlerinde sergiledikleri performansları arasındaki ilişki incelenmiştir. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı bu çalışmanın örneklemini 69 çocuk oluşturmuştur. Çocukların matematik, fen, ses, çizgi ve labirent alt boyutlarının ölçülmesiyle okula hazır bulunuşluk düzeyleri belirlenmiştir. Yürütücü işlev performanslarını belirlemek amacıyla çalışma belleği ve engelleyici kontrol becerilerine yönelik olan görevler kullanılmıştır. Veriler, Kendall’s tau-b korelasyon tekniği ve Mann Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, çocukların çizgi alt boyutu puanlarının engelleyici kontrol görevi ile; çizgi, matematik, ve labirent alt boyutu puanlarının çalışma belleği görevi ile ve fen, ses ve labirent puanlarının ise hem çalışma belleği hem de engelleyici kontrol performansını içeren görev ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Çalışma belleği performansları yüksek olan çocukların matematik, çizgi ve labirent alt boyutu puanlarının, hem çalışma belleği hem de engelleyici kontrol performansları yüksek olan çocukların ise fen, ses ve labirent alt boyutlarından aldıkları puanlarının yüksek olduğu belirlenmiştir.
Okul öncesi bütünleştirmede özel gereksinimli ve tipik gelişen çocukların sosyal kabulleri: Boylamsal bir çalışma
Bu çalışmanın amacı, okul öncesinde bütünleştirme ortamlarındaki özel gereksinimli (ÖG) ve tipik gelişen (TG) çocukların sosyal kabul düzeylerini boylamsal olarak incelemektir. Bu amaçla çalışmanın verileri Sosyometrik Dereceleme Ölçeği ile Güz ve Bahar döneminde olmak üzere iki kez toplanmıştır. Çalışma grubunda 12 bağımsız anaokulundaki 41 sınıfa devam eden 47 ÖG ve 47 TG çocuk yer almıştır. ÖG ve TG çocukların Güz ve Bahar dönemi değerlendirme sonuçları karşılaştırılmış; bulgular TG çocukların sosyal kabul düzeylerinin hem Güz hem de Bahar döneminde, ÖG çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca ÖG ve TG çocukların Güz ve Bahar dönemi ölçümleri arasında grup içinde farklılaşma olmadığı; her iki grubun Güz-Bahar dönemi ölçümleri arasındaki farklar karşılaştırıldığında ise iki grubun ölçümler arasındaki farkların da anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmıştır
Okul öncesi çocukların empati bölümleri ile annelerinin ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; annelerin ebeveyn tutumları ile çocuklarının empati bölümleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, resmi anaokullarına devam etmekte olan 5-6 yaş gruplarındaki toplam 142 okul öncesi çocuk ve onların annelerinden oluşmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Çocuklar İçin Empati Bölümü Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için Kruskall Wallis H ve Mann Whitney U testleri ve Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; çocukların duygusal ve bilişsel empati bölümlerinin annelerinin eğitim düzeylerine göre, çocukların davranışsal empatisinin ise ailelerinin gelir durumuna göre farklılaştığı görülmektedir. Çocukların duygusal empatileri ve genel empati becerileri ile annelerinin demokratik tutumları arasında pozitif ilişki; çocukların duygusal, davranışsal ve genel empati becerileri ile annelerinin otorier tutumu arasında negatif ilişki; çocukların duygusal empati bölümü ile annelerinin izin verici tutumları arasında da negatif ilişki olduğu bulunmuştur. Eğitim ve gelir düzeyi düşük olan annelere, empatinin önemi ve çocuk gelişimine etkileri konularında seminerler verilmesi önerilmektedir
Erken çocukluk dönemi öğretmenlerinin çokkültürlülük uygulamaları üzerine bir inceleme
Eğitim alanında çokkültürlülük her ailenin özgünlüğü ve onlarla çalışmanın getirdiği etkiler ile tüm çocuklar için eşit eğitim fırsatları oluşturma; farklılıkları takdir etme olarak tanımlanmaktadır. Çokkültürlülük aynı zamanda toplumdaki temel eşitsizlikleri değiştirmek için çocukları girişimde bulunmaya teşvik eden bir araç olarak da değerlendirilmektedir. Bu çalışma, erken çocukluk eğitimi öğretmenlerinin sınıfta uyguladıkları çok kültürlü etkinlikleri ve çok kültürlü ailelerle yaptıkları aile katılım uygulamalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, İstanbul'da üç farklı anaokulunda 7 öğretmenden veri toplanmıştır. Bulgular, “Çokkültürlülük Tanımları”, “Çokkültürlü Aile Anlayışları”, “İletişim Yöntemleri”, “Çokkültürlü Etkinlikler” ve “Aile Katılım Tanımları” olarak tanımlanan 5 ana tema altında gruplanmıştır. Bulgular geniş bir perspektiften değerlendirildiğinde; erken çocukluk eğitimi öğretmenlerinin çok kültürlü anlatılarında benzer ve farklı yönleri olduğu söylenebilir. Ayrıca, farklı çokkültürlülük algıları çok-kültürlü faaliyetlerin uygulanmasını desteklemektedir
Okul öncesi eğitim kurumlarında çölyak hastalığı yönetimi: Öğretmenin rolü
Tahıl ürünleri Türkiye dahil olmak üzere birçok ülkenin önemli besin kaynağını oluşturmaktadır. Ancak tahıl ürünlerinde bulunan ve bir protein olan glüten, genetik olarak yatkınlığı olan bireylerde kronik ince bağırsak hasarlarına neden olmaktadır. Çölyak hastalığı olarak bilinen bu hastalık glütene maruziyet ile birlikte belirti gösteren, glütensiz diyeti gerektiren, ömür boyu süren otoimmün bir hastalıktır. Çölyaklı bireylerin sayısı, tanı olanaklarının artması nedeniyle gün geçtikçe artmaktadır. Ek gıdanın diyete eklendiği yaşamın ilk üç yıllında daha sık olmak üzere tüm yaş gruplarında görülmektedir. Bu nedenle Çölyak hastalığının tanısı ve tedavisinde çocuklar, aileleri ve okul öncesi eğitim kurumlarına önemli görevler düşmektedir. Okul öncesi, pek çok alışkanlığın kazanıldığı bir dönemdir, doğru yöntemlerle verilen beslenme eğitimleri ile çocuklar daha sağlıklı büyür, daha sağlıklı yetişkinler haline gelirler. Okul öncesi dönem, sağlık sorunları nedeniyle özel beslenme gereksinimi olan çocukların sağlıklarının geliştirilmesi, hastalıklarının ilerleyişi açısından da önemlidir. Çalışmada, okul öncesi kurumlarında çölyak hastalığının yönetiminde öğretmene düşen rollerin ve öğrencinin sınıf içinde damgalanmasının engellemesinin öneminin ortaya konması amaçlanmaktadır
Okul öncesi dönem çocuklarının prososyal davranışlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Prososyal davranışlar, başkalarına yarar sağlamaya yönelik olarak gerçekleştirilen tamamen gönüllü eylemler olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırma okul öncesi dönem çocuklarının prososyal davranışlarına etki eden değişkenlerin belirlenmesi ve ebeveyn tutumları ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, 25-72 ay aralığındaki 290 çocuk ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında “Çocuk Prososyallik Ölçeği (ÇPÖ)”, “Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ)” ve “Demografik Bilgi Form”u kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; ebeveyn tutumları ve çocukların prososyal davranışları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, kız çocuklarının erkek çocuklara göre daha fazla prososyal davranışlar sergilediği; çocuğun yaşı büyüdükçe prososyal davranış puan ortalamalarının da arttığı; 6 aydan fazla okula devam eden çocukların prososyal davranış puan ortalamaları, yeni başlayanlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öte yandan prososyal davranışların çocuğun kardeş sayısı ile anne ve babanın öğrenim düzeyleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı görülmektedir
Okuma Yazma Becerilerini Destekleyici Duyu Eğitimi Programı’nın etkililiğinin boylamsal olarak incelenmesi
Araştırma, okuma yazma becerilerini destekleyici duyu eğitimi programının etkililiğinin boylamsal olarak incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; Ankara il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bağımsız anaokullarına devam eden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 61-66 aylık çocuklar oluşturmuştur. Dört yıl süreli bir araştırma olarak tasarlanan ve gerçekleştirilen araştırmanın verileri, 2013-2017 eğitim öğretim yılları arasında öğrenimlerine devam eden toplam 30 çocuktan (deney:15 ve kontrol:15) toplanmıştır. Bu araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu eşitlenmemiş yarı deneysel desende Yazıcı ve Kandır (2014) tarafından yapılan bir önceki çalışmanın devamı niteliğindedir. Araştırmada, Türkçe dersi kazanımları kriter olarak kabul edilmiş ve çocukların kriterleri karşılama durumları “Kazanım Değerlendirme Kontrol Listesi” aracılığı ile belirlenmiştir. Araştırma sonucunda; deney ve kontrol grubundaki çocukların “Kazanım Değerlendirme Kontrol Listesi”nden elde edilen puan ortalamaları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır
Ebeveynlerin çizgi filmlere yönelik bakış açılarının ve görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada çocuğu okul öncesi eğitime devam eden ebeveynlerin genel olarak çizgi filmlere bakış açıları ve çizgi filmler hakkındaki görüşleri incelenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımlarından tarama deseni, nitel araştırma yaklaşımlarından ise durum çalışması deseni bu araştırmada birlikte kullanılmıştır. Kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen 66 ebeveynden veriler “Ebeveynlerin Çizgi Filmlere Bakışı” ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Ebeveynlerin çizgi filmler hakkındaki detaylı görüşleri ise açık uçlu sorular aracılığıyla yazılı toplanmıştır. Ebeveynler, çizgi filmlerin olumsuz olduğuna ilişkin açık bir görüş belirtmemişlerdir. Ebeveynler, çizgi filmlerin çocuklarını kontrol etmek amacıyla kullanılan bir araç olmadığını ifade etmişlerdir. Çizgi filmlerin çocuklarının gelişimlerine katkı sağlayacak bir araç olup olmadığı konusunda da ebeveynlerin kararsız oldukları tespit edilmiştir. Çocuklar için çizgi filmlerin eğlendirici bir araç olduğu da yine ebeveynler tarafından ifade edilmiştir. Bazı ebeveynler, çocukların izleyeceği çizgi filmlerin dikkatle seçildiğinde veya ebeveynlerin kontrolü altında izletildiğinde faydalı olabileceği ve gelişimlerini destekleyebileceğini belirtmiştir
Uyku Eğitim Programının bebeklerin uyku alışkanlıkları üzerindeki etkisi
Araştırma, annelere verilen uyku eğitim programının bebeklerinin uyku alışkanlıkları üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 6-8 aylar arasında riskli gebeliği olmayan 20 anne adayı ve bebekleri oluşturmaktadır. 10 bebek ve annesi deney, 10 bebek ve annesi de kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada eşleştirilmiş son test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Verileri toplamak için Kişisel Bilgi Formu ve BISQ Anketi kullanılmıştır. Deney grubundaki annelere hamilelik döneminde 5oturumdan oluşan uyku eğitim programı uygulanmış, bebekleri doğduktan sonraki 6 aylık süreçte her ay bir kere telefon yoluyla bilgilendirmelere devam edilmiştir. Kontrol grubundaki annelere ise eğitim verilmemiştir. Deney ve kontrol grubundaki annelere bebekleri 5 aylık olduğunda uyku günlükleri ve bebekleri 6 aylık olduğunda BISQ anketi uygulanmıştır. Sonuçta, uyku eğitim programının bebeklerin uyku ortamlarında ve uyku düzenlerinde tamamen, bebeklerin uyku süreçlerinde ve annelerin uyku problem algılarında da kısmen farklılıklar olduğu görülmüştür. Çalışmanın sonucunda, bebeklik döneminde uykuya yönelik erken müdahale çalışmalarının önemli olduğu düşünülmektedir