Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi / Journal of Early Childhood Studies
Not a member yet
213 research outputs found
Sort by
Okul öncesi dönemdeki çocukların model alma becerileri gelişimlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Matematik, modellerin dilidir ve bilimidir. Bir model, aynı sırada veya düzende sürekli tekrar eden sayıların, renklerin, nesnelerin, şekillerin veya eylemlerin ardışıklığıdır. Model alma çocuklarda matematiksel fikirlerin, ilişkilerin soyutlanması ve akıl yürütmenin gelişmesi için önemlidir. Bu çalışmanın amacı, çocukların model alma beceri gelişimlerinin, çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırmada amaçlı örneklem belirleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu anaokuluna devam eden 182 çocuktan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2016-2017 eğitim-öğretim yılının Mayıs ayında toplanmıştır. Araştırma sonuçları çocukların model alma beceri gelişimlerinde cinsiyete göre anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Bununla beraber, model alma beceri gelişimleri ve çocukların yaşı , eğitim kurumuna devam etme süresi, anne-babanın eğitim düzeyi ve ailenin ekonomik düzeyi değişkenleri arasında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir
Okul öncesi eğitimde yardımcı öğretmenlik mesleği
Okul öncesi öğretmenliği, diğer meslek grupları gibi, profesyonel bir meslektir. Yardımcı öğretmenlik de eğitim öğretim faaliyetlerinde öğretmene destek sağlayacak profesyonel bir meslek olarak ele alınmalıdır. Ülkemizdeki okul öncesi kurumlarında yardımcı öğretmenlik uygulamalarının çok fazla olmaması ve resmi ana okullarda kanunen zorunluluğun bulunmamasından dolayı yardımcı öğretmenlikle ilgili yapılan çalışmaların çok az olduğu görülmektedir. Bu nedenle de makalede, yardımcı öğretmenlikle ilgili ülkemizde yapılabilecek olası çalışmalara ışık tutması ve böyle bir mesleğin okul öncesi eğitim kurumlarında hizmet vermesi durumunda, yardımcı öğretmenlerin görev ve sorumlulukları, öğretmen ile yardımcı öğretmen arasındaki ilişki ve bunun eğitim ortamına etkileri, yardımcı öğretmenin eğitim düzeyi, öğretmen-çocuk oranı, yardımcı öğretmenin denetimi ve değerlendirilmesi konularında literatür ışığında bilgi verilmeye çalışılmıştır
Okul öncesi öğretmen ve öğretmen adaylarının aile katılımına yönelik öz-yeterlik inançlarının incelenmesi: Denizli ili örneği
Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmen ve öğretmen adaylarının aile katılımına yönelik öz-yeterlik inançlarını incelemektir.Bununla birlikte okul öncesi öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının aile katılımına yönelik bakış açıları arasındaki farklılıklar ve benzerlikler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Pamukkale Üniversitesinde öğrenim gören 57, son sınıf okul öncesi öğretmen adayı ve Denizli ili, Pamukkale ilçesinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarında görev alan 55 okul öncesi öğretmeninin katılımı ile gerçekleştirilmiştir ve araştırmada karma yöntem kullanılmıştır.Veriler katılımcılara Aile Katılımı Öz-Yeterliği Değerlendirme Ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile elde edilmiştir.Çalışmada ulaşılan nicel veriler SPSS paket programındaki uygun testler ile analiz edilirken nitel veriler ise tümevarımsal içerik analizi ve sürekli karşılaştırma yöntemi ile analiz edilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda aile katılımına yönelik öz-yeterlik inancı açısından öğretmenler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmen ve öğretmen adaylarının aile katılımı ile ilgili benzer kavramlaştırmalar yaptıkları ortaya çıkmıştır
Bir gelişim göstergesi olarak çocukların soruları
Okul öncesi dönemde çocuklar çok fazla soru sormaktadırlar ve bu durum çoğu kez ebeveynler ve öğretmenler tarafından bir yakınma konusu olmaktadır. Oysa ki erken çocukluk yıllarında çocukların soruları, onların gelişimleri ve öğrenmeleri için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı da okul öncesi dönem çocuklarının sorularının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda 1896-2020 yılları arasında çocukların sorularını konu alan çalışmalar incelenmiştir. Bu çalışmada okul öncesi dönem çocuklarının soruları onların gelişimleri açısından ele alınmış, bu soruların sınıflandırılması incelenmiş ve bu süreçte yetişkinlerin rollerine değinilmiştir. Ayrıca, çocukların soruları yaşları açısından incelenmiş ve çocukların sorularına örnekler verilmiştir. Son olarak, çocukların sorularına ilişkin ebeveyn, öğretmen ve araştırmacılara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Erken müdahale ve erken çocuklukta özel eğitim alanında Tavsiye Edilen Uygulamalara (TEdU) ilişkin Türk paydaşların bakış açılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki kilit paydaşların (öğretmenler, ebeveynler, yöneticiler ve yükseköğretim öğretim elemanları) Amerika Birleşik Devletleri'nde Özel Gereksinimli Çocuklar Konseyi Erken Çocukluk Birimi tarafından geliştirilen Tavsiye Edilen Uygulamalar (TEdU) hakkındaki görüşlerini incelemektir. Bu çalışmada, nicel araştırma tekniklerinden betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya, Türkiye'nin yedi şehrinden 122’i öğretmen, 100’ü ebeveyn, 40’ı yönetici ve 32’si ise yüksek öğrenim kurumlarından çalışan öğretim elemanları olmak üzere toplam 294 kişi katılmıştır. Bu çalışmada veriler araştırmacılar tarafından TEdU temel alınarak geliştirilen bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmada gruplar arasındaki farklılıkları araştırmak için tek yönlü ANOVA analizleri yapılmış ve istatistiksel olarak anlamlı bir ana etki gözlenmemesi durumunda hangi gruplar arasında farklılık olduğunu belirlemek için Tukey post-hoc analizi uygulanmıştır. Bulgular, 65 uygulamanın hepsinin geçerlilik ölçütünü karşıladığını göstermiş olup tüm TEdU’ların Türkiye'deki paydaşlar tarafından önemli olarak algılandığını ortaya koymuştur. Bu çalışmanın bulguları, öğretmenlerin ve özel gereksinimli küçük çocuklara hizmet sağlayan diğer uzmanların uygulamalarında TEdU’ları kullanmasını kolaylaştırmak için sistem düzeyinde destek ve altyapı geliştirme ihtiyacını ortaya koymaktadır
Erken çocukluk döneminde iki dilliliğin çocukların alıcı ve ifade edici dil gelişimine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada erken çocukluk döneminde iki dilliliğin çocukların alıcı ve ifade edici dil gelişimine etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırma Adıyaman ilinde 2-7 yaş aralığındaki ikidilli ve tek dilli 120 (60+60) çocuk ile yürütülmüştür. Veri toplamada, kişisel bilgi formu ve Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için uygun istatistik program kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; iki dilli ve tek dilli çocukların alıcı ve ifade edici dil becerileri karşılaştırılmış ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada her iki grubun dil gelişimlerine etki edebilecek diğer faktörler de ele alınmıştır. Bu faktörlerden; yaş, cinsiyet, baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı, kardeşler arasındaki sıra sayısı, okul durumu, kitap okuma sıklığı, ekran kullanım süresi açısından anlamlı fark bulunmazken, çocukların yaşadığı yer, anne eğitim durumu, anne ve baba mesleği, aile yapısı, çocukla kitap okuma sıklığı, ekran kullanma yaşı ve ekranı kiminle kullandığı değişkenleri açısından iki grup arasında anlamlı fark oluştuğu belirlenmiştir
Üç-altı yaş çocuklarına yönelik öykülerin sosyal beceriler açısından incelenmesi
Bu çalışma, üç-altı yaş çocuklarına yönelik öykülerin sosyal beceriler açısından incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Nitel araştırma türündeki bu çalışmada, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi doğrultusunda ulaşılan farklı yayınevleri tarafından yayınlanmış okul öncesi dönem çocuklarına yönelik olan öyküler üzerinde yürütülmüştür. Çalışma grubunu, 2009-2019 yılları arasında yayınlanmış üç-altı yaş çocuklarına yönelik toplamda 60 öykü kitabı oluşturmaktadır. Çalışma verilerinin toplanmasında, doküman incelemesi yöntemine ve elde edilen verilerin analizinde, içerik analizine başvurulmuştur. Çalışma sonucunda, ele alınan öykülerde daha çok olumlu yönde desteklenecek şekilde sosyal becerilerin yer aldığı ve ağırlıklı olarak hatasını kabul etme ile teşekkür etme, akabinde yardım etme ile duygu ve düşüncelerini ifade etme ve beraberinde özür dileme ve birlikte oynama gibi sosyal becerilerin öne çıkarıldığı görülmüştür. Öykülerin % 13.33’ünde bir şekilde sosyal becerileri olumsuz yönde etkileyebilecek birkaç unsurun yer aldığı da saptanmıştır. Öykülerde işlenen sosyal becerilerin çoğunlukla “iletişim” boyutu ve akabinde “prososyal davranışlar” boyutu altında yer alan sosyal beceriler olduğu görülürken, nadiren de “kendini kontrol” boyutundan sosyal beceriler olduğu saptanmıştır. Okul öncesi dönem çocuklarına yönelik öykülerin bağımsız davranma, kendine güvenme, cesur olma, liderlik gösterme, hakkını savunma, korku/kaygı verici durumlarla baş etme ve öfkesini kontrol etme gibi sosyal beceriler açısından daha zengin hale getirilmesi ve öykülerin sosyal beceriler açısından sahip olduğu unsurların hedef kitle için öykü seçim kriterleri arasında dikkate alınması gerekmektedir
Okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik yeterlilikleri ile sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
The purpose of this research is to examine the relationship between the counselling qualifications and the classroom management skills of pre-school teachers. The relational screening model has been used in the design of the research. The research has been conducted with a total of 170 pre-school teachers serving in Istanbul in the 2018 academic year, of whom 159 are women and 11 are men. Measurement tools used in the research are the Scale for the Counselling Qualifications of Pre-School Teachers and the Scale for the Classroom Management of Pre-School Teachers. The Pearson product-moment correlation coefficient and the Simple Linear Regression have been used in the analysis of the data. According to the obtained results, it was observed that a meaningful relationship exists between the counselling qualifications and the classroom management skills of pre-school teachers. In addition, a meaningful relationship also exists with respect to the sub dimensions of both scales. As a result of the simple linear regression analysis, it was seen that the counselling qualifications of the pre-school teachers accounted for 38% of the change in the classroom management skills of the pre-school teachers. In addition, it was determined that the counselling qualifications of pre-school teachers constituted a meaningful precursor to their classroom management skills.Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik yeterlilikleri ile sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırma, 2018 eğitim öğretim yılı İstanbul ilinde görev yapan 159 kadın, 11 erkek toplam 170 okul öncesi öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçme araçları, Okul Öncesi Öğretmeni Rehberlik Yeterlilikleri Ölçeği ve Okul Öncesi Öğretmeni Sınıf Yönetimi Ölçeği’dir. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve Basit Doğrusal Regresyon kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik yeterlilikleri ile sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Aynı zamanda her iki ölçeğin alt boyutları açısından da anlamlı bir ilişki vardır. Yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik yeterliliklerinin okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerindeki değişimin yaklaşık %38’ini açıkladığı görüşmüştür. Aynı zamanda okul öncesi öğretmenlerin rehberlik yeterliliklerinin okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir
Children, mothers, and preschool teachers’ perceptions of play: Findings from Turkey and Norway
This cross-cultural study aims to explore children’s, mothers’, and teachers’ current perceptions of play in Turkish and Norwegian cultures by using the Cultural Historical Action Theory framework as an analytical tool. The participants included 40 children enrolled in preschools, 39 mothers, and 10 teachers. In this cross cultural comparative study, structured interviews were used to collect the data. The results revealed one common theme across the participants’ definitions of play, the feelings related to play. All three groups expressed play as a way of having fun. Another common theme for the adults from both countries were the ideas that, play is important for children’s learning and development and, it is impossible to think of an alternative to play. Both Norwegian and Turkish children defined play as different examples, such as cars, bicycles and balls. While Norwegian teachers defined play as a context in which children make their own decisions, both Norwegian and Turkish teachers considered play socialize with friends and to be a way of communication. The concept of adults as the community of play and children as the actors of play deserve more attentio