Osmaniye Korkut Ata University Academic Repository
Not a member yet
5726 research outputs found
Sort by
BIST TEKSTİL, GİYİM EŞYASI VE DERİ SEKTÖRÜ İŞLETMELERİNİN FİNANSAL ETKİNLİKLERİNİN VZA İLE İNCELENMESİ
Çalışmada BIST tekstil, giyim eşyası ve deri sektörü işletmelerinin 2020-2023 yılları finansal etkinliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışmada veri zarflama analizi (VZA) CCR modeli kullanılmıştır. Analiz uygulamasında sektöre ait işletmelerin finansal tablolarından yararlanılmıştır. Çeşitli finansal tablo hesap kalemlerinin oranlanması sonucu elde edilen finansal oranlar, 6 girdi ve 3 çıktı oranı olarak çalışma analizinde kullanılmıştır. Tekstil, giyim eşyası ve deri sektörü ’nün ülkemiz ekonomisi için önemli görülmesi sebebiyle sektör, çalışma konusu olarak belirlenmiştir. Çalışma uygulamasında kullanılan VZA yönteminin yüksek tahmin başarısı göstermesi ve araştırmacılar tarafından oldukça sık başvurulması nedeniyle çalışma analizinde kullanılması tercih edilmiştir. Çalışma sonucunda VZA CCR modeline göre, 2020 yılında; ARTMS, ARSAN, BLCYT, BRKO, DERIM, DIRIT, ENSRI, SKTAS ve SNPAM işletmelerinin, 2021 yılında; ATEKS, ARSAN, ARTMS, BLCYT, BOSSA, BRKO, BRMEN, DERIM, DIRIT, ENSRI, LUKSK, RODRG, SKTAS ve SNPAM işletmelerinin, 2022 yılında; ARTMS, BRKO, BRMEN, DIRIT, ENSRI, RODRG ve SKTAS işletmelerinin ve 2023 yılında; ARSAN, ARTMS, BLCYT, BOSSA, ENSRI, LUKSK, MEGAP ve SKTAS işletmelerinin tam etkin durumda olduğu belirlenmiştir
Structure and theme in the novels of Melih Cevdet Anday
Modern Türk edebiyatının önemli isimlerinden Melih Cevdet Anday, yaşamı boyunca deneme, şiir, roman, hikâye ve tiyatro gibi birçok yazın türünde eserler vermiştir. Sanatçının şairlik ve tiyatro yazarlığı yönü romancı yönünden daha çok tanınır. Anday'ın roman yazarlığı gazetelerde çeşitli müstear adlarla yazdığı romanlarla başlar. Melih Cevdet Anday adıyla dört roman yayımlamıştır. Bu romanlar; Aylaklar (1970), Gizli Emir (1970), İsa'nın Güncesi (1974) ve Raziye (1975) romanlarıdır. Çalışmamız üç bölüm olarak tasarlanmıştır. Birinci bölümde yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Anday'ın kendi ismiyle yayımladığı romanlarının yapı ve tema incelemesi yapılmıştır. Romanların kimliksizleşme, yabancılaşma, sorgu/gözetim/denetim ve bekleme gibi temaları eserlerden yapılan alıntılarla desteklenmiştir. Çalışmanın üçüncü, yani sonuç bölümünde çalışmada elde edilen veriler yorumlanmıştır. Anday, romanlarında toplumsal nitelikli konulara ve modern bireyin sorunlarına yer verir. Kentteki sorunların köydeki sorunlardan daha fazla olduğunu söyleyen Anday, romanlarında kentli insanın sıkışmışlığını ve git gide yabancılaşıp yalnızlaşmasını konu almıştır. Kapitalizmin yaygınlaşması ve toplumun modernleşmesi, birey için birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. Bireyin kendi elleriyle kurduğu bu yeni düzen zamanla bireye zarar vererek onu yalnızlaşmaya ve yabancılaşmaya itmiştir. Aylaklar romanında Cumhuriyet'in ilk yıllarını konu alan yazar, yeni dünya düzenine ayak uydurmak zorunda olan bireye dikkat çeker. İkinci romanı Gizli Emir'de yeni dünya düzeninin birey üzerindeki yıkıcı etkisini işler ve bu yıkıcı etki İsa'nın Güncesi romanında kendini göstermeye devam eder. Yazarın son romanı Raziye ise bir arka plan olarak kullanılan kentin kaotik ortamına dikkat çeker. Modern dünyada, birey kendi kurduğu dünya düzenine teslim olmak zorunda kalmış ve yalnızlaşmıştır.Melih Cevdet Anday, one of the important names of modern Turkish literature, has produced works in many literary genres such as essays, poetry, novels, stories and theater throughout his life. His poetry and theater writing skills are more recognized than his novelist skills. Anday's novel writing began with novels he wrote in newspapers under various pseudonyms. He published four novels under the name Melih Cevdet Anday. These novels are; Aylaklar (1970), Gizli Emir (1970), İsa'nın Güncesi (1974) and Raziye (1975). Our study is designed in three parts. In the first part, information about the author's life, literary personality and works are given. The second part of the study analyzes the structure and themes of Anday's novels published under his own name. The themes of the novels such as de-identification, alienation, interrogation/surveillance/supervision and waiting are supported by quotations from the works. In the third part of the study, namely the conclusion, the data obtained in the study are interpreted. In her novels, Anday includes social issues and the problems of the modern individual. Stating that the problems in the city are more than the problems in the village, Anday's novels are about the urban man's being stuck and becoming increasingly alienated and lonely. The spread of capitalism and the modernization of society brought along some problems for the individual. This new order, which the individual established with his own hands, harmed the individual over time and pushed him to loneliness and alienation. The author, whose novel Aylaklar deals with the first years of the Republic, draws attention to the individual who has to keep up with the new world order. In his second novel, Gizli Emir, he deals with the destructive effect of the new world order on the individual, and this destructive effect continues to manifest itself in the novel The İsa'nın Güncesi. The author's last novel Raziye draws attention to the chaotic environment of the city used as a background. In the modern world, the individual has to surrender to the world order he has established and becomes lonely
İdarenin Sorumluluğunu Ortadan Kaldıran Bir Sebep Olarak İçtihadi Hata Teorisi
Anayasa’nın 2’nci maddesi ve 125’inci maddesinin son fıkrası uyarınca idare kişilere vermiş olduğu zararı ödemekle yükümlüdür. Bu husus aynı zamanda hukuk devleti olmanın da yükümlülüklerindendir. İdarenin sorumluluğuna ilişkin temel prensipler, içtihatlar ışığında anayasanın amir hükümleri çerçevesinde Fransız idare hukukunun da etkisiyle gelişme göstermiştir. Hatta modern toplum bununla da yetinmemiş ve idarenin kusura dayanan sorumluluğunun da bir adım ötesine geçerek kusura dayanmayan sorumluluğunu da kapsama dâhil etmiştir. Buna rağmen Danıştay, yine Fransız hukukunun etkisiyle, idareye kusurlu hareket edebileceği buna karşın zararı tazmin etmeyeceği bir ayrıksı alan tanımlamıştır. Her idarenin işleyebileceği türden ciddi ve önemli olmayan bir takım hukuka aykırılıkların yarattığı zararın karşılanmaması gerektiği düşüncesinin tezahürü olan içtihadi hata teorisi, ortaya çıktığı dönemde olduğu gibi günümüzde de hala güncelliğini korumaktadır. Anayasanın yukarıda bahsedilen hükümlerine aykırı olan ve aynı zamanda sübjektif niteliği haiz bu teorinin yargı kararları kapsamında incelenmesine geçmeden önce, içtihadi hata teorisiyle benzeşen, bu sebeple içtihadi hata teorisiyle karıştırılan farklı durumları açıklamak gerekmektedir. Bu çerçevede, işlemin yetki veya şekil unsurlarına aykırı olması halinde işlemin yetkili makam tarafından veya aynı makam tarafından şekle uygun olarak yeniden yapılabilmesinin içtihadi hata teorisiyle bağlantısı ve içtihatlarda sıklıkla yer verilen ağır / basit kusur ayrımının içtihadi hata teorisiyle karıştırılması ve bunun yarattığı problemlerin ele alınması zaruridir. Diğer taraftan, idarenin sorumluluğu ilkesinin benimsenmesine esas oluşturan zararın tazmini hususu, bu teori kapsamında göz ardı edilmektedir. Bu çerçevede içtihadi hata teorisi, yargı mercilerinin vermiş olduğu kararlar kapsamında değerlendirilmekte ve eleştirilmektedir
Üniversite Öğrencilerinin Ekran Ötesindeki Bağımlılık Serüveni: Tiktok Kullanım Motivasyonları Ve Bağımlılık Arasındaki İlişki
Günümüzde, farklı kullanım amaçlarına hizmet eden sosyal medya platformları, bireylerin bu mecralardaki kullanım alışkanlıkları ve olası bağımlılıkları üzerine yapılan araştırmaların giderek daha da önem kazandığı bir alana dönüşmektedir. Sosyal ağlar içerisinde TikTok gibi öne çıkan platformlar, kendine özgü özellikleriyle dikkat çekmekte ve kullanıcıların motivasyonlarını, olası bağımlılık risklerini anlamlandırmak adına önemli bir araştırma alanını oluşturmaktadır. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin TikTok kullanım motivasyonları ve TikTok bağımlılığı arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Eskişehir’de öğrenimini sürdüren Anadolu Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi'nde 400 gönüllü katılımcıyla saha araştırması yöntemiyle gerçekleştirilen bu araştırma, TikTok kullanım motivasyonlarını ve bağımlılık ilişkisini incelemektedir. Elde edilen bulgular neticesinde, “bilgi, kişisel kimlik, uyum ve sosyal etkileşim ve eğlence” motivasyonları arttıkça TikTok bağımlılığının da arttığı saptanmıştır. Ayrıca analizlerde “bilgi” motivasyonu ile “uyum ve sosyal etkileşim” motivasyonunun kadınlarda erkeklere oranla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, TikTok'un kullanım nedenlerinin ve potansiyel bağımlılık risklerinin anlaşılmasına yönelik temel atıcı bir nitelik taşımaktadır
HEMŞİRELERİN KÜLTÜREL ZEKÂLARI, İLETİŞİM BECERİLERİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER: BİR YOL ANALİZİ
Bu araştırma, hemşirelerin kültürel zekâlarını, iletişim becerilerini ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Kesitsel ve ilişki arayıcı tasarımdaki araştırma, bir hastanede çalışmaya katılımda gönüllü 410 hemşire ile Mayıs-Ağustos 2023 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Veriler, “Tanıtıcı Bilgi Formu, Kültürel Zekâ Ölçeği ve İletişim Becerileri Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan Google Form uygulamasıyla çevrim içi ortamda toplandı. Kültürel Zekâ Ölçeği (KZÖ) ve İletişim Becerileri Ölçeğini (İBÖ) etkileyen faktörleri belirlemek için yol analizi yapıldı. Bu araştırmada, Kültürel zekâ ile iletişim becerileri arasında orta derecede güçlü ve olumlu bir ilişki olduğu tespit edildi. Kültürel zekâyı etkileyen faktörler olarak cinsiyet, eğitim düzeyi ve yaş önemli bulundu. Bu faktörler, kültürel zekâ puanındaki değişimin %28.2’sini açıkladı. Hemşirelerde kültürel uygulamalar konusunda eğitim almanın iletişim becerileri düzeyini arttırdığı, cinsiyetin kültürel zekâ üzerinde etkili bir faktör olduğu, eğitim düzeyinin yükselmesinin kültürel zekâ düzeyini arttırdığı ve iletişim becerileri yüksek olan hemşirelerin kültürel zekâ düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna varıldı
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öznel İyi Oluşlarında Duygu Düzenleme Stratejileri ve Öz Yeterlik Algılarının Rolü
Öğretmenlerin öznel iyi oluşları, başka bir ifade ile mesleki mutlulukları, çocukların gelişim ve öğrenmelerini destekleyen bir sınıf ortamının oluşturulmasına etki eden önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle okul öncesi öğretmenlerin öznel iyi oluşlarını desteklemenin yollarını belirlemeye yönelik daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, okul öncesi öğretmenlerin öznel iyi oluşlarında duygu düzenleme stratejileri ve özyeterlik algılarının yordayıcı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın katılımcılarını Gaziantep, Adana ve Osmaniye illerinde MEB’e bağlı anaokulları ve anasınıflarında görev yapan 275 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Katılımcılar, Duygu Düzenleme Ölçeği, Öğretmen Özyeterlik Ölçeği ve Öğretmen Öznel İyi Oluş Ölçeğini’ni tamamlamışlardır. Araştırma verilerinin analizinde hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin etki büyüklüğü (kısmi korelasyonlar, r) ve modelin bir bütün olarak etki büyüklüğü (f2) hesaplanmıştır. Bulgular, duygu düzenleme stratejilerinden duyguların yeniden değerlendirilmesinin, okul öncesi öğretmenlerinin öznel iyi oluşlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Ayrıca öğretmenlerin sınıf yönetimine yönelik özyeterlik algıları öznel iyi oluşlarının önemli bir belirleyicidir. Sonuçlar, okul öncesi öğretmenlerinin duygu düzenleme becerilerini ve özyeterliklerini desteklemeye yönelik çabaların öznel refahının korunmasında ve olumlu yönde gelişmesinde etkili olabileceğini göstermecedir
Development of new sustainable pyridinium ionic liquids: From reactivity studies to mechanism-based activity predictions
ContextThis study addresses the development of sustainable pyridinium ionic liquids (ILs) because of their potential applications in agriculture and pharmaceuticals. Pyridinium-based ILs are known for their low melting points, high thermal stability, and moderate solvation properties. We synthesized three novel pyridinium-based ILs: 1-(2-(isopentyloxy)-2-oxoethyl)pyridin-1-ium chloride, 1-(2-(hexyloxy)-2-oxoethyl)pyridin-1-ium chloride, and 1-(2-(benzyloxy)-2-oxoethyl)pyridin-1-ium chloride. The biological activities of these compounds were evaluated through plant growth promotion, herbicidal, and insecticidal assays. Our results show that the benzyloxy derivative significantly enhances wheat and cucumber growth, whereas the isopentyloxy compound has potent herbicidal effects. Computational methods, including DFT calculations and molecular docking, were applied to understand the structure-activity relationships (SARs) and mechanisms of action.MethodsThe computational techniques involved dispersion-corrected density functional theory (DFT) with the B3LYP functional and the 6-311G** basis set. Grimme's D3 corrections were included to account for dispersion interactions. The calculations were performed via GAMESS-US software. Quantum descriptors of reactivity, such as ionization potential, electron affinity, chemical potential, and electrophilicity index, were derived from the HOMO and LUMO energies. Molecular docking studies were conducted via the CB-Dock server via AutoDock Vina software to predict binding affinities to cancer-related proteins. Petra/Osiris/Molinspiration (POM) analysis was used to predict the drug likeness and other pharmaceutical properties of the synthesized ILs
EMİNSU association as a military centered nongovernmental organization
Düşünsel temelleri Aristo'nun eserlerine kadar dayanan sivil toplum 18.yüzyıla kadar devletle aynı anlamda kullanılırken sonraki dönemlerde ise devlet karşıtlığına vurgu yapılmıştır. Kavram özellikle demokrasi kültürünün yerleşmesinin, yurttaşlık bilincin gelişmesinin ve devlet-toplum arasındaki ilişkinin önemli bir aracı haline gelmiştir. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra Milli Birlik Komitesinin 2 Ağustos 1960 tarihinde çıkardığı 42 sayılı Kanun (Resmi Gazetede 5 Ağustos 1960'ta yayımlanan) ile 235'i general ve amiral olmak üzere yaklaşık 7200 subay emekliye sevk edilmiştir. Bu tasfiye hareketiyle ordunun subay mevcudu yüzde elliden fazla azaltılmıştır. Ordudan tasfiye edilen subaylar 6 Eylül 1960'ta Emekli İnkılap Subayları Derneği (EMİNSU) adı altında sivil bir örgütlenmeye gitmişlerdir. Asker kökenli bir sivil toplum örgütü olan EMİNSU'lar kaybettikleri haklarına kavuşmak ve orduya tekrar dönmek için çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlar, hükümetlerle sürekli ilişki içinde olmuşlar ancak orduya tekrar dönememişlerdir. 1980'lere kadar varlığını sürdüren EMİNSU Derneğinin mücadelesi bir takım mali hakların kazanılmasıyla sonuçlanmıştır.Civil society, whose intellectual foundations date back to the works of Aristotle, was used synonymously with the state until the 18th century. In later periods, however, the emphasis shifted to opposition to the state. The concept has become a crucial tool in establishing a culture of democracy, developing civic consciousness, and mediating the relationship between the state and society. Following the military coup on May 27, 1960, the National Unity Committee enacted Law No. 42 on August 2, 1960, which led to the retirement of 235 generals and admirals and approximately 7200 officers. This purge reduced the officer corps by more than fifty percent. The officers who were dismissed from the military formed a civil organization called the Association of Retired Revolutionary Officers (EMİNSU) on September 6, 1960. As a civil society organization with military roots, EMİNSU engaged in various activities to regain their lost rights and sought to return to the military. They maintained constant relations with the government but were unable to rejoin the military. The struggle of the EMİNSU Association, which continued until the 1980s, resulted in the attainment of some financial rights
Osmanlı Topçuluğunda Hartuç Kesesi Kullanımına Genel Bir Bakış (1772-1838)
Osmanlı Ordusu’nda topun ilk olarak I. Kosova Savaşı’yla kullanıldığı yönünde yaygın bir görüş mevcuttur. Bu savaşı başlangıç olarak kabul edersek nispeten kısa bir süre içerisinde top teknolojisinde Osmanlı Devleti’nin dönemin en önemli devletlerinden birisi olduğunu rahatlıkla ifade edilebilir. Top teknolojisi noktasında rakiplerine karşı üstünlüğünü 16. yüzyıla kadar sürdüren Osmanlı Devleti 1593-1606 tarihleri arasında Avusturya ile yapılan savaşlarda bu üstünlüğünü kaybetmeye başlamıştır. Ordunun ateş gücünün arttırılması adına oldukça esnek bir tutum sergileyen Osmanlı Devleti birçok stratejik malzemenin ülkede sınırları içerisinde üretimine ağırlık vermiştir. Bu stratejik malzemelerin başında askeri terminolojide hartuç kesesi olarak da ifade edilen tek kullanımlık barut keseleri gelmiştir. Hartuç kesesi kullanımı atış sırasında fazla veya eksik barut kullanımından kaynaklanan sorunların önüne geçtiği gibi ateş gücünün devamlılığını da sağlamıştır. Bu çalışmada 1772-1838 tarihleri arasında hartuç kesesinin üretim aşaması, üretim aşamasında yaşanan sorunlar ve devletin sorunlara çözüm arayışları ve hartuç kesesinin yoğun olarak kullanıldığı alanların neler olduğu ele alınmıştır
A Look at the Problems of Transhumance in Northeastern Anatolia with a Cause-Effect Relationship: Ardahan Example
Transhumance activity, which has been carried on in the mountains of T & uuml;rkiye for hundreds of years, has entered into a great change nowadays. NE Anatolia, the center of livestock grazing, is the region where these changes are experienced the most. This study focused on the problem of decrease in transhumance activity in Ardahan. The aim is to give the current status of transhumance and to determine the causes and consequences of the decline problem. Within the scope of the qualitative research method, interviews were conducted through semi-structured questions with people selected with stratified sampling among the plateau climbers in three districts of Ardahan. The findings were evaluated by content analysis while tables and figures were prepared. The most important finding is that grazing on pastures is experiencing a transition from agricultural management to family livestock farming. This situation is closely related to the shrinkage of pasture areas in the region, the decline of animal husbandry and ultimately rural migration. It is expected that the study will contribute to the literature on regional transhumance, local society and rural settlement geography