OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
Not a member yet
7697 research outputs found
Sort by
Otel İşletmelerinde Gıda İsrafı Üzerine Bir Araştırma: İstanbul Örneği
Amaç – Bu araştırmanın amacı otel işletmelerinde gıda israfının nedenlerini, israfın üretimin hangi aşamasında ve hangi nedenlerle ortaya çıktığını ve bunlara ilişkin alınabilecek tedbirleri ortaya koymaktır. Yöntem – Araştırmada İstanbul’daki 5 yıldızlı otel işletmelerinin yiyecek-içecek departmanı yöneticileri ile görüşme yapılarak işletmelerindeki gıda israfına yönelik durum ve buna yönelik tedbirler araştırılmıştır. Verilerin toplanmasında yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 12 yönetici ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen bulgular Nvivo nitel veri analizi programıyla analiz edilerek, gıda israfının nedenleri ve alınabilecek önlemlere ilişkin tema grupları ve kelime bulutları oluşturulmuştur. Bulgular – Elde edilen bulgulara göre gıda israfının en yoğun olarak mutfak/ön hazırlık aşamasında olduğu, servis türü ve zamanına göre ise açık büfe restoranlarda ve kahvaltıda yaşandığı tespit edilmiştir. Gıda israfının önlenmesine yönelik alınabilecek tedbirlere ilişkin bulgularda ise, satın alma aşamasında ürünlerin ihtiyaç kadar, doluluğa göre ve günlük talepler dikkate alınarak tedarik edilmesi gerektiği öne çıkmaktadır. Ürünleri depolama aşamasında en önemli tedbir olarak “ilk giren ilk çıkar” (FIFO) yöntemi önerilmiş, ön hazırlık sırasında ise yemeklerin standart reçetelere uygun olarak hazırlanması ve personelin bu konudaki bilgisi ve farkındalığının önemi belirtilmiştir. Servis esnasında da yine personelin bilgisi ile iletişim becerisi, porsiyonların azaltılması, menülerin daraltılması, doğru sipariş ve bilgilendirme öne çıkmaktadır. Tartışma – Gıda israfının azaltılması noktasında özellikle personelin eğitimi ve farkındalığının arttırılması ile misafirlerde gıda israfına dikkat çekmek için bilgilendirme notları, dikkat çekici görseller ve uyarıların oldukça önemli olduğu belirtilmiştir. Çalışmanın son bölümünde elde edilen bulgular literatürde yapılan diğer araştırma bulgularıyla karşılaştırılarak tartışılmış ve sonraki araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur
Bazilevič Functions
Bu tezde öncelikle genel kavramlar ile birlikte tezin ilerleyen bölümlerinde kullanılacak bazı tanımlar, teoremler ve alt sınıflar sunulmuştur. Tezin amacı doğrultusunda, önce Bazilevič fonksiyonları ve bu fonksiyonların özel bir durumu olan p-değerli Bazilevič fonksiyonları üzerinde durulmuştur. U açık birim diski içinde Bazilevič fonksiyonları göz önünde bulundurularak, bu disk içinde bazı fonskiyon sınıfları tanıtılmış ve söz konusu sınıflardaki fonksiyonların çeşitli özellikleri incelenmiştir. Bu tez çalışmasının orijinal kısmında A(α, β, γ) ve Ap(α, β, γ) ile gösterilen Bazilevič fonksiyonlarının alt sınıfları tanımlanmış ve bu sınıflara ait temel özellikler ve katsayı eşitsizlikleri elde edilmiştir
International Symposium on Digital Forensics and Security
A software component plagued with bugs is likely to experience both functional and non-functional difficulties, such as usability, performance, and security issues. These bugs can range from improper layouts to system crashes and security vulnerabilities. In this research, we developed a deep learning-based model to classify software bugs based on preceding and corrected code statements. Preprocessing includes extracting features from the Abstract Syntax Tree (AST) by traversing the tree to capture node types and relationships, then encoding the AST into a numerical vector representation for classification. Using AST and padding methods, features are extracted from code statements for use in a Convolutional Neural Network (CNN) model. We proposed a CNN-based model with AST-based feature extraction for large-scale software bug classification and evaluated on 153,652 bug samples from 1,000 GitHub projects. Compared to traditional datasets, this large dataset presents challenges in building accurate prediction models. This model is particularly useful in continuous integration (CI) pipelines, where it can automatically detect problematic code during the build process, helping to identify bugs faster and reduce manual review
Uluslararası Ticarette 100 Yılın Mirası ve Sürdürülebilir Gelecek Vizyonu, Cumhuriyetimizin 100. Yılına İthafen
Cumhuriyetimizin 100. yılı kapsamında, İstanbul Kültür Üniversitesi ile Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) iş birliğinde düzenlenen 1. Dış Ticaret Zirvesi, sürdürülebilirlik odağında uluslararası ticaretin geçmişi ve geleceğini ele alan paneller ve akademik sunumlardan oluşmuştur
Carrying the Leviathan: How Turnpike Roads Contributed to the Rise of State Capacity in England During the Eighteenth Century
This article examines the potential impact of turnpike roads on the English/British state's increasing capacity during the eighteenth century. The literature implicitly suggests that transportation infrastructures impacted state capacities in Europe only after the arrival of railways during the nineteenth century. This study argues that this may not be the case and hypothesizes that the transportation revolution during the eighteenth century, more specifically the turnpike roads in England, could have had a similar impact before the railways. It uses the number of post towns and per capita excise tax revenues as proxies of state capacity and empirically tests whether the spread of turnpike roads impacted them. Estimation results of two different (2SLS panel and time-series error correction) models show that the diffusion of turnpike roads positively influenced the state capacity in England. They increased the presence of the state and improved its monitoring abilities by enabling better transportation of state officials in their circuits and by reducing journey times between the capital and provinces. These results show that transportation infrastructure was already one of the determinants of state capacity before the railways in England, and turnpike roads were influential not just in economic but also in political development
Molecular Docking and Molecular Dynamics Analyses of Pazopanib with VEGF Receptors
Objective: The antineoplastic agent Pazopanib is effective for treating renal cell cancer and soft tissue sarcoma. The aim of this study was to elucidate the anticancer mechanism of Pazopanib by exploring its molecular interactions with vascular endothelial growth factor receptors (VEGFRs). For this purpose, the most stable structure was determined, and molecular docking and molecular dynamics calculations of Pazopanib with VEGFR1 and VEGFR2 receptors were performed. Materials and Methods: Conformational analysis of Pazopanib was performed using VegaZZ software. Pazopanib was docked to the active sites of the VEGFR1 and VEGR2 receptors (PDB IDs: 3HNG; 3VHE) using Autodock Vina software. The molecular dynamics (MD) simulations were carried out using the YASARA v22.9.24 program with the AMBER14 force field. The anticancer, antibacterial, antifungal, and antiviral activities of the compounds were predicted using PaccMann, AntiBac-Pred, AntiFun-Pred, and AntiVir-Pred. Results: The molecular docking analysis of the Pazopanib molecule with the VEGFR1 and VEGFR2 receptors revealed a strong binding affinity of the investigated molecule towards the targets. The MD simulations, performed for Pazopanib-VEGFR1 and Pazopanib-VEGFR2 complexes showed that each docking complex and intermolecular interactions were stable throughout the simulations. Conclusion: Molecular docking simulations revealed a strong binding affinity of Pazopanib towards VEGFR1 (-8.6 kcal/mol) and VEGFR2 (-9.9 kcal/mol), indicating its efficacy in cancer treatment. During the 40-ns MD simulation of the Pazopanib-3hng and Pazopanib-3vhe complexes, we validated the stability of Pazopanib in the active sites of the receptors. The predicted anticancer, antibacterial, antifungal, and antiviral activities of Pazopanib revealed its versatile bioactivity
Dijital Eğitimde Süreç Madenciliği ve Makine Öğrenmesi: LMS Verileri İle Öğrenci Davranış Modelleri ve Akademik Performans Tahmini
Doktora tezi.COVID-19 pandemisi, dijital eğitim platformlarının, özellikle Öğrenme Yönetim Sistemleri'nin (LMS), kullanımını önemli ölçüde artırmıştır. Pandemi süresince uzaktan eğitim yöntemlerine olan talep hızla yükselmiş, bu da eğitim sistemlerinin dijital dönüşümünü hızlandırmıştır. Araştırmalar, pandemi sırasında öğrencilerin çevrimiçi öğrenme platformlarındaki etkinliklerinin arttığını ve bu değişimin eğitim süreçlerinin dijital platformlar üzerinden yürütülmesinde kritik bir rol oynadığını göstermektedir (Fitriani, 2020). Bu bağlamda, öğrenci davranışlarının daha iyi anlaşılması ve bu davranışların akademik başarı üzerindeki etkilerinin incelenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, LMS sistemlerinde öğrencilerin davranışlarını analiz etmek ve akademik performanslarını tahmin eden bir model geliştirmektir. Çalışmada süreç madenciliği teknikleri kullanılarak öğrenci aktivitelerinden anlamlı süreç modelleri çıkarılacak, ardından makine öğrenmesi algoritmaları ile bu süreçler akademik başarıyla ilişkilendirilerek tahmin yapılacaktır. LMS sistemlerinde biriken büyük hacimli veri setleri, süreç madenciliği sayesinde öğrenci davranışlarındaki eğilimlerin tespit edilmesi için güçlü bir kaynak oluşturmaktadır. Bu araştırma, öğrenci davranışlarının yalnızca bireysel etkinlikler üzerinden değil, süreç odaklı bir yaklaşımla analiz edilmesini önerir. Süreç madenciliği ve makine öğrenmesi teknikleri, öğrencilerin öğrenme stratejilerini daha iyi anlamamıza yardımcı olurken, akademik başarıyı etkileyen kritik faktörlerin belirlenmesine olanak sağlayacaktır. Bu sayede, öğrenme yönetim sistemleri daha verimli hale getirilebilir ve öğrenci performansını artırmaya yönelik kişiselleştirilmiş eğitim stratejileri geliştirilebilir
An Investigation on the Vibrational Analysis, Molecular Structure and Interaction With the Cellulase Enzymes of the Cellulose I Alpha and Cellulose I Beta: Dft Calculations, Docking Simulations
Molecular docking is one of the most widely used techniques for simulating molecular interactions between molecules and forecasting the mode of binding and affinities between them. Due to the presence of structure-function relationship, in this study firstly, the molecular structures of the cellulose I(alpha) and I(beta) molecules were optimized and their most stable structures were determined by density functional theory (DFT) using B3LYP method with 6-31G(d,p) basis set. The vibrational wavenumbers of 1-ring, 2-ring, 3-ring, and 4-ring structures of cellulose I(alpha) and I(beta) were calculated using the same level of theory. Reliable vibrational assignments were made based on potential energy distribution (PED %) of the vibrational modes. The energy gap (Eg = ELUMO - EHOMO) of the cellulose Iα and cellulose Iβ was found to be 8.286 eV and 7.965 eV, respectively. To identify the molecular interactions between cellulose Iα and Iβ ligands and the cellulase enzymes, molecular docking studies were performed. The molecular docking results revealed the strong interaction of the cellulose Iα and Iβ with Endoglucanase enzyme (-6.4 and -6.3 kcal/mol, respectively), enzyme β-glucosidase (-5.3 and -5.2 kcal/mol, respectively), and Exoglucanase enzyme (-6.1 and -6.2 kcal/mol, respectively)
Yenilenebilir ve Döngüsel Ekonominin Türkiye Dış Ticaret Potansiyeline Etkisi
Bu tez yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi prensiplerinin Türkiye'nin dış ticaret potansiyeline etkilerini incelemektedir. Geleneksel lineer ekonomik modelin çevresel ve ekonomik sürdürülemezlik sorunlarına çözüm olarak önerilen döngüsel ekonomi kaynakların verimli kullanımı ve atık yönetimi gibi sürdürülebilir uygulamalara dayanmaktadır. Avrupa Birliği'nin Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ve Yeşil Mutabakat çerçevesinde ortaya konulan politikalar, Türkiye'nin uluslararası ticarette rekabet gücünü artırma potansiyeline sahiptir. Çalışmada Türkiye'nin dış ticaret performansı, enerji tüketimi ve çevresel göstergeleri arasındaki ilişki ekonometrik analiz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Bu kapsamda değişkenlerin durağan olup olmadığını belirlemek amacıyla ADF Birim Kök Testi uygulanmıştır. Uzun dönemli ilişkiyi analiz etmek için Johansen Eşbütünleşme Testi kullanılarak enerji tüketimi, dış ticaret ve sera gazı emisyonları arasındaki bağlantılar incelenmiştir. Ayrıca Granger Nedensellik Testi ile döngüsel ekonomi politikalarının dış ticaret performansına etkileri değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, yenilenebilir enerji kullanımının dış ticaret üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymuş ve Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artırabilecek çevre dostu stratejilere uyum sağlamasının önemini vurgulamıştır. Tez, Türkiye'nin sürdürülebilir dış ticaret politikaları geliştirmesine yönelik kapsamlı öneriler sunarak ekonomik büyüme ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki dengeyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır
Examination of the Relationship Between Gender Perception and Self-Esteem with Aging Anxiety
Bu çalışmanın amacı toplumsal cinsiyet algısı ve benlik saygısı ile yaşlanma kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini 2023 yılı mayıs-eylül tarihleri arasında gönüllü olarak çalışmaya katılan 18-65 yaş 410 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılara Sosyo–Demografik Bilgi Formu, Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği (TCAÖ), İki Boyutlu Benlik Saygısı Ölçeği (İBBSÖ) ve İlişkisel Yaşlanma Kaygısı Ölçeği (İYKÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS – 25 istatistik programıyla analiz edilmiş olup veriler normal dağılım gösterdiği için değişkenler arası ilişkiye Pearson Korelasyonu ile bakılmıştır. Değişkenler arası yordayıcılık analizlerinde ise çoklu doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgularda benlik saygısı total puanı ile ilişkisel yaşlanma kaygısı, kişisel içselleştirilmiş yaşlanma kaygısı ve yaşlılara karşı kolektif yakınlık puanları arasında negatif yönlü ilişki olduğu görülmüştür. Katılımcıların toplumsal cinsiyet algısı ile kişisel içselleştirilmiş yaşlanma kaygısı ve ilişkisel yaşlanma kaygısı puanları arasında bir ilişki tespit edilmemiş yaşlılara karşı kolektif yakınlık puanları arasında ise pozitif yönlü zayıf bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca toplumsal cinsiyet algısı ve benlik saygısı puanlarının kişisel içselleştirilmiş yaşlanma kaygısı, ilişkisel yaşlanma kaygısı ve yaşlılara karşı kolektif yakınlık puanlarını bütün olarak yordadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular ilgili literatür ile tartışılmıştır. Çalışmanın bulgularının, bireylerin yaşlanmaya yönelik kaygılarını daha iyi anlamaya, toplumsal cinsiyetin ve benlik saygısının bu süreçteki etkilerini açıklamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir