Marmara University

Marmara University Open Access System
Not a member yet
    87504 research outputs found

    Investigation of the root canal morphology of primary molar teeth with cone beam computed tomography and clearing method

    No full text
    Amaç: Başarılı bir kanal tedavisinin ön koşulu kök kanal morfolojisi hakkında kapsamlı bilgi sahibi olmaktır. Bu çalışmanın amacı, süt azı dişlerinin kök kanal morfolojisinin değerlendirilmesinde kullanılan konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile altın standart şeffaflaştırma yöntemini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Toplam 80 süt azı dişi, her biri 20 diş içeren dört gruba ayrıldı (n=20): 1.grup= alt birinci süt azı, 2.grup= alt ikinci süt azı, 3.grup= üst birinci süt azı, 4.grup= üst ikinci süt azı. Dişler önce KIBT cihazıyla tarandı, ardından şeffaflaştırma işlemine tabi tutuldu. Kök sayısı, Vertucci sınıflamasına göre kök kanal tipi ve aksesuar kanalların yeri ve sayısı incelendi. Her iki yöntemle elde edilen bulgular arasındaki uyum, kappa katsayısı ve Windows için SPSS 22,0 yazılımı kullanılarak ki-kare testiyle değerlendirildi. Bulgular: Alt birinci ve ikinci süt azı dişlerinin tamamı iki köklü bulundu. Üst süt azı dişlerinde distobukkal ve palatinal kökler arasında %65 oranında füzyon saptandı. Mezial kök kanallarında en sık rastlanan kök kanal tipi Tip IV ve I, distal kanallarda Tip V ve I, palatinal kanallarda ise Tip I olarak bulundu. İki yöntem arasındaki uyum mezial, distal ve palatinal kanallarda anlamlı bulundu (p = 0,001). Aksesuar kanallar genellikle mezial kanallarda ve furkasyon bölgelerinde gözlemlendi. Aksesuar kanalların tespitinde her iki yöntem arasındaki uyum istatistiksel olarak değerlendirildi ve mezial, distal, palatinal kanallar ve furkasyon bölgelerinde yüksek uyum bulundu (p = 0,001). Sonuç: Çalışmamız, süt azı dişlerinin kök kanal morfolojisinde geniş varyasyonlar bulunduğunu ve aksesuar kanal yaygınlığını belirgin şekilde ortaya koymuştur. KIBT ile elde edilen sonuçların, altın standart şeffaflaştırma tekniği ile benzer doğrulukta olduğu gözlemlenmiştir. KIBT'nin klinik uygulamalardaki kullanımı giderek artmaktadır. Çalışmamızdan elde edilen bulgular, KIBT'nin kök kanal morfolojisini değerlendirmedeki etkinliğini ve bu sayede teşhis ve tedavideki başarısını vurgulamakta, hastaların tedavi sonuçlarının başarısına katkı sağlamaktadır.Objective: Understanding root canal morphology is crucial for successful endodontic treatment. This study compared cone beam computed tomography (CBCT) and the clearing technique in assessing the root canal morphology of human primary molars. Materials and Methods: Eighty extracted primary molars were divided into four groups (n=20): Group I=mandibular first, Group II=mandibular second, Group III=maxillary first, Group IV=maxillary second. CBCT images were captured before the clearing technique. The number of roots, root canal types according to Vertucci’s classification, and accessory canals were evaluated. Findings from both techniques were compared, and the agreement was evaluated using the kappa coefficient and chi-square (χ2) test with SPSS 22,0 software. Results: Mandibular primary molars had 100% two roots, while maxillary primary molars had two roots with a 65% fusion rate between distobuccal and palatinal roots. Root canal configurations varied; Type IV and I were most common in mesial canals, Type V and I in distal canals, and Type I in palatinal canals. Significant agreement was found between CBCT and the clearing technique in mesial, distal, and palatinal root canals (p = 0,001). Accessory canals were most frequently observed in mesial canals and furcation areas. Significant agreement between CBCT and the clearing technique was also noted in detecting accessory canals in mesial, distal, palatinal canals, and furcation areas of primary molars (p = 0,001). Conclusion: The study revealed significant variations in the root canal morphology of primary molars and emphasized accessory canal prevalence. CBCT demonstrated comparable accuracy to the clearing technique, suggesting its increasing role in clinical practice. These findings underscore CBCT's effectiveness in evaluating root canal morphology, enhancing diagnostic precision, and improving treatment success

    Çok Hastalarda Süt Mandibular Molar Diş Çekimlerinde Ağrı Kontrolü İçin İnferior Alveolar Sinir Bloğu ve İnfiltrasyon Anestezisi Tekniklerinin Karşılaştırılması

    No full text
    Amaç: Bu çalışma, çocuk hastalarda süt mandibular molar diş çekimleri sırasında ağrıyı yönetmede inferior alveolar sinir bloğu (IASB) ve bukkal infiltrasyon anestezisinin etkinliğini karşılaştırmayı amaçladı. Gereç ve Yöntemler: Bu prospektif gözlemsel çalışma Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde, rutin süt molar diş çekimi için sevk edilen çocukları kapsıyordu. Katılımcılar IASB ve infiltrasyon anestezi gruplarına ayrıldı. Çalışmanın birincil sonuç ölçütü, görsel analog skala (VAS) kullanılarak ölçülen ağrı şiddetiydi. Bu çalışmanın kovaryantları anestezi grubu, kalan diş kökü uzunluğu ve rezorpsiyon evresiydi. Tanımlayıcı istatistikler demografik ve klinik özellikleri özetledi. Mann-Whitney ve Kruskal-Wallis testleri, gruplar ve rezorpsiyon evreleri arasındaki VAS skorlarını karşılaştırırken, Pearson korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri, ağrı şiddetinin ilişkilerini ve belirleyicilerini değerlendirdi. Sonuçlar: Katılımcıların ortalama yaşı 8.3 yıl (SD = 1.8) idi. Cinsiyetler, anestezi grupları veya rezorpsiyon evreleri arasında VAS skorlarında anlamlı bir fark bulunmadı. Korelasyon analizi, ağrı şiddeti ile kalan diş köklerinin yüzdesi arasında anlamlı bir ilişki göstermedi. Çoklu doğrusal regresyon analizi, hiçbir belirleyicinin ağrı şiddetini anlamlı şekilde açıklayamadığını gösterdi. Sonuç: İnfiltrasyon anestezisi, çocuklarda süt mandibular molar diş çekimleri sırasında ağrıyı yönetmede en az IASB kadar etkilidir. Bulgular, daha basit uygulanabilirliği ve daha az komplikasyonları göz önüne alındığında, bukkal infiltrasyon anestezisinin IASB'na geçerli bir alternatif olarak kullanılabileceğini desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: İnfiltrasyon anestezisi, rejyonal anestezi, mandibular sinir, süt dişiObjectives: This study aimed to compare the effectiveness of inferior alveolar nerve block (IANB) and infiltration anesthesia in managing pain during primary mandibular molar extractions in pediatric patients. Materials and Methods: This prospective observational study at the Marmara University Faculty of Dentistry included children referred for routine primary molar tooth extraction. Participants were divided into two groups: the IANB group and the infiltration anesthesia group. The primary outcome measure was pain severity, which was measured using the visual analog scale (VAS). The covariates for this study were anesthesia group, remaining tooth root length, and the stage of resorption. Descriptive statistics summarized demographic and clinical characteristics. Mann‒Whitney and Kruskal‒Wallis tests compared VAS scores between groups and resorption stages, while Pearson correlation and multiple linear regression analyses evaluated relationships and predictors of pain severity. Results: The mean age of participants was 8.3 years (SD = 1.8). No significant differences in VAS scores were found between genders, anesthesia groups, or resorption stages. Correlation analysis showed no significant relationship between pain severity and the percentage of remaining tooth roots. Multiple linear regression indicated that none of the predictors significantly affected pain severity. Conclusions: Infiltration anesthesia is at least as effective as IANB for managing pain during primary mandibular molar extraction in children. The findings support the potential use of infiltration anesthesia as a viable alternative to IANB, given its simpler application and fewer complications. Keywords: Infiltration anesthesia, regional anesthesia, mandibular nerve, primary toot

    “Doğu Avrasya bozkırlarının göçebe sanatı” sergisinden seçilmiş kemer toka tasarımları (Metropolitan Sanat Müzesi)

    No full text
    Avrasya kıtasının bozkır bölgesi, en eski çağlardan beri Avrasya tarihinde oldukça önemli bir rol oynamıştır. Bu geniş bozkır topraklarındaki erken dönem göçebe ve yarı göçebe halkların, sanatı, kültür ve yaşam tarzları hakkında bilgi vermekte olan eserler içerisinde, oldukça önemli bir yeri olan nesneler kemer tokalarıdır. Bozkır sanatı, binlerce yıldır göçebe yaşam tarzının var olduğu geniş Avrasya bozkır topraklarında kendini göstermektedir. Tezimiz; “Doğu Avrasya Bozkırlarının Göçebe Sanatı” sergisinden seçilmiş, MÖ 6. yüzyıl ile MS 2. yüzyıl aralığında olan kemer tokalarından, 70 eseri kapsamaktadır. Bu eserlerin, tasarım özellikleri ile figürlerin değerlendirilmesi ve çizimleri yapılmış, tarihi ve menşei bağlamında bilgiler verilerek ortak bir sanat üslubunun varlığına dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Çoğunluklu olarak Hun Konfederasyonu dönemine denk gelen bu eserler, en belirgin tasarım özellikleri olduğu gibi Türk Sanatı’nın da önemli üslubu olan, hayvan üslubu kapsamında, hayvan mücadele sahnelerini barındırmaktadır. Kemer tokalarının, bölge ve tarihlendikleri dönem ile birlikte tasarım özellikleri de tespit edilerek bu kültürel ortaklık vurgulanmıştır. Yüksek stilizasyonun hakim olduğu, göçebe halkların üzerlerinde taşıdıkları bu küçük ölçülerdeki anlatı sahneleri, bozkır sanatının en dikkate değer parçaları olarak günümüze kadar ulaşmıştır.The steppe region of the Eurasian continent has played an important role in the history of Eurasia since the earliest times. Among the artifacts that provide information about the art, culture and lifestyle of the early nomadic and semi-nomadic peoples of this vast steppe land, belt buckles are very important objects. Steppe art manifests itself in the vast Eurasian steppe lands where the nomadic lifestyle has existed for thousands of years. Our thesis covers 70 artifacts selected from the Nomadic Art of the Eastern Eurasian Steppes exhibition, including belt buckles dating from the 6th century BC to the 2nd century AD. The evaluation and drawings of the design features and figures of these artifacts have been made, and the existence of a common artistic style has been tried to draw attention to the existence of a common art style by giving information in the context of history and origin. These artifacts, which mostly coincide with the Hun Confederation period, contain animal struggle scenes within the scope of the animal style, which is an important style of Turkish Art, as well as the most prominent design features. This cultural commonality was emphasized by identifying the design features of the belt buckles along with the region and period of dating. These small-scale narrative scenes carried by nomadic peoples with high stylization have survived to the present day as the most remarkable pieces of steppe art

    Design and development of antitubercular enzyme inhibitor heterocyclic compounds

    No full text
    Amaç: Bu tez kapsamında tüberküloz (TB) hastalığına yol açan Mycobacterium tuberculosis’in yağ asit sentaz II (FAS-II) yolağı üzerinde bulunan enoil-açil taşıyıcı protein redüktaz (InhA) enzimini inhibe etmesi muhtemel yeni moleküllerin tasarlanması, sentezlenmesi ve in vitro aktivite deneylerinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kombinatoryel kimya teknikleri ile üretilen ve yaklaşık 15 000 molekül içeren in-house veri bankası, 5 farklı InhA kristal yapısına karşı valide edilmiş yöntemlerle taranmıştır. Elde edilen sonuçlar hem skor hem de poz açısından değerlendirilmiştir. Seçilen pozlar için 250 ns uzunluğunda MD simülasyonlar gerçekleştirilmiştir. Sonuçta 2,5-disübstitüe 1,3-tiyazolidin-4-on yapılı 23 adet bileşik sentezlenmiş, saflaştırılmış ve yapıları aydınlatılmıştır. Elde edilen bileşiklerin minimum inhibitör konsantrasyonları (MİK) Alamar Blue yöntemi ile belirlenmiştir. InhA enzimine karşı inhibisyon deneyleri yapılmıştır. Bulgular: Her bir MD simülasyonun zamana karşı RMSD değerleri hesaplanmış, protein-ligand etkileşim histogramları ve iki boyutlu etkileşim grafikleri oluşturulmuştur. Bu çalışmalar ışığında önerilen 23 adet bileşik sentezlenmiştir. Sentezi tamamlanan bileşiklerin yapı aydınlatmaları 1H-NMR, 13C-NMR, HMBC, HSQC, IR, elemental analiz ve kütle spektroskopisinden yararlanılarak yapılmıştır. Saflık kontrolleri ise ince tabaka kromatografisi (İTK) ve yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (YBSK) çalışmaları ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen tüm bileşiklerin Mycobacterium tuberculosis’e karşı MİK (µg/ mL) değerleri ve aynı zamanda 12 adet bileşiğin InhA enziminde gösterdiği inhibisyon yüzdeleri belirlenmiştir. Sonuç: Sanal tarama çalışmaları ve MD simülasyonları yardımıyla seçilen 23 adet 2,5-disübstitüe 1,3-tiyazolidin-4-on yapılı bileşik sentezlenmiş ve yapıları aydınlatılmıştır. Bileşik 12 ve 22 için MİK değeri 6.25 µg/ mL olarak hesaplanmıştır. Bileşik 3 ve 17 MtInhA enzimine karşı sırasıyla %51 ve %39 inhibisyon göstermiştir.Objective: Within the scope of this thesis, it is aimed to design, synthesize and carry out in vitro activity experiments of new molecules that are likely to inhibit the enoyl-acyl carrier protein reductase (InhA) enzyme on the fatty acid synthase II (FAS-II) pathway of Mycobacterium tuberculosis, which causes tuberculosis (TB). Materials and Methods: The in-house database, produced by combinatorial chemistry techniques and containing approximately 15 000 molecules, was screened with validated methods against 5 different InhA crystal structures. The results obtained were evaluated in terms of both score and pose. Then, 250 ns long MD simulations were performed for the selected poses. As a result, 23 compounds with the structure of 2,5-disubstituted 1,3-thiazolidin-4-one were synthesized, purified, and their structures were elucidated. Minimum inhibitory concentrations (MIC) of the obtained compounds were determined by the Alamar Blue method. Inhibition experiments were performed against the InhA enzyme. Results: RMSD values of each MD simulation versus time were calculated, protein-ligand interaction histograms and two-dimensional interaction graphs were created. In the light of these studies, 23 suggested compounds were synthesized. The structure elucidation of the synthesized compounds was made using 1H-NMR, 13C-NMR, HMBC, HSQC, IR, elemental analysis and mass spectroscopy. Purity controls were carried out by thin layer chromatography (TLC) and high pressure liquid chromatography (HPLC). MIC (µg/ mL) values of all the compounds obtained against Mycobacterium tuberculosis and also the inhibition percentages of 12 compounds against the InhA enzyme were determined. Conclusion: With the help of virtual screening studies and MD simulations, 23 selected 2,5-disubstituted 1,3-thiazolidin-4-one compounds were synthesized and their structures were elucidated. The MIC value for compounds 12 and 22 was calculated as 6.25 µg/ mL. Compounds 3 and 17 showed 51% and 39% inhibition against MtInhA enzyme, respectively

    Production and antioxidant activity of electrospun polylactic acid (pla) nanofibrous mats containing naringenin (nar) for potential wound healing applications

    No full text
    In tissue engineering applications, the use of natural compounds without undesired side effects is highly preferred compared to chemical drugs. Flavonoids, polyphenolic compounds distributed widely in plant-based foods, exert diverse biological effects in cultured cells and in vivo. Flavonoids exhibit anti-inflammatory, antioxidant, anti-mutagenic, anti-cancerous, antiproliferative, and proapoptotic activities, enzyme modulating activities with minimal toxicity issues. Naringenin (4′,5,7-trihydroxyflavanone) (NAR) is a flavonoid belonging to the class flavanone, predominantly found in grape fruit, bitter orange, and other citrus fruits. It has very prominent pharmacological actions like antitumor, vasoprotective, antihypertension, antiviral, and dantishockactions. As NAR can scavenge reactive oxygen species, its use in wound dressing studies is increasing. In recent years, many studies have been carried out to produce nanofibrous materials by the electrospinning method. Electrospun nanofibers have very large surface areas, controllable pore sizes, and tunable drug release profiles. Several biocompatible polymers with excellent biocompatibility and biodegradability including polylactic acid (PLA) have been widely used for the synthesis of nanofibers using the electrospun technique. In this study, nanofibers were obtained by adding NAR at different concentrations into PLA by electrospinning technique. Morphological (Scanning electron microscopy, SEM), molecular interaction (Fourier transform infrared spectroscopy, FT-IR), thermal analysis (Differential scanning calorimetry, DSC), antioxidant activity, and physical analysis were carried out after the production process. Meanwhile, the PLA nanofibers showed the largest swelling value of 220% after immersion in phosphate buffer saline (PBS) solution for 10 days. Overall, this study demonstrates that our PLA/NAR nanofiber mats are attractive candidates for wound dressing material research and application

    The moderating role of psychological resilience on the relations of self leadership and collaborative climate with affective commitment

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, çalışanların öz liderlik düzeyi ve örgütteki işbirliği ikliminin çalışanların duygusal bağlılıkları ile ilişkisini incelemek ve psikolojik sağlamlığın bu ilişkideki düzenleyici rolünü değerlendirmektir. Araştırmanın evreni Türkiye’de özel ve kamu sektörlerinde görev yapan çalışanlar olup örneklem grubunu kimya, eğitim, finans, sağlık, teknoloji ürünleri, danışmanlık gibi sektörlerde çalışan mavi yaka ve beyaz yakalı katılımcılar oluşturmaktadır. Nicel araştırma deseni araştırmanın yöntemidir. Veriler ise anketlerden faydalanılarak toplanmıştır. Anketlere, 2023 Eylül ayı ile 2023 Kasım ayı arasında toplamda 232 katılımcı yanıt vermiştir. Katılımcıların tümü ankette yer alan soruların hepsine yanıt vererek anketi tamamlamıştır. Verilerin analizinde hata payını en aza indirmek ve verileri en doğru şekilde analiz etmek amacıyla SPSS ve Hayes programları kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda duygusal bağlılık ve öz-liderlik arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. (r=.28, p< .01). Aynı zamanda duygusal bağlılık ve işbirliği iklimi arasında ise pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. (r=.59, p< .01). Böylece, uygulanan hipotez testleri sonucunda öz-liderlik ve örgütteki işbirliği ikliminin duygusal bağlılık ile anlamlı ve olumlu yönde ilişkilere sahip olduğu görülmüştür. Bununla birlikte psikolojik dayanıklılık algısının öz-liderlik ve duygusal bağlılık arasındaki ilişkide düzenleyici bir role sahip olduğu, ancak işbirliği ikliminin duygusal bağlılık ile ilişkisinde anlamlı bir düzenleyici etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Böylece araştırmanın ilk 3 hipotezi desteklenmiş, 4. hipotezi ise desteklenmemiştir. Bununla birlikte, katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum, ve iş deneyimi arasındaki farklılıkları belirlemek amacıyla veriler üzerinde t- testleri ve ANOVA testleri uygulanmış, katılımcıların farklılık gösterdiği konular irdelenmiştir.The aim of the present study is to investigate the relationship between employees’ level of self-leadership and collaborative climate of organization with perceived affective commitment and to determine the moderating role of employees’ levels of psychological resilience on the proposed relationships. The population of research is employees working in the public and private sectors in Turkey, and the sample group consists of blue and white-collar employees working in sectors such as chemistry, education, finance, health, technology products and consulting. The quantitative research method was used in this study. The data was collected by using surveys. A total of 232 participants responded to the surveys between September 2023 and November 2023. All participants completed the survey by answering all of the questions in the survey. In order to minimize the margin of error in the analysis of the data SPSS and Hayes programs were used. As result of the analysis, it was revealed that there is positive and statistically significant relationship between affective commitment and self-leadership. (r=.28, p< .01). At the same time, it was revealed that there was positive and statistically significant relationship between affective commitment and collaborative climate. (r=.59, p< .01). As a result of the applied hypothesis tests, it was observed that self-leadership and collaborative organizational climate have significant and positive relationships with affective commitment. However, it was determined that the perception of psychological resilience had a moderating role on the relationship between self-leadership and affective commitment, but did not have a significant moderating role on the relationship between collaborative organizational climate and affective commitment. Accordingly, the first three hypotheses of the study were supported, but the fourth hypothesis was not supported. To determine the differences between the participants' age, gender, education level, marital status, and work experience, t-tests and ANOVA tests were applied on the data, and examined the themes in which participants differed

    Research and analysis of Kopruluzade Abdullah Pasha's work named “al-Ifade al-mukni‘a fi qiraat al-aimme al-arba‘a”

    No full text
    Bu çalışmanın amacı şâz kıraatler alanında Köprülüzâde Ebû Nâile Abdullah Paşa’nın kaleme aldığı el-İfâdetü’l-mukni‘a fî kırâ’âti’l-e’immeti’l-erba‘a isimli eserin tanıtımı, tahlîli ve tahkîkidir. Müellif Abdullah Paşa, İbn Muhaysın el-Mekkî, A‘meş el-Kûfî, Hasan-ı Basrî ve Yahyâ el-Yezîdî kıraatlerini bu kapsamda ele alarak tanıtmış ve değerlendirmiştir. Çalışma üç bölüm olarak planlanmıştır. Birinci bölümde kıraat ilmi ile ilgili genel bilgilere yer verildikten sonra şâz kıraatler başlığı altında, şâz kıraatlerin kavramsal süreci, hükmü, Kur’an’dan sayılıp sayılmamaları, şâz kıraat imamları, şâz kıraatlere dair eserler, şâz kıraatlerin genel özellikleri, kırâat-ı aşereden ayrılan vecihleri ve Osmanlı döneminde müfredatta yer alması gibi konular ele alınmıştır. İkinci bölümde Köprülüzâde Ebû Nâile Abdullah Paşa’nın hayatı, ilmî şahsiyeti, resmî görevleri, Köprülü ailesinin Osmanlı Devleti’ndeki konumu, sosyal ve ilmî faaliyetleri ve Köprülüler döneminde kıraat ilminin durumu gibi konular kaleme alınmıştır. Yine tezimize konu olan eserin tanıtımı ve tahlîli bu bölümde yapılmış, üçüncü ve son bölüm eserin tahkikli metnine tahsis edilmiştir. Bu çalışma ile Abdullah Paşa’nın, Osmanlı’da şâz kıraatler alanındaki eksikliği görerek kaleme aldığı söz konusu eseri, müellifinin kastına en uygun şekilde kıraat ilmi literatürüne kazandırmak gibi bir sonuç hedeflenmiştir.The aim of this study is the introduction, analysis and investigation of the work named al-Ifade al-mukni‘a fi qıraat al-aimme al-arba‘a, written by Kopruluzade Abu Naile Abdullah Pasha, in the field of shâz recitations. Author Abdullah Pasha introduced and evaluated the recitations of Ibn Muhaysin al-Mekki, A‘mesh el-Kufi, Hasan al-Basri and Yahya el-Yezidi in this context. The study consists of three parts. In the first chapter, after giving general information about the science of recitation, shaz recitations are discussed in terms of their conceptual process, ruling, whether they are considered as part of the Quran or not, their education in the Ottoman Empire, their works, imams, general characteristics of recitations and aspects of the recitations that are derived from the ashara taken. In the second part, subjects such as the life of Kopruluzade Abu Naile Abdullah Pasha, his scientific personality, his official duties, the position of the Koprulu family in the Ottoman Empire, their social and scientific activities, and the state of the science of recitation in the Koprulu Period were written. The introduction and analysis of the work of the author Kopruluzade Abu Naile Abdullah Pasha on the irregular recitations, al-Ifade al-mukni‘a, is made in this section. The third and last section includes the revised text of the work. With this study, it is aimed to bring the work in question to the literature of recitation science in the most appropriate way to the intention of its author, which was written by Abdullah Pasha, seeing the deficiency in the field of shaz recitations in the Ottoman Empire

    Ali B. Hijāzī al-Bayyūmī: biography, sufi order, literature

    No full text
    Ali b. Hicâzî el-Beyyûmî 1696-1769 yılları arasında Mısır’da yaşamış bir sûfidir. Başta tasavvuf olmak üzere fıkıh, hadis ve ilm-i havas alanında günümüze ulaşan bir kısmı matbu bir kısmı yazma 20’den fazla eseri mevcuttur. Eserleri, daha çok vahdet-i vücud merkezli Ekberî-Şazelî geleneğin metinleri üzerine yapılmış şerhlerin derlemesi mahiyetindedir. Seyrüsülûkuna Halvetî-Demirtâşî şeyhi Hüseyin el-Âdilî ed-Demirtâşî’nin (ö. 1178/ 1766) yanında başlamış daha sonra Bedevî-Halebî şeyhi Abdurrahman el-Halebî’ye (ö. ?) intisap ederek sülûkunu tamamlamıştır. Abdurrahman el-Halebî’nin halifesi olarak irşad faaliyetlerine başlayan Beyyûmî, mensubu olduğu Bedevî tarikatının adâp ve erkânında yaptığı birtakım değişikler neticesinde kendi ismiyle anılan Beyyûmiyye’nin pîri olarak kabul edilmiştir. Beyyûmî, irşad faaliyetleri esnasında Mısır’ın yanı sıra Hicaz bölgesine yapmış olduğu seyahatlerle tarikatın etki alanını genişletmiş, Ezher uleması ve Osmanlı Devleti tarafından atanan yerel yöneticilerle sıkı ilişkiler tesis etmiştir. Süreç içerisinde tarikatın şöhreti İstanbul’a kadar ulaşmış, İstanbul’daki birçok tekkede Bedevî tarikatındaki hafif tempolu zikrin çok daha tempolu hâle getirilmesiyle ortaya çıkan Beyyûmî zikri icra edilmiştir. Bununla birlikte pir figürünün ön planda olduğu Beyyûmiyye’deki şeyhlik müessesesi pir Ali el-Beyyûmî’nin vefatının ardından istikrarsız bir şekilde devam etmiştir. Öyle ki XX. Yüzyılın sonlarında, Beyyûmî şeyhlerinden Muhammed Ebû Halîl’in (ö. 1920) torunları tarafından Beyyûmiyye’den bağımsız olarak dedelerine nispet edilen Haliliyye isimli müstakil bir tarikat tesis edilmiştir. Bu çalışma Türkçe literatürde hakkında kapsamlı bilgiler bulunmayan Ali b. Hicâzî el-Beyyûmî’nin; biyografisini, tesis ettiği tarikatı, telif ettiği eserleri ve tasavvufî düşüncesini ele alarak ilgili literatürde var olan boşluğu doldurmaya katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Giriş ve üç bölümden oluşan tezimizin birinci bölümünde Ali b. Hicâzî el-Beyyûmî’nin hayatını birincil ve ikincil kaynakların verdiği bilgiler ışığında; kimliği ve tahsili, sûfi çevre, ilmî ve siyasi muhit, vefatı ve türbesi, mevlid merasimi, kerametleri başlıkları altında, tesis ettiği tarikatı; tarikatın kökeni, âdâb ve erkânı, pirin vefatının ardından tarikatın durumu, Beyyûmiyye’den neş’et eden müstakil bir tarikat olan Halîliyye, Hicaz’da Beyyûmîlik, Sivil sağlık kuruluşları olarak Hicaz’daki Beyyûmî tekkeleri, İstanbul’da Beyyûmîlik başlıkları altında, eserlerini ise Beyyûmî’nin eserlerinin tanıtımı ve Beyyûmî’ye atfedilen eserler başlıkları altında ele alınmıştır. İkinci bölümde, telif ettiği eserler merkeze alınarak tasavvufî düşüncesi ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde ise Beyyûmî’ye ait Risâle fî ma’rifeti ale’t-Tarîkati’d-Demirtâşiyye isimli eserin tenkitli neşri yapılmıştır. Hazırladığımız tezin sonucunda Ali b. Hicâzî el-Beyyûmî’nin biyografisi, tasavvufî düşüncesi, tarikatı ve eserlerinin detaylı bir portresi tasvir edilmeye çalışılmıştır.Ali b. Hijāzī al-Bayyūmī was a Sufi who lived in Egypt between 1696-1769. He is the author of more than 20 works, some printed and some manuscripts, mainly in the fields of Sufism, fiqh, hadith and ilm al-hawas. His works are mostly compilations of commentaries on the texts of the Akbarī-Shazali tradition centered on wahdat al-wujud. He started his Sufism under the Khalwatī sheikh Hussein al-Adilī al-Damirtāshī and then completed his Sufism under the Bedoui sheikh Abdurrahman al-Khalabī. Bayyūmī, who started his activities as the caliph of 'Abd al-Rahman al-Khalabī, was accepted as the pīr of the Bayyūmiyya, which is known by his own name, as a result of some changes he made in the etiquette and manners of the Bedouin order. Bayyūmī expanded the sect's sphere of influence with his travels to the Hijaz region as well as Egypt, and established close relations with the scholars of al-Azhar and local administrators appointed by the Ottoman Empire. In the process, the fame of the order reached Istanbul, and in many tekkes in Istanbul, the Bayyūmī dhikr, which emerged by making the light-paced dhikr of the Bedouin order more brisk, was practiced. However, the institution of sheikhship in the Beyyūmiyya, in which the figure of the pir was at the center, continued in an unstable manner after the death of the pir. As a matter of fact, at the end of the twentieth century, the descendants of Muhammad Abū Khalīl (d. 1920), one of the Bayyūmī sheikhs, established a sect independent of the Bayyūmiyya and named Khalīliyya after their grandfather. In the first part of our thesis, which consists of an introduction and three chapters, al-Bayyūmī's life, his works and the sect he founded are analyzed. In the second chapter, his Sufi thought is presented by focusing on his works. In the third part, two of his works, Risāla fī ma'rifat al-Tarīqat al-Damirtāshiyya have been edited according to the principles of ISAM Guidelines for Edited Editions

    The relationship between Facebook and Tiktok use and social media literacy: Egypt case

    No full text
    Bu çalışmada sosyal medya okuryazarlığı, Facebook ve Tiktok örnekleri üzerinden ele alınmaktadır. TikTok'u bir araştırma konusu olarak ele alan çalışmalar Facebook, Twitter, Instagram vb diğer sitelere kıyasla çok azdır. Bu nedenle çalışma, bir araştırma boşluğunu doldurmayı amaçlamaktadır. Bu araştırma, Facebook ve TikTok'un günümüzdeki büyük popülaritesini açıklamak için sosyal medya kullanıcılarına ve sosyal medyayı kullanma motivasyonlarına ve davranışlarına odaklanmaktadır. Bu aynı zamanda medya okuryazarlığı bağlamında da önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Mısır'da kişilerin bilinçli internet kullanma düzeylerini ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarını belirlemektir. Araştırmada nicel araştırma yönteminden anket tekniği tercih edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik olarak elde edilmek istenen verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılmıştır. Literatür taraması sonucu bir anket geliştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi tesadüfi örneklem yöntemiyle belirlenen, 18-50 yaş aralığındaki bireylerden oluşmaktadır. Çalışmamız 494 örneklem ile gerçekleştirilmiştir. Yaşları 18 ila 50 ve üzere olan Mısırlılardan oluşan bir örneklem üzerinde anket yapılmıştır. Bu anket yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi gibi değişkenler ile sosyal medyaya maruz kalma yoğunluğu ve medya okuryazarlığı becerilerinin arasındaki ilişkiyi araştırmıştır.In this study, social media literacy is discussed through the examples of Facebook and Tiktok. Studies addressing TikTok as a research topic are very few compared to other sites such as Facebook, Twitter, Instagram, etc. Therefore, the study aims to fill a research gap. This research focuses on social media users and their motivations and behaviours in using social media to explain the huge popularity of Facebook and TikTok today. This is also important in the context of media literacy. The aim of this study is to determine the level of conscious internet usage and social media usage habits of people in Egypt. In the research, survey technique was used as one of the quantitative research methods. Questionnaire technique was used to collect the data to be obtained for the purpose of the research. A questionnaire was developed as a result of literature review. The sample of the research consists of individuals between the ages of 18- 50, determined by random sampling method. Our study was carried out with 494 samples. A questionnaire was conducted on a sample of Egyptians between the ages of 18 to 50 and above. This questionnaire investigated the relationship between factors such as age, gender, educational level, and the intensity of exposure to social media and the level of media literacy skills

    Fâik Reşâd'ın Fenn-i İnşâ'sında Osmanlı'da yazışma usûl ve adabı

    No full text
    Bu tezde son dönem Osmanlı müelliflerinden Fâik Reşâd tarafından kaleme alınan “Fenn-i İnşâ” adlı eser incelenmiştir. 1892/ 93’te (1310) Maarif Nezareti ruhsatıyla basılan bu kitap, idadi mekteplerinde dördüncü sene verilmesi planlanan “Fenn-i İnşâ ve Kitâbet” adlı ders için hazırlanmıştır. Eserde metin inşasında amaç, muhteva ve üslup konularında dikkat edilmesi gereken hususlar hem teorik hem de pratik açıdan ortaya koyulmuştur. Bu nedenle eser Türkçe, Osmanlı yazılı kültürü ve zihin dünyası gibi farklı alanlara dair önemli bir kaynak özelliği göstermektedir. Bu eserin literatüre kazandırılmasıyla birlikte idadi mekteplerinde ders kitabı olarak okutulmuş bir kitaptan yola çıkarak son devir Osmanlı yazılı kültürünün genel özellikleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu yapılırken öncelikle metnin tamamı transkribe edilmiş, ardından müellifin hayatı ve eserin Osmanlı inşa literatüründeki yeri müstakil bölümler altında incelenmiştir.In this thesis, the work titled “Fenn-i İnşâ” written by Fâik Reşâd, one of the last period Ottoman authors, is analyzed. This book, which was published in 1892/ 93 (1310) with the license of the Ministry of Education, was prepared for the course titled “Fenn-i İnşâ ve Kitâbet”, which was planned to be given in the fourth year in the idadi schools. In the book, the issues to be considered in text construction in terms of purpose, content and style are put forward both theoretically and practically. For this reason, the work is an important source for different fields such as Turkish, Ottoman written culture and the world of the mind. With the introduction of this work to the literature, an attempt has been made to reveal the general characteristics of the Ottoman written culture of the last period based on a book that was taught as a textbook in idadi schools. In doing so, firstly, the entire text was transcribed, and then the life of the author and the place of the work in the Ottoman construction literature were analyzed under separate sections

    6,188

    full texts

    87,504

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Marmara University Open Access System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇